0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Hukukta İstinaf Başvurusu nasıl yapılır sorusu sık sık sorulmaktadır. İstinaf başvurusu istinaf mahkemesine (bölge adliye mahkemesi) gönderilmek üzere dava dosyasını ele alan yerel mahkemeye verilecek bir istinaf dilekçesi ile yapılabilir. Tapu iptal ve tescil davasına ilişkin hazırladığımız bir istinaf dilekçesi örneği aşağıda düzenlenmiştir.

İstinaf dilekçesi, kararı veren mahkemeye verildiğinde hukuk davası dosyası yerel mahkeme tarafından bölge adliye mahkemesine gönderilir. İstinaf başvurusunun bir avukat tarafından yapılması hakkın etkin bir şekilde kullanılmasını sağlayacaktır.

Ceza davası istinaf başvuru dilekçesi için bakınız: Ceza İstinaf Dilekçesi Örneği

Hukuk Davası İsitinaf Başvuru Dilekçesi Örneği


BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ (veya İSTİNAF MAHKEMESİ) HUKUK DAİRESİ’NE
Gönderilmek Üzere
İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’NE

İNCELEMENİN DURUŞMALI YAPILMASI İSTEMLİDİR

DOSYA NO : 2016/… esas

İSTİNAF TELEBİNDE BULUNAN
DAVALI : D.M.
VEKİLİ :Avukat Baran Doğan
M.Fevzi Çakmak cd.1.Sk.No:9/6 Şirinevler/B.evler/İstanbul

DAVACI : R.M.

İSTİNAF DİLEKÇESİNİN KONUSU : Davacı tarafın istinaf başvurusunun ‘esastan reddi’ ile yerel mahkemenin 2016/… sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde ‘kaldırılması’ ve yeniden yargılama yapılarak talebimiz doğrultusunda ‘davamızın kabulüne’ karar verilmesi istemidir.

İSTİNAF BAŞVURUSU GEREKÇELERİMİZ VE AÇIKLAMALAR:

Müvekkil D.M, Tapu Kaydına Güvenerek Taşınmazı Alan İyiniyetli Üçüncü Kişidir

Müvekkil, dava konusu taşınmazın 1/9 hissesini 06.11.2013 tarihinde kayıt maliki R.T’den satın almıştır.

Müvekkilin taşınmazın hissesini satın alma amacı, taşınmaz üzerinde yapılacak inşaattan kendisine bağımsız bölüm verilmesini temin etmektir. Nitekim, müvekkil taşınmazı devralmadan önce müteahhit olan diğer davalı M ….A.Ş. ile davacı R.T arasında yapılan Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi 25.07.2013 tarihinde tapu kaydına şerh verilmiştir.

Müvekkil, hissesini satın aldığı arsa üzerinde inşaat yapılmasını beklerken aleyhine tapu iptal ve tescili davası açılmıştır. Müvekkil D.M, tapu kaydına güvenerek taşınmazı satın alan “iyiniyetli üçüncü kişi” konumundadır. Kanunun iyiniyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır. İyiniyetin varlığı asıl olduğuna göre, müvekkilin kötüniyetli olduğunu kanıtlama yükümlülüğü bunu iddia edene düşer (TMK md.6). (YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ - 2015/4019 Karar, 2015/363 Karar, 2014/25332 Karar).

Dava dosyasındaki hiçbir delil, müvekkilin kötüniyetli olduğunu ispat edememiştir. Şöyle ki;

  • Dinlenen tanıklar müvekkilin iyiniyeti/kötüniyeti konusunda beyanda bulunmamıştır. Dosyaya delil olarak sunulan hiçbir yazılı delil müvekkilin iyiniyeti/kötüniyetini ispat konusunda herhangi bir içerik taşımamaktadır. Dosyada bulunan yazılı delil başlangıcı niteliğindeki hiçbir evrakın da müvekkil ile herhangi bir bağlantısı yoktur.

  • Bu durumda yerleşik Yargıtay içtihatları dikkate alındığında, müvekkilin kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı görülmektedir. Müvekkilin iyiniyetli üçüncü kişi olarak tapu kaydına güvenerek yaptığı ayni hak iktisabı hukuken korunarak istinaf incelemesi neticesinde yerel mahkeme kararı kaldırılarak müvekkilin talebi doğrultusunda yeniden karar verilmelidir.

Mahkemenin Müvekkilin Kötüniyetli Olduğuna Dair Karar Gerekçesinde Yaptığı Tespit Delillerle Çelişmektedir

Yerel mahkeme karar gerekçesinde, R.T’nin kendi adına taşınmazı tescil ettirdikten sonra, taşınmazı tescil ettirdiği aynı gün 4/9 hisseyi kendi eşine ve 1/9 hisseyi müvekkile devrettiği ve bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ifade etmektedir. Dava dosyasından da anlaşılacağı üzere, mahkeme devir tarihlerine ilişkin büyük bir maddi yapmıştır. Şöyle ki :

  • R.T., dava konusu gayrimenkulü 11.07.2013 tarihinde tescil ettirmiştir.
  • Gayrimenkulün 1/9 hissesi R.T. tarafından müvekkile 06.11.2013 tarihinde devredilmiştir.
  • Gayrimenkulün 4/9 hissesi R.T. tarafından kendi eşine 07.11.2013 tarihinde devredilmiştir.

Görüldüğü üzere mahkemenin kötüniyet gerekçesi olarak gösterdiği “tescille birlikte devir” tespiti gerçeğe aykırıdır. Bu nedenle istinaf incelemesi neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılarak müvekkilin talebi doğrultusunda yeniden karar verilmesini talep ederim.

Müvekkil Taşınmazı Satın Alırken Satın Alma Amacını Da Ortaya Koyan Bir Davranış Sergilemiş, Sicile Güven İlkesinden Yararlanabilmesi İçin Gerekli Dikkat Ve Özeni Göstermiştir

Müvekkil taşınmazın 1/9 hissesini satın almadan önce tapu kaydını incelemiş, tapu kaydında Rıfat Doğan ile M….. A.Ş.’nin Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi şerhi dışında bir sınırlama görmemiştir. Müvekkilin taşınmazı satın alma amacı da Kat Karşılığı İnşaaat Sözleşmesi ile R.T’ye düşecek bağımsız bölümlerden birinin kendisine verilmesini temin etmektir.

Yasada öngörülen ve dayanağını Türk Medeni Kanununun 3. maddesinden alan iyiniyetinin aynı zamanda bu iddiada bulunana bir özen ve itina borcu yüklediği de kuşkusuzdur. Ancak, bu özenin ve dikkatin sicile yönelik olması gerektiği tartışmasızdır. Sicile güvenin kişinin sicilin dayanağını oluşturan kayıt ve belgeleri inceleme yükümlülüğü yoktur. ( YARGITAY 1. HUKUK DAİRESİ - 2013/2777 Karar)

Yukarıdaki yerleşik içtihadında da görüleceği üzere Yargıtay iyiniyet tartışmasında üçüncü kişinin tapu sicilinin dayanağı belgeleri inceleme yükümlülüğü olmadığını belirtmektedir. Hukuki durum böyleyken, müvekkilin daha önce hiç tanımadığı Rıfat Doğan’ın sicil dışı 30 yıllık akrabalık ilişkilerini araştırması bir yükümlülük olarak kendisine yüklenemez.

Yolsuz Tescil Olsa Bile Müvekkil Yolsuz Tescili Bilen Veya Bilmesi Gereken Kişilerden Değildir

Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz (TMK md. 1024). Medeni Kanun’a göre, yolsuz tescili “bilen veya bilmesi gereken kişi” başkaca bir delile gerek duyulmadan kötüniyetli addedilir. Somut davada ise müvekkil tescil yolsuz olsa bile bunu bilen veya bilmesi gereken kişilerden biri değildir. Şöyle ki:

  • Müvekkil ile diğer davalılar ve davacılar arasında bir akrabalık ilişkisi yoktur.

  • Müvekkil taşınmazın satın almadan ve bu dava açılmadan önce davada taraf olan şahıslardan hiçbirini tanımamaktadır. Tanıdığına dair dosyada herhangi bir delil yoktur.

  • Müvekkilin diğer davalılar veya davacılar ile ticari veya kişisel başkaca bir ilişkisi yoktur. Böyle bir ilişki olduğuna dair dosyada delil yoktur.

  • Müvekkil, davanın taraflarıyla birbirinden çok farklı idari birimlerde ikamet etmektedir. İşyeri veya mesken komşuluğu gibi taşınmazın harici sorunlarına vakıf olabileceği bir ilişki mevcut değildir.

Olayın oluş şeklinden ve davada ileri sürülen delillerden müvekkilin iyiniyetli üçüncü kişi olduğu açıktır. Müvekkilin taşınmazı satın alması “hayatın olağan akışı” kriterine dahi uygundur. Müvekkil ile Rıfat Doğan arasındaki ilişki gerçek bir alım-satım ilişkisi değil de kötüniyetli bir ilişki olsaydı, hayatın olağan akışına göre müvekkilin taşınmazın 1/9 hissesi yerine tamamını devralması gerekirdi. Bu nedenle istinaf inceleme

İstinaf gerekçelerimizi daha ayrıntılı ifade edebilmemiz için istinaf incelemesinin DURUŞMALI yapılmasını talep ediyoruz.

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda arz ve izah ettiğimiz üzere, istinaf dilekçesi ile belirttiğimiz gerekçelerle,

  • Davacı tarafın istinaf başvurusunun ‘esastan reddine’ karar verilmesini,
  • Yerel mahkemenin 2016/… sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde ‘kaldırılmasını’ ve yeniden yargılama yapılarak talebimiz doğrultusunda ‘davamızın kabulüne

karar verilmesini talep ederiz.26.09.2016

Davacı M.D. Vekili
Avukat Baran Doğan

Paylaş
Read more!