0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Evliliğin İptali Davası Nedir?

Av. Kasım Balcı

Evliliğin iptali davası, 4721 sayılı Medeni Kanun’un 145 ile 160. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Evliliğin iptali ile boşanma arasındaki fark şudur: Evliliğin iptali davası ile evlilik sözleşmesinin usulüne uygun yapılmadığı, bu nedenle evliliğin geçersiz olduğu ileri sürülür. Boşanma davası ile geçerli bir şekilde meydana gelen bir evliliğin diğer tarafın kusuru ile sürdürülemeyecek hale geldiği iddia edilir. Medeni Kanun’a göre evlilik temel olarak şu usullerle son bulur:

  • Boşanma davası açılması,
  • Eşlerden birinin ölümü,
  • Ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya kendisinden uzun zamandan beri haber alınamayan eş hakkında alınan gaiplik kararı,
  • Evliliğin geçersizlik nedeniyle iptali.

Evliliğin Geçersizliği Nedeniyle İptali Davasının Şartları

Evlilik, resmi memur önünde yapılmasına rağmen, geçersizlik nedenleri varsa evliliğin iptali için dava açılabilir. Evliliğin geçersizliği nedeniyle iptali, mutlak butlan ve nisbi butlan olmak üzere iki temel nedene dayanılarak ileri sürülebilir. Evliliğin nisbi veya mutlak butlanla iptali nedenleri şunlardır:

  • Evliliğin Mutlak Butlanla Geçersiz Olma Şartları(TMK m.145)

    • Eşlerden birinin evlenme sırasında evli bulunması,
    • Eşlerden birinin evlenme sırasında sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun bulunması,
    • Eşlerden birinde evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığı bulunması,
    • Eşler arasında evlenmeye engel olacak derecede hısımlığın (akrabalık) bulunması.
  • Evliliğin Nispi Butlanla Geçersiz Olma Nedenleri (TMK m. 148-151)

    • Ayırt etme gücünden geçici yoksunluk,
    • Yanılma (Hata),
    • Aldatma (Hile),
    • Korkutma (İkrah).

Kimler Evliliğin İptali Davası Açabilir?

Evliliğin geçersizliği nedeniyle iptali davası, mutlak butlan sebeplerinin var olması durumunda cumhuriyet savcısı, ilgililer ve eşler; nispi butlan sebeplerinin var olması durumunda sadece eşler ve bazı durumda yasal temsilciler tarafından açabilir. Tarafların bir avukat vasıtasıyla iptal davası açmaları da mümkündür.

Evliliğin İptali (Butlanı) Davası Açma Süresi

Medeni Kanun, mutlak butlan sebeplerinin bulunması durumunda evliliğin iptali davası açılabilmesi için herhangi bir hak düşürücü süre öngörmemiştir. Evliliğin her aşamasında iptal davası açmak mümkündür. Cumhuriyet Savcısı, eşler ve ilgililer evlilik ilişkisi devam ettiği sürece bu davayı açabilirler. Bazı durumlarda evlilik ilişkisi bitmiş olsa bile (Ölüm vs) ilgililer tarafından mutlak butlan davası açılabilmektedir. (TMK m.147/1)

Medeni Kanun, nispi butlan sebeplerinden dolayı dava açılabilmesi için 6 ay ve 5 yıllık hak düşürücü süreler öngörmüştür. Buna göre nispi butlan sebeplerine dayanılarak iptal davası açma hakkı, iptal sebebinin öğrenildiği veya korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten başlayarak altı ay ve en geç evlenmenin üzerinden beş yıl geçmekle düşer (TMK m. 152)

Evliliğin İptali Davası Yargıtay Kararları


Korkutularak Yapılan Evlenmenin İptali Davası

Davacı, dava dilekçesinde “davalı tarafından zorla kaçırıldığını ve öldürmekle tehdit ederek zorla sahip olduğunu, daha sonra da çaresizliğinden faydalanarak nikah memurunu eve çağırmak suretiyle 7.8.2007 tarihinde resmi nikah yapıldığını” ileri sürerek evliliğin iptalini istemiştir.

Dava dilekçesinde anlatılan maddi hadiselere göre istek, Türk Medeni Kanununun 151. maddesine dayanmaktadır. Kendisinin veya yakınlarından birinin hayatı, sağlığı veya namus ve onuruna yönelik pek yakın ve ağır bir tehlike ile korkutularak evlenmeye razı edilmiş eş, evlenmenin iptalini dava edebilir (TMK.md.151 ).

Davacının, evlenmeye korkutularak razı edildiğini kabule yeterli delil bulunmamaktadır. Türk Medeni Kanununun 141. maddesi hükmü dikkate alındığında nikahın evlendirme memuru tarafından davet üzerine davalının kardeşinin evinde yapılmış olması, tek başına evlenmenin baskı altında yapıldığını göstermez. Dosyaya sunulan fotoğraflar ve tanık beyanları nikahın korkutma ve tehdit altında yapıldığını gösterir nitelikte değildir. Öyleyse davanın reddi gerekirken yetersiz gerekçe ile iptal kararı verilmesi doğru bulunmamıştır (Yargıtay 2. HD - Karar : 2011/3882)

Evliliğin İptali Davası ve Nüfus Kaydının Düzeltilmesi

Davalılar A. ve B’inn evlenmelerine engel derecede akrabalıkları bulunduğundan bahisle evliliğin iptali istenmiş, davalılar ise aslında dayı yeğen olmadıklarını, nüfus kayıtlarının gerçeğe aykırı tutulduğunu ileri sürmüşler ve … Aile Mahkemesinin 2014/118 esasında nüfus kayıtlarının düzeltilmesi için dava açtıklarını belirtmişlerdir. Açılan davanın reddine karar verilmiş bulunduğu, ancak kararın taraflara tebliğe çıkartılmadığından henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır. Mahkemece, kayıt düzeltme dosyasının kesinleşmesinin beklenerek hasıl olacak sonucuna göre karar vermek gerekirken, yazılı şekilde evliliğin iptaline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi - Karar : 2016/3461).

Davalılar, davalı …‘ın annesinin adının … olduğunu, davalı …‘nin babasının kızını kendisi ile aynı adı taşıyan amcasının eşi olan … üzerine yazdırdığını, nüfus kaydında anne adının … olarak yazılmasından kendisinin sorumlu olmadığını savunmuştur. Bu durumda mahkemece, davalılara usulüne uygun şekilde nüfus kaydının düzeltilmesi için dava açmak üzere süre verilip, sonucu beklenmeden, yazılı şekilde evliliğin iptaline karar verilmesi doğru görülmemiştir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi - Karar : 2016/3384).

Nüfuz ticareti suçu, kamu idaresinin güvenirliğine karşı suçlardan olduğundan hem rüşvet suçu ile hem de dolandırıcılık suçu ile benzer özellikler arz eder. Yargılama sırasında savunmanın bir ceza avukatı tarafından yapılması suç vasfının değerlendirilmesi ve hak kayıplarının önlenmesi açısından önemi büyüktür.

Boşanma Davası ile Aldatılma Nedeniyle Evliliğin İptali Davasının Karşılıklı Açılması

Davacı-davalı kadın dava dilekçesinde, eşinin kalıcı hastalığı bulunduğunu ve askere gitmediğini, erkeğin niteliklerinde birlikte yaşamayı kendisi için çekilmez duruma sokacak derecede yanıldığını, ayrıca kendisi veya altsoyunun sağlığı için ağır tehlike oluşturan bu hastalığın kendisinden gizlenerek evliliğin gerçekleştiğini, aldatıldığını beyan ederek, Türk Medeni Kanununun 149/2 ve 150. maddeleri uyarınca nisbi butlan sebebi ile evliliğin iptaline karar verilmesini talep etmiş; Davalı-davacı erkek de birleşen dava ile evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayalı (TMK m. 166/1) boşanma talep etmiştir. Yapılan yargılama sonunda kadının davasının reddine ve erkeğin davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına hükmedilmiştir.

Mahkemece yapılacak iş;

Davacı-davalı kadının davasında, delillerin nisbi butlan sebebi ile (TMK m. 149, 150) evliliğin iptali hakkı yönünden değerlendirilerek sonucu uyarınca karar verilmesi,

Davalı-davacı erkek tarafından açılan boşanma davasında ise, kadının açtığı nisbi butlan sebebi ile evliliğin iptali davasının, boşanma davası açısından bekletici sorun oluşturacağı gözetilerek, boşanma davasının tefrik edilerek kadının açtığı nisbi butlan sebebi ile evliliğin iptali davasının sonucu beklendikten sonra boşanma davası hakkında olumlu ya da olumsuz karar vermekten ibarettir (Yargıtay 2. HD - Karar : 2017/350)

Evlenmenin İptali Şartları

Taraflar arasında görülen boşanma davasının duruşması sırasında davacının evliliklerinin iptaline karar verilmesini talep ettiği; davalının söz konusu bu talebi kabul ettiği, mahkemece evliliğin iptaline karar verildiği; hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği görülmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 145’inci maddesinde mutlak butlan, 149,150 ve 151’inci maddelerinde nisbi butlan halleri düzenlenmiştir.

Dosya kapsamına göre, davacı Aybike ile davalı Tolgahan’ın taraflar arasında yapılan anlaşma gereğince, Aybike’yi kaçıran ve bu nedenle cezaevinde olan Tolgahan’ın ceza almasını engellemek amacıyla evlendikleri; tarafların hiç bir araya gelmediği anlaşılmaktadır.

Tarafların evlenmelerine rağmen bir araya gelmemesi Türk Medeni Kanununda düzenlenen evlenmenin iptali şartları arasında düzenlenmediği halde, davanın kabulü ile evliliğin iptaline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup; kararın bozulmasını gerektirmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebepte kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere (BOZULMASINA ), oybirliğiyle karar verildi (Yargıtay 2. HD - Karar : 2010/19524).

Evliliğin İptali Davasının Islah Yoluyla Boşanma Davasına Çevrilmesi

Davacı, dava dilekçesinde nispi butlan sebebi ile evliliğin iptaline (TMK m. 149-150) karar verilmesini talep etmiş, 13.11.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile davasını evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı boşanma davası (TMK m. 166/1) olarak ıslah etmiştir. Davacı vekili, 24.03.2015 tarihli celsede ıslahtan vazgeçtiklerini, evliliğin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece ıslahtan vazgeçilmiş olduğu gerekçesi ile davanın nispi butlan sebebi ile evliliğin iptali davası olduğu kabul edilerek davacının davasının reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin 13.11.2014 tarihli celsedeki beyanı, davanın hukuki sebebinin ıslahı niteliğindedir. Bir davada ıslah yoluna ancak bir kez başvurulabilir. Bu sebeple bu celsedeki beyan artık hukuki sonuç doğurmaz. Şu halde dava, ıslah edilmiş şekliyle evlilik birliğinin sarsılması sebebine dayalı boşanma davası (TMK m. 166/1) olup, mahkemece delillerin bu yönde değerlendirilip sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken davanın nispi butlan sebebi ile evliliğin iptali davası olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi - Karar : 2016/4946).

Bir Hastalığın Gizlenmesi Nedeniyle Evliliğin İptali Davası

Türk Medeni Kanunu’nun 149/2. maddesi “eşinde bulunmaması onunla birlikte yaşamayı kendisi için çekilmez bir duruma sokacak derecede önemli bir nitelikte yanılarak evlenmişse” ve Türk Medeni Kanunu’nun 150/2. maddesi ise “davacının veya altsoyunun sağlığı için ağır tehlike oluşturan bir hastalık kendisinden gizlenmişse” hükümlerini taşımaktadır.

Toplanan delillerden davalının cilt ( sedef ) hastalığının bulaşıcı nitelikte olmadığı ve tedavi edilebilir olduğu, altsoyun sağlığı için ağır bir tehlike de oluşturmadığı ve yukarıda bahsedilen her iki madde hükmüne uymadığı anlaşılmaktadır. Davacının davasının reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi - Karar : 2006/12979).

Evliliğin iptali davası; boşanma davası ile aynı hukuki sonuçları doğurduğundan davanın bir boşanma avukatı vasıtasıyla takip edilmesinde yarar vardır.


İstanbul Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Paylaş
Read more!