0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

ÖZET

Erkeğin evlilik içinde kadına uyguladığı şiddet düşünüldüğünde, maddi durumu kötü olsa bile 20.000 TL manevi tazminat, 20.000 TL maddi tazminatın uygun olduğuna karar verilmiştir.

T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU

Esas No.2012/2-707

Karar No.2013/303

Taraflar arasındaki “boşanma, nafaka, maddi ve manevi tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 9.Aile Mahkemesi’nce ( Devren Fatih 1.Aile Mah. ) davanın kabulüne dair verilen 31.05.2011 gün ve E:2005/460, K:2011/372 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2.Hukuk Dairesi’nin 13.10.2011 gün ve 15588 - 15785 sayılı ilamı ile;

( … 1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat çoktur.Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Borçlar Kanununun 42 ve 44. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi ( TMK.md.174/1 ) ve manevi ( TMK .md. 174/2 ) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır… ),

Gerekçesiyle hüküm maddi ve manevi tazminat yönüyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; maddi ve manevi tazminat yönünden mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Dava; boşanma, maddi-manevi tazminat ve yoksulluk nafakası isteğine ilişkindir.

Davacı ( kadın ) vekili, davalının akıl zayıflığının etkisi ile dışarıdaki çöpleri evine biriktirdiği, davalının evlilik birliğinin edimlerini yerine getirmediği, annesi ve kız kardeşlerinin etkisinde kalarak davacıya ve kızına kötü davranıp, hakaret ettiği, müvekkili için evlilik hayatının dayanılmaz hal aldığını belirterek, evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle tarafların boşanmalarını, müşterek çocuğun velayetinin davacı anneye verilmesi ile davacı ve müşterek çocuk için tedbir nafakasına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

Davacı vekili, yargılama aşamasında sunduğu dilekçesiyle de, 20.000 TL maddi ve 20.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini istemiştir.

Davalı ( koca ) vekili, boşanma dışındaki talepleri kabul etmediklerini belirtip; nafaka ile maddi ve manevi tazminat istemlerin reddine karar verilmesini savunmuştur.

Davalı kocanın, eldeki bu davadan ayrı olarak açtığı boşanma, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin dava, eldeki bu dava ile birleştirilmiştir.

Dosya kapsamından; davacı kadının 01.03.1969 doğumlu, davalı kocanın ise 23.02.1963 doğumlu olduğu, tarafların 25.05.1988 tarihinde evlendikleri ve birlikteliklerinden 20.09.1989 doğumlu müşterek çocuklarının bulunduğu anlaşılmaktadır.

Davalı kadının ev hanımı olduğu, herhangi bir gelirinin bulunmadığı, çevrenin yaptığı yardımlarla geçimini sağladığı, müşterek çocuğu ile birlikte davalı kocasının murisinden ( davalının anne ve babasından ) intikal eden ancak mirasçılara intikali yapılmayan evde oturdukları, menkul ya da gayrimenkulünün bulunmadığı; buna karşın davalı kocanın anne ve babasının ölümüyle kendisi ile birlikte diğer iki kardeşine miras olarak kalan taşınmazların dava tarihi itibariyle toplam değerinin 810.000 TL olduğu ve anılan taşınmazların kira getirisinin 4.200 TL olduğu, davalı kocaya miras payına isabet eden taşınmaz değerinin 270.000 TL ve kira getirisinin de 1.400 TL olduğu, davalının 808,46 TL yaşlılık aylığı aldığı ve ayrıca ekmek fırınında asgari ücretle çalıştığı anlaşılmaktadır.

Mahkemenin, yaşanan olaylarda davacı kadının kusursuz olduğu, sokaktaki çöpleri eve getirip odasında biriktiren, eşine ve müşterek çocuğuna şiddet uygulayan, eşine hakaret eden, kazancını evine harcamayan ve böylece birlik görevlerini yerine getirmeyen davalı kocanın tam kusurlu olduğu gerekçesiyle, tarafların boşanmalarına; davacıya aylık 300,00 TL yoksuluk nafakası takdirine; 20.000-TL manevi, 20.000-TL maddi tazminatın davalıdan ( kocadan ) tahsiline dair verdiği karar, davalı vekilinin temyizi üzerine, Özel Daire’ce maddi ve manevi tazminat yönünden yukarıda belirtilen nedenlerle bozulmuş; mahkemece maddi ve manevi tazminat yönünden önceki kararda direnilmiştir.

Taraflar arasında davadaki maddi ve manevi tazminat dışındaki diğer istemlere ilişkin hüküm kesinleşmiş olup, uyuşmazlık dışıdır.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu’nun önüne gelen uyuşmazlık; tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecelerine, paranın alım gücüne, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamına nazaran, davacı kadın yararına hükmedilen 20.000-TL maddi ve 20.000-TL manevi tazminat miktarının fahiş olup olmadığı, noktasında toplanmaktadır.

Bu noktada, boşanma nedeniyle hükmedilecek maddi ve manevi tazminat hakkında kısa bir açıklama yapılmasında yarar vardır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 174/1.maddesi; “Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini…” hükme bağlamıştır. Bu hüküm gereğince, maddi tazminata hükmedilebilmesi için temel koşul, tazminat isteyen tarafın boşanmada kusursuz veya daha az kusurlu olması ve boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatlerinin zedelenmiş bulunmasıdır.

Hukuka aykırı ve kusurlu bir davranış sonucu hakkı ihlal edilenin zararının giderilmesi, menfaatinin denkleştirilmesi hukukun temel ilkesidir. Ancak, Türk Medeni Kanunu’nun 174/1.maddesi, genel tazminat esaslarından ayrılmış ve kendisine özgü kural getirmiştir.

Haksız fiil tazminatının temel unsuru olan “gerçek zararın belirlenmesi” koşulu, Aile Hukukunda, Borçlar Hukuku’ndaki düzenlemeden farklıdır. Eşler arasındaki ilişkinin özelliği itibarıyla burada gerçek zararı tam olarak belirlemek zordur.

Bu özelliği nedeniyledir ki, yasa, menfaati zedelenene, uygun bir tazminat verileceğini açıklamıştır. Hakim, tazminat miktarını takdir ederken, kusurun ağırlığını, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, evlenme şanslarını, ortalama yaşam sürelerini, yaşam seviyelerini ve geçim koşullarını göz önünde tutarak, makul ve herkesçe kabul edilebilir bir miktar belirlemelidir.

Kanun, mevcut veya beklenen menfaatin neler olduğunu göstermemiştir. Mevcut menfaatin belirlenmesinde ölçü, genel olarak evlilik birliğinin eşlere sağladığı yararlardır. Beklenen menfaatler de, evliğin devamı halinde eşlerden birinin diğerine gelecekte sağlaması muhtemel olan çıkarlardır.

Aile birliği, eşler arasında eşitliğe dayanır ( Anayasa m.41 ). Başka bir ifade ile eşler, evlilik birliğinde eşit hak ve yükümlülüklere sahiptir. Eşler, birlikte yaşamak, birbirlerine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar ( TMK.m.185/3 ). Birliği beraberce yönetirler ( TMK.m.186/2 ). Evlilik birliğinin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıklarıyla katılırlar. ( TMK.m.186/3 ) Boşanma halinde eşlerden birinin, diğerine, emek veya malvarlığıyla sağladığı katkı ve desteği yitirmesi, yoksun kalınan bu desteğin maddi değeri kadar mevcut menfaatin ihlalidir. Türk Medeni Kanunu’nun 174/1.maddesinde maddi tazminat talebi için kadın ve erkek yönünden bir ayrım yapılmamıştır ( Hukuk Genel Kurulu’nun 24.10.2007 gün ve E:2007/2-787, K:2007/766 sayılı kararı ). Boşanma sonucu eş en azından diğerinin maddi desteğini yitirecektir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 174/2. maddesine göre, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebileceği öngörülmüştür.

Manevi tazminat, bozulan manevi dengenin yerine gelmesi için kabul edilmiş bir tatmin ( veya telafi ) şekli olup, boşanmaya sebep olan olayların kişilik haklarına saldırı teşkil etmesi halinde manevi tazminata hükmedilir ( Kılıçoğlu, Mustafa: Tazminat Hukuku, Legal Yayıncılık, İstanbul 2010, s.1036, 1369.; Reisoğlu, Safa: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Beta Basım, İstanbul 1998, s.179 vd.; Oğuzman/Dural: Aile Hukuku, Filiz Kitabevi, İstanbul 1994, s.144-145 ; Tekinay, S. Sulhi: Türk Aile Hukuku, Filiz Kitabevi, İstanbul 1990, s.261-262; Oğuzman, Kemal: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Filiz Kitabevi, İstanbul 1995, s.641; Ayrıca bkz. YİBK’nun 22.06.1966-7/7 sayılı kararı ).

Manevi tazminatın miktarının belirlenmesinde ise, kişilik haklarına yapılan saldırının niteliği ve tarafların ekonomik - sosyal durumu dikkate alınmalıdır ( Kılıçoğlu, Mustafa:age., s.1053, 1376; Reisoğlu, Safa:age., s.197-198; Tekinay, S. Sulhi:age., s.261; Oğuzman, Kemal: age., s.655; Hukuk Genel Kurulu’nun 14.04.2010 gün ve E:2010/2-203, K:2010/220 sayılı ilamı ).

Eşe şiddet uygulanmasının TMK’nun 174/2 anlamında kişilik haklarına saldırı oluşturacağı her türlü duraksamadan uzak olduğuna ve dosya kapsamına, tarafların ekonomik durumlarına göre, verilen maddi ve manevi tazminat miktarı yerinde olup, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.

SONUÇ : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440/1.maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06.03.2013 gününde yapılan ikinci görüşmede oyçokluğuyla karar verildi.


Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Paylaş
Read more!