Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

TCK Madde 223 Ulaşım araçlarının hareketinin engellenmesi, kaçırılması veya alıkonulması

Son güncelleme: 17 Temmuz 2026

Ulaşım araçlarının hareketinin engellenmesi, kaçırılması veya alıkonulması

TCK Madde 223

(Başlığı ile Birlikte Değişik:24/12/2025-7571/21 md.)

(1) Hukuka aykırı bir davranışla kara ulaşım aracının hareket etmesini engelleyen veya bu aracı hareket halinde iken durduran kişi, bir yıldan üç yıla kadar, bu aracı gitmekte olduğu yerden başka yere götüren kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Suçun konusunun deniz veya demiryolu ulaşım aracı olması halinde, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(3) Hukuka aykırı bir davranışla hava ulaşım aracının hareket etmesini engelleyen kişi, beş yıldan on yıla kadar, bu aracı gitmekte olduğu yerden başka yere götüren kişi, yedi yıldan oniki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(4) Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan suçların işlenmesi amacıyla veya sırasında başka bir suçun işlenmesi halinde ayrıca bu suçtan dolayı ceza verilir.

(5) Kanunda öngörülen şekil, şart ve usullere uygun olarak düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşleri esnasında birinci ve ikinci fıkrada belirtilen fillerin işlenmesi halinde bu fıkralardaki suç oluşmaz.



TCK Madde 223  Ulaşım Araçlarının Kaçırılması veya Alıkonulması Suçu

TCK Madde 223 Gerekçesi

Maddenin birinci fıkrası, kara ulaşım araçlarının hareketlerinin cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bile bile engellenmesini veya bunların kaçırılmasını cezalandırmaktadır. Suçun maddî unsuru belirtilirken, uygulamada herhangi bir duraksamaya neden olunmaması için kaçırma niteliğinde bulunan hareketlerin teker teker sayılması ve böylece araçların hareket etmesinin engellenmesi, aracın hareket ettirilmemesi, hareket hâlinde bulunanların durdurulması ve gitmekte olduğu yerlerden başka yerlere yönlendirilmesi ayrıca açıklanmıştır.

Maddenin ikinci fıkrasında, suçun konusunun deniz veya demiryolu ulaşım aracı olması itibarıyla ayrı bir suç tanımına yer verilmiştir. Bu suçu oluşturan hareketler, birinci fıkrada tanımlanan suçun maddî unsuru kapsamındaki hareketlerden ibarettir.

Üçüncü fıkrada, cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla hava ulaşım aracının hareket etmesinin engellenmesi veya bu aracın gitmekte olduğu yerden başka yere götürülmesi, ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır.

Maddenin dördüncü fıkrasında özel bir içtima hükmüne yer verilmiştir. Buna göre; bir, iki ve üçüncü fıkralarda tanımlanan suçların işlenmesi sırasında kişilerin hürriyetinin tahdit edilmesi hâlinde, ayrıca bu nedenle cezaya hükmedilmelidir. Bir, iki ve üçüncü fıkralarda tanımlanan suçların işlenebilmesi için, kişilerin hürriyetinin tahdit edilmesi gerekmemektedir.

Beşinci fıkraya göre, bir, iki ve üçüncü fıkralarda tanımlanan suçların işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. Bu itibarla, kasten yaralama suçunun temel şeklinin gerçekleşmesi hâlinde, sadece bu bir, iki veya üçüncü fıkralara istinaden cezaya hükmedilmelidir.

Ulaşım araçlarına zarar verilmesi, mala zarar verme suçunun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli şeklini oluşturduğu için, bu madde kapsamında ayrıca suç olarak tanımlanmamıştır.

24/12/2025 tarihli 7571 sayılı kanunla maddede yapılan değişikliğin gerekçesi:

Madde içeriğinde yapılan değişikliklere uyum sağlamak amacıyla maddenin başlığı değiştirilmektedir.

Her toplumda, kişi, mal ve hizmetlerin, kesintisiz, güvenli ve hızlı dolaşımının sağlanması hayati önem taşımaktadır. Ulaşım araçları da insanların seyahat hürriyetini sağlayan unsurların başında gelmektedir. Ulaşım yolları ve araçları ile araçları kullanan ve seyahat eden kişilerin güvenliğini sağlamak, Devletin temel görevleri arasındadır.

Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla ulaşım araçlarına ve dolayısıyla kişilere yapılan müdahaleler, ulaşım güvenliğini zedelemekte ve kişilerin seyahat hürriyetine engel oluşturmaktadır. Ayrıca, son dönemde trafikte çıkan tartışmalar ve akabinde ulaşım araçlarının hareketinin engellenmesine veya durmasına neden olan eylemler, hem trafik güvenliğini tehlikeye sokmakta hem de kişilerin yaralanmasına ve hatta ölümlerine sebebiyet verebilmektedir.

Maddenin birinci ve üçüncü fıkrasında yapılan değişiklikle, cebir veya tehdit kullanma fiilleri, suçun unsuru olmaktan çıkarılmakta ve böylelikle bu fiiller bakımından gerçek içtima hükümlerinin uygulanması öngörülmektedir. Dolayısıyla, hukuka aykırı bir davranışla ulaşım aracının hareketinin engellenmesi, kaçırılması veya alıkonulması, bu suçun işlenmesi için yeterli olacaktır.

Yine maddenin birinci ve üçüncü fıkrasında yapılan değişiklikle, eylemin ağırlığı ve niteliği dikkate alınarak ulaşım aracını gitmekte olduğu yerden başka bir yere götüren kişi bakımından verilecek cezanın alt ve üst sınırı artırılmaktadır. Böylelikle, ulaşım aracının hareket etmesini engelleme ve ulaşım aracı hareket halinde iken durdurma eylemleri ile ulaşım aracını gitmekte olduğu yerden başka yere götürme eyleminin cezası bakımından adil bir dengenin kurulması sağlanmaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikle, suçla daha etkin mücadele edilebilmesi ve caydırıcılığın sağlanması amacıyla suçun konusunun deniz veya demiryolu ulaşım aracı olması halinde verilecek ceza artırılmaktadır.

Maddenin dördüncü fıkrasında yapılan düzenlemeyle, ulaşım araçlarının hareketinin engellenmesi, kaçırılması veya alıkonulması suçunun işlenmesi amacıyla veya bu suçun işlenmesi sırasında başka bir suçun işlenmesi halinde kişilerin ayrıca bu suç veya suçlardan cezalandırılması sağlanmaktadır. Buna göre, bu suçun işlenmesi sırasında kasten yaralama, tehdit, mala zarar verme, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma veya başka bir suçun işlenmesi halinde faile hem 223 üncü maddede düzenlenen suçtan hem de işlediği diğer suçlardan ayrı ayrı ceza verilecektir.

Ayrıca, maddenin dördüncü fıkrasında yapılan düzenlemeye uyum sağlamak amacıyla maddenin beşinci fıkrası yürürlükten kaldırılmaktadır. Düzenlemeyle, özellikle trafikteki saldırganlık fiilleriyle daha etkin mücadele edilmesi ve kişilerin trafikteki can ve mal güvenliğinin sağlanması amaçlanmaktadır.


TCK 223 (Ulaşım araçlarının hareketinin engellenmesi, kaçırılması veya alıkonulması) Yargıtay Kararları


Ceza Genel Kurulu 2020/319 E. , 2023/120 K.

  • TCK 223. Madde

  • Ulaşım Araçlarının Kaçırılması veya Alıkonulması Suçu

A. İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Görüşler

Uyuşmazlık konusunun sağlıklı bir çözüme kavuşabilmesi için TCK'nın 223. maddesinde düzenlenen ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması suçu ile aynı Kanun'un 270. maddesinde düzenlenen suç üstlenme suçuna uyuşmazlık konusu ile bağlantılı olduğu ölçüde değinilmesinde yarar bulunmaktadır.

Türk Ceza Kanunu'nun ikinci kitabının "Topluma Karşı Suçlar" başlıklı üçüncü kısmının, "Ulaşım Araçlarına veya Sabit Platformlara Karşı Suçlar" başlıklı altıncı bölümünde, "Ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması" başlığıyla düzenlenen 223. maddesi;

"(1) Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla kara ulaşım aracının hareket etmesini engelleyen, bu aracı hareket halinde iken durduran veya gitmekte olduğu yerden başka yere götüren kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Suçun konusunun deniz veya demiryolu ulaşım aracı olması halinde, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(3) Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla hava ulaşım aracının hareket etmesini engelleyen veya bu aracı gitmekte olduğu yerden başka yere götüren kişi, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(4) Bu suçların işlenmesi sırasında kişilerin hürriyetinin tahdit edilmesi dolayısıyla ayrıca cezaya hükmolunur.

(5) Bu suçların işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir.

Anılan madde gerekçesi; "Maddenin birinci fıkrası, kara ulaşım araçlarının hareketlerinin cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bile bile engellenmesini veya bunların kaçırılmasını cezalandırmaktadır. Suçun maddî unsuru belirtilirken, uygulamada herhangi bir duraksamaya neden olunmaması için kaçırma niteliğinde bulunan hareketlerin teker teker sayılması ve böylece araçların hareket etmesinin engellenmesi, aracın hareket ettirilmemesi, hareket hâlinde bulunanların durdurulması ve gitmekte olduğu yerlerden başka yerlere yönlendirilmesi ayrıca açıklanmıştır.

Maddenin ikinci fıkrasında, suçun konusunun deniz veya demiryolu ulaşım aracı olması itibarıyla ayrı bir suç tanımına yer verilmiştir. Bu suçu oluşturan hareketler, birinci fıkrada tanımlanan suçun maddî unsuru kapsamındaki hareketlerden ibarettir.

Üçüncü fıkrada, cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla hava ulaşım aracının hareket etmesinin engellenmesi veya bu aracın gitmekte olduğu yerden başka yere götürülmesi, ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır.

Maddenin dördüncü fıkrasında özel bir içtima hükmüne yer verilmiştir. Buna göre; bir, iki ve üçüncü fıkralarda tanımlanan suçların işlenmesi sırasında kişilerin hürriyetinin tahdit edilmesi hâlinde, ayrıca bu nedenle cezaya hükmedilmelidir. Bir, iki ve üçüncü fıkralarda tanımlanan suçların işlenebilmesi için, kişilerin hürriyetinin tahdit edilmesi gerekmemektedir.

Beşinci fıkraya göre, bir, iki ve üçüncü fıkralarda tanımlanan suçların işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. Bu itibarla, kasten yaralama suçunun temel şeklinin gerçekleşmesi hâlinde, sadece bu bir, iki veya üçüncü fıkralara istinaden cezaya hükmedilmelidir.

Ulaşım araçlarına zarar verilmesi, mala zarar verme suçunun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli şeklini oluşturduğu için, bu madde kapsamında ayrıca suç olarak tanımlanmamıştır." biçiminde açıklanmıştır. Ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması eyleminin suç olarak düzenlenmesindeki amaç ulaşım güvenliği ile birlikte yolcu, ... ve yük güvenliğinin sağlanması, seyahat özgürlüğünün güvence altına alınmasıdır. Bu suçun faili herkes olabilir. Bu bakımından özgü bir suç olarak düzenlenmemiştir.

Suçun konusunu ise kara, deniz, demiryolu ve hava ulaşım araçları oluşturmaktadır.

Bu aşamada uyuşmazlık konusu ile ilgisi bakımından anılan maddenin üçüncü fıkrasında hüküm altına alınan suç üzerinde durulması gerekmektedir.

Bahse konu fıkrada yer alan hava ulaşım aracı karadan, gemiden veya denizden havalanabilen, havada gitme özelliğine sahip olan, motorlu, motorsuz tüm araçları ifade etmek için kullanılır. Bu anlamda uçak, helikopter, balon, silah niteliği taşımayan füzeler, uzay araçları hava ulaşım aracına dahildir. 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu'nun "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde anılan Kanun'da geçen Hava aracı teriminin "Havalanabilen ve havada seyredebilme kaabiliyetine sahip her türlü aracı," ifade ettiği belirtilmiştir. Havaya, uzaya, başka bir gezegene, uydu veya uydulara fırlatılan ve yerden kumanda edilerek belirli bir yörüngeye oturtulabilen, yönü değiştirilip geri getirilebilen her türlü ... da hava ulaşım aracı kavramına dahildir. Ayrıca bu araçların yük veya yolcu taşımasına ya da kamunun kullanımına tahsis edilmiş olması suçun konusunu oluşturması bakımından aranmamaktadır (... Tahsin Gökcan-... Artuç, Türk Ceza Kanunu Şerhi, 5. Cilt, ... 2021, s. 7484-7485.).

Kanun koyucu suçun oluşması için cebir veya tehdit kullanılması veya hukuka aykırı başka bir davranışın varlığını aramıştır. Bu kapsamda bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit edilmesi; bir şeyi yapması veya yapmaması ya da kendisinin yapmasına müsaade etmesi için bir kişiye karşı cebir kullanılması suçun oluşabilmesi için gerekli hareketlerdir. Ancak kanun koyucu cebir veya tehdidin yanında hukuka aykırı başka bir davranış ile de bu suçun işlenebileceğini kabul etmiştir. Hukuka aykırı başka bir davranış ibaresinden hukuk düzeninin belirlemiş olduğu emir veya yasak biçiminde bir içeriğe sahip olan her türlü hukuk kuralına aykırı eylem anlaşılması gerekir. Hukuka aykırı davranış, hukuka aykırı olması koşulu ile herhangi bir şekilde gerçekleşebilir. Bu davranışın suç oluşturması şart değildir. Önemli olan hava ulaşım aracının hareket etmesini engellemeye veya bu aracı gitmekte olduğu yerden başka bir yere götürmeye elverişli olması gerekmektedir. Bu anlamda asılsız bomba ihbarı yapılması veya failin kendisini görevli gibi tanıtması şeklindeki hileli eylemler hukuka aykırı davranışa örnek olarak verilebilir (a.g.e, s. 7487; ... ..., Ulaşım Araçlarına ve Sabit Platformlara Karşı Suçlar, Hakemli Makale.).

Failin cebir veya tehdit kullanması ya da hukuka aykırı başka bir davranışta bulunması suçun oluşması için yeterli değildir. Aynı zamanda yaptığı bu davranış sonucunda hava ulaşım aracının hareket etmesinin engellenmesi veya gitmekte olduğu yerden başka bir yere götürülmesi gerekmektedir. Bu bağlamda anılan suç seçimlik hareketli bir suç olarak düzenlenmiştir. Madde metninde yer alan hareketlerden birisinin yapılması suçun oluşumu için yeterlidir.

Bu aşamada Hava ulaşım aracının hareket etmesini engelleyen ibaresi üzerinde durulması gerekmektedir.

Hava ulaşım aracının hareket etmesinin engellenmesi, henüz durmakta olan, hareket etmemiş bulunan hava ulaşım aracının hareket etmesine engel olmak, hareket etmesinin önüne geçmek şeklinde açıklanabilir. Örneğin havanın uçmaya müsait olmadığına ilişkin yanlış meteorolojik mesaj göndererek uçağın kalkmasına, gideceği yere gitmesi için havalanmasına engel olmak hukuka aykırı başka bir davranışla aracın hareket etmesini engellemek olarak nitelendirilebilir.

Bu suç bir tehlike suçudur. Bu nedenle suçun oluşumu için zarar meydana gelmesi aranmamaktadır.

Suçun oluşumu için genel kast yeterlidir. Belli bir saik ile hareket edilmesine gerek yoktur. Failin, cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla hava ulaşım aracının hareket etmesini engellediğini veya bu aracı gitmekte olduğu yerden başka bir yere götürdüğünü bilmesi ve istemesi yeterlidir. Bu nedenle de eylemi yaparken ne amaçla hareket ettiği önemli değildir. Öte yandan, Türk Ceza Kanunu'nun ikinci kitabının "Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler" başlıklı dördüncü kısmının, "Adliyeye Karşı Suçlar" başlıklı ikinci bölümünde, "Suç üstlenme" başlığıyla düzenlenen 270. maddesi;

"Yetkili makamlara, gerçeğe aykırı olarak, suçu işlediğini veya suça katıldığını bildiren kimseye iki yıla kadar hapis cezası verilir. Bu suçun üstsoy, altsoy, eş veya kardeşi cezadan kurtarmak amacıyla işlenmesi halinde; verilecek cezanın dörtte üçü indirilebileceği gibi tamamen de kaldırılabilir." şeklinde düzenlenmiştir.

Anılan maddenin gerekçesi ise "Madde metninde suç üstlenme suçu tanımlanmıştır. Kişi, gerçekte hiç işlenmemiş veya başkası tarafından işlenmiş olan bir suçu kendisinin işlediğinden bahisle, bildirimde bulunmuş olabilir. Bu durumda, suç üstlenme suçu oluşur. Madde metnine göre; bu suçun belli akrabalık ilişkisi içinde bulunulan kişilerin cezadan kurtulması amacıyla işlenmesi hâlinde, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir." şeklinde açıklanmıştır.

Kişinin gerçekte hiç işlenmemiş veya başkası tarafından işlenmiş olan bir suçu kendisinin işlediğinden bahisle bildirimde bulunmasıyla oluşan suç üstlenme suçunun, belli akrabalık ilişkisi içinde bulunulan kişilerin cezadan kurtulması amacıyla işlenmesini kanun koyucu cezadan indirim nedeni ya da şahsi cezasızlık hâli olarak kabul etmiştir.

Suç üstlenme, adli makamların hataya düşürülmelerini, isabetsiz hüküm vermelerini ve dolayısıyla itibarlarını kaybetmelerini önlemek amacıyla adliye aleyhine bir suç olarak düzenlenmiştir. Dolayısıyla bu suçun ihdasıyla, adliyenin kişisel bir takım düşüncelerle hataya düşürülmesi önlenmek istenmiştir. İşlemediği bir suçu yetkili makamlar önünde üstlenen fail, yalnız gerçek suç ve suçluları takiple görevli bulunan adli makamların var oluş amaçlarına aykırı hareket etmelerine neden olacaktır. Bu bağlamda, suç üstlenme suçunun hukuki konusu ile adliyeye karşı hileli davranışlarla, suçların takibinin saptırılmamasının amaçlanmış olmasından dolayı, Devletin yükümlülüğü olan adil yargılanma hakkının sağlanmasına ilişkin kamusal yarar korunmak istenmiştir.

Suç üstlenme suçu, failin yetkili makamlara gerçeğe aykırı olarak bir suçu işlediğini veya suça katıldığını bildirmesi suretiyle işlenmektedir. Burada failin üstlendiği suç, gerçekte işlenmemiş bir fiile ilişkin olabileceği gibi, işlenmiş bir suç da olabilecektir. Dolayısıyla, failin üstlendiği suça dair gerçeğe aykırılık; üstlenilen fiilin kendisine ya da failine yönelik olabilmektedir.

Failin, gerçekte hiç işlenmemiş veya başkası tarafından işlenmiş olan bir suça ilişkin bildirimde bulunduğunu bilerek ve isteyerek hareket etmesi gerekmektedir. TCK'nın 270. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde; "Bu suçun, üstsoy, altsoy, eş veya kardeşi cezadan kurtarmak amacıyla işlenmesi hâlinde; verilecek cezanın dörtte üçü indirilebileceği gibi, tamamen de kaldırılabilir." şeklinde düzenlenen hâl dışında suçun manevi unsurunun oluşabilmesi için genel kast yeterlidir. Fail hangi saikle hareket etmiş olursa olsun suç oluşur. Örneğin, fail cezaevine girdiği takdirde beslenme ve barınma ihtiyaçlarının giderileceği düşüncesi ile hiç tanımadığı bir kişinin işlediği suçu da üstlenmiş olabilir.

TCK'nın 270. maddesinde suç tabiri kullanıldığından, bu suçun oluşabilmesi için gereken diğer bir husus; üstlenilen fiilin, ceza hukuku anlamında bir suç teşkil etmesidir. Bu bağlamda kabahatler ve sadece idari yaptırımı gerektiren ihlaller bu suçu oluşturmayacaktır.

Bu aşamada, uyuşmazlık konusunun sağlıklı bir hukuki çözüme kavuşturulabilmesi bakımından yetkili makamlar kavramı üzerinde durulması gerekmektedir.

Suç üstlenme suçunda, gerçeğe aykırı beyanın yetkili makamlara bildirmesi gerekmektedir. Burada önemli olan husus, kendisine yapılan bildirim hakkında soruşturma başlatmakla ya da bu bildirimi soruşturma yapacak mercie iletmekle yükümlü olan bir makama başvurulmuş olmasıdır. Söz konusu makamlar da CMK'nın 158. maddesinde belirtilmiştir. Dolayısıyla kanunilik ilkesi gereğince, bu makamlar dışındaki kimselere yapılacak bildirimler, suç üstlenme suçuna vücut vermeyecektir. Bu bakımdan, gerçeğe aykırı beyan bir kişiye bildirilmiş, o kişi de bu durumu ilgili yerlere ihbar etmişse, kişinin, yetkili makam olarak sayılması mümkün olmadığından bu suç oluşmayacaktır. Nitekim, gerçeğe aykırı bildirimin yetkili makamlara doğrudan yapılması da arandığından, bu makamların dolaylı şekilde bu beyanı öğrenmeleri hâlinde söz konusu suçun oluşmadığı kabul edilmelidir.

B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme

23.03.2013 tarihinde saat 18.30 sıralarında ... ... Havalimanından ... Adnan ... Havalimanına gitmek üzere hareket eden ... Hava Yollarına ait PC120 sefer sayılı uçağın saat 19.20 sıralarında ... Adnan ... Havalimanına iniş yaptığı, yolcuların uçaktan indikleri sırada 22 A numaralı koltukta oturan sanık ...'ın uçağın kabin görevlisi olan tanık ...'a hitaben "Ben DHKP-C örgütündenim, uçağa bomba bıraktım." dediği, tanığın bunun şaka olmadığını konuyu ilgililere bildireceğini belirtip durumu kaptan pilot ... Sayıner'e ilettiği, kaptanın da polise haber verip bomba ihbarı olduğunu söylemesi üzerine bomba uzmanının katılımı ile bahse konu uçağın kabin bagajları ile mutfağı ve koltuklarının arandığı, yapılan arama sonucunda herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığı, asılsız ihbar nedeniyle uçağın bir sonraki seferine 45 dakika gecikmeli olarak hareket edebildiği anlaşılan olayda;

Sanığın silahlı örgüt üyesi olduğuna ve bahse konu uçağa bomba koyduğuna yönelik gerçeğe aykırı beyanını CMK'nın 158. maddesinde sayılan ve kendisine yapılan bildirim hakkında soruşturma başlatmakla ya da bu bildirimi soruşturma yapacak mercie iletmekle yükümlü olan yetkili makamlara doğrudan değil de ... Hava Yollarında kabin memuru olarak çalışan tanık ...'a bildirmesi ve tanıktan dolaylı olarak öğrenilmesi üzerine başlatılan soruşturma sırasında alınan savunmasında da atılı eylemi gerçekleştirmediğine yönelik beyanda bulunması nedeniyle suç üstlenme suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakta ise de sanığın asılsız bomba ihbarı şeklinde gerçekleşen hukuka aykırı davranışı sonucunda kolluk tarafından yapılan arama işlemi nedeniyle bahse konu uçağın bir sonraki seferine 45 dakika gecikmeli olarak hareket etmesi ve tehlike suçu olarak düzenlenen bu suçun oluşumu için genel kastın varlığının yeterli olması hususları birlikte değerlendirildiğinde bomba ihbarı üzerine uçakta arama yapılacağını ve arama işlemi sonuçlanıncaya kadar da sonraki uçuşa hazırlanmak amacıyla yolcuları indirdikten sonra bulunduğu yerden ayrılacak olan uçağın hareket etmesinin engelleneceğini bilebilecek durumda olan sanığın bu eyleminin hukuka aykırı bir davranışla hava ulaşım aracının hareket etmesini engelleme suretiyle ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir.


YARGITAY 14. CEZA DAİRESİ Esas : 2015/1914 Karar : 2018/2856 Tarih : 16.04.2018

  • TCK 223. Madde

  • Ulaşım Araçlarının Kaçırılması veya Alıkonulması Suçu

Oluşa uygun kabule göre olay günü katılan ...'i bir arabaya binerken gören sanık ...'nin, aracıyla takipte olduğu sırada diğer sanık ...'ı telefonla arayarak katılanların içinde bulundukları aracı durdurmasını istemesi üzerine Hasan'ın söz konusu aracın önüne kendi otomobilini aniden çekerek durmak suretiyle yolunu kestiği, bu arada arkadan gelen Ali'nin, katılanların olduğu aracın yanına gelip kapıyı açarak şoför koltuğunda oturan katılan ...'a tekme atmak suretiyle basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek şekilde yaralamasından sonra, araçta bulunan diğer katılanların tepki göstermesi üzerine yaşanan arbede de haklarında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümlerin açıklanması geri bırakılan sanıklar Uğur ve Sinan ile sanık ...'ın araya girerek olay yerinden ayrıldıkları tüm dosya içeriğinden anlaşılmakla; mevcut haliyle sanıklar Ali ve Hasan'ın, katılanların bulunduğu aracın önünü kesme şeklinde gerçekleşen eylemlerinin TCK'nın 223/1. maddesinde düzenlenen ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde hükümler kurulması,

Kanuna aykırı, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden ceza miktarı itibariyle kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK'nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 16.04.2018 tarihinde üye ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Mağdurelerin aşamalardaki anlatımlarına, doktor raporlarına, savunmaya ve dosya içeriğine göre; sanık ...' nin olay günü ayrıldığı arkadaşı olan mağdure Gülşen'i diğer mağdure Nurcan'ın kullandığı arabaya binerken gördüğü ve sanık ...'ın kullandığı araç ile takibe başladıkları, bu arada sanık ...'nin sanık ...'ı arayarak mağdurelerin bulunduğu aracın önünü kesip durdurmalarını istediği, sanık ... ise içinde bulunduğu aracı kullanan sanıki Uğur'a sanık ...'nin talebini aktardığı, bu şekilde müştekilerine bulunduğu aracın cadde üzerinde önüne araç kırılarak durdurulduğu, arkadan takip eden sanıklar Ali ve Sinan'ın da araçlarını durdurdukları, Ali'nin mağdurların bulunduğ aracın yanına geldiği ve şoför koltuğunda oturan Nurcan'a kapıyı açarak tekme attığı, araçta bulunan Gülşen ve Meltem'in araçtan inerek sen ne yapıyorsun diye bağırdıkları, sanık ...'nin müşteki Gülşen'in üzerine yürüdüğü ve itekleyip boğazını sıktığı esnada diğer sanıkların araya girdiği ve daha sonra gittikleri, alınan raporlara göre, Nurcan' ın basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte yaralandığı, Gülşen'in ise darba maruz kalmakla birlikte vücudunda yara oluşmadığı anlaşılmıştır.

Ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması suçu 5237 sayılı TCK'nun 223. maddesinde " (1) Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla kara ulaşım aracının hareket etmesini engelleyen, bu aracı hareket halinde iken durduran veya gitmekte olduğu yerden başka yere götüren kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Suçun konusunun deniz veya demiryolu ulaşım aracı olması halinde, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(3) Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla hava ulaşım aracının hareket etmesini engelleyen veya bu aracı gitmekte olduğu yerden başka yere götüren kişi, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(4) Bu suçların işlenmesi sırasında kişilerin hürriyetinin tahdit edilmesi dolayısıyla ayrıca cezaya hükmolunur.

(5) Bu suçların işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır." biçiminde düzenlenmiştir.

Somut olayın temas ettiği kara ulaşım araçlarının engellenmesi suçu maddenin birinci fıkrasında düzenlenmiştir. Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla kara ulaşım aracının hareket etmesini engelleme, hareket halinde iken aracı durdurma veya aracı gitmekte olduğu yerden başka yere götürme eylemleri suçun maddi unsuru olarak teker teker sayılarak kanunda açıklanmıştır. Suç seçimlik ve ani hareketli bir suçtur, yasada sayılan eylemlerden birinin gerçekleştirilmesi ile tamamlanır. Suçun oluşumu için ayrıca zarar veya zarar tehlikesinin doğması gerekmez. Suçun hukuki konusu ise kara ulaşım araçlarının verdiği ulaşım hizmetinin güvenliğidir.

Bu düzenlemede açıkça görüleceği üzere bir ulaşım aracının durdurulması, hareketinin engellenmesi veya başka yara götürülmesi amacıyla kullanılan cebir veya tehdit anılan suçun unsurudur, ayrıca suç oluşturmaz. Kısacası ulaşım aracının durdurulması, başka yere götürülmesi için kullanılan cebir ve tehdit TCK'nın 223. maddesindeki suçun unsurudur. 223/5. madde de, bu suçlar işlenirken, kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümlerin uygulanması öngörülmüştür. Bu hükme göre yaralama suçunun temel şekli bu suçun cebren işlenmesi haline özgü olarak bu suçun içinde eritilmektedir. Ancak bunun için yaralanmanın suçun işlenmesi için gerçekleşmiş olması gerekir. Bir diğer deyimle aracı durdurmak, hareketini engellemek veya başka yere götürmek için yapılan eylemlere bağlı olarak yaralanmanın meydana gelmesi gerekir. Bu suçu gerçekleştirmek için değil, harici sebeple yaralamanın oluşturulması durumunda ayrıca yaralamadan da hüküm kurulması zorunludur.

Somut olayımızda mağdurların içerisinde bulunduğu hareket halindeki aracın durdurulması ile TCK'nın 223/1. maddesinde yer alan kara ulaşım aracının kaçırılması ve alıkonulması suçu tamamlanmıştır. Araç durdurulduktan sonra mağdurlar ... ve Gülşen'e yönelen darp eylemleri, aracı durdurmak veya hareketini engellemek için değil, ondan ayrı ve bağımsız bir kast ve amaçla gerçekleştirilmiştir. 223/1. maddedeki suç tamamlandıktan sonra, bunun sürdürülmesi için ihtiyaç bulunmadığı halde sırf mağdurların vücuduna acı vermek ve sağlıklarını bozmak amacıyla yaralama eylemi gerçekleştirilmiştir. Bu nedenle sanıkların eylemlerinin kara ulaşım ulaşım araçlarının alıkonulması suçu yanında ayrıca yaralama suçunu da oluşturacağı düşüncesinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun eylemin tek suç olacağına ilişkin görüşüne iştirak edilmemiştir.


YARGITAY 14. CEZA DAİRESİ Esas : 2016/7704 Karar : 2017/2 Tarih : 9.01.2017

  • TCK 223. Madde

  • Ulaşım Araçlarının Kaçırılması veya Alıkonulması Suçu

İlk derece mahkemesince bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Oluş ve kabule göre; sanık ile katılan ... arasında olay öncesinde husumet bulunduğu, olay tarihinde katılanlar ...'la ...'in araçla Çatak ilçesinden Van istikametine doğru seyir halinde oldukları sırada kimliği belirlenemeyen bir kişinin kullandığı ve içerisinde sanığın da bulunduğu aracın katılanların aracının önünde yavaşlayıp durmak suretiyle yolunu kestiği ve bu sırada sanıkla kimliği belirlenemeyip elinde sopa bulunan diğer kişinin araçlarından inerek koşmaları üzerine paniğe kapılan katılanların geri manevra yaparak uzaklaşmak istedikleri sırada direksiyon hakimiyetini kaybederek araçla dereye düştükleri anlaşıldığından mevcut haliyle sanığın, kimliği belirlenemeyen diğer kişiyle birlikte katılanların bulunduğu aracın önünü kesmesi eyleminin TCK'nın 223/1. maddesinde öngörülen ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması suçunu oluşturup yalnızca bu suçtan mahkumiyet hükmü kurulması gerektiği gözetilmeden, aynı eyleme ilişkin olarak ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da mahkumiyet kararı verilmesi suretiyle hükümlerin karıştırılması,

Kanuna aykırı, sanık ve müdafii ile O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


UYARI

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Makale Yazarlığı İçin

Avukat veya akademisyenler hukuk makalelerini özgeçmişleri ile birlikte yayımlanmak üzere avukatbd@gmail.com adresine gönderebilirler. Makale yazımında konu sınırlaması yoktur. Makalelerin uygulamaya yönelik bir perspektifle hazırlanması rica olunur.