0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar, Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar ile karıştırılmamalıdır.

TCK 302. Madde Uygulama Koşulları

TCK 302. Madde, TCK’nın “Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar” bölümünde “Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozmak” başlığıyla düzenlenmiştir:

“Devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koymaya veya Devletin bağımsızlığını zayıflatmaya veya birliğini bozmaya veya Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya yönelik bir fiil işleyen kimse, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.”

Madde metninde geçen “….yönelik bir fiil”, yani 765 sayılı TCK’da yer aldığı ve ceza hukuku doktrininde yerleşik olarak kullanıldığı şekliyle “matuf fiil”den kastedilen şey, ülke topraklarının tamamını veya bir kısmını devletin idaresinden ayırma, devletin bağımsızlığını azaltma, devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koyma amacına yönelik ve bu sonucu oluşturmaya “elverişli” icra hareketleridir.

TCK 302. maddede ifade edilen “matuf fiil” veya “…yönelik bir fiil” şu amaçları gerçekleştirmeyi hedeflemelidir:

  1. Devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koymak,

  2. Devletin bağımsızlığını azaltmak,

  3. Devletin birliğini bozmak,

  4. Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmak.

TCK md. 302’deki suçun oluşabilmesi için, fiillerin yukarıda sayılan amaçlara veya amaca yönelik olması ve bu sonucu oluşturmaya “elverişli” olması gerekir. Elverişli ve vehamet arz eden eylemler TCK md. 302’de düzenlenen suça vücut verebilir.

TCK md. 302’deki suç, bir tehlike suçu olup, yukarda açıklanan belirli amaç veya amaçlara yönelik ve bu sonuçları doğurmaya elverişli fiilin işlenmesi ile oluşur. Suçun tamamlanması için sonucun alınması gerekli olmayıp tehlikenin yaratılmasıyla suç oluşur. Ancak eylemin kastedilen sonucu elde etmeye “uygun ve elverişli olması” ve “elverişli araçlarla zorlayıcı eylemlere girişilmiş bulunulması”, başla bir deyimle amaçlanan sonucu doğurabilecek icra hareketi olarak belirginleşmesi gerekir. Eylemin elverişli olup olmadığının soyut ve genel bir belirleme dışında, eylemin işlenme şekli, zamanı ve diğer bütün özellikleriyle birlikte değerlendirilmek suretiyle saptanması gerekir. Eylemin elverişli araçla icra başlangıcı niteliğinde bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde failin örgütsel bağlılığı, örgütün ülke genelindeki organik bütünlüğü, toplumdaki etkinliği de suç vasfı açısından önemlidir.

TCK 302. Madde Suç Vasfının Değerlendirilmesi

Zarar sonucu doğurmaya uygun olmayan eylemler, TCK 302. maddedeki suç kapsamında değerlendirilemez. Eylemin zarar sonucu doğurmaya elverişli olup olmadığı soyut ve genel bir değerlendirme dışında, eylemin işlenme şekli, zamanı, toplumda meydana getirdiği etki, failin örgütsel bağlılığı ile ölçülür.

a- Eylemin İşleniş Şekli ve TCK 302. Madde

Eylem özel olarak “matuf fiili” gerçekleştirmeye uygun bir şekilde işlenmelidir. Somut eylemin işlenme şekli, matuf fiili gerçekleştirmeye uygun ve elverişli olmalıdır. Eylemin işlenme şekli ile TCK md. 302’de düzenlenen suçun konusu arasında bir illiyet bağı olmalıdır.

Failin işlediği eylemin işlenme şeklinin kendisi vehamet arzetmelidir. Örneğin, devletin silahlı güçleriyle veya başka bir ülke silahlı güçleriyle bir çatışmaya katılmak, vehamet arzeden bir eylem olarak kabul edilmektedir . Örgüt adına zorla para alınması da vehamet arzeden eylem olarak değerlendirilmektedir .

TCK md. 302’deki suç ceza hukuku doktrininde ve Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında bir “amaç suç” olarak kabul edilmektedir. Sanık, “amaç suçu” gerçekleştirmek için çeşitli “araç suçlar” işlemelidir.

b- Eylemin İşlenme Zamanı ve TCK 302. Madde

Failin, dini veya milli bir bayramda veya yasadışı örgüt açısından önemli bir tarihte vahim nitelikte bir şiddet eylemi işlemesi TCK md. 302’nin uygulanma koşullarının oluşmasına neden olabilir. Eylemin işlenme zamanı failin kastının da anlaşılmasına yardımcı olur.

c- Sanıkların Örgüt İçindeki Konumları ve TCK 302. Madde

Sanıkların örgütsel ilişkisinin sürekliliği ve yoğunluğu, örgütsel bağlılık TCK 302. maddesinin uygulama ölçütlerinden biridir. Sanıkların örgütle doğrudan veya dolaylı bir bağını ispatlayan somut deliller olması gerekir.

Sanıkların örgüt içinde özel veya genel bir görev veya talimat aldığına veya rapor verdiğine dair somut bir delil olmalıdır.

d- Somut Ağır Zarar Tehlikesi ve TCK 302. Madde

Somut ağır zarar tehlikesi TCK md. 302’nin en önemli ölçütüdür. Somut zararın gerçekleşmesi aranmaz, sadece zarar tehlikesinin meydana gelmesi yeterlidir. Somut ağır zarar iki şekilde meydana gelebilir:

  • Bedensel ağır zarar tehlikesi,
  • Malvarlığı ile ilgili ağır zarar tehlikesi.

Örneğin, işlenen yasadışı herhangi bir eylemde insan ölme ihtimalinin yüksek olması veya çok sayıda işyerinin örgüt faaliyeti çerçevesinde yakılması halinde, sonuç gerçekleşmese bile somut ağır zarar tehlikesinin var olduğu kabul edilmektedir.

e- Nedensellik Bağı İçinde Gittikçe Ağırlaşan Fiiller ve TCK 302. Madde

Sanık fiillerinin gelişim seyri tek yönlü ve doğrusal değil, gittikçe ağırlaşan ve birbiriyle nedensellik bağı içinde amaç suçu gerçekleştirmeye çalışan bir yönde ilerlemelidir. Sanık, çeşitli biçimlerde süren ve gittikçe ağırlaşan fiiller işlemelidir. Sadece siyasi faaliyet çerçevesinde yürütülen faaliyetler bu suçun oluşumuna sebebiyet veremez.

e- Saik ve TCK 302. Madde

TCK 302. maddenin uygulaması açısından sanığın hangi saikle hareket ettiği de önemlidir. Sanığın saiki çeşitli delil araçları vasıtasıyla anlaşılmaya çalışılacaktır. Sanıkların siyasi faaliyetleri ve bu çerçevede icra ettikleri hareketler incelendiğinde TCK md. 302’deki “matuf fiil”in işlenmesi amacını güden fiiller yoksa, TCK 302. madde uygulanamaz.

TCK md.302’deki suçun yasal unsurları ve ölçütleri Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarıyla teorize edilmiştir. Yargıtay içtihatlarında, maddede de belirtilen “elverişli fiili” işlemeye uygun icra hareketlerinin cezalandırılabileceği tespit edilmiştir. Buna göre, matuf fiili işlemeye elverişli, birbirini izleyen, nedensellik bağı içinde bulunan ve gittikçe ağırlaşan fiillerin işlenmesi halinde sanıkların 302. maddeden cezalandırılması mümkündür.

Silahlı Örgüt Üyeliği Suçu ve Cezası (TCK md. 314)

Silahlı örgüt üyeliği suçu, TCK md. 314’te soyut bir tehlike suçu olarak düzenlenmiştir.

Silâhlı örgüt

Madde 314- (1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.

(3) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır. “

TCK Md.302 ve TCK Md. 314/2 Aynı Anda Uygulanamaz

TCK md. 302/2 şu hükmü içermektedir: “Bu suçun işlenmesi sırasında başka suçların işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ilgili hükümlere göre cezaya hükmolunur.”

Madde metniyle ayrıca cezalandırılması amaçlanan suçlar “araç suçlar”dır. Örgüt üyeliği suçu TCK md. 302’nin uygulanması açısından bir araç suç değil, “geçitli bir suç” türüdür. Failin örgüt üyesi olarak somut başka bir suç işlemesi halinde ilgili suçtan ayrıca cezalandırılması mümkündür. Mevcut dosyada sanıklar, hem TCK 314/2’de düzenlenen “örgüt üyeliği” suçu ile hem de TCK md. 302’de düzenlenen “devletin birliği ve bütünlüğünü bozmak” suçu ile aynı anda suçlanamaz. Nitekim Yargıtay 9. Ceza Dairesi açık olan bu yasal düzenlemeyi ayrıca içtihatlarla da açıklamıştır:

“…..5237 sayılı TCK’nın 314. maddesinde tanımlanan suç, Devletin güvenliğine, toprak bütünlüğüne, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçları işlemek amacıyla kurulan silahlı örgütlerin kurucularını, yöneticilerini ve üyelerini cezalandırmaya yönelik hazırlık hareketlerini suç sayan ve yaptırıma bağlayan özel bir suç tipi olup; amaç suç işlendiğinde fail geçitli suçlardaki özellik nedeniyle amaç suç ile amaç suça yönelik olarak gerçekleştirilmiş bulunan araç suçlardan ilgili hükümlere göre cezalandırılacak, ancak örgütün kurucusu, yöneticisi ve üyesi olmaktan ceza verilmeyecektir…..” (Yargıtay 9. Ceza Dairesi - Esas No: 2011/4205, Karar No: 2011/3247, Tarihi: 7.6.2011).


Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Paylaş
Read more!