0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Etkin Pişmanlık

TCK Madde 192

(1) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarına iştirak etmiş olan kişi, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, diğer suç ortaklarını ve uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerleri merciine haber verirse, verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini sağlaması halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.

(2) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini merciine haber vererek suçluların yakalanmalarını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırırsa, hakkında cezaya hükmolunmaz.

(3) Bu suçlar haber alındıktan sonra gönüllü olarak, suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi hakkında verilecek ceza, yardımın niteliğine göre dörtte birden yarısına kadarı indirilir.

(4) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlatılmadan önce resmi makamlara veya sağlık kuruluşlarına başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, cezaya hükmolunmaz. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/16 md.) Bu durumda kamu görevlileri ile sağlık mesleği mensuplarının 279 uncu ve 280 inci maddeler uyarınca suçu bildirme yükümlülüğü doğmaz.



TCK Madde 192 Gerekçesi

Maddede, uyuşturucu veya uyarıcı maddelere ilişkin suçlar bakımından özel bir pişmanlık hâli düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasında uyuşturucu veya uyarıcı madde imal veya ticareti suçlarına ilişkin etkin pişmanlık hâli düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre etkin pişmanlığın soruşturma başlamadan önce gösterilmesi gerekir. Etkin pişmanlık için, kişinin, diğer suç ortakları ve uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerler hakkında bilgi vermesi ve verilen bilginin, suç ortaklarının yakalanmasını ya da uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini sağlaması gerekir. Bu düzenlemede, etkin pişmanlık cezanın ortadan kaldırılmasını sağlayan bir şahsî sebep olarak kabul edilmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak suçu ile ilgili olarak etkin pişmanlık hâli düzenlenmiştir. Burada da etkin pişmanlığın soruşturma başlamadan önce gösterilmesi gerekir. Etkin pişmanlık için, kişinin, uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiği hususunda soruşturma makamlarına bilgi vererek, suçluların yakalanmalarını ya da uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırması gerekir. Bu koşullar altında etkin pişmanlık gösteren kişi hakkında cezaya hükmolunmaması kabul edilmiştir.

Üçüncü fıkrada, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal veya ticareti ya da kullanmak için satın alınması, kabul edilmesi veya bulundurulması suçları ile ilgili olarak soruşturma başladıktan sonra, etkin pişmanlık göstererek suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi hakkında verilecek cezada indirim yapılması öngörülmüştür. Ancak, bu bilgi vermenin gönüllü olması gerekir. Etkin pişmanlıktan yararlanabilmek için, bunun en geç hüküm verilmeden önce gerçekleşmesi gerekir.

Maddenin dördüncü fıkrasında, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi açısından özel bir etkin pişmanlık hükmüne yer verilmiştir. Buna göre, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlamadan önce resmî makamlara başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, cezalandırılmaz.


TCK 192 Uyuşturucu Madde Suçlarında Etkin Pişmanlık Yargıtay Kararları


Ceza Genel Kurulu 2018/345 E. , 2020/73 K.

  • TCK 192
  • Uyuşturucu madde ticareti suçunda etkin pişmanlık

Uyuşturucu veya uyarıcı madde imâl ve ticareti suçlarında etkin pişmanlığı düzenleyen TCK’nın 192. maddesinin suç ve karar tarihininde yürürlükte bulunan 1 ve 3. fıkraları; “(1) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarına iştirak etmiş olan kişi, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, diğer suç ortaklarını ve uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerleri merciine haber verirse, verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini sağlaması halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.

(3) Bu suçlar haber alındıktan sonra gönüllü olarak, suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi hakkında verilecek ceza, yardımın niteliğine göre dörtte birden yarısına kadarı indirilir.” hükümlerini içermektedir.

Maddenin gerekçesinde de; “Maddede, uyuşturucu veya uyarıcı maddelere ilişkin suçlar bakımından özel bir pişmanlık hâli düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasında uyuşturucu veya uyarıcı madde imal veya ticareti suçlarına ilişkin etkin pişmanlık hâli düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre etkin pişmanlığın soruşturma başlamadan önce gösterilmesi gerekir. Etkin pişmanlık için, kişinin, diğer suç ortakları ve uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerler hakkında bilgi vermesi ve verilen bilginin, suç ortaklarının yakalanmasını ya da uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini sağlaması gerekir. Bu düzenlemede, etkin pişmanlık cezanın ortadan kaldırılmasını sağlayan bir şahsî sebep olarak kabul edilmiştir.

Üçüncü fıkrada, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal veya ticareti ya da kullanmak için satın alınması, kabul edilmesi veya bulundurulması suçları ile ilgili olarak soruşturma başladıktan sonra, etkin pişmanlık göstererek suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi hakkında verilecek cezada indirim yapılması öngörülmüştür. Ancak, bu bilgi vermenin gönüllü olması gerekir. Etkin pişmanlıktan yararlanabilmek için, bunun en geç hüküm verilmeden önce gerçekleşmesi gerekir…” açıklamalarına yer verilmiştir.

Etkin pişmanlık hâlinde eylem suç olmaktan çıkmamaktadır. Bu durum cezayı kaldıran veya azaltan şahsi bir neden olarak düzenlenmiştir. Duyulan pişmanlık ve eylemin sonuçlarının bir kısmının bertaraf edilmesi nedeniyle faile ceza verilmemesi veya verilecek cezadan indirim yapılması söz konusu olmaktadır. Maddenin birinci fırkasında, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ile uğraşan kişilerin, yetkili makamların suçun işlendiğini haber almalarından önce suç ortaklarını ve suç konusu maddelerin saklandığı veya imal edildiği yeri bildirerek etkin pişmanlıkta bulunmaları hâli cezanın ortadan kaldırılmasını sağlayan bir neden olarak düzenlenmiştir.

Maddenin üçüncü fıkrasında ise uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ile uğraşan kişilerin, suçun işlendiğinin resmî makamlar tarafından haber alınmasından sonra, suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım etmesi hâli cezadan indirim yapılması nedeni olarak hüküm altına alınmıştır. Maddenin birinci fıkrasında düzenlenen cezasızlık durumunda resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce ihbar ve yardım yapılması gerekirken, üçüncü fıkrasında düzenlenen ve indirim nedeni olarak kabul edilen etkin pişmanlıkta resmi makamlarca haber alınmasından sonra işbirliği yapılması aranmaktadır.

TCK’nın 192. maddesinin 1. fıkrasında yer alan etkin pişmanlık hükmünün uygulanabilmesi için şu şartların birlikte gerçekleşmesi gereklidir:

1- Fail 5237 sayılı TCK’nın 188. maddesinde düzenlenen suçlardan birini işlemiş olmalıdır.

2- Haber verme bizzat fail tarafından yapılmalıdır.

3- Haber vermenin resmi makamlara yapılması gereklidir. 5271 sayılı CMK’nın 158. maddesinde gösterilen, bir suç hakkında soruşturma yapmakla yetkili olan adli ve idari merciler, Adalet ve İçişleri Bakanlıkları, savcılıklar, emniyet ve jandarma teşkilatı, suçları savcılıklara iletmekle yükümlü olan vali ve kaymakamlıklar, elçilikler ve konsolosluklar resmi makamlar kapsamında değerlendirilmelidir.

4- Fail tarafından yapılan bildirimin veya verilen bilginin, suçun resmi makamlar tarafından haber alınmasından önce olması gereklidir.

5- Fail, diğer suç ortaklarını ya da uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerleri bildirmelidir.

6- Failin verdiği bilgilerin, suç ortaklarının yakalanmasını ya da uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini sağlaması gerekir.

Maddede belirtilen “Suç ortakları” kavramı geniş yorumlanmalıdır. Sadece TCK’nın 37, 38 ve 39. maddeleri anlamında suça iştirak edenler değil, failin uyuşturucu madde satın aldığı, kabul ettiği, sattığı veya verdiği diğer kişiler gibi suçla bağlantılı olan diğer kişiler de bu kavram içinde değerlendirilmelidir.

Failin etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabilmesi için hem diğer suç ortaklarını hem de uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yeri bildirmesine gerek yoktur. Bunlardan birinin yapılması yeterlidir. Maddede yer alan “ve” bağlacının “veya” olarak anlaşılması gerekir. Öğreti ve Yargıtayın yerleşik kabulü de bu şekildedir. Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin imalinin, ticaretinin ve kullanımının, genel sağlığı bozmanın ötesinde kullanıcısının sağlığını, kişiliğini, toplumsal ilişkilerini tahrip etmesi, genel ahlakı etkilemesi, şiddet içeren birçok suçun kaynağı ve öncüsü, yarattığı ulusal ve uluslararası pazar ağları nedeniyle zorunlu ve öncelikle mücadele edilmesi gerektiren tehlike suçlarından olması ile bu suçların önlenmesi ve ortaya çıkartılmasındaki zorlukları da gözeten kanun koyucu, söz konusu suçlarla daha iyi mücadele edilebilmesi ve daha fazla başarı sağlanabilmesi amacıyla, suç ortaklarını ele veren veya suçun delillerinin ele geçirilmesini sağlayan faili ödüllendirmiştir. Bu kapsamda, gerek “cezasızlık” nedeni gerekse “cezadan indirim” sebebi olarak TCK’nın 192. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümleri, daha fazla bir zararı önleyebilmek için daha az bir zarara katlanılması şeklinde ortaya çıkan, bu suçlarla mücadele edilmesi sırasında karşılaşılan zorlukları aşmaya yönelik bir tercihtir.

Uyuşturucu madde suçlarıyla mücadele kapsamında bu şekilde bir tercihte bulunan kanun koyucu, TCK’nın 192. maddesinin 1. fıkrasında; uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarına iştirak etmiş olan kişinin, diğer suç ortaklarını veya suç konusu maddenin saklandığı ya da imal edildiği yerleri merciine haber vermesini, diğer bir anlatımla bu suçların failini, aynı suça katılan veya söz konusu suçu bağımsız olarak işleyen diğer bir faili ya da kendi suçunu ortaya çıkarmasını, aynı maddenin 2. fıkrasında; kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişinin, bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini merciine haber vermesi veya kendi suçuna konu uyuşturucu maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırmasını, diğer bir ifadeyle uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun failini ortaya çıkarmasını ya da kendi suçuna konu uyuşturucu maddenin ele geçirilmesini sağlamasını bir cezasızlık nedeni, aynı maddesinin 1 ve 2. fıkralarından yalnızca zaman itibarıyla ayrılan 3. fıkrasında ise; kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma ya da uyuşturucu madde imal veya ticareti suçlarını işleyen kişilerin, kendi suçlarının ya da diğer suç ortakları veya söz konusu suçları bağımsız olarak işleyen diğer bir failin suçunun ortaya çıkarılmasına hizmet ve yardım edilmesini cezadan indirim nedeni olarak düzenleme yoluna gitmiştir. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;

Önleme araması kararına istinaden gerçekleştirilen faaliyet sırasında, Sivas ili Suşehri ilçesi Beydeğirmeni köyü yol ayrımında kolluk görevlilerince durdurulan otobüsünün (7) numaralı koltuğunda yolcu olarak seyahat eden sanığa ait siyah renkli çanta içerisinde yapılan arama sonucunda gazete kâğıtlarına sarılı paketlerde ve çantanın cep kısmında suç konusu tabletlerin, sanığın üst aramasında da Türk lirası, İran riyali, ABD doları cinsinden paralar, cep telefonu, uyuşturucu ticareti yapıldığına dair notlar olduğu değerlendirilen kart vizitler ve not kağıtlarının ele geçirildiği, sanığın gerek olay tutanağı gerekse aşamalarda alınan beyanlarında suç konusu tabletleri 10 gün kadar önce İran ülkesinden ülkemize Gürbulak sınır kapısından giriş yapmak suretiyle getirdiğini beyan ettiği anlaşılan olayda;

Sivas ili Suşehri ilçesi Beydeğirmeni köyü yol ayrımında durdurulan otobüste yolcu olarak bulunan sanığın çantasıda yapılan arama sonucunda ele geçirilen suç konusu tabletlerin, on gün kadar önce Gürbulak sınır kapısından ülkemize giriş yapmak suretiyle kendisi tarafından İran ülkesinden getirildiğinin beyan edildiği ana kadar resmi makamlarca haber alınmış bir “uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme” suçunun işlendiğini gösterir bir delilin bulunmaması, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmünün gerekçesinde ileri sürüldüğü gibi ikrarından önce ve sanığın yakalanması sonrasında üzerinde yapılan aramada, cüzdanı içerisinde ele geçen İran’lı şahıslara ait isim, yer, telefon numaraları ve para miktarları yazılı not kâğıtlarının, suç konusu tabletlerin İran’dan getirildiğini gösterir içerik ve nitelikte olmaması, bu not kâğıtlarının uyuşturucu madde ticareti yapma suçuna ilişkin olduğuna dair Yerel Mahkemece yapılan değerlendirmenin somut delillere değil soyut nitelikteki kanaate dayalı olması, not kâğıtlarının uyuşturucu madde ticareti yapma suçuna ilişkin olduğunun kabul edilmesi hâlinde dahi ele geçirilen suç konusu tabletler ile ilgi olduğunun tespit edilememesi, sanığın beyanının olmaması durumunda suç konusu tabletlerin ülkemize başka bir ülkeden getirildiğini gösterir dosya kapsamında başkaca delil de bulunmaması, kolluk görevlilerince yapılan arama sonucunda suç konusu tabletlerin ele geçirildiği an itibarıyla “uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma” suçunun şüphelisi konumuda bulunan sanık hakkında bu suçtan soruşturmaya başlanıldığı sırada, “uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme” suçuna ilişkin bilgi sahibi olmayan kolluk görevlilerine, suç konusu tabletleri on gün kadar önce İran’dan getirdiğini söyleyerek bilgi vermesi üzerine “uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme” suçunun ortaya çıktığının anlaşılması karşısında; suç konusu tabletlerin yurt dışından getirildiğine ilişkin somut nitelikte hiçbir delil bulunmadığı aşamada kendi beyanı ile “uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme” suçunu ortaya çıkaran sanık hakkında TCK’nın 192. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu suçtan cezaya hükmolunamayacağı, “uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme” ve “uyuşturucu veya uyarıcı madde nakletme” eylemlerini işlediği ancak ithal suçunun cezalandırma koşulunun gerçekleşmediği anlaşılan sanık hakkında, sabit olan ve cezalandırılabilir nitelikteki uyuşturucu madde nakletme suçundan hüküm kurulması gerektiği kabul edilmelidir.

Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün, suça konu maddelerin, başka bir ülkeden Türkiye’ye getirildiğine ilişkin delil olmadığı aşamada, İran ülkesinden getirdiğini söyleyerek kendi beyanı ile “uyuşturucu madde ithal etme” suçunu ortaya çıkaran sanık hakkında TCK’nın 192. maddesinin 1. fıkrası gereğince “uyuşturucu madde ithal etme” suçundan ceza verilemeyeceğinin, “uyuşturucu madde ticareti nakletme” suçundan hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına, bozma nedeni ve tutuklulukta geçirdiği süreye göre sanık …‘un salıverilmesine karar verilmelidir.


Ceza Genel Kurulu - Karar: 2019/42

  • TCK 192
  • Sanık midesinde uyuşturucu madde getirdiğini söylememiş olsa dahi, yurt dışından gelen kişilere yönelik yapılan profilleme çalışmalarının “midesinde” uyuşturucu madde taşıması muhtemel kuryelere yönelik olarak gerçekleştirildiği ve gözlerinde kızarıklık, aşırı terleme ve tedirgin hareketleri gözlemlenen sanığın, bu yönde oluşan şüphe nedeniyle iç beden muayenesi kararı alınarak midesinde uyuşturucu madde bulunup bulunmadığının zaten belirleneceği dikkate alındığında, sanığın kolluk görevlilerine midesinde uyuşturucu madde taşıdığını söylemesinin sonuca etkisinin bulunmadığı, dolayısıyla sanık hakkında etkin pişmanlık hükmünün uygulanma koşullarının oluşmadığı kabul edilmelidir.

Yerleşmiş yargısal kararlar ve öğretide yer alan baskın görüşlere göre, 5237 sayılı TCK’nın 192. maddesinin 3. fıkrasında yer alan etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için şu şartların birlikte gerçekleşmesi gereklidir:

1- Fail 5237 sayılı TCK’nın 188 ve 191. maddelerinde düzenlenen suçlardan birini işlemiş olmalıdır.

2- Hizmet ve yardım bizzat fail tarafından yapılmalıdır.

3- Hizmet ve yardım soruşturma ya da kovuşturma makamlarına yapılmalıdır.

4- Hizmet ve yardım, suçun resmi makamlar tarafından haber alınmasından sonra, ancak mahkemece hüküm verilmeden önce gerçekleşmelidir. 5271 sayılı CMK’nın 158. maddesinde gösterilen, bir suç hakkında soruşturma yapmakla yetkili olan adli ve idari merciler, Adalet ve İçişleri Bakanlıkları, savcılıklar, emniyet ve jandarma teşkilatı, suçları savcılıklara iletmekle yükümlü olan vali ve kaymakamlıklar, elçilikler ve konsolosluklar resmi makamlar kapsamında değerlendirilmelidir.

5- Fail kendi suçunun ya da bir başkasının suçunun ortaya çıkmasına önemli ölçüde katkı sağlamalı, bilgi aktarımı ile suçun meydana çıkmasına ya da diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım etmelidir.

6- Failin verdiği bilgiler doğru, yapılan hizmet ve yardım sonuca etkili ve yararlı olmalıdır.

Failin etkin pişmanlık nedeniyle indirimden yararlanabilmesi için kendi suçunun ortaya çıkmasına ya da suç ortaklarının yakalanmasına yardım ve hizmet etmiş olması gerekmektedir. Suç ortakları kavramı uyuşturucu madde suçuna katılan ya da başka bir uyuşturucu madde ile ilgili suç işleyen kimse olarak anlaşılmalı; “yakalanması” sözcüğü de, “suç ortaklarının yakalanması ya da kim olduğunun belirlenmesi” olarak kabul edilmelidir. Fail suç ortağının, uyuşturucu maddeyi satın aldığı veya sattığı kişinin ya da başka bir uyuşturucu madde suçu işleyen kişinin yakalanmasına ya da kim olduğunun belirlenmesine katkıda bulunduğunda indirimden yararlanacaktır. Failin kendi suçunun ya da suç ortaklarının ortaya çıkmasına yönelik olarak verdiği bilginin yardım ve hizmet niteliğinde kabul edilebilmesi için, hizmet ve yardımın konusu olan bilgilerin doğru olmasının yanında, hizmet ve yardımın sonuca etkili ve yararlı olması da gerekmektedir.

Buna göre, yakalanan kimsenin uyuşturucu maddeyi açık kimliğini bilmediği bir şahıstan aldığını söylemesi ya da hayalî isimler vermesi veya daha önceden uyuşturucu işine karıştığını bildiği kişinin adını vermesi etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması için yeterli görülmemeli, failin bildirdiği kişi yakalanmış ise mahkûm edilmiş olması ya da yakalanamamışsa kimliği ve varlığının belirlenmesi, failin bildirdiği kişiye suç atması için bir neden bulunmadığının anlaşılması, mevcut delillerin o kişinin suçluluğunu kabule yeterli bulunması ve verilen bilginin daha önce görevliler tarafından öğrenilmemiş olması durumlarında etkin pişmanlık hükümleri uygulanmalıdır. Değinilen bu hâllerin dışında, failin üzerinde kullanım miktarı içerisinde uyuşturucu ve uyarıcı madde ile yakalanmış olması hâlinde başka bir şekilde satış için hazırlandığı anlaşılmayan maddeyi satmak için bulundurduğunu bildirmesinde de, uyuşturucu ve uyarıcı madde satmak suçundan etkin pişmanlık koşullarının gerçekleştiği kabul edilmelidir.

Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;

Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü Hudut Kapıları Büro Amirliği görevlilerince, Atatürk Havalimanına yurtdışından gelen ve midelerinde uyuşturucu madde taşıması muhtemel kuryelere yönelik yapılan profilleme çalışmaları sırasında, C. uçağından inen yolcular arasında bulunan sanığın, elinde bir adet siyah renkli valiz ve laptop çantası bulunduğunun, gözlerinde kızarıklık olduğu ve aşırı terlediğinin, sürekli sağa sola bakınarak tedirgin hareketlerle hızlı bir şekilde ilerlediğinin ve pasaport işlemlerini tamamladığının görülmesi üzerine görevlilerce durdurulduğu, üstünde ve çantalarındaki aramalarda herhangi bir suç unsuruna rastlanılmayan sanığın, gerçekleştirilen mülakat sırasında görevlilere midesinde kapsüller hâlinde uyuşturucu madde taşıdığını beyan etmesi üzerine konu hakkında Cumhuriyet savcısına bilgi verildiği, iç beden muayenesi yaptırılmak üzere hastaneye sevk edilen sanığın, 01.06.2015 ile 06.06.2015 tarihleri arasında doğal yollardan (50) kapsül hâlindeki suç konusu uyuşturucu maddeyi vücudundan çıkardığı olayda;

Olay tutanağında, yurt dışından gelen kişilere yönelik kolluk görevlilerince yapılmakta olan profilleme çalışmalarının, “midesinde” uyuşturucu madde taşıması muhtemel kuryelere yönelik olarak gerçekleştirildiğinin özellikle belirtilmesi, tutanakta yer alan bu ibarenin yurt dışından gelen yolculara yönelik yapılan çalışmanın mutad bir uygulama olduğunu göstermesi, görevlilerce sanığın “gözlerinde kızarıklık olduğunun, aşırı terlediğinin ve sürekli sağa sola bakınarak tedirgin hareketlerle hızlı bir şekilde ilerlediğinin” görülmesi üzerine durdurulması, yapılan mülakatta sanığın midesinde uyuşturucu madde getirdiğini söylediğinin anlaşılması karşısında; sanık midesinde uyuşturucu madde getirdiğini söylememiş olsa dahi, yurt dışından gelen kişilere yönelik yapılan profilleme çalışmalarının “midesinde” uyuşturucu madde taşıması muhtemel kuryelere yönelik olarak gerçekleştirildiği ve gözlerinde kızarıklık, aşırı terleme ve tedirgin hareketleri gözlemlenen sanığın, bu yönde oluşan şüphe nedeniyle iç beden muayenesi kararı alınarak midesinde uyuşturucu madde bulunup bulunmadığının zaten belirleneceği dikkate alındığında, sanığın kolluk görevlilerine midesinde uyuşturucu madde taşıdığını söylemesinin sonuca etkisinin bulunmadığı, dolayısıyla sanık hakkında etkin pişmanlık hükmünün uygulanma koşullarının oluşmadığı kabul edilmelidir.


Ceza Genel Kurulu - Karar: 2019/54

  • TCK 192
  • Cezaevine uyuşturucu madde sokma suçunda etkin pişmanlık hükümleri uygulanamaz.

T. B Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan inceleme dışı sanık G.T.’yi, açık görüş sırasında ziyaret etmek amacıyla gelen sanığın adı geçene vermek üzere yanında getirdiği spor ayakkabılarını ceza infaz kurumu görevlilerine teslim ettiği, görevlilerce yapılan kontrolde, ayakkabıların tabanlık astar alt kısımlarında suç konusu uyarıcı nitelikteki tabletlerin ele geçirildiği olayda;

Sanığın, soruşturma evresindeki 31.12.2014 tarihli beyanı ve inceleme dışı sanık G.T.’nin kendisine hitaben yazdığı tespit edilip suç ile ilişkisini ortaya koyan mektupları Cumhuriyet Başsavcılığına sunmak suretiyle, inceleme dışı sanık G.T. hakkında ceza infaz kurumuna yasak eşya sokma suçuna teşebbüsten ve kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dava açılıp TCK’nın 44. maddesi uyarınca infaz kurumuna yasak eşya sokma suçuna teşebbüsten mahkûmiyetine karar verilmesini sağladığı anlaşılmış ise de;

İnceleme dışı sanık G.T. hakkında TCK’nın 297. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesi uyarınca mahkûmiyetine konu olan infaz kurumuna yasak eşya sokma suçu, uyuşturucu madde imal ve ticareti ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarına ilişkin etkin pişmanlık hükümlerini düzenleyen TCK’nın 192. maddesinin 3. fıkrasında belirtilen suçlar arasında yer almamaktadır. TCK’nın 297. maddesinin 4.fıkrasında infaz kurumunda bulunan hükümlü veya tutuklular için özel bir etkin pişmanlık hükmü düzenlenmiştir. Kaldı ki; “Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti” ile “Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etmek veya bulundurma ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanma” suçları 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda “Kamunun sağlığına karşı suçlar”, “İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma” suçu ise “Adliyeye karşı suçlar” başlığı altında düzenlenmiştir. Uyuşturucu madde suçlarında korunan hukuki yarar kamu sağlığının korunması, infaz kurumuna yasak eşya sokma suçunda korunan hukuki yarar ise infazın gereklerine aykırı düşen nesnelerin infaz kurumuna sokulmasının önlenmesidir. Söz konusu suçlar, gerek kanunda düzenlendikleri yerler gerekse korunması amaçlanan hukuki yararlar itibarıyla da farklılık arz etmektedirler. Bu nedenlerle sanık hakkında “İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma” suçundan hükmolunan cezadan TCK’nın 192. maddesinin 3.fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükmü nedeniyle indirim yapılması mümkün değildir. Öte yandan, gerçekte inceleme dışı sanık G.T.’nin eyleminin teşebbüs aşamasında kalan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu, kastının da uyuşturucu madde kullanmak olduğu, ancak TCK’nın 297. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesinde yer alan “Bu suçun konusunu oluşturan eşyanın, temin edilmesi veya bulundurulması ayrı bir suç oluşturduğu takdirde; fikri içtima hükümlerine göre belirlenecek ceza yarı oranında artırılır.” şeklindeki aynı Kanun’un 44. maddesine atıf yapan kanuni düzenleme nedeniyle “Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan değil “İnfaz kurumuna yasak eşya sokma” suçundan cezalandırılmasına karar verildiği, bu nedenle sanığın işlemeyi kast ettiği suç olan “Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçunun etkin pişmanlık hükmünün uygulanmasında esas alınması gerektiği düşünülebilir ise de genel kamu esenliğini korumayı, uyuşturucu madde suçlarıyla daha etkin bir şekilde mücadele edilmesini hedefleyen uyuşturucu madde imali, ticareti ve kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarına ilişkin olarak TCK’nın 192. maddesinde yer alan etkin pişmanlık hükümlerinin düzenleniş amacı ile söz konusu maddenin 1 ve 2. fıkralarında düzenlenen cezasızlık hâllerinden yararlanabilmesi için failin, ortaya çıkardığı suçlar arasında bir eş değerlik (denklik) ilişkisi bulunması ya da daha ağır nitelikte bir suçu ortaya çıkarmasını arayan, aynı maddenin 1 ve 2. fıkralarından yalnızca zaman itibarıyla ayrılan 3. fıkrasının da bu eş değerlik (denklik) ilişkisini veya daha ağır nitelikte bir suçun ortaya çıkarılmasını amaçlayan maddenin sistematiği de dikkate alındığında; somut olayda, “Uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan cezalandırılmasına karar verilen sanık O.K.’nin suçu ile bu sanığın suçunu ortaya çıkardığı inceleme dışı sanık G.T.’nin gerek “İnfaz kurumuna yasak eşya sokma” gerekse “Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçları arasında bir eş değerlik (denklik) ilişkisi bulunmadığı gibi sanık O.K.’nin kendi suçu olan uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan daha ağır bir suçu ortaya çıkarması durumu da söz konusu olmadığından, sanık hakkında TCK’nın 192. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanma koşullarının bulunmadığı kabul edilmelidir.


Ceza Genel Kurulu - Karar: 2019/55

  • TCK 192
  • Uyuşturucu maddenin ele geçirileceğini anlayan sanığın, yoklama neticesinde kolayca bulunabilecek olan montunun sol iç cebindeki esrarı görevlilere teslim etmesinin, suçun konusu ve delilini hukuka uygun hâle getirerek kendi suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardım etme olarak değerlendirilemeyeceği anlaşıldığından, sanık hakkında TCK’nın 192. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunmadığı kabul edilmelidir.

Yerleşmiş yargısal kararlar ve öğretide yer alan baskın görüşlere göre, 5237 sayılı TCK’nın 192. maddesinin 3. fıkrasında yer alan etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için şu şartların birlikte gerçekleşmesi gereklidir:

1- Fail 5237 sayılı TCK’nın 188 ve 191. maddelerinde düzenlenen suçlardan birini işlemiş olmalıdır.

2- Hizmet ve yardım bizzat fail tarafından yapılmalıdır.

3- Hizmet ve yardım soruşturma ya da kovuşturma makamlarına yapılmalıdır.

4- Hizmet ve yardım, suçun resmi makamlar tarafından haber alınmasından sonra, ancak mahkemece hüküm verilmeden önce gerçekleşmelidir. 5271 sayılı CMK’nın 158. maddesinde gösterilen, bir suç hakkında soruşturma yapmakla yetkili olan adli ve idari merciler, Adalet ve İçişleri Bakanlıkları, savcılıklar, emniyet ve jandarma teşkilatı, suçları savcılıklara iletmekle yükümlü olan vali ve kaymakamlıklar, elçilikler ve konsolosluklar resmi makamlar kapsamında değerlendirilmelidir.

5- Fail kendi suçunun ya da bir başkasının suçunun ortaya çıkmasına önemli ölçüde katkı sağlamalı, bilgi aktarımı ile suçun meydana çıkmasına ya da diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım etmelidir.

6- Failin verdiği bilgiler doğru, yapılan hizmet ve yardım sonuca etkili ve yararlı olmalıdır.

Failin etkin pişmanlık nedeniyle indirimden yararlanabilmesi için kendi suçunun ortaya çıkmasına ya da suç ortaklarının yakalanmasına yardım ve hizmet etmiş olması gerekmektedir. Suç ortakları kavramı uyuşturucu madde suçuna katılan ya da başka bir uyuşturucu madde ile ilgili suç işleyen kimse olarak anlaşılmalı; “yakalanması” sözcüğü de, “suç ortaklarının yakalanması ya da kim olduğunun belirlenmesi” olarak kabul edilmelidir. Fail suç ortağının, uyuşturucu maddeyi satın aldığı veya sattığı kişinin ya da başka bir uyuşturucu madde suçu işleyen kişinin yakalanmasına ya da kim olduğunun belirlenmesine katkıda bulunduğunda indirimden yararlanacaktır. Failin kendi suçunun ya da suç ortaklarının ortaya çıkmasına yönelik olarak verdiği bilginin yardım ve hizmet niteliğinde kabul edilebilmesi için, hizmet ve yardımın konusu olan bilgilerin doğru olmasının yanında, hizmet ve yardımın sonuca etkili ve yararlı olması da gerekmektedir.

Buna göre, yakalanan kimsenin uyuşturucu maddeyi açık kimliğini bilmediği bir şahıstan aldığını söylemesi ya da hayalî isimler vermesi veya daha önceden uyuşturucu işine karıştığını bildiği kişinin adını vermesi etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması için yeterli görülmemeli, failin bildirdiği kişi yakalanmış ise mahkûm edilmiş olması ya da yakalanamamışsa kimliği ve varlığının belirlenmesi, failin bildirdiği kişiye suç atması için bir neden bulunmadığının anlaşılması, diğer delillerle birlikte o kişinin suçluluğunu kabule yeterli bulunması ve verilen bilginin daha önce görevliler tarafından öğrenilmemiş olması durumlarında etkin pişmanlık hükümleri uygulanmalıdır. Değinilen bu hâllerin dışında, failin üzerinde kullanım miktarı içerisinde uyuşturucu ve uyarıcı madde ile yakalanmış olması hâlinde başka bir şekilde satış için hazırlandığı anlaşılmayan maddeyi satmak için bulundurduğunu bildirmesinde de, uyuşturucu ve uyarıcı madde satmak suçundan etkin pişmanlık koşullarının gerçekleştiği kabul edilmelidir.

Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;

Sanığın, suç konusu esrarı rızasıyla görevlilere teslim etmesi nedeniyle yapılan işlemin arama olarak nitelendirilemeyeceğine ve ele geçirilen uyuşturucu maddelerin hukuka uygun şekilde elde edildiğine ilişkin birinci uyuşmazlık konusunda varılan sonuç da dikkate alındığında; istihbarat bilgisinde belirtilen caddeye giden, burada bulunan kıraathane önünde tedirgin hareketler sergileyerek bekleyen ve hakkında uyuşturucu madde satışı yaptığı yönünde istihbarat bilgisi dışında herhangi bir somut delil bulunmayan sanığı gören görevlilerin, mesleki tecrübelerinden ve içinde bulundukları durumdan çıkardıkları izlenimden kaynaklanan makul sebebe dayalı olarak sanığa müdahalede bulunma hak ve gerekliliğinin ortaya çıktığı, oluşan bu yeterli şüphe nedeniyle görevlilerin PVSK’nın 4/A maddesinin verdiği yetki uyarınca alınması gereken tedbirler kapsamında, kaçmasını, kendisine veya başkalarına zarar vermesini önlemek ve silah ya da tehlike oluşturan diğer bir eşyadan arındırmak amacıyla sanığın üzerinde yoklama suretiyle kontrol yapma yetkilerinin de bulunduğu, kontrol yapılmadan önce üzerinde suç unsuru olup olmadığı sorulan sanığın “Esrar kullandığını ve üstünde esrar bulunduğunu” söylemesine rağmen üzerindeki uyuşturucu maddeleri teslim etmediği, görevlilerin yoklama suretiyle kontrol yapacaklarını beyan etmeleri sonrasında suç konusu uyuşturucu maddelerin görevlilere teslim edildiği, sanığın Cumhuriyet savcılığındaki ifadesinde, yanına gelen görevlilerin “Kollarını kaldır” demeleri üzerine cebinde bulunan (10) fişek esrarı görevlilere teslim ettiği şeklindeki beyanının da görevlilerin sanığın üzerinde yoklama suretiyle kontrol yapacaklarını açıkça gösterdiği, bu kapsamda üzerindeki uyuşturucu maddenin ele geçirileceğini anlayan sanığın, yoklama neticesinde kolayca bulunabilecek olan montunun sol iç cebindeki esrarı görevlilere teslim etmesinin, suçun konusu ve delilini hukuka uygun hâle getirerek kendi suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardım etme olarak değerlendirilemeyeceği anlaşıldığından, sanık hakkında TCK’nın 192. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunmadığı kabul edilmelidir.

Ancak, hükümden sonra 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 140-85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi karşısında, sanık hakkında belirtilen maddenin uygulanması bakımından, yeniden değerlendirme yapılması gerekmektedir


Ceza Genel Kurulu - Karar: 2018/605

  • TCK 192
  • Yakalanan uyuşturucu maddenin kime ait olduğunun anlaşılamadığı bir aşamada uyuşturucu maddenin kendisine ait olduğunu söyleyip esrarı teslim eden sanık 192. maddede düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanır.

Kolluk görevlilerinin yapmış oldukları kontroller sırasında, mesleki tecrübelerine ve içinde bulundukları durumdan çıkardıkları izlenimden kaynaklanan makul sebebe dayalı olarak, sanık ile inceleme dışı sanıkların içerisinde bulunduğu ve durumundan şüphelendikleri aracı PVSK’nın 4/A maddesinin verdiği yetkiye istinaden durdurduklarının, bu aşamada görevlilerce aracın dışarıdan bakıldığında içerisi görünen yerlerinin mutlak suretle kontrol edileceğinin ve yapılacak kontrol sonucunda esrarın bulunacağının anlaşılması karşısında; içerisinde bulunduğu aracın el freninin yanında, açıkta ve görünür şekilde olan suç konusu esrarın ele geçirileceğini anlayan ve esrarı görevlilere teslim eden sanık hakkında, TCK’nın 192. maddesinin 2. fıkrasının uygulanma koşullarının bulunmadığı, ancak sanığın içerisinden esrarı alıp getirdiği araçta kendisinin yanı sıra inceleme dışı sanıklar…. ve ‘ın da olduğu gözetildiğinde, araçta bulunduğu yer itibarıyla esrarın kime ait olduğunun bilinmediği aşamada sanığın kendisine ait olduğunu söyleyip esrarı görevlilere teslim etmek suretiyle kendi suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardımda bulunduğu dikkate alındığında, sanık hakkında TCK’nın 192. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiği kabul edilmelidir.


YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ - Karar : 2010/6426

  • TCK 192/3
  • Uyuşturucu maddeninin kime ait olduğunu söyleyen sanığın ikrarı ile uyuşturucu maddenin sahibi olan sanığın kendisine ait olduğuna yönelik ikrarı nedeniyle her iki sanığa da etkin pişmanlık hükümleri uygulanmalıdır.

Y… F… mahallesi S… sokakta uyuşturucu madde ticareti yapıldığı yönündeki çok sayıda ihbar üzerine bu sokakta bulunan evlere ilişkin alınan arama kararına dayanılarak sanık Afife’nin evinde yapılan aramada 71 adet poşet içinde net 39,8 gram esrar maddesi ile 2 adet extacy hap ele geçirilmesinden sonra sanık Afife’nin, evinde bulunan uyuşturucu maddelerin kardeşi diğer sanık Ramazan’a ait olduğunu söyleyip, kalmış olduğu evi de göstererek bu sanığın yakalanmasını ve suçunun ortaya çıkmasını sağladığı; yine evinde ve üzerinde herhangi bir uyuşturucu madde ele geçirilemeyen sanık Ramazan’ın, sanık Afife’nin evinde bulunan uyuşturucu maddelerin kendisine ait olduğunu söyleyerek, hakkında sanık Afife’nin soyut beyanı dışında delil bulunmadığı bir aşamada ikrarı ile kendi suçunun ortaya çıkmasına hizmet ettiği anlaşıldığından, her iki sanık hakkında TCK’nın 192/3. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,


Yargıtay CGK - Karar : 2018/664

  • TCK 192/3
  • Kolluğun uyuşturucu madde yakalaması halinde suçunu ikrar eden failin TCK 192/3 hükümlerinden ne şekilde yararlanacağı

Sanık hakkında TCK`nın 192. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması bakımından, sanığı durduran görevlilerin, suçun konusu ve delilini oluşturan uyuşturucu maddeleri elde etme şekillerine ilişkin ihtimallere göre bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.

Birinci ihtimal; sanığı durduran görevlilerin ellerinde bir adli arama kararı ya da yazılı arama emri bulunması halidir. Bu durumda, kolluk görevlilerinin ellerinde bulunan karar ya da emri sanığa ibraz edip yapacakları arama sonucunda suç konusu delile ulaşabilecekleri anlaşıldığından, üzerindeki uyuşturucu maddeyi çıkarıp teslim eden sanık hakkında TCK`nın 192. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükümleri uygulanamayacaktır.

İkinci ihtimal; ellerinde bir adli arama kararı ya da yazılı arama emri bulunmayan kolluk görevlilerinin sanığı durdurduktan sonra Cumhuriyet savcısına bilgi verip talimatları doğrultusunda işlem yapmaları halidir. Bu durumda da adli arama kararı ya da yazılı arama emri verilip verilmemesine göre iki olasılık söz konusu olacaktır.

Adli arama kararı ya da yazılı arama emri alınması durumunda; sanığı durduran kolluk görevlilerinin bu karar ya da emri sanığa ibraz edip yapacakları arama sonucunda suç konusu delile ulaşabilecekleri anlaşıldığından, üzerindeki uyuşturucu maddeyi çıkarıp teslim eden sanık hakkında TCKnın 192. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükümleri uygulanamayacaktır. Adli arama kararı ya da yazılı arama emri alınamaması durumunda ise; üzerine arama yapılamayacak olan sanığın, uyuşturucu maddeleri teslim etmek suretiyle suçun konusu ve delilini hukuka uygun hale getirerek kendi suçunu ortaya çıkarması nedeniyle sanık hakkında TCKnın 192. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükümleri uygulanacaktır.

Üçüncü ihtimal ise; ellerinde bir adli arama kararı ya da yazılı arama emri bulunmayan görevlilerin sanığı durdurmaları sonrasında yaptıkları arama sonrasında suçun konusu ve delili olan uyuşturucu maddeleri ele geçirmeleri halidir. Bu durumda suçun maddi konusunu oluşturan uyuşturucu maddeler hukuka aykırı elde edilmiş olacağından, Anayasanın 38. maddesinin 6. fıkrası ile CMK`nın 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi, 217. maddesinin 2. fıkrası, 230. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca hükme esas alınamayacaktır.

Bu ihtimaller dahilinde somut olay incelendiğinde; kolluk görevlilerinin elinde bir arama kararı ya da yazılı arama emri bulunmadığı hususu, takip altında bulundurdukları sanığı durdurduklarında herhangi bir karar ya da emir ibraz etmemelerinden ve sanığa “Üzerinde herhangi bir suç unsuru olup olmadığını” sormalarından anlaşılmaktadır.

Zira, kolluk görevlilerinin ellerinde adli arama kararı ya da yazılı arama emri bulunması halinde sanığa bu şekilde bir soru yöneltmeleri de beklenmeyecektir.

Tutanak içeriği ve tutanak düzenleyicisi tanıkların anlatımlarından da suçun konusunu ve delilini oluşturan uyuşturucu maddelerin elde edilmesinden önce Cumhuriyet savcısından adli arama kararı ya da yazılı arama emri talep edildiğine ilişkin bir bilgi ve anlatımın bulunmadığı, kolluk görevlilerinin suç konusu uyuşturucu maddeler ele geçirildikten sonra Cumhuriyet savcısına olayı bildirdikleri açıktır.

Kolluk görevlilerinin, sanık …`i durdurmalarından sonra Cumhuriyet savcısına haber verecekleri ve alacakları adli arama kararı ya da yazılı arama emri üzerine arama işlemini gerçekleştirecekleri ihtimali ise bir varsayımdan ibaret olup, henüz bir karar veya yazılı arama emri verilip verilmeyeceğinin belirsiz olduğu bu durum, sanık aleyhine değerlendirilemeyecektir.

Kolluk görevlilerince durdurulduğu sırada hakkında düzenlenmiş bir adli arama kararı ya da yazılı arama emri bulunmayan ve bu nedenle üzerinde arama yapılıp delil elde edilemeyecek olan sanığın, üzerindeki uyuşturucu maddeleri görevlilere teslim etmek suretiyle suçun konusu ve delilini hukuka uygun hale getirerek kendi suçunu ortaya çıkardığının, bu aşamaya kadar da kolluk görevlilerince gerçekleştirilen işlemlerin Cumhuriyet savcısına bildirildiğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin de bulunmadığının anlaşılması karşısında; sanık hakkında TCK`nın 192. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği kabul edilmelidir.


YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ Esas: 2013/3034 Karar: 2018/178 Tarih: 09.01.2018

  • TCK 192. Madde

  • Etkin Pişmanlık

Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipinin doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;

1- Sanığın üzerinde uyuşturucu madde bulunmadığı ve yakalanan 34 paket uyuşturucu madde ile ilgisinin olmadığı, ancak sanığın beyanlarıyla dosyanın diğer sanığı olan Hüsnü Şahin’in üzerinde ele geçen 1 paket uyuşturucu maddeyi içmek için aldıklarını beyan ederek ikrarı ile kendi suçunun ortaya çıkmasını sağladığının anlaşılması karşısında sanık hakkında etkin pişmanlıkla ilgili TCK’nın 192. maddesinin 3. fıkrasının uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

2- Suç tarihinde 15-18 yaş grubunda olan sanık hakkında, TCK’nın 31/3. maddesinin uygulanması gerektiğinin dikkate alınmaması sonucu fazla ceza tayini,

Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, 09.01.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 20. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/8218 Karar: 2017/5403 Tarih: 24.10.2017

  • TCK 192. Madde

  • Etkin Pişmanlık

1- )Sanıklar …, …, … hakkında verilen beraat hükümlerinin incelenmesinde;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,

2- )Sanıklar … ve … hakkında zincirleme şekilde uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelenmesinde;

Sanıklar hakkında TCK’nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih ve E.2014/140; K.2015/85 Sayılı kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eylemlere uyan suç tipi ile eleştiri dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanıklar müdafileri ve sanık …‘ın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,

3- )Sanıklar …, … ve … hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelenmesinde;

Sanıklar hakkında TCK’nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih ve E.2014/140; K.2015/85 Sayılı kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eylemlere uyan suç tipi ile eleştiri dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanıklar müdafileri ve Cumhuriyet Savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,

4- )Sanık … hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde;

İçeriğine değişik anlamlar yüklenebilecek iletişim tespit çözüm tutanakları dışında aleyhine delil bulunmadığı aşamada, suçunu ikrar ederek ortaya çıkmasını sağlayan sanık hakkında, TCK’nın 192. maddesinin 3. fıkras 3. fıkrası uyarınca etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

Kanuna aykırı, sanık ve Cumhuriyet savcısının temyiz itirazı bu sebeple yerinde olduğundan CMUK’nın 321. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA,

5- )Sanık … hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde;

Kendisinde herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçmeyen sanığın savunmasının aksine, diğer sanıklarda ele geçirilen uyuşturucu maddelerle ilgisi bulunduğuna veya diğer sanıkların suçlarına iştirak ettiğine ilişkin, içeriğine farklı anlam yüklenilebilecek telefon görüşmeleri dışında her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delil bulunmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi,

Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazı bu sebeple yerinde olduğundan CMUK’nın 321. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA,

6- )Sanık … hakkında verilen beraat hükmünün incelenmesinde;

Dosya kapsamına göre; alınan arama kararına dayanılarak 16.10.2012 tarhinde sanığın evine gidildiğinde polis memurlarına kapıyı açmayan sanığın, tuvalete giderek esrarı dökmeye çalıştığı, beş dakika sonra birlikte yaşadığı kardeşi tarafından kapı açıldıktan sonra tuvalete gidildiğinde sanığın esrar maddesini tuvalete dökerken yakalandığı, polis memurlarının tuvalete dökülmüş net ağırlığı 444 gr gelen 66,6 gr esrar elde edilebilecek hint kenevir bitkisini çıkarabildikleri , geri kalan maddenin ise kanalizasyona aktığı, ayrıca yatak odasında iki ayrı poşet içerisinde 17,4 gr elde edilebilecek esrar maddesi bulunduğu, ayrıca diğer sanık … ile yaptığı telefon görüşme içerikleri ve aralarındaki para alış verişi hususları göz önüne alındığında sanığın eyleminin satmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,

Kanuna aykırı, Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan, hükmün BOZULMASINA,

7- )Sanık … hakkında kurulan beraat hükmünün incelenmesinde;

Sanığın üzerinde yapılan aramada 0,1 gram esrar maddesinin ele geçmesinin anlaşılması karşısında, sanığın eyleminin kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, dosya kapsamına uygun olmayan gerekçeyle yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,

Kanuna aykırı, Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan, hükmün BOZULMASINA,

8- )Sanıklar … ve … hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelenmesinde;

Sanıklar … ve …‘ın …‘ya otobüs firmasına ait kargo ile gönderdikleri maddenin içeriğine dair olarak narkotik görevlisi polis memurlarınca düzenlenen tartı, tespit ve ön ekspertiz raporunda renk, koku ve görünüş itibarıyla bonzai tabir edilen uyuşturucu maddelerden olduğunun belirtildiği, ancak bu maddenin niteliğinin tespitine dair polis kriminal laboratuarı ya da Adli Tıp Kurumu Kimyasal İhsisas Dairesinden rapor alınmadığı anlaşılmakla; anılan maddenin uzman bir kurum veya kuruluşta incelettirilerek rapor alınması ve sonucuna göre tüm deliller ile birlikte değerlendirilerek sanıkların hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanık … müdafii, sanık … ve Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu sebeple yerinde görüldüğünden, hükümlerin BOZULMASINA, 24.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 20. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/11094 Karar: 2017/4243 Tarih: 06.07.2017

  • TCK 192. Madde

  • Etkin Pişmanlık

A- )Sanık … hakkında kurulan hükmün incelenmesinde:

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,

B- )Sanıklar …, …, … …, … hakkında kurulan hükmün incelenmesinde:

Sanık … hakkında TCK’nın 188/3. maddesi uyarınca tayin edilen temel hapis cezası, TCK’nın 35/2. maddesi gereğince ( 1/2 ) oranında indirildikten sonra bulunan “3 yıl 9 ay 3 gün hapis cezası”, TCK’nın 62/1. maddesi gereği 1/6 oranında indirilerek sonuç hapis cezasının “3 yıl 1 ay 15 gün hapis” yerine “2 yıl 1 ay 15 gün hapis” olarak belirlenmek suretiyle eksik cezaya hükmolunması, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içerisindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç tipi ile aşağıda belirtilenin dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;

1- )Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı ile, 5237 Sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,

2- )Adli Tıp Kurumu’nca ve İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’nce suç konusu maddelerden alınan şahit numunelerin de müsaderesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Kanuna aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak bu durumun yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi ve eksikliğin giderilmesi mümkün bulunduğundan;

1- )TCK’nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili bölümün hüküm fıkrasından çıkarılması ve yerine “Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli iptal kararından sonra oluşan durumuna göre, sanık hakkında, TCK’nın 53. maddesinin 1 2. fıkralar 1 ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına” ibaresinin eklenmesi,

2- )Hüküm fıkrasının müsadereye dair bölüme “uyuşturucu maddelerin” ibaresinden sonra “ve Adlı Tıp Kurumu’nca ve İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’nce suç konusu maddelerden alınan şahit numunelerin” ibaresinin eklenmesi suretiyle, hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

C- )Sanık … hakkında kurulan Uyuşturucu madde ticareti yapma ve uyuşturucu madde ithal etme suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde:

1- )Sanığın elinde taşıdığı poşet içerisinde ele geçen metamfetamin ihtiva eden 851,55 gram maddenin başka bir ülkeden Türkiye’ye getirildiğine dair hiçbir delil olmadığı halde, sanığın suç konusu esrarı Suriye’den getirdiğini söyleyerek ithal suçunu kendi beyanı ile ortaya çıkardığı ve etkin pişmanlıkları sebebiyle TCK’nın 192. maddesinin 1. fıkras 1. fıkrası gereğince “uyuşturucu madde ithal etme” suçundan ceza verilemeyeceği; sabit olan fiilinin TCK’nın 188. maddesinin 3. fıkras 3. fıkrasında tanımlanan “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçunu oluşturduğu ve sadece bu suçtan mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında her iki suçtan mahkûmiyet hükmü kurulması,

2- )Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı ile, 5237 Sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu sebeple yerinde görüldüğünden hükümlerin BOZULMASINA, 06.07.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 20. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/8672 Karar: 2017/2800 Tarih: 02.05.2017

  • TCK 192. Madde

  • Etkin Pişmanlık

1- )Sanık … hakkında kurulan hükmün incelenmesinde:

Sanık müdafiinin yüzüne karşı 21.02.2012 tarihinde verilen hükmün, sanık tarafından 310/1. maddesinde belirtilen bir haftalık yasal temyiz süresinden sonra 09.04.2012 tarihinde temyiz edildiği anlaşıldığından, 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. ve 1412 Sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca sanığın temyiz isteğinin REDDİNE,

2- )Sanıklar … ve … hakkında kurulan hükümlerin incelenmesinde:

Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç tipi ile aşağıda belirtilenler dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;

a- )TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkras 3. fıkrası uyarınca 53/1-c madde ve bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, 53. maddesinin 1. fıkras 1. fıkrasının a, b, d, e bentlerinde belirtilen haklardan yoksunluğun ise, hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden, yoksunluğun tümü için koşullu salıverilmeye kadar sürmesine karar verilmesi,

b- )Adana Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce suça konu uyuşturucu maddelerden alınan şahit numunenin müsaderesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Yasaya aykırı, sanıklar ve müdafilerinin temyiz itirazları bu sebeple yerinde olduğundan, hükmün CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak bu durumun yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi ve eksikliğin giderilmesi mümkün bulunduğundan;

a- ) TCK’nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili bölümün hüküm fıkrasından çıkarılması ve yerine “Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli iptal kararından sonra oluşan durumuna göre, sanık hakkında TCK’nın 53. maddesinin 1 2. fıkralar 1 ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına,

b- )Hüküm fıkrasının müsadereye dair bölümününe ‘‘Adana Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’nce alınan şahit numunenin TCK’nın 54/4. maddesi uyarınca müsaderesine’’ ibaresinin eklenmesi, suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

3- )Sanık … hakkında kurulan hükmün incelenmesinde:

UYAP sistemi üzerinden MERNİS’ten alınarak dosyasına konulan nüfus kayıt örneğinde; hükümden sonra sanığın 28.03.2014 tarihinde öldüğü belirtildiğinden, sanığın ölüp ölmediğinin mahkemece araştırılarak, ölmüş olduğunun tespiti halinde hakkındaki kamu davasının 5237 Sayılı TCK’nın 64 /1. maddesi uyarınca düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması,

Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA,

4- )Sanık … hakkında kurulan hükmün incelenmesinde:

Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;

Olay tarihinde uyuşturucuyla yakalanan sanığın, söz konusu maddeyi … isimli şahıstan temin ettiğini beyan ettiği ve bu şahsın adresini göstermek suretiyle bu şahsın suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardım ettiğinin anlaşılması karşısında sanık hakkında TCK’nın 192/3. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

SONUÇ : Yasaya aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu sebeple yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, 02.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 9. CEZA DAİRESİ Esas: 2017/240 Karar: 2017/761 Tarih: 29.03.2017

  • TCK 192. Madde

  • Etkin Pişmanlık

1- ) Sanık hakkında uyuşturucu madde ithal etme suçundan verilen hükme dair yapılan incelemede;

Uyuşturucu madde ithal etme suçunun oluşabilmesi için ithal edilen uyuşturucu maddenin “kullanma amacı dışında bir amaçla” ithal edilmesi gerektiğinden ve sanığın suça konu maddeleri kullanma amacı dışında bir amaçla ithal ettiğine dair yeterli delil bulunmaması karşısında ithal suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı,

Kabule göre de;

Sanığın ikamet ettiği evde yapılan arama sonucu ele geçirilen suça konu uyuşturucu maddelerin, başka bir ülkeden Türkiye’ye getirildiğine dair delil olmadığı aşamada, suç konusu uyuşturucu maddeleri internet üzerinden bir firmadan sipariş vererek getirttiğini söyleyerek ithal suçunu kendi beyanı ile ortaya çıkardığı, etkin pişmanlık sebebiyle de sanığa TCK’nın 192. maddesinin 1. fıkras 1. fıkrası gereğince “uyuşturucu madde ithal etme” suçundan ceza verilemeyeceği,

2- ) Sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen mahkumiyet hükmüne dair yapılan incelemede;

Sanığın savunmasının aksine uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı; sanığın sabit olan eyleminin “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçunu oluşturduğu gözetilmeden, “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan hüküm kurulması,

SONUÇ : Kanuna aykırı, Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan, uyuşturucu madde ithal etme suçundan kurulan hüküm bakımından re’sen de temyize tabi olan hükümlerin bu sebepten dolayı BOZULMASINA, bozmanın niteliğine göre tutuklama kararının kaldırılarak tutuklu olan sanığın TAHLİYESİNE, başka bir suçtan tutuklu ya da hükümlü değilse salıverilmesi için ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazı yazılmasına, 29.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ Esas: 2016/3436 Karar: 2017/222 Tarih: 24.01.2017

  • TCK 192. Madde

  • Etkin Pişmanlık

A-) Sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:

Sanık hakkında koşulları oluşmadığı halde TCK’nın 39. maddesi gereğince cezasından indirim yapılması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile eleştiri dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,

B-) Sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:

Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile aşağıda belirtilen dışındaki yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;

Olay tutanağı içeriğine ve tüm dosya kapsamına göre; diğer sanığın çantasında ele geçirilen uyuşturucu maddelerin kendisine ait olduğunu ve bunları kendi istemi üzerine getirdiğini beyanla suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardımda bulunan sanık hakkında 5237 Sayılı TCK’nın 192. maddesinin 3. fıkrasında öngörülen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

SONUÇ : Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu sebeple yerinde olduğundan, hükümlerin BOZULMASINA, 24.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ Esas: 2016/2741 Karar: 2016/4359 Tarih: 30.12.2016

  • TCK 192. Madde

  • Etkin Pişmanlık

A-) Sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik kanun yolu isteğinin incelenmesi:

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları, CMK’nın 231. maddesinin 12. fıkras 12. fıkrası gereğince itiraz kanun yoluna tabi olduğundan, itirazla ilgili gerekli kararın yetkili ve görevli itiraz merciince verilmesi için, dosyanın incelenmeksizin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na İADESİNE,

B-) Sanık hakkındaki beraat hükmüne yönelik temyiz talebinin incelenmesi:

Beraat kararının gerekçesine yönelik olmayan temyizde sanığın hukuki yararı bulunmadığı anlaşıldığından, sanığın inceleme isteğinin 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. ve 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddeleri uyarınca REDDİNE,

C-) Sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:

Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile aşağıda belirtilen dışındaki yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;

Bağlantılı dosyada hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyet kararı verilen diğer sanığın beyanı üzerine aleyhine delil bulunmadığı halde, ilgilide ele geçirilen esrarı kendisinin verdiğini söyleyerek, ikrarı ile kendi suçunun ortaya çıkmasına yardım eden sanık hakkında etkin pişmanlıkla ilgili TCK’nın 192. maddesinin 3. fıkras 3. fıkrasının uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

SONUÇ : Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu sebeple yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, 30.12.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/5655 Karar: 2016/3868 Tarih: 24.11.2016

  • TCK 192. Madde

  • Etkin Pişmanlık

A ) Sanık … hakkındaki mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:

Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipinin doğru olarak belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;

Gerekçeli kararın hüküm fıkrasında, kısa karara uygun şekilde sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasından sonra, hüküm fıkrasının 9. sayfadan itibaren sanık hakkında aynı hükmün tekrarlanması,

Kanuna aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları ile müdafiinin duruşmadaki sözlü savunmaları bu nedenle yerinde olduğundan, CMUK’nın 321. maddesi gereğince resen de temyize tabi hükmün BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasının 9. sayfadan itibaren tekrarlanarak sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün çıkarılması suretiyle, hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

B ) Sanıklar H. ve İ. hakkındaki mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesi:

Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipinin doğru olarak belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;

1- Olay tutanağı içeriğine, sanıkların savunmalarına ve dosyadaki diğer belge ve bilgilere göre; sanık …‘in, diğer sanık …‘nın üzerinde ve kum yığının içinde ele geçirilen suç konusu eroini, sanıklar İsmail ve … birlikte getirdiğini söylemek suretiyle, sanık …‘in suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardım ettiği; sanık …‘in ise, … soyut beyanı dışında aleyhinde delil bulunmadığı aşamada, sanık …‘in ikametinin yan tarafında bulunan kum yığının içindeki eroinin yerini görevlilere göstermek suretiyle ve yine … beyanını doğrulayıp ikrarı ile suçunun ortaya çıkmasına yardım ettiği dikkate alınarak, her iki sanık hakkında etkin pişmanlıkları nedeniyle TCK’nın 192. maddesinin 3. fıkras 3. fıkrasının uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

2- Gerekçeli kararın hüküm fıkrasında, kısa karara uygun şekilde sanıklar hakkında mahkûmiyet hükümleri kurulmasından sonra, hüküm fıkrasının 9. sayfadan itibaren sanıklar hakkında aynı hükümlerin tekrarlanması,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanıkların ve müdafilerinin temyiz itirazları ile sanık … müdafiinin duruşmadaki sözlü savunmaları bu nedenlerle yerinde olduğundan, resen de temyize tabi olan hükümlerin BOZULMASINA, 24.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 20. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/16249 Karar: 2016/5042 Tarih: 06.10.2016

  • TCK 192. Madde

  • Etkin Pişmanlık

1- )Sanık … hakkında “trafik güvenliğini tehlikeye sokma” suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde;

TCK’nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih ve E.2014/140; K.2015/85 Sayılı kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların eleştiri dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanığın ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,

2- )Sanık … hakkında “trafik güvenliğini tehlikeye sokma” suçundan verilen beraat hükmüne yönelik temyiz incelemesinde;

Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,

3- )Sanıklar … ve … hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik temyiz incelemesinde;

Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların aşağıda belirtilenler dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;

Dosyadaki kapsamına, olay tutanağının içeriğine göre; trafik devriyesi sırasında dur ihtarına rağmen içinde bulundukları araç ile kaçan ve kimliği tespit edilemeyen şahısların, takip sırasında aracın sağ ön camından 24 fişek halinde net 22 gram gelen esrar maddesini dışarı attıkları, ardından aracı boş arsaya bırakarak kaçtıkları olayda;

1- )Sanık …‘ın, henüz aracın içinde bulunanların kimliklerinin tespit edilemediği aşamada, olay yerine giderek, verdiği sözlü beyanında, “olay sırasından aracın sağ ön yolcu koltuğunda oturduğunu”; kollukta müdafii huzurundaki beyanında ise; “yanında diğer sanık …‘in bulunduğunu” bildirdiği; diğer sanık …‘in ise sanık …‘ın soyut beyanından başka aleyhine delil bulunmadığı aşamada, “olay sırasında araçta şoför olarak bulunduğunu” beyan ettiği anlaşıldığı halde; kendi suçlarının ortaya çıkmasına hizmet ve yardımda bulunan sanıklar hakkında TCK’nın 192/3. maddesinde öngörülen etkin pişmanlık hükmünün uygulanmaması;

2- )Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih ve E.2014/140; K.2015/85 Sayılı kararının Resmi Gazetenin 24.11.2015 tarih ve 29542 Sayılı sayısında yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması sebebiyle TCK’nın 53. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ve müdafileri ile sanık … yönünden Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu sebeple yerinde görüldüğünden hükümlerin BOZULMASINA, tutuklu kalınan süre, hükmolunan cezanın süresi, bozma sebebine, tutuklama koşullarında bir değişiklik bulunmamasına göre sanık … hakkındaki tahliye talebinin reddine,

4- )Sanık … hakkında “başkasına ait kimlik ve kimlik bilgilerini kullanmak suretiyle iftira” ve/veya “iftira sebebiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerinin incelemesinde;

Oluşa ve dosya içeriğine göre; devriye sırasında dur ikazına uymayan ve takip sırasında sağ ön camından 24 fişek halinde esrar maddesinin dışarı atıldığı aracın, boş arsaya terk edilmesinin ardından, sanık …‘ın olay yerine gelerek, araç üzerinde inceleme yapan kolluk görevlilerine, “olay sırasında aracın sağ ön koltuğunda oturduğuna, aracı … isimli kişinin kullandığına, bu şahsı telefon ile arayıp çağırabileceğine” dair sözlü beyanda bulunması üzerine, kolluğun kontrolü altında …‘nin aranarak Emniyet Müdürlüğüne çağrıldığı, görüşme sonrası Emniyet Müdürlüğüne gelen …‘ün de sözlü beyanında, “olay sırasında aracı kendisinin kullandığını, ehliyetinin yanında bulunmaması sebebiyle dur ikazına uymadığını” belirttiği olayda;

1- )Sanık … ile …‘ün, soruşturma makamına başvurmadan önce, aracın kim tarafından kullanıldığı hususunda yalan beyanda bulunmak üzere anlaştıkları, Hanifi’nin kolluk görevlilerine, aralarındaki anlaşmaya uygun şekilde kendi istemi ile yalan beyanda bulunması sonucu bir ( 1 ) gün gözaltında kaldığı dikkate alındığında; sanık … yönünden, “iftira” suçunun düzenlendiği TCK’nın 267/1. maddesinde belirtilen “hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idarî bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesi” unsurunun gerçekleşmediği; dolayısı ile iftira suçu oluşmadığından, TCK’nın 267/4. maddesi uyarınca “iftira eden” durumunda olmayan sanık hakkında, …‘ün bir ( 1 ) gün gözaltında kalmasından ötürü, aynı maddenin TCK’nın 109/1. maddesine yaptığı yollama nedeni ile “kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma” suçunun da oluşmayacağı anlaşıldığı halde; sanık …‘ın, “başkasına ait kimlik ve kimlik bilgilerini kullanmak suretiyle iftira” ve “iftira sebebiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarından beraati yerine, mahkûmiyetine karar verilmesi,

2- )Kabule göre de;

Sanık … hakkında, kovuşturma başlamadan önce iftiradan dönme nedeni ile etkin pişmanlık indirimi uygulanırken, TCK’nın 269/2. maddesinin, hüküm fıkrasında uygulama maddesi olarak gösterilmemesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanık … ve müdafiinin temyiz itirazları bu sebeple yerinde görüldüğünden hükümlerin BOZULMASINA, 06.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 20. CEZA DAİRESİ Esas: 2016/1573 Karar: 2016/4538 Tarih: 12.07.2016

  • TCK 192. Madde

  • Etkin Pişmanlık

A- ) Sanıklar hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine dair kanun yolu talebinin incelenmesinde;

Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma suçundan dolayı, 5237 Sayılı TCK’nın 191. maddesinin 2. fıkras 2. fıkrası gereğince verilen “tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” dair kararlar, sözü edilen fıkraya 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 Sayılı Kanun’un 20. maddesiyle eklenen son cümleye göre, durma kararı niteliğinde olup, itiraz kanun yoluna tabi bulunması nedeniyle, itirazlarla ilgili gerekli kararın yetkili ve görevli itiraz merciince verilmesi için, dosyanın incelenmeksizin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na İADESİNE,

B- ) Sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;

Hükmün temyiz edilmesinden sonra, sanığın tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu aracılığı ile gönderdiği 18.04.2016 tarihli dilekçesinde yer alan “ hüküm dosyamın ivedi onanmasını talep ederim.” şeklindeki talebinin, temyiz isteğinden vazgeçme niteliğinden olduğu anlaşıldığından, temyizden vazgeçme sebebiyle hükmün İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,

C- ) Sanıklar hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan ve sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen beraat hükümlerinin incelenmesinde;

Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,

D- ) Sanıklar hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesinde;

TCK’nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih ve E.2014/140; K.2015/85 Sayılı kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

Diğer sanıklar haklarındaki bozma nedenine göre, koşulları oluşmadığı halde sanıkların cezasından etkin pişmanlıkla ilgili TCK’nın 192. maddesinin 3. fıkras 3. fıkrası uyarınca indirim yapılması, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eylemlere uyan suç tipi ile sanıklar hakkındaki eleştiri dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanıklar müdafilerin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, hükmolunan hapis cezasının miktarı ile tutuklama tarihine göre, sanıklar hakkındaki salıverme isteklerinin reddine,

E- ) Sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde;

Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile aşağıda belirtilen dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

1- ) Hakkında kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçundan tedavi ve denetimli serbestlik kararı verilende ele geçirilen esrarı sanıktan alarak teslim ettiğine dair diğer sanığın “suç atma” niteliğindeki soyut beyanı dışında delil bulunmadığı aşamada kendisinin verdiğini beyan ederek ikrarı ile kendi suçunun ortaya çıkmasına yardım eden sanık hakkında, TCK’nın 192/3. maddesinde öngörülen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

2- ) Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı ile, 5237 Sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi sebebiyle bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,Kanuna aykırı sanığın temyiz itirazları bu sebeple yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA,

F ) Sanıklar hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesinde;

Hükmolunan hapis cezalarının süresine göre, sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme isteklerinin 5320 Sayılı Kanun’un 8/1, 1412 Sayılı CMUK’nın 318/1 ve 5271 Sayılı CMK’nın 299. maddeleri uyarınca reddine karar verilerek, duruşmasız olarak inceleme yapılmıştır.Kendisinde herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçmeyen sanıkların savunmalarının aksine, sanığın diğer sanıkta ele geçirilen uyuşturucu madde ile, sanığın diğer sanıkta, sanıkların, diğer sanık iş yerinde yapılan aramada ele geçirilen uyuşturucu maddelerle ilgileri bulunduğuna veya diğer sanıkların suçlarına iştirak ettiklerine dair adı geçenlerin soyut beyanları dışında kuşku sınırlarını aşan kesin ve yeterli delil bulunmadığı gözetilmeden, sanıkların beraatleri yerine mahkûmiyetlerine karar verilmesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanıklar müdafileri ile sanıkların temyiz itirazları bu sebeple yerinde görüldüğünden hükümlerin BOZULMASINA,12.07.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ Esas: 2016/1023 Karar: 2016/1425 Tarih: 02.05.2016

  • TCK 192. Madde

  • Etkin Pişmanlık

A- ) Sanık F. hakkında zincirleme şekilde uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:

Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, 22.06.2015 tarihli eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile aşağıda belirtilenin dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen temyiz itirazların reddine, ancak;

Sanığın, 22.06.2015 tarihinde ablasının evinde ele geçirilen 57 paketçik net 8 gram esrarı satmak amacıyla bulundurduğu sabit ise de; 10.06.2015 tarihinde harabe evin yanındaki taşın altında ele geçirilen 42 paketçik net 6 gram esrar ve 32 adet MDMA içeren haplarla ilgisi olduğuna dair kuşkuyu aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı dikkate alınarak; 10.06.2015 tarihli suç sebebiyle “beraatine” karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, bu suçun zincirleme suç kapsamında olduğu kabul edilerek sanığın cezasının TCK’nın 43. maddesi gereğince artırılması,

Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu sebeple yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA,

B- ) Sanık M. hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:

Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile aşağıda belirtilenin dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen temyiz itirazların reddine, ancak;

Sanığın harabe evin yanındaki taşın altında ele geçirilen 42 paketçik net 6 gram esrar ve 32 adet MDMA içeren hapların kendisine ait olduğunu ikrar ederek kendi suçunun ortaya çıkmasına yardım ettiği dikkate alınarak, etkin pişmanlıkla ilgili TCK’nın 192. maddesinin 3. fıkras 3. fıkrası gereğince cezasında indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,

SONUÇ : Yasaya aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu sebeple yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, 02.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 20. CEZA DAİRESİ Esas: 2016/666 Karar: 2016/2301 Tarih: 20.04.2016

  • TCK 192. Madde

  • Etkin Pişmanlık

A- ) Sanıklar … hakkındaki hükmün incelenmesinde:

TCK’nın 53. maddesiyle ilgili olarak Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih ve E.2014/140;K.2015/85 Sayılı kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, re’sen de temyize tabi olan hükmün ONANMASINA, hükmolunan hapis cezasının miktarı ile tutuklama tarihine göre, sanık hakkındaki salıverme isteğinin reddine,

B- ) Sanıklar … ve … hakkındaki hükümlerin incelenmesinde:

Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile aşağıda belirtilenler dışında yaptırımların doğru olarak belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

1- ) Olay tutanağı içeriğine, sanıkların savunmalarına dosyadaki belge ve bilgilere göre; kolluk görevlilerinin diğer sanık …‘ın uyuşturucu sattığı yönünde alınan istihbari çalışmalar üzerine yaptıkları çalışmalar sırasında plakası alınmayan bir aracın sanık …‘a ait eve geldiği, araç içerisinden inen sanık…‘in ikamete girdiği, kısa bir süre sonra tekrar çıkarak geldiği araçla ayrılması üzerine, sanık…‘in bulunduğu aracın takip edildiği, … Caddesi üzerinde inmesi üzerine kolluk görevlilerinin sanık …‘in yanına gelerek üzerinde suç unsuru bulunup bulunmadığını sordukları, şahsın da amfetamin etken maddesi içerdiği tespit edilen 65 adet tableti kendi rızası ile görevlilere teslim ettiği, daha sonra sanık … ile …‘un kaldığı evde yapılan aramada ise sanık …‘un kolluk görevlilerini görünce saklamaya çalıştığı çanta içerisinde 203 adet amfetamin etken maddesi içeren tablet, 6 parça halinde kokain ile evde bulunan bavul içerisinde 3 parça halinde esrarın ele geçirildiği, sanık …in aşamalarda alınan savunmalarında, ele geçirilen uyuşturucu maddeleri diğer sanık …‘ın istemi ile tarif ettiği eve bırakmak için götürdüğünü ve …‘ın kendisine uyuşturucu madde sattırdığını, sanık …‘un ise ele geçen uyuşturucu maddelerin …‘a ait olduğunu beyan ederek diğer sanık …‘ın suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardım ettikleri gibi eylemin TCK’nın 188/5. maddesi gereğince üç kişi ile birlikte işlendiğini ortaya çıkardıkları dikkate alınarak, sanıklar hakkında TCK’nın 192. maddesinin 3. fıkras 3. fıkrasında öngörülen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

2- )Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı ile, 5237 Sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanıkların durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,

3- ) Sanık …‘un tekerrüre esas alınan Asliye Ceza Mahkemesi’nin 30.01.2009 tarih 2008/41 esas ve 2009/106 karar sayılı ilamı ile verilen hükümlülüğünün, suç tarihinde 18 yaşından küçük olduğu için 5237 Sayılı TCK’nın 31/3. maddesinin uygulanması sebebiyle bu hükmün 5237 Sayılı TCK’nın 58. maddesinin 5. fıkras 5. fıkrası uyarınca tekerrüre esas alınamayacağının gözetilmemesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanık … müdafii ile sanık …‘in temyiz itirazları bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan re’sen de temyize tabi olan hükümlerin BOZULMASINA; 20.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 9. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/3859 Karar: 2016/3806 Tarih: 14.04.2016

  • TCK 192. Madde

  • Etkin Pişmanlık

1- )Sanık … hakkında kurulan hükmün incelenmesinde;

Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve TCK’nın 53. maddesinin bazı hükümlerini iptal eden Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih ve 2014/140-2015/85 Sayılı kararının infaz aşamasında dikkate alınması mümkün görülmüştür.

Yapılan yargılama sonunda aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda tartışılıp sanığın suçunun sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, incelenen dosyaya göre verilen hükümde aşağıdaki husus dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;

Adli Tıp Kurumu … Grup Başkanlığı’nca suça konu uyuşturucu maddelerden alınan numunelerin de müsaderesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Kanuna aykırı olup, hükmün bu sebeple BOZULMASINA, bu hususun yeniden yargılama yapılmaksızın CMUK’nın 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasının müsadereye dair bölümünde yer alan

“8,19 gram ağırlığında tohumlu tomurcuklu tepelerden ibaret bitkisel madde” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile Adli Tıp Kurumu … Grup Başkanlığı’nca suça konu uyuşturucu maddelerden alınan numunelerin” ibaresinin eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

2- )Sanıklar …, … ve … hakkında kurulan hükümlerin incelenmesine gelince;

Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;

Kolluk görevlilerine birlikte uyuşturucu madde satan sanıklar … ile …‘un, sanık …‘un adını ve suçla ilgisini açıklamaları suretiyle anılan sanığın suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardımda bulunduklarının, sanık …‘un da ikametinin eklentilerinde yapılan aramada net 2,01 gramdan ibaret olan ve kişisel kullanım miktarındaki esrarın ele geçmesi üzerine atılı suça iştirak ettiğine dair yeterli ve kesin delil bulunmadığı aşamada ikrarıyla suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardımda bulunduğunun anlaşılması karşısında sanıklar hakkında TCK’nın 192/3. maddesinde öngörülen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu sebeple yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 14.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ Esas: 2016/326 Karar: 2016/817 Tarih: 15.03.2016

  • TCK 192. Madde

  • Etkin Pişmanlık

Sanıklar hakkında, 10 yıl 8 ay olarak saptanan temel hapis cezasının TCK’nın 188. maddesinin 4. fıkras 4. fıkrası uyarınca yarı oranında artırılması ile 15 yıl 12 ay yerine 16 yıl olarak yanlış belirlenmesi, aynı Kanun’un 62. maddesinin uygulanması ile sonuç hapis cezası 13 yıl 4 ay olarak doğru tayin edildiğinden sonuca etkili görülmemiştir.

A-) Sanık A. hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:

Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile aşağıda belirtilenler dışındaki yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;

1-) TCK’nın 58. maddesinin 5. fıkras 5. fıkrasına göre, tekerrüre esas alınan ilamdaki fiili işlediği sırada 18 yaşından küçük olan sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,

2-) Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı ile, 5237 Sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan, hükmün BOZULMASINA; ancak bu durumun yeniden yargılama yapılmaksızın CMUK’nın 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan;

1-) Hüküm fıkrasından tekerrürle ilgili bölümünün çıkarılması,

2-) TCK’nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili bölümün hüküm fıkrasından çıkarılması ve yerine “Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli iptal kararından sonra oluşan durumuna göre, sanık hakkında, TCK’nın 53. maddesinin 1 2. fıkralar 1 ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına” ibaresinin yazılması,

Suretiyle, hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

B-) Sanık E. hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:

Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile aşağıda belirtilenler dışındaki yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;

1-)11.03.2015 olay tutanağı içeriği ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında, sanığın arama kararı bulunmadığı aşamada üzerinde bulunan uyuşturucu maddeleri görevlilere kendi rızası ile teslim etmek suretiyle kendi suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardım ettiği anlaşıldığından sanık hakkında etkin pişmanlıkla ilgili TCK’nın 192. maddesinin 3. fıkras 3. fıkrasının uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

2-) TCK’nın 58. maddesinin 5. fıkras 5. fıkrasına göre, tekerrüre esas alınan ilamdaki fiili işlediği sırada 18 yaşından küçük olan sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağı buna bağlı olarak tekerrüre esas alınan ilamın yerine 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 16.04.2014 kesinleşme tarihli ilamının tekerrüre esas alınması gerektiğinin gözetilmemesi,

3-) Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı ile, 5237 Sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün BOZULMASINA, 15.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 9. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/2161 Karar: 2016/2403 Tarih: 14.03.2016

  • TCK 192. Madde

  • Etkin Pişmanlık

1-Sanık … hakkında ‘‘kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma’’ suçundan verilen karara yönelik yapılan incelemede;

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 20.03.2012 tarih ve 2011/785-2012/101 sayılı kararında açıklandığı üzere; “kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma” suçundan dolayı, TCK’nın 191. maddesinin 2. fıkras 2. fıkrası gereğince verilen “tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararın, sözü edilen fıkraya 6217 sayılı Kanunla eklenen cümlenin yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihinden önce ya da sonra verilip verilmediğine bakılmaksızın, temyiz değil itiraz kanun yoluna tabi olması nedeniyle, inceleme yapılmasına yer olmadığına, gereğinin merciince yerine getirilmesine,

2- Sanık … hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma ve kenevir ekme, sanık … hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyize gelince;

a-) Sanık beyanları, tutanak, telefon inceleme tutanağı, raporlar ile tüm dosya kapsamına göre sanık …‘nin diğer sanık … ile eylem ve fikir birliği içinde hareket ederek uyuşturucu madde ticareti yaptığının anlaşılması karşısında sanık …‘nin TCK’nın 37/1. delaleti ile 188/3. maddesi gereğince uyuşturucu madde ticareti yapma fiilini birlikte gerçekleştiren kişi sıfatıyla sorumlu tutulması gerektiği gözetilmeksizin yardım eden olarak kabulüyle yazılı şekilde uygulama yapılarak eksik ceza tayini,

b-) Suça konu esrar maddesini diğer sanık …‘dan alarak …‘na verdiğini beyan eden sanık …‘nin, sanık …‘ın suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardımda bulunduğu; sanık …‘ın da diğer sanığın soyut beyanı dışında yeterli delil bulunmadığı aşamada ele geçen uyuşturucunun kendisine ait olduğunu beyan ederek suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardımda bulunduğunun anlaşılması karşısında; sanıklar … ve … hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan TCK’nın 192/3. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

c-) Sanık …‘a ait bir yerde dikili vaziyette kenevir ele geçirilemediğinin anlaşılması karşısında, sanığın atılı suçu işlediğine ilişkin kuşku sınırlarını aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı, şüpheden sanığın yararlanması gerektiği yolundaki genel ceza hukuku ilkesi de gözetilerek kenevir ekme suçundan beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı sanıklar … ve … müdafileri ile Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 14.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ Esas : 2009/13230 Karar : 2011/56307 Tarih : 21.10.2011

  • TCK 192. Madde

  • Etkin Pişmanlık

A-) Sanık S. A. hakkındaki hükmün incelenmesi:

Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipinin doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

1-) Silah ve esrar bulundurduğuna dair ihbar üzerine, evinde ve samanlığında değişik kavanozlarla poşet ve bidon içinde toplam 131 gramdan ibaret esrar bulunan sanığın, bunları bahçesinde yetiştirdiği kenevirlerden elde ettiğini söylediği; sanığın bu fiili nedeniyle, T.C.K.nın 3. maddesinin 1. fıkrasında öngörülen “işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur şeklindeki kurala aykırı olarak, temel hapis cezasının alt sınır çok aşılarak 8 yıl olarak belirlenmesi,

2-) Adını açıklayıp uyuşturucu madde kullandığını söyleyerek, diğer sanık S.`ın yakalanmasına ve suçunun ortaya çıkmasına yardım eden sanığın cezasından, T.C.K.nın 192 nci maddesinin 3. fıkrasında yer alan etkin pişmanlık hükmü uyarınca indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,

3-) Adli para cezasının, 5083 Sayılı Kanun’un 1. maddesiyle 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu`nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 Sayılı kararının 1. maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk

4-) T.C.K.nın 53. maddesi uygulanırken, sanığın kendi alt soyu dışındaki kişilerle ilgili, bu maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde öngörülen “velayet hakkıyla vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunma yetkisinden yoksun bırakılmasına karar verilmemesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafinin temyiz itirazları bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan, hükmün C.M.U.K.nın 321. maddesi gereğince bozulmasına, bozma nedenleriyle tutuklu kaldığı süreye göre sanığın salıverilmesine, başka suçtan hükümlü veya tutuklu olmadığı takdirde serbest bırakılmasının sağlanması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı`na yazı yazılmasına,

B-) Sanık S. Y. hakkındaki hükmün incelenmesi:

1-) Hükümden önce 19.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 Sayılı Kanun’la değişik 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu`nun 191. maddesinde, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmış olan sanık hakkında, 1. fıkraya göre cezaya hükmedilmeden 2. fıkra gereğince sadece tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine ya da altıncı fıkranın yollaması uyarınca 1. fıkradaki cezayla birlikte 2. fıkradaki tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmesi öngörüldüğünden; gerekçesi gösterilmeden ceza, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin birlikte uygulanması,

2-) T.C.K.nın 191. maddesinin 4. fıkrasına göre, tedavi süresince devam eden denetimli serbestlik tedbirine, tedavinin sona erdiği tarihten itibaren 1 yıl süreyle devam olunacağı, sanığın davranışlarına ve rehber olarak atanacak uzmanın sunacağı raporlara göre bu sürenin üç yıla kadar uzatılmasına ancak infaz aşamasında karar verilebileceği gözetilmeden, denetimli serbestlik tedbiri süresinin 1 yıl yerine 2 yıl olarak belirlenmesi,

3-) 5237 Sayılı T.C.K.nın 191. maddesinin 2. ve 3. fıkrası gereğince, sanık hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına hükmedilmesiyle yetinilmesi gerektiği gözetilmeden, ayrıca infazı kısıtlayacak şekilde “Cumhuriyet Başsavcılığınca bir uzman görevlendirilmesine” karar verilmesi,

4-) Kabule göre;

a-) T.C.K.nın 61. maddesinde gösterilen nedenlerden hiç biri bulunmadığı halde temel hapis cezasının üst sınırdan belirlenmesi,

b-) Diğer sanık S.`un soyut beyanı üzerine yakalandığında, ikrarıyla kendi suçunun ortaya çıkmasına hizmet eden sanığın cezasından, T.C.K.nın 192 nci maddesinin 3. fıkrasında yer alan etkin pişmanlık hükmü uyarınca indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,

SONUÇ : Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu sebeple yerinde olduğundan, hükmün C.M.U.K.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 21.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 20. CEZA DAİRESİ Esas : 2015/15421 Karar : 2016/1149 Tarih : 29.02.2016

  • TCK 192. Madde

  • Etkin Pişmanlık

A-Sanık….hakkında verilen TCK’nın 191/5. maddesi gereğince gönderme kararının incelenmesi;

Hüküm niteliğinde olmaması nedeniyle verilen karar, temyize tabi bulunmadığından, hüküm niteliğinde olmayan bu konuya dair sanık müdafiinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca ( REDDİNE ),

B-Sanık…hakkında uyuşturucu madde suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelenmesi;

TCK’nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesi`nin 08/10/2015 tarih ve E. 2014/140; K. 2015/85 sayılı kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

Sanık hakkında koşulları oluşmadığı halde TCK`nın 192/3. maddesinde öngörülen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların yukarıdaki eleştiri dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından;

sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ( ONANMASINA ), hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre göz önüne alınarak sanık müdafiinin tahliye talebinin reddine, oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ Esas : 2016/2525 Karar : 2016/2912 Tarih : 11.10.2016

  • TCK 192. Madde

  • Etkin Pişmanlık

Malen sorumlu …`ın … plakalı araç üzerine konulan satılamaz devredilemez şerhinin kaldırılması talebiyle ilgili mahkemesince karar verilmesi mümkün görülmüştür.

Sanığın, soruşturma aşamasında uyuşturucu maddeyi satın aldığını söylediği … isimli şahıs hakkında mahkeme tarafından yaptırılan araştırma neticesinde şahsın kimlik ve adres bilgilerinin tespit edilememesi karşısında, sanık hakkında, TCK’nın 192. maddesinin 3. fıkrası uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması yönündeki tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.

Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile aşağıda belirtilenin dışındaki yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;

Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK`nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün BOZULMASINA; ancak bu durumun yeniden yargılama yapılmaksızın CMUK’nın 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, TCK`nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili bölümün hüküm fıkrasından çıkarılması ve

yerine “Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli iptal kararından sonra oluşan durumuna göre, sanık hakkında, TCK`nın 53. maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına” ibaresinin yazılması suretiyle, hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, hükmolunan hapis cezasının süresi ile tutuklama tarihine göre sanık hakkındaki salıverilme isteğinin reddine, 11.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 20. CEZA DAİRESİ Esas : 2015/9339 Karar : 2018/117 Tarih : 10.01.2018

  • TCK 192. Madde

  • Etkin Pişmanlık

Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile aşağıda belirtilenler dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;

1- Kendisinde herhangi bir uyuşturucu madde ele geçmeyen sanığın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan hakkında ayrıca soruşturma yürütülen tanık…‘ın soyut beyanı dışında aleyhinde mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığı aşamada suç konusu uyuşturucu ve uyarıcı maddeleri…‘a kendisinin verdiğini söylemek suretiyle kendi suçunun ortaya çıkmasının sağladığı anlaşıldığından sanık hakkında, TCK’nın 192. maddesinin 3. fıkrasında öngörülen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiği gözetilmeden, dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ile etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasına karar verilmesi,

2- Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi nedeniyle bu maddenin uygulanması açısından, sanığın hukuki durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,

Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA, 10.01.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 20. CEZA DAİRESİ Esas : 2015/9602 Karar : 2018/1691 Tarih : 28.03.2018

  • TCK 192. Madde

  • Etkin Pişmanlık

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;

1-Sanığın beyanı dışında hakkında mahkumiyet kararı verilmesini gerektirecek yeterlilikte delil bulunmadığı durumda kovuşturma aşamasında ikrarda bulunarak suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardımda bulunan sanık hakkında TCK’nın 192/3. maddesinde öngörülen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

2- Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK’nın 53. Maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, sanığın hukuki durumlarının yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,

Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazların bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA, 28/03/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


UYARI

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Makale Yazarlığı İçin

Avukat veya akademisyenler hukuk makalelerini özgeçmişleri ile birlikte yayımlanmak üzere avukatbd@gmail.com adresine gönderebilirler. Makale yazımında konu sınırlaması yoktur. Makalelerin uygulamaya yönelik bir perspektifle hazırlanması rica olunur.

Paylaş
RSS