Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

TCK Madde 84 İntihara Yönlendirme Suçu

Son güncelleme: 5 Mart 2026

İntihara Yönlendirme Suçu

TCK Madde 84

(1) Başkasını intihara azmettiren, teşvik eden, başkasının intihar kararını kuvvetlendiren ya da başkasının intiharına herhangi bir şekilde yardım eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) İntiharın gerçekleşmesi durumunda, kişi dört yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) Başkalarını intihara alenen teşvik eden kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (Mülga ikinci cümle: 29/6/2005 – 5377/10 md.)

(4) İşlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan veya ortadan kaldırılan kişileri intihara sevk edenlerle cebir veya tehdit kullanmak suretiyle kişileri intihara mecbur edenler, kasten öldürme suçundan sorumlu tutulurlar.



TCK Madde 84  İntihara Yönlendirme Suçu

TCK Madde 84 Gerekçesi

Maddenin birinci fıkrasında bir başkasını intihara azmettirme, teşvik etme, başkasının intihar kararını kuvvetlendirme ya da başkasının intiharına herhangi bir şekilde yardım etme fiilleri, seçimlik hareketli bir suç olarak tanımlanmaktadır.

Canlı türü olarak insan, hayatını sürdürme konusunda bir içgüdüye sahiptir. Ancak, algılama yeteneğinin olmaması nedeniyle veya yakalandığı hastalıktan kaynaklanan acı ve ızdırabın etkisiyle kişide hayatını sona erdirmeye yönelik bir eğilim ortaya çıkabilir ve bunu bir irade açıklamasıyla ortaya koyabilir. Belirtmek gerekir ki, kişinin bu şartlar altında hayatını sona erdirme yönündeki iradesinin hukukî geçerliliği söz konusu değildir. Başka bir deyişle, belirtilen durumlarda hukuken muteber bir iradeden söz etmek mümkün değildir.

Ahlaken tasvip edilmeyen bir tasarruf olan intihar veya intihara teşebbüs olgusu, bizatihi cezalandırılabilir bir davranış niteliği taşımamaktadır. Buna karşılık, bir başkasını intihara azmettiren, teşvik eden, başkasının intihar kararını kuvvetlendiren ya da başkasının intiharına herhangi bir şekilde yardım eden kişinin bu fiilleri cezalandırılabilir niteliktedir.

Başlı başına cezalandırılabilir bir fiil olarak intihara yardım, esas itibarıyla icraî davranışla gerçekleştirilebilir. Ancak, intiharı önleme konusunda hukukî yükümlülük altında bulunan kişinin, bir intihar olgusuyla karşı karşıya olmasına rağmen, bu intihar girişimini engellememesi, bu girişim karşısında kayıtsız davranması; intihara ihmali davranışla yardım olarak nitelendirilmek gerekir. Ancak, bunun için, kişinin intiharı önleme konusunda hukukî bir yükümlülüğünün olması gerekir.

Maddenin ikinci fıkrasında, intihara teşvik veya yardım suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâli düzenlenmiştir. İntihara teşvik veya yardımın cezalandırılabilmesi için, kişinin intihar etmesi şart değildir. Teşvik veya yardım sonucunda intiharın gerçekleşmesi durumunda, söz konusu fıkraya göre cezanın artırılması gerekmektedir.

Üçüncü fıkrada, başkalarını intihara alenen teşvik edilmesi, ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Bu suçun oluşabilmesi için, belli bir kişinin muhatap alınması gerekmemektedir. Aleniyet için aranan temel ölçüt, fiilin, gerçekleştiği koşullar itibarıyla belirli olmayan ve birden fazla kişiler tarafından algılanabilir olmasıdır. Keza, aleniyetin basın ve yayın yoluyla gerçekleşmesi durumunda artırma oranı ayrıca düzenlenmektedir.

Maddenin son fıkrasında, işlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan veya ortadan kaldırılan kişileri intihara sevk edenlerle, cebir veya tehdit kullanmak suretiyle kişileri intihara mecbur edenler, kasten öldürme suçundan sorumlu tutulacağı kabul edilmiştir.

Aslında, bu durumda kasten öldürme suçu, mağdurun kendisinin araç olarak kullanılması suretiyle, yani dolaylı faillik şeklinde işlenmektedir.


TCK 84 (İntihara Yönlendirme Suçu) Emsal Yargıtay Kararları


Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2022/1783 E. , 2024/924 K.

  • TCK 84
  • Köprüden atlamak üzere olan maktule "atla ulan, o... çocuğu" diyen sanıkların bu sözleri üzerine atlayarak ölmesi nedeniyle sanıklar TCK m.84/2 gereği intihara yönlendirme suçundan cezalandırılmalıdır.

Oluşa ve dosya kapsamına göre; sanıkların 08.03.2016 tarihinde 15 Temmuz Şehitler Köprüsünde intihar girişiminde bulunan ancak polis memuru tanık A.A. tarafından intihar teşebbüsünden vazgeçmesi konusunda ikna edilmek üzere olan maktule bulundukları araçtan ''atla ulan, o... çocuğu'' şeklinde sözler sarf ettikleri ve maktulün bunun üzerine ''atla he'' şeklinde söz sarf edip kendisini köprüden aşağı attığı ve denize çarparak öldüğü, maktulün dış etkenlerden bağımsız olarak intihar kararını verdiği, bu kararının, sanıklarca sarfedildiği sabit olan "atla ulan o... çocuğu" şeklindeki sözler nedeniyle kuvvetlendirildiği ve bu sözleri duyup "atla he" diyerek köprüden atlayarak yaşamına son verdiği olayda, sanıkların sübut bulan intihara yönlendirme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 84 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ayrı ayrı mahkûmiyetlerine dair ilk derece mahkemesi hükümlerine karşı istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet hükümlerinin kaldırılarak yazılı şekilde beraatlerine karar verilmesi, bozma nedenidir.


Yargıtay 1CD Esas : 2023/5087 Karar : 2025/4395

  • TCK 84
  • Sanığın maktulü intihara azmettirdiği, teşvik ettiği veya intihar kararını kuvvetlendirdiğine veya herhangi bir şekilde yardım ettiğine dair delil olmadan intihara yönlendirme suçundan cezalandırılması mümkün değildir.

Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre; sanık ile maktul arasında duygusal birliktelik yaşandığı, olaydan önce maktul tarafından bu ilişkinin zaman zaman sonlandırıldığı, sanığın maktul ile ilişkisini sürdürme konusunda ısrarcı olduğu ve tekrar maktul ile sosyal medyadan yazışmaya başladıkları, sosyal yaşamda birlikteliklerinin başladığı, olay tarihinde buluşmak için anlaştıkları, akşam 18: 30 civarında buluştukları, birlikte alkol almaya gittikleri, bir süre dolaştıktan sonra olayın meydana geldiği … Mevkiinde bulunan Boğaçayı kenarındaki bir mevkiye geldikleri, maktulün tuvalete gideceğini söyleyerek sanıktan aracı durdurmasını istediği, bu nedenle sanık yavaşladığında önünde bulunan çantasından tabancasını çıkartarak doldur boşalt yapıp aniden kafasına dayadığı, sanığın maktulün eline sarılarak silahı almak istediği, bu nedenle aralarında mücadele geçtiği, boğuşma sırasında maktulün vurulabileceğini düşünen sanığın müdahaleyi bırakması üzerine maktul …'ın araçtan inerek silahını kafasına dayayıp ateş ettiği, …'ın vurulması üzerine sanığın vakit kaybetmeden 112 Acil'i aradığı, ancak maktulün başına isabet eden mermi nedeniyle öldüğü olayda;

Sanığın maktulü intihara azmettirdiği, teşvik ettiği veya intihar kararını kuvvetlendirdiğine veya herhangi bir şekilde yardım ettiğine dair savunmasının aksine mahkumiyetine yetecek, her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delilin mevcut olmadığı halde, atılı suçtan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, bozma nedenidir.


Yargıtay 1CD Esas : 2018/5412 Karar : 2019/1154

  • TCK 84
  • Mesaj yoluyla intihara sevk ettiği kişinin intihara teşebbüs edip ölmemesi halinde, fail, TCK m.84/1'te yer alan intihara yönlendirme suçu nedeniyle cezalandırılması gerekir.

Oluşa ve dosya içeriğine göre; sanığın gönderdiği mesajlardan etkilenen mağdurun intihara teşebbüs ettiği, ancak intiharın gerçeklemediği anlaşıldığından, sanık hakkında eylemine uyan TCK'nin 84/1. maddesi uyarınca cezalandırılması yerine yazılı şekilde aynı Yasanın 84/2. maddesi uygulanmak suretiyle fazla ceza tayini, bozma nedenidir.


Y1CD E.2021/7651 - K.2021/13062

  • TCK 84/4
  • Sanık maktulü intihara mecbur bırakıp maktulün de cebir ve şiddetin etkisi altında intihar etmesi halinde, sanık TCK'nin 84/4. maddesi yollamasıyla TCK m.81 gereği kasten insan öldürme suçu nedeniyle cezalandırılmalıdır.

...'da diş hekimi olarak çalışan maktulün eşinden boşandıktan sonra sanıkla tanıştığı ve sevgili oldukları, sanığın ilişkileri boyunca maktule kendini farklı tanıttığı ve onun duygusal boşluğundan faydalanarak etkilediği, maktulün bu süreç içinde sanığa maddi yardımda da bulunduğu, olayın olduğu tarihte sanığın ...'ya geldiği ve maktulün evinde kaldığı, evde de maktule psikolojik ve fiziksel şiddet uyguladığı, bu hususların hem cep telefonu mesaj kayıtları ile hem de maktulün yardımcısı...'ın ifadeleriyle doğrulandığı, olaydan bir gün önce sabaha karşı, evde tanık... olduğu halde sanığın maktule fiziksel şiddet uyguladığı, seslerden rahatsız olan...'ın eve polis çağırdığı, gelen polisleri maktulün şikayetçi olmayarak geri gönderdiği, ertesi gün maktulün...'ı evden gönderdiği ve sanıktan ayrılacağını söylediği, ancak olay günü sanığın maktule yine şiddet uyguladığı, bu şiddetin sonucu olarak maktulün kan izlerinin evin çeşitli yerlerinde bulunduğu, şiddetin sonucunda da kendisini 5. kattaki evinin balkonundan aşağı bıraktığı, yaralı halde kaldırıldığı hastanede bilgi amaçlı soru soran polislere erkek arkadaşından şiddet gördüğü için atladığını söylediği, akabinde de öldüğü olayda;

Maktulün gördüğü cebrin ve şiddetin sonucunda evinin 5. kat balkonundan atlamak zorunda kaldığından, sanığın TCK'nin 84/4. maddesi yollamasıyla TCK'nin 81. maddesi gereğince cezalandırılması gerekirken yazılı şekilde uygulama yapılarak olası kastla öldürme suçundan hüküm kurulması suretiyle sanık hakkında eksik ceza tayini,


Yargıtay 1CD Esas : 2019/1885 Karar : 2020/232

  • TCK m.84/4
  • Sanıkların bizzat tarım ilacını içirmemiş ve tüfeği ateşlememiş olmaları kabul edildiğinde dahi maktulü intihara zorladıklarının kabulü gerektiği, eylemlerinin cebir veya tehdit kullanmak suretiyle kişileri intihara mecbur etme olduğu ve TCK 84/4. maddesinin yollamasıyla kasten öldürme suçundan cezalandırılmalarına karar verilmelidir.

Sanıklarla herhangi bir husumeti saptanamayan üç gizli tanığın birbirini doğrulayan ve olayın oluşuna uygun anlatımları, sanık ...’in bir neden yokken çok kısa bir süre sonra koşarak ve dağ yolundan eve gelip maktulle tartışması ve onu darp etmesi, sanığın üç saati aşkın bir süre nerede olduğunu ve ne yaptığını tam olarak açıklayamaması ancak kamera görüntüleri ve tanık anlatımlarından evde olduğunun anlaşıldığı, yine sanık ...’nin olaydan önce komşuya nane satmaya gittiği yönündeki savunmasının da gerçeği yansıtmadığı, evdeki gazlı ocağın maktul öldükten sonra açıldığının sabit olduğu, sanık ...’nin maktulün ölümünden sonra gece geç vakitte kızım geldi görmeye gelin diyerek komşularını evine davet etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, maktulün bir ay ...’nda kalmasına rağmen intihar etmeyip eve gelir gelmez intihar etmesinin inandırıcı olmadığı, kaldı ki intihar etme niyeti olsaydı ‘biliyorum siz beni öldüreceksiniz’’ demeyeceği, sanıkların maktule yönelik davranışları ve maktulün olaydan önce sarf ettiği sözler, tüfeğin maktulün yanında veya önünde değilde arkasında bulunmuş olması sanıkların evin içinde maktulle birlikte iken silah sesinin gelmiş olması ve diğer deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sanıkların bizzat tarım ilacını içirmemiş ve tüfeği ateşlememiş olmaları kabul edildiğinde dahi maktulü intihara zorladıklarının kabulü gerektiği, eylemlerinin cebir veya tehdit kullanmak suretiyle kişileri intihara mecbur etme olduğu ve TCK 84/4. maddesinin yollamasıyla kasten öldürme suçundan cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği halde yazılı şekilde beraatlerine karar verilmesi, bozma nedenidir.


Y1CD Esas : 2019/3055 Karar : 2020/117

  • TCK m.84/4
  • İntihara zorlanan kişinin ölmemesi halinde fail kasten öldürmeye teşebbüs suçu nedeniyle yargılanmalıdır.

Mağdur ...’in alınan beyanlarına göre; sanıklar ..., ... ve ...’in kendisini tehdit ederek intihar etmeye zorladıklarını, bu haliyle sanıkların eylemlerinin TCK’nin 84/4. maddesinde yazılı kasten öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdir ve değerlendirmesinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması, bozma nedenidir.


Yargıtay 1CD Esas : 2018/5412 Karar : 2019/1154

  • TCK 84/1
  • Sanığın gönderdiği mesajlardan etkilenen mağdurun intihara teşebbüs etmesi ancak ölmemesi halinde sanık TCK 84/1 gereği cezalandırılmalıdır.

Oluşa ve dosya içeriğine göre; sanığın gönderdiği mesajlardan etkilenen mağdurun intihara teşebbüs ettiği, ancak intiharın gerçeklemediği anlaşıldığından, sanık hakkında eylemine uyan TCK'nin 84/1. maddesi uyarınca cezalandırılması yerine yazılı şekilde aynı Yasanın 84/2. maddesi uygulanmak suretiyle fazla ceza tayini, bozma nedenidir.


Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2016/3738 E. , 2017/5301 K.

  • TCK m.84/1
  • Mesaj yoluyla başkasını intihara teşvik etme

Dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çocuk ...'ın, mağdura "ya kendini intihar et ya da ben ailene söyleyeceğim" şeklinde mesaj gönderdiği, bu mesaj üzerine, mağdur ...'nun ilaç içerek intihara teşebbüs ettiği, bu suretle sanığın intihara yönlendirme suçunun sübuta erdiği gözetilmeksizin bu suç yönünden mahkumiyetine karar verilmesi yerine yazılı şekilde beraatine hükmedilmesi, bozma nedenidir.


Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2024/5193 E. , 2024/8268 K.

  • TCK 84
  • Sanığın eyleminin kasten yaralama suçunu oluşturduğu, sanığın üzerine atılı intihara yönlendirme suçunu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı deliller elde edilememiştir.

Dosya kapsamına göre; sanık ile mağdurun 23 yıldır evli oldukları, müşterek beş çocuklarının bulunduğu, mağdurun, sanığın facebook sosyal paylaşım sitesinde ... isimli bir kadınla mesajlaşmasını yakaladığı, bunun üzerine mağdurun ... isimli kadının evine gittiği ancak annesinin bulunması nedeniyle durumu anlatamadan oradan ayrıldığı, dönüş yolunda sanığın kendisini aradığı ve nerede olduğunu sorduğunda ...'ye gittiğini beyan etmesi üzerine, sanığın gelerek mağduru yol üzerinden aldığı, besihane olarak kullanılan yere götürdüğü ve süreç boyunca darp ederek, onu basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte yaraladığı anlaşılan olayda; intihara yönlendirme eyleminin gerçekleştiği iddia olunan yerin besihane olması nedeniyle ip bulunması hususunun olağan olması, sanığın üzerine atılı suçlamayı inkar etmesi ve mağdurun olayın oluşumuna ilişkin aşamalarda çelişkili beyanlarda bulunması hususları göz önünde bulundurularak; sanığın tamamlanan eyleminin kasten yaralama suçunu oluşturduğu, kasten yaralama suçundan aldığı cezanın kesinleştiği, bu haliyle; sanığın üzerine atılı intihara yönlendirme suçunu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği anlaşıldığından, sanığın beraatine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde intihara yönlendirme suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.


Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2023/9621 E. , 2024/3967 K.

  • TCK 84
  • Baba olan sanığın maktül kızına ders çalışma ve ergenlikle ilgili meselelere ilişkin nasihatler üzerine kızının intihar etmesi halinde babanın intihara yönlendirme suçu nedeniyle cezalandırılmasın mümkün değildir.

Maktulün olay tarihinde tabanca ile başına bir el ateş ederek intiharı sonucu vefat ettiği olayda her ne kadar babası olan sanık hakkında intihara yönlendirme suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmışsa da; baba kız olan taraflar arasında ders çalışma ve ergenlikle ilgili meselelere ilişkin sanığın nasihatleri ısrarları olsa da sanığın ölene kötü davrandığı veya intihara yönlendirme suçunu oluşturacak biçimde baskı yaptığına dair somut olarak bir delil bulunmadığı anlaşılmakla, sanığın savunmasının aksine, atılı suçtan mahkumiyetini gerektirecek her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından beraatine karar verildiği görülmüştür.


Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2020/4388 E. , 2021/740 K.

  • TCK 84
  • Namus vb. nedenlerle intihar etmeye mecbur bırakılan kişinin intihar etmesi üzerine fail TCK m.84/4 yollamasıyla TCK m.81 gereği kasten öldürme suçundan cezalandırılmalıdır.

Oluşa ve dosya içeriğine göre, olaydan bir gün önce ölen ...’ın ...ile kaçtığı, ertesi gün sabah saatlerinde...’ın ...tarafından babası sanık ...’e teslim edildiği, sanık ...’in ise...’ı ailesine teslim etmek üzere yanında tanık ... ile birlikte maktulün abisi ve babası olan diğer sanıklar... ve ...’ın evlerine götürdüğü, sanık ...’ın ...’in üzerindeki tüfeği almaya yeltenerek kızı...’a "kendini kime siktirdin, senin ölmen gerekirdi, orospu" şeklinde hakaret ve tehdit içeren sözler sarf ettiği, abisi sanık ...’nin de ölen ...’a aynı minvalde hakaret ve tehdit içeren sözler sarf ettiği, akabinde...’ı eve aldıkları ve birkaç saat sonra...’ın sanık ...’e ait kaleşnikof marka tüfekle kendisine ateş ederek hayatını kaybettiği anlaşılan olayda; öldürme eyleminin sanıklar tarafından gerçekleştirildiği şüphe de kalsa da; sanıkların olay öncesi...’a saldırıp senin ölmen gerekirdi şeklinde tehdit içeren sözler sarf etmeleri, zorlayıcı nitelikte cebir uygulamaları, olayın gerçekleştiği yörede namus kavramına verilen değer gözönünde bulundurulduğunda sanık ...’e ait korucu silahının maktulenin olduğu odaya bırakılması, bu suretle maktul üzerinde tahakküm kurularak intihara mecbur edilmesiyle birlikte maktulün yaşı ve içine düştüğü ruhsal ve fiziksel baskı durumu dikkate alındığında, sanıklar hakkında TCK’nin 84/4. maddesinde yazılı intihara mecbur etmek suretiyle nitelikli kasten öldürme suçundan mahkumiyet kararı verilmesi yerine, yazılı şekilde suç vasfında yanılgılı değerlendirme sonucu intihara yönlendirme suçundan hüküm kurulması, bozma nedenidir.


Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2019/3162 E. , 2019/5135 K.

  • TCK 84
  • Maktulün hırsızlık yaptığının iddia edilmesi üzerine intihar etmesi nedeniyle intihara yönlendirme suçu vücut bulmaz.

Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre, maktul Ahmet ile ile aynı otelde çalışan ve ailece görüştükleri anlaşılan sanık ...'ın, olaydan önce 30/10/2013 tarihinde evinden bir miktar dövizin çalınması nedeniyle polis merkezine başvurarak paranın ve anahtarın yerini bildiği için ölenden şüphelendiğini beyan ederek şikayetçi olduğu, tanık anlatımlarına göre de, sanığın arkadaşı Ahmet'i, "Paramı getireceksin, seni rezil ederim, getirmezsen tek çaren ölümdür" diyerek tehdit ettiği, ölen Ahmet'in bu durumu gurur meselesi yaparak bunalıma girdiği ve cep telefonunda "Maviş" olarak kayıtlı olan sanığa, "Maviş iyi düzen kurmuşsun helal olsun, ben senin dediklerini yaptım ama paranı asla almam, beni hırsızlıkla suçlayamazsın ben Ahmet ustayım telefonunu açık tut sana bir sürprizim var" şeklinde mesaj attığı ve sonrasında da Manavgat Köprüsünden ırmağa atlayarak intihar ettiği olayda; Evinden hırsızlık yapıldığı iddiasında olan sanığın, uzun süredir arkadaşlık yaptığı Ahmet'ten şüphelendiğini beyan ederek şikayetçi olması ve bu bağlamda öleni tehdit etmekteki kastının esasen çalındığını öne sürdüğü parayı geri almaya yönelik olduğu, durumu gurur meselesi yaparak bunalıma giren Ahmet'in intihar etmesiyle sonuçlanan olayda TCK'nin 84. maddesinde düzenlenen intihara yönlendirme suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşıldığından, sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi, bozma nedenidir.


Ceza Genel Kurulu 2020/374 E. , 2022/77 K.

  • TCK 84
  • İntihara yönlendirme suçunun unsurları ve şartları

TCK’nın 84. maddesinin gerekçesi ise “Maddenin birinci fıkrasında bir başkasını intihara azmettirme, teşvik etme, başkasının intihar kararını kuvvetlendirme ya da başkasının intiharına herhangi bir şekilde yardım etme fiilleri, seçimlik hareketli bir suç olarak tanımlanmaktadır.

Canlı türü olarak insan, hayatını sürdürme konusunda bir içgüdüye sahiptir. Ancak, algılama yeteneğinin olmaması nedeniyle veya yakalandığı hastalıktan kaynaklanan acı ve ızdırabın etkisiyle kişide hayatını sona erdirmeye yönelik bir eğilim ortaya çıkabilir ve bunu bir irade açıklamasıyla ortaya koyabilir. Belirtmek gerekir ki, kişinin bu şartlar altında hayatını sona erdirme yönündeki iradesinin hukukî geçerliliği söz konusu değildir. Başka bir deyişle, belirtilen durumlarda hukuken muteber bir iradeden söz etmek mümkün değildir.

Ahlaken tasvip edilmeyen bir tasarruf olan intihar veya intihara teşebbüs olgusu, bizatihi cezalandırılabilir bir davranış niteliği taşımamaktadır. Buna karşılık, bir başkasını intihara azmettiren, teşvik eden, başkasının intihar kararını kuvvetlendiren ya da başkasının intiharına herhangi bir şekilde yardım eden kişinin bu fiilleri cezalandırılabilir niteliktedir.

Maddenin ikinci fıkrasında, intihara teşvik veya yardım suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâli düzenlenmiştir. İntihara teşvik veya yardımın cezalandırılabilmesi için, kişinin intihar etmesi şart değildir. Teşvik veya yardım sonucunda intiharın gerçekleşmesi durumunda, söz konusu fıkraya göre cezanın artırılması gerekmektedir...” biçiminde ifadelere yer verilmiştir.

Türk Dil Kurumunun Güncel Türkçe Sözlüğü’ne göre, "Bir kimsenin toplumsal ve ruhsal nedenlerin etkisi ile kendi hayatına son vermesi” anlamına gelen ve madde gerekçesinde de belirtildiği üzere ahlaken tasvip edilmeyen bir tasarruf olan intihar veya intihara teşebbüs olgusu, bizatihi cezalandırılabilir bir davranış niteliği taşımamaktadır.

İntiharın bizatihi suç olarak kabul edilmemesi nedeniyle bir başkasını intihara sevk eden veya yardımda bulunan kişileri iştirak hükümlerine göre cezalandırmak da mümkün bulunmamaktadır. TCK’nın 40. maddesinde düzenlenen “bağlılık kuralı” gereğince suça iştirak için fail tarafından işlenen fiilin, tipik ve hukuka aykırı olması gerekir. Hâlbuki intihar veya intihara teşebbüs, ceza kanunlarında suç olarak tanımlanan bir fiil değildir. Böyle olunca iştirak kuralarını uygulamak suretiyle bir başkasının intiharına şerik (azmettiren ve yardım eden) olarak katılanları cezalandırmak mümkün değildir. Bu nedenle yasa koyucular, kişinin yaşama hakkını daha etkin bir şekilde korumak ve dolayısıyla kişinin kendi eliyle yaşamını sona erdirmesine bir başkasının müdahalesini önlemek için intihara yönlendirme fiilini bağımsız bir suç olarak düzenlemişlerdir. TCK’nın 84. maddesinde de intihara yönlendirme bağımsız bir suç olarak düzenlenmiştir. İntihara yönlendirme suçunu oluşturan davranışlar, TCK’nın “faillik” ve “şeriklik” olarak ikiye ayırdığı iştirak şekillerinden sadece “şeriklik” statüsünü oluşturan “azmettirme” ve “yardım etme” fiillerini kapsamaktadır. Bu itibarla bir başkasının intihar fiili veya intihar edenin iradesi üzerinde hâkimiyet kuran kişilerin, artık intihara yönlendirme suçundan değil, kasten öldürme suçunun doğrudan veya dolaylı faili olarak cezalandırılmaları gerekmektedir. Başka bir deyişle, intihar fiiline faillik türlerinden birisiyle iştirak edilmesi hâlinde, fiil artık intihara yönlendirme suçunu değil, kasten öldürme suçunu oluşturacaktır. Örneğin; evinin tavanına astığı iple intihar etmek isteyen kişi, arkadaşından altındaki sandalyeye tekme atmasını rica etse ve arkadaşı da intihar edenin o isteğini yerine getirse, bu durumda kasten öldürme suçundan söz edilmelidir. Çünkü, bu olayda intihar etmek isteyen kişi, kendi hareketiyle kendisini öldürmemekte, bir başkasının hareketiyle öldürülmüş olmaktadır.

İntihara yönlendirme suçu, “başkasını intihara azmettirme, teşvik etme, başkasının intihar kararını kuvvetlendirme ve başkasının intiharına herhangi bir şekilde yardım etme” şeklindeki hareketlerden oluşan seçimlik hareketli bir suçtur. Bu hareketlerden yalnızca birisinin yapılması suçun oluşması için yeterlidir. Suçu oluşturan seçimlik hareketlerden azmettirmek, teşvik etmek ve kararı kuvvetlendirmek, mağduru intihara yönlendirici manevi nitelikteki hareketlerdir. Nitekim bu hareketler TCK'nın 38. maddesinin 1. fıkrasında ve 39. maddesinin 2. fıkrasında suça iştirakin manevi şekilleri olarak düzenlenmiştir. Diğer seçimlik hareket olan "herhangi bir şekilde yardım etmek" ise daha çok maddi nitelikteki yardımları kapsamaktadır.

İntihar fiilini gerçekleştiren kişi bizatihi mağdurun kendisi olmalıdır. Failin intihara katkısı, maddede seçimlik olarak sayılan hareketlerle sınırlı olmalı, mağdurun kendi yaşamına son vermesi, kendi iradesiyle aldığı karara istinaden bizzat kendisi tarafından gerçekleştirilmelidir. Şayet fail, azmettirme, teşvik etme, kararı kuvvetlendirme veya yardım etme şeklindeki hareketlerin yanında veya tek başına ölümü meydana getiren icra hareketini kendisi gerçekleştirmişse, intihara yönlendirme suçunu değil, kasten öldürme suçunu işlemiş olur.

Suç teşkil eden seçimlik hareketlerden “intihara azmettirme”, aklında hiç intihar düşüncesi olmayan kimsede intihar düşüncesi uyandırmak, intihar etmesi yönünde karar verdirmek ve böylece intiharın ilk ve etkili sebebi olmak anlamına gelmektedir. “İntihara teşvik” ise, intihar etmeyi düşünen ve fakat henüz bu konuda kararını tam olarak vermemiş olan kişiyi intihar kararı verdirmeye yöneltmektir. Teşvikte, mevcut olan ancak ortaya çıkmamış bulunan intihar düşüncesi uyandırılmakta ve kişi intihara özendirilmektedir. Azmettirmede intihar kararını müntehirin iradesi üzerinde yoğun etkide bulunan azmettiren verdiği hâlde, teşvikte intihar kararını müntehir daha serbest vermektedir. “İntihar kararını kuvvetlendirme”, intihar kararını vermiş olan kişinin bu kararını güçlendirmek, almış olduğu intihar kararını icra safhasına koyması için motive etmektir. İntihara yönlendirme suçunun diğer bir seçimlik hareketi olan “intihara herhangi bir şekilde yardım etme” ise, intihara karar vermiş olan bir kimsenin intiharını fiilen ve etkili bir şekilde kolaylaştırmaya yönelik her türlü hareket olarak sayılmaktadır. Bu yardım intihardan önce olabileceği gibi intihar sırasında da yapılabilir. Yine bu yardım, maddi olabileceği gibi manevi de olabilir. Örneğin; bir kimseye intihar etmesi için silah, zehir, ip verme veya yüksekten atlayacağı yere götürme gibi hareketler maddi anlamda intihara yardım etme olarak sayılabilir. Müntehire, intiharı ne şekilde gerçekleştireceği konusunda yol gösterme, intihar sonrasında geride kalan çocuklarına bakacağını söyleme gibi hareketler manevi nitelikte yardımı teşkil etmektedir.

Başkasının intiharına yardım eden failin hareketleri bunlarla sınırlı kalmalı, intihar fiili müntehir tarafından gerçekleştirilmelidir. Şayet yardım eden kimse, kendini asanın ayağından çekmek, ipi boğazında sıkmak gibi kişinin ölümü sonucunu doğuran icrai hareketi de bizzat kendisi yapmışsa, bu takdirde intihara yönlendirme suçu değil, kasten öldürme suçu söz konusu olacaktır (Mahmut Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 7. Baskı, Seçkin Yayınevi, ..., 2020, s. 155-165.).

Bu bilgiler ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;

11.10.1999 doğum tarihli olan suça sürüklenen çocuk ...’un, 25.05.2014 tarihinde arkadaşları olan ..., ..., ..., Simge Celep ve ...ile birlikte saat 13.30 sıralarında Alibeyköy’de bulunan Havuzlu Park içerisinde oturdukları sırada yanlarına ve gelen kimlik bilgileri tespit edilemeyen şahıslarla aralarında tartışma çıktığı, tartışma sırasında kendilerine bıçak çeken şahısların başka kişilerle birlikte kalabalık bir hâlde tekrar geleceklerini söyleyerek yanlarından ayrıldıkları, bunun üzerine suça sürüklenen çocuk ...’un eve giderek babasına ait yerini bildiği 7,65 mm çapındaki ruhsatsız tabancayı alarak geri döndüğü, suça sürüklenen çocuk ... ile arkadaşı tanık...’in kavga çıkacağını düşünerek mahalleden tanıdıkları olan ölen ... ile tanık ...’u bulmak amacıyla ...Parkı’na doğru giderken ölen ... ve tanık Taner’i gördükleri, kendilerine Havuzlu Park’taki yaşananları anlattıkları ve kavga çıkacağını söyledikleri, bunun üzerine suça sürüklenen çocuk, ölen ... ve tanıkların hep birlikte ...Parkı’na gittikleri, suça sürüklenen çocuk ... ile ölen ...’nin arkadaşlarının yanından ayrılarak parkın içine doğru uzaklaştıkları, suça sürüklenen çocuk ...’in yanında tabanca getirdiğini gören ölen ...’nin, tabancayı eline aldıktan sonra uzaklaşarak tabancanın namlusuna mermi sürüp şarjörünü çıkardığı ve tabancayı başına dayayarak bir el ateş ettiği, kaldırıldığı hastanede bir süre yoğun bakımda tedavi gören ölen ...’in 29.05.2014 tarihinde öldüğü olayda;

Suça sürüklenen çocuğun savunmasında, parka giderken ölen ...’yi gaz çekerken gördüğünü, daha önceden ölenin kendi kollarını kestiğini bildiğini, ölenin tanık ...’a kız arkadaşından ayrıldığını ve kendisini vuracağını söylediğini, bunu tanık Bahar’dan duyduğunu ancak olay anında ölenin kendisine ateş edeceğini bilmediğini, ölenin havaya ateş etmek amacıyla tabancayı elinden zorla aldığını beyan etmesi, suça sürüklenen çocuğun tabancayı, kalabalık bir grubun kendileriyle kavga etmek üzere geri gelmeleri ihtimaline binaen tedbiren yanına aldığının anlaşılması, suça sürüklenen çocuğun tabancayı ölenin intihar edeceğini bilerek ve kendi isteğiyle verdiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilememesi karşısında; suça sürüklenen çocuğa atılı intihara yönlendirme suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı kabul edilmelidir. Bu itibarla Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmünün, suça sürüklenen çocuğun beraatine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.

Ulaşılan bu sonuç karşısında, hükmün eksik araştırmayla verilip verilmediğine ilişkin uyuşmazlık konusu değerlendirilmemiştir.

2- 6136 sayılı Kanun'a muhalefet etme suçunda dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediği;

Suça sürüklenen çocuğa atılı 6136 sayılı Kanun’a muhalefet etme suçunun yaptırımı aynı Kanun’un 13/1. maddesinde bir yıldan üç yıla kadar hapis ve otuz günden yüz güne kadar adlî para cezası olarak düzenlenmiş olup TCK'nın 66/1-e ve 66/2. maddeleri uyarınca bu suçun asli dava zamanaşımı süresinin TCK’nın 31/2. maddesi kapsamında bulunan suça sürüklenen çocuk bakımından 4 yıl, aynı Kanun’un 67/4. maddesi göz önüne alındığında da kesintili dava zamanaşımı süresinin 6 yıl olduğunun anlaşılması karşısında; daha ağır cezayı gerektiren başka bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan ve 25.05.2014 tarihinde gerçekleştirilen eylemle ilgili olarak, suça sürüklenen çocuk hakkında dava zamanaşımını kesen en son işlem 03.03.2015 tarihli sorgusu olup bu tarihten sonra zamanaşımını kesen veya durduran başkaca bir sebebin gerçekleşmediği gözetildiğinde, TCK'nın 66/1-e ve 66/2. maddeleri uyarınca, 4 yıllık asli zamanaşımı süresi 03.03.2019 tarihinde dolmuş bulunmaktadır.

Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu 6136 sayılı Kanun’a muhalefet etme suçundan verilen ceza verilmesine yer olmadığına dair hükmünün, gerçekleşen dava zamanaşımı nedeni ile bozulmasına, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, 1412 sayılı CMUK'nın 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 322. maddesine göre karar verilmesi mümkün olduğundan, TCK'nın 66/1-e, 66/2 ve CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca suça sürüklenen çocuk hakkında 6136 sayılı Kanun’a muhalefet etme suçu suçundan açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmelidir.


YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ Esas : 2014/4934 Karar : 2015/3776 Tarih : 10.06.2015

  • TCK 84. Madde

  • İntihara Yönlendirme Suçu

Yaşı küçük ... için görevlendirilen vekilin, duruşmada sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi talebinin davaya katılma isteği niteliğinde bulunduğu bu konuda herhangi bir karar verilmemesinin usule aykırı olduğu anlaşılmakla; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19/10/2010 tarih ve 2010/149-205 sayılı kararında belirtildiği üzere, ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp karara bağlanmayan katılma isteğinin, temyiz incelemesi sırasında herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını gerektirmiyorsa, karara bağlanması mümkün olduğundan, 5271 sayılı CMK`nun 237/2 maddesi gereğince, suçtan zarar gören .... ’un kamu davasına katılmasına karar verildikten sonra yapılan incelemede;

1)Sanık hakkında intihara yönlendirme suçundan TCK`nun 84/1-2-4 maddesi gereğince cezalandırılması için kamu davası açıldığı, yargılama sırasında mahkemece sanık hakkında kasten öldürme suçundan ek iddianame düzenlenmesi talebinde bulunulması üzerine 06/09/2012 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, iddianamedeki anlatımın kasten öldürme suçuna dönüştürülmesinin mümkün olmaması karşısında; söz konusu kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılmasından, kesinleşmemiş ise gerekli tebligatların yaptırılması, kesinleşmiş ise kanun yararına bozma yoluna başvurulması cihetine gidilerek, bu kararın kaldırılması halinde açılacak kamu davasının birleştirilmesinden,

2)Dava dosyasının tümüyle Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kuruluna gönderilerek ölenin kafa bölgesindeki ateşli silah yarasının özellikleri ve trajesi nazara alınarak bu haliyle kişinin kendisini vurmasıyla veya bir başkasının ateş etmesiyle oluşmasının mümkün olup olmadığı yönünden tıbben ayırım yapılıp yapılamayacağı hususlarında rapor alınmasından sonra,

Sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin düşünülmemesi suretiyle eksik soruşturma sonucu yazılı biçimde hüküm kurulması,

Bozmayı gerektirmiş olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün, tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak (BOZULMASINA), oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ Esas : 2010/6485 Karar : 2013/3121 Tarih : 11.04.2013

  • TCK 84. Madde

  • İntihara Yönlendirme Suçu

Sanık E...ile maktul Z...'in bir süre önce internette tanıştıkları, Z...'in kendisini K... olarak tanıttığı ve yazışmalarda erkek gibi davrandığı, bunun sonucunda aralarında duygusal bir ilişkinin geliştiği, bir süre sonra yine internet üzerinden Z...'in açıklaması üzerine onun aslında erkek olmadığını öğrenen E...'in önce ilişkiye son vermek istediği, daha sonra ise ilişkiyi sürdürme kararı aldıkları, önce ...buluştukları, sonra da birlikte yaşamak için ...'ya gidip olaydan yaklaşık bir ay önce orada bir ev tutarak birlikte yaşamaya ve aynı zamanda cinsel yönden de birlikte olmaya başladıkları, bu arada Z...'in ameliyatla erkek olmak istediği ve bunun için çaba harcadığı, daha sonra Z...'in bunu başaramaması üzerine artık yaşamanın anlamsız olduğu yönünde değerlendirmede bulunarak önceden konuştukları birlikte intihar etme fikrini hayata geçirmeye karar verdikleri, Z...'in ...gidip babasının olduğunu söylediği bir tabanca ile döndüğü, olay günü iki adet intihar mektubu yazıp birlikte kahvaltı yaptıktan sonra, tabanca ile intihar etmek üzere yanyana oturdukları, evvela kimin önce intihar edeceği konusunda konuştukları, ikisinin de bir diğerinden önce intihar etmek istediği, daha sonra Z...'in baskın çıkması üzerine, öncelikle Z...'in tabancayı alıp kafasına dayayarak tetiğe basmak suretiyle intihar edip öldüğü, ardından E...`in de tabancayı aldığı, kafasına dayadığı ve tetiğe bastığı ancak merminin sıkışması üzerine silahın ateş almadığı, bir kaç kez denemesine rağmen silahı ateşlemeyi başaramadığı, bunun üzerine annesine telefon ederek yardım istediği ve kolluk güçlerinin E... ile maktulün bulunduğu yere geldikleri olayda;

Her ne kadar; maktulün intihar etme kararı üzerinde sanığın kendisine ait intihar etme kararının etkili olduğu ve onun kararını takviye ettiği söylenebilirse de, sanığın kararının münhasıran kendi intiharına ilişkin olması ve bunun dışında maktulün intiharına yönelik herhangi bir söz veya hareketinin bulunmaması ve hatta intihar anında sanık ve maktulden her birinin bir diğerinin intiharını istemek bir yana öncelikle kendisinin intihar etmek istediğinin açıkça anlaşılması karşısında, sanığın intihara yönlendirme suçundan beraati yerine mahkumiyetine karar verilmiş olması,

Yasaya aykırı görülmekle, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olup, bu nedenle hükmün tebliğnamedeki düşünce hilafına (BOZULMASINA), oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ Esas: 2014/282 Karar: 2014/1248 Tarih: 04.03.2014

  • TCK 84. Madde

  • İntihara Yönlendirme Suçu

1- Sanık E.’in "hakaret" suçundan verilen adli para cezası, miktarı itibariyle 6217 sayılı Kanunun 26. maddesiyle 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 2. maddesine göre kesin nitelikte olup, temyiz kabiliyeti bulunmadığından, müdafiinin bu suça yönelik temyiz isteminin CMUK’nun 317. maddesi uyarınca reddine karar verilmiş, temyiz edenin sıfatı ve dilekçesinin içeriğine göre temyiz incelemesi, sanık E. E.’nin "mağdur M.'i intihara yönlendirme ve hakaret" suçlarından verilen hükümler yönünden yapılmıştır.

2- Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın mağdura karşı eylemiyle hakaret suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde "hakaret" suçunun niteliği tayin, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bozma nedeni dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin sübuta yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Dosya kapsamına göre, mağdur Metin ile haklarında verilen hüküm kesinleşen D. ve M.’nın birlikte işledikleri "nitelikli öldürme", "yağma" ve "hürriyeti sınırlama" suçlarından hükümlü olarak aynı cezaevinde bulundukları, D. ve M.’nın, yanlarına yine hakkında verilen hüküm kesinleşmiş olan E. ve sanık E.’i de alarak, sürekli baskı altında tuttukları mağduru, kendileri yararına kantin alışverişi yapmaya zorladıktan, olay günü mağdurun parasının kalmaması sebebiyle sanıkların isteklerini yerine getiremediği, bunun üzerine, sanıkların hep birlikte bahçeye çağırdıkları mağduru darp etmeye başladıkları, temin ettikleri bir çamaşır ipini mağdurun kalmış olduğu koğuşun pencere demirine bağladıkları, ardından "intihar etmezsen seni öldürürüz" diyerek, buldukları tabureyi asmış oldukları ipin altına koydukları, mağduru tabureye çıkıp kendisini asması için yoğun bir baskı uygulayarak zorladıkları, nihayet tüm bu baskılardan bunalan mağdurun tabureye çıkıp boynuna ipi geçirdiği, tabureye vurduğu tekmeyle birlikte boynundan sallanmaya başladığı, bu esnada paniğe kapılan sanıkların ipi kesmek suretiyle mağduru kurtardıkları olayda,

Mağdurun kendi iradesi ile değil, sanık E.’in de içinde bulunduğu grubun fiili ve psikolojik baskı ve zorlamaları sonucu intihar ortamına sürüklendiği, bu durumda ölümün gerçekleşmesi halinde TCK’nun 84/2-son maddesi uyarınca "kasten öldürme" suçundan, ölümün sanıktan kaynaklanmayan bir nedenle gerçekleşmemesi halinde "öldürmeye teşebbüs" ten neticenin bizzat sanık tarafından engellenmesi halinde ise TCK’nun 36. maddesi uyarınca "kasten yaralama" suçundan hüküm kurulması gerektiği, somut olayda neticenin sanık tarafından engellendiği anlaşıldığı halde, sanığın, "kasten yaralama" suçundan, TCK’nun 61. maddesi uyarınca, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı ile güttüğü amaç ve saik gibi hususlar göz önünde bulundurularak, üst sınırdan bir ceza ile cezalandırılması yerine, suç niteliğinde yanılgıya düşülerek, yazılı biçimde "intihara yönlendirme" suçundan hüküm kurulması,

Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan, hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA, 04.03.2014 gününde oybirliği ile, karar verildi.


YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ Esas: 2013/4118 Karar: 2013/7481 Tarih: 04.12.2013

  • TCK 84. Madde

  • İntihara Yönlendirme Suçu

Evli ve iki çocuk babası olan 31 yaşındaki sanık B. ile 16 yaşındaki mağdur K.'in arkadaşlık yapmasını ailelerinin onaylamaması üzerine, B.'in 11.03.2010 tarihinde K.'in telefonuna mesaj çekerek benimle her şeye var mısın dediği, K.'in de evet şeklinde cevap vermesi üzerine, bu kez de mağdureden öldürecek bir ilaç getirmesini istediği, 12.03.2010 tarihinde K.'in evden 4 kutu ilaç alarak okul çıkışı B. ile buluştuğu, birlikte Mersin'den Erdemli'ye gittikleri, burada bir pansiyonda kaldıkları, 14.03.2010 tarihinde B.'in K.'e ilaçları getirip getirmediğini sorduğu, K.'in de getirdiğini söylemesi üzerine ilaçları paylaştıkları, önce K.'in içmeye başladığı, B.'in de ilaçları içtiği, bir süre sonra hastaneye gittikleri ve tedavi sonucu yaşama döndürüldükleri olayda, intihar etmeyi sanık B.'in teklif ettiği ve intihar etmekte kullanılan ilaçları sanığın isteği üzerine mağdurenin temin ederek getirdiği anlaşılmakla, sanığın eylemine uyan intihara yönlendirme suçundan cezalandırılması gerektiği düşünülmeksizin, yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,

Sonuç: Bozmayı gerektirmekle, Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazlarının bu itibarla kabulüyle hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA, 04.12.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.


UYARI

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Makale Yazarlığı İçin

Avukat veya akademisyenler hukuk makalelerini özgeçmişleri ile birlikte yayımlanmak üzere avukatbd@gmail.com adresine gönderebilirler. Makale yazımında konu sınırlaması yoktur. Makalelerin uygulamaya yönelik bir perspektifle hazırlanması rica olunur.