Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Tüketici Mahkemesi Nedir?

Tüketici mahkemesi, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik her türlü uygulamadan kaynaklanan davalara bakmakla görevli hukuk mahkemesidir (6502 sayılı Kanun m.73/1). Tüketici mahkemesi, özel mahkeme niteliğinde ilk derece mahkemesidir.

Tüketici mahkemeleri, 6502 saylı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile kurularak görev alanı belirlenmiştir. Tüketici mahkemesinde dava açma yetkisi olan kişiler, “tüketiciler”, “tüketici örgütleri” ve “Gümrük ve Ticaret Bakanlığı” olarak belirlenmiştir. Tüketici mahkemeleri nezdinde Bakanlık, tüketiciler ve tüketici örgütleri tarafından açılan davalar harçlardan muaftır.

Özel hukuk davalarına bakmakla görevli hukuk mahkemeleri genel olarak üçe ayrılır:

Asliye hukuk mahkemesi ve sulh hukuk mahkemesi özel hukuk uyuşmazlıklarına bakmakla görevli temel iki mahkemedir. Genel mahkemelerden olan asliye hukuk mahkemesinin görevi asıl, sulh hukuk mahkemesinin görevi ise istisnadır. Özel bir kanun hükmü ile açıkça sulh hukuk mahkemesinde bakılacağı bildirilmeyen bütün dava ve işler asliye hukuk mahkemesinde görülür. Kanunda belirli bir uyuşmazlık türü için açıkça özel bir mahkemenin görevli olduğu kabul edilmişse, uyuşmazlığı çözmeye görevli mahkeme kanunun belirlediği o özel görevli mahkemedir. Tüketici mahkemesi, özel bir kanun olan 6502 sayılı “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun” ile kurulduğundan özel mahkeme statüsüyle görev yapmaktadır. Belirli kişiler arasında çıkan uyuşmazlıklara veya belli çeşit uyuşmazlıklara bakmak için kurulmuş olan mahkemelere “özel görevli mahkemeler” denir. Özel ve genel görevli mahkemeler arasındaki ilişki bir görev ilişkisidir.

Tüketici Nedir? Tüketici İşlemi Ne Anlama Gelir?

Tüketici mahkemesi, taraflaran en az birinin “tüketici” olduğu uyuşmazlıklara bakmakla görevlidir. Tüm tüketici işlemleri ile ilgili davalar tüketici mahkemesinde görülür. “Tüketici” ve “tüketici işlemi” kavramları 6502 sayılı Kanunda şu şekilde açıklanmaktadır:

  • Tüketici: Tüketici, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişidir. 6502 sayılı kanun, hazır bir malı veya hizmeti satın alarak onu günlük yaşamında kullanan veya tüketen kişiyi korumaktadır. Örneğin, bir kimse evde traş olmak için traş bıçağı aldığında tüketici olarak kabul edilir.Aynı traş bıcağını marketinde satmak için satın aldığında, ticari amaçla işlem yaptığından tüketici değildir.

  • Tüketici İşlemi: Bir işlemin tüketici işlemi olarak kabul edilebilmesi için hukuki ilişkinin taraflarından birinin tüketici, diğer tarafın ise satıcı, hizmet sağlayıcı veya onlar adına hareket eden gerçek ya da tüzel kişi olması gereklidir. Taraflar arasında gerçekleştirilen işlemin tüketici açısından mesleki ve ticari bir amaçla yapılmaması şarttır. Tüketici işlemi, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.

Tüketici Mahkemesinin Bakmakla Görevli Olduğu Davalarda Görev Sınırı

Tüketici mahkemesinde dava açılabilmesi için uyuşmazlığın belli bir parasal değeri aşması gerekir. Uyuşmazlık tüketici mahkemesinin görev sınırlarının altındaysa öncelikle tüketici hakem heyetine başvurulmalıdır. Tüketici mahkemesinin görevi konusundaki parasal sınırlar ve usuller 6502 sayılı yasanın 68. maddesinin verdiği yetkiyle çıkarılan tebliğlerle her yı yenilenmektedir.

2017 yılı için tüketici hakem heyetlerine yapılacak başvurularda parasal görev sınırı şu şekildedir:

  • Değeri 2.400 TL’nin altında bulunan uyuşmazlıklarda ilçe tüketici hakem heyetlerine başvurulmalıdır.

  • Büyükşehir statüsünde bulunan illerde ise 2.400 TL ile 3.610TL arasındaki uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine başvuru zorunludur.

  • Büyükşehir statüsünde olmayan illerin merkezlerinde 3.610 TL’nin altında bulunan uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine başvurulmalıdır.

  • Büyükşehir statüsünde olmayan illere bağlı ilçelerde 2.400 TL ile 3.610 TL arasındaki uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine başvurulmalıdır.

Bu değerlerin üzerindeki uyuşmazlıklar için tüketici hakem heyetlerine başvurulmadan doğrudan tüketici mahkemesinde dava açılmalıdır.

Tüketici hakem heyetleri kendilerine yapılan başvuruları gereğini yapmak üzere kabul etmek zorundadır. Başvurular, tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu veya tüketici işleminin yapıldığı yerdeki tüketici hakem heyetine yapılabilir. Tüketici hakem heyetleri uyuşmazlık konusuna ilişkin her türlü bilgi ve belgeyi taraflardan, ilgili kurum veya kuruluşlardan isteyebilir.

İl ve ilçe tüketici hakem heyetinin verdiği kararlar tarafları bağlar. Tüketici hakem heyetlerince vekâlet ücreti ödenmesine karar verilemez. Tüketici hakem heyetinin kararları, İcra ve İflâs Kanununun ilamların yerine getirilmesi hakkındaki hükümlerine göre yerine getirilir. Taraflar, tüketici hakem heyetinin kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde tüketici hakem heyetinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesine itiraz edebilir.Tüketici hakem heyeti kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine tüketici mahkemesinin vereceği karar kesindir.

Tüketici Mahkemesinin Görevleri Nelerdir?

Tüketici mahkemesinin görevli mahkeme olarak bir davaya bakabilmesi için 6502 sayılı Kanunu’nun amacı içerisinde kanunda tanımlanan taraflar arasında (tüketici ile satıcı veya sağlayıcı vb. arasında) mal ve hizmet satışına dair bir hukuki işlemin olması gerekir.

Bir mal veya hizmetin, kişisel ihtiyaçları dışında, belirli bir meslek icrası, belirli bir üretimde kullanma, yeniden satış, kiraya verme, ticari olarak kullanma vs. gibi mesleki veya ticari amaçlarla satın alanlar tüketici olarak kabul edilemeyeceğinden, bu gibi işlemlerde ortaya çıkan uyuşmazlıklara bakma görevi de tüketici mahkemesinin değil, genel mahkemelerindir.

Ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan şu sözleşmelerden kaynaklanan davalar tüketici mahkemesinde görülür:

  • Eser sözleşmesi,

  • Taşıma sözleşmesi,

  • Simsarlık sözleşmesi,

  • Sigorta sözleşmesi,

  • Vekâlet sözleşmesi,

  • Bankacılık sözleşmesi,

  • Ve yukarıdaki sözleşmelere benzeyen her türlü sözleşme.

Tüketici mahkemesi, sözleşmenin taraflarından birinin mutlaka tüketici olduğu davalara bakmakla görevlidir. Uygulamada, tüketici mahkemesinin görevine giden davalar şunlardır:

  • Banka ile müşteri arasında yapılan bankacılık işlemlerinin eksik, hatalı veya yanlış yapılmasından dolayı müşterinin banka aleyhine açtığı davalara bakma görevi tüketici mahkemesine aittir.

  • Bankalardan alınan tüketici kredisi (bireysel kredi, konut kredisi, otomobil kredisi vb.) nedeniyle açılan davlar tüketici mahkemesinde görülür. Bankadan çekilen kredi ticari kredi niteliğindeyse görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi’dir.

  • Elektrik aboneliğinde, elektriğin kullanıldığı yer “mesken” ise, abonelik sözleşmesi ile ilgili her türlü dava tüketici mahkemesinde görülür. Örneğin, meskende kaçak elektrik kullanımı nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davası tüketici mahkemesinde açılmalıdır. Elektrik ticari işletmede kullanılmak üzere abonelik tesis edilmişse, bu tür abonelik sözleşmelerinden kaynaklanan her türlü ihtilafa asliye ticaret mahkemesi bakmakla görevlidir.

  • Avukatın müvekkilini temsilen yaptığı işler veya doktorun hastası üzerinde uyguladığı tedavi vekalet sözleşmesi hükümlerine tabi olduğundan, bu sözleşmelerle ilgili davalar da tüketici mahkemesinde görülür. Ancak, avukatlar ile müvekkiller arasındaki ilişki nedeniyle açılan davların hangi mahkemede görüleceğine dair Yargıtay ile Bölge Adliye Mahkemeleri kararları arasında çelişki mevcuttur. İlgili kararlara aşağıda yer verilmiştir.

  • Müteahhitten veya arsa sahibinden tamamlanmış veya henüz tamamlanmamış bir konut satın alan üçüncü kişi tüketici olarak kabul edileceğinden, bu şekilde yapılan sözleşmelerden (satış vaadi sözleşmesi vb.) kaynaklanan davalar tüketici mahkemesinde görülür. Üçüncü kişi, temlik sözleşmesi yoluyla müteaahitin arsa sahibinden olan alacağını temlik aldığı takdirde de aynı şekilde tüketici mahkemesi görevlidir. Ancak, arsa sahibi ile müteahhit arasında meydana gelen uyuşmazlıkların çözülmesinde görevli mahkeme genel mahkemelerdir.

  • Sigorta şirketiyle sözleşme ilişkisi içinde hukuki bir sorunun ortaya çıkması halinde görevli mahkeme tüketici mahkemesidir. Örneğin, Ferdi kaza, hayat sigortası veya aracına kasko sigortası yaptıran kişi ile sigorta şirketi arasında sigorta teminatının ödenmesi konunsunda çıkacak uyuşmazlıklar tüketici mahkemesi tarafından çözülür. Özellikle belirtelim ki, trafik kazası nedeniyle ZMSS çerçevesinde karşı tarafın trafik veya kasko poliçesine dayanılarak açılan tazminat davlarında görevli mahkemeler genel mahkemelerdir.

  • Taraflar arasında icra takibine konulan bir kambiyo senedi (çek, senet vb.) olsa bile, kambiyo senedinin dayandığı temel sözleşme tüketici işlemi niteliğindeyse, itirazın iptali, alacak davası vb. davalar tüketici mahkemesinde görülür.

  • Eser sözleşmesine dayalı olarak bir binanın bakım ve onarımının yapılması, diş doktoru tarafından dişin yapılması, mühendisin proje çizmesi gibi işlemler tüketici işlemi olarak kabul edildiğinden, bu sözleşmeden çıkan uyuşmazlıklar tüketici mahkemesinde yargılama konusu yapılır.

  • Futbolcu, basketbolcu vb. profesyonel sporcuların takımlarıyla yaptıkları sözleşmeler hizmet sözleşmesi niteliğinde olduğundan, bu sözleşmelerden doğan ihtilaflar tüketici mahkemesinde değil, genel mahkemeler de yargılama konusu yapılır.

Tüketici Mahkemesinde Yargılama Usulü Nasıldır?

Tüketici davaları, tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesinde de açılabilir. Tüketici mahkemelerinde basit yargılama usulü uygulanır (6502 sayılı Kanun m.73/4). Basit yargılama usulünün özellikleri şunlardır:

  • Basit yargılama usulünde mahkemede dava açılması ve davaya cevap verilmesi bir dilekçe ile olur.

  • Cevap süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi veremezler.

  • Taraflar dilekçeleri ile birlikte, tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek; ellerinde bulunan delillerini dilekçelerine eklemek ve başka yerlerden getirilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayan bilgilere dilekçelerinde yer vermek zorundadır.

  • İddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı dava açılmasıyla; savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar.

Tüketici Mahkemesinin Görevsizlik Kararı

Görevine girmeyen bir konuyla ilgili dav açıldığı takdirde tüketici mahkemesi görevsizlik kararı verir. Görevsizlik kararı veren tüketici mahkemesi bu kararında dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesine karar vermekle yetinir. Dava dosyasını kendiliğinden (re’sen) görevli mahkemeye gönderemez.

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 20. maddesi hükmü gereğince; taraflardan birinin görevsizlik kararının kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Hemen belirtmek gerekir ki; bu süre hak düşürücü nitelikte olup mahkemece re’sen gözetilir. Hak düşürücü süre içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi başvurusu yapılmadığı takdirde, tüketici mahkemesi tarafından davanın açılmamış sayılmasına karar verilir.

Tüketici mahkemesinin görevsizlik kararına karşı 2 hafta içinde istinaf mahkemesine (bölge adliye mahkemesi) istinaf başvurusu yapılabilir. İstinaf mahkemesinin yerel mahkemenin görevi ile ilgili verdiği karar kesindir.

Tüketici Mahkemesi Kararlarının İstinaf veya Temyiz Edilmesi

Tüketici mahkemesi kararlarına karşı istinaf başvurusu yapılması mümkündür. İstinaf, tüketici mahkemesi tarafından verilen kararın hem maddi vakıa hem de hukuki açıdan bir üst mahkeme tarafından yeniden değerlendirilmesini sağlayan bir kanun yoludur. İstinaf kanun yoluna başvuru süresi, tüketici mahkemesi kararının usulüne uygun bir şekilde taraflara tebliği edildiği günden itibaren 2 haftadır. İstinaf başvurusu, bölge adliye mahkemesine gönderilmek üzere kararı aleyhine başvuru yapılan tüketici mahkemesine bir istinaf dilekçesi verilerek yapılır.

Tüketici mahkemesi kararlarına karşı istinaf başvurusu yapılabilmesi için şu şartların gerçekleşmesi gerekir:

  • Aleyhine istinaf başvurusu yapılan asliye hukuk mahkemesi kararında yer alan malvarlığı davasının miktar ve değeri 3110 TL’yi aşmalıdır (HMK 341/2). Miktar ve değeri 3110 TL’yi aşamayan asliye hukuk mahkemesi kararları kesin olduğundan aleyhine istinaf başvurusu yapılamaz.

  • Kural olarak ara kararlar aleyhine istinaf başvurusu yapılamaz. Ancak, ihtiyati tedbir ve ihtiyati gibi kararlar ara kararı olmasına rağmen son kararı beklemeden bu kararlar aleyhine istinaf başvurusu yapılması mümkündür (HMK 341/1).

Temyiz, tüketici mahkemesi kararı hakkında istinaf incelemesi neticesinde verilen hükmün, hukukun doğru uygulanıp uygulanmadığı açısıdan denetlenmesini sağlayan bir kanun yoludur. Tüketici mahkemesi kararlarının temyiz edilmesi de mümkündür.

Temyiz kanun yoluna başvurulabilmesi için şu şartların sağlanması gerekir:

  • Aleyhine temyiz başvurusu yapılan istinaf mahkemesi kararında yer alan miktar ve değer 41.530 TL’yi aşmalıdır (HMK 362/1-a). Miktar ve değeri 41.530 TL’yi aşamayan istinaf mahkemesi kararları kesin olduğundan aleyhine temyiz başvurusu yapılamaz.

  • İstinaf mahkemesinin ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz gibi kararlarına karşı temyiz kanun yoluna başvurulamaz.

Tüketici Mahkemesinin Görevi Yargıtay Kararları


Konut Kredisi Tüketici Kredisi Niteliğindedir

Dava, kredi sözleşmesi nedeniyle ödenen komisyon ve ekspertiz ücretinin geri alımına ilişkindir. Taraflar arasında bağıtlanan kredi sözleşmesi göz önüne alındığında, davacının konut alımı için kredi aldığı anlaşılmakta olup, sözleşme tarihinde yürürlükte olan 4077 sayılı Tüketici Korunması Hakkında Kanun’un 3,, 10/B, 21/3 maddelerine göre, konut kredisinin tüketici kredisi niteliğinde olduğunun kabulü ile davaya tüketici mahkemesince bakılması gerekirken, tüketici kredisinin ticari kredi olarak kabul edilmesi isabetli görülmediğinden, hükmün bozulması gerekmiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi - Karar: 2016/2728).

Sigorta Şirketine Karşı Sözleşme İlişkisinden Kaynaklanan Davalarda Görevli Mahkeme

Davacılar vekili, meydana gelen kazada ağır şekilde yaralandığını, malül kaldığını, beline platin takıldığını, dalağının alındığını, kazanın oluşumunda karşı otobüsün asli ve tam kusurlu olduğunu, müvekkilin davalı … şirketi tarafından 21722675 numaralı sigorta poliçeleri ile ferdi kaza sorumluluk sigortası kapsamında güvence altına alındığını belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; davacının tacir olmadığı, taraflar arasında sözleşmesel ilişki bulunduğu, bu sebeple ticari dava niteliğinde bulunmayan uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesince incelenip sonuçlandırılması gerektiği gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli Tüketici Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davanın 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 Sayılı Yasadan sonra açılmasına, 6502 Sayılı Kanun’un 73/1. maddesindeki düzenlemede belirtildiği üzere, davacı tüketici konumunda olup davalı … şirketi ile aralarında aktedilen sigorta sözleşmesinin bir tüketici işlemi olması ve tüketici işleminden kaynaklanan bu uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesi tarafından görülmesi gerekir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi - Karar: 2016/4007).

Avukatlık Ücret Sözleşmesinden Kaynakalanan Davalar Asliye Hukuk Mahkemesinde Görülür

Dava; Avukatlık Ücret Sözleşmesi’nden kaynaklanan alacağın ödenmesi istemine ilişkindir. Ankara 2. Tüketici Mahkemesi’nce; 6502 sayılı Yasa’nın 3/1-1 maddesi uyarınca “vekalet” ilişkisi tüketici işlemleri arasında sayılmakla birlikte Avukatlık Ücret Sözleşmesi’nin kendine özgü niteliği ve bu itibarla da sözleşmenin taraflarının ‘tüketici’ kavramı içinde değerlendirilmesinin mümkün olmaması nedeniyle davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğundan bahisle: Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesi ise söz konusu vekalet ilişkisinde davalı tarafın ticari veya mesleki amaç ile hareket etmediği, bu itibarla her iki tarafın da tüketici konumunda olduğundan yargılama görevinin 6502 sayılı Kanun’un 73. maddesi uyarınca Tüketici Mahkemelerine ait bulunduğundan bahisle, görevsizlik kararları verilmiş ve her iki hüküm de yargı yoluna başvurulmaksızın kesinleşmiştir. Yapılan incelemede, Avukatlık Ücret Sözleşmesi’nin Avukatlık Kanunu’nda özel olarak düzenlenmesi, aynı Yasa’da Avukatlık mesleğinin kamu görevi olarak vasıflandırılması ve ücret sözleşmesinin kendine özgü niteliği birlikte değerlendirildiğinde sözleşmenin taraflarının 6502 sayılı Yasa’da belirtilen ‘tüketici’ olarak kabulü mümkün değildir. Bu itibarla uyuşmazlığın Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğinin kabulü ile aşağıdaki gibi karar verilmiştir (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi - KARAR NO:2016/15).

Uyuşmazlık, taraflar arasındaki avukatlık sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Mahkemece de belirtildiği üzere; avukatlık sözleşmesinde avukatın görevinin yargının kurucu unsuru olan ve bağımsız savunmayı temsil eden yargısal bir faaliyet olduğu, avukatın, mal ve hizmet piyasalarında faaliyet gösteren ve hizmet sunan “satıcı” , “sağlayıcı” , “girişimci” sıfatında bulunmadığı, yine sözleşmenin diğer tarafı olan “müvekkil”in, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 3/1-k maddesindeki “tüketici” tanımına uymadığı, sözleşmenin bir “tüketici işlemi” olarak kabulünün mümkün olmadığı, Avukatlık Kanunu’nda düzenlenmiş olan avukatlık sözleşmesinin, Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiş olan vekalet sözleşmesinden farklı ve ayrı bir sözleşme türü olması ve bu sözleşmenin niteliği gereğince 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında bulunduğu kabul edilemeyeceğinden, mahkemece verilen görevsizlik kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi - KARAR NO: 2017/993).

Avukatlık Vekalet Sözleşmesinden Doğan Davalarda Tüketici Mahkemesi Görevlidir

Davacı, avukat olduğunu, İstanbul 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/438 E. 2013/427 K. sayılı dava dosyasında davalının avukatlığını yaptığını, ön alım hakkından kaynaklan tapu iptal tescil istekli bu davanın kabulle sonuçlandığını, bu kapsamda 42.500 TL avukatlık ücret alacağının bulunduğunu, bunun tahsili için başlattığı takibe davalının haksız itirazda bulunduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.

6502 Sayılı Kanun’un 73. maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür.

Bir hukuki işlemin sadece 6502 Sayılı yasada düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığı tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 Sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir. Somut olayda davacı avukat vekalet ücretinin tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevlidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine dair olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Bu durumda mahkemece, uyuşmazlığın tüketici mahkemesi sıfatı ile görülmesi gerekirken genel mahkeme sıfatı ile görülüp sonuçlandırılması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi - Karar: 2017/151).

Profesyonel Futbolcu Sözleşmesinden Kaynaklanan Uyuşmazlıklar

Bir hukuki işlemin 6502 Sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin mutlak suretle tüketici vasfını taşıması gerekir. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, taraflar arasındaki profosyonel futbolcu sözleşmesinden kaynaklı ilişkinin, 6502 Sayılı Kanun kapsamında tüketici işlemi sayılamayacağı, zira futbolcu olan davacının tüketici konumunda olmayıp, davalı kulübe sözleşme kapsamında hizmet verdiği, ihtilafın genel hükümler uyarınca genel mahkemelerde çözülmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır. Hal böyle olunca işin esasına girilerek sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken aksine düşüncelerle ve yazılı şekilde Tüketici mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi Karar: 2017/142)

Tüketici Mahkemesinin Bakmakla Görevli Olduğu Davalarda Görev Sınırı Nedir?

Mahkemece, davalı aleyhine toplam 2.631,49.-TL alacak için ilamsız icra takibi yapıldığı, 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 68. maddesine göre dava tarihi itibariyle 2.200,00.-TL – 3.300,00.-TL arasındaki uyuşmazlıklarda İl Tüketici Hakem Heyetine başvurunun zorunlu olduğu, bu miktarın altındaki uyuşmazlıklar yönünden doğrudan icra takibi yapılmasının ve Tüketici Mahkemesine dava açılması mümkün olmadığından, HMK.’nın 114/2 maddesinde öngörülen dava şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle HMK.’nın 115. maddesi gereğince usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.(Yargıtay 19.Hukuk Dairesi - Karar : 2017/4510).

Temel Sözleşme İlişkisine Göre Tüketici Mahkemesinin Görevi

Somut olayda davacı, davalı şirketten 16.08.2012 tarihli daire satış vaadi sözleşmesi ile daire satın aldığını, sözleşmede dairenin 2014 yılı Kasım ayında teslim edileceğinin belirtilmesine rağmen dairenin halen teslim edilmemesi sebebiyle sözleşmeyi fesh ettiğine dair 09.07.2014 tarihinde noterden davalı şirkete ihtarname çektiğini, davalı şirkete dava tarihine kadar ödediği 39.500,00.-TL’nin kendisine ödenmesi ve vadesi gelmemiş senetlerinin iadesini talep ettiğini ancak davalı tarafından kendisine bir cevap verilmediğini, bu sebeplerle 39.500,00.-TL’nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine, ödenmemiş vadeli senetlerin kendisine iadesine karar verilmesini istemiştir.

Buna göre taraflar arasında uyuşmazlık kambiyo senedinden kaynaklanmayıp temel ilişkinin konut satış sözleşmesi olduğu, davacının konut satın alan tüketici, davalının ise profesyonel satıcı olduğu, davacının davasını Erzurum 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde ( Tüketici Mahkemesi sıfatıyla ) açtığı anlaşıldığından uyuşmazlığın Erzurum 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde “Tüketici Mahkemesi sıfatıyla ) görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir (Yargıtay 20. Hukuk Dairesi - Karar: 2016/6759).

Hizmet Sağlayıcı ile Yapılan Sözleşmelerden Kaynaklanan Davalarda Tüketici Mahkemesi Görevlidir

Somut olayda; taraflar arasında davalılara ait gayrimenkul üzerinde mantaloma çatı imalatı, teras, merdiven boşluğu, daire içlerinin yeniden yapımı, tüm tamir ve tadilat işleri için sözleşme imzalandığı, işe başlayan davacının davalıların talep ettikleri malzeme ve işçilik kalitesinin sözleşmede belirlenen fiyata uygun düşmediği, davacının davalılardan 230.000,00.-TL ödeme aldığı, maliyetin ödemenin çok üzerinde olduğu ancak davalıların ödemeden kaçınmaları üzerine işe devam edilmediği, davalıların 87.600,00.-TL fazla ödeme yaptıkları ve iadesini talep ettikleri, davacı tarafın da ödenmeyen 63.735,00.-TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmaktadır.

Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, tüketici ile hizmet sunan arasında hizmet satışından kaynaklanan bir ilişki bulunduğu açıkça anlaşılmaktadır. Bu durumda davaya bakmaya tüketici mahkemesi görevlidir (Yargıtay 20. Hukuk Dairesi - Karar: 2016/6477).

Taşınmaz Satış Sözleşmesine İlişkin Davaya Tüketici Mahkemesi Bakar

Davacı, davalılar ile yapılan sözleşmeler gereği davalılara 10.000,00 TL Kaparo ödediğini, ancak sözleşmelere konu bağımsız bölümü davalılardan değil dava dışı bankadan satış bedelinide ödeyerek satın aldığını, davalıların ise kaporayı geri ödemediğini beyanla ödediği 10.000,00 TL kapora bedelinin ve 3.820,00 TL işlemiş faizinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, verilen karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı ile davalı müteahhit şirket … Konut A.Ş. arasındaki taşınmaz satış sözleşmesinden kaynaklandığına göre ve diğer davalılar yönünden de tebaen davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevlidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine dair olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Bu durumda mahkemece, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esasına girilerek davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi - Karar: 2017/3986).

Tüketici Mahkemesi Hangi Davalara Bakmakla Görevlidir?

Davaya konu olayın davacı abonenin meskeninde bulunan sayaca harici tesisat bağlamak suretiyle kaçak su kullandığı iddiasına dayalı olması karşısında ;taraflar arasında, 4077 Sayılı Kanun’un değişik kapsamında sözleşme ilişkisi ( mesken abonesi ) bulunduğu anlaşılmaktadır. 4077 Sayılı Kanun’un 23.maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağı öngörülmüştür. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine dair olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. 4077 Sayılı Kanun’un 2., 3.maddeleri gereği somut olaya 4077 Sayılı Kanun’un uygulanması gerekmektedir.

Hal böyle olunca, mahkemece; re’sen gözetilmesi gereken ve kamu düzenine dair olan görev konusu üzerinde durularak, 4077 Sayılı Kanun’un 23.maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümünde Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu işin esası incelenerek, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı görülmüş, bu husus bozmayı gerektirmiştir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi - Karar: 2016/9086).

Tüketici Mahkemesi Kasko Sigortası Alacak Davasına Bakmakla Görevlidir

6502 sayılı TKHK’nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır.

Taraflar arasında akdi bir ilişki olup davalının sorumluluğunun kaynağı davacıyla yaptığı kasko sözleşmesine aykırılıktır. Görev, kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınmalıdır.

Davalı şirket ile davacı arasındaki ilişki ise 6502 sayılı Kanunun 3/1 maddesi kapsamında kalan tüketici işlemlerinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle davacının sözleşme ilişkisine dayalı olarak açtığı tazminat davasında Tüketici Mahkemesi’nin görevli olması nedeniyle HMK’nun 114-115 maddeleri uyarınca görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir (Yargıtay 17.HD - Karar : 2017/8887).

Elektrik Aboneliği Tüketici Mahkemesinin Yetkisi

Bir hukuki işlemin 6502 sayılı kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için; kanunun amacı içerisinde, yukarıda tanımları verilen taraflar arasında, mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir.

Bu açıklamalar ışığında, somut olay incelendiğinde; davacının, işlettiği tavukhanesinin elektrik aboneliği boyunca haksız olarak tahsil edilen kayıp kaçak bedeli, sayaç okuma bedeli, iletim ve dağıtım bedelinin tahsilini talep ettiği anlaşılmakta, ancak dava konusu yerin, abone grubunun mesken niteliğinde olup olmadığı tüm dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.

Öyle ise mahkemece öncelikle, dava konusu yerin aboneliğine ilişkin dosya getirtilerek abone grubunun niteliğinin kesin olarak belirlenmesinden sonra, görevli olduğu kanaatine varılır ise yetki hususunun değerlendirilmesi gerekir iken eksik inceleme ile dava dilekçesinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.

Kabule göre de 6100 sayılı HMK’nın 10.maddesi uyarınca “sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir” hükmü uyarınca dava konusu aboneliğin …ilçesinde bulunan tavukhaneye ilişkin olduğu dikkate alınarak sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi olarak yetkili olunduğu gözetilmeden yetkisizlik kararı verilmesi, doğru değildir (Yargıtay 3.Hukuk Dairesi Karar : 2017/12972).

Ticari Kredilerle İlgili Uyuşmazlıkla Tüketici Mahkemesinde Görülmez

Dava, banka tarafından haksız olarak tahsil edilen masrafların iadesine ilişkindir.

Mahkemece, kredi sözleşmelerinin birer örneğinin dosyaya gönderilmesi müzekkere ile istenmiş ancak davaya konu sözleşmelerin davalı tarafça dosyaya ibraz edilmemesi nedeniyle hükme esas alınan kesintilerin hangi kredi nedeniyle yapıldığı ve zorunlu olup olmadığı hususunda herhangi bir inceleme yapılamamıştır. Davacının kullanmış olduğu kredilere ilişkin belgelerin incelenmesinden söz konusu krediler içerisinde ticari kredi sözleşmesinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Oysaki, ticari krediler Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında bulunmadığından ticari krediye ilişkin bu talep hakkında genel mahkemenin görevli olduğunun kabulü zorunludur. Mahkemece, değinilen bu yön gözetilerek yapılan kesintinin ne kadarının ticari kredi sözleşmesi, ne kadarının tüketici kredisi sözleşmesi nedeniyle yapıldığının hesaplanması için gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılması; bundan sonra ticari kredisi sözleşmesi nedeniyle yapılan kesintiler bakımından tefrik kararı verilerek davaya genel mahkeme sıfatıyla bakılması, tüketici kredileri bakımından ise yargılamaya devam edilmesi gerekirken, kredilerin tümünün tüketici kredisi olduğu kabul edilerek Tüketici Mahkemesi sıfatıyla yargılamaya devam edilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. (Yargıtay 13.HD - Karar : 2017/8064).

Tüketici Mahkemesi Ticari Krediye İlişkin Davaya Bakmakla Görevli Değil

Davacı, davalı bankadan tüketici kredisi kullandığını, bu işlemler sebebiyle davalı banka tarafından tahsil edilen bedellerin iadesi talebiyle eldeki davayı açmıştır. Davacının kullanmış olduğu krediye dair sözleşme ve eklerinin incelenmesinden genel nakdi ve gayrinakdi kredi sağlamaya yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle; davacının, davalı bankadan kullandığı ticari kredi sebebiyle alınan masrafların iadesine dair dava, ticari dava niteliğindedir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/3. maddesine göre de; Asliye Ticaret Mahkemesi ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, göreve dair usul hükümlerinin uygulaması gerekir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine dair olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Taraflar arasındaki uyuşmazlık ticari krediye dair olup, Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kalmadığına göre davaya bakmaya genel mahkeme görevlidir. Tüketici mahkemesi talep hakkında karar veremez. O halde Mahkemece, yargılamanın Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla devam edilerek bir karar verilmesi gerekirken Tüketici Mahkemesi sıfatıyla davanın esası hakkında karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi - Karar: 2017/844).

Tüketici İhtiyaç Kredisinden Doğan Uyuşmazlıklar Tüketici Mahkemesinde Görülür

Bir hukukî işlemin 4077 Sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir. Dosya kapsamından; davacı vekilinin, davalı banka ile müvekkili arasında imzalanan bir kredi sözleşmesi bulunmadığı, kredi sözleşmesi altındaki imzanın sahte olduğunu ileri sürerek, davalı banka tarafından kredinin ödenmediği gerekçesiyle müvekkili hakkında yapılan icra takibi sebebiyle davacının borcu bulunmadığın tespiti istemiyle dava açtığı, sahte olduğu ileri sürülse de dosyaya sunulan tüketici ihtiyaç kredisine dair sözleşmenin, 4077 Sayılı Kanun kapsamında kaldığı anlaşılmaktadır.

Talep tarihinde yürürlükte bulunan 4077 Sayılı Kanun’un 23. maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, tüketici mahkemesinde görülmesi gerekmektedir (Yargıtay 20. Hukuk Dairesi - Karar: 2016/6883).

Trafik Kazasında Tüketici Mahkemesi ile Asliye Ticaret Mahkemesinin Görevi

Davacı vekili, davalıya zorunlu mali mesuliyet sigortalı aracın sebep olduğu kazada müvekkilinin desteğinin öldüğünü ve desteğinden yoksun kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 5.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre dava konusu eylemin 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında kaldığı, uyuşmazlığa bakmakla görevli mahkemenin Tüketici Mahkemeleri olduğu belirtilerek mahkemenin görevsizliğine, karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Somut olayda, sigorta sözleşmesi, davacı ile davalı trafik sigortası şirketi arasında düzenlenmemiş olup, taraflar arasında 6502 sayılı Kanun kapsamında bir ilişki söz konusu değildir. Bu nedenlerle; davanın, kazaya neden olan aracın zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açıldığı, zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesinin 6102 sayılı T.T.K.’da düzenlendiği, davanın ticari dava niteliğinde olduğu ve görevli mahkemenin Ticaret Mahkemesi olduğu gözetilmeden yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi - Karar: 2017/939).

Otelde Konaklama Sözleşmesine Dair Uyuşmazlık Tüketici Mahkemesinde Görülür

Somut uyuşmazlıkta davacıların mirasbırakanı ile davalı taraf arasında davalının çalıştırdığı otelde konaklama yapılmasına dair sözleşme bulunduğu, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin 4077 Sayılı yasa kapsamında kaldığı anlaşılmaktadır.

Dava tarihinde yürürlükte bulunan 4077 Sayılı Kanun’un 23. maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevlidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine dair olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Bu durumda mahkemece, uyuşmazlığın tüketici mahkemesi sıfatı ile görülmesi gerekirken genel mahkeme sıfatı ile görülüp sonuçlandırılması usul ve yasaya aykırıdır, bozmayı gerektirir (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi - Karar: 2017/968).

Yetkili Tüketici Mahkemesi Nasıl Belirlenir?

6100 Sayılı HMK’nun 6. maddesine göre genel yetkili mahkeme davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Ayrıca, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6502 Sayılı Kanun’un 73/5. maddesiyle tüketici davalarının tüketicinin ikametgahı mahkemesinde de açılabileceği belirtilmiştir ki, bu da özel yetkiye dair bir düzenlemedir. Dolayısıyla dava, davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir. Dosya kapsamından davacıların yerleşim yeri itibariyle yetkili mahkemenin İstanbul Tüketici Mahkemesi olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, mahkemece, dava yetkili yerde açıldığından işin esası incelenerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.(Yargıtay 13. Hukuk Dairesi - Karar: 2017/333).

Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Davada Görevli Mahkeme

Uyuşmazlık, davalı tarafından davacıya satılan dairenin eksiksiz tesliminin yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Somut olayda; davalının bilirkişi raporu sonrasındaki duruşmada “Doğal gazları, doğal gaz borularını, mutfak dolaplarını takmadım bunu kabul ediyorum” şeklinde beyanda bulunduğu, yine taraflar arasında yapılan sözleşmede dairenin eksiksiz halde teslim edileceğinin düzenlendiği dikkate alındığında davalının ticari amaçla hareket eden satıcı, müteahhit olduğu anlaşılmaktadır. Davacı bu hukuki işlem içerisinde tüketici konumunda olduğundan, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin tüketici işlemi olduğunun kabulü gerekir. Bu itibarla uyuşmazlığın Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevlidir. Bu durumda mahkemece, ayrı bir Tüketici mahkemesi bulunması halinde görevsizlik kararı verilmesi, müstakil Tüketici Mahkemesi bulunmaması halinde Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla davaya bakılması gerekirken genel mahkeme sıfatıyla bakılıp işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi - Karar: 2016/23433).

Bankacılık İşlemleri Nedeniyle Açılan Davalarda Görevli Mahkeme

Davacı vekili, davacının murisi N. H.’ın 26.11.1999 tarihinde Yurt Bank A.Ş.’ nin Etiler Şubesine para yatırdığını, davalı banka yönetiminin kasıtlı yönlendirmesi ile bu mevduatın off shore hesaba aktırıldığını, murisin rızası dışında bankalara olan güveni kötüye kullanılmak sureti ile yatırılan mevduatın garanti dışında olduğu gerekçesi ile ödenmediğini ileri sürerek; rızası dışında off shore hesabına aktarılan paranın yatırıldığı tarihten itibaren 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesindeki faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Somut olayda; davanın açıldığı 10.06.2014 tarihi itibariyle 6502 sayılı Yasa’nın yürürlükte olduğu, davacının ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle tüketici, dava konusu bankacılık işleminin de tüketici işlemi sayıldığı, yukarıda belirtilen yasa hükümleri uyarınca davaya bakma hususunda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu hususu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasının incelenip yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi - Karar: 2016/7621).

Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesinde Görevli Mahkeme

Dava, arsa sahibi ile yüklenici arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca yükleniciye bırakılması kararlaştırılan bağımsız bölümün satın alındığı iddiasına dayanan davacının davalı arsa sahiplerinin yüklenici ile yaptıkları anlaşmadan vazgeçmesinden kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir. 1. Asliye Hukuk Mahkemesi; uyuşmazlığın 4077 Sayılı Kanun kapsamına girdiği ve tüketici mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.

6502 Sayılı Kanun’un 3. maddesi gerekçesinde eser sözleşmelerinin kanun kapsamına alınmasına dair herhangi bir açıklama getirilmemiştir. Ancak, kanunun sistematiği nazara alındığında kanunda zikredilen eser sözleşmelerinden kastın; ticari ve mesleki olmayan amaçlarla, salt kişisel ihtiyaçları için kullanma ve tüketme amacıyla gerçek ve tüzel kişi ile tüketici arasında yapılan eser sözleşmeleri olduğu anlaşılmaktadır. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri 818 Sayılı BK’nın 155 vd. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmelerinin kendine özgü bir türüdür. Bu sözleşmelerin bir tarafı arsa sahibi diğer tarafı yüklenicidir. Bu tür sözleşmelerde arsa sahibinin Tüketici Kanununda 3/k maddesindeki tüketici tanımına uymadığı anlaşılmaktadır. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde arsa sahibi açısından güdülen amaç kullanmak için konut edinmek değil arsasını değerlendirmektir. Bu nedenle, arsa sahibinin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalarken güttüğü saikin 6502 Sayılı Kanunda tanımlanan tüketicinin saikinden farklı olduğu gözden kaçırılmamalıdır. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerine konu işin üst düzey teknolojiyi gerektirmesi, sözleşme kapsamında taşınmaz satış vaadi ve inşaat sözleşmelerinin de bulunduğu nazara alındığında 6502 Sayılı Kanunda kanun koyucunun salt kullanma ve tüketme amacına yönelik mutfak, dolap yaptırmak araç tamiri yapmak gibi dar kapsamlı eser sözleşmelerini kastettiği, arsa karşılığı inşaat sözleşmelerinin ise bu kapsamda olmadığının kabulü gerekir.

Bu durumda eldeki davada uyuşmazlık 6502 Sayılı Kanun kapsamında kalmadığından, davanın HMK’nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir (Yargıtay 20. Hukuk Dairesi - Karar: 2016/8063).

Finansal Hizmet Sağlayıcı ile Yapılan Sözleşmede Görevli Mahkeme

Davacı vekili, müvekkilinin yatırım amacıyla işlem yapmak üzere davalı şirkete başvuruda bulunarak, müvekkil ile davalı şirket arasında tüketici ve hizmet sağlayıcı ilişkisi kurulduğunu, buna göre müvekkili tarafından yatırım işlemlerine başlandığını, davalı şirketin hesaplarına havaleler yapıldığını, yapılan havale tutarlarının borsa işlemleri için davalı şirket tarafından talep olunmuşsa da yapılan işlemlerin sözleşme esaslarına aykırı olduğunu ileri sürerek, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin feshine, 58.000,00 TL zararının davalıdan tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, davacının nihai tüketim amacıyla değil, kar elde etmek amacıyla kaldıraçlı alım-satım işlemleri ile türev araçları alım-satımı yapabilmek için mevzuatına göre kurulan “Aracı Kurum” statüsündeki müvekkili şirketle Çerçeve Sözleşme imzaladığını, davacının 6502 Sayılı Kanun kapsamında tüketici olmadığını, ticari amaçla hareket eden gerçek kişi konumunda olduğunu, müvekkilinin bir finans kurumu olduğunu, uyuşmazlıkta görevli mahkemenin ticaret mahkemeleri olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, taraflar arasındaki işlemin tüketici işlemi olmayıp, yatırım amaçlı ticari iş olduğu, bu haliyle 6502 Sayılı Kanun kapsamına girmediği, Borçlar Kanunu çerçevesinde ve hükümlerine göre genel mahkemelerde inceleme yapılması gerektiği gerekçesiyle, görevsizliği ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine, talep halinde dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir.

6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un Diğer Tüketici Sözleşmeleri” başlıklı 5. bölümünde yer alan 49.maddesi, “Finansal hizmetlere dair mesafeli sözleşmeler” başlığını taşımaktadır. Bu maddenin 1. fıkrasına göre finansal hizmetler, her türlü banka hizmeti, kredi, sigorta, bireysel emeklilik, yatırım ve ödeme ile ilgili hizmetleri ifade eder. Finansal hizmetlere dair mesafeli sözleşme ise, finansal hizmetlerin uzaktan pazarlanmasına yönelik olarak oluşturulmuş bir sistem çerçevesinde, sağlayıcı ile tüketici arasında uzaktan iletişim araçlarının kullanılması suretiyle kurulan sözleşmelerdir. Yine aynı Kanun’un 73/1. maddesi, “Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara dair davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir.” hükmünü, 83. maddesi ise, “Bu Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde genel hükümler uygulanır. Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili, diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye dair hükümlerinin uygulanmasını engellemez.” hükmünü amirdir. Bütün bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki ilişkinin, tüketici işlemi kapsamında kaldığı ve bu ilişkiden kaynaklanan uyuşmazlıklarda Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu sonucuna varılmaktadır. Bu nedenle, mahkemece davaya bakmakla görevli olduğunun kabulüyle işin esasına girilip, gerekli araştırma ve değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi - Karar: 2016/69879.

Sigorta Bedelinin Rücuan Tahsili Davasında Asliye Ticaret Mahkemesi Görevlidir

Dava, davacı … şirketinin sigorta sözleşmesi kapsamında sigortalısına ödediği bedeli, davalı şirketten rücuan tahsili için yaptığı icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesince, “6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3/k-ı. maddesindeki tanımlamaya göre davalının tüketici; davacının ise, satıcı sağlayıcı konumunda bulunduğu ve tüketici mahkemesinin görevli olduğu” gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Gaziantep Tüketici Mahkemesi ise “Davacı ile davalı arasında tüketici ilişkisi bulunmadığı, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 4, 5. maddeleri uyarınca, sigorta hukukundan kaynaklandığı için ticari dava sayılan uyuşmazlıkta asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu” gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir.

6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1-a maddesinde, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı açıkça düzenlenmiştir. Somut olayda, her iki taraf da tacir olduğu gibi, uyuşmazlık ZMMS poliçesinden kaynaklandığı ve tüketici mahkemesinin görevli olması için taraflardan birinin tüketici sıfatına sahip olması gerekmektedir. Somut olayda, davalı “Tüketici” sıfatına haiz olmadığı için 6102 Sayılı TTK’nın 4, 5. maddeleri uyarınca uyuşmazlığın asliye ticaret mahkemesince çözümlenmesi gerekmektedir (Yargıtay 20. Hukuk Dairesi - Karar: 2016/7401).

Tüketici Hakem Heyeti Kararına İtirazı İncelemeye Yetkili Tüketici Mahkemesi

Dava, tüketici hâkem heyeti tarafından verilen kararın iptali istemine ilişkindir. Bakırköy 4. Tüketici Mahkemesince, hem tüketicinin yerleşim yeri, hem kararına itiraz olunan Tüketici Sorunları Hâkem Heyeti, Bakırköy Tüketici Mahkemeleri yetki alanı kapsamında olmadığı gerekçesi ile yetkisizlik kararı verilmiştir. İstanbul 10. Tüketici Mahkemesi ise Büyükçekmece ilçesinin Hakimler ve Savcılık Yüksek Kurulunun 19.03.2014 tarih ve 129 Sayılı kararında Büyükçekmece ilçesi Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi’nin yargı alanında kaldığından ve Bakırköy Tüketici Mahkemesi’nin yargı alanıda Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi’nin yargı alanı olarak belirlendiğinden yetkisizlik yönünde karar vermiş, kararlar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.

6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanununun 70. maddesinin6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanununun 70. maddesinin üçüncü fıkrasında “Taraflar, tüketici hâkem heyeti kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde tüketici hâkem heyetinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesine itiraz edebilir.” şeklinde tüketici hâkem heyeti kararlarına karşı itiraz yolunda özel bir düzenleme öngörülmüştür. Somut olayda, davanın 22.04.2015 tarihinde açıldığı, davacının Tüketici Sorunları Hâkem Heyetince verilen 13.03.2015 tarihli kararına itiraz ettiği anlaşılmıştır. Bu durumda uyuşmazlığın, Büyükçekmece ilçesinin Bakırköy adliyesinin yargı çevresi sınırları içinde bulunduğu anlaşılmış olup Bakırköy 4. Tüketici Mahkemesince çözümlenmesi gerekmektedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; HMK’nın 21, 22. maddeleri gereğince Bakırköy 4. Tüketici Mahkemesi’nin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE karar verilmiştir (Yargıtay 20. Hukuk Dairesi - Karar: 2016/6987).

Müteahhitten Daire Satın Alan Üçüncü Kişinin Açtığı Tapu İptal ve Tescil Davasında Görevli Mahkeme

Dava, davalı yükleniciden temlik alınan kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir.

28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsamaktadır. Konut satış sözleşmeleriyle devre tatil ve uzun süreli tatil hizmeti sözleşmeleri de kanun kapsamına alınmıştır. Söz konusu taşınmazın da bir konut satış sözleşmesiyle satın alındığı belirtilerek bu dava açılmıştır.

28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsamaktadır. Konut satış sözleşmeleriyle devre tatil ve uzun süreli tatil hizmeti sözleşmeleri de kanun kapsamına alınmıştır. Söz konusu taşınmazın da bir konut satış sözleşmesiyle satın alındığı belirtilerek bu dava açılmıştır.Dava, davalı yükleniciden temlik alınan kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir (Yargıtay 14. Hukuk Dairesi - Karar: 2016/4021).

Ticari Amaçla Kullanılan Telefon Aboneliğine İlişkin Uyuşmazlıkta Genel Mahkeme Görevlidir

Davacı dava dilekçesinde özetle; iş yeri telefonunu kurumsal pakete geçirdiğini, kendisini arayan bir numaraya dönüş yaptığını, bu numaranın özel olduğu konusunda davalı tarafça uyarılmadığını, davalı vekilinin 10.300 TL talepte bulunduğunu, paket anlaşması gereği 100 TL ödeyip hattının iadesini talep ve dava etmiştir.

Somut olayda; davacı imzaladığı kurumsal abonelik sözleşmesi uyarınca abone olduğu GSM hattını ticari amaçla kullanmıştır. Bu itibarla taraflar arasındaki ilişkiye 4077 sayılı kanun hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemelerin görevinin kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınması gerekir. Bu nedenle, uyuşmazlığa genel mahkeme sıfatıyla bakılması gerekirken Tüketici Mahkemesi sıfatıyla bakılması usul ve yasaya aykırıdır (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi - Karar: 2016/3800).

Birden Fazla Konut Satın Alınması Halinde Tüketici Mahkemesinin Görevi

Tüketici Mahkemesince, davacının iki daireyi yatırım amaçlı aldığı, davaya bakmanın Genel Mahkemenin görevine girdiğinden bahisle görevsizlik kararı verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

6502 Sayılı Kanun’un 73. maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Bir hukuki işlemin sadece 6502 Sayılı yasada düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığı tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 Sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir. Somut olayda davacı, davalıdan iki adet daire satın aldığını, ve bedelini ödediğini, ancak dairelerin dava dışı şahsa satıldığını ileri sürerek dairelerin bedelinin tahsilini istemiş, mahkemece davacının iki adet daire satın alması sebebiyle tüketici kabul edilemeyeceği gerekçesiyle dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeksizin ve duruşma açılmaksızın görevsizlik kararı verilmiş ise de; mahkemece sadece satın alınan dairenin sayısı dikkate alınarak davacının tüketici kabul edilmemesi yerinde değildir. Konut alım-satımına dair uyuşmazlıkların 6502 Sayılı Kanun kapsamında değerlendirilebilmesi için tüketicinin malı satın alma amacı çok büyük önem taşımaktadır. Yasa, nihai tüketici tarafından kullanım amacı ile alınan konut ve tatil amaçlı taşınmazlar yönünden geçerlidir. Bir mal veya hizmetin, kişisel ihtiyaçları dışında, belirli bir meslek icrası, belirli bir üretimde kullanma, yeniden satış, kiraya verme, ticari olarak kullanma vs. gibi mesleki veya ticari amaçlarla satın alanların tüketici kabul edilmeyecekleri kuşkusuzdur. Hal böyle olunca, (tüketici mahkemesinin) dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilerek duruşma açılması ve bundan sonra satın alınan dairelerin satın alma amacının araştırılarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde (görevsizlik) karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi - Karar: 2016/2002).

Taşıma Sözleşmesine Dayalı Dava Tüketici Mahkemesinde Açılır

Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, taşıma işinin ticari faaliyet niteliğinde olduğu ve asliye ticaret mahkemesinin görev alanına girdiği gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir. Ancak, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 3/1-k maddesinde tüketicinin; “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi” ifade edeceği, 3/1-l maddesinde ise tüketici işleminin; “mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi” ifade edeceği düzenlenmiş, aynı kanunun 73/1 maddesinde de; tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakmaya tüketici mahkemelerinin görevli olduğu hüküm altına alınmıştır. Buna göre, mahkemece, tüketici konumundaki davacılar tarafından açılan işbu davada tüketici mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi - Karar: 2016/27).

Satın Alınan Soda Şişesinin Patlaması Nedeniyle Tazminat Davası

Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının davalının ürettiği sodayı satın aldıktan sonra şişesinin patlaması neticesinde zarar görmesine dayalı olduğuna göre, davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevlidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine dair olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak da söz konusu olmaz. Bu durumda mahkemece ayrı bir Tüketici Mahkemesi var ise görevsizlik kararı verilmesi, yok ise ara kararıyla davaya Tüketici Mahkemesi sıfatıyla bakılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir (Yargıtay 13. HD - Karar: 2017/3964).

Tüketici mahkemesi, tüketici işlemlerine bakmakla görevli basit yargılama usulü uygulayan özel bir mahkeme niteliğinde olduğundan hak kayıplarının önlenmesi için savunmanın bir avukat vasıtasıyla yapılmasında yarar vardır.


İstanbul Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini sadece dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.
Paylaş
Read more!