Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Cinsel Suçlarda İspat

Cinsel suçlarda ispat, ceza muhakemesi hukukunun genel ispat ilkelerinden farklı olarak müşteki mağdurun beyanını üstün tutan bir faaliyet olarak ortaya çıkmaktadır. İspat bakımından özellik arz eden cinsel suçlar şunlardır:

Cinsel suçlar, nitelikleri gereği genellikle mağdur ile fail arasında herhangi bir tanıklık bulunmadan işlenen suçlardır. Bu nedenle, Yargıtay uygulamasında cinsel suçlarda belli şartları haiz mağdur beyanı ispat açısından diğer delillere üstün tutulmaktadır.

Cinsel Suçlarda Mağdur Beyanının Delil Değeri

Cinsel taciz, cinsel saldırı ve cinsel istismar suçlarına ilişkin ispat faaliyetinin mahiyeti kovuşturma aşamasındaki yargılamada taraflar arasında en önemli tartışma konularından biridir. Cinsel suçların çoğu zaman sadece iki kişi arasında geçmesi, olayın görgü tanıklarının olmayışı, kamera veya video kaydı, ses kaydı gibi teknik araçların nadiren suç delili olarak dava dosyalarında yer alması nedenleriyle suçun sübut bulup bulmadığı mahkemelerin en çok tartıştığı konulardan biridir. Ancak, Yargıtay yerleşik kararlarıyla suçun ispatı konusunda bazı kriterler getirmiştir. Yargıtay’a göre, fail ve mağdur dışında tanığın olmadığı cinsel suçlarda şu olgular tartışılarak suçun ispat edilip edilmediği belirlenmelidir:

1. Şikayetçi mağdurun şikayetini dile getirme süresi: Yargıtay, şikayetçinin makul bir zaman dilimi içerisinde şikayet hakkını kullanması gerektiğini ifade etmektedir. Şikayet için makul süre olaydan olaya değişiklik arz edebilecektir. Örneğin, cinsel istismar suçunda 10 yıl sonra dahi şikayetçi olmak mümkündür, ancak cinsel taciz suçunda olayın özelliğine göre birkaç gün dahi uzun süre olarak kabul edilebilir.

Katılanın, olayın meydana gelmesinden üç gün sonra şikayetini dile getirmesi, sanığın, camide yaşanan olay nedeniyle arada husumet bulunmasından dolayı suç isnadında bulunulduğu yönündeki savunması, mahkemece katılana ilişkin yapılan gözlem, tanık polis memuru İlhan …‘ın duruşmada katılanın psikolojik durumu hakkındaki beyanı ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, katılanın başka delille desteklenmeyen beyanları dışında, sanığın atılı (basit cinsel saldırı) suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, bozma nedenidir (Y14CD-K.2019/11624)

2. Mağdurun sanığı tanıyıp tanımadığı: Suçun mağduru, suçu işlediği iddia edilen sanığı olaydan önce tanımıyorsa, mağdurun kimliği ve eşgali belirli bir kimseyi cinsel suçun faili olarak gösteren beyanına değer verilmelidir.

Olaydan önce tanımadığı sanığa kendi onur ve namusunu ilgilendiren bir konuda iftira atması için geçerli sebep bulunmayan mağdurenin, özünde değişmeyen samimi anlatımları, teşhis tutanağı, tanık … ve müşteki … aşamalarda değişmeyen, tanık … olayın sıcaklığı ile alınan samimi beyanları ve tüm dosya kapsamı karşısında; sanığın olay günü okuldan çıkıp yürümekte olan mağdurenin karşısına çıkarak bacaklarını okşamak şeklinde gerçekleşen eylemi nedeniyle TCK.nın 103/1. maddesi gereğince cezalandırılması gerekirken oluşa uygun olmayan gerekçeyle beraatine karar verilmesi, bozma nedenidir (Y14CD-K.2014/7982).

3. Fail ile mağdur arasında önceye dayalı herhangi bir husumet bulunup bulunmadığı: Fail ile mağdur birbirini tanıyorsa, aralarında olaydan önceye dayalı husumet bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Mağdur ile fail arasında önceye dair husumet varsa mağdurun cinsel taciz, cinsel saldırı veya cinsel istismara maruz kaldığına ilişkin beyanı Yargıtay tarafından ispat için yeterli görülmemektedir. Ancak, taraflar arasında önceye dayalı husumet yoksa mağdurun beyanına itibar etmek gerekir. Yargıtay uygulamasına göre husumet; karşılıklı söz, tutum veya davranışlarla meydana gelebilir. Yargıtaya göre, husumetin kaynağı her türlü insan ilişkisi olabilir. Anlaşmazlık, gerginlik, sürtüşme içeren her türlü fiil, fiziki temas veya yakınlık olmasa bile husumet nedeni olarak kabul edilebilmektedir. Özellikle, geçmişte yaşanan ve çözülememiş bir sorun olarak devam eden olaylar bir husumet nedeni olarak kabul edilmektedir.

Mağdureler ile sanık arasında husumet bulunduğunun ve tarafsız tanığın görgüye ilişkin herhangi bir beyanının olmadığının tüm dosya içeriğinden anlaşılması karşısında, katılanın soyut iddiası dışında sanığın mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil olmadığı gözetilmeden, beraati yerine yazılı şekilde hüküm tesisi, bozma nedenidir (Yargıtay 14.Ceza Dairesi-Karar: 2019/11339).

4. Mağdurun kendi şeref ve onurunu ilgilendiren bir konuda iftira atması için sebep bulunup bulunmadığı: Cinsel suçların yargılama süreci, bireysel ve sosyal etkileri itibariyle özellikle mağdur açısından zorlu bir süreçtir. Mağdurun doğrudan kendi şeref ve onurunu ilgilendiren bir konuda iftira atması için somut bir olgu tespit edilemememişse, mağdurun beyanına itibar edilmelidir.

Lise öğrencisi olan mağdurenin kendi onur ve namusunu ilgilendiren bir konuda, kendisinden 42 yaş daha büyük olan sanığa iftira atmasını gerektirir, sanık ile aralarında önceye dayalı herhangi bir husumetlerinin bulunmadığı gibi, mağdure ve annesinin aşamalardaki tutarlı ve samimi görülen anlatımlarına, tanık Havva’nın beyanları ve dosya içeriğine göre; okula gidip gelmek için sanığın evinin önünden geçen mağdureye, bu geçişleri sırasında yaklaşık bir yıl boyunca evin camının iç kısmından pijamasını indirip cinsel organını gösterme biçiminde gerçekleşen eylemlerinin zincirleme şekilde cinsel taciz suçunu oluşturduğu gözetilmeden soyut ve kanuni olmayan gerekçelerle beraatine karar verilmesi, bozma nedenidir (Y14CD-K.2012/9346).

5. Mağdurun beyanlarının hayatın olağan akışına uygun, tutarlı ve çelişkisiz olması: Yargıtay’a göre mağdurun olayı anlatım biçimi ve hikayesi, hayatın olağan akışına uygun olmalıdır. Mağdurun beyanı tüm aşamalarda birbiriyle uyum göstermeli, samimi, ısrarlı ve herhangi bir tereddüde mahal bırakmayacak şekilde açık olmalıdır. Yargıtay içtihatlarına göre çelişkiler içeren, hayatın olağan akışına açıkça aykırı olan, aşamalarda değişen mağdur beyanlarına itibar edilemez. Mağdurenin aşamalarda değişen ve birbiriyle çelişen anlatımları, mağdure beyanının delil değerini ortadan kaldırır.

Yargılama sırasında şikayetinden vazgeçen mağdurenin çelişkili ve tutarsız beyanları, savunma, mağdure tarafından kovuşturma evresinde kabul edilen yazışma içerikleriyle sanık müdafisinin temyiz dilekçesi ekinde yer alan yazışma muhtevasının mağdurenin soruşturma evresindeki beyanına aykırı oluşu ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında sanığın, mağdurenin rızası dışında konutuna girerek cinsel ilişkide bulunduğuna dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayıp, mevcut haliyle mağdureye gönderdiği tespit edilen mesaj içerikleri nedeniyle eyleminin kül halinde tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyeti hükümleri kurulması, bozma nedenidir (Y14CD-K.2019/11684).

6. Mağdur beyanı teknik delillerle çelişmemelidir: Mağdur beyanı teknik bazı delillerle, örneğin doktor raporuyla çelişmemelidir. Tıp biliminin veya diğer bilim dallarının verileriyle açıkça çelişen mağdur beyanı mahkumiyet hükmüne esas alınamaz.

Suça sürüklenen çocuk müdafiin mağdura yönelik nitelikli cinsel saldırı eyleminde bulunulduğuna yönelik tanık beyanı olmadığına, alınan rapora göre mağdurun beyanlarına itibar edilemeyeceği belirtilmesine rağmen, mağdurun beyanı esas alınarak mahkumiyet hükmü kurulmasının dosya kapsamına uymadığına, mağdurda fiili livata izine rastlanmadığına, suça sürüklenen çocuk aleyhine delil bulunmadığına dair temyiz itirazları yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi uyarınca TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİNE (Yargıtay 8. Ceza Dairesi - 2019/14536 K.).

Sanığın aşamalarda, mağdureye yönelik organ sokma şeklinde bir eyleminin bulunmadığı yönündeki savunmaları, mağdure hakkında …Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen 23.11.2011 tarihli “jinekolojik pozisyonda hymen anüler yapıda, açıklığı 1-1,5 cm olup duhule müsait olmadığı” şeklindeki rapor içeriği ve tüm dosya kapsamına göre sanığın atılı suçu işlediğine dair mağdure beyanından başka cezalandırılmasına yeter, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi, bozma nedenidir (Y14CD-K.2015/8430).

7. Mağdur beyanı somut olmalıdır: Mağdurun olay anlatımı somut vakıalara dayanmalıdır. Mağdur beyanının soyut nitelikte olması, fiili tarif etmemesi halinde sanığın beraatine karar verilmelidir.

Olayın intikal şekli ve süresi, katılanın beyanları ile savunmaya göre sanık ile katılanın 24.10.2013 tarihinde evlenmesinin ardından yaşanan geçimsizlik nedeniyle bir süre sonra ailesinin yanına dönen katılanın 24.04.2014 günü sanığın kendisiyle zorla ilişkiye girdiğini iddia ederek şikayetçi olması, aşamalardaki ifadelerinde cinsel ilişkilerin zorla gerçekleştiğine dair anlatımlarının zorun ne şekilde olduğuna yönelik tarifleme içermeyip, soyut nitelikte bulunması ve tüm dosya içeriği nazara alındığında sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, (Y14CD-K.2019/10529).

8. Mağdurun olayı hemen üçüncü kişilere anlatması: Mağdurun başından geçen olayı hemen yakınındaki insanlara anlatması ve mağdurun bu anlatımına tanıklık eden kişilerin beyanı ile mağdurun beyanının örtüşmesi ispat açısından önemli bir husus olarak kabul edilmektedir.

Ceza muhakemesi hukukuna göre, yargıç karar aşamasına hükmünü kesin bir yargıya dayandırmalıdır. Mahkeme hükmü olasılıklar üzerine bina edilemez. İspatın tam olmadığı hallerde “şüpheden sanık yararlanır ilkesi geçerlidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na göre, “kuşkudan sanık yararlanır” kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine baglıdır. Gerçeklesme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılamamıs olaylar ve iddialar sanıgın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti, yargılama sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanılarak ve diger bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan olası kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, hiçbir kuşku ve baska türlü bir olusa olanak vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına gelir. O halde ceza yargılamasında mahkûmiyet, büyük veya küçük bir olasılığa değil, her türlü kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanmalıdır. Adli hataların önüne geçilebilmesinin başka bir yolu da bulunmamaktadır. (YCGK-K.2011/171)

Cinsel Suçlarda Mağdur Beyanının Delil Değeri Yargıtay Kararları


Birden Fazla Mağdure Beyanın Tutarlı Olması

Katılan …‘nin sanığın gerçekleştirdiği cinsel davranışlardan duyduğu rahatsızlığı iş yeri yetkililerine bildirmek üzere yazdığı mektubu bulan katılanın eşi inceleme dışı sanık …‘in iş yerine giderek sanığı darp etmesi nedeniyle olayın adli mercilere intikal etmesi, iftira atmaları için ciddi ve kanıtlanmış bir nedenleri bulunmayan katılanların aşamalarda istikrarlı ve birbirlerini doğrulayan şekilde sanığın kendilerine cinsel saldırıda bulunduğunu beyan etmeleri, aynı iş yerinde çalışan her bir katılanın diğer katılana yönelik cinsel saldırı hususundaki bilgilerinin görgüye dayalı olması, sanığın soruşturma evresinde ileri sürmediği katılanları işten çıkarmayı düşündüğüne ilişkin husumet iddiasının başkaca bir delille desteklenmemesi nedeniyle kendisini suçtan kurtarmaya yönelik olduğunun anlaşılması, katılanların işe başlama ile sanığı şikâyet etme tarihleri arasında geçen süre olayın mahiyetine gelişim sürecine göre uzun olmadığı gibi eylemlerin katılanlar tarafından derhâl adli mercilere bildirilmemesinin sanık ve katılanların konumu gözetildiğinde makul bir nedene dayanması, düzenleyeninin farklı olması ve veriliş amaçları gözetildiğinde katılan …‘nin iş yeri yetkilisine yazdığı şikâyet mektubu ile soruşturma aşamasında verdiği ifadeler arasındaki eylemlerin özüne ilişkin olmayan farklılıkların doğal olması karşısında; sanığın sorumlu müdür olarak görev yaptığı iş yerinde çalışan katılanları hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuzunu kötüye kullanarak, aynı suç işleme kararı kapsamında farklı zamanlarda rızaları dışında dudaklarının kenarlarından öpüp, ellerini vücutlarında gezindirmek suretiyle her iki katılana yönelik ayrı ayrı zincirleme şeklinde atılı cinsel saldırı suçlarını gerçekleştirdiğinin sûbuta erdiği kabul edilmelidir. (Yargıtay CGK -Karar: 2018/523).

Mağdurenin Olaydan Hemen Sonra Başından Geçenleri Tanıklara Anlatması

Mağdurenin beyanlarının aşamalarda tutarlı ve istikrarlı olduğu, olaydan hemen sonra durumu tanıklar M.Ö.ve M. N.Ö..’e anlatıp şikayetçi olduğu, sanığa iftira atması için geçerli hiç bir neden bulunmadığı, dinlenen tanıkların mağdurenin beyanlarını doğruladığı, tanık mübaşir D.D..’nın açıkça mağdureye kimliğini iade edeceği sırada sanığın “kimliği yarın gelsin alsın” dediğini beyan ettiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, olay tarihinde Bakırköy 19. Asliye Ceza Mahkemesi hakimi olarak görev yapan sanığın, bu mahkemenin 2009/739 esas sayılı dosyasının duruşmasında tanık olarak dinlediği mağdurenin kimliğine el koyarak, mağdure ertesi gün kimliğini almak için odasına geldiğinde ona dosyadaki bazı belgeleri gösterip dava konusu hususlarla ilgili konuşmalar yaptığı, mağdurenin yanına yaklaşarak yanağından öptüğü, kolunu okşadığı, kollarından tutup; “Kadife gibi tenin var, çok tatlısın, ben çok beğendim bir kere dudağından öpebilir miyim, gıdığından öpebilir miyim” diyerek sarılmak için hamle yaptığı, mağdure kendini geri çektiğinde aleyhine tanıklık yaptığı kişiyi kastederek; “dava sana bağlı, ne kadar yatmasını istersin, ne kadar ceza vereyim söyle bakayım, ama sen çok güzel bir kızsın bu çocuk çıkarsa seni rahat bırakmaz, senin gibi güzel bir kızın zarar görmesini istemem” şeklinde sözler söylediği anlaşıldığından sanığın sarf ettiği sözler ve vücut dokunulmazlığının ihlâli niteliği taşıyan cinsel davranışlarla mağdureye karşı kamu görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle cinsel saldırı suçunu işlediğinin kabulü gerekmektedir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu - Karar: 2013/331).

İftira Atmak İçin Husumeti Bulunmayan Mağdurenin Beyanı

Mağdurenin daha önceden tanımadığı sanığa iftira atmasını gerektirir husumetinin bulunmamasına ve tutarlı ve samimi görülen anlatımlarına, 01.05.2010 tarihli teşhis tutanağının içeriğine ve tüm dosya kapsamına göre, olay günü mağdurenin sokakta yürüdüğü esnada, sanığın kullanmakta olduğu ….. plakalı araç ile mağdurenin yanından yavaş bir şekilde üç kez geçtiği, daha sonra aracını durdurup mağdurenin yanına gelerek kolundan tutup araca bindirmeye çalıştığı, ‘‘Sen ne güzel şeysin böyle, seni yalarım, senle her yere giderim sen çok hoşsun’’ şeklinde sözler sarf ettiği, bu esnada sokak içerisine başka şahıslar gelmesi üzerine sanığın mağdureyi bırakarak olay yerinde kaçtığı olayda, sanığın eylemlerinin basit cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna teşebbüs suçlarını oluşturduğu gözetilmeden, mahkûmiyeti yerine, yazılı gerekçeyle beraatine karar verilmesi, bozma nedenidir (YARGITAY 14.Ceza Dairesi-Karar: 2014/5039).

Kendi onur ve namusunu ilgilendiren bir konuda iftira atması için geçerli sebep bulunmayan mağdurenin aşamalarda değişmeyen tutarlı ve samimi anlatımlarına göre mağdurenin üvey babası olan sanığın yalnız kaldıkları zamanlarda mağdureye cinsel içerikli sözler söylediği sabit olduğu halde, cinsel taciz suçundan mahkûmiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi, (YARGITAY 14.Ceza Dairesi-Karar: 2012/4772).

Daha önceden sanığı tanımayan ve sanığa iftira atması için bir neden bulunmayan mağdurenin aşamalardaki istikrarlı beyanları ve bu beyanları doğrulayan tanık E.’nin anlatımları, sanık tarafından mağdureye verilen telefon numarası yazılı olan kağıt parçası, sanığın tevilli ikrarı ile tüm dosya kapsamından; olay günü saat:13:00 sıralarında evine doğru giden mağdurenin arkasından arkadaşıyla birlikte gelip mağdureyi evine kadar ısrarla takip eden ve yazdığı kağıdı mağdureye verip beni bu numaradan ararsın şeklinde sırnaşıkça hareketlerde bulunan sanığın eylemi cinsel taciz suçunu oluşturduğu halde, olaydan 2 ay sonra kovuşturma aşamasında temin edildikleri anlaşılan tanıkların oluşa ve dosyaya uygun düşmeyen anlatımlarından hareketle sanığın beraatına karar verilmesi, bozma nedenidir (YARGITAY 14.Ceza Dairesi - Karar: 2012/3116).

Mağdurenin Çelişkili Beyanları ve Husumet Olgusu

Mağdurenin aşamalardaki çelişkili beyanları, yaralanmaya ilişkin doktor raporu, savunma ile tanık ifadeleri nazara alındığında suç tarihinden önce mağdurenin gayrı resmi birlikte yaşadığı tanık Bayram’la husumetli olan sanıkların, olay günü evine gittikleri mağdureye yönelik basit cinsel saldırı eyleminde bulunduklarına dair soyut iddia dışında cezalandırılmalarına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayıp mevcut haliyle eylemin kasten yaralama suçunu oluşturduğu gözetilerek bu suçtan mahkumiyetlerine karar verilmesi gerekirken, suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek basit cinsel saldırı suçundan hükümler kurulması, bozma nedenidir (Yargıtay 14.Ceza Dairesi - Karar: 2019/9521).


İstanbul Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

UYARI

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Soru ve Yorumlar İçin

Hukuki sorunlara dair her türlü görüş, yorum ve sorularınızı hukuk forumu bölümüne yazabilirsiniz: Hukuk Forumu

Makale Yazarlığı İçin

Avukat veya akademisyenler hukuk makalelerini özgeçmişleri ile birlikte yayımlanmak üzere hukukmakalesi@gmail.com adresine gönderebilirler. Makale yazımında konu sınırlaması yoktur. Makalelerin uygulamaya yönelik bir perspektifle hazırlanması rica olunur.

Paylaş