0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Ceza muhakemesinde yargılamanın yenilenmesi, kesinleşmiş ceza mahkemesi kararları aleyhine gidilen olağanüstü bir kanun yoludur (CMK md. 311). Yeniden yargılanma talebini içeren dilekçe önceki yargılamayı yapan mahkemeye verilmelidir. Somut bir yargılamaya dair yargılamanın yenilenmesi dilekçesi örneği aşağıda yer almaktadır.


İSTANBUL 11.AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA

DOSYA NO :

SANIKLAR :

MÜDAFİİ : Avukat Baran Doğan
M.Fevzi Çakmak cd. 1.Sok.No:9/6 Şirinevler/İstanbul

D.KONUSU : Müvekkilin YENİDEN YARGILANMASI, mahkum olduğu cezanın infazının DURDURULMASI ve TAHLİYESİ istemidir.

AÇIKLAMALAR :

Müvekkil Z.D., mahkemenizin “özel yetkili” olduğu dönemde yukarıdaki esas sayılı dosyayla yargılanarak toplam 25 yıl 6 ay hapis cezasına mahkum edilmiştir. Müvekkil hakkında verilen mahkumiyet kararı, belli bir misyonla hareket ettiği alenileşen ve tüm üyeleri başka dairelere dağıtılan Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından onanarak kesinleşmiştir.

5237 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311/1-c maddesine göre, “Hükme katılmış olan hakimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir cezayla mahkumiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmişse” hükümlünün lehine olarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulabilir.

Müvekkilin yargılandığı dönemdeki mahkemenin başkanı M.Ö. hakkında Bakırköy 2.Ağır Ceza Mahkemesi tarafından TCK 312/1, 314/2, 257/1, 132/1 maddelerinden tutuklama kararı verilmiştir. Mahkeme başkanının örgüt üyesi olduğu, emir-talimat çerçevesinde hareket ettiği, sistematik bir şekilde taraflı davrandığı iddia edilmektedir. Örgüt üyeliği suçunun işlenebilmesi için sadece bir olayda emir-talimat ile hareket etmek yeterli değildir. Hiyerarşik ilişkinin yanısıra şüpheli M.Ö.’nün eylemlerinde süreklilik ve çeşitlilik olması suçun vücut bulması için zorunludur. Şüpheli tutuklandığına göre eylemlerinde süreklilik ve çeşitlilik şüphesi olduğu kabul edilmektedir. Bu sürekli ve çeşitli eylemleri arasında müvekkili yargılamak da mevcuttur.

Dönemin mahkeme üyeleri B.B. ve M.U. hakkında da tarafsız ve bağımsız davranmadıklarına dair yaygın iddialar vardır.

Dönemin mahkeme savcısı C.K. hakkında daha ciddi iddialar ve soruşturmalar mevcuttur.

Ülkemizde “özel yetkili” hakimlerin örgüt üyesi olabileceğine dair güçlü karineler mevcuttur. Çünkü, bu ülkede avukatlar, tuvale resim yapanlar, yazar-çizerler, siyasetçiler, sendikacılar örgüt üyesi olarak tutuklanmaktadır. Bu kişileri tutuklayabilmek için ya hukuk cahili ya da özel projesi olan bir örgütün üyesi olmak gerekir.

Müvekkil yargılandığı dönemde 19 yaşındaydı, bugün ise 24 yaşındadır. Haksız bir şekilde, hakkında hiçbir delil olmadan cezaevinde hükümlü olarak tutulmaktadır. Müvekkilin yargılandığı dava dosyası hukuksuzluklarla doludur, bunlardan iki çarpıcı örnek aşağıdaki gibidir :

  • Müvekkilin yargılandığı TCK 314/2 maddesinin ceza alt sınır 5 yıl olmasına rağmen, gerekçesiz bir şekilde müvekkile tam iki katı kadar 10 yıl ceza verilmiştir.

  • Müvekkilin evinin yakınında boş bir arsada bulunan patlayıcı nitelikteki maddenin müvekkile ait olduğuna dair tanık beyanı, sanık beyanı, belge, belirti ve başkaca teknik delil olmamasına rağmen delilsiz ve gerekçesiz 6 yıl ceza verilmiştir.

Ceza hukuku, temel hak ve özgürlüklere en sert müdahalelerin yapılabildiği bir hukuk alanıdır. Bu nedenle tüm iktidar projeleri, kendini topluma ceza hukuku alanından göstermeye başlar. Mahkemenin de karar verirken müvekkil sanığı yargılamak yerine sistematik olarak cezalandırmayı amaçladığı ve bir misyonu, bir toplum projesini hukuku araçsallaştırarak uygulamaya çalıştığı anlaşılmaktadır.

SONUÇ VE İSTEM :

Yukarıda izah ettiğimiz gerekçelerle;

1-Müvekkilin atılı suçlardan YARGILAMANIN YENİLENMESİNE karar verilmesini,

2-Halihazırda müvekkil cezaevinde olduğundan, mahkum olduğu cezanın infazının CMK md. 312/2 gereği DURDURULMASINI ve TAHLİYESİNE karar verilmesini talep ediyoruz.04.01.2017

Sanık Müdafii
Av. Baran Doğan

Paylaş
Read more!