0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

I-GİRİŞ

Hukuk değişen toplumsal ilişkilere denk düşen normlar üreten ve bu yeni ilişkileri düzenleyen bir bilim dalıdır. Spor hukuku da sporun günümüzde kazandığı toplumsal önem, çeşitlilik ve evrensellik nedeniyle gelişen yeni bir hukuk dalıdır. Spor hukukunun konusunu, profesyonel veya amatör yapılan sporla ilgili her türlü faaliyet oluşturur. Türkiye’de hukuk her alanda toplumun gerisinde kaldığı gibi bu alanda da toplumsal gelişmelerin gerisinde kalmıştır. Spor alanlarında yapılan norm ihlalleri toplumsal düzeni çok ciddi bir şekilde tahrip edecek boyuta gelmiştir. Spor faaliyetine pasif veya aktif olarak katılan sujeler dört farklı şekilde norm ihlali yapabilir; özel hukuk alanını ilgilendiren haksız fiiller, disiplin hukukunu ilgilendiren eylemler, kabahatler ve suçlar.Spor faaliyetine katılan sujelerin yapabileceği en ağır norm ihlali suç işlemektir. Suç, ceza hukukunun en ağır yaptırımı öngördüğü fiildir.

Suçun işlenmesinin etkili bir şekilde önlenebilmesi, iyi bir suç siyasetinin varlığına bağlıdır. Devletler suçların önlenmesinde birtakım yöntemlere müracaat eder. Bu yöntemler, genel olarak tasnif edilecek olursa önleyici ve cezalandırıcı olmak üzere iki türlüdür. Türkiye’de devlet, uzun süre spor alanlarında işlenen hukuka aykırı fiillerle ilgili önleyici birtakım tedbirlere (para cezaları, maçtan önce arama yapmak, seyirciyi spor müsabakasına almamak vs.) başvurma yolunu tercih etmiştir. Önleyici nitelikte idari tedbirler, hukuki sorunların çözümünde yetersiz kalınca özel kanunlarla suç tanzimi ve cezalandırma yoluna gitmiştir.

İnceleyeceğimiz ceza hukuku alanı ve konusu (Spor Alanlarında veya Çevresinde Hakaret İçeren Tezahürat ve Halkı Aşağılama Suçları), spor karşılaşmalarında kural ihlallerine yönelik suç tiplerini tanımlamaktadır.Ayrıca her bir oyuncunun, hakemin, seyircilerin, kulübün her bir üyesinin veya tüzel kişi olarak bizzat kulübün yaşamı, beden bütünlüğü, sağlığı, şeref ve haysiyeti, malvarlığı gibi münhasıran spor karşılaşmasına katılan veya spor karşılaşması ile bireysel olarak ilgili bulunan her bir kişiye ait hukuksal yararları korumaktadır.

II-TARİHSEL GELİŞİM

Türkiye’de spor faaliyetinin yapıldığı alanlarda istenmeyen davranışların yaptırıma bağlandığı ilk özel kanun 28.04.2004 tarihli ve 5149 sayılı Spor Müsabakalarında Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’dur. Bu kanunun 12.maddesi Çirkin ve Kötü Tezahürat başlığıyla bir kabahat düzenlemiştir.

“Çirkin ve kötü tezahürat Madde 12- Müsabakanın yapılacağı yerde veya yakın çevresindeki yollarda, meydanlarda, caddelerde veya benzeri yerlerde, toplu taşıma araçlarında, umuma açık diğer mekanlarda ferdî veya toplu olarak, takımlar ile taraftarlarını, kulüp başkan ve yöneticilerini, antrenörünü ve sporcularını, hakemleri ve federasyon yöneticilerini, müsabakada görev yapan diğer kişileri, söz veya hareketlerle aşağılayıcı, tahrik ve taciz edici kötü söz niteliğinde slogan atılması ve çirkin tezahüratta bulunulması yasaktır.”

5149 sayılı kanunun yukarıda zikredilen kabahate bağladığı yaptırım ise 19. madde çerçevesinde bazı tedbirlerin uygulanmasıdır.

“Tedbirler Madde 19- Üçüncü Bölümde belirtilen yasaklara uymayanlar hakkında; söz konusu fiil, müsabaka alanının seyirciye ayrılmış yerlerinde gerçekleştirilmiş ise bu kişi veya kişiler şartlar müsait olduğu takdirde yetkililer veya güvenlik görevlilerince müsabaka alanı dışına çıkarılır ve haklarında yasal işlemler başlatılır. Bu kişi veya kişilerin müsabaka alanı dışına çıkarılmasına, şartlar uygun bulunmadığı takdirde durum her türlü kamera, fotoğraf makinesi gibi teknik araçlarla, tanıkla veya diğer belgelerle tespit edilerek ilgililer hakkında yasal işlem yapılır.”

Esasen, 5149 sayılı yasa spor yapılan alanlarda meydana gelen düzensizliği gidermek için gerekli önlemleri ve yaptırımları düzenlemiştir. Kanunda suç ve ceza içeren herhangi bir norm olmadığından kısa bir süre sonra yeniden suç ve cezaları belirleyen bir yasal düzenleme yapma gereği ortaya çıkmıştır.

Türkiye’de spor alanlarında veya çevresinde hakaret içeren tezahürat ve halkı aşağılama suçları ilk kez 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesi Hakkında Kanun ile yürürlüğe girmiştir. Mevzuatımızda sistematik bir şekilde spor faaliyeti ile ceza hukuku arasında bağ kuran, suç ve cezaları belirleyen ilk kanun 6222 sayılı kanundur.

III-SUÇUN YAPISAL AÇIDAN İNCELENMESİ

Makalemizde 6222 sayılı kanunun 14.maddesinde hakaret içeren tezahürat başlıklı suç tipini inceleyeceğiz. Kanunun 14.maddesi, ilk fıkrasıyla hakaret içeren tezahüratı, ikinci fıkrasıyla halkı aşağılama suçu olarak adlandırabileceğimiz suç tipini şu şekilde düzenlemiştir:

Hakaret içeren tezahürat suçu

MADDE 14 – (1) Spor alanlarında veya çevresinde taraftarların grup halinde veya münferiden belirli bir kişiyi hedef veya muhatap alıp almadığına bakılmaksızın duyan veya gören kişiler tarafından hakaret olarak algılanacak tarzda aleni olarak söz ve davranışlarda bulunmaları halinde, fiilleri daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, şikayet şartı aranmaksızın, failler hakkında onbeş günden az olmamak üzere adli para cezasına hükmolunur. (2) Spor alanlarında veya çevresinde toplum kesimlerini din, dil, ırk, etnik köken, cinsiyet veya mezhep farkı gözeterek hakaret oluşturan söz ve davranışlarda bulunan kişi, fiili daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Birinci ve ikinci fıkralarda tanımlanan suçların yazılı pankart taşınması veya asılması ya da duvarlara yazı yazılması suretiyle işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.”

a-Fail:

Birinci fıkrada tanımlanan suçun faili herhangi bir takımın taraftarı veya taraftar grubudur. Fıkranın lafzı dikkate alındığında spor müsabakasını izleyen ve herhangi bir takımın taraftarı olmayan üçüncü şahısların fail olup olamayacağı tartışılabilir. Ceza hukukunda kıyas mümkün değilse de genişletici yorum yapmak mümkündür. Bizce fıkranın amacından spor müsabakasını izleyen ve fakat teknik direktör, polis, oyuncu vs. gibi görevleri nedeniyle olay yerinde bulunanlar dışındaki herkesin fail olması mümkündür.

İkinci fıkrada tanımlanan suçun faili ise spor alanlarında ve çevresinde bulunan herkes olabilir.

b-Mağdur:

Birinci fıkrada tanımlanan suçun mağduru herkes olabilir. Mağduru belirli bir kimse olmayan suçlarda da yine toplumu oluşturan herkesin mağdur edildiğini kabul etmek gerekir.

İkinci fıkrada tanımlanan suçun mağduru belirli bir toplum kesimi olabilir. Ayrıca bu suçtan belirli bir toplum kesimini oluşturan herkesin mağdur olarak kabul edilmesi gerekir.

c-Korunan Hukuki Yarar:

Spor alanlarında veya çevresinde taraftarlar sıklıkla topluca hakaret içeren tezahüratta bulunmaktadır. Hakaret içeren kötü tezahürat televizyon, radyo ve internet aracılığıyla tüm topluma da ulaşmaktadır. Bu nedenle birinci fıkrayla hem kişilerin şeref ve haysiyeti hem de fertlerin ortak ahlaki değerlerinin korunması amaçlanmıştır.

İkinci fıkra ile korunan hukuki yarar kamu barışıdır. Türkiye’de bazen etnik köken veya ırka dayalı olarak çeşitli toplum kesimlerine hakaret edildiği de bilinen bir gerçektir. Özellikle Türkiye gibi çeşitli halkların, din ve mezheplerin yaşadığı bir toplumsal zeminde kin ve düşmanlığın tahrik edilmesi oldukça tehlikeli sonuçlara yol açar. İşte bu fıkrada kamu barışının korunması amaçlanmıştır.

d-Maddi Unsur:

Maddenin birinci fıkrasında düzenlenen, hakaret içeren tezahürat suçu,spor alanlarında veya çevresinde taraftarların topluca veya bireysel, duyan veya gören kişiler tarafından hakaret olarak algılanacak şekilde aleni olarak söz ve davranışlarda bulunmasıyla oluşur. Suçun maddi unsuru açısından dikkat çeken en önemli husus, hakaret içeren söz ve davranışların belli bir kişiyi veya grubu muhatap almasının şart olmamasıdır. Hakaret içeren söz ve davranış herhangi bir muhataba yönelmese bile suçun maddi unsuru oluşacaktır. Hakaret içeren söz ve davranışların aleni olarak işlenmesi maddi unsur açısından bir zorunluluktur. Aleniyet suçun maddi unsurunun tamamlanması için son noktadır.

6222 sayılı kanunun 14. maddesinde düzenlenen hakaret içeren tezahürat fiili ancak spor alanlarında veya çevresinde işlenebilir. Taraftarların bu alanlar dışında işleyeceği her türlü fiil TCK’nın genel hükümlerine tabi olacaktır.

Bu fıkrada suçun unsuru olarak öngörülen hakaret içeren söz ve davranışın belirli bir kişiyi muhatap almasının gerekli olmaması, bu suçu TCK’nın 125. maddesindeki hakaret suçundan ayırmaktadır. Spor alanlarında veya çevresinde de olsa belirli bir kişiyi hedef alan kötü ve çirkin sözler TCK’nın 125.maddesindeki hakaret suçunu oluşturacaktır. Suçun oluşması için önemli olan unsurlardan biri de hakaret içeren söz ve davranışların gören veya duyanlar tarafından hakaret olarak algılanabilecek nitelikte olmasıdır. Hangi hareketlerin hakaret olarak değerlendirileceği de toplumun ortak değerlerine aykırı olup olmadığına bakılarak anlaşılacaktır.

Maddenin ikinci fıkrasında tanımlanan suç ise spor alanlarında veya çevresinde toplum kesimlerini dil, din, ırk, etnik köken, cinsiyet veya mezhep farkı gözeterek hakaret oluşturan söz ve davranışlarda bulunulmasıyla oluşmaktadır. Doktrinde bazı yazarlar aynı maçta bireysel olarak birkaç kadına hakaret edilmesi veya bir siyahi oyuncuya bu özelliğinden dolayı hakaret edilmesinin bu madde kapsamına girmeyeceğini ifade etmektedir. Bizce siyahi bir oyuncuya bu özelliği ön plana alınarak hakaret edildiğinde aslında onun şahsında açıkça siyah ırk hakarete maruz kaldığından maddedeki suçun oluştuğu kabul edilmelidir.

e-Manevi Unsur:

Madde de düzenlenen her iki suç da kasten işlenebilecek suçlardandır. Failin suçun tanımındaki haksızlığa ilişkin unsurları bilmesi yeterlidir. Failin hangi saik veya amaçla hareket ettiğinin suçun işlenmesi bakımından hiçbir önemi yoktur.

f-Nitelikli Hal:

Maddenin üçüncü fıkrası suçun nitelikli hallerini tanımlamıştır. Buna göre suçun yazılı pankart asılması veya taşınması veya duvarlara yazı yazılması suretiyle işlenmesi halinde hükmedilecek ceza yarı oranında arttırılacaktır. Maddenin üçüncü fıkrasında suçun bu şekildeki nitelikli hallerine yer verilmesinin nedeni, bu yöntemlerin insanlar üzerinde daha etkili olması ve kolayca herkesin hakareti görme imkanına sahip olmasıdır.

g-İçtima:

Madde metninde açıkça her iki fıkradaki suçun bu madde kapsamında cezalandırılabilmesi için daha ağır ceza gerektiren başka bir suç oluşturmaması ön koşuluna yer verilmiştir. Madde 14/1 lafzında açıkça belirtildiği üzere fiil daha ağır cezayı gerektirmiyorsa bu madde hükmü ile cezalandırılacaktır. Nitekim, TCK’nın 125. maddesinde hakaret suçunun temel şekli için 3 aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülmüştür. Halbuki 6222 sayılı yasanın 14/1 maddesinde düzenlenen suçun cezası onbeş günden az olmamak kaydıyla adli para cezası olarak belirlenmiştir. TCK 125. madde gereği adli para cezası verilse bile, verilen adli para cezası TCK 61/9 gereği suç tanımındaki hapis cezasının alt sınırı olan 3 aydan aşağı olamayacağından, TCK 125. madde 6222 sayılı yasanın 14/1 maddesinden daha ağır cezayı gerektirmektedir. Bu nedenle spor alanlarında veya çevresinde söylenen söz ve davranışlar TCK’nın 125. maddesindeki hakaret suçunun unsurlarını oluşturduğu takdirde fail yalnızca 125. maddeden dolayı cezalandırılacaktır. Maddenin son hali dikkate alındığında 14. maddenin birinci fıkrasında tanımlanan suçun uygulama alanı daralmaktadır. Bu maddeyle yalnızca belli bir kişiyi hedef almayan kötü tezahürat cezalandırılabilecektir. Yani maçın hakemine, herhangi bir takımın oyuncusu veya teknik direktörüne yönelik hakaret içeren söz ve davranışlar TCK’nın 125. maddesi gereği cezalandırılabilecekken, muhatabı belli olmayan hakaret içeren söz ve davranışlar ise 14. madde çerçevesinde cezalandırılacaktır.

6222 sayılı kanunun 14. maddesinin ikinci fıkrasına uygun bir söz veya davranış, aynı zamanda TCK’nın “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama”yı yaptırım altına alan 216.maddesinin 1 veya 2. fıkralarına uygun fiili oluşturabilir. 6259 sayılı kanunun 3. maddesiyle 6222 sayılı kanunun 14.maddesinin ikinci fıkrasının altı aydan iki yıla kadar hapis olan ceza yaptırımı üç aydan bir yıla kadar hapis olarak yeniden düzenlenmiştir. Aynı fiil için TCK’nın 216/2 maddesinin öngördüğü ceza yaptırımı ise 6 aydan bir yıla kadar hapistir. 6259 sayılı kanunda yapılan değişiklikten sonra spor alanlarında veya çevresinde halkı aşağılama suçu işlendiği takdirde TCK’nın 216. maddesi gereği cezalandırılacaktır. Yani 6222 sayılı yasanın 14/2 fıkrasının fiiliyatta uygulanma alanı kalmamıştır.

h-Teşebbüs:

Maddenin her iki fıkrasında düzenlenen suçlar neticesi harekete bitişik suçlardandır. Bu nedenle her iki fıkradaki suç da teşebbüse elverişli değildir. Maddenin birinci fıkrasında düzenlenen suç hakaret içeren sözün söylenmesi, davranışın yapılması veya yazının pankarta veya duvara yazılmasıyla tamamlanır. İkinci fıkrada düzenlenen suç da, belli özelliklere sahip toplum kesimine hakaret oluşturan söz ve davranışlarda bulunmakla tamamlanır.

ı-İştirak:

Suça iştirak bakımından madde metnindeki suç herhangi bir özellik arz etmemektedir. Bu nedenle iştirak açısından TCK’nın genel hükümleri uygulanacaktır.

i-Suçun Kovuşturulması:

6222 sayılı yasanın 14. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçun takibi şikayete bağlı değildir. Bu nedenle suçun faili hakkında resen soruşturma ve kovuşturma başlatılmalıdır. Fakat, TCK’nun 125. maddesinde düzenlenen hakaret suçu ise, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçu hariç şikayete tabi değildir. Belirli bir kişiyi hedef alan ve hakaret içeren tezahürat yapılması halinde, mağdur şikayet hakkını kullanmasa dahi, hatta mağdurun şikayet hakkını kullanması beklenmeden 14. maddenin birinci fıkrası gereği kendiliğinden soruşturma başlatılmalıdır. Çünkü bu düzenlemeyle kişilerin şeref ve haysiyetinin yanı sıra toplumun bir arada yaşamasını sağlayan ortak ahlaki değerler korunmak istenmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen suç hem bu maddede hem de TCK’da resen soruşturma ve kovuşturmaya tabi suçlardandır.

IV-Sonuç:

Spor hukukuna ilişkin suç ve ceza içeren hükümlerin daha somut kıstaslarla düzenlenmesi gerekmektedir. Özellikle TCK’nın aynı neviden suç ve ceza içeren hükümleri gözetilerek normlar arasında ahenk sağlanmalıdır.

Spor hukuku, Türkiye’de özellikle Ceza avukatı olarak faaliyet gösteren avukatlar yönünden oldukça yeni gelişen bir alan olduğundan suçların tanımlanması ve yaptırımların belirlenmesi de uygulamanın daha sağlıklı bir şekilde yapılmasını sağlayacaktır.


Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Paylaş
Read more!