0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Tefecilik Yapma Suçu Nedir? (TCK 241)

Tefecilik suçu, kazanç sağlamak maksadıyla bir kimseye “doğrudan ödünç para verme”, “senet kırdırma” veya “kredi kartıyla pos cihazından para çekme” yollarıyla ödünç para verilmesiyle oluşan ekonomik bir suçtur (TCK md.241).

Tefecilik yapma suçu, TCK’nın “Ekonomi, Sanayi ve Ticarete İlişkin Suçlar” bölümünde düzenlendiğinden hem mali finansmana ihtiyacı olan genel ekonomik hayatı hem de mali sıkıntı içinde olan bireyin sömürülmesini korumaktadır.

Suçun tanımından da anlaşılacağı üzere tefecilik suçu üç şekilde işlenebilir:

  • Doğrudan Ödünç Para Verme Yoluyla Tefecilik Suçu: Bir kimseye kazanç sağlamak için ileriki bir tarihte faizli bir şekilde geri ödenmek üzere doğrudan ödünç para verme yoluyla işlenir.

  • Senet veya Çek Kırdırma Suretiyle Tefecilik Suçu: Kazanç elde etme amacıyla ileriki tarihli bir senedi veya çeki vadesinden önce belli bir iskonto uygulamak suretiyle kırdırmaktır.

  • Pos Cihazı Tefeciliği: Kazanç sağlamak amacıyla kredi kartıyla pos cihazından para çekerek belli bir meblağı komisyon olarak alma şeklinde işlenir.

Tefecilik Suçunun Unsurları

Tefecilik Suçunun Konusu: Ödünç olarak verilen her şey tefecilik suçunun konusunu oluşturmaz. Tefecilik suçunun konusu paradır. Paranın Türk parası (TL) ya da yabancı para olmasının hiçbir önemi yoktur. Örneğin, bir kimse 1000 dolar veya euro parayı kazanç elde etmek amacıyla ödünç verip karşılığında 1200 dolar veya euro çek-senet aldığında tefecilik suçu meydana gelir. Özellikle belirtmek gerekir ki, takı, altın, gümüş ve benzeri değerli madenler tefecilik suçunun konusu olamaz. Ancak, uygulamada bazı kuyumcuların altın satıyormuş gibi yapıp senet veya çek aldığı, gerçekte satmadığı altını faturalayarak daha sonra ikinci el altın (hurda altın) olarak aynı kişiden satın aldığı görülmektedir. Bu durumda, gerçek bir altın alışverişi olmadığı için tefecilik suçu vücut bulmaktadır. Suçun ispatı için şikayetçinin iddiası doğrultusunda vergi incelemesi yapılarak vergi inceleme raporu düzenlenmektedir.

Tefecilik Suçunda Kazanç: Tefecilik suçunun oluşabilmesi için tefecinin kazanç sağlamak maksadıyla hareket etmesi gerekir. Kazancın fiilen elde edilmesi suçun tamamlanması için şart değildir. Tefecilik yapma suçunun konusu olan paranın kazanç elde etmek üzere ödünç verilmesiyle suçun unsurları tamamlanmış olur. Tefecilik suçunda kazanç, faiz olabileceği gibi başka bir malvarlığı değeri de olabilir.

Tefecilik Suçunda Hareket Unsuru: Yargıtay 765 sayılı eski TCK döneminde ve 5237 sayılı TCK’nın ilk yıllarında tefecilik suçunun meydana gelmesi için birden fazla kimseye ödünç para verilmesini ve suçun meslek edinilmesini şart koşmaktaydı. Ancak, bugünkü Yargıtay uygulaması tefecilik suçunun oluşması için sadece bir kişiye ödünç para verilmesini yeterli görmektedir. Birden fazla kişiye ödünç para verilmesi halinde TCK md. 43 gereği zincirleme suç hükümleri uygulanarak failin cezası belli oranlarda arttırılacaktır. Tefecilik suçunun hareket unsuru, kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para verme işlemidir. Bu suçun oluşması için öncelikle ikrazatçılık (ödünç para verme işlemi) yapmak üzere kanunen yetkili organlardan izin alınmamış olmalı ya da verilen iznin iptal edilmiş olması gerekir. İzin alınarak faiz karşılığında ödünç para verilmesi eylemi suç olmayacaktır. Tefecilik suçunun oluşması için, fail tarafından başka birisine ödünç olarak para verilmiş olması gerekmektedir. Ayrıca verilen bu paranın da kazanç elde etmek amacıyla verilmiş olması gerekir. Bir kimsenin paraya ihtiyacı olan kişiye yardımcı olmak amacıyla para verip bir süre sonra geri alması suç oluşturmayacaktır.

Suçun Mağduru: Esasen tefecilik suçu iki taraflı bir karşılaşma suçudur. Yani, bir tarafta kazanç elde etmek amacıyla ödünç para veren, diğer tarafta ödünç para alan kişi vardır. Ancak, kanun suç politikası gereği ödünç para alanı cezalandırmamaktadır. Yargıtay uygulamasında da faiz karşılığı ödünç para aldığı iddia edilen kişi tefecilik suçunun mağduru olarak kabul edilmektedir (Yargıtay 5.CD- Karar: 2014/5447). Mağdur, şikayetçi olarak ceza davasına müdahil olabilir.

Senet veya Çek Kırdırma Yoluyla Tefecilik: Kambiyo senetleri (çek, bono-senet vb…) Ticaret Kanunu’na göre birer ödeme aracıdırlar. Ticari hayatta kambiyo senetlerinin ödeme aracı olması işlevi dışında kullanıldığı da bilinmektedir. Örneğin, bir çek veya senet, doğmuş veya doğacak bir borcun teminat olarak da verilebilir. Çek veya senedin icra yoluyla borçludan tahsil edilmesindeki kolaylık nedeniyle tefecilik suçunda çok sık kullanıldığı bilinmektedir. Uygulamada, çek veya senet ciro edilerek tefeciye verilmektedir. Yani, gerçek bir borç ilişkisine dayanan ileriki tarihli (vadeli) çek veya senedin alacaklısı; tefeciye gitmekte, tefecinin talep ettiği belli miktarda bir iskontoyla söz konusu çek veya senetteki alacağını adeta satmaktadır. Tefeci, senet veya çek alacaklısına iskonto ettiği para miktarını düşerek geri kalanını vadesinden önce ödemekte; kendisi de kambiyo senetlerinin vadesi geldiğinde alacağı senet veya çek üzerinde borçlu gözüken kişiden talep etmektedir. Yargıtay uygulamasında bu işleme “çek veya senet kırdırma yoluyla tefecilik suçu” denilmektedir. Örneğin, 100.000 TL’lik bir alacağını 3 ay vadeli senede bağlayan kişi bu senedi tefeciye kırdırarak karşılığında 80.000 TL nakit almışsa tefecilik suçu işlenmiş olur.

Kredi Kartı Kullanarak Pos Cihazı Tefeciliği: Pos cihazı, ticari hayatta en yaygın ödeme aracıdır. Uygulamada tefecilik yapan kişi, paraya ihtiyacı olan kişiye “borç para” olarak nitelediği belli bir miktarda parayı vermekte, parayı alan kişiyle yaptığı anlaşma çerçevesinde verdiği paraya belli bir miktarda faiz ekleyerek toplam miktarı pos cihazından çekmektedir. Böylece, parayı alan kişi nakit ihtiyacını karşılamakta, tefeci ise kredi kartını kullanarak pos cihazından “faizli” para çekmek suretiyle kazanç elde etmektedir. Yargıtay, bu şekildeki tefecilik suçuna “pos cihazı tefeciliği” demektedir.

Özellikle belirtelim ki, tefecilik suçu nedeniyle yapılan yargılamalarda hazineye mutlaka bildirimde bulunularak ceza davasına müdahil olma hakkını kullanması imkanı verilmelidir.

Tefecilik Suçunun Cezası (TCK 241)

Tefecilik suçunun cezası şu şekildedir:

  • Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve 5000 güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. (TCK 241)

  • Tefecilik suçunun işlenmesi suretiyle yararına haksız menfaat sağlanan tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. (TCK 242)

Kanun maddesinde suçun cezası, hapis cezası ile adli para cezasının birlikte uygulanması suretiyle düzenlenmiştir. Yani, fail hem hapis cezasına hem de işlenen suçun vehametinin derecesine göre miktarı belirlenmek üzere adli para cezasına mahkum edilecektir.

Tefecilik Suçu Nasıl İspat Edilir?

Tefecilik suçunun ispatı konusunda en önemli nokta, hayatın olağan akışı içerisinde suçun mağduru ile faili arasında para alışverişi dışında bir ilişki olup olmadığının belirlenmesidir. Bu çerçevede fail ile mağdur arasında yakın akrabalık ilişkisi, uzun yıllara dayanan arkadaşlık veya komşuluk ilişkisi olup olmadığı araştırılır.

Faile ait işyerlerinde başkaları tarafından imzalanmış senetler veya çekler elde edilmesi halinde; çek veya senetlerin neden bulundurulduğu faile sorulmalı, çek ve senet üzerinde borçlu gözüken kişilerin beyanı alınmalı, gerekirse vergi dairesine başvurularak bir vergi inceleme raporu düzenlenmesi istenmelidir.

Tefecilik Suçunda Şikayet, Uzlaşma, Zamanaşımı ve Görevli Mahkeme

Tefecilik suçu takibi şikayete bağlı suçlar arasında değildir. Suç, savcılık tarafından resen soruşturularak kamu davası açılır. Şikayetten vazgeçme, ceza davasının düşmesi sonucunu doğurmaz.

Uzlaşma, suç isnadı altındaki şahıs ile suçun mağduru olan şahsın bir uzlaştırmacı aracılığıyla iletişim kurarak anlaşmasıdır. Tefecilik yapma suçu, uzlaşma kapsamında olan suçlardan değildir.

Dava zamanaşımı, suçun işlendiği tarihten itibaren belli bir süre geçtiği halde dava açılmamış veya dava açılmasına rağmen kanuni süre içinde sonuçlandırılmamış ise ceza davasının düşmesi sonucunu doğuran bir ceza hukuku kurumudur. Tefecilik suçunun dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Söz konusu suç, 8 yıllık dava zamanaşımı süresi içerisinde her zaman soruşturulabilir ve fail hakkında kamu davası açılabilir.

Tefecilik suçu hakkında yargılama yapma görevi, asliye ceza mahkemesi tarafından yerine getirilir.

Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Adli para cezası, işlenen bir suça karşılık hapis cezasıyla birlikte veya tek başına uygulanabilen bir yaptırım türüdür. Tefecilik yapma suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezası, ceza miktarı ve adli para cezasının hapis cezası ile birlikte yaptırım olarak düzenlenmesi nedeniyle adli para cezasına çevrilemez.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması sanık hakkında hükmolunan cezanın belli bir denetim süresi içerisinde sonuç doğurmaması, denetim süresi içerisinde belli koşullar yerine getirildiğinde ceza kararının hiçbir sonuç doğurmayacak şekilde ortadan kaldırılması davanın düşmesine neden olan bir ceza muhakemesi kurumudur. Tefecilik yapma suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezası hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (hagb) kararı verilmesi mümkündür.

Cezanın ertelenmesi, mahkeme tarafından belirlenen cezanın cezaevinde infaz edilmesinden şartlı olarak vazgeçilmesidir. Tefecilik yapma suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezasının ertelenmesi de mümkündür.

Tefecilik Suçu (TCK 241) Yargıtay Kararları


Tefecilik Suçunda Zincirleme Suç

TCK’nın 241. maddesindeTCK’nın 241. maddesinde düzenlenen tefecilik suçunun kazanç elde etmek amacıyla borç para verilmesiyle oluşacağı, bunu meslek haline getirmenin suçun unsurları içerisinde yer almadığı, birden fazla kişiye, birden çok kez kazanç karşılığı ödünç para verilmesi halinde ise zincirleme tek tefecilik suçunun oluşacağı nazara alındığında; dosya kapsamına göre sanık hakkında tefecilik suçundan … 4. Asliye Ceza Mahkemesine açılan davada 29.12.2010 gün ve 2010/90 Esas, 2010/1180 Sayılı Karar ile mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmakla, anılan dosyanın sonucunun araştırılarak derdest olması halinde her iki dosyanın birleştirilmesi, aksi halde onaylı suretinin temin edilip eklenmesi, davaya konu eylemler arasında irtibat bulunup bulunmadığı, mükerrer yargılama ya da zincirleme suç hükümleri açısından dava tarihleri itibariyle hukuki kesinti olup olmadığının tespit edilmesinden sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri yerine eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Karar: 2016/5786) Tefecilik suçunun oluşması için sanığın yalnızca bir kişiye ödünç para vermesi yeterli olup, bu işi meslek haline dönüştürüp dönüştürmemesinin öneminin bulunmadığı, tefecilik suçunun ekonomi, sanayi ve ticarete ilişkin suçlar bölümü içerisinde yer aldığı, bu bölümün de topluma karşı suçlar kısmı içinde bulunduğu, 5237 sayılı Yasanın 43/1. maddesi, suçun mağdurunun aynı kişi olmasını suçun zorunlu unsuru haline getirmiş iken, 08.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5377 sayılı Kanunun 6. maddesi ile anılan madde ve fıkraya eklenen “Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır.” hükmü ile zincirleme suçun kapsamının genişletildiği ve mağduru aynı kişi olsun ya da olmasın maddenin son fıkrasındaki istisnalar dışındaki tüm suçlarda zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının mümkün hale getirildiği, bu nedenle suçun temadi ettiğinden ve birden fazla kişiye ödünç para verilmesinin tek suç oluşturduğundan bahsedilemeyeceği, ancak suçun zincirleme olarak işlenmesinin olanaklı olduğu gözetilmelidir (Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Karar: 2015/17184).

5237 Sayılı Kanun’un 43/1. maddesi, suçun mağdurunun aynı kişi olmasını suçun zorunlu unsuru haline getirmiş iken, 08.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5377 Sayılı Kanun’un 6. maddesiyle anılan madde ve fıkraya eklenen “Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır.” hükmü ile zincirleme suçun kapsamının genişletildiği ve mağduru aynı kişi olsun ya da olmasın maddenin son fıkrasındaki istisnalar dışındaki tüm suçlarda zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının mümkün hale getirildiği, bu sebeple suçun temadi ettiğinden ve birden fazla kişiye ödünç para verilmesinin tek suç oluşturduğundan bahsedilemeyeceği, ancak suçun zincirleme olarak işlenmesinin mümkün olduğu kabul edilmelidir (Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Karar: 2016/3800).

Çek Kırdırma Suretiyle Tefecilik Suçu

Çek kırdırma suretiyle tefecilik suçunu işlediği iddiasıyla cezalandırılması talep edilen sanığın, atılı suçlamaları kabul etmeyerek işyerinde yapılan aramada ele geçen çeklerin sattığı mallar karşılığında aldığı müşteri çekleri olduğunu ileri sürdüğü, ele geçen çeklerin hamillerinden B. E. ile A. Ö.’in aşamalarda aynı yönde anlatımda bulundukları ancak sanık tarafından ibraz edilen fatura içeriğinde tanık B. E.’e satılan madde PVC levha olarak gösterildiği halde tanığın, sanıktan koli bandı aldığını beyan ettiği ayrıca tanık A. Ö.’in sanıktan satın aldığını söylediği sac levhanın sanığın ticari faaliyet alanı ile ilgisiz olduğu nazara alınarak; sanığın, işyerinde yapılan aramada ele geçen diğer çeklerin yetkili hamillerinin araştırılıp dinlenmeleri, tefecilik yapıp yapmadığı hususunda kolluk araştırması yapılması ve vergi inceleme raporu alınması, bundan sonra hasıl olacak sonuca göre hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde beraet kararı verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 5.Ceza Dairesi - Karar: 2015/7673).

Faiz Karşılığı Ödünç Para Verme ve Senet Alma

TCK’nın 241. maddesinde tanımlanan tefecilik suçunun oluşabilmesi için kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para verilmesinin yeterli oluşu, ayrıca birden fazla kişiye sistemli olarak faiz karşılığı ödünç para verilmesinin suçun unsuru olarak aranmaması ve aralarında yakın akrabalık bağı veya iş ilişkisi bulunmayan kişiler arasında günün ekonomik koşulları nazara alındığında yüksek sayılabilecek miktarda paranın karşılıksız verilmesinin hayatın olağan akışına uygun olmaması, bu bağlamda katılanın sanıktan 15.000 TL borç alıp karşılığında 30.000 TL bedelli senet verdiğini iddia etmesi, sanığın da 29.09.2011 tarihli mahkeme huzurunda verdiği beyanında 4.000 TL ve 5.000 TL olmak üzere iki kez borç para verdiğini karşılığında da senet aldığını savunması ve bu senetlerin Avukat A. Anıl’da olduğunu ifade etmesi karşısında, adı geçen avukatın tanık olarak beyanına başvurularak suça konu senetlerin aslının istenmesi ile maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından, sanığın faiz karşılığı borç para verip vermediğinin kesin olarak belirlenebilmesi amacıyla kolluk marifetiyle araştırma yaptırılması, alacaklı olduğu icra takip dosyalarının tesbitiyle varsa takip borçlularının tanık sıfatıyla dinlenilmesinden sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde beraat hükmü kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Karar: 2016/6425)

Şikayetçinin Beyanı ve Akrabalık veya İş İlişkisi Bulunmayanların Para Alışverişi

Müştekinin aşamalardaki birbiriyle uyumlu ve özde değişmeyen beyanları, bunu doğrulayan tanık anlatımları, sanığın katılana para verdiğini kabul etmesi, herhangi bir ticari ilişki bulunmamasına rağmen ödünç olarak verilen para miktarının fazla olması, ödünç verilen para karşılığında tarla devredilmesi, yine aralarında yakın akrabalık bağı veya iş ilişkisi bulunmayan kişiler arasında günün ekonomik koşulları nazara alındığında önemli miktarlardaki paranın karşılıksız verilmesinin hayatın olağan akışına aykırı bulunması hususları birlikte değerlendirildiğinde yüklenen tefecilik suçunun tüm unsurlarıyla oluştuğu gözetilmeden dosya kapsamı ve oluşa uygun düşmeyen gerekçelerle yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde beraat kararı verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Karar: 2016/5665).

Tefecilik Suçunda Vergi İncelemesi ve Delil Araştırması

Katılan U.’un; sanıktan 30.000 TL faizle para aldığını, karşılığında bono ve kendisine ait aracın satışı için sanığa vekaletname verdiğini belirtmesi karşısında, sanığın ise aracın başka bir şahsa satışını sağlamak amacıyla vekaletname aldığını savunması, işyeri ve çevresinde yapılan kolluk araştırmasında da sanığın tefecilik yaptığının tespit edilmesi, müşteki S.. A..’nun beyanları ile hakkında sanığın başlattığı icra takibi nazara alındığında, sözü edilen vekaletnamelerin ve aracın trafik kaydının getirtilmesi, aracın satıldığı kişi belirlenip satış tutarını kime ve ne şekilde ödediği konusunda tanıklığına başvurulması, sanık hakkında vergi incelemesi yapılıp yapılmadığının araştırılması, yapılmamışsa ilgili vergi dairesine bu inceleme yaptırılıp, bundan sonra oluşacak sonuca göre hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği halde, eksik inceleme ve yeter siz gerekçeyle yazılı şekilde beraat kararı verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Karar: 2015/10039).

İddianameden Sonra İşlenen Fiiller Yeni Bir Tefecilik Suçudur

TCK’nın 241. maddesinde düzenlenen tefecilik suçunun, kazanç elde etmek amacıyla borç para verilmesiyle oluşacağı, bunu meslek haline getirmenin suçun unsurları içerisinde yer almadığı da gözetilerek, değişik zamanlarda ve farklı kişilere karşı tefecilik eylemini zincirleme olarak işleyen sanık hakkında TCK’nın 43. maddesinin uygulanması gerektiği, bu itibarla hukuki kesinti oluşturan iddianame tarihinden evvel sanık hakkında dava konusu olsun ya da olmasın tüm eylemlerin teselsülün içerisinde değerlendirilmesi, iddianame tarihinden sonraki eylemlerin ise gerçek içtima hükümleri ve varsa kendi içinde teselsül hükümleri değerlendirilmek suretiyle karara bağlanması gerekir. Dava konusu somut olayda ise, tanık sıfatıyla beyanları tespit edilen şahısların 2005, 2006 ve 2007 yıllarında sanıktan faiz karşılığı borç para aldıkları, dolayısıyla bu tarihlerin daha önce karara bağlanan ve tefecilik suçundan kesinleşen mahkumiyet hükmüne konu eylemlere ilişkin iddianame tarihlerinden önceye tekabül ettiği ve temyize konu davadaki 07.02.2011 günlü iddianamenin de hukuki kesinti oluşturmadığı, sadece Salihli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/280 Esas sayılı dosyasında yargılama konusu yapılan eylemlerin teselsülü mahiyetinde olduğu, keza kesinleşen bahse konu dosyadaki mağdurlar farklı olup, sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmadığı ve Yargıtay onama ilamında da bu eksikliğin eleştiri konusu yapıldığı tüm dosya kapsamından anlaşıldığından, TCK’nın 3/1, 61/1. maddeleri de gözetilerek sanığa aynı Kanunun 241/1. maddesi gereğince verilecek cezada 43/1. maddesi uyarınca arttırım yapıldıktan sonra kesinleşen dava dosyasından verilen cezanın bu cezadan mahsubu ile cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmak suretiyle fazla ceza tayini hukuka aykırıdır (Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Karar: 2015/15450).

Kuyumcunun Altın Satmış Gibi Çek ve Senet (Bono) Düzenlemesi

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12.05.2015 gün ve 2014/4-655 Esas, 2015/152 sayılı Kararında da açıklandığı üzere; kuyumculuk yapan sanığın, kendisinden ödünç para isteyen mağdurlardan, herhangi bir altın alım satımı olmadığı halde, altın satmış gibi çek ya da bono aldıktan sonra, bu kez sattığı altını hurda altın olarak geri alıyormuş gibi hesap yaparak, çek ya da bono bedelinden daha az bir parayı mağdurlara verme biçimindeki eyleminde, senedin el değiştirmesi kişiler arasında doğmuş olan bir alacak borç ilişkisine dayanmayıp, kazanç elde etmek amacıyla senedin kendisi satın alınarak ödünç para verilmesi, ayrıca aralarında yakın akrabalık bağı veya iş ilişkisi bulunmayan kişiler arasında günün ekonomik koşulları nazara alındığında bu miktar paraların karşılıksız verilmesinin de hayatın olağan akışına ve genel hayat tecrübelerine uygun düşmediği nazara alındığında; katılan ve mağdurların aşamalarda özü değişmeyen beyanları ile bu nitelikteki borç para verme eylemlerinin tanık anlatımları ve icra dosyalarının içerikleriyle doğrulanması, sanığın mağdurlara borç para verdiğine ilişkin ikrarı ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın birden fazla kişiye değişik zamanlarda kazanç elde etmek amacıyla ödünç para vermek suretiyle yüklenen zincirleme tefecilik suçunu işlediği sabit olduğu halde dosya kapsamı, oluşa uygun düşmeyen gerekçeler ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde beraat kararı verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Karar: 2015/14943).

Tefecilik Suçunda Hazinenin Müdahil Olma Hakkı

Sanık hakkında tefecilik suçundan kamu davası açıldığı, katılan sıfatı alabilecek surette suçtan zarar gördüğü anlaşılan Hazinenin bu sıfatının gereği olarak CMK’nın 233, 234. maddeleri gereğince duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği halde, usulen dava ve duruşmalar bildirilmeden, davaya katılma ve CMK’nın mağdur ve katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma olanağı sağlanmadan yargılamaya devam edilerek yazılı biçimde hüküm kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 5.Ceza Dairesi - Karar: 2015/12237). Sanık hakkında tefecilik suçundan kamu davası açıldığı, Hazinenin bu suçun zarar göreni olduğu, bu sıfatının gereği olarak CMK’nın 233, 234. maddeleri gereğince kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve öteki haklarını kullanabilmesi için Maliye Bakanlığı Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğünün duruşmadan haberdar edilerek davaya müdahale haklarını kullanması sağlanmadan karar verilmesi bozma nedenidir (Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Karar: 2014/5010).

Tefecilik Suçunda İcra Takibi, Tanık ve Müşteki Beyanı

2006 yılında muhtelif tarihlerde müşteki H. H.’in, sanık M. aracılığıyla diğer sanıklardan borç para aldığı ve karşılığında daha yüksek miktarda çekler verdiğinin, müştekilerin aşamalarda değişmeyen iddiaları, tanık H. K.’ın ayrıntılı ifadeleri, dosyada mevcut icra takibine ilişkin belge fotokopileri, dosya inceleme tutanakları, sanık M.’ün kollukta ve Cumhuriyet Savcılığında verdiği ifadeler, sanıkların evlerinde ve işyerlerinde yapılan aramada ele geçen senetler kapsamından anlaşılması karşısında, sanıkların sübut bulan zincirleme şekilde tefecilik suçundan mahkumiyetleri yerine yanılgılı ve yetersiz gerekçelerle yazılı şekilde beraetlerine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Karar: 2014/6883).

Para Karşılığında Çek Alma Suretiyle Tefecilik

Müşteki A.’in anlatımında sanıktan 20.000 TL faizle para aldığını, karşılığında çek verdiğini belirtmesi, tanık M.’in de bunu doğrulaması, sanığın da borç alışverişini kabul edip ancak faiz istemediğini savunmasında ileri sürmesine karşın, çek tutarının 21.500 TL olması, yakın akrabalık bağı veya ticari ilişki bulunmayan kişiler arasında günün ekonomik koşullarına göre önemli miktardaki bu paranın karşılıksız verilmesinin hayatın olağan akışına ve genel hayat tecrübelerine uygun düşmemesi gözetildiğinde, sanığın müştekiye kazanç elde etmek amacıyla borç para vermesi şeklindeki eyleminin sübuta erdiği halde, dosya içeriğine uygun düşmeyen yetersiz gerekçelerle beraetine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Karar: 2014/6216).

Pos Cihazıyla Tefecilik Suçu

Katılan M. K.’ın duruşmada ve vergi müfettişine verdiği ifadelerinde aylık % 10 faiz ödeme karşılığında sanıktan 2007 yılında 35.000 TL, 2008 yılında 25.000 TL borç para aldığını, karşılığında bir adet senet ve iki adet çek verdiğini, borcunu faiziyle birlikte geri ödediği halde icraya verildiğini beyan ettiği, sanığın duruşmadaki savunmasında arkadaşı olan katılana POS cihazında kendisine ait kredi kartlarını kullanması suretiyle 60.000 TL borç verdiğini, karşılığında 35.000 TL bedelli senet ve 25.000 TL bedelli iki çek aldığını, çeklerin karşılıksız çıktığını, senedin bedeli de ödenmeyince icraya koyduğunu söylediği, C. Başsavcılığınca alınan 17/06/2010 tarihli ifadesinde ise katılanın kendisine ait kredi kartını kullandığı gibi kendisine elden de para verdiğini beyan ettiği, 16/10/2010 tarih 2010/1800-29 sayılı basit raporda sanığa ait iki adet kredi kartı ile katılanın POS cihazından herhangi bir mal ve hizmetin karşılığı olmadan 2007-2008-2009 yıllarında yapılan işlem tutarının toplam 442.670,95 TL, katılanın EFT ve havale ile iade ettiği toplam miktarın 330.558,50 TL olduğu, faiz geliri elde edilmediğinin belirtildiği, hükümden sonra dosyaya giren 30/05/2012 tarih 2012-A-2203/18 sayılı vergi tekniği raporunda ise POS cihazında yapılan işlemlerden bahsedilmeksizin 60.000 TL borç para verildiği kabulü ile katılanın EFT ve havale yapmak suretiyle sanığa toplam 228.374,50 TL ödeme yaptığı, aradaki farkın faiz geliri olduğu, ayrıca sanığın C. S., S. B., H. U., T. B., M. B., S. N. A., F. K. isimli kişilerden de faiz geliri elde ettiğinin belirtildiği anlaşılmakla; Öncelikle katılan M. K.’ın kendisine ait POS cihazında sanığın kredi kartlarını kullanmak suretiyle borç para alıp almadığı, bunun haricinde elden nakit olarak borç alıp almadığı, borç aldığı esnada faiz uygulanmasını kararlaştırıp kararlaştırmadıkları hususlarında ayrıntılı beyanının alınması, katılan vekilinin bildirdiği tanıklar T. A. ve H. G.’nın adresleri tespit edilerek olaya ilişkin bilgi ve görgülerinin tespit edilmesi, vergi tekniği raporunda adı geçen diğer kişilere yönelik eylemleri nedeniyle sanık hakkında dava açılıp açılmadığının araştırılması, dava açılmışsa karara çıkmadığının anlaşılması halinde dosyaların birleştirilerek delillerin birlikte değerlendirilmesi, 2010/2778 sayılı icra dosyalarına borçlu katılan tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının ilgili icra müdürlüğünden sorularak tespit edilmesinden sonra dosyanın serbest muhasebeci mali müşavir bir bilirkişiye tevdii edilerek sanığın vermiş olduğu ödünç paralar karşılığında faiz geliri elde edip etmediği hususunda rapor alınmasından ve tefecilik suçunun kazanç elde etmek amacıyla bir başkasına ödünç para verilmesiyle tamamlanacağı, faizin veya anaparanın ödenip ödenmemesinin suçun oluşumunda etkisinin bulunmadığı da dikkate alınarak tüm bu hususlar bir bütün olarak gözetilip değerlendirilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden eksik inceleme sonucu yazılı şekilde beraat kararı verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 5. Ceza Dairesi - Karar: 2014/5151).

Tefecilik suçu, eylemler arasında hukuki veya fiili kesinti olup olmadığı ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanması açısından ayrı bir özellik arzettiğinden iddia ve savunmanın bir ceza avukatı tarafından yapılmasında yarar vardır.


Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Paylaş
Read more!