Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerini (Kara Para) Aklama Suçu Nedir? (TCK m.282)

Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerinin aklanması suçu, eski adıyla kara para aklama suçu; alt sınırı 6 ay veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan elde edilen para, altın, hisse senedi, menkul mal vb. malvarlığı değerlerinin yurt dışına transfer edilmesi veya bunların gayrimeşru kaynağını gizlemek ve meşru bir yöntemle elde edildiği konusunda kanaat uyandırmak amacıyla çeşitli işlemlere tabi tutulmasıdır (TCK m.282). Uygulamada bu suça, suç gelirini aklama suçu da denilmektedir. Örneğin, uyuşturucu veya silah kaçakçılığı suçlarından elde edilen paranın bankacılık işlemleriyle mali sisteme sokulmaya çalışılması karar para aklama suçu olarak nitelenir.

Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçu (kara para aklama suçu), TCK m.282’de “Adliyeye Karşı Suçlar” bölümünde düzenlenmiştir. Bu suç tipi ile suçtan elde edilen malvarlığı değerlerine (ev, araba, TL veya döviz para) meşruiyet sağlanarak ekonomik sisteme dahil edilmesi engellenerek, bir taraftan ekonomik sistemin güvenliği temin edilmekte, diğer taraftan suç delillerinin değiştirilmesi veya gizlenmesi önlenmektedir.

Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerini Aklama Suçunda Öncül Suç Kavramı

Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçu, ancak bir “öncül suç” varsa söz konusu olabilir. Suçun unsurlarının oluşabilmesi için, aklamaya konu malvarlığı değerlerinin “öncül suç” işlenerek elde edilmiş olması ve öncül suçların işlenmesiyle elde edilen her türlü maddi menfaat ve değerin (para, otomobil, dolar veya euro gibi döviz vs.) aklanmaya çalışılması gerekir. Örneğin, uyuşturucu madde ihracı veya ithali suçu işlenerek elde edilen 1 milyon doları aklamak için bir inşaat şirketinden 5 daire satın alan ve ödemeyi elden yapan kişi kara para aklama suçu işlemiş olur. Örneğimizde, birinci suç olan uyuşturucu madde ihraç veya ithal etme suçu “öncül suç” niteliğindedir.

Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçu unsurlarının vücut bulması için “öncül suç” açısından şu hususlar özellik arz etmektedir:

  • Öncül suç, alt sınırı 6 ay veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçlardan olmalıdır. Örneğin, resmi veya özel evrakta sahtecilik suçu, dolandrıcılık, hırsızlık, yağma, güveni kötüye kullanma suçları gibi alt sınırı 6 ayı geçen tüm suçlar öncül suç olarak kabul edilir.

  • Öncül suç, başka failler tarafından işlendiğinde, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçunu işleyen failin malvarlığı değerlerinin bir suçtan elde edildiğini bilmesi yeterlidir.

  • Öncül suça dair ayrı bir yargılama varsa, aklama suçu nedeniyle yargılama yapan mahkeme, öncül suça dair yargılamanın bitmesini bekletici mesele yapmalıdır. Öncül suça dair herhangi bir yargılama yoksa, aklama suçu nedeniyle yargılama yapan mahkeme öncül suçun da oluşup oluşmadığına ilişkin delilleri toplayarak bu konuda da karar verir. Ceza hukukunda mahkemelerin bu şekilde yargılama yapmasınasına “nisbi muhakeme” denilmektedir. Yargılama neticesinde öncül suçun işlenmediği anlaşıldığında, TCK m.282’de yer alan suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçundan da beraat kararı verilmelidir.

  • Öncül suç, işlendikten uzun bir süre sonra ortaya çıksa ve dava zamanaşımına uğrasa bile, failin, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçundan yargılanarak cezalandırılması mümkündür. Örneğin, özel belgede sahtecilik suçu işleyerek elde edilen malvarlığı değerlerini aklamaya çalışan failin ilk işlediği (öncül) suç olan özel belgede sahtecilik suçu dava zamanaşımına uğrasa bile, fail aklama suçu nedeniyle yargılanabilir.

  • Failin kişisel cezasızlık sebepleri, şikayetten vazgeçme veya başkaca yargılama engelleri nedeniyle öncül suçtan cezalandırılamaması veya yargılanamaması hallerinde dahi suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçundan cezalandırılması mümkündür.

Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerini (Kara Para) Aklama Suçunun Unsurları

Öncül suç işlendikten sonra, suçtan elde edilen malvarlığı gelirlerinin/değerlerinin aklanması suçunun oluşması için bazı şartların gerçekleşmesi gerekir. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçu, iki farklı seçimlik hareketle ve genel kastla işlenebilen bir suçtur. Şu seçimlik hareketlerden herhangi birinin işlenmesiyle suçun unsurları vücut bulur:

  • Birinci seçimlik hareket, öncül suç işlenerek elde edilen malvarlığı gelirlerinin/değerlerinin (para, taşınmaz, altın vb.) yurtdışına transfer edilmesidir. Transfer etme fiili, fiziksel olarak Türkiye’den başka bir yere götürme şeklinde olabileceği gibi (örneğin, kara parayı otomobilde gizleyerek sınırdan geçirmek) bankacılık sitemi üzerinde elektronik para transferleri veya internet üzerinden başkaca şekillerde de yapılabilir. Örneğin, kamuaoyunda Çiftlikbank olarak bilinen saadet zinciri yoluyla dolandırıcılık suçu işlenerek elde edilen paraların Türkiye’den yurtdışına transfer edilmesi suçun oluşmasına neden olur.

  • İkinci seçimlik hareket,suçtan elde edilen malvarlığı değerlerinin, gayrimeşru kaynağını gizlemek ve meşru bir yolla elde edildiği konusunda kanaat uyandırmak maksadıyla çeşitli işlemlere tabi tutulmasıdır. Çeşitli işlemlere tabi tutma, sayısız farklı hareketle işlenebileceğinden bu seçimlik hareket, serbest hareketli olarak düzenlenmiştir. Örneğin, resmi evrakta sahtecilik suçu işlenerek elde edilen gayrimenkuller devrettikten sonra, bankadan kredi çekerek taşınmaz üzerine ipotek tesis ettirip, ipotek bedelini de ödememek suretiyle, bankanın suçtan elde edilen gayrimenkulü icra yoluyla satarak alacağı elde etmesi halinde suç meydana gelir. Çünkü, suçtan elde edilen malvarlığı değeri olan gayrimenkul çeşitli işlemlere tabi tutularak bankadan çekilen paraya meşruiyet sağlanmıştır. TCK m.282 gerekçe metninde, yurt dışında işlenmiş olan bir suçtan kaynaklanan gelirin, meşru yolla elde edilmiş bir para görüntüsüyle yabancı sermayeyi teşvik mevzuatı çerçevesinde ülkeye sokulması hâli suça örnek olarak verilmiştir.

TCK 282. maddesinde düzenlenen suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçu, kendisine kaynaklık eden öncül suçtan bağımsız ve ayrı bir suçtur. Karapara aklama suçu/suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçları ile birden fazla hukuki yarar korunmaktadır, nitekim doktrinde, bu suçla korunan hukuki yarar, ‘…suçun finansmanının önlenmesi, organize suç ve uyuşturucu madde kaçakçılığı ile mücadele, suç örgütlerinin ekonomik gücünün çökertilmesi, bunların elebaşlarına ve faillere ulaşılabilmesi yani kamu düzeninin korunması, finansal sistemin ve kuruluşların ekonomik denge ve istikrarının, bütünlüğünün, saygınlığının korunması, rüşvetin ve kirlenmenin yaygınlaşmasının ve suç örgütlerinin arz ettikleri tehlikeler sebebiyle demokratik değerlerin tahribinin önlenmesi’ olarak ifade edilmektedir. Dolayısıyla, açıklanan hukuki yararları korumak için suç olarak tanımlanmış olan karapara aklama fiilinin kendisine kaynaklık eden öncül suçtan bağımsız ve ayrı bir suç olup, öncül suç dışında tamamen ayrı hukuki yararları korur (Y15CD- K.2013/12895). Bu nedenle, öncül suç ile kara para aklama suçunun unsurları ayrı ayrı değerlendirilerek suçların oluşup oluşmadığı değerlendirilmelidir.

5549 Sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkındaki Kanun, kara paranın aklanmasının önlenmesine ilişkin bazı tedbirleri ve tedbirlere aykırı hareket edenler hakkında idari ve cezai bazı yaptırımlar öngörmektedir. 5549 sayılı kanunda kara para terimi yerine suçtan kaynaklanan mal varlığı değerini ifade eden “suç geliri” terimini kullanmayı tercih etmiştir. Bu özel kanunda geçen “aklama suçu” deyimi, 5237 sayılı TCK m.285’teki suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması suçunu ifade etmektedir. 5549 Sayılı Kanun’un 26. maddesinin üçüncü fıkrasında “Diğer mevzuatta yer alan ‘kara para’ ibaresinden ‘suçtan kaynaklanan mal varlığı değeri’, ‘kara para aklama suçu’ ibaresinden ‘aklama suçu’ anlaşılır’” düzenlemesine yer verilerek mevzuatta bir bütünlük sağlanmıştır.

Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerini/Gelirlerini Aklama Suçunun Cezası

Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin/gelirlerinin aklanması suçunun cezası şu şekildedir:

  • Alt sınırı 6 ay veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini, yurt dışına çıkaran veya bunların gayrimeşru kaynağını gizlemek veya meşru bir yolla elde edildiği konusunda kanaat uyandırmak maksadıyla, çeşitli işlemlere tâbi tutan kişi, 3 yıldan 7 yıla kadar hapis ve 20 bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır (TCK m.282/1).

  • Birinci fıkradaki suçun işlenmesine iştirak etmeksizin, bu suçun konusunu oluşturan malvarlığı değerini, bu özelliğini bilerek satın alan, kabul eden, bulunduran veya kullanan kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır (TCK m.282/2).

  • Bu suçun, kamu görevlisi tarafından veya belli bir meslek sahibi kişi tarafından bu mesleğin icrası sırasında işlenmesi halinde, verilecek hapis cezası yarı oranında artırılır (TCK m.282/3). Kamu görevlisi, memur, avukat, hakim, savcı, polis, milletvekili, müfettiş vb. atama, seçim veya yargısal görev yapan tüm kişileri ifade etmektedir (TCK m.6).

  • Bu suçun, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır (TCK m.282/4).

  • Bu suçun işlenmesi dolayısıyla tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur (TCK m.282/5).

Suçun Örgütlü Olarak İşlenmesi Halinde Suçun Unsurları ve Cezası

Suç örgütü kurma, yönetme ve üyeliği, TCK m.220’de yer almaktadır. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması suçunun örgütlü işlenmesi daha fazla cezayı geretiren nitelikli hal olarak düzenlenmiştir. Suç örgütünün varlığından bahsedebilmek için asgari şu koşulların bir arada bulunması gerekir:

  • Üye Sayısı: Suç örgütünün üye sayısı en az 3 veya daha fazla kişi olmalıdır.

  • Hiyerarşik İlişki: Suç örgütünden bahsedebilmek için örgütün bir yapılanması bulunmalıdır. Üyeler arasında gevşek veya katı bir hiyerarşik ilişki olmalıdır. Suç örgütü adeta bir güç kaynağı haline gelmeli, üyeleri üzerinde de bir hakimiyet oluşturmalıdır. Örgütün yöneticisi bir veya birden fazla kişi olabilir. Önemli olan üyeler arasında emir-talimat ilişkisinin mevcut olmasıdır.

  • Suç İşleme Amacı: Suç örgütünün suç işlemek amacıyla oluşturulmuş olması gerekir. Örgüt fiilen suç işlemese bile, üyelerin suç işleme amacıyla bir araya gelmesi yeterlidir. Suçların konu ve mağdur itibariyle somutlaştırılması bazı durumlarda mümkün olsa da şart değildir. Ancak, örgütün suç işlemek amacıyla bir araya geldiğinin tespit edilmesi gerekir. Örgütün bazı suçlara dair hazırlık hareketleri içesinde bulunması; örneğin, silah temin etmesi, keşif yapması, yakalanmayı engelleyecek bazı önlemler alması vb. gibi hareketlerden kişilerin örgütsel bir şekilde suç işleme amacı etrafında bir araya gelip gelmedikleri anlaşılabilir. Suç örgütü, doğası gereği birden fazla belirsiz sayıda suç işlemeyi hedeflemelidir. Tek bir suçu işlemek için bir araya gelen bir topluluğun sayısı ne olursa olsun örgütlü suçtan bahsetmek mümkün değildir, işlenen fiil ancak “iştirak” veya “toplu suç” gibi kavramlarla açıklanabilir.

  • Örgütsel Faaliyetin Sürekliliği: Örgütsel faaliyet süreklilik arz eder. Yani, örgüt üyeleri suç işleme iradesiyle devamlılık arz edecek bir şekilde bir araya gelmektedir. Devamlılığın tespit edilmesi noktasında yalnız amaç suçların sürekli bir şekilde işlenmesi değil, öncelikli olarak, amaç suçları sürekli biçimde işleme kararlılığının mevcut olup olmadığının araştırılması gerekir. Kişilerin belirli bir suçu işlemek veya bir suç işlemek için bir araya gelmesi halinde, örgütten değil ancak suça iştirak iradesinden söz edilebilecektir.

  • Elverişlilik: Örgütün amaçlanan suçları işlemeye elverişli, üye, araç ve gerece sahip olması gerekir. Örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından, amaçlanan suçları işlemeye elverişli olmaması halinde, örgütsel bir suç işleyeceğinden bahsetmek mümkün değildir. Suç işlemeye elverişli araç ve gerece sahip olmaktan kastedilen, örgütün silahlı olması da değildir. Suç örgütü, silahlı olabileceği gibi silahsız da olabilir. Her ne kadar en az üç kişinin belli amaç etrafında suç işlemek üzere devamlı surette fiilen birleşmesi suretiyle örgüt meydana gelebilirse de; kurulan örgüt, güdülen amaç bakımından somut bir tehlike oluşturmayabilir. Bu nedenle, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından, amaçlanan suçları işlemeye elverişli olması aranmalıdır. Elverişlilik, basit bir birleşmeyi değil, kamu düzeni için somut bir tehlike oluşturacak daha sıkı bir birleşmeyi gerektirir.

Örgütlü kara para aklama suçunun cezası; 6 yıldan 14 yıla kadar hapis ve 40 bin güne kadar adli para cezasıdır.

Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerini/Gelirlerini Aklama Suçunda Etkin Pişmanlık

Etkin pişmanlık, suç işleyen kişinin işlediği fiil yüzünden sonradan pişman olması ve suç nedeniyle oluşan zararı giderecek davranışlar sergileyerek ceza indirimi hükümlerinden yararlanmasını sağlayan bir ceza hukuku kurumudur.

Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması suçu nedeniyle kovuşturma başlamadan önce suç konusu malvarlığı değerlerinin ele geçirilmesini sağlayan veya bulunduğu yeri yetkili makamlara haber vererek ele geçirilmesini kolaylaştıran kişi hakkında bu maddede tanımlanan suç nedeniyle cezaya hükmolunmaz (TCK m.282/6).

Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Adli para cezası, işlenen bir suça karşılık hapis cezasıyla birlikte veya tek başına uygulanabilen bir yaptırım türüdür. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin/suç gelirlerinin aklanması suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezası mikatarı nedeniyle adli para cezasına çevrilemez.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması sanık hakkında hükmolunan cezanın belli bir denetim süresi içerisinde sonuç doğurmaması, denetim süresi içerisinde belli koşullar yerine getirildiğinde ceza kararının hiçbir sonuç doğurmayacak şekilde ortadan kaldırılması davanın düşmesine neden olan bir ceza muhakemesi kurumudur. Kara para aklama suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezasının 2 yıl veya altında olması halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması (hagb) kararı verilmesi mümkündür.

Ceza ertelenmesi, mahkeme tarafından belirlenen cezanın cezaevinde infaz edilmesinden şartlı olarak vazgeçilmesidir. Kara para aklama suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezasının 2 yıl ve altında olması halinde erteleme hükümlerinin uygulanması mümkündür.

Suçun Şikayet Süresi, Zamanaşımı ve Uzlaşma, Görevli Mahkeme

Uzlaşma, suç isnadı altındaki şahıs ile suçun mağduru olan şahsın bir uzlaştırmacı aracılığıyla iletişim kurarak anlaşmasıdır. Kara para aklama suçu, uzlaşmaya tabi suçlardan değildir.

Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini/gelirlerini aklama suçu, şikayete tabi suçlar arasında yer almaz. Şikayetten vazgeçme, ceza davasının düşmesi sonucunu doğurmaz. Suç, savcılık tarafından resen soruşturulmalıdır. Şikayet hakkı, dava zamanaşımı süresinde kullanılabilir.

Dava zamanaşımı, suçun işlendiği tarihten itibaren belli bir süre geçtiği halde dava açılmamış veya dava açılmasına rağmen kanuni süre içinde sonuçlandırılmamış ise ceza davasının düşmesi sonucunu doğuran bir ceza hukuku kurumudur. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini/gelirlerini aklama suçu yargılamalarında olağan dava zamanaşımı süresi 15 yıldır.

Kara Para Aklama Suçunda Görevli Mahkeme

Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini/gelirlerini aklama suçu hakkında yargılama yapma görevi, asliye ceza mahkemesi tarafından yerine getirilir.

Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerini/Gelirlerini Aklama Suçu Yargıtay Kararları


Taşınmazın Sahtecilikle Elde Edilmesi Halinde Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Olup Olmadığının Araştırılması

Sanık M. Ü.’ın maliki olduğu Pursaklar Mahallesi, 993 Ada, 1001 parselde kayıtlı suça konu taşınmazın edinme tarihinin Keçiören Tapu Sicil Müdürlüğünün yazısına ve tapu kaydına göre 31.01.2005 olması, sanıkların başkan ve üyesi olduğu derneğin ise 06.01.2005 tarihinde kurulduğunun anlaşılması karşısında, TCK’nın 282. maddesinin de öngörülen öncül suçlar niteliğindeki “özel belgede sahtecilik ve özel belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek” suçlarından sanıklar hakkında yapılan soruşturmanın akıbeti araştırılarak dava açılmışsa sonucunun beklenmesi, buna göre suça konu taşınmazın bu suçlardan kaynaklanan malvarlığı niteliğinde olup olmadığının saptanarak sanıkların hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve yetersiz gerekçe ile beraat kararı verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar: 2012/18964).

Kara Para Aklama Suçunda Öncül Suç Zorunluluğu

Suç tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı TCK’nın 282/1. maddesine göre atılı suçun oluşabilmesi için “alt sınırı bir yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin, yurt dışına çıkarılması veya bunların gayrimeşru kaynağını gizlemek veya meşru bir yolla elde edildiği konusunda kanaat uyandırmak maksadıyla, çeşitli işlemlere tabi tutulmasının ve aklamaya konu değerlerin “öncül suç” olarak adlandırılan bir suçtan elde edilmiş olması gerektiği” gözetilerek, Adli Sicil kayıtlarına göre, sanıklar … ve …‘nun suç tarihlerini kapsar şekilde sigara kaçaklığı suçundan mahkumiyetlerinin bulunmadığı, sanık …‘in mahkumiyetine konu ilamların ise 4926 sayılı Kanunun 4/a-2. maddesi uyarınca adli para cezası gerektiren suçlara ilişkin olduğunun anlaşılması karşısında, aklamaya konu malvarlığı değerlerinin “hangi öncül suçtan” elde edildiğinin ve sanıkların bu öncül suçtan bir mahkumiyetinin bulunup bulunmadığı kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespit edilip öncül suçun TCK’nın 282/1. maddesindeki unsurları taşıyıp taşımadığı da karar yerinde tartışılmaksızın yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 16 Ceza Dairesi - Karar : 2017/4303).

Sahtecilik, Kaçakçılık ve Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerinin Aklanması Suçu

Sanık …‘ın kardeşi diğer sanık …‘la birlikte ithal ettikleri röntgen filmlerinin değerini düşük gösteren faturalar ve sahte gümrük beyannamelerini gümrük idaresine ibraz edip 20.092,36 TL tutarındaki Gümrük Vergisini ödemeyerek sahtecilik suçu işlemek suretiyle haksız yarar sağladıkları daha sonra hileli işlemlerle malvarlığı değerlerini akladıkları anlaşılan olayda eylemlerinin suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve lehe olan 4926 sayılı Kanunun 3/c maddesi yollamasıyla 4/c maddesine uygun bulunduğu, kaçakçılık suçunun yanısıra aynı eylem nedeniyle … ve sanık … hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığının 20.02.2004 tarih ve 2004/85 sayılı iddianamesiyle sahtecilik suçundan da dava açıldığı ve … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/69 Esas, 2009/317 sayılı ilamıyla mahkumiyet kararı verildiği, kararın Yargıtay Yüksek 11. Ceza Dairesince 08.04.2013 tarihinde onanarak kesinleştiği, TCK’nın 282. maddesi kapsamında öncül suç niteliği taşıyan sahtecilik suçuna ilişkin suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanıkların lehine olan 765 sayılı TCK’nın 342/1. maddesinde düzenlenen suç için öngörülen hapis cezasının alt sınırının ise iki yıl hapis cezası olması karşısında, sanığa atılı “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” suçunun oluşacağı cihetle sanığın TCK’nın 282/1. maddesinden mahkumiyetine karar veren … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin kabul ve takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır (Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Karar : 2016/4396).

Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerinin Aklanması Suçunda Zamanaşımı

Sanıklara atılı bulunan “Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” suçunun suç tarihi itibariyle 4208 sayılı Kara Paranın Aklanmasının Önlenmesine Dair Kanunun 7. maddesinde düzenlendiği, yine aynı Kanunun 8. maddesinde bu suça ilişkin zamanaşımı süresinin 15 yıl olarak belirtildiği, daha sonradan suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçuna, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın 282. maddesinde yer verilmesi üzerine 18.10.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkındaki Kanunun 26. maddesi ile 4208 sayılı Kanunun 7 ve 8. maddelerinin yürürlükten kaldırıldığı, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçunun düzenlendiği TCK’nın 282. maddesinin, 26.06.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5918 sayılı Kanunun 5. maddesi ile değiştirilmeden önceki ilk halinde; “cezanın üst haddinin 5 yıl” olarak düzenlendiği, bu kapsamda TCK’nın 282. maddesinin, 26.06.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5918 sayılı Kanunun 5. maddesi ile değiştirilmeden önceki ilk halinin sanıkların lehine olduğunun anlaşılması ve öngörülen cezanın süresi dikkate alındığında 5237 sayılı TCK 66/1 ve 67. maddelerinde belirlenen 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı sürelerinin, suç ve karar tarihleri arasında gerçekleştiği gözetilerek zamanaşımı sebebiyle davanın düşmesine karar verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulmaası hukuka aykırıdır (Yargıtay 16. Ceza Dairesi - Karar : 2016/3302).

Kara Para Aklama Suçunda Öncül Suça Dair Yargılamanın Beklenmesi ve Nisbi Muhakeme

Sanıkların işlediği öne sürülen ve öncül suç oldukları kabul edilen fiiller nedeniyle Hindistan’da açılmış ceza davası bulunduğu anlaşılmaktadır.

Karapara aklama suçundan açılan kamu davasında, unsur olan öncül suçun işlenip işlenmediğinin bu suç yönünden yargılama faaliyetinde bulunmayan hakim tarafından çözümü yani nisbi muhakeme ancak öncül suçun yargılama yapılarak kanıtlanmasına olanak bulunmayan sanığın ölümü, zamanaşımı, kamu davasının açılmaması ve benzeri hallerle sınırlıdır.

Sanıklar hakkında Hindistan’da açılmış ceza davası bulunduğuna göre, öncül suç konusunda yargılama yetkisine sahip mahkeme ile bu suçun işlenip işlenmediğini nisbi muhakeme yoluyla belirleyecek mahkemenin farklı sonuçlara ulaşabileceği de gözetilerek, Hindistan’daki yargılama sonucunda verilmiş ve kesinleşmiş bir karar varsa getirtilip incelenerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilmesi gerekirken, eksik soruşturma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırıdır (Yargıtay 7. Ceza Dairesi - Karar: 2010/17189).

Öncül Suçtan Önce İşlenen Fiiller Kara Para Aklama Suçunda Dikkate Alınmaz

26.02.2003 tarihinde uyuşturucu madde ticareti suçundan yakalanarak tutuklanan sanığın yapmış olduğu araç alım satım ve tescil işlemlerinin öncül suçtan önceki tarihlere ilişkin olduğu anlaşılmakla unsurları oluşmayan suçtan sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 9. Ceza Dairesi - Karar: 2013/9914).

Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini/gelirlerini aklama suçu, çoğunlukla örgütlü bir suç olarak işlenmesi, bünyesinde öncül suç barındırması nedeniyle dava zamanaşımı ve yargılamanın diğer unsurları açısından özellik arz eden, bazen uluslararası özellikleri de olan bir suç tipi olması sebebiyle savunmanın bir ceza avukatı tarafından yapılmasında fayda vardır.


İstanbul Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini sadece dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.
Paylaş
Read more!