0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Etkin Pişmanlık

TCK Madde 168

(Değişik: 29/6/2005 – 5377/20 md.)

(1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.

(2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir.

(3) Yağma suçundan dolayı etkin pişmanlık gösteren kişiye verilecek cezanın, birinci fıkraya giren hallerde yarısına, ikinci fıkraya giren hallerde üçte birine kadarı indirilir.

(4) Kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun rızası aranır.

(5) (Ek: 2/7/2012 – 6352/84 md.) Karşılıksız yararlanma suçunda, fail, azmettiren veya yardım edenin pişmanlık göstererek mağdurun, kamunun veya özel hukuk tüzel kişisinin uğradığı zararı, soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi halinde kamu davası açılmaz; zararın hüküm verilinceye kadar tamamen tazmin edilmesi halinde ise, verilecek ceza üçte birine kadar indirilir. Ancak kişi, bu fıkra hükmünden iki defadan fazla yararlanamaz.



TCK Madde 168 Gerekçesi

Suç tamamlandıktan sonra kişi pişmanlık gösterebilir. Bu durumda, işlenmiş ve tamamlanmış olan suç işlenmemiş hâle artık döndürülemez. Ancak, suç tamamlandıktan sonra, pişmanlık duyarak, gerçekleştirilen haksızlığın neticeleri mümkün olduğunca ortadan kaldırılabilir.

Bu düşüncelerle, etkin pişmanlık; hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık ve karşılıksız yararlanma suçlarında cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsî sebep olarak kabul edilmiştir. Ancak, bunun için bazı koşulların gerçekleşmesi gerekir. Önce, failin veya suça iştirak eden kişinin bizzat kendisinin pişmanlık göstererek iade veya tazmini gerçekleştirmesi gerekir. Suçun işlenmesiyle kişilerin görmüş bulundukları zararın aynen iade veya mümkün olduğu kadar azaltılmak suretiyle tazmin edilmesi gerekir. Etkin pişmanlığın cezada indirim yapılması sebebi olarak kabul edilebilmesi için, zararın tamamen veya mümkün olduğu kadar aza indirilerek gerçekleştirilmesi gerekir. Kısmen geri verme veya tazminde, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, mağdurun aynen iadeye veya tazmine rıza göstermesi gerekir.

Etkin pişmanlığın kovuşturma başlamadan önce, yani işlenen suçtan dolayı kamu davası açılmadan önce gösterilmesi gerekir.

Etkin pişmanlık durumunda hâkim maddede belirlenen oranda cezada indirim yapabilir. Bu konuda, hâkime etkin pişmanlığın samimiyetine ve zararın tazmin edilen miktarına göre, takdir yetkisi tanınmıştır. Bu hükümle, işlenen suçun yağma olması hâlinde de, cezada belli oranda indirim yapılması yolu açılmıştır.


TCK 168 (Etkin Pişmanlık) Emsal Yargıtay Kararları


YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ Esas: 2017/5842 Karar: 2018/260 Tarih: 25.01.2018

  • TCK 168. Madde

  • Etkin Pişmanlık

5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 6. maddesine, 6352 sayılı Kanun’un 103. maddesiyle eklenen 2. fıkrasındaki “karşılıksız yararlanma suçunda etkin pişmanlıktan yararlanması dolayısıyla şüpheli, sanık veya hükümlü hakkında verilen kararlar adli sicilde bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir” şeklindeki düzenleme uyarınca TCK’nın 168/5. madde-fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlıktan birinci kez yararlanan sanık hakkında verilen kararın kesinleşmesinden sonra adli sicile kaydedilmek üzere Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne bildirimde bulunulmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

Bozma üzerine yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,25/01/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/1588 Karar: 2018/248 Tarih: 25.01.2018

  • TCK 168. Madde

  • Etkin Pişmanlık

1-Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;

Çalıntı aracın terk halde bırakıldığı yerde ele geçirilmesi nedeniyle aracın müştekiye tesliminde rızai iade bulunmadığından TCK’nın 168. maddesinin uygulanma şartlarının oluşmadığının gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamış, 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hâkimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,

2-Sanık hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;

Müştekiye ait suça konu aracın düz kontak yapılarak çalınması şeklinde gerçekleşen olayda, aracın direksiyon altındaki plastik aksamın da kırılarak araca bu şekilde zarar da verdiğinden bahisle, sanığın mala zarar verme suçundan da mahkumiyetine karar verilmiş ise de; hırsızlık suçunun konusu olan araç ile mala zarar verme suçunun konusunun aynı olması ve korunan hukuki yararın tek olması karşısında, ayrıca mala zarar verme suçunun oluşmayacağı gözetilmeden, sanığın bu suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,

Bozmayı gerektirmiş sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 25/01/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/1697 Karar: 2018/120 Tarih: 23.01.2018

  • TCK 168. Madde

  • Etkin Pişmanlık

Suça sürüklenen çocuklar müdafiilerinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;

1-Suça sürüklenen … hakkında hırsızlık suçundan hüküm kurulurken, … …‘ın yakalandığında motosikleti bıraktığı yeri göstererek soruşturma aşamasında, motosikletin plakasız olarak müştekiye eksik iadesini sağlaması karşısında; soruşturma aşamasında kısmi iadenin gerçekleştiği dikkate alınarak öncelikle müştekiden … … yönünden TCK’nın 168/4. maddesi uyarınca kısmi iade nedeniyle, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rızasının olup olmadığının sorulması ve rızasının olması halinde adı geçen … hakkında TCK’nın 168/1-4. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

2-… … hakkında bu dosya için düzenlenmiş sosyal inceleme raporunun aslı ya da onaylı sureti dosya içerisinde bulundurulmadan başka dosya için düzenlenmiş sosyal inceleme raporunun onaysız ve fotokopi niteliğindeki sureti ile yetinilerek 5271 sayılı CMK’nın 169/2 219. maddelerine aykırı davranılması,

3-Suça sürüklenen çocuklar …, … hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümler yönünden ise; suça sürüklenen çocukların atılı hırsızlık suçunu işlemedikleri yönündeki aşamalarda değişmeyen savunmalarının aksini gösterir, diğer … …‘ın atfı cürüm niteliğindeki beyanlarından başka mahkumiyetlerine yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden ve atılı suçu işlediklerine ilişkin delillerin nelerden ibaret olduğu denetime olanak verecek şekilde açıklanmadan ve suç tarihinde 12-15 yaş grubunda bulunan … … ve … hakkında, hırsızlık suçundan 5395 sayılı Kanun’un 35/1. maddesi uyarınca sosyal inceleme raporu aldırılmadan, aynı Kanun’un 35/3. maddesine göre de sosyal inceleme yaptırılmamasının gerekçesi de gösterilmeden, başka dosya için aldırılmış ve … … yönünden suç tarihinden sonra düzenlenmiş, fotokopiden ibaret sosyal inceleme raporlarının aslı ya da onaylı suretleri dosya içerisinde bulundurulmadan onaysız fotokopi niteliğindeki suretleri ile yetinilerek 5271 sayılı CMK’nın 169/2 219. maddelerine aykırı davranılması,

Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 23/01/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/1737 Karar: 2018/169 Tarih: 23.01.2018

  • TCK 168. Madde

  • Etkin Pişmanlık

I-… hakkında mala zarar verme suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde;

… için sosyal inceleme raporu nedeniyle sarf edilen ücretin yargılama gideri olarak suça sürüklenen çocuktan alınmasında bir isabetsizlik görülmediği, temyiz dışı … … savunmasında aracın camını bıçakla açtıklarını beyan etmesi karşısında söz konusu bıçağın suçta kullanıldığı anlaşıldığından ve müştekinin hırsızlık suçu yönünden 15 TL parasının çalındığını, aracın camından dolayıda 100 TL zararının olduğunu açıkça beyan etmesi ve aracın camına ilişkin zararın karşılanmaması karşısında; tebliğnamenin (B) bendindeki 3 No’lu bozma düşüncelerine iştirak edilmemiş,

Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün ONANMASINA,

II-… hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince,

Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.Ancak;

1-Kısmi iade halinde suçtan zarar gören kişinin 5237 sayılı TCK’nın 168/4. maddesi uyarınca rıza göstermesi koşuluyla, etkin pişmanlık hükümlerinden kısmi iadede bulunan failin yararlanabileceği gözetildiğinde, müştekiye karşı işlenen hırsızlık suçunda, kısmi iadenin temyiz dışı … … tarafından sağlandığı, kısmi iadede

bulunmayan … … hakkında TCK’nın 168/1-4 maddesinin uygulanması mümkün olmadığı halde … hakkında hırsızlık suçundan hüküm kurulurken TCK’nın 168/1. maddesi gereğince cezasında indirim yapılması,

2-Müştekinin aracından sadece 15.00 TL paranın çalınması karşısında, … hakkında 5237 TCK’nın 145. maddesinin uygulanması gerekip gerekmediğinin tartışılmaması,

3-… … için Hatay Ali Tıp Şube Müdürlüğü’nden alınan 26.11.2013 tarihli rapor için sarf edilen 100 TL masrafın sebep olmadığı halde … …‘a yargılama masrafı olarak yükletilmesi,

Bozmayı gerektirmiş, … müdafiinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle istem gibi BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesinin gözetilmesine, 23/01/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


YARGITAY 6. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/5515 Karar: 2018/251 Tarih: 23.01.2018

  • TCK 168. Madde

  • Etkin Pişmanlık

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Gerekçeli karar başlığında sanık …‘in anne adı ile sanık …‘in doğum tarihinin bilirkişi raporuna uygun olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüş; mağdur …‘dan yağmalanan cep telefonu iade edilmekle birlikte, - TL paranın iade edilmemesi nedeniyle mağdurdan kısmi iadeye rızası sorulmadan TCK’nın 168. maddesi gereğince cezadan indirim yapılması, karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, sanıklar …. ve … savunmanlarının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, eleştiri dışında usul ve yasaya uygun bulunan hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA, 23/01/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/1597 Karar: 2018/155 Tarih: 23.01.2018

  • TCK 168. Madde

  • Etkin Pişmanlık

1-Suça sürüklenen çocuğun, müştekinin park halindeki aracından, sürgülü camı kaydırmak suretiyle tıraş makinesi çalması şeklinde gerçekleşen olayda, aracın kapı ve camlarının olay günü kilitli olup olmadığı müştekiden sorulup belirlenerek, kilitli olması durumunda, suça sürüklenen çocuğa atılı eylemin 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b, kilitsiz olması durumunda ise aynı Yasa’nın 141/1 maddelerinde tanımlanan suçları oluşturacağı gözetilmeden, yazılı şekilde uygulama yapılması,

2-Olay, yakalama,üst arama,tespit ve teslim tesellüm tutanağına göre suça sürüklenen çocuğun saat 04.00’te atılı suçu işlediği, UYAP’tan alınan güneşin doğuş ve batış çizelgesine göre, suç tarihinde gece vaktinin saat 04.36’da sona erdiği, bu suretle hırsızlık suçunun gece vakti işlendiğinin anlaşılması karşısında, … hakkında hırsızlık suçundan hükmolunan cezanın 5237 sayılı TCK’nın 143/1. maddesiyle artırılması gerektiğinin gözetilmemesi,

3-Suça sürüklenen çocuğun, ihbar üzerine olay yerine gelen polis ekibi tarafından site içerisinde yakalandığında, müştekiye ait araçtan hırsızlık yaptığını ikrarla, çaldığı tıraş makinesini sakladığı yeri söyleyerek müştekiye teslimini sağladığının anlaşılması karşısında eylemin tamamlandığı gözetilmeden TCK’nın 35.maddesinin uygulanması suretiyle … hakkında eksik ceza tayini,

4-Suça sürüklenen çocuğun, suça konu eşyayı henüz olayla ilgili olarak müracaatı bulunmayan müştekiye iadesini sağladığının anlaşılması karşısında,… hakkında soruşturma evresinde zararın tamamen giderilmesi nedeniyle 5237 sayılı TCK’nın 168/1. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

Bozmayı gerektirmiş,… müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle istem gibi BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesinin gözetilmesine, 23/01/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/1465 Karar: 2018/64 Tarih: 22.01.2018

  • TCK 168. Madde

  • Etkin Pişmanlık

Dosya kapsamına göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;

1-… …‘ın şikayetçinin beyanına göre içerisinde 00 TL kağıt para ve 25 TL bozuk para bulunan açık haldeki kasadan daha fazla para alma imkanı varken miktar olarak az kabul edilebilecek 00 TL para aldığının anlaşılması karşısında; suça sürüklenen çocuklar hakkında hırsızlık suçu ile ilgili hüküm kurulurken 5237 sayılı TCK’nın 145. maddesinin uygulanmaması,

2-TCK’nın 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin, suçun tamamlanmış olması halinde uygulanacağı, suça sürüklenen çocukların üzerine atılı hırsızlık suçunun ise teşebbüs aşamasında kaldığının anlaşılması karşısında, suça sürüklenen çocuklar hakkında hırsızlık suçu açısından hükmolunan cezadan TCK’nın 168. maddesi uyarınca indirim yapılamayacağının gözetilmemesi,

3-Suça sürüklenen çocuklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 31. maddesinin hangi fıkrasının uygulandığının denetime açık olacak şekilde belirtilmemesi,

4-5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 106/4. maddesinde yer alan “Çocuklar hakkında hükmedilen adli para cezasının ödenmemesi halinde bu ceza hapse çevrilemez, bu takdirde on birinci fıkra hükmü uygulanır.” şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak on sekiz yaşından küçük … hakkında hırsızlık suçundan hükmedilen hapisten çevrilen adli para cezalarının yerine getirilmemesi durumunda, hapse çevrileceğine dair ihtar yapılmasına karar verilmesi,

5-Suça sürüklenen çocukların, açık bir rızaya gerek duyulmadan herkesin girebileceği şikayetçiye ait markete, açık halde iken gece saat 24.00 sıralarında girmek suretiyle hırsızlık suçunu işlediklerinin anlaşılması karşısında, atılı iş yeri dokunulmazlığını bozma suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, suça sürüklenen çocukların iş yeri dokunulmazlığını bozma suçundan beraatleri yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,

6- Kabule göre de;

İddianame içeriğine göre, suça sürüklenen çocuklar hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı TCK’nın 145. maddesinin uygulanması talep edildiği halde suça sürüklenen çocuklara bu maddenin uygulanmaması ihtimaline binaen ek savunma hakkı tanınmadan karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 226. maddesine aykırı olarak sanığın savunma hakkının kısıtlanması,

Bozmayı gerektirmiş suça sürüklenen çocuklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesinin gözetilmesine, 22.01.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ Esas: 2017/4781 Karar: 2018/191 Tarih: 22.01.2018

  • TCK 168. Madde

  • Etkin Pişmanlık

Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;

05.07.2012 tarihinden sonra işlenen suçlar, 6352 sayılı Kanun’un 84. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 168. maddesine eklenen 5. fıkra uyarınca, zararın soruşturma tamamlanmadan önce tazmin edilmesi halinde kamu davası açılamayacağı, başka bir anlatımla zararın giderilmemesinin dava şartı olduğu ve dava şartının gerçekleşmemesine rağmen dava açılması halinde veya sanık soruşturma aşamasında hiç ödeme yapmamış, sanığa ödeme ihtarı da yapılmamış ve sanık kovuşturma aşamasında zararı tamamen gidermişse 5271 sayılı CMK’nın 223. maddesinin 8. fıkras 8. fıkrası uyarınca kamu davasının düşürülmesine karar verilerek, ayrıca sanığın 5237 sayılı TCK’nın 168. maddesinin 5. fıkrası hükmünden kaç kez yararlandığının denetimi açısından verilecek kararın 6352 sayılı Kanun’un 103. maddesi ile 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 6. maddesine eklenen 2. fıkra uyarınca adli sicilde bunlara mahsus sisteme kaydının sağlanması gerekir.

Somut olayda; soruşturma aşamasında bilirkişi raporu alınarak kurum zararının belirlenmediği ve sanığa ödeme ihtarı da yapılmadığı, sanığın bilirkişi tarafından belirlenen kurum zararını kovuşturma aşamasında ödediğinin anlaşılması karşısında, 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca kovuşturma koşulu gerçekleşmediğinden, düşme kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine kararı verilmesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı Kanun’un 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 168/5. ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE, karar kesinleştiğinde bir suretinin Adli Sicil Kanunu’nun 6/2. maddesi uyarınca mahsus siciline kaydı için Adalet Bakanlığı Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’ne yerel mahkemesince GÖNDERİLMESİNE, 22/01/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 13. CEZA DAİRESİ Esas: 2016/2567 Karar: 2018/27 Tarih: 08.01.2018

  • TCK 168. Madde

  • Etkin Pişmanlık

1- Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, kararın dayandığı gerekçeye, takdire, iddiaya dayanak alınan tespit tutanağında borç nedeniyle enerjisi kesilen sayaçtan elektrik kullanılması dışında sayaca, yapılan tüketimi kaydetmesine engel olacak bir müdahalede bulunulduğuna, eksik kayda, tüketimin düşürülmesine veya sayacın kullanıcı tarafından sıklıkla değiştirilerek kullanıldığına dair hiçbir tespit yer almaması ve soruşturma evresinde de karşılıksız yararlanmayı ortaya koyan delil toplanmadığının anlaşılması karşısında; sanığın atılı suçtan beraati yerine sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi,

Kabule göre de,

2- 6352 sayılı kanunun yürürlüğe girmesinden sonra işlenen karşılıksız yararlanma suçları yönünden, 5237 sayılı TCK’nın 168. maddesinin aynı kanun ile eklenen 5. fıkrasında, zararın soruşturma tamamlanmadan giderilmesi halinde kamu davasının açılamayacağının öngörülmesi ve katılan kurumun 16/06/2014 tarihli cevabi yazısına göre sanığın kaçak kullanım bedelini soruşturma tamamlanmadan önce ödediğinin anlaşılması karşısında, kovuşturma koşulu gerçekleşmediğinden sanık hakkında 5271 sayılı nın 223/8. maddesi uyarınca düşme kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi,

3- 5237 sayılı nın 168/5.maddesi ve 6352 sayılı yasanın 103. maddesi ile 5352 sayılı Adli Sicil Kanununun 6. maddesine eklenen 2. fıkrası uyarınca adli sicilde bunlara mahsus sisteme kaydı işlemlerinin mahkemesince yerine getirilmesinde zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 08/01/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ Esas: 2016/12377 Karar: 2017/11889 Tarih: 15.11.2017

  • TCK 168. Madde

  • Etkin Pişmanlık

1- )Sanık hakkında konut dokunulmazlığını bozma suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Konut dokunulmazlığını bozma suçunun birden fazla kişi tarafından birlikte işlendiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında 5237 Sayılı TCK’nın 119/1-c maddesi gereğince uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, 5237 Sayılı TCK’nın 53 . maddesinin bazı bölümlerinin iptaline dair Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 E., 2015/85 K.sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.

Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hâkimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,

2- )Sanık hakkında hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

24.01.2007 tarihli olay tespit tutanağı ve dosya içeriğine göre, iki şahsın şüpheli hareketlerde bulunduğu ihbarı üzerine araştırma yapmaya başlayan görevlilerce iki şahsın motosikletle kaçtığının görülmesi üzerine, yaya olarak yakalananın motosikleti sanığın çaldığını söylediğinin, daha sonra teslim olanın motosikleti bıraktığı yeri söyleyerek yasal müracaatı bulunmayan müştekiye iadesini sağladığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında 5237 Sayılı TCK’nın 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 15.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 6. CEZA DAİRESİ Esas: 2014/5638 Karar: 2017/3530 Tarih: 18.10.2017

  • TCK 168. Madde

  • Etkin Pişmanlık

Sanığın yakınana karşı hakkında bina dahilinden hırsızlık, konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından mahkumiyet; yağma ve tehdit suçlarından beraat; kasten yaralama suçundan verilen düşme kararına yönelik sanık savunmanı ve o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1-)Sanığın geçmişte bir müddet nişanlılık ilişkisi yaşadığı mağdurenin evine geceleyin saat 01:00 sularında kapının üzerindeki boşluktan elini içeri sokup mandalı çekmek suretiyle girdiği, mağdurenin yüzüne 2 tokat vurduktan sonra masa üzerinde bulunan cep telefonunu alıp evden ayrıldığı; aradan bir saat kadar süre geçtikten sonra mağdure uyurken yine aynı yöntemle eve girerek, boş bira bardağını kırıp mağdurenin boğazına dayayıp “Seni öldüreceğim” diye tehdit ettiği, müştekinin “Beni öldürme” diyerek yalvarması üzerine bıraktığı; mağdurenin tehlikeyi bertaraf etmek amacıyla sanığı konuşarak sakinleştirmeye çalıştığı; sabahleyin saat 10:00 sularında mağdurenin cep telefonunun sanığın cebinde çalması üzerine, taraflar arasında yeniden tartışma başladığı sanığın cep telefonuyla birlikte mağdurenin kotunun arka cebinde bulunan 50.-TL parayı alıp soruşturma aşamasında etkin pişmanlık göstererek suça konu cep telefonu ve parayı iade ettiği eylemin bir bütün halinde silahla, geceleyin, konutta yağma suçunu oluşturup; sanık hakkında 149/1-a-d-h, 168/3-1. madde uyarınca sanığın cezalandırılması gerektiği gözetilmeden; suç vasıflandırılmasında yanılgıya düşülerek birbiriyle örtüşmeyecek kabul ve gerekçe ile yağma, tehdit suçlarından beraat, bina dahilinden hırsızlık ve geceleyin konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından mahkumiyet kararı verilmesi,

2-)Kabule göre ise;

a-)Sanığın bina dahilinden hırsızlık suçunu gece sayılan zaman dilimi içerisinde işlemesi sebebiyle TCK.nın 143/1.maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

b-)Suç tarihi itibariyle nitelikli konut dokunulmazlığını ihlal suçunun CMK.nın 253.maddesi uyarınca uzlaşmaya tabi olup sanık ve mağdurenin de soruşturma aşamasında uzlaşmayı teklifini kabul etmeleri karşısında CMK.253.madde hükümleri uyarınca sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi zorunluluğu,

3-)Hüküm tarihinden sonra 53. maddesine dair Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 tarih ve 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas 2015/85 Karar sayılı iptal kararının gözetilmesi zorunluluğu,

4-)Mahkemece 5271 Sayılı Yasa’nın 150. maddesi uyarınca, sanığın savunmasını yapmak üzere zorunlu savunman görevlendirilmesi sebebiyle savunmana ödenen avukatlık ücretinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesindeki düzenlemeye açıkça aykırı biçimde, sanığa yargılama gideri olarak yükletilmesine karar verilmesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanık … savunmanı ve o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan sebeplerle isteme uygun olarak BOZULMASINA, 18.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 13. CEZA DAİRESİ Esas: 2016/1924 Karar: 2017/9893 Tarih: 03.10.2017

  • TCK 168. Madde

  • Etkin Pişmanlık

I- ) Sanık … hakkında, mahkemece 02.06.2015 tarihinde verilen ek karara yönelik, sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin incelenmesinde;

11.03.2014 tarihinde yüzüne karşı verilen kararı, sanığın yasal süresi içerisinde temyiz etmediğinin anlaşılması karşısında, dosya içeriğine ve gerekçeye göre temyiz istemi yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve kanuna uygun bulunan 02.06.2015 tarih, 2011/1247 Esas ve 2014/288 Karar sayılı temyiz isteminin reddine dair ek kararın tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,

II- ) Suça sürüklenen çocuk … ile sanıklar … ve … hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesine gelince;

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçların suça sürüklenen çocuk ve sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1- )Sanıklardan …‘ın araçta beklediği sırada, suça sürüklenen çocuk … ile sanıklar … ve …‘ün müştekiye ait işyerine kapı camını kırıp girdikleri, bir adet televizyonu çalıp, geldikleri araca binerek ayrıldıkları, dosya kapsamına göre işyeri kapı camının suça sürüklenen çocuk … ya da sanık … tarafından kırıldığı olayda; 5237 Sayılı TCK’nın 61. maddesine göre “suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saik” göz önünde bulundurularak temel cezanın belirlenmesi gerektiği; sanıklar … ve …‘in adli sicil kayıtlarına göre, aynı neviden suçlardan sabıkalarının bulunduğu anlaşılmakla beraber, bu hususun 5237 Sayılı TCK’nın 50 51. maddeleri ile 5271 Sayılı CMK’nın 231. maddesinde düzenlenmiş cezanın kişiselleştirilmesi normlarının tatbiki sırasında değerlendirilebileceği, suça sürüklenen çocuk ile sanıkların suç işlemek için önceden anlaşarak TCK’nın 37/1. maddesi kapsamında suça doğrudan katıldıklarının anlaşılması karşısında, benzer gerekçeler ile suça sürüklenen çocuk … hakkında alt sınırdan hüküm kurulmasına karşın, sanıklar … ve … hakkında TCK’nın 61 . maddesinde yer almayan “sanığın kişiliği, sabıkalı oluşu, suç işleme hususundaki eğilimi” de gerekçe gösterilmek suretiyle alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmesi,

2- )Yaz saati uygulaması dikkate alındığında, suç tarihi olan 16.10.2011 günü güneşin Ankara ilinde saat 06:56’da doğduğu; 5237 Sayılı TCK’nın 6 /1-e maddesi uyarınca saat 05:56’dan önceki zaman diliminin gece vakti sayılmasının gerektiği anlaşılmakla; dosya kapsamına göre hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığının ihlali suçlarını geceden kabul edilen sayılan saat 05:15-05:18 sıralarında gerçekleştiren suça sürüklenen çocuk ve sanıklar hakkında hırsızlık suçu sebebiyle hükmolunan cezadan TCK’nın 143. maddesi uyarınca artırım yapılması ile işyeri dokunulmazlığı suçu sebebiyle de haklarında aynı Kanun’un 116/4. maddesinin uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi,

3- )Dosya kapsamına göre, temyiz istemi süresinde olmadığı için reddedilen sanık …‘ın yakalanmasının hemen ardından suça konu televizyonu sakladığı yeri göstererek, kolluk kuvvetleri tarafından soruşturma aşamasında müştekiye tam ve eksiksiz olarak iadesini sağladığının anlaşılması karşısında, suça sürüklenen çocuk ve sanıklar hakkında, hırsızlık suçuna dair olarak TCK’nın 168/1. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

4- )Suça sürüklenen çocuk …‘nin, suç tarihinde 18 yaşını tamamlamamış olması ve suç tarihi itibariyle daha önce hapis cezasına mahkum edilmediğinin anlaşılması karşısında; TCK’nın 50/3. maddesi gereğince, işyeri dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından hükmedilen kısa süreli hapis cezalarının aynı Kanun’un 50/1. maddesinde öngörülen seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinde zorunluluk bulunduğunun düşünülmemesi,

5- )Suça sürüklenen çocuk … hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçundan hüküm kurulurken, TCK’nın 116/2. maddesi gereğince belirlenen 6 ay hapis cezasından, aynı Kanun’un 119/1-c maddesi uyarınca 1 kat artırım yapılması sonucunda 12 ay hapis cezası yerine hatalı hesaplama ile 1 yıl hapis cezasına hükmolunması; yine sanık … hakkında TCK’nın 116/2. maddesi gereğince belirlenen 8 ay hapis cezasından, aynı Kanun’un 119/1-c maddesi uyarınca 1 kat artırım yapılması sonucunda 16 ay hapis cezası yerine hatalı hesaplama ile 1 yıl 4 ay hapis cezasına; sanık … hakkında TCK’nın 116/2. maddesi gereğince belirlenen 7 ay hapis cezasından da, aynı Kanun’un 119/1-c maddesi uyarınca 1 kat artırım yapılması sonucunda 14 ay hapis cezası yerine hatalı hesaplama ile 1 yıl 2 ay hapis cezasına hükmolunması suretiyle fazla ceza tayini,

6- )Hüküm fıkrasında, suça sürüklenen çocuk …‘nin mala zarar verme suçundan TCK’nın 151/1. maddesi gereğince 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesinin ardından TCK’nın 119/1-c maddesi uyarınca cezasının bir kat artırılarak 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına şeklinde yazılması,

7- )Sanıklar … ve … hakkında hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığının ihlali suçlarına dair kurulan hükümlere yönelik; Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 günlü, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı, 24.11.2015 gün ve 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan kısmi iptal kararı uyarınca, 5237 Sayılı TCK 53. madde 1. fıkra 1. fıkra b bendinde düzenlenen “seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına” hükmünün iptal edilmesi sebebiyle uygulanamayacağının gözetilmesi zorunluluğu ve kasten işlemiş olduğu suç dolayısıyla hapis cezasıyla mahkumiyetin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 Sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin ( a ), ( c ), ( d ) ve ( e ) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,

8- )Sanıklar … ve … hakkında mala zarar verme suçuna dair kurulan hükme yönelik; sanıkların kasten işledikleri suçtan dolayı mahkum oldukları hapis cezalarının kanuni sonucu olarak haklarında TCK’nın 53. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

9- )Tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık … hakkında, TCK’nın 58. maddesinin her bir suç yönünden ayrı ayrı uygulanması gerekirken hükmün sonunda tüm suçlar yönünden toplu şekilde uygulama yapılması, yine sanık hakkında TCK’nın 58. maddesinin uygulanmasına dayanak yapılan hükümlülüğünün birden fazla suçtan verilen cezalardan oluşması karşısında, en ağır cezaya dair hükümlülüğünün tekerrüre esas alınması gerektiğinin düşünülmemesi,

10-Suç tarihi 16.10.2011 olduğu halde, 5271 Sayılı CMK’nın 232/2-c maddesine aykırı olarak gerekçeli karar başlığında 06.10.2011 olarak gösterilmesi,

11-Anayasanın 141 ve 5271 Sayılı CMK’nın 34, 230 289 maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının denetimine imkan verecek şekilde açık ve gerekçeli olması, gerekçe bölümünde mevcut delillerin tartışılması, değerlendirilmesi, reddedilen veya kanıtlama yönünden üstün tutulan delilerin neler olduğu ve nedenlerinin gösterilmesi, delillerle sonuç arasında bağ kurulması, bir başka deyişle eldeki delillerle neden bu sonuca varıldığının anlatılması gerektiği, tüm bunların ışığında ulaşılan kanaat, suça sürüklenen çocuk ile sanıkların suç oluşturduğu kabul edilen eylemleri, bunun yasal unsurları ve nitelendirmesi, uygulanacak kanun maddesi ve CMK’nın 230. maddesinde belirtilen diğer unsurların bulunması gerektiği gözetilmeden gerekçesiz hüküm kurulması,

12-Cumhuriyet Savcısının mütalaasının kararda yazılmamış olması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk … ve sanık … müdafiileri ile sanık … ve müdafiinin temyiz istemleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan sebeplerle tebliğnameye kısmen uygun kısmen aykırı olarak BOZULMASINA, 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 Sayılı 326/ son maddesi uyarınca suça sürüklenen çocuğun ve sanıkların kazanılmış haklarının korunmasına, bozma kararının ( 1 ) ve ( 3 ) numaralı bentlerinde yer alan bozma nedenlerinin, 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 325. maddesi uyarınca, hükmü süresinde temyiz etmediği için temyiz istemi reddedilen sanık …‘a SİRAYETİNE, 03.10.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 6. CEZA DAİRESİ Esas: 2017/1816 Karar: 2017/3123 Tarih: 27.09.2017

  • TCK 168. Madde

  • Etkin Pişmanlık

Soruşturmanın sonuçlarını içeren tutanaklar, belgeler ve sanık savunmanının duruşmalı inceleme sırasında ileri sürdüğü savunma doğrultusunda yapılan değerlendirmede;

24.11.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 gün, 2014/140-2015/85 Esas ve Karar sayılı kararına göre TCK’nın 53. madde uygulamasının infazda gözetilmesi olanaklı görülmüştür.

I-) Sanıkların katılana yönelik “Nitelikli Cinsel saldırı” suçundan; sanıkların katılana yönelik “Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılmak” suçundan ve sanığın katılana yönelik “Nitelikli Yağma” suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde,

Katılanın kendisine yönelik “Nitelikli cinsel saldırı” eylemi sonucunda, TCK’nın 102/5. maddesi gereğince, beden ve ruh sağlığının bozulup bozulmadığı konusunda gözlem yapılarak ve usulüne uygun olarak rapor aldırılarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Sanığın katılana yönelik yağma eyleminin silahla konutta işlendiğinin anlaşılması karşısında TCK’nın 149/1 c-h maddesinin yanında (a) ve (d) maddesiyle de uygulama yapılması gerektiğinin dikkate alınmaması,

Sanıkların cebir ve tehdit yoluyla katılandan aldıkları, sanığa 10.000.-TL borcu bulunduğuna dair alınan senedin, sanığın evinde yapılan aramada ele geçmesinin rızai iade sayılmayacağı ve kovuşturma aşmasında sanığın katılana 1.000.-TL paranın ödenmesinin kısmi iade oluşturacağı, kısmi iade sebebiyle katılanın rızasının sorulması gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında 5237 Sayılı TCK’nun 168. maddesiyle uygulama yapılması,

5237 Sayılı TCK.nun 58. maddesinin uygulama koşullarının değerlendirilebilmesi için, sanıkların adli sicil kaydında yer alan ilamlarının getirtilerek mükerrirlere dair infaz rejiminin uygulanıp uygulanmayacağının denetime olanak verecek şekilde karar yerinde tartışılmaması, karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre sanıkların savunmanlarının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, eleştiri dışında usul ve kanuna uygun bulunan hükmün kısmen isteme aykırı olarak ONANMASINA,

2-) Sanıkların katılana yönelik “Nitelikli Yağma” suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde,

Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak,

1-)Sanıkların tehdit ve cebir yolu ile katılandan, sanığa borcu olan 10.000.-TL parayı en geç 04.09.2013 tarihine kadar ödemeyi taahhüt ettiğine dair yazılı senet aldıktan sonra site içinde bulunan bankamatikten banka kartı ile para çektirip almak biçimindeki eylemlerinin bütün halinde tek bir yağma suçunu oluşturduğu gözetilmeden iki ayrı yağmadan hüküm kurulması,

2-)Suçun silahla konutta işlendiğinin anlaşılması karşısında TCK’nın 149/1 c-h maddesinin yanında (a) ve (d) maddesiyle de uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,

3-)Sanıkların cebir ve tehdit yoluyla katılandan aldıkları, sanığa 10.000.-TL borcu bulunduğuna dair alınan senedin, sanığın evinde yapılan aramada ele geçmesinin rızai iade sayılmayacağı ve sanığın katılana 1.000.-TL paranın ödenmesinin kısmi iade oluşturacağı, kısmi iade sebebiyle katılanın rızasının sorulması gerektiği gözetilmeden, 5237 Sayılı TCK’nun 168. maddesiyle uygulama yapılması,

4-)5237 Sayılı TCK.nun 58. maddesinin uygulama koşullarının değerlendirilebilmesi için, sanığın adli sicil kaydında yer alan ilamlarının getirtilerek mükerrirlere dair infaz rejiminin uygulanıp uygulanmayacağının denetime olanak verecek şekilde karar yerinde tartışılmaması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanıklar savunmanlarının temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri temyiz itirazları ile sanık savunmanının duruşmada yapmış olduğu savunmaları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sanık hakkında yağma suçu yönünden duruşmalı temyiz incelemesi yapılan hükmün açıklanan sebeplerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, sanıkların 5320 Sayılı Kanun’un 8/1 maddesi yollamasıyla 1412 Sayılı 326/ son maddesi gereğince ceza süresi bakımından kazanılmış hakların saklı tutulmasına dair oybirliğiyle verilen karar, 27.09.2017 gününde Yargıtay Cumhuriyet Savcısının katıldığı oturumda, sanık ve savunmanının yokluklarında açıkça ve yöntemince okunup anlatıldı.


YARGITAY 6. CEZA DAİRESİ Esas: 2014/13987 Karar: 2017/3016 Tarih: 13.09.2017

  • TCK 168. Madde

  • Etkin Pişmanlık

Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1- )Yakınanın olay günü kendi özgür iradesiyle bir miktar alkollü içecek tüketip kanda 400 promil alkol seviyesine ulaşmasından sonra gelişen ve sanıklar tarafından işlenen suça teşkil eden haksız fiilde TCK’nın 149/1. maddesinin ( e ) bendinin uygulama koşulları bulunmadığı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,

2- )TCK’nın 168. maddesinde yer alan “etkin pişmanlık” maddesinde sınırlı bir şekilde sayılan suçların işlenmesi halinde failin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekmektedir. TCK’nın 168. maddesinde “tek başına iade ve tazmine” değil “pişmanlık sonucu olan iade ve tazmine” önem verdiği anlaşılmaktadır. Anılan bu koşul yerine getirilirken duyulan pişmanlığın mutlak sözle ifade edilmesi zorunluluğu bulunmayıp, davranış yoluyla da ifade edilmesi olayın özelliğine göre olanaklı olabilecektir.

TCK’nın 168. maddesinin son fıkrasının kısmen geri verme ya da tazminde etkin pişmanlık uygulanabilmesi için mağdurun aynen iade ya da tazmine rıza göstermesi aranırken bir oran göstermediği halde anılan madde gerekçesinde zararın mümkün olduğunca azaltılması suretiyle tazminden söz edilmiştir.

Bu açıklamalar ışığında somut olan değerlendirildiğinde;

Yakınanın ilk ifadesinde, sanıkların olay günü gece saatlerinde kendisini darp edip bankamatik kartını alıp 450 TL parasını çektiklerini, ayrıca üzerindeki 50 TL’yi aldıklarını belirtip şikayetçi olduğu, sanıklar aynı gün yakalandıklarında yakınandan aldıkları paraların kendilerinde olup olmadığı sorulduğunda sanık …‘in kendisinde yakınana ait 190 TL’nin olduğunu, sanık …‘nın ise kendisinde yakınana ait 60 TL’nin olduğunu belirtip görevlilere teslim ettiği, yakınanın savcılık ifadesinde sanıkların 200 TL çekip üzerinden de 50 TL aldıklarını, 250 TL zararın giderildiğini belirtip, kovuşturma aşamasında kolluk ifadesinin doğru olduğunu, sanıkların herhangi bir şekilde ödeme yapmadıklarını, zarar talebinin olmadığını belirttiği dikkate alındığında;

Öncelikle, sanıkların zararın giderilmesi yönünde bir iradeyi ortaya koyup koymadıkları ve/veya nedametin ne şekilde yansıtıldığı duraksamasız olarak saptandıktan sonra etkin pişmanlık hükümlerinin değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, yasaya yanlış anlam yüklenerek yazılı şekilde hüküm kurulması,

3- )24.11.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 gün, 2014/140-2015/85 Esas ve Karar sayılı kararı ile TCK’nın 53/1-b maddesinde yazılı, “seçme, seçilme ve diğer siyasi hakları kullanmaktan” ibaresinin iptal edilmiş olması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … ve … savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan sebeplerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 5320 Sayılı Kanun’un 8 /1.maddesi yollamasıyla 1412 Sayılı CMUK’nın 326/ son.maddesinin gözetilmesine, 13.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 17. CEZA DAİRESİ Esas: 2016/14701 Karar: 2017/9658 Tarih: 12.09.2017

  • TCK 168. Madde

  • Etkin Pişmanlık

19.12.2008 tarih ve 27085 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Genel Hükümleri’nin “Kamu davasına katılma üzerine, mahkumiyete karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kısım ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir.” hükmü gereği ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi halinde katılan vekili lehine vekalet ücreti takdir edilmesine gerek bulunmadığı kabul edilerek yapılan incelemede;

5237 Sayılı TCK’nın 168/5. maddesinde; ‘‘Karşılıksız yararlanma suçunda, fail, azmettiren veya yardım edenin pişmanlık göstererek mağdurun, kamunun veya özel hukuk tüzel kişisinin uğradığı zararı, soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi halinde kamu davası açılmaz.’’ düzenlemesinin getirildiği; sanığın kurumun belirlediği zararı kovuşturma aşamasında ödediği; sanığa soruşturma aşamasında bilirkişi marifetiyle belirlenecek zararın miktarı, ödeme yeri ve süresi bildirildiği takdirde suça konu bedeli soruşturma aşamasında da ödeyebileceği anlaşılmakla; ihtarın soruşturma aşamasında sanığa yapılmadığı gözetildiğinde kurum zararını gideren sanık hakkında 5237 Sayılı TCK’nın 168/5. maddesinin uygulanması gerektiğinden tebliğnamedeki görüşe itibar edilmemiştir.

Eğer zarar soruşturma aşamasında tamamen ödenmişse mutlaka düşme kararı verilip adli sicilde bunlara dair mahsus bir sisteme kayıt ettirilmelidir. Sanık soruşturma aşamasında hiç ödeme yapmamış, sanığa ödeme ihtarı da yapılmamış ve sanık kovuşturma aşamasında bilirkişinin hesapladığı miktarı tamamen gidermişse yine düşme verilmesi gerekmektedir.

Somut olay bu açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde; sanığın usulüne uygun yasal ihtar olmamasına rağmen bilirkişi tarafından kaçak kullanım bedelini, kovuşturma aşamasında ödediği anlaşıldığından, düşme kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş olması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, katılan … vekilinin temyiz nedeni yerinde görülmüş olup, hükmün açıklanan sebeple 1412 Sayılı CMUK’nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılık yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak; hüküm fıkrasından, “Sanığa ceza verilmesine yer olmadığına” dair kısım çıkarılarak yerine, Sanık hakkında açılan kamu davasının TCK’nın 168/5. maddesi ve CMK’nın 223/8. maddesi gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE, karar kesinleştiğinde bir suretinin Adli Sicil Kanunu’nun 6/2. maddesi uyarınca mahsus siciline kaydı için Adalet Bakanlığı Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’ne yerel mahkemesince gönderilmesine, 12.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 6. CEZA DAİRESİ Esas: 2014/14111 Karar: 2017/2944 Tarih: 05.07.2017

  • TCK 168. Madde

  • Etkin Pişmanlık

Sanık … ve savunmanlarının duruşma gününden usulen haberdar edildikleri halde geçerli mazeretleri bulunmadan duruşmaya gelmedikleri anlaşılmakla adı geçen sanık yönünden duruşmasız olarak yapılan inceleme sonunda; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

KARAR : Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

a- ) Mağdurun … giderek alkol alıp eğlendiği, garsondan hesabı istediği, garsonun getirdiği hesabın 2.200.-TL olduğunu görünce hesaba itiraz ettiği, garsonun hesapla ilgili olarak görüşmek üzere mağduru müdüriyete götürdüğü, mağdurun yanına sanıkların gelerek mağdura soyun lan üzerinde ne varsa alacağız diyerek üzerini aradıkları, mağdurun üzerinden 240.-TL parasını, cep telefonunu, ehliyetini ve meyve bıçağını aldıkları, mağdurun vücudunun çeşitli yerlerine vurdukları, mağdura 22.000.-TL miktarlı zorla senet doldurtarak imzalattıkları, sanıkların mağduru sabaha kadar borcunu öde diyerek gazinonun arka kapısından bıraktıkları, mağdurun polise giderek şikayetçi olması sebebiyle polislerin müzikhol sahibi sanık …‘in evine gelerek konudan bahsedip suça konu senedi sormaları üzerine sanığın kendi rızası ile mağdurun imzalamış olduğu senedi devamında da müzikhole bir kutu içinde saklanan mağdura ait ehliyeti ve cep telefonunu, sanık …‘in de evine gelen polislere mağdura ait olan meyve bıçağını teslim ettiği mağdur tarafınca benimsenen eğlence bedelini hali hazırda işletmeye herhangi bir şekilde ödemediği ancak; mağdur üzerinden alınan 240.-TL para ve arızalı teslim edilen telefon giderinin mağdura ödenmediği, mağdurun şikayetçi olmadığını açıkladığı olayda; sanıklar tarafından gerçekleşen iadenin kısmi nitelikte kalması karşısında mağdurdan TCK’nın 168. maddesi gereğince sanıklar hakkında kısmi iade sebebiyle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rızası olup olmadığı yönünde açıkça beyanı saptanıp sonucuna göre anılan yasa hükmünün uygulama koşullarının takdiri gereği dikkate alınmadan yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilmesi ve bu hususun karar yerinde tartışmasız bırakılması,

b- )Yakınana karşı birden fazla kişi ile birlikte, gece vakti, iş yerinde yağma eylemini gerçekleştiren sanıklar hakkında TCK’nın 149. maddesinin ( c ) ve ( h ) bentlerinin yanısıra aynı maddenin ve fıkranın ( d ) bendi ile de uygulama yapılması gerektiğinin düşünülmemesi,

c- )Mahkemece 5271 Sayılı Kanun’un 150/3. maddesi uyarınca sanıklara savunmalarını yapmak üzere zorunlu savunman görevlendirilmesi nedeniyle, atanan savunmana ödenen avukatlık ücretinin sanıklara yargılama gideri olarak yükletilmesine karar verilmesinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesindeki düzenlemeye açıkça aykırı olduğunun gözetilmemesi,

d- ) 5237 Sayılı TCK’nın 53/1-2-3. maddesi gereğince sanıkların belirtilen yasal hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına, şartla tahliye halinde alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerine dair konulan yasaklılığın 53/3. maddesi gereğince kaldırılmasına, yasaklılığın cezanın infazı tamamlanıncaya kadar sürdürülmesine, karar verilmiş ise de; 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 gün, 2014/140 - 2015/85 Esas ve Karar sayılı kararı ile TCK’nın 53/1-b maddesinde yazılı, “seçme, seçilme ve diğer siyasi hakları kullanmaktan” ibaresinin iptal edilmiş olması sebebiyle karar yerinde yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanıklar …, … ve … savunmalarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan sebeplerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Kanun’un 8 /1. maddesi yollamasıyla 1412 Sayılı CMUK’nın 326/ son maddesi gereğince ceza süresince kazanılmış haklarının korunmasına, 05.07.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ Esas: 2014/37890 Karar: 2017/7082 Tarih: 03.07.2017

  • TCK 168. Madde

  • Etkin Pişmanlık

1-) Suça sürüklenen çocuk … hakkında konut dokunulmazlığını bozma suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;

5271 Sayılı CMK’nın 231/5. maddesine göre verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlar, aynı kanun maddesinin 12. fıkrası uyarınca itiraza tabi olduğu, bu kararların temyizi mümkün olmadığı ve aynı Kanun’un 264. maddesine göre de kanun yolunun ve merciin belirlenmesinde yanılma başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağından suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz dilekçesinin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar yönünden itiraz niteliğinde kabul edilerek itirazın merciince incelenmesi için hükmün incelenmeksizin mahalline İADESİNE,

2-) Suça sürüklenen çocuklar … ve … hakkında hırsızlık, suça sürüklenen çocuk … hakkında ayrıca konut dokunulmazlığını bozma suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde ise;

Suça sürüklenen çocuk …‘in daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan 5271 Sayılı CMK’nın 231/6. maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmama” koşulunun bulunmamasına göre adı geçen suça sürüklenen çocuk hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceğinden; mağdur …‘a karşı konut dokunulmazlığını bozma suçunun birden fazla kişiyle birlikte işlendiği sabit olmadığından, suça sürüklenen çocuk … hakkında 5237 sayılı TCK’nın 119/1-c maddesinin uygulanması mümkün olmadığından, kısmi iade halinde suçtan zarar gören kişinin 5237 Sayılı TCK’nın 168/4. maddesi uyarınca rıza göstermesi koşuluyla, etkin pişmanlık hükümlerinden kısmi iadede bulunan failin yararlanabileceği gözetildiğinde, mağdur …‘a karşı işlenen hırsızlık suçunda, kısmi iadenin suça sürüklenen çocuk … tarafından sağlandığı, kısmi iadede bulunmayan suça sürüklenen çocuk … hakkında 5237 Sayılı TCK’nın 168/1-4 maddesinin uygulanması mümkün olmadığından, bu yönlerden tebliğnamedeki bozma düşüncelerine iştirak edilmemiştir.

a-) Suça sürüklenen çocuk …‘in mağdur …‘a karşı yüklenen suçları işlemediğine dair savunmasının aksini gösterir, adı geçen mağdurun evinden çalınan eşyalardan biri olan ses fişeği atar tabancayı sakladığı yeri kolluk görevlilerine gösteren suça sürüklenen çocuk … ile birlikte 30.05.2012 tarihinde başka bir mağdurun evinde hırsızlık yaparken yakalanması dışında mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delillerin neler olduğu tartışılıp denetime olanak sağlayacak şekilde karar yerinde gösterilmeden yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,

b-) Suça sürüklenen çocuk …‘in, mağdur …‘a karşı işlediği hırsızlık suçu yönünden, adı geçenin mağdur … ile ilgili soruşturma kapsamında yakalandığında, suça konu eşyalardan biri olan ses fişeği atar tabancanın saklandığı yeri kolluk görevlilerine göstermek suretiyle hırsızlık suçundan kaynaklanan zararı kısmen iade ettiğinin anlaşılması karşısında, kısmi iade sebebiyle suça sürüklenen çocuk … hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rıza gösterip göstermediği mağdurdan sorularak, sonucuna göre 5237 Sayılı TCK’nın 168/1-4. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,

c-) Dosya kapsamına göre, müşteki …‘e ait evden 29.05.2012 tarihinde saat 12.00-14.30 arasında hırsızlık yapılmasından sonra, suça sürüklenen çocukların 30.05.2012 tarihinde saat 18.30 sıralarında hırsızlık amacıyla müştekinin evine girdiklerinde ihbar üzerine kolluk görevlilerine yakalandıkları, iddianamede 30.05.2012 tarihinde çalındığı iddia edilen 120 TL para, cep telefonu ve saz ile ilgili olarak müştekinin 06.02.2014 tarihli ifadesinden, çalındığı iddia edilen sazı evde bulduğu, para ve cep telefonunun suça sürüklenen çocukların yakalanmalarından önceki 29.05.2012 tarihli olayda çalındığının anlaşılması karşısında, müştekiye ait suça konu eşyaların, davaya konu edilmeyen 29.05.2012 tarihli olayda çalındığı, suça sürüklenen çocuklara yüklenen 30.05.2012 tarihli eylemde müştekinin çalınan eşyasının olmadığı, buna göre suçun teşebbüs aşamasında kaldığı, suça sürüklenen çocuklar hakkında hırsızlık suçundan hükmolunan cezada 5237 Sayılı TCK’nın 35/2. maddesiyle indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,

d-) Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 esas ve 2009/13 karar sayılı kararında belirtildiği gibi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilirken mahkemece kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararın esas alınması, manevi zararın bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği, dosya kapsamına göre suça sürüklenen çocuk …‘e yüklenen müşteki …‘e karşı hırsızlığa teşebbüs suçundan doğan ve hakimin basit bir araştırma ile saptayabileceği herhangi bir maddi zararının bulunmadığı; suç tarihi itibariyle kasıtlı bir suçtan mahkumiyeti olmayan, cezasının tür ve süresi itibariyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasından yararlanmasına engel bir durumu bulunmayan suça sürüklenen çocuk hakkında; “Suç mağdurunun zararı giderilmediği için” biçimindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,

e-) Suça sürüklenen çocuk … hakkında uygulanan 5237 Sayılı TCK’nın 50 /1-a maddesinin yazım hatası sonucunda hüküm fıkrasına “50/1-a” yerine “51/1-a” olarak yazılması,

f-) Suça sürüklenen çocuk … hakkında hırsızlık suçundan hükmolunup taksitler halinde ödenmesine karar verilen adli para cezasıyla ilgili olarak, 5237 Sayılı TCK’nın 52/4. maddesine aykırı olarak kararda, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adli para cezasının 5275 Sayılı Kanun’un 106/4-11 maddesindeki hükümlere göre tahsil edileceğinin belirtilmemesi,

g-) Suça sürüklenen çocuk … yönünden, 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35. maddesi ve Çocuk Koruma Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 20/1-7. maddesi uyarınca; fiil işlendiği sırada 12-15 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocuk …‘in işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, sosyal yönden inceleme yaptırılmasının zorunlu olduğu, dosyada bulunan sosyal inceleme raporunda, suça sürüklenen çocuğun bakımıyla ilgili kişilerin görüşmeye gelmemesi sebebiyle raporda belirtilen bilgiler dışında bilgi alınamadığı, bu sebeple 5395 Sayılı Kanun kapsamında her hangi bir tedbire gerek olup olmadığı konusunda değerlendirme yapılamadığının belirtilmesi karşısında, söz konusu sosyal inceleme raporunun hükme esas alınmasının mümkün olmadığı gözetilmeden, yeniden sosyal inceleme yaptırılması gerekirken eksik kovuşturmayla yazılı şekilde hüküm kurulması,

h-) Adli sicil kaydına göre, daha önce hapis cezasıyla mahkum edilmeyen suça sürüklenen çocuk …‘in müşteki … ile mağdur …‘a karşı işlediği konut dokunulmazlığını bozma suçlarından hükmolunan 3 ay 10 gün hapis cezalarının, 5237 Sayılı TCK’nın 50/3. maddesi uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasındaki seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinde yasal zorunluluk bulunduğu gözetilmeden yazılı biçimde karar verilmesi,

ı- Suça sürüklenen çocuk … hakkında müşteki …‘e karşı işlediği iddia olunan konut dokunulmazlığını bozma suçundan kurulan hükümde, suçun birden fazla kişiyle birlikte işlenmesi sebebiyle 5237 Sayılı TCK’nın 119/1-c maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

j-) Sosyal inceleme raporu düzenlenmesi sebebiyle 40,00 TL sarf edildiği halde, gerekçeli kararda, suça sürüklenen çocuklardan bilirkişi ücreti olarak 150,00 TL tahsiline karar verilmesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan bu sebeplerden dolayı hükmün istem gibi BOZULMASINA, suça sürüklenen çocuk …‘in müşteki …‘e karşı işlediği konut dokunulmazlığını bozma suçu yönünden 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 Sayılı CMUK’nın 326/ son maddesi uyarınca yeni hüküm kurulurken bozma öncesi hükmolunan yaptırımın (cezanın) ve sonuçlarının ağırlaştırılamayacağı kuralının gözetilmesine, 03.07.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 13. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/3765 Karar: 2017/7401 Tarih: 19.06.2017

  • TCK 168. Madde

  • Etkin Pişmanlık

1- )Sanık hakkında düzenlenen 15.04.2012 tarihli kaçak tespit tutanağı yönünden yapılan temyiz incelemesinde; 02.07.2012 tarihinde kabul edilerek, 28344 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 Sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava Ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun Geçici 2. maddesinin l. fıkrası uyarınca aynı maddenin 2. fıkrası gereğince, şikayetçi kurumun zararını tazmin etmesi halinde sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği gözetilerek, sanığın kurumun zararını giderip gidermediği sorularak, gidermediğinin tespiti halinde, “gerektiğinde keşif yapılarak bilirkişi tarafından belirlenecek normal tarifeye göre vergiler dahil, cezasız kaçak kullanım bedeline dair zararın belirlenmesi, bunun sanığa tebliği ile zararı gidermesi halinde 6352 Sayılı Kanun’un Geçici 2/2 maddesi gereğince hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verileceğine” dair bildirimde bulunularak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,

2- )Sanık hakkında düzenlenen 14.07.2012 tarihli kaçak tespit tutanağı yönünden yapılan temyiz incelemesinde; karşılıksız yararlanma suçu bakımından özel bir etkin pişmanlık düzenlemesi olan nun 168/5. maddesi gereğince ve kanun koyucunun amacı doğrultusunda katılan kurumun uğradığı zararı, vergisi dahil suç tutanağı ile belirlenmiş veya belirlenecek olan cezasız tutarı, ödemesi halinde hakkında kamu davası açılamayacağı, ödeme süresi ve yerinin soruşturma merciince sanığa bildirilmeden, bildirime dair belge denetime esas şekilde dosyaya konmadan, sanığa dava açılmasını engelleme imkanı tanınmadan kamu davası açılması karşısında; bunun iddianamenin iadesi sebebi olduğu gözetilmeden kabul edilip yapılan yargılamada, sanığa belirtilen bildirimin yapılması ve sonucuna göre hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının takdiri gerekirken, eksik işlem ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

3- )5237 Sayılı TCK’nın 51/3.maddesi uyarınca, cezası ertelenen sanık hakkındaki denetim süresinin mahkum olunan cezadan az olamayacağının gözetilmemesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan sebeple tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 19.06.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 17. CEZA DAİRESİ Esas: 2017/2549 Karar: 2017/7193 Tarih: 07.06.2017

  • TCK 168. Madde

  • Etkin Pişmanlık

1- )5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 168/1. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerine göre, kovuşturma başlamadan önce mağdurun zararının giderilmesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarının indirilmesi gerektiği nazara alındığında, somut olayda sanığın kovuşturma başlamadan önce mağdurun zararını gidermiş olması karşısında, anılan maddenin 1. fıkrası gereğince cezanın üçte ikisine kadarının indirilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde fazla ceza tayin olunmasında,

2- )5237 Sayılı Kanun’un 53/1. maddesinde yer alan “ ( 1 ) Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak…yoksun bırakılır.”, 53/4. maddesinde yer alan “Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz.” ve mezkur Kanun’un 49/2. maddesinde yer alan “hükmedilen bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, kısa süreli hapis cezasıdır.” şeklindeki düzenlemeler karşısında, 1 yıl 8 ay hapis cezasına mahkum edilen ve bu cezası ertelenen sanık hakkında 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53/1. maddesinde öngörülen hak yoksunluklarına hükmedilmemesinde,

İsabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.

Gereği Düşünüldü:

KARAR : Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 23.06.2009 gün ve 2009/9-30 Esas, 2009/177 Sayılı Kararında açıklandığı üzere “ 5237 Sayılı TCY’nın çeşitli maddelerinde şahsi cezasızlık hali ile cezanın kaldırılmasını veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebepler öngörülmüştür. Şahsi cezasızlık nedenleri suçun işlendiği anda var olan sebeplerdir. Örneğin, izlenen suç siyaseti gereği aralarında belli akrabalık ilişkisi bulunan kişilerin birbirlerinin malvarlığına karşı işlemiş bulundukları hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma ve dolandırıcılık gibi suçlardan dolayı cezalandırılmaları yoluna gidilmemektedir. ( 167/1 m. ) Yasa koyucu, bazı durumlarda da işlediği suçtan dolayı failin cezasında indirim yapılmasını yeterli görmektedir. ( 167/2. m. ) Cezanın kaldırılmasını ve cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi nedenler ise suç tamamlandıktan sonra gerçekleşmektedir. Bu halde, suçu oluşturan fiil işlenirken kişinin cezalandırılmasını engelleyen bir durum mevcut değildir. Ancak suç tamamlandıktan sonra ortaya çıkan bazı koşulların varlığı sebebiyle kişiye ya hiç ceza verilmemekte ya da cezasında indirim yapılmaktadır. 5237 Sayılı TCY’nın suç örgütü mensuplarının etkin pişmanlığını düzenleyen 221. maddesinin değişik fıkralarında ise, birbirinden farklı koşullarla, cezanın kaldırılmasını veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi haller kabul edilmiştir.

Şahsi cezasızlığı ( TCK’nın 22/6, 167/1, 245/4, 283/3 284/4. maddeleri ), cezanın kaldırılmasını gerektiren şahsi sebepleri ( TCY’nın 93/1, 184/5, 192/1-2-4, 201, 221, 254, 274/1, 281/5 316/2. maddeleri ) veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi nedenleri ( TCY’nın 93/2, 110, 168, 192/3, 248, 269, 274/2-3, 281/3, 289/2, 293 297/4. maddeleri ) düzenleyen yasa normlarında öngörülen koşulların oluşup oluşmadığı yargıç tarafından her somut olayda ayrı ayrı saptanacaktır. Yargıcın bir yasa normunun uygulanıp uygulanmayacağından ibaret ve objektif olan bu değerlendirmeyi yaparken yanılması, uygulanmaması gereken bir kuralın uygulanması veya uygulanması gereken bir kuralın uygulanmaması sonucunu doğuracaktır ki, bu durumda “hukuka aykırılık” söz konusu olacaktır. Şahsi cezasızlık veya cezanın kaldırılmasını gerektiren şahsi sebebi saptayan yargıç, fail hakkında ceza verilmesine yer olmadığını kararlaştırmak zorundadır; bu halde takdir kullanımından bahsedilemez. Cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebebin varlığını yine hukuki bir değerlendirme ile saptadığında ise, cezada belli bir indirim yapacaktır. İşte bu aşamalarda sadece yasada belirli hadler arasında indirim öngörüldüğü hallerde, bu indirim miktarının belirlenmesi işlemi bir takdir hakkının kullanımını gerektirmektedir.

Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma istemi incelenen dosya kapsamına ve yukarıda alıntı yapılan CGK kararında ayrıntısı ile tartışıldığı üzere cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebebin varlığının saptanmasının hukuki bir değerlendirme olduğu ve bu değerlendirmenin yanlış yapılmasının takdir hakkıyla ilgisi olmadığı nazara alındığında yerinde görüldüğünden, Yalova 2. Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 24.01.2013 tarih ve 2012/299 Esas, 2013/24 Sayılı Kararının sanık … yönünden CMK’nın 309. maddesinin 4. fıkras 4. fıkrasının ( d ) bendi uyarınca BOZULMASINA,

Bozma nedenine göre uygulama yapılarak;

Sanığın üzerine atılı hırsızlık suçunu işlediği sabit olduğundan, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı ve güttüğü amaç ve saiki nazara alınarak ceza tayininde alt sınırdan ayrılmaksızın mahkemesinin taktiri de gözetilerek 5237 Sayılı TCK’nın 142/1-b maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,

Sanığın kovuşturma başlamadan önce etkin pişmanlık göstererek mağdurun zararını giderdiği anlaşıldığından 5237 Sayılı TCK’nın 168/1. maddesi uyarınca hükmolununan cezasından taktiren 2/3 oranında indirim yapılarak 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,

SONUÇ : Sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, cezanın üzerindeki olası etkileri gözönüne alınarak verilen cezanın taktiren 5237 Sayılı 62 . maddesi gereğince 1/6 oranında indirilerek 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, İnfazın bu şekilde yapılmasına, hükmün diğer kısımlarının aynen bırakılmasına, 07.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 13. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/15322 Karar: 2017/3875 Tarih: 11.04.2017

  • TCK 168. Madde

  • Etkin Pişmanlık

I- )Sanıklar hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma suçundan yapılan incelemede;

… Kurulu’nun 20.03.2012 tarihli ve 2011/785-2012/101 Sayılı kararında da açıklandığı üzere “kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma” suçundan dolayı, TCK’nın 191. maddesinin 2.fıkras 2.fıkrası gereğince verilen “tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” dair kararın, sözü edilen fıkraya 6217 Sayılı Kanun’la eklenen cümlenin yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihinden önce ya da sonra verilip verilmediğine bakılmaksızın, temyiz değil itiraz kanun yoluna tabi olması nedeniyle, itirazla ilgili gerekli kararın yetkili ve görevli itiraz merciince verilmesi için, bu suçla ilgili olarak dosyanın incelenmeksizin …‘na İADESİNE,

II- )Sanıklar hakkında mala zarar verme ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından yapılan incelemede;

Dosyada mevcut bilirkişi rapor içeriğine göre müştekiye ait iş yeri giriş kapının kanırtılarak kilit yuvasından çıkartılmak suretiyle içeri girildiğinin anlaşılması karşısında tebliğnamede mala zarar verme suçundan bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.

Birden fazla kişiyle birlikte gerçekleştirilen işyeri dokunulmazlığını bozma suçundan 5237 Sayılı TCK’nın 119/1-c maddesiyle uygulama yapılmaması ile aleyhe temyiz olmadığından, sanık … hakkında tekerrüre esas alınan Asliye Mahkemesi’nin 2012/844 Esas ve 2013/76 Karar sayılı ilamındaki mahkumiyetin, TCK’nın 151. maddesinde düzenlenen mala zarar verme suçuna dair olması ve hükümden sonra 02.12.2016 tarihinde 29906 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 Sayılı CMK’nın 253. maddesinin 1. fıkras 1. fıkrasının ( b ) bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve 5237 Sayılı TCK’nın 151. maddesinde tanımı yapılan mala zarar verme suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 Sayılı TCK’nın 7/2. maddesi uyarınca; ‘‘Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.’’ hükmü de gözetilerek 6763 Sayılı Kanun’un 35. maddesiyle değişik CMK’nın 254. maddesi uyarınca aynı kanunun 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre sanığın tekerrüre esas daha ağır olan ve uzlaşma kapsamında olmayan suça dair ilamının da bulunduğu ve aleyhe temyiz olmaması sebebiyle kazanılmış hakkı korunarak TCK’nın 58. maddesinin uygulanması hususu infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı kabul edilmiş olup, bozma nedeni yapılmamıştır.

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 günlü, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı, 24.11.2015 gün ve 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan kısmi iptal kararı uyarınca, 5237 Sayılı TCK 53. madde 1.fıkra b. bendinde düzenlenen “seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına” hükmünün iptal edilmesi sebebiyle uygulanamayacağının gözetilmesi zorunluluğu,

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … ve …‘ın temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan sebeple isteme kısmen aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 Sayılı 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkralarından “TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına dair bölümlerin” çıkartılarak, yerlerine “Kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkûmiyetin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 Sayılı TCK’nın 53 /1.maddesinin ( a ), ( c ), ( d ) ve ( e ) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkûm olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına” cümlesinin eklenmesi suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

III- )Sanıklar hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;

Sanık … hakkında tekerrüre esas alınan …. Asliye Mahkemesi’nin 2012/844 Esas ve 2013/76 Karar sayılı ilamındaki mahkumiyetin, TCK’nın 151. maddesinde düzenlenen mala zarar verme suçuna dair olması ve hükümden sonra 02.12.2016 tarihinde 29906 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 Sayılı CMK’nın 253. maddesinin 1. fıkras 1. fıkrasının ( b ) bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve 5237 Sayılı TCK’nın 151. maddesinde tanımı yapılan mala zarar verme suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 Sayılı TCK’nın 7/2. maddesi uyarınca; ‘‘Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.’’ hükmü de gözetilerek 6763 Sayılı Kanun’un 35. maddesiyle değişik CMK’nın 254. maddesi uyarınca aynı kanunun 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre sanığın tekerrüre esas daha ağır olan ve uzlaşma kapsamında olmayan suça dair ilamının da bulunduğu ve aleyhe temyiz olmaması sebebiyle kazanılmış hakkı korunarak TCK’nın 58. maddesinin uygulanması hususu infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı kabul edilmiş olup, bozma nedeni yapılmamıştır.

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede, usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1- )Sanık …‘ın savcı huzurunda alınan savunmasında; çalmış oldukları telefon defterini, olaydan 3 gün sonra müştekiye iade ettiğini beyan etmesi, müştekinin mahkeme aşamasında sanıkların parayı iade etmek istediklerini ancak kendisinin kabul etmediğini belirtmesi, benzer bir olaya dair olarak …‘nun 30.04.2013 tarihli ve 2012/6-1524 esas ve 2013/152 Sayılı kararında da mağdurun iade veya tazmini kabul etmemesinin sanık lehine yorumlanayarak yerel mahkemece zararın ve bu zararın hangi aşamada karşılanmak istediğinin tesbit edilerek bir ödeme noktası tayin edilip sanıklara zarar giderme imkanı sunularak sonuca göre sanıklar hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 168. Maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulama şartlarının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,

2- )Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 günlü, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı, 24.11.2015 gün ve 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan kısmi iptal kararı uyarınca, 5237 Sayılı TCK 53. madde 1.fıkra 1.fıkra b. bendinde düzenlenen “seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına” hükmünün iptal edilmesi sebebiyle uygulanamayacağının gözetilmesi zorunluluğu,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … ve …‘ın temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan sebeple tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 11.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


UYARI

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Makale Yazarlığı İçin

Avukat veya akademisyenler hukuk makalelerini özgeçmişleri ile birlikte yayımlanmak üzere avukatbd@gmail.com adresine gönderebilirler. Makale yazımında konu sınırlaması yoktur. Makalelerin uygulamaya yönelik bir perspektifle hazırlanması rica olunur.

Paylaş
RSS