Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Tevsii Tahkikat (Kovuşturmanın Genişletilmesi) Nedir?

Tevsii tahkikat, diğer bir deyişle kovuşturmanın genişletilmesi; duruşmada delillerin tartışılması aşamasında, daha önce araştırılmamış, incelenip tartışılmamış veya taraflarca ileri sürülmemiş yeni delillerin mahkeme aracılığıyla duruşmaya getirtilmek suretiyle yargılamaya dahil edilmesini ifade eder. Tevsii tahkikat kavramı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda açıkça ve ayrıca düzenlenmemiştir. Delillerin ortaya konulması ve tartışılması aşamasına ilişkin genel düzenlemelerden hareketle uygulamada Yargıtay kararları ile gelişmiş bir kavramdır.

Esasen Yargıtay’ın “eksik inceleme” , “eksik araştırma” gerekçeleriyle bozduğu tüm kararlarında yerel mahkemenin tevsii tahkikat yapması gerektiği noktalar da gösterilmektedir. Ancak, uygulamada gelişen ceza muhakemesi hukuku tekniğinde tevsii tahkikat kavramı, sadece taraflarca, yani iddia ve savunma makamı tarafından duruşma aşamasında yeni delillerin yargılamaya dahil edilmesi taleplerini tanımlamak üzere kullanılmaktadır.

Tevsii Tahkikat, Soruşturma veya Kovuşturmanın Genişletilmesi Kavramları Nasıl Kullanılmalıdır?

Uygulamada avukatlar tarafından tevsii tahkikat yerine soruşturmanın genişletilmesi kavramı da kullanılmakta ise de; yerel mahkemedeki yargılama faaliyetinin soruşturma ve kovuşturma şeklinde ikiye ayrılması nedeniyle “kovuşturmanın genişletilmesi” kavramının kullanılması daha doğrudur. Zira, soruşturmanın genişletilmesi kavramı 5271 sayılı CMK m.173/3’te soruşturma işlemlerinin eksik yapılması halinde kullanılan bir kavramdır:

Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet Başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder (CMK m.173/3).

Nitekim, Yargıtay da tüm kararlarında soruşturmanın genişletilmesi kavramını kovuşturma için değil, sadece soruşturma aşaması için kullanmaktadır:

5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, bir suçun işlendiği ihbarını alan Cumhuriyet savcısı, delil toplayıp maddi gerçeği araştırmaya başlayarak, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe bulunması halinde, aynı Kanun’un 170/2. maddesi uyarınca iddianame düzenleyip kamu davasını açmakla, yeterli şüphe bulunmaması halinde ise Kanun’un 172. maddesi uyarınca kovuşturmaya yer olmadığına karar vermekle görevli bulunmaktadır. Buna karşın Cumhuriyet savcısının kararına itiraz üzerine Sulh Ceza Hakimliğince Cumhuriyet savcısı tarafından gerekli delillerin toplanmadığı veya araştırmanın olayın özelliğine göre yetersiz ve yüzeysel kaldığının açıkça anlaşıldığı durumlarda, soruşturmanın eksik yapıldığından bahisle, genişletilmesine gerek görürse bu hususu açıkça belirtmek suretiyle CMK’nın 173/3. maddesi uyarınca soruşturmanın genişletilmesi kararı vererek, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir, Cumhuriyet başsavcılığı belirtilen eksikleri tamamlayıp delilleri topladıktan sonra itirazı incelemek üzere dosyayı yeniden Sulh Ceza Hakimliğine gönderecektir. Sulh Ceza Hakimi bu kez dosyayı inceleyip itirazı kabul veya reddedecektir. (Y2CD-K.2018/6733).

Özetle, soruşturma aşaması için soruşturmanın genişletilmesi, kovuşturma aşaması için tevsii tahkikat veya kovuşturmanın genişletilmesi kavramlarının kullanılması uygulamanın kanuna uygun şekillenmesini ve kavram kargaşasının ortadan kalkmasını sağlayacaktır.

Tevsii Tahkikat (Kovuşturmanın Genişletilmesi) ve Esas Hakkında Savunma

Sanık veya müdafiinin tevsii tahkikat talepleri mahkeme tarafından değerlendirilerek talepler hakkında mutlaka red veya kabul kararı verilmelidir. Aksi takdirde, yani tevsii tahkikat taleplerinin mahkeme tarafından değerlendirilmemiş olması halinde, deliller tartışılmadan eksik incelemeyle karar verilmiş olacağından hukuka aykırı yerel mahkeme kararı istinaf mahkemesi veya Yargıtay tarafından bozma konusu yapılacaktır.

Sanık veya avukatının tevsii tahkikat talepleri ileri sürmesi ve mahkemenin tevsii tahkikat taleplerini reddetmesi halinde, dosya karar aşamasında ise esas hakkında savunmalarını hazırlamaları için kendilerine ayrıca uygun bir süre verilmelidir. Aksi takdirde, yani tevsii tahkikat talepleri reddedilen sanık veya avukatına süre verilmeden karar verilmesi halinde savunma hakkı kısıtlandığından yerel mahkeme kararı istinaf veya Yargıtay incelemesi neticesinde bozulacaktır.

Delillerin tartışılması başlığıyla duruşmada sonuç çıkarma evresini düzenleyen CMK’nın 216. maddesine göre, deliller ortaya konup tek tek tartışıldıktan sonra uyuşmazlığı çözecek ve hüküm verecek olan mahkemeye ışık tutmak üzere, taraflara istemleri aranmaksızın maddede belirtilen sıra dahilinde son kararın nasıl olması gerekeceği hususunda görüşlerini bildirme imkanı verilmesi gerektiği halde, C. Savcısının esas hakkındaki mütalaasını takiben vaki tevsii tahkikat talebi reddedilen sanık müdafiine esas hakkındaki görüşünü bildirme olanağı verilmeden hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının ihlal edilmesi (Y5CD-K.2009/4179).

Uygulamada genellikle, savcılık makamının esas hakkındaki mütalaasına karşı sanık avukatları tevsii tahkikat talebinde bulunmaktadır. İşte bu tevsii tahkikat talepleri mahkeme tarafından reddedildiği takdirde, istemleri halinde avukatlara esas hakkında savunmalarına hazırlayabilmeleri için makul bir süre verilmesi savunma hakkından kaynaklanan hukuki bir zorunluluktur.

Tevsii Tahkikat (Kovuşturmanın Genişletilmesi) Dilekçesi Örneği


İSTANBUL 14. AĞIR CEZA MAHKEMESİ’NE

DOSYA NO :
SANIK :
Vekaletnameli Müdafii: Avukat Baran Doğan

D.KONUSU : Yeni delillerin yargılamaya dahil edilmesi taleplerimiz hakkında kovuşturma yapılmasına (tevsii tahkikat/kovuşturmanın genişletilmesi) ilişkindir.

AÇIKLAMALAR :

1-) Mütalaada İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının ….sayılı soruşturma dosyasında beyanı alınan “Gizli Tanık” isimli tanığın müvekkilim aleyhine bir fotoğraf teşhisi yaptığı ileri sürülmektedir. Müvekkil aleyhine beyanda bulunan tanığın teşhis tutanağı, ifade tutanağı ve diğer hiçbir ceraim evrakı dosyada mevcut değildir.

Müvekkil aleyhine beyanda bulunan “Gizli Tanık” isimli gizli tanığın beyanlarını içeren tutanaklar dosyada olmadığından duruşmada okunamamıştır.

“…..delil olarak kullanılacak belgeler ve diğer yazılar…… duruşmada okunur.” (CMK m.209).

Gizli tanığın beyanları duruşmada hakim huzurunda tartışılmadığı halde mütalaada suçlamanın önemli bir dayanağı olarak kabul edilmiştir.

Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. (CMK m.217/1).

Müvekkilin söz konusu teşhis ve beyan ile ilgili savunması DGM savcılığı döneminde alınmış ve hakkında takipsizlik kararı verilmiştir. Bu nedenle aşağıdaki hususların kovuşturulmasını talep ediyoruz:

  • a-) İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2009/236 sayılı soruşturma dosyası getirtilerek gizli tanığın ifade tutanağı ile teşhis tutanağının dosyamız içerisine alınmasına, soruşturmanın akıbetine göre gizli tanığın gerektiğinde duruşmada dinlenmesine karar verilmesini talep ediyoruz.

  • b-) (a) şıkkındaki evrak geldiğinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılarak İstanbul DGM savcılığı tarafından aynı kişinin beyanıyla ilgili yapılan soruşturmanın akıbetinin sorularak söz konusu soruşturma evrakının istenmesini talep ediyoruz.

2-) …..tarihinde yapılan tüm arama işlemleri CMK 119/4 ve 120/1 maddelerine aykırı yapıldığından, suçlamanın en önemli dayanağı olan poster, bayrak, flama, gazete, dergi, pankart vb. malzemelerin il binasından elde edilip edilmediğinin, yani tutanağın gerçeğe uygun tutulup tutulmadığının denetlenmesi gerekir. Müvekkil de savunmasında bu materyalleri hiç görmediğini, oraya koymadığını, nasıl orda olduklarını bilmediğini ifade etmiştir. Müvekkilin savunması ile usule aykırı tutulan tutanak içeriği çelişmektedir.

Yargıtay uygulamasına göre tutanaklar ile sanığın beyanı arasında en ufak bir çelişki olduğunda tutanak imzacıları dinlenmelidir.

“….Suç tutanağında dava konusu yerde yulaf ekili görüldüğü ve sorulduğunda da sanık S. A.’nın ‘ekecek yerim az olduğu için hayvanlarıma besi yemi üretmek için yulaf ektim’ şeklinde beyanda bulunduğunun yazılı olmasına göre, tutanakta adı geçen imzacı tanıklar dinlenilmeden eksik inceleme ile karar verilmesi….” (Yargıtay 3. Ceza Dairesi - 2006/8014 karar).

Arama tutanaklarında hazirunlara ilişkin oldukça ciddi çelişkiler mevcuttur:

Hazirunlardan …….’in 12.12.2016 tarih - 06.15 bitiş tarihli arama tutanağında bir ekiple birlikte “girişin karşısındaki salonda ve girişte soldaki odada” tek hazirun olarak aramaya katıldığı yazılıdır. Halbuki aynı hazirunun başka bir ekiple “2. Katta” 05.20’de başlayan ve 06.40’da biten arama işleminde hazır bulunduğu yazılıdır. Arama işlemi tanığının aynı zaman diliminde farklı yerlerde, farklı ekiplerce yapılan aramalarda hazır bulunduğu iddiası büyük bir kuşku uyandıran ve tutanakta imzası bulunan kişilerin dinlenerek giderilmesi gereken bir çelişkidir.

Tüm arama tutanaklarında imzası bulunan kişilerin değil; biçimsel açıdan da eksiklikler içeren suçlamanın dayanağı olan materyallerin de bulunduğu iddia edilen yerlere ilişkin şu arama tutanaklarında imzası bulunan kişilerin (kolluk+hazirun) dinlenmesini talep ediyoruz:

  • a-) 12.12.2016 tarih ve 06.15 bitiş saatli, tek hazirunlu ve “girişin karşısındaki salonda ve girişte soldaki odada” yapılan arama işlemine ilişkin tutanakta imzası bulunan herkesin dinlenmesini talep ediyoruz.

  • b-) 12.12.2016 tarih ve 06.40 bitiş saatli, iki hazirunlu ve “2. katta” yapılan arama işlemine ilişkin tutanakta imzası bulunan herkesin dinlenmesini talep ediyoruz.

  • c-) 12.12.2016 tarih ve 06.00 bitiş saatli, tek hazirunlu ve “bodrum katta” yapılan arama işlemine ilişkin tutanakta imzası bulunan herkesin dinlenmesini talep ediyoruz.

3-) Mütalaada mahkeme huzurunda dinlenmeyen tüm tanık ifadeleri suçlamanın dayanağı olarak kabul edilmiştir. Ayrıca dosyada mevcut kolluk araştırma tutanağına göre mahkemenizin yazısı üzerine tanık ………‘a ulaşıldığı araştırma saatinde evde olmadığı, kapısının altından duruşma gününün not olarak bırakıldığı yazılıdır. Mahkemeniz 09.01.2018 tarihli celsede aramalara rağmen ulaşılamadığı gerekçesiyle tanık ……..’ın dinlenilmesinden vazgeçilmesine karar verilmiştir. Bu nedenle aşağıdaki şekilde kovuşturma yapılmasını talep ediyoruz:

  • a-) Belirsizlik yaratacak bir şekilde iddianameye atıf yapılarak düzenlenen mütalaada; ifadeleri suçlamaya esas olarak kabul edilen ve iddianamede adı geçen tüm tanıkların mahkeme huzurunda dinlenmesini talep ediyoruz.

  • b-) 09.01.2018 tarihli celsede usule aykırı bir şekilde, ulaşıldığı halde ulaşılamadığı gerekçesiyle dinlenmesinden vazgeçilen tanık ……. ile ilgili karardan rücu edilerek dinlenmesini talep ediyoruz.

4-) Müvekkilin 25.06.2016 - 30.10.2016 tarihleri arasında yapmış olduğu 10 adet basın açıklaması içerikleri mütalaada propaganda suçu olarak nitelendirilmiştir. Basın açıklamalarının propaganda suçu teşkil edip etmediği şu yönleriyle incelenmesi gereklidir:

  • Basın açıklamasının öncesinde veya sonrasında cebir, şiddet veya tehdit içeren herhangi bir olay olup olmadığı,
  • Muhatap kitlenin özellikleri dikkate alınarak müvekkilin söylediği sözlerin propaganda teşkil edip etmeyeceği,
  • Açık ve yakın tehlike oluşup oluşmadığı.

Bu nedenle, aşağıdaki şekilde kovuşturma yapılmasını talep ediyoruz:

  • a-) Müvekkilin nasıl hareket ettiği, hangi davranışları sergilediği, basın açıklamalarının öncesi ve sonrasında nasıl davrandığının propaganda suçunun unsurlarının açısından değerlendirilmesi amacıyla; basın açıklamalarına ilişkin görüntü kayıtlarının getirtilerek naip hakim atanarak izlenmesini talep ediyoruz.

  • b-) Emniyete yazı yazılarak basın açıklamalarının yapıldığı tarih ve yerde basın açıklamalarıyla bağlantılı herhangi bir olay olup olmadığının araştırılmasını talep ediyoruz.12.10.2018

Sanık D.E. Vekaletnameli Müdafii
Av. Baran Doğan


İstanbul Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Soru ve Yorumlar İçin Uyarı

Hukuki sorunlara dair her türlü görüş, yorum ve sorularınız hukuk forumu bölümünde cevaplanmaktadır: Hukuk Forumu

Paylaş