0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Nitelikli dolandırıcılık suçu, en çok işlenen suçlardan biridir. Nitelikli dolandırıcılık suçuna dair temyiz dilekçesi her olayın özelliğine göre farklılık arz eder. Burda yer verdiğimiz temyiz dilekçesi somut bir olaya ilişkin örnek bir temyiz dilekçesidir.

Aşağıda yer alan temyiz dilekçesi mağdurların sanık aleyhine yaptıkları bir temyiz başvurusuna ilişkindir.


İSTANBUL 18.AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA
DOSYA NO :

TEMYİZ EDEN MÜDAHİLLER : 1- M.B, 2-T.B.

VEKİLİ : Avukat Baran Doğan

D.KONUSU : Gerekçeli temyiz dilekçemizin sunulmasından ibarettir.

AÇIKLAMALAR :

1. SANIK, HİLELİ DAVRANIŞLARINI YOĞUN VE USTACA SERGİLEDİĞİNDEN NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK SUÇU GERÇEKLEŞMİŞTİR

TCK md. 158’de düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunun meydana gelmesi için fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.

Hilenin aldatıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı dikkate alınarak değerlendirme yapılmalıdır.

Dava dosyası dikkatli incelendiğinde görüleceği üzere sanık, resmi işlemleri ortağı olduğu K…. Yapı Tic. Ltd. Şti’ni kullanarak gerçekleştirmiş, gayriresmi işlemleri ise kendi adına gerçekleştirmiştir. Sanık bu davranışını mağdurlarla olan tüm ilişkisine yaymış, ispat sorunu yaşayabileceğini düşündüğü yerlerde kendi şahsı adına işlemlere taraf olmuş, diğer resmi olan tüm işlemlerde şirketi taraf yapmıştır. Şahsı adına yaptığı yasal işlemlerle mağdurları sıkıştırarak korkutmuş, böylece şirket adına yaptığı yasal görünümlü işlemlerde menfaat elde etmiştir.

Sanık ile mağdurlar arasında gerçekleşen iletişimin başlangıç biçimi, olaylar karşısında sanığın takındığı tutum, yapılan işlemlerin yaşam gerçekliği karşısındaki pozisyonu dikkate alındığında sanık nitelikli dolandırıcılık suçu işleme kastıyla hareket etmiştir.
Sanık, 50.000 TL’lik bonoyu borç verdiği para karşılığı aldığını beyan etmiştir. Ceza muhakemesi hukukunda bonolar üzerinde kayıtlı matbu ibareler hukuk yargılamasındaki gibi kesin delil olarak kabul edilemez. Örneğin, bir kişiyi silahla tehdit ederek bono alan bir şahsın bonodaki kayıtlara dayanması ve yargılamada bu kayıtların tartışılması halinde yağma suçu hiçbir şekilde ispatlanamaz. Ceza muhakemesinde her türlü delil takdiri delil olup, hakimin delilleri serbestçe vicdani kanaatine göre değerlendirmesi gerekir. 50.000 TL’lik bono olarak addedilen 26.10.2009 tanzim tarihli bono, mağdurlardan hileyle alınmış ve mağdurları baskılamak, davranışlarını kontrol altına almak, böylece iradelerini yanıltarak menfaat elde etmek için kullanılmıştır. Tüm ilişki boyunca bonoyu bir tehdit vasıtası olarak kullanan müteahhit sanık, menfaati elde ettikten sonraki aşamada elinde 50.000 TL’lik bir bono olduğunu ifade etmiştir.

Sanık, hileli davranışlarla mağdurlardan imzalı bir şekilde üstü doldurulmamış açık bono almış ve bu bonoyla, şirketinin taraf olduğu ilişkide mağdurları baskılayarak haksız menfaat temin etmiştir. Sanık aldığı bonoları ilişkinin gelecekte alacağı biçime göre kullanmak istemiş, daireleri haksız bir şekilde ele geçirince özellikle elindeki boş bonolardan birini basitleştirerek ve miktarı da düşürerek boş olan kısımları doldurmuş 12.000 TL’lik bono şeklinde piyasaya çıkarmıştır. Mağdurların anlatımı, dosyaya ibraz edilen belgeler ve mağdurların komşularının sunduğu yazılı beyanlar dikkate alındığında; bononun karşılığı olduğu iddia edilen boya vs. şeklindeki tadilatın hiçbir zaman yapılmadığı anlaşılmaktadır. Tanıklar N.R. ve M.F. bu hususu mahkemede beyan etmesine rağmen, mahkemece çağrılarak dinlenmemiştir.
Ceza mahkemesi, bonolar üzerinde yazılan kayıtlarla bağlı değildir. Nitelikli dolandırıcılık suçunda sanığın hileli davranışlar sergileyip sergilemediği mahkeme tarafından mutlaka ayrıntılı araştırılmalıdır.

2. NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK SUÇUNUN UNSURU OLAN HİLE SERGİLENİŞ AÇISINDAN “MAĞDURUN İNCELEME OLANAĞINI” ORTADAN KALDIRACAK NİTELİKTE OLMALIDIR

Mağdurlar özellikle sonradan üzerine 12.000 TL kaydı düşülen boş senedi torunlarının kaza yaptığı gün alındığını iddia ve ispat etmiştir. Görüldüğü üzere sanık mağdurlardan bir telaş, heyecan ve panik anında hukuki sonuç doğuracak evraklar almıştır. Sanık mağdurların inceleme olanağını ortadan kaldıran bir zaman diliminde hileyle evrak alıp mağdurları baskı altına almıştır. Sanık, mağdurlardan aldığı bonoyu neden aldığını da somut olgu ve delillerle ispatlayamamış, soyut olarak borç ve hizmet karşılığı bono aldığını beyan etmiştir. Sanık, bu olguya dair şüphe altındadır. Mağdurların komşularını yazılı beyanı da şüpheyi güçlendirmiştir. O halde mahkemenin bu suç şüphesini araştırması, bu olguya dair bilgi ve görgü sahibi herkesi dinlemesi ve delilleri serbestçe takdir etmesi gerekirdi. Mahkeme tarafından “mağdurun inceleme olanağının” ortadan kaldırılıp kaldırılmadığına dair bir araştırma yapılmamıştır.

3. SANIK, MAĞDURLARLA KENDİ ARASINDA OLUŞAN GERÇEK İRADEYE AYKIRI BİR BİÇİMDE YASAL GÖRÜNÜMLÜ HİLELİ İŞLEMLER YAPARAK NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK SUÇU İŞLEMİŞTİR

Sanık dosyada ayrıntılarıyla anlatılan hileli davranışlarla mağdurları notere götürmüş, mağdur M.B. ile sanık arasında mağdurların içeriğini dahi bilmediği bir Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi 26.10.2009 tarihinde imzalanmıştır. Bu sözleşme içeriğine göre dahi sanığın ortağı olduğu şirket aleyhine mağdurların alacağı daireleri teminen ipotek tesis ettirmesi gerekmektedir. Oysa dosyada mevcut 17.12.2009 tarihli resmi ipotek senedi incelendiğinde görüleceği üzere ipotek, 26.10.2009 tarihli sözleşmeye göre yapılması gereken inşaat ipoteği değildir. Resmi senetle düzenlenen ipotek, sanki mağdurların sanıktan 40.000 TL’lik alacağını teminen konulmuş gibi gözükmektedir. Bu durum, yasal görünümlü işlemlerle mağdurların hile ve desise ile nasıl nitelikli dolandırıcılık suçuna maruz kaldıklarının en açık göstergesidir.

4. MÜTEAHHİTİN 20 DAİREDEN MAĞDURLARA SADECE 2 DAİRE VERMESİ DAHİ NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK SUÇUNUN BİÇİMSEL BİR GÖRÜNTÜSÜDÜR

Mağdurlar, kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapmak üzere R.T. ile anlaşmak için bir araya gelmiş, ancak birden bire S.T’in meydana getirdiği bir girdaba girmiş ve ustaca dolandırılmışlardır.

Nitelikli dolandırıcılık suçunda, hayatın olağan ölçüleri dışına çıkan davranışlar, ilişkiler ve işlemler ayrıntılı değerlendirmeye tabi tutulmalıdır. Müteahhit olan sanığın 20 daire ürettiği bir arsada mağdurlara sadece 2 daire vermesi hayatın olağan akışına aykırı olup sergilenen hileli davranışların neticesidir.

5. MAĞDURLAR YAŞLARI İTİBARİYLE ALEYHLERİNE ÇOK KOLAY BİR ŞEKİLDE NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK SUÇU İŞLENEBİLİR

Mağdurlardan M.B. 1940 doğumlu, T.B ise 1949 doğumludur. Mağdurlardan M.B davranışlarının neticelerini dahi tahmin edebilecek bir yaşta değildir. Sanık, mağdurların yaşı nedeniyle anlayamadıkları bazı işlemleri ustaca, yoğun bir şekilde ve hileyle sergilemiştir.

6. SANIK BONOLARDA ÇEŞİTLİ DEĞİŞİKLİKLER YAPTIĞI İÇİN AYRICA RESMİ EVRAKTA SAHTECLİK SUÇU NEDENİYLE DE CEZALANDIRILMALIDIR

Sanık yaşlı olan mağdurların bilgisizliklerinden ve sonuçları öngörmemelerinden yararlanarak bonolar imzalatmış, bonoları istediği şekilde doldurarak gerçek bir borç ilişkisi varmış gibi sahte belge üretmiştir. Kambiyo senetleri, TCK 210. madde gereği resmi belge hükmünde olan evraklardan olduğundan, sanık resmi evrakta sahtecilik suçundan cezalandırılmalıdır.

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan ve resen tespit edilecek gerekçelerle yerel mahkeme kararının sanık aleyhine BOZULMASINI talep ederiz.01.01.2016

Müdahiller Vekili Avukat Baran Doğan


Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Paylaş
Read more!