0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Siyasi Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçu Nedir? (TCK 114)

Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçu, TCK m.114’te “Hürriyete Karşı Suçlar” bölümünde düzenlenmiştir. Siyasi hakların engellenmesi suçu şu fiillerle işlenir:

  • Bir kimsenin siyasi bir partiye üye olması veya ayrılmasının cebir vetehdit kullanılarak engellenilmesi,

  • Bir kimsenin siyasi faaliyette bulunması veya bulunmama hakkının engellenmesi,

  • Seçim yoluyla gelinen bir kamu görevine aday olma ve o görevden ayrılma hakkının engellenmesi,

  • Cebir veya tehdit ya da hukuka aykırı başka bir davranışla, bir siyasi partinin faaliyetlerinin engellenmesi.

Cebir ve tehdit suçun unsurunu oluşturduğu için, bileşik suç kuralları gereği yalnızca siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçundan ceza verilir; ayrıca cebir veya tehditten ceza verilmez.

Siyasi Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçunun Cezası

TCK m. 114’e göre siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçunun cezası şu şekildedir:

(1) Bir kimseye karşı;

  • a) Bir siyasi partiye üye olmaya veya olmamaya, siyasi partinin faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, siyasi partiden veya siyasi parti yönetimindeki görevinden ayrılmaya

  • b) Seçim yoluyla gelinen bir kamu görevine aday olmamaya veya seçildiği görevden ayrılmaya,

Zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, 1 yıldan Üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir siyasi partinin faaliyetlerinin engellenmesi halinde, 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Siyasi Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçunun Nitelikli Halleri (TCK 119)

Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçu daha fazla cezayı gerektiren nitelikli halleri de vardır. Buna göre, siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçunun;

  • Silahla (TCK m.119/1-a),

  • Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle (TCK m.119/1-b),
  • Birden fazla kişi tarafından birlikte (TCK m.119/1-c),

  • Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak (TCK m.119/1-d),
  • Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle (TCK m.119/1-e),

İşlenmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.

Bu suçların işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. (TCK m.119/2).

Siyasi Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçunun Unsurları

TCK m.114’teki yasal düzenlemede, hangi hakların suçun konusu olan siyasi hak olarak nitelendirildiği açıkça belirtilmiştir. Siyasi hakların kullanılmasının engelllenmesi suçunun unsurları yargısal kararlarda şu şekilde ifade edilmiştir (Y4CD-K.2016/9881):

Korunan Hukuki Değer: Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçu ile korunmak istenen hukuki değer, birinci fıkra açısından, bir kimsenin bireysel olarak bir siyasi partiye girme veya girmeme, faaliyete katılma veya katılmama, seçim yoluyla gelinen bir kamu görevine aday olma ve o görevden ayrılma iradesidir. Yani bireysel siyasi hakların kullanılması özgürlüğüdür. İkinci fıkra açısından ise Anayasayla güvence altına alınan siyasi partilerin faaliyet özgürlüğüdür.

Suçun Maddi Unsuru: Suçun birinci fıkradaki halinin maddi unsuru, cebir veya tehdit ile bir siyasî partiye üye olmaya veya olmamaya, siyasî partinin faaliyetlerine katılmaya yahut katılmamaya, siyasî partiden veya siyasî parti yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlanmak, seçim yoluyla gelinen bir kamu görevine aday olmamak için veya seçildiği görevden ayrılmaya zorlanmaktır. Failin bu amaçla cebir ve tehdide başvurması yeterli olup, ayrıca bunun sonucunda, yukarıda sayılan hakların kullanılmasının engellenmiş olması gerekmez. Engelleme eyleminin cebir ve tehditle gerçekleştirilmesi gerektiğinden, bu suç, bağlı hareketli bir suçtur. İkinci fıkradaki halinin maddi unsuru ise cebir veya tehdit ya da hukuka aykırı başka bir davranışla, mevzuata uygun olarak kurulmuş bir siyasî partinin faaliyetlerinin engellenmesidir. Bu suçun oluşumu için birinci fıkradan farklı olarak hakkın kullanılmasının engellenmiş olması gerekir. Siyasi partinin faaliyetinden maksat, siyasi partilerin mevzuata ve tüzüklere uygun olarak gerçekleştirdikleri her türlü faaliyettir.

Suçun Manevi Unsuru: Suçun manevi unsuru, birinci fıkra açısından, bir kimseyi siyasi partiye üye olmaya veya olmamaya, siyasi parti faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, siyasi partiden veya siyasi parti yönetimindeki görevinden ayrılmaya, seçim yoluyla gelinen bir kamu görevine aday olmamaya veya seçildiği görevden ayrılmaya zorlamak amacıyla bilerek ve isteyerek cebir-tehdit icrasıdır. İkinci fıkra açısından ise failin belli bir saikle hareket etmesi gerekmez; fiilin bilerek ve isteyerek icrası yeterlidir.

Suçun Faili: Suçun faili herkes olabilir. Ancak TCK’nın 119/1-c maddesine göre suçun kamu görevlisi tarafından ve kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılarak işlenmesi halinde ceza artırılacaktır.

Suçun Mağduru: Birinci fıkrada düzenlenen suçun mağduru herkes olamaz. Ancak, gerçek kişinin onsekiz yaşını bitirmiş, Türk vatandaşı olması, aynı zamanda bu kişinin kamu görevlisi olmaması ve siyasi hakları kullanmaktan yasaklı bulunmaması, 2820 Sayılı Siyasi Partiler Kanununun 11. maddesinin 2,3,4 fıkralar 2,3,4 fıkralarında sayılan suçlar ile terör eyleminden mahkum olmamış olması gerekir. Ayrıca TCK’nın 53. maddesine göre bir suça mahkumiyetin sonucu olarak failin belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılması durumunda da bu süre içerisinde bu kimselerin bu suçun mağduru olma imkanı bulunmamaktadır. İkinci fıkrada düzenlenen suçun mağduru ise siyasi partilerin yöneticileridir. Suçtan zarar gören de siyasi partilerdir. Siyasi Partiler 2860 Sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca bildirim ve belgelerini İçişleri Bakanlığına vermeleriyle tüzel kişilik kazanırlar. Siyasi partilerin tüzel kişilik kazanmaları yeterli olup, seçime katılma yeterliğine sahip olmaları gerekli değildir.

Suçun aynı kişiye veya siyasi partiye karşı değişik zamanlarda birden fazla defa işlenmesi veya ve bir hareketle birden fazla kişiye yahut siyasi partiye karşı işlenmesi durumunda zincirleme suç ve aynı nev’iden fikri içtima hükümleri uygulanacaktır. Ayrıca bu suça iştirak ve teşebbüs mümkündür.

Seçim hakkının cebir veya tehdit yoluyla engellenmesi fiilleri bu suç kapsamına girmeyip, 298 Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 152. maddesinde ayrıca düzenlenmiştir. Aynı Kanunun 149. maddesinde de, herhangi bir vasıta ile seçim propagandası toplantısına engel olan veya imkan vermeyecek hareket ve tertiplerle onu ihlal eden kişilerin bu fiilleri yaptırıma bağlanmaktadır. Bu durumda somut olayın özelliğine göre siyasi partinin faaliyetine seçim döneminde engel olunması durumunda fikri içtima hükümlerine göre hangi maddede öngörülen ceza ağır ise o madde hükümleri uygulanacaktır.

Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Adli para cezası, işlenen bir suça karşılık hapis cezasıyla birlikte veya tek başına uygulanabilen bir yaptırım türüdür. Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçu nedeniyle TCK m.114/1 gereği alt sınırdan hükmedilen hapis cezası adli para cezasına çevrilebilir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması sanık hakkında hükmolunan cezanın belli bir denetim süresi içerisinde sonuç doğurmaması, denetim süresi içerisinde belli koşullar yerine getirildiğinde ceza kararının hiçbir sonuç doğurmayacak şekilde ortadan kaldırılması davanın düşmesine neden olan bir ceza muhakemesi kurumudur. Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezası hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (hagb) kararı verilmesi mümkündür.

Ceza ertelenmesi, mahkeme tarafından belirlenen cezanın cezaevinde infaz edilmesinden şartlı olarak vazgeçilmesidir. Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezası hakkında erteleme hükümlerinin uygulanması mümkündür.

Suçun Şikayet Süresi, Zamanaşımı ve Uzlaşma

Uzlaşma, suç isnadı altındaki şahıs ile suçun mağduru olan şahsın bir uzlaştırmacı aracılığıyla iletişim kurarak anlaşmasıdır. Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçu uzlaşma kapsamında olan suçlardan değildir.

Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçu, şikayete tabi suçlar arasında yer almadığından savcılık tarafından resen soruşturulur, bu suçlara dair herhangi bir şikayet süresi yoktur. Kamu davasına şikayetçi olarak müdahil olan herhangi bir kimse varsa bile şikayetten vazgeçme ceza davasının düşmesi sonucunu doğurmaz. Suç, dava zamanaşımı süresine riayet edilmek kaydıyla her zaman soruşturulabilir.

Dava zamanaşımı, suçun işlendiği tarihten itibaren belli bir süre geçtiği halde dava açılmamış veya dava açılmasına rağmen kanuni süre içinde sonuçlandırılmamış ise ceza davasının düşmesi sonucunu doğuran bir ceza hukuku kurumudur. Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçu yargılamalarında olağan dava zamanaşımı süresi 8 yıldır.

Siyasi Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçunda Görevli Mahkeme

Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçu hakkında yargılama yapma görevi, asliye ceza mahkemesi tarafından yerine getirilir.

Siyasi Hakların Kullanılmasının Engellenmesi Suçu Yargıtay Kararları


Birden Fazla Kişiyle Birlikte Siyasi Hakların Kullanımının Engellenmesi Suçu

Sanığın, 12.06.2011 tarihinde yapılacak genel seçimlere yönelik olarak pazar yerinin girişinde bir siyasi partinin tanıtım ve üyelik çalışmasını yapan katılan … ve tanık …‘un bulunduğu standa doğru “Sizleri yok edeceğiz, bitireceğiz, sizlere tahammül edemiyoruz” diyerek seslenip tehditte bulunmasını takiben siyasi parti standını tekmeleyerek cebir gerçekleştirmesinden sonra sanığın arkasından gelen suça sürüklenen oğlu U. ve kimliği belirlenemeyen ancak sanığın çalışanı olduğu tahmin edilen bir başka kişi hakkında da aynı suç sebebiyle Cumhuriyet Başsavcılığınca ayırma kararı verilerek … numaralı dosya üzerinden soruşturma yapıldığının anlaşılması karşısında, söz konusu dosyalar getirtilip incelenerek, sonucuna göre sanık hakkında TCK’nın 119/1-c maddesinin (Birden fazla kişi tarafından birlikte siyasi hakların kullanımın engelenmesi), uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması hukuka aykırıdır (Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar: 2016/9881).


İstanbul Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Paylaş
Read more!