Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Gizli Soruşturmacı Nedir? (CMK 139)

Gizli soruşturmacı; örgütlü suçlar, silah kaçakçılığı, uyuşturucu madde ticareti vb. suçlara ilişkin yapılan soruşturmada kimliği gizlenerek gerektiğinde örgüt içine sızmak, gözetlemek, izlemek, örgüte ilişkin her türlü araştırmada bulunmak ve örgütün işlediği suçlarla ilgili iz, eser, emare ve delilleri toplamak ve muhafaza altına almakla görevlendirilen kamu görevlisidir (Yön. m.4).

Gizli soruşturmacı “kışkırtıcı ajan” ile karıştırılmakta ise de; gizli soruşturmacı hukuki statüsü nedeniyle kışkırtıcı ajan olarak nitelenemez. Gizli soruşturmacının kışkırtıcı ajandan en önemli farkı, suça azmettirmeye yönelik fiiller icra etmemesidir. Gizli soruşturmacı, görevini icra ederken suç işleyemeyeceği gibi suça dair telkin, teşvik ve tavsiyede de bulunamaz.

Gizli soruşturmacı, 5271 sayılı CMK’nın 139. maddesi ve “Ceza Muhakemesi Kanununda Öngörülen Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi, Gizli Soruşturmacı Ve Teknik Araçlarla İzleme Tedbirlerinin Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik” hükümleri çerçevesinde görevlendirilmektedir.

Gizli Soruşturmacı Görevlendirilmesinin Şartları

Gizli soruşturmacı sadece soruşturma aşamasında görevlendirilebilir. Kovuşturma aşamasında hakim veya mahkeme gizli soruşturmacı görevlendiremez. Gizli soruşturmacı işlenmekte olan suç ile ilgili görevlendirilir. Kolluğun önleyici mahiyetteki tedbirleri kapsamında MİT, Jandarma veya polisin gizli soruşturmacı kullanma yetkisi yoktur.

Gizli soruşturmacı görevlendirilenilmesi için şu şartların bir arada gerçekleşmesi gerekir:

1. Suç Şartı: İşlenmekte olan her suç için gizli soruşturmacı koruma tedbirine başvurulamaz. Gizli soruşturmacı tedbirine şu suçlarla ilgili başvurulabilir:

2. Kuvvetli Şüphe Sebebi Bulunması Şartı: Yukarıda açıklanan suçların işlendiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebepleri bulunmadan gizli soruşturmacı görevlendirilmesi tedbirine başvurulamaz.

3. Başka Yollardan Delil Elde Etme İmkanının Bulunmaması Şartı: Gizli soruşturmacı tedbiri tali nitelikte bir tedbirdir. Soruşturmayı yapan makamın başka yollardan delil elde etmesi mümkünse, gizli soruşturmacı görevlendirilmesi tedbirine başvurulamaz. Örneğin, arama kararı uygulanarak delil elde edilmesi mümkün ise gizli soruşturmacı görevlendirilemez.

4. Görevlendirme Kararı Şartı: Gizli soruşturmacı ancak hakim kararıyla görevlendirilebilir. Savcılığın gizli soruşturmacı görevlendirme yetkisi yoktur. Sadece soruşturma aşamasında başvurulabilecek olan gizli soruşturmacı tedbirine sulh ceza hakimliği tarafından karar verilebilir.

Gizli soruşturmacı kamu görevlileri arasından seçilebilir.Ancak, görevlendirme kararında usulsüzlük bulunması veya görevlendirme kararının olmaması halinde dahi adli kolluk görevlisi olan gizli soruşturmacılar CMK m.160 vd. hükümleri gereği delil toplayabileceğinden tanık olarak dinlenebilirler. Adli kolluk görevlisi olmayan kamu görevlisi gizli soruşturmacıların görevlendirme kararlarında usule aykırılık varsa, Yargıtay’a göre “suçu ve faili belirleme, suçla ilgili delilleri toplama” yetkileri olmadığından toplanan deliller hukuka aykırı kabul edilecektir.

Gizli soruşturmacıların adli kolluk görevlisi olmadığının tespiti halinde “suçu ve faili belirleme, suçla ilgili delilleri toplama” konusunda faaliyette bulunamayacaklarından bu yöntemle elde edilen bilgilerin delil olarak değerlendirilemeyeceği (Y20CD-K.2019/3929).

Gizli Soruşturmacı Görevlendirilmesi Usulü

Cumhuriyet savcısı, gizli soruşturmacı görevlendirilmesine dair koşulların varlığı halinde, doğrudan doğruya veya emrindeki adli kolluk görevlileri tarafından kendisine bildirilen gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin bilgi ve belgeleri de ekleyerek karar vermesi için hâkimden talepte bulunur (Yön. m.23).

Gizli soruşturmacı kullanılmasına ilişkin talep ve kararlarda aşağıdaki hususlar yer alır (Yön. m.24):

  • Soruşturma numarası,
  • Aidiyet numarası,
  • Kararın hangi suçun soruşturulması için istendiği, bu suça ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin neler olduğu,
  • Gizli soruşturmacının araştırmada bulunacağı örgüt veya kişilerle ilgili bilgiler,
  • Başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmadığı hakkındaki açıklama, bilgi veya belgeler.

Verilen karar Cumhuriyet başsavcılığına teslim edilir ve mahkeme kaleminde kalan suretinin gizli tutulması için ilgili hâkim tarafından gerekli tedbir alınır. Söz konusu kararlar tedbir süresince değişik iş kartonuna takılmaz. Tedbirin sona erdiği öğrenildiğinde ilgili kartonuna ilave edilir. Soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin karar ve diğer belgeler ilgili Cumhuriyet başsavcılığında muhafaza edilir.

Gizli Soruşturmacı Görevini Nasıl Yapar?

Soruşturmacı, görevini yerine getirirken suç işleyemez ve görevlendirildiği örgütün işlemekte olduğu suçlardan sorumlu tutulamaz (CMK m.139/5). Örgütün işlediği suçlardan sorumlu tutulmaması için gizli soruşturmacının örgütün suç teşkil eden fiillerine iştirak etmemesi gerekir. Gizli soruşturmacı görevi esnasında işlediği suçlardan cezalandırılır. Örneğin, silahlı örgüt içine sızdıktan sonra bir yerin bombalanmasına bizzat yardım eden gizli soruşturmacı suç faili gibi cezalandırılır.

Gizli soruşturmacı olan adli kolluk görevlisi hiç bir surette “kışkırtıcı ajan” gibi hareket etmemelidir. Soruşturma altında olan suç failinde suç işleme kastı yaratmaya dönük fiillerden kaçınmalı, faili suça azmettirmemelidir.

Soruşturmacının kimliği değiştirilebilir. Bu kimlikle hukukî işlemler yapılabilir. Kimliğin oluşturulması ve devam ettirilmesi için zorunlu olması durumunda gerekli belgeler hazırlanabilir, değiştirilebilir ve kullanılabilir. Soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin karar ve diğer belgeler ilgili Cumhuriyet Başsavcılığında muhafaza edilir. Soruşturmacının kimliği, görevinin sona ermesinden sonra da gizli tutulur (CMK m.139/2-3).

Soruşturmacı, faaliyetlerini izlemekle görevlendirildiği örgüte ilişkin her türlü araştırmada bulunmak ve bu örgütün faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili delilleri toplamakla yükümlüdür (CMK m.139/4).

Soruşturmacı görevlendirilmesi suretiyle elde edilen kişisel bilgiler, görevlendirildiği ceza soruşturması ve kovuşturması dışında kullanılamaz. Suçla bağlantılı olmayan kişisel bilgiler derhâl yok edilir (CMK m.139/6).

Aynı soruşturmayla ilgili olarak birden fazla gizli soruşturmacı görevlendirilebilir. (Yön. m.25)

Gizli soruşturmacı; gerektiğinde örgüte sızmak, gözetlemek, izlemek, örgüte ilişkin her türlü araştırmada bulunmak ve suçlarla ilgili diğer delil, iz, eser ve emareleri toplamakla yükümlüdür. (Yön. m.27/1).

Gizli soruşturmacı görevi sırasında ilgili kolluk birimine gerektikçe rapor verir. Bu raporların ne şekilde verileceği gizli soruşturmacı ve sorumlu kolluk görevlisi tarafından belirlenir. Bu raporlarda gizli soruşturmacının elde ettiği bilgiler ile topladığı delil, iz, eser ve emarelere yer verilir. Düzenlenen rapor kolluk tarafından Cumhuriyet başsavcılığına sunulur. (Yön. m.28)

Yapılmakta olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan ve ancak, CMK m.239’da yer alan suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delil elde edilirse bu delil muhafaza altına alınır ve durum Cumhuriyet başsavcılığına derhâl bildirilir. (Yön.m.30)

Gizli Soruşturmacı Tedbirinin Süresi

Gizli soruşturmacı görevlendirilmesi tedbirinin uygulanması açısından herhangi bir süre sınırlaması yoktur. Hakim tedbiri karar verirken görev süresine dair bir kayıt koyamaz.

Gizli soruşturmacı tedbiri, soruşturmanın amacı ile uyumlu bir süre için uygulanmalıdır. Örneğin, aynı yerde uyuştucu satımına ilişkin delil toplama faaliyeti için yıllarca gizli soruşturmacı kullanılamaz. Çünkü, bir süre uygulanan tedbirle elde edilen bilgiler kullanılarak kolluğun genel araştırma ve delil toplama yetkisi çerçevesinde failler yakalanabilir.

Koruma tedbirleri uygulanırken genel ilkeler olan orantılılık, geçicilik ve dürüst işlem ilkesi dikkate alınarak makul bir süre için gizli soruşturmacı tedbirine başvurulmalıdır.

Gizli Soruşturmacının Topladığı Delillerin Yargılamada Kullanılması

Gizli soruşturmacı, görevi süresinde elde ettiği her türlü delil, bilgi ve belgeyi soruşturma makamı olan savcılığa iletmelidir. Gizli soruşturmacının tuttuğu tutanak, rapor ve diğer kayıtların da soruşturma dosyasına ibraz edilmesi gerekir. Yargılamayı yapan mahkeme bu belge ve delilleri değerlendirerek karar verecektir. Ancak, yargılamada tartışılmayan bir delil hükme esas alınamaz. Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir. (CMK m.217). Bu nedenle, gizli soruşturmacının elde ettiği her türlü delil, düzenlediği tutanak veya rapor mahkeme huzurunda taraflarca tartışılmadıkça hükme esas alınamaz.

Gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin kararları ile gizli soruşturmacılar tarafından yapılan güven alımına ilişkin tutanağın, gizli soruşturmacı raporunun ve sesli kayıt var ise kayıt dökümünün dosya içerisinde bulunmadığı anlaşıldığından, anılan kararların, tutanak ve raporların aslı ya da onaylı örneklerinin denetime olanak verecek şekilde dosya içerisine konularak okunup diyecekleri sorulduktan sonra sanıkların hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırmaya dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması, bozma nedenidir (Y20CD-K.2019/4051).

Gizli soruşturmacı raporunun veya tuttuğu tutanakların sanıklar tarafından kabul edilmemesi halinde gizli soruşturmacının tanık olarak dinlenmesi gerekir. Gizli soruşturmacının dinlenmesi gereken hallerde, beyanı gizli tanık olarak alınabilir. Kimliğinin açığa çıkmaması için gerekli önlemler alınır. Ancak, tarafların soru sorma hakkı güvenceye alınır.

Gizli Soruşturma Yapan Kolluk ile Gizli Soruşturmacının Farkı Nedir?

Gizli soruşturmacı, CMK m.139 hükümleri gereğince görev yapar, gizli soruşturmacı tedbirine şartları oluştuğunda hakim tarafından karar verilir.

Gizli soruşturma yapan kolluk görevlileri ise, CMK m.160 ve devamı maddeleri gereğince kolluğun genel yetkileri kapsamında Cumhuriyet savcısının emirlerini yerine getirir. Cumhuriyet savcısına bilgi verilmeden icra edilen her türlü gizli kolluk faaliyeti hukuka aykırıdır.

Kolluk görevlilerinin, CMK’nun 160 ve devamı maddeleri uyarınca Cumhuriyet savcısının emri doğrultusunda ve genel yetkileri ile görevleri kapsamında, suç ve failini belirlemek ve suçla ilgili delilleri toplamak amacıyla, alıcı rolüne girerek, suça azmettirmeden veya teşvik etmeden sanığın kendisine kadın temin etmesini istemesi mümkündür. Bu durumlarda adli kolluk görevlisinin 5271 sayılı CMK’nun 139. maddesi uyarınca değil, 160 ve devamı maddeleri uyarınca görevlendirilmesi yeterlidir. Gizli görevlinin işlenen veya işlenmek üzere olan suçu ortaya çıkartmak için şüphelilerle temas kurarak suçüstü yakalanmalarını sağlaması Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından da Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine uygun bulunmuştur. (AİHM Ludi/İsviçre) Ancak görevlinin suç işlemeye niyeti olmayan kişileri suç işlemeye teşvik ve azmettirmesi AİHS’nin ihlali olarak kabul edilmiştir. (AİHM Teixeira de Castro/Portekiz) (Y18CD K.2018/7717)

Kolluk, savcılığın yazılı ve acele hallerde sözlü emriyle, suç failini belirlemek ve suç delillerini elde etmek için uygun bir kılığa girerek görev icra edebilir. Örneğin, uyuşturucu satıcısı olan kişinin yakalanması için alıcı kılığına girerek alım-satım ilişkisi kuran kolluk görevlisi “gizli soruşturma yapan kolluk görevlisi”, uyuşturucu satıcısını yakalamak için örgüt içine sızarak güvenlerini kazanıp delil toplayan kolluk görevlisi “gizli soruşturmacı” olan kolluk görevlisidir.

Gizli soruşturmacı kanundaki şartlara uyarak örgüt faaliyeti çerçevesinde veya örgütlü olup olmadığına bakılmaksızın uyuşturucu ticareti suçlarında görev yapan kişilerdir. Somut olayda sanıklara atılı fuhuş suçunun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmemiş olması nedeniyle gizli soruşturmacı görevlendirilmesi mümkün değildir. Ancak bu durum kolluk görevlisinin resmi sıfatını gizleyerek işlenen suçun tespiti, önlenmesi ve delillerin toplanması amacıyla soruşturma yapmasını da engellemeyecek, kolluk görevlisi 5271 sayılı CMK’nun 160 ve devamı maddeleri uyarınca Cumhuriyet savcısının emri doğrultusunda ve genel yetkileri ile görevleri kapsamında, suç ve failini belirlemek ve suçla ilgili delil toplamak için suça azmettirmeden veya teşvik etmeden bilgi toplayabilecektir. Bu durumlarda adli kolluk görevlisinin CMK’nun 139. maddesi gereğince değil, aynı kanunun 160 ve devamı maddeleri uyarınca görevlendirilmesi yeterlidir. Nitekim bu husus Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2018 gün ve 207-96 ile 09.06.2015 gün ve 313-195 sayılı kararları başta olmak üzere pek çok kararında vurgulanmıştır….Kolluk görevlilerinin, sanıkları suça azmettirmeden veya teşvik etmeden, 5271 sayılı CMKnun 160 ve devamı maddeleri uyarınca Cumhuriyet savcısının emri doğrultusunda ve genel yetkileri ile görevleri kapsamında, suçu önlemek, suç ve failini belirlemek için hukuka uygun şekilde delil topladıkları, kolluk tarafından düzenlenen tutanakta CMKnun 139. maddesindeki koruma tedbirine münhasıran kullanılan “gizli soruşturmacı” kavramına yer verilmesinin bu koruma tedbirine başvurulduğu anlamına gelmeyeceği gibi Cumhuriyet savcısı tarafından CMK`nun 160. maddesi uyarınca yapılan görevlendirmeyi de usule aykırı hâle getirmeyeceği ve bu kapsamda sanıklar hakkında toplanan delilleri, sanık … hakkındaki hukuka aykırı şekilde elde edilmiş görüntü kayıtlarını değerlendirme dışında bırakarak karar yerinde gösterip tartışan yerel mahkeme hükmünün, Özel Dairece yapılacak temyiz incelemesinde suçların sübutunu değerlendirme bakımından yasal ve yeterli gerekçeye sahip olduğu kabul edilmelidir.(YCGK-K.2018/319).

Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ve CMK’daki düzenlemeler uyarınca, “gizli soruşturma yapan adli kolluk görevlisi”nin elde ettiği delillerin hukuka uygun kabul edilebilmesi için aşağıda belirtilen koşulların varlığı aranmalıdır (Y18CD-K.2019/11113):

  • Gizli soruşturma yapan adli kolluk görevlisi hiç bir zaman kışkırtıcı ajan gibi hareket etmemeli, önceden failde bulunmayan suç işleme kastı oluşturularak, fail suç işlemeye azmettirilmemeli.

  • CMK’nın 160 ve devamı maddeleri uyarınca Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılan bir görevlendirmenin bulunması gerekir.

  • Kolluk görevlisinin tutanağı delil olarak kabul edildiğinde, diğer delillerle birlikte tutanağa da dayanılıyorsa mutlaka tutanak düzenleyiciler dinlenilmeli, sanığa, tutanak ve düzenleyicilerin anlatımlarına karşı savunma yapma imkanı verilmelidir.

“Gizli soruşturma yapan” kolluk görevlisi veya “gizli soruşturmacı” şüpheliyi suç işlemeye yönlendiremez. Şüphelinin cezasının artması veya hukuki durumunun daha ağırlaşması için bazı fiiller de icra edemez.

Gizli Soruşturmacı ile Teknik Araçla İzleme Tedbirinin Birlikte Uygulanması

Gizli soruşturmacı, faaliyetlerini izlemekle görevlendirildiği örgüte ilişkin her türlü araştırmada bulunmak ve bu örgütün faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili delilleri toplamakla yükümlüdür (CMK m.140). Soruşturmacı araştırma yaparken CMK m.140 gereğinde usulüne uygun alınmış bir “teknik takip kararı” olmadan teknik araçlarla izleme yapamaz. Teknik araçlarla izleme, görüntüleme ve ses alma işlemi gizli soruşturmacı görevlendirilmesine dair karara dayanılarak yapılamaz.

Gizli soruşturmacı, ayrıca CMK m.140 gereği teknik araçlarla izleme kararı alınmadan, şüpheli veya sanığın ses ve görüntü kaydını alırsa alınan kayıtlar hukuka aykırı delil mahiyetinde olacaktır. Hukuka aykırı deliller hükme esas alınamaz (CMK m.217/2).

Gizli Soruşturmacının Korunması

Gizli soruşturmacının korunması, 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu’nun 22. maddesinde düzenlenmiştir. Maddeye göre, Tanık Koruma Kanunu hükümleri gizli soruşturmacılar hakkında da uygulanacaktır.

3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 20. maddesinde, bu kanun çerçevesinde görev yapan kolluk görevlilerinin nasıl korunacağı düzenlenmiştir. Bu kanun kapsamında bir suç ile ilgili görev yapan gizli soruşturmacı hakkında Tanık Koruma Kanunu’na ilişkin tedbirler uygulanabileceği gibi bu kanun hükümleri de uygulanabilir.

Gizli soruşturmacının tanık olarak dinlenmesi halinde CMK m.58/2 hükümleri uygulanır. CMK’nın 58/2 maddesi” “Tanık olarak dinlenecek kişilerin kimliklerinin ortaya çıkması kendileri veya yakınları açısından ağır bir tehlike oluşturacaksa; kimliklerinin saklı tutulması için gerekli önlemler alınır. Kimliği saklı tutulan tanık, tanıklık ettiği olayları hangi sebep ve vesile ile öğrenmiş olduğunu açıklamakla yükümlüdür. Kimliğinin saklı tutulması için, tanığa ait kişisel bilgiler, Cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkeme tarafından muhafaza edilir.” hükmünü içermektedir. Gizli soruşturmacı, bu madde ile Tanık Koruma Kanunu hükümlerine göre tanık olarak dinlenmelidir.

Tanık Koruma Kanunu gereğince gizli soruşturmacı hakkında uygulanabilecek koruma tedbirleri şunlardır (Tanık Koruma Kanunu m.5):

  • Kimlik ve adres bilgilerinin kayda alınarak gizli tutulması ve kendisine yapılacak tebligatlara ilişkin ayrı bir adres tespit edilmesi.

  • Duruşmada hazır bulunma hakkına sahip bulunanlar olmadan dinlenmesi ya da ses veya görüntüsünün değiştirilerek özel ortamda dinlenmesi.

  • Tutuklu veya hükümlü olanların durumlarına uygun ceza infaz kurumu ve tutukevlerine yerleştirilmesi.

  • Fizikî koruma sağlanması.

  • Kimlik ve ilgili diğer bilgi ve belgelerin değiştirilmesi ve düzenlenmesi:

    • Adlî sicil, askerlik, vergi, nüfus, sosyal güvenlik ve benzeri bilgi ve kayıtlarının değiştirilmesi ve düzenlenmesi.
    • Nüfus cüzdanı, sürücü belgesi, pasaport, evlilik cüzdanı, diploma ve her türlü ruhsat gibi resmî belgelerin değiştirilmesi ve düzenlenmesi.
    • Taşınır ve taşınmaz mal varlığıyla ilgili haklarını kullanmasına yönelik işlemlerin yapılması.
  • Geçici olarak geçimini sağlama amacıyla maddî yardımda bulunulması.

  • Çalışan kişinin iş yerinin ya da iş alanının değiştirilmesi veya öğrenim görenin devam etmekte olduğu her türlü eğitim ve öğretim kurumunun değiştirilmesi.

  • Yurt içinde başka bir yerleşim biriminde yaşamasının sağlanması.

  • Uluslararası anlaşmalara ve karşılıklılık ilkesine uygun şekilde, geçici olarak başka bir ülkede yerleştirilmesinin sağlanması.

  • Fizyolojik görünümün estetik cerrahi yoluyla veya estetik cerrahi gerektirmeksizin değiştirilmesi ve buna uygun kimlik bilgilerinin yeniden düzenlenmesi.

Yukarıda yazılı olan tedbirlerden biri veya birkaçı aynı anda uygulanabilir. Bununla birlikte aynı sonuç daha hafif bir tedbir ile elde edilebiliyor ise bu durum da göz önünde tutulur.

Gizli Soruşturmacı Yargıtay Kararları (Örgütlü Suç, Uyuşturucu Ticareti, Silah Kaçakçılığı)


Gizli Soruşturmacının İki Kez Uyuşturucu Madde Satın Alması

Gizli soruşturmacı sivil giyimli kolluk görevlilerinin; sanıktan 11/01/2014, 15/01/2014 ve 08/02/2014 tarihlerinde uyuşturucu madde satın aldıklarının anlaşılması karşısında; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 28.04.2015 tarih, 2014/462 esas, 2015/135 karar ve 2014/848 esas, 2015/136 karar sayılı kararlarında da bahsedildiği üzere; kolluk görevlilerinin gerçek iradesinin uyuşturucu madde satın alma değil, suçu ve failini belirleyecek suç delilini elde etme olduğu,sanıklardan ikinci kez uyuşturucu madde alınmasının ayrıca suç oluşturmayacağı ve gerçek anlamda bir “alım - satım” söz konusu olmadığı, sanıkların hareketlerinin bütünüyle “uyuşturucu maddeyi satışa arzetme” suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sanığın birden fazla uyuşturucu madde sattığı kabul edilerek sanık hakkında zincirleme suçla ilgili TCK. 43. maddesinin uygulanması suretiyle sanığa fazla ceza verilmesi, bozma nedenidir (Yargıtay 20. Ceza Dairesi - Karar : 2019/5153).

Gizli Soruşturmacının Adli Kolluk Görevlisi Olması Zorunluluğu

1-Suçun sübutunun tespiti için sanıktan uyuşturucu madde alma - temin etme eylemini gerçekleştiren gizli soruşturmacılar kolluk görevlisi ise “suçu ve faili belirleme, suçla ilgili delilleri toplama” konusunda faaliyette bulunabileceklerinden, öncelikle gizli soruşturmacıların adli kolluk görevlisi olup olmadığının sorulması, adli kolluk görevlisi ise CMK’nın 139/3. maddesi hükmü de gözetilerek tanık olarak dinlenilip sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

2-Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 28/04/2015 tarih, 2014/462 esas, 2015/135 karar ve 2014/848 esas, 2015/136 karar sayılı kararlarında da bahsedildiği üzere; gizli soruşturmacı tarafından sanıktan birden fazla kez uyuşturucu madde alınmasının, ayrıca suç oluşturmayacağı ve gerçek anlamda bir “alım-satım” söz konusu olmadığı gözetilmeden atılı suçun zincirleme olarak işlendiği kabul edilerek, sanığın cezasının TCK. 43. maddesi ile arttırılması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi, bozma nedenidir (Yargıtay 20 Ceza Dairesi - Karar : 2019/3891).

Gizli Soruşturmacı Raporunun Kabul Edilmemesi

CMK’nın 217. maddesine göre; yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir. Hukuka uygun olmayan delillere dayanılarak sübuta gidilmesi mümkün değildir. Mevcut olayda, gizli soruşturmacılar tarafından düzenlenen raporu ve atılı suçu sanıkların kabul etmemesi karşısında, gizli soruşturmacının aynı zamanda kolluk görevlisi olması halinde görevlinin “suçu ve failini belirleme, suçla ilgili delilleri toplama” konusundaki genel görevi kapsamında, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmese de, uyuşturucu ticareti yapma suçu ile ilgili olarak delil toplayabileceği, gizli soruşturmacıların kolluk görevlisi olup olmadıklarının tespiti ile kolluk görevlisi iseler tanık olarak dinlenmeleri ve 11.10.2011 tarihli olayda ise, gizli soruşturmacıya uyuşturucu maddeyi teslim eden açık kimlik ve adres bilgileri tespit edilmeyen x şahsın söz konusu uyuşturucu maddeyi aldığı kişinin sanık … olup olmadığı hususunda kolluk görevlilerine teşhis işlemi yaptırılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumlarının değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken eksik araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulması, (Yargıtay 20. Ceza Dairesi - Karar : 2019/4155).

Kolluk Görevlisi Polis/Jandarma ile Gizli Soruşturmacının Farkı

Kolluk görevlilerinin, CMK’nun 160 ve devamı maddeleri uyarınca Cumhuriyet savcısının emri doğrultusunda ve genel yetkileri ile görevleri kapsamında, suç ve failini belirlemek ve suçla ilgili delilleri toplamak amacıyla, alıcı rolüne girerek, suça azmettirmeden veya teşvik etmeden şüpheliden uyuşturucu madde satın alması mümkündür. Bu durumlarda adli kolluk görevlisinin 5271 sayılı CMK’nun 139. maddesi uyarınca değil, 160 ve devamı maddeleri uyarınca görevlendirilmesi yeterlidir. Somut olayda; sanıklar M. ve Y.e isnat olunan uyuşturucu madde ticareti suçunun “örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmemiş olması” nedeniyle, mahkemece 5271 sayılı CMK’nun 139. maddesi uyarınca “gizli soruşturmacı” görevlendirilmesine karar verilmesi isabetli olmayıp, alıcı rolüne girerek sanıklardan uyuşturucu madde satın alan görevlilerin gizli soruşturmacı değil gizli soruşturma yapan adli kolluk görevlileri olarak kabul edilmeleri gerekir. Bu görevlilerin ancak “suça azmettirmeden veya teşvik etmeden” elde ettikleri deliller hukuka uygun olacaktır. (YCGK-2015/136).

Kolluğun (Polis, Jandarma) Birden Fazla Kere Uyuşturucu Madde Satın Alması

Adli kolluk görevlilerinin amaçları, uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak değil, sanıkların bulundukları mahallede uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapan kişileri tespit ederek, bu suça ilişkin delilleri toplamak olup, sanıklardan aldıkları uyarıcı nitelikte hapları devralma ve mal edinme iradeleri bulunmadığından, olayda gerçek bir alım satım sözkonusu olmayıp, gerçekleştirilen eylem sanıkların suçlarını delillendirme işlemidir.

Kolluk görevlilerince, öncelikle suç işlenmesinin önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınması, suç işlenmesinden sonra ise işlenmiş olan suçun tespit edilerek, bu konudaki delillerin toplanması ve suç işlediği belirlenen kişinin başka bir suç işlemeye yönlendirilmeden yakalanıp adalet önüne çıkarılması gerekirken, şüphelilerin ceza sorumluluğunu arttıracak şekilde davranışlarda bulunmaları halinde gerek Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 2. maddesinde düzenlenen “hukuk devleti” ilkesi, gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde hüküm altına alınan “adil yargılanma” hakkı ihlal edilmiş olacaktır.

Adli kolluk görevlilerince, şüphelinin suç ortağı ya da ortaklarının olup olmadığı veya başka bir yerde gizlediği uyuşturucu veya uyarıcı madde bulunup bulunmadığını tespit etmek gibi nedenlerle, şüphelinin ilk alımdan sonra yakalanmayarak görevlilerce birden fazla alım yapılması durumunda da, Esasen tek bir alım olayı ile şüphelinin satmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu ve suçunun delilleri ortaya çıktığından, şüphelinin sonraki alımlara konu uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi önceki alımlardan sonra temin ettiğine ilişkin delil bulunmadığı ahvalde, satmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmanın temadi ettiği kabul edilip, hareketin en ağırına göre ceza verilecek, birden fazla alım olduğundan bahisle TCK’nun 43. maddesi gereğince zincirleme suç hükümleri uygulanmayacaktır.(YCGK-2015/135).

Gizli Soruşturmacının Tanık Olarak Dinlenmesi

Suç tarihindeki CMK’nın 139. maddesi uyarınca, gizli soruşturmacı örgütle ilgili her türlü araştırmada bulunmak ve bu örgütün faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili delilleri toplamak için görevlendirilir. Oysa mevcut olayda örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen uyuşturucu madde ticareti yapma suçu bulunmamaktadır ve suç tarihinde CMK’nın 139/4. maddesine göre örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmeyen suçlarda gizli soruşturmacı görevlendirilmesi mümkün değildir. 02/12/2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan 6763 sayılı Kanun’un 27. maddesiyle yapılan değişiklikle örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediğine bakılmaksızın uyuşturucu madde ticareti yapma suçu CMK’nın 139. maddesindeki katalog suçlar arasında yer almıştır. Dosya içinde CMK’nın 140. maddesine uygun olarak teknik araçlarla izlemeye ilişkin bir karar da bulunmamaktadır. Buna rağmen teknik araçlarla izleme, görüntü ve ses kaydı alma işlemi yapıldığı anlaşılmış olup, mahkemece olayların sübutu gizli soruşturmacının faaliyetleri ile teknik izlemeye dayandırılmıştır.

CMK’nın 217. maddesine göre; yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir. Hukuka uygun olmayan delillere dayanılarak sübuta gidilmesi mümkün değildir.

Mevcut olayda, gizli soruşturmacılar tarafından düzenlenen raporu ve atılı suçu sanık …‘ın kabul etmemesi karşısında, gizli soruşturmacının aynı zamanda kolluk görevlisi olması halinde görevlinin “suçu ve failini belirleme, suçla ilgili delilleri toplama” konusundaki genel görevi kapsamında, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmese de, uyuşturucu ticareti yapma suçu ile ilgili olarak delil toplayabileceği, gizli soruşturmacıların kolluk görevlisi olup olmadıklarının tespiti ile kolluk görevlisi iseler tanık olarak dinlenmeleri ve sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken eksik araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulması, bozma nedenidir (Yargıtay 20.Ceza Dairesi - Karar : 2019/1225).

Gizli Soruşturmacı Görevlendirilmesi Şartları

Maddeye göre gizli soruşturmacı görevlendirilmesi için;

1- Suç, kanunda sayılan ve gizli soruşturmacı kullanılabilecek suçlardan olmalıdır,

2- Suçun işlendiği konusunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması,

3- Başka yolla delil elde edilme imkânının bulunmaması,

4- Ağır ceza mahkemesince oybirliğiyle karar verilmesi,

5- Suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmiş bir suç olması

Gereklidir.

Somut olayda; Antalya Emniyet Müdürlüğü tarafından gizli soruşturmacı görevlendirilmesi istenirken, “Antalya ili dâhilinde bulunan uyuşturucu sokak satıcılarının deşifre edilmesi ve suç unsuru ile birlikte yakalanmalarına yönelik çalışmalar”dan söz edilmiş, fail/failler veya fiiller somut olarak belirtilmemiştir. Oysa ki gizli soruşturmacı görevlendirilmesi için olay somutlaştırılmalı, soruşturma konusu suçun işlenmiş ya da işlenmekte olması gereklidir. Somut olayda ise bir nevi önleme amaçlı Gizli Soruşturmacı görevlendirilmiştir. Aslında belli bir olay veya failin izlenmediği, fiil işlenmeden önce karar alındığı anlaşılmaktadır.

Suç işlendiği konusunda kuvvetli şüphe bulunup bulunmadığı ve başka surette delil elde etme imkânı olup olmadığı konusunda bir araştırma yapılıp yapılmadığı da bilinmediği için bu koşulların varlığı da bilinmemektedir.

Dava konusu suç “Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (Madde 188) olduğu halde örgütlü işlenmiş bir suç değildir ve CMK’nın 139/4. maddesinin ifadesine göre örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmeyen suçlarda gizli soruşturmacı görevlendirilmesi de mümkün değildir (Yargıtay 20. Ceza Dairesi - Karar : 2016/121).


İstanbul Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

UYARI

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Soru ve Yorumlar İçin

Hukuki sorunlara dair her türlü görüş, yorum ve sorularınızı hukuk forumu bölümüne yazabilirsiniz: Hukuk Forumu

Makale Yazarlığı İçin

Avukat, hakim, savcı ve akademisyenler hukuk makalelerini özgeçmişleri ile birlikte yayımlanmak üzere hukukmakalesi@gmail.com adresine gönderebilirler. Makale yazımında konu sınırlaması yoktur. Makalelerin uygulamaya yönelik bir perspektifle hazırlanması rica olunur.

Paylaş