0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

ÖZET

Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), gerçek kişileri yargılamak üzere uluslararası alanda kurulan tek ceza mahkemesidir. Çalışmamızda Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcılığı’nın soruşturma başlatma yetkisi incelenmiştir. Bu bağlamda önce savcılığın mahkeme sistemi içinde hukuki niteliği kısaca ortaya konulmuş, daha sonra soruşturma başlatma yetkisinin önşartları, genel sınırları ve soruşturma başlatma kararına değinilerek çalışmamız sonuçlandırılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Uluslararası Ceza Mahkemesi, Roma Statüsü, Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcılığı’nın soruşturma yetkisi, Soruşturma önşartları, Soruşturmayı başlatma kararı.

ULUSLARARASI CEZA MAHKEMESİ NEDİR?

Ceza hukukunda cezai sorumluluk, tedbir niteliğindeki bazı yaptırımlar bir tarafa bırakılacak olursa, gerçek kişilere aittir. Uluslararası Ceza Mahkemesi kurulana kadar gerçek kişileri yargılamak üzere uluslararası alanda kurulmuş bağımsız ve sürekli yargı yetkisine sahip bir yargı mercii mevcut değildi. Uluslararası alanda kurulan tüm yargı merciileri, sadece devletler üzerinde ve ceza muhakemesi dışındaki alanlarda yargı yetkisine sahipti . Örneğin, uluslararası toplumu ilgilendiren bir suç işleyen herhangi bir devlet görevlisinin yargılanabileceği ulusalüstü yargı yetkisine sahip bağımsız ve sürekli bir yargı mercii oluşturulamamıştı. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra savaşı kazanan devletlerin kaybedenlerin üst düzey yöneticilerini yargılamak üzere kurduğu Nürnberg ve Tokyo Askeri Uluslararası Ceza Mahkemeleri ile Eski Yugoslavya ve Ruanda Uluslararası Ceza Mahkemeleri adhoc ve olağanüstü nitelikte mahkemelerdir.

Uluslararası toplumu ilgilendiren vahim suçları yargılamak üzere 17 Temmuz 1998 tarihinde Roma Statüsü olarak adlandırılan sözleşmeyle bağımsız ve sürekli bir yargı organı olan Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) kurulmuştur. Mahkeme, 11 Nisan 2002 tarihinde sözleşmeyi imzalayan 60 ülkenin onayı şartının gerçekleşmesiyle faaliyete başlamıştır. Olağanüstü,geçici ve özel nitelikteki Yugoslavya ve Ruanda UCM’lerinde yapılan yargılama faaliyeti mevcut UCM’nin temelini teşkil eden ilkelere ışık tutmuştur . Uluslararası Ceza Mahkemesi, soykırım suçu, insanlığa karşı suçlar, savaş suçları ve saldırı suçu olmak üzere dört suç tipi için yargılama yetkisine sahiptir. Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin uygulayacağı maddi hukuk ve muhakeme hukukuna dair kurallar Statü’de ve Usul ve Delil Kuralları belgesinde ayrıntılı bir şekilde yer almıştır . UCM tali yargılama yetkisine sahip bağımsız, tarafsız ve sürekli nitelikte bir ceza mahkemesidir. Uluslararası Ceza Mahkemesi, soruşturma işlemleri ve iddia faaliyetini yürütmek üzere bir savcılık teşkilatına sahiptir. Statü’de mahkemenin yetkisine dair önşartlar, sınırlamalar ve diğer tüm düzenlemeler aynı zamanda savcılık makamının yetkisini de belirlemektedir. Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcılığı, Statü’de yer alan herhangi bir suçun işlenmesi ve belli prosedür kurallarının bir arada gerçekleşmesi halinde soruşturma yetkisi kazanır.

ULUSLARARASI CEZA MAHKEMESİ SAVCILIK ÖRGÜTÜ VE ÖZELLİKLERİ

A. Genel Olarak

Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde görev yapacak savcılar, sözleşmeye taraf devletlerin yılda bir kez toplanmak üzere oluşturduğu meclisin üye tam sayısının bir fazlasının genel, eşit ve gizli oyuyla prensip olarak 9 yıl görev yapmak üzere seçilirler. Savcılar ancak bir kez seçilebilirler, ikinci kez seçilmeleri mümkün değildir. Savcılık örgütü mahkemenin bir parçası olmakla birlikte, mali açıdan özerk, idari ve yargısal faaliyetler açsından bağımsızdır.

B. Savcılık Örgütünün Tarafsızlığı

Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcılığı, görevini ifa ederken tam bir tarafsızlık içerisinde hareket etmek zorundadır. Ulusal yargı sistemimizde savcıların sanıkların lehine ve aleyhine olan delilleri toplama yükümlülüğü (CMK md.160/2) nedeniyle tarafsız oldukları iddia edilse bile pozitif hukukumuzda savcıların tarafsız olduklarına dair açık bir düzenleme mevcut değildir. Uygulamada savcıların sanığın lehine olan delilleri toplama konusunda isteksiz oldukları görülmektedir.Bu nedenle Statü’de Uluslararası Ceza Mahkemesi savcılarının tam bir tarafsızlık içerisinde olmaları gerektiği ifade edilmiştir. (Statü md.42/7).

Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcılığı, hakkında soruşturma yürüttüğü şüpheli kim olursa olsun, ister herhangi bir devlet başkanı ister sıradan bir vatandaş, tam bir tarafsızlık içerisinde faaliyet yürütme mecburiyetindedir. Savcı herhangi bir taraf devletin menfaatini düşünerek hareket edemez. Roma Statüsü savcının tarafsızlığını sağlamak için birtakım düzenlemeler içermektedir. Savcılar taraf devletlerin oluşturduğu meclisin mutlak çoğunluğunun oyuyla göreve gelmektedir. Ayrıca hakkında araştırma veya soruşturma yapılan kişi, herhangi bir zamanda savcının tarafsızlığını yitirdiğini ileri sürerek çekilmesini talep edebilir (Statü 42/8-b).

C.Savcılık Örgütünün Bağımsızlığı

Savcılık örgütü, faaliyetlerini gerçekleştirirken bağımsız hareket etmelidir. Ulusal ceza hukuku sistemlerinde ve bu arada Türkiye’de genellikle savcılık örgütünün özerk bir yapısı vardır. Uluslararası Ceza Mahkemesi savcısı açısından ise tam bir bağımsızlık söz konusudur. Savcılığın bağımsızlığından kastedilen kendisi dışındaki tüm gerçek ve tüzel kişilere karşı bağımsız olmasıdır. Uluslararası Ceza Mahkemesi bünyesindeki hiçbir organ ve kişi veya Roma Statüsü’ne taraf devlet savcıya talimat veremez. Savcının bağımsızlığını tesis edebilmek için Statü’de bazı güvence mekanizmaları oluşturulmuştur. Savcı, büronun ve büro mensuplarının, tesislerinin ve kaynaklarının sevki ve idaresinde tam yetkiye sahiptir. Savcılık örgütünde görev alacak savcılar birbirinden farklı devletlerin vatandaşı olmak zorundadır. (Statü 42/2) Savcılar, görev süreleri boyunca, savcılık görevleriyle çelişecek ve bağımsızlıkları hakkındaki güveni etkileyebilecek herhangi bir faaliyette bulunamaz, başkaca mesleki bir işle iştigal edemez (Statü 42/5). Hakkında araştırma veya soruşturma yapılan kişi, herhangi bir zamanda savcının tarafsızlığını yitirdiğini ileri sürerek çekilmesini talep edebilir (Statü 42/8-b).

D. Ayrıcalıklar ve Dokunulmazlıklar

Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcılığı, ulusal düzeyde soruşturulamayan uluslararası toplumu ilgilendiren önemli suçları araştırma ve soruşturma konusu yaptığından, sözleşmeye taraf veya mahkemenin yargı yetkisini ad hoc kabul eden egemen devletlerin ülkesinde savcılara önemli ayrıcalık ve dokunulmazlıklar sağlanmıştır. Savcılar, araştırma ve soruşturma faaliyetleri ile mahkemenin işlerini yürüttükleri sırada, diplomatik misyon şeflerine sağlanan ayrıcalık ve dokunulmazlıklardan yararlanırlar. Görev süreleri dolduktan sonra da resmi görevleri sırasındaki sözlü ve yazılı ifadelerinden veya yaptıkları eylemlerden dolayı her türlü yasal işlemlere karşı dokunulmazlıktan yararlanmaya devam ederler (Statü 48/2).

ULUSLARARASI CEZA MAHKEMESİ SAVCILIĞININ SORUŞTURMA YETKİSİ ÖNŞARTLARI

A. Statüye Taraf Olma

Savcılığın soruşturma yetkisinin doğması için Statü’de tanımlanan suçların Statü’ye taraf olan devletin ülkesi üzerinde veya vatandaşı tarafından işlenmesi gerekmektedir. Suçun bir gemide veya uçakta işlenmesi halinde gemi veya uçağın kayıtlı bulunduğu devletin sözleşmeye taraf olması yeterlidir. Statü’ye taraf olan her devlet mahkemenin ve bu arada savcılığın soruşturma yetkisini kabul etmiş sayılmaktadır. (Statü md.12) Şu halde Statü’ye taraf olmayan bir devletin vatandaşı, kendi ülkesinde veya Statü’ye taraf olmayan başka bir devletin ülkesinde suç işlerse Uluslararası Ceza Mahkemesi savcılığının soruşturma yapma yetkisi yoktur. Statü’deki düzenlemeye göre Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcılığı’nın yetkisi zorunlu yargı yetkisidir, yani bir devlet sözleşmeye taraf olarak mahkemenin ve savcılığın yargı yetkisini evleviyetle kabul etmektedir. Bir çok devletin itirazlarına rağmen zorunlu yargı yetkisinin kabul edilmiş olması, uluslararası alanda sürekli bir mahkeme ve savcılık teşkilatının kurumsallaşmasına imkan tanımıştır. Zorunlu yargı yetkisinin kabul edilmiş olması, ABD gibi ülkelerin muhalefetine rağmen, ulusalüstü yetkilere sahip bir mahkeme arzu eden devletlerin diplomatik bir başarısı olarak değerlendirilmektedir .

B. Çekince Olmaması

Savcılığın zorunlu soruşturma yetkisi , Statü’nün 124. maddesinde yer alan geçici hüküm çerçevesinde sözleşmeye taraf olan devletlerin yapacağı bir bildirimle geçici olarak sınırlandırılabilir. Buna göre herhangi bir devlet Statü’ye taraf olurken, Statü’nün kendisi bakımından yürürlüğe girmesinden itibaren yedi yıllık süre ile sınırlı olmak üzere, bir suçun kendi uyrukları tarafından veya kendi ülkesinde işlendiği ileri sürüldüğü zaman, mahkemenin yargı yetkisini ve dolayısıyla savcılığın soruşturma yetkisini kabul etmediğini bildirebilir. Bu bildirim her zaman geri çekilebilir (Statü md.124). Fakat, bildirimde belirtilen süre boyunca UCM savcılığının soruşturma yapma yetkisi ortadan kalkmaktadır.

C. Yaş Şartı

Savcılığın soruşturmaya başlatma yetkisini kullanabilmesi için faile ilişkin önemli ön şartlardan biri failin yaşına ilişkindir. Hakkında soruşturma veya yargılama yapılacak kişinin yaşına ilişkin herhangi bir üst sınır bulunmayıp sadece yaş alt sınırı belirlenmiştir. Statü’nün 26.maddesine göre fiili işlediği sırada 18 yaşından küçük olanlar hakkında mahkemenin yargı yetkisi ve dolayısıyla savcılığın soruşturma yetkisi yoktur. Yani savcılık 18 yaşından küçük fail hakkında hiçbir soruşturma işlemi yapamaz.

D. Sözleşmeye Taraf Olmayan Devletin Mahkemenin Yetkisini Kabul Etmesi Şartı

Herhangi bir devlet, Statü’ de tanımlanan suçlardan birinin ülkesinde işlendiği veya söz konusu suç teşkil eden fiili işleyen kişinin kendi vatandaşı olduğundan bahisle mahkemenin yargı yetkisini –ve bu arada savcılığın soruşturma yetkisini- kabul ettiğini mahkeme bildirirse söz konusu devlet Statü’ye taraf olmasa bile Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcılığı fiile münhasır soruşturma yapabilecektir. Bu ihtimalde Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcılığı sadece devletin bildirimde bulunduğu vakıa ile ilgili soruşturma yetkisi kazanır. Taraf olmayan devletin bildirdiği vakıa dışında kalan vakıalarla ilgili Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcılığı’nın soruşturma yetkisi yoktur. Somut olaya münhasır yargı yetkisinin kabulüne ilişkin bildirimin nasıl yapılacağı, bildirimde bulunan devletin yükümlülükleri ve uygulanacak usul kuralları, taraf devletler asamblesince 9 Eylül 2002 tarihinde kabul edilen Usul ve Delil Kuralları belgesinin 44.maddesinde düzenlenmiştir.

ULUSLARARASI CEZA MAHKEMESİ SAVCILIĞININ SORUŞTURMA YETKİSİ SINIRLARI

A. Zaman Bakımından Yetki (Jurisdiction Ratione Temporis)

Ulusal ceza yargılamaları için ilke, yasaların derhal uygulama ilkesidir. Yani fiilin işlenmesinden önce veya sonra hangi kanun yürürlükte ise o kanun uygulanır . Ad hoc nitelikteki Ruanda Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Eski Yugoslavya Ceza Mahkemesi statüleri mahkemelerin zaman bakımından yetkisinin geçmişe yürürlü olduğunu kabul etmiştir . Yani her iki mahkeme de kurulmalarından önce işlenen fiilleri yargılamıştır. Statü ise hem maddi ceza hukukuna ilişkin kuralları hem de ceza muhakemesine ilişkin kuralları içermektedir. Bu yönüyle savcılığın zaman bakımından yetkisinden bahsederken her iki disiplin açısından ele almak gerekir. Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcılığı’nın soruşturma yetkisi, Statü’nün yürürlüğe girmesinden sonra işlenen fiiller açısından geçerlidir. (Statü md.11/1) Yürürlüğe girmesinden sonra Statü’ye taraf olan bir devlet açısından yargı yetkisi ise taraf olma tarihinden itibaren başlayacaktır. Sonradan taraf olan devlet, Statü’ nün yürürlüğe girdiği tarihten kendisinin Statü’ye taraf olduğu tarihe kadar geçen zaman dilimi için de mahkemenin yargı yetkisini tanıdığını beyan ederse, savcılık söz konusu zaman dilimi açısından da soruşturma yapma yetkisini haiz olur. (Statü md.11/2) Statü yukarıda açıkladığımız ilkelere yer vererek Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin yargı yetkisi açısından, suç ve ceza içeren kanunların geçmişe yürümezliği, suçta ve cezada kanunilik gibi ceza hukukunun temel ilkelerinin geçerli olduğunu teyit etmiştir.

B. Kişi Bakımından Yetki (Jurisdiction Ratione Personae)

Kişi yönünden yetki, failin kişiliği göz önünde tutularak yargılama yetkisinin belirlenmesidir . Uluslararası Ceza Mahkemesi sadece gerçek kişiler üzerinde yargı yetkisine sahip olduğundan Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcılığı sadece gerçek kişiler hakkında soruşturma yürütebilir. (Statü md.25) Hakkında soruşturma yürütülecek gerçek kişinin 18 yaşından büyük olması yukarıda açıkladığımız üzere bir soruşturma ön şartıdır. Savcılık ,devletler veya diğer tüzel kişiler hakkında soruşturma işlemi yapamaz. Fakat gerçek kişiler ile ilgili yapılan soruşturmalarda soruşturulan kişilerin çoğunlukla devlet görevlisi olması nedeniyle devlet fiillerinin de dolaylı bir şekilde soruşturma konusu olduğunu söylemek gerekir .

C. Madde Bakımından Yetki (Jurisdiction Ratione Materiae)

Ulusal ceza muhakemesi hukukunda madde bakımından yetki, ilk derece mahkemelerinden hangisinin olaya ilişkin suç vasfına, cezanın tür ve ağırlığına göre yargılama yetkisine sahip olduğunu belirleyen kurallardır . Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcılığı’nın madde bakımında yetkisi, savcılığın hangi suç tiplerini soruşturabileceğinin belirlenmesini ifade eder. Uluslararası Ceza Mahkemesi, uluslararası toplumu ilgilendiren ağır suçları yargılamak üzere kurulmuş bir mahkemedir. Soruşturma ve yargılama konusu yapılacak suçlar, Statü’de açıkça düzenlenmiştir. Buna göre dört suç tipi; soykırım suçu, insanlığa karşı suçlar, savaş suçları, saldırı suçu savcılık tarafından soruşturulabilecek ve mahkemece yargılanabilecektir. Bu fiillere ilişkin suçun maddi unsurları oldukça çeşitli hareketler içerdiğinden esasen savcılığın hemen hemen tüm ağır suçları soruşturma yetkisine sahip olduğu söylenebilir.

ULUSLARARASI CEZA MAHKEMESİ SAVCILIĞINA SUÇ BİLDİRİMİ VE SAVCILIĞIN SUÇU ÖĞRENMESİ

A. Genel Olarak

Uluslararası Ceza Mahkemesi savcılığının soruşturma başlatabilmesi için Ön Yargılama Dairesi’nden yetki alması gerekir. Savcılığın yetki almadan önce yaptığı tüm işlemler ya araştırma işlemi ya da gecikmesinde sakınca bulunan hal niteliğindeki işlemlerdir. Savcılık soruşturma yetkisinin olup olmadığını belirlemek için prensip olarak her kaynaktan gelen bilgiyi değerlendirir.

B. Taraf Devletin Bildirimi

Sözleşmenin tarafı olan her devlet Statü’ nün 5.maddesinde yer alan suçların işlendiği ihbar veya şikayetini savcılığa bildirebilir. (Statü md.13/1-a) Taraf devlet, yaptığı bildirim ile soruşturma açılmasını, işlendiği iddia olunan suçlar ve suç faili olduğu iddia edilen kişilerin yargılanıp yargılanmayacağı hususunun tespitini talep eder. Taraf devlet, mümkün olduğu kadar suça ilişkin vakıaları olayın tüm yönlerini ortaya koyacak şekilde delilleriyle birlikte savcılığa bildirmelidir. (Statü md.14/2) Taraf devlet, sadece kendi ülkesinde veya vatandaşı tarafından işlenen suçlarla ilgili değil, herhangi bir kişi tarafından herhangi bir devlet toprağında işlenen bir suç ile ilgili de bildirimde bulunabilir.

C. Birleşmiş Milletler(BM) Güvenlik Konseyi Bildirimi

BM sözleşmesinin 1.maddesine göre BM, uluslararası barış ve güvenliği korumakla görevlidir. BM Güvenlik Konseyi, icrai karar alma yetkisi nedeniyle uluslararası barış ve güvenliğin korunmasından sorumlu temel organ olarak kabul edilmektedir . Bu görevi nedeniyle Güvenlik Konseyi, bir veya birden fazla suçun işlenmiş göründüğü bir durumu savcılığa bildirebilir. (Statü md.13/1-b) BM Güvenlik Konseyi’nin bu bildirimi savcılık açısından bağlayıcı değildir, yani savcılık Konsey’in bildirimi ile soruşturma başlatmak zorunda değildir. UCM Savcılığı BM’nin bir organı değildir. Yukarıda açıkladığımız üzere savcılık her türlü faaliyetinde tüm devlet, kişi ve uluslararası kurumlara karşı bağımsız hareket eder.

D. Savcılığın Resen Soruşturma Başlatma Yetkisi

Ulusal ceza muhakemesinde savcı, suç işlendiğinde maddi gerçeğin ortaya çıkması ve adil yargılamanın gerçekleşmesi için resen olaya el koyma yetkisi olan bir kamu görevlisidir . Çağdaş tüm hukuk sistemleri savcılığa resen araştırma veya soruşturma yapma yetkisi vermiştir. UCM Savcılığı’nın da mahkemenin yargı yetkisi alanına giren suçlarla ilgili bilgilere dayanarak resen soruşturma açma yetkisi vardır. (Statü md.15/1) Her ne kadar savcılığın resen soruşturma başlatma yetkisi olduğu söylense de Statü’deki düzenleme dikkate alındığında teknik olarak savcılığın yetkisinin araştırma yetkisi olduğunu kabul etmek gerek. Doktrinde bazı yazarlar bu yetkiyi ön inceleme yetkisi olarak adlandırmaktadır . Çünkü, savcı kural olarak Ön Yargılama Dairesi’nden soruşturma yetkisi almadan soruşturma başlatamaz veya araştırma faaliyetini derinleştirerek soruşturmaya çeviremez.

Burada dikkat edilmesi gereken husus bireylerin Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne bildirim veya şikayet hakkını kullanmasının da savcılığa gelen bir bilgi olarak kabul edilmesi ve bu bildirimlerin savcılığın resen soruşturma yapma yetkisi çerçevesinde değerlendirilmesidir. Statü ayrı bir başlık altında bireylere bildirim yapma yetkisi vermemişse de savcılığın kendisine gelen her türlü bilgiyi değerlendirme zorunluluğu karşısında, bu hakkın dolaylı bir biçimde var olduğu açıktır.

E. Somut Olaya Münhasır Mahkemenin Yargılama Yetkisinin Tanınması ve Savcılığın Soruşturma Başlatma Yetkisi

Statü’ye taraf olmayan devletler, Statü’nün 12/3 maddesine göre ülkesinde veya vatandaşı tarafından başka bir ülkede işlenen suçlarla ilgili mahkemenin yargı yetkisini bir bildirge ile tanıyabilir. İlgili devletin bildirgeyi mahkeme yazı işlerine vermesinden sonra, kendisine mahkemenin yazı işleri müdürlüğü tarafından Statü’nün 9. bölümü çerçevesinde mahkemeyle her türlü işbirliğini sağlaması gerektiği hatırlatılır. Taraf olmayan devlet işbirliğine hazır olduğunu beyan ettikten sonra, savcılık olayla ilgili araştırma ve soruşturma yetkisi kazanır. Bu aşamadan sonra savcılık taraf olmayan devlet ülkesinde her türlü soruşturma yetkisini kullanabilir, taraf olmayan devlet de buna müsaade etme ve işbirliği gösterme yükümlülüğündedir.

ULUSLARARASI CEZA MAHKEMESİ SAVCILIĞININ SORUŞTURMA BAŞLATMA KARARI

A. Genel Olarak

Savcılık kendisine gelen bilgileri değerlendirdikten sonra soruşturma başlatılması gerektiği kanaatine varmışsa, soruşturmanın başlatılması kararı verir. (Statü md.53) Savcının soruşturmayı başlatma kararı verebilmesi için aşağıda açıkladığımız üç temel şartın bir arada gerçekleşmesi gerekir. Aksi takdirde savcılık soruşturma başlatma kararı alamaz.

B. Suç İşlendiğine İlişkin Makul Bir Temel Bulunması

Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcılığı, kendisine ulaşan bilgilerden mahkemenin yetkisine giren bir suçun işlenmiş veya işlenmekte olduğu kanaatini uyandıracak “makul bir temel” olduğunu düşünüyorsa soruşturma başlatabilir. “Makul bir temel” kavramını anlayabilmek için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin tanımladığı ve ceza hukukunu ilgilendiren, yerleşik içtihat haline gelen kararlarında “makul şüphe” kavramından faydalanılabilir. Makul şüphe, şahsın suç işlemiş olabileceğine dair tarafsız bir gözlemciyi ikna edecek vakıa veya bilginin bulunmasıdır.

C. Soruşturma Sonucunda Açılacak Davanın Kabul Edilebilir Olması

Uluslararası Ceza Mahkemesi ve UCM savcılığının yargılama yetkisi tamamlayıcı, yani tali niteliktedir . Asli yargı yetkisi, devletlerin egemenlik hakkının doğal bir izdüşümüdür. UCM gibi ulusalüstü örgütler , kurucu bir antlaşma ile yetki kazandıklarından devletin egemenlik hakkı ile örgütün yetkisi arasındaki ilişki kuruluş sözleşmesinde yer alır. Statü’nün 17.maddesi taraf devletler ile Uluslararası Ceza Mahkemesi arasında yargı yetkisine dair ilişkiyi düzenlemiştir. Buna göre, ilgili devlet dava konusu olabilecek olay hakkında gerekli soruşturma veya kovuşturmayı etkili bir şekilde gerçekleştirirse Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcılığı’nın soruşturma yetkisi ortadan kalkar. Yargı yetkisi bulunan devlet, etkili bir soruşturma ile olayı soruşturduktan sonra yargılama yapmaya gerek olmadığına karar verse bile UCM Savcılığı’nın aynı olayla ilgili soruşturma yapma yetkisi yoktur. Savcılığın tamamlayıcı soruşturma yetkisi, devletlerin suç konusu olayla ilgili soruşturma yapma konusunda isteksizliği veya soruşturma yapmaya muktedir olmaması halinde devreye girer.

1. Asli Yargı Yetkisine Sahip Devletin Soruşturma Yapma Konusunda İsteksizliği

Ulusal yargı merciileri, devletin uluslararası prestiji, etkili devlet yöneticilerinin suç ile bağları gibi birçok nedenle soruşturma veya kovuşturma yapmaya “isteksiz” görünebilirler. Asli yargı yetkisine sahip devletlerin isteksizliği çeşitli şekillerde ortaya çıkabilir. Devlet, ya hiç soruşturma veya kovuşturma başlatmaz ya da başlattığı halde suç faillerini tespit etme, delilleri toplama gibi konularda yargılamayı adeta sürüncemede bırakarak olayın üstünü örtmeye çalışır. Devletin bu isteksizliğinin Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcılığı tarafından görülmesi halinde soruşturma yetkisi, UCM Savcılığı’na geçecektir. (Statü md.17/1-a) Yargı yetkisine sahip devletin, mahkemenin ve dolayısıyla savcılığının soruşturma yetkisine itiraz hakkı mevcuttur. (Statü md.19)

Yargı yetkisine sahip devletin soruşturma yapmada isteksiz davranıp davranmadığı, uluslararası hukukun temel ilkeleri dikkate alınarak incelenmelidir.Aşağıdaki üç koşuldan herhangi birinin tespit edilmesi halinde yargı yetkisine sahip devletin soruşturma yapmada isteksiz olduğunu kabul etmek gerekir (Statü md.17/2:

• Suç veya suçların faili olduğu iddia edilen kişinin sorumluluğunu gizlemek amacıyla işlemler yapılması veya yapılmakta olması veya ulusal bir karar alınması;

• Suç failini yargı önüne getirme amacıyla bağdaşmayacak şekilde,yasal işlemlerde makul olmayan gecikme olması;

• Yasal işlemlerin bağımsız bir şekilde yerine getirilmemiş veya getirilmemekte olması ve bu işlemlerin suç failini adalet önüne getirme niyetiyle bağdaşmayacak şekilde yürütülmesi.

Bir devletin soruşturma yapmada isteksiz olup olmadığı değerlendirilirken dürüst işlem ilkesi ayrıca ölçü olarak dikkate alınmalı,hem mağdur haklarının hem de şüpheli/sanık haklarının korunup korunmadığı incelenmelidir .

2. Asli Yargı Yetkisine Sahip Devletin Soruşturma Yapmaya Muktedir Olmaması

Asli yargı yetkisine sahip devlet, soruşturma veya kovuşturma yapmaya istekli olduğu halde, bu hususta “muktedir” olmayabilir. Bu durumda da Uluslararası Ceza Mahkemesi savcılığının tali soruşturma yetkisi devreye girer. Statü’de belirlenen UCM’nin tali yargı yetkisini kullanabileceği suçlar oldukça vahim ve olağanüstü suçlardır. Söz konusu suçların işlendiği bir yerde devlet otoritesinin kaybolması, kurumsal yapıların dağılması veya koordinasyon eksikliği nedeniyle asli yargı yetkisine sahip devletin soruşturma yapmaya gücü yetmeyebilir. Statü’de tanımlanan suçlar işlendiği halde asli yargı yetkisine sahip devletin soruşturma yapmaya “muktedir” olamaması, suçların cezasız kalmasına neden olabileceğinden Uluslararası Ceza Mahkemesi savcılığına soruşturma başlatma yetkisi verilmiştir. (Statü md.17/1-a)

Yargı yetkisine sahip devletin belli bir soruşturma yapmaya muktedir olup olmadığı yapılacak inceleme sonucunda ortaya konulmalıdır. Yapılacak incelemede, ulusal yargı sisteminin bir kısmının veya tamamının çökmesi veya işlemez halde olmasına bağlı olarak devletin sanığı veya gerekli kanıt ve ifadeleri elde etmesinin veya başka bir şekilde yasal işlemleri yürütmesinin mümkün olup olmadığı tespit edilmelidir (Statü md.17/3).

D. Soruşturmanın Adaletin Tecellisine Hizmet Edeceği Yönünde Maddi Nedenler Olması

UCM Savcılığı, bir soruşturma yapmak için tüm şartların mevcut olduğunu tespit etse dahi, suç veya suçların soruşturulmasının adaletin tecellisine hizmet edeceği yönünde maddi nedenler olmadan soruşturma başlatamaz (Statü md.53/1-c). Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcılığı, yapacağı soruşturmayla adaletin tecelli edip etmeyeceğine suçun vehamet derecesini ve mağdurların çıkarını da gözeterek karar verecektir.Kanaatimizce, bu değerlendirme ölçütü uluslararası ceza adalet sisteminin içerisine sübjektif bakış açılarını sokacağından gereksizdir.Çünkü her ceza yargılamasının amacı, bir taraftan maddi gerçeği ortaya çıkarmak diğer taraftan adaletin tecellisini sağlamaktır.

E. BM Güvenlik Konseyi’nin Soruşturmanın Ertelenmesi Talebi

BM Güvenlik Konseyi’nin aldığı karar uyarınca savcılıktan soruşturmanın ertelenmesi talebinde bulunması mümkündür.Konsey’in talepte bulunmasından sonraki 12 ay süreyle, Uluslararası Ceza Mahkemesi savcılığı hiçbir soruşturma yürütemez, yürütülen soruşturmalarında talebin mahkemeye ulaşmasıyla ertelenmesi gerekir. (Statü md.16).

ÖN YARGILAMA DAİRESİNİN ULUSLARARASI CEZA MAHKEMESİ SAVCILIĞINA SORUŞTURMA YETKİSİ VERMESİ

Savcılık bir soruşturma başlatmak için yukarıda anlattığımız tüm koşulların gerçekleştiği kanaatindeyse yaptığı araştırma işlemini soruşturmaya çevirebilmek için Ön Yargılama Dairesi’nden soruşturma yetkisi talebinde bulunur (Statü md.15/3). Ön Yargılama Dairesi soruşturma yetkisi vermeden de savcılık 56.maddeye göre gecikmesinde sakınca bulunan hallerde gerekli önlemlerin alınmasını Ön Yargılama Dairesi’nden talep edebilir. Ön Yargılama Dairesi, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde dava açılıp yargılama başlamadan önce yapılması gerekli acil kararları almak ve işlemleri yapmak,savcılık işlemlerini denetlemek, yakalama, tutuklama ve savcılığın talep ettiği diğer müzekkereleri çıkarmak üzere kurulmuş hakimlerden oluşan ve Uluslararası Ceza Mahkemesi içinde faaliyet gösteren bir dairedir. Ön Yargılama Dairesi, savcılığa soruşturma yetkisi verince soruşturma başlamış sayılır. Bu aşamadan sonra savcılık Statü’nün verdiği yetkiye dayanarak her türlü soruşturma işlemini yapabilir.

VII. SONUÇ

Uluslararası Ceza Mahkemesi, uluslararası alanda gerçek kişiler üzerinde ceza yargılamaları ile ilgili yargı yetkisine sahip tek mahkemedir. İnsanlık tarihi boyunca bazı devlet yöneticilerinin çok büyük insanlık suçları işlemek üzere aldıkları kararları pervasızca uyguladıkları görülmüştür. Uluslararası Ceza Mahkemesi sisteminin kurulmasıyla birlikte hiçbir devlet yöneticisi başına buyruk, diktatöryal davranışlar sergileyerek insanlık suçları işlemeyi göze alamayacaktır. Avukatların, özellikle ceza avukatı olan avukatların, hem mahkemeye başvuru süreçlerine hem de bu süreçlerin nasıl işletilmesi için gerekli donanıma sahip olması devlet yöneticilerinin denetlenmesi açısından hayati önemdedir.

Uluslararası alanda bir devletin ülkesinde işlenen suçlarla ilgili soruşturma başlatmak sadece hukuki değil, aynı zamanda siyasi sonuçlar doğurabilecek bir faaliyete dönüşebilir. Bu yüzden Statü’de Uluslararası Ceza Mahkemesi savcılığı tarafından yapılacak işlemlerde maslahata uygunluk ilkesinin gözetildiği görülmektedir. Fakat maslahata uygunluk ilkesi olaya uygulanırken politik ağırlıklı düşünceler yerine sürdürülebilir dünya barışının sağlanması dikkate alınmalıdır.

Statü gereği egemenlik hakkının doğal bir sonucu olarak asli yargı yetkisinin devletlerin elinde bulunmaktadır. Uluslararası Ceza Mahkemesi savcılığının soruşturma başlatma yetkisinin Ön Yargılama Dairesi tarafından izin verilmesi şartına bağlanması, Uluslararası Ceza Mahkemesi sisteminin kendi içerisinde yargısal denetim mekanizması kurmasını sağlamaktadır. UCM savcılık örgütünün Statü’ye taraf devletlerin yargı makamlarıyla entegre edilmesiyle, soruşturmalar hızlı bir şekilde yürütülerek doğru kararlar alınması şansı artacaktır.


Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Paylaş
Read more!