0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Avukat ve Avukatlık Mesleği Tekeli

Avukat ve avukatlık mesleği, savunma hakkının en önemli güvence mekanizmasıdır. İfade özgürlüğü ve bu özgürlüğün özel bir görünüm biçimi olan savunma hakkı, tüm hukuk sistemlerinde avukatlar tarafından tahkim edilen temel bir hak olarak kabul edilmektedir.

Her ülkenin hukuk sisteminde nasıl avukatlık yapılacağına dair bir avukatlık kanunu mevcuttur. Ülkenin tercihine bağlı olarak belli türde davalara yabancı ülkelerde bulunan avukatlar da girebilmektedir. Ancak, prensip olarak her ülke kendi ülkesinde baroya kayıtlı avukatlara avukatlık mesleğiyle ilgili tekel hakkı tanımaktadır. Yani, belli kriterlere sahip avukatlar dışında hiç kimse kanunda belirlenen savunma yetkisini kullanamamaktadır. Avukatlık tekeli, hem avukatın belli niteliklere sahip olmasını sağlamakta hem de belli haklara sahip kişilerin avukatlık yapmasına imkan tanıyarak mesleğin sağlıklı icrası için bir güvence mekanizması sağlamaktadır.

Yabancı Hukuk Bürolarının Türkiye’de Avukatlık Yapma Yetkisi

Türkiye’de avukatlık yapabilmek için kural olarak hukuk fakültesi mezunu olmak ve avukatlık stajının ardından herhangi bir ildeki baroya kaydolmak gerekir. Türkiye mevzuatına göre avukat olmadığı halde avukatlık yetkilerini kullanarak mesleği icra edenler hapis ve para cezalarına çarptırılmaktadır. Ancak, belli alanlarda yabancı hukuk bürolarının da avukatlık yetkilerini kullanmasına imkan tanınmıştır. Avukatlık Kanunu’na göre yabancı hukuk büroları, yabancı hukuklar ve milletlerarası hukuk konusunda danışmanlık hizmeti yapmak üzere Türkiye’de faaliyet gösterebilir. Yabancı hukuk bürolarında çalışan avukatlar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan avukatlar olsa bile, ancak yabancı hukuklar ve milletlerarası hukuk konusunda danışmanlık hizmeti verebilir. Baroya kayıtlı bir avukat yabancı bir hukuk bürosunda çalışmaya başladıktan sonra bu alanlar dışında avukatlık hizmeti veremez.

Uygulamada yabancı hukuk bürolarının danışmanlık hizmetini aşacak bir biçimde avukatlık hizmeti sunduğu, özellikle şirketlerin sahada karşılaştığı hukuk sorunlarını çözmek için avukatlık hizmeti verdiği görülmektedir. Yabancı hukuk büroları bu işleri dolaylı bir biçimde yapmakta, baroya kayıtlı bağımsız çalışan avukatlar üzerinden işlemleri yürütmektedir.

Uluslararası Mahkemelerde Sadece Ceza Avukatı mı Çalışabilir?

Ceza avukatı, ceza yargılamalarında sanığa veya müştekiye hukuki yardımda bulunan avukata halk dilinde yerleşik olarak verilen isimdir. Bir davada ceza avukatından hukuki yardım talep edebilmek için yapılan yargılamanın ceza yargılaması olması gerekir.

Uluslararası mahkemeler, kurucu sözleşmelerinde belirtilen amaçlar çerçevesinde faaliyette bulunurlar. Dolayısıyla mahkemenin amacına ve yargılama faaliyetinin konusuna göre ceza avukatının mı yoksa başka bir alanda faaliyet gösteren bir avukatın mı savunma yapması gerektiği belirlenmelidir. Örneğin, Uluslararası Ceza Mahkemesi ceza yargılaması yapmak amacıyla kurulduğundan yargılanan kişinin bir ceza avukatı vasıtasıyla kendisini temsil ettirmesi en doğru yöntem olacaktır. Ama Uluslararası Adalet Divanı’nda görülen davalarda ağır ceza avukatı ile değil, uluslararası hukuk uzmanlarıyla yürütülmelidir. Bu davalarda savunma kadrosu içinde belki bir ceza avukatının bulunması faydalı olabilir. Ama sadece devletler arasındaki uyuşmazlıkları çözen bir mahkeme olan Uluslararası Adalet Divanı’nda ceza avukatının hukuki yardımından ziyade uluslararası hukukun teknik boyutunu bilen hukuk uzmanları daha yararlı bir savunma yapabilecektirler.

Avukatların Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) Avukatlık Yapma Yetkisi

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Fransa’da Avrupa Konseyi’ne bağlı olarak faaliyet gösteren ulusalüstü bir mahkemedir. Avrupa Konseyi’ne üye 47 ülke AİHM’in yargı yetkisini kabul etmiştir. Mahkeme, yetkisini kabul eden üye ülkelerde yurttaş olsun veya olmasın herhangi bir insanın yaptığı başvuru üzerine Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde tanınan hakların ihlal edilip edilmediğini denetler.

AİHM’e başvuru yapan başvurucu bir avukat vasıtasıyla başvuru yapılabileceği gibi, yapılan duruşmalara da bir avukat ile birlikte katılabilir. Kişi hangi ülkedeki avukatın hukuki yardımından yararlanmak istediğini kendisi belirler. Örneğin, başvurucu Almanya vatandaşı olduğu halde Türkiye’den bir avukat ile kendisini temsil ettirebilir. AİHM’de avukatlık yapmak konusunda hiçbir ülke mevzuatına sınırlayıcı hükümler koyamaz.

Avukatların Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde Avukatlık Yapma Yetkisi

Uluslararası Ceza Mahkemesi, Hollanda’nın Lahey kentinde bulunmaktadır. Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni kuran antlaşmayı 139 devlet imzalamış, bugüne kadar 123 devlet de iç hukukunda onaylamıştır. Mahkeme, soykırım, insanlığa karşı suçlar, savaş suçları, saldırı suçu gibi önemli suçlara dair uluslararası yargılama yaptığından bu mahkemelerde avukat, mahkemenin önemli bir sacayağı olarak görülmektedir.

Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin kurucu antlaşması olan Roma Statüsü yargılanan sanığın mahkemede bir avukatın hukuki yardımından faydalanabileceğini öngörmüştür. Roma Statüsü’nün 67. Maddesine göre yargılanan herkes kendi seçtiği bir avukat aracılığıyla savunma yapabilecektir. Sanığın avukat tutmak için maddi gücü yoksa veya iletişim içinde olduğu herhangi bir avukat yoksa mahkemeden kendisine bir avukat atanmasını isteyebilir.

Avukatların Uluslararası Adalet Divanı’nda Avukatlık Yapma Yetkisi

Uluslararası Adalet Divanı, merkezi Hollanda’nın Lahey kentinde olan Birleşmiş Milletler’in yargı organı olarak çalışan uluslararası bir mahkemedir. Uluslararası Adalet Divanı, yalnızca devletler arasındaki uyuşmazlıklara bakar, kişilerle devletler veya kişilerin birbirleriyle olan uyuşmazlıklarına bakma yetkisi yoktur. Avukat, bu mahkemelerdeki yargılamalarda devletler için oldukça önemli bir görev ifa eder. Çünkü, avukat uyuşmazlığın tarafı olan herhangi bir devleti temsil etmektedir. Devletler arasında çıkan uyuşmazlıklarda, hukuki tartışmalar oldukça spesifik konulara indirgenerek yürütüldüğünden avukatın bu süreçteki fonksiyonu meselenin hukuki olarak ortaya konulmasında tayin edici olabilmektedir.

Avukata Uluslararası Alanda Neden İhtiyaç Duyulmaktadır?

Uluslararası alanda çıkan meseleler, bazen tüm toplumu etkileyecek bir sonuç ortaya çıkarmaktadır. Uluslararası mahkemelerde yapılan hukuki bir yargılama bazen siyasi sonuçlar doğrurabilmektedir. Bu nedenle, özellikle son yarım asırda avukatlar bu yargılamalarda önemli roller üstlenmiştir.

Avukatın uluslararası ve ulusalüstü mahkemelerdeki fonksiyonu gittikçe artmaktadır. Uluslararası alana yayılmış insan ilişkileri ve devletlerin birbiriyle olan karmaşık ilişkileri bir avukatın hukuki yardımından yararlanmayı zorunlu kılmaktadır. Bu ihtiyaca cevap vermek için avukatlık mesleği de diğer meslekler gibi bir taraftan uzmanlaşmakta diğer taraftan gittikçe profesyonel hale gelmektedir.

Havana Kuralları ve Avukat

Havana Kuralları, 1990 yılında Havana’da düzenlenen bir BM konferansında kabul edilmiştir. Havana kuralları, avukatın mesleğini yaparken bir güvence mekanizması olarak bavurabileceği avukatlık meslek ilkelerinden ibarettir. Avukatlık mesleğinin evrensel standartlarını belirleyen havana kuralları, avukatın mesleğini bağımsız bir şekilde yapabilmesi için kamu otoritelerine bazı sorumluluklar yüklemektedir.

Avukat ve Avukata Erişim Hakkı

Havana kurallarının ilk bölümü avukata ve adli hizmetlere erişim hakkı ile ilgilidir. Bu bölümde herkesin, hiçbir ayrım gözetmeksizin avukata erişim hakkı olduğu ilke haline getirilmiştir. Hükümetler, insanların avukata erişim hakkını temin etmekle sorumlu tutulduğu gibi avukat örgütleri de halkı avukata erişim hakkı konusunda bilgilendirmekten sorumlu tutulmuştur. Hükümetler ve avukat örgütleri, insanların avukata erişim hakkının gerçekleşmesi için işbirliği yapmakla mükelleftirler. Avukat tutmak için yeterli maddi güce ve imkanlara sahip olmayanlara, avukat örgütleri ve hükümetler gerekli organizasyonu yaparak cevap olmalıdır.

Havana kurallarının ikinci bölümünde, yakalanan veya gözaltına alınan kimselerin avukat seçmesi veya avukatlarıyla görüştürülmesi konularında hükümetlerin her türlü imkanı sağlamak zorunda olduğu vurgulanmıştır.

Avukatın Niteliği ve Eğitimi

Avukatın eğitimi, Havana Kurallarının üçüncü bölümünde düzenlenmiştir. Avukat, hukuki bilgi ve donanımı sayesinde etkili bir hukuki yardım yapabilir. Havana Kuralları, gerek meslek örgütlerini gerekse gerekse hükümetleri avukatların eğitilmesi hususunda gerekli önlemleri almakla sorumlu tutmuştur. Mesleki eğitim sırasında avukatın uluslararası insan hakları ve temel özgürlüklere vakıf olması da sağlanmalıdır. Ayrıca avukatlık mesleğine girişte herhangi bir ayrımcılık yapılmaması gerekir.

Avukatın Görev ve Sorumlulukları

Havana kurallarının üçüncü bölümünde avukatın görev ve sorumlulukları açıklanmıştır. Avukat, mesleki şeref ve itibarını her zaman korumakla mükelleftir. Avukat, her zaman müvekkiline şeffaf bir şekilde bilgi vermeli, müvekkilinin haklarını korumak için hukuki işlemde bulunmalı, müvekkilinin menfaatlerine saygı duymalıdır. Avukat, müvekkilinin idari, adli organlarda veya her türlü yargı organında haklarını savunmalıdır.

Avukatın Mesleki Faaliyetinin Güvenceleri

Havana Kuralları, avukatın avukatlık mesleğini icra ederken belli güvencelerin sağlanmasını hükümetlerin yükümlülüğü olarak düzenlemiştir (md.16-22). Avukat, görevini yaparken hiçbir baskı ve tacize maruz kalmamlıdır. Hükümetler, herhangi bir dava nedeniyle avukatın baskı altında kalmaması için gerekli her türlü önlemi almalıdır.

Avukatlar, tehdit edildiğinde hükümetler tarafından avukatın ve ailesinin somut durumun özelliklerine uygun bir şekilde korunması gerekir.

Avukatlar, yargısal, idari veya başka niteliklere sahip organlar önünde serbestçe beyanda bulunabilmelidir. Avukatlar, bu organlar nezdinde ileri sürdükleri iddiala ve sözler nedeniyle hukuki ve cezai muafiyete sahiptirler. Avukatın sahip olduğu bu hakka “savunma dokunulmazlığı denilmektedir.


Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Paylaş
Read more!