0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Kasten Öldürme Suçu

TCK Madde 81

(1) Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.



TCK Madde 81 Gerekçesi

Maddede kasten öldürme suçunun temel şekli tanımlanmıştır.

Maddede yapılan düzenlemeyle, 765 sayılı Türk Ceza Kanunundan farklı olarak, suçun temel şekli açısından müebbet hapis cezası öngörülmüştür.

Bu düzenlemeyle, kişinin hayat hakkına verilen önem vurgulanmıştır.


TCK 81 (Kasten Öldürme Suçu) Emsal Yargıtay Kararları


YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ Esas: 2016/2540 Karar: 2017/458 Tarih: 20.02.2017

  • TCK 81. Madde

  • Kasten Öldürme Suçu

Hükümlü … hakkında 765 Sayılı TCK’nun 448,, 62,, 281,, 51/1,, 59,, 31,, 33,, 79,, 448,, 62,, 281,, 51/1,, 59,, 31, 33. maddeleri uyarınca kurulup, Yargıtay 1. Ceza Dairesince ONANMAK suretiyle kesinleşen hükümden sonra yürürlüğe giren 5237 Sayılı Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesi uyarınca yeniden duruşma açılarak yapılan yargılama sonucu bozma üzerine kurulan hükümlerde bozma nedenleri dışında isabetsizlik görülmediğinden, hükümlü müdafii ve katılanlan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine;

Ancak;

1- )Hükümlü …‘ın suça konu eylemlerini görev gereği kendisine verilen korucu silahı ile işlediği anlaşılmakla, mağdurlar … ve Yurdal’ı kasten öldürmeye teşebbüs suçlarında 81/1, 35. maddesiyle belirlenen temel cezanın aynı kanunun 266. maddesiyle artırılması suretiyle lehe yasa karşılaştırmasının yapılması gerektiği gözetilmeksizin hatalı yapılan karşılaştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,

2- )Hükümlünün silahla ateş etmesi sonucu, mağdur …‘nin sol ön kol bölgesinden isabetle yaşamsal tehlike geçirmeksizin basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde, mağdur …‘ın ise sağ uyluk, batın ve sağ dirsek bölgesinden isabetle basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ve yaşamsal tehlike geçirecek şekilde yaralandığı olayda; teşebbüs sebebiyle 35. maddesiyle uygulama yapıldığı sırada her bir mağdur yönünden meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı birlikte değerlendirilerek alt ve üst sınırlar arasında olaya uygun bir cezanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde yaralanma dereceleri ve sonucu birbirinden farklı her iki mağdur içinde 12 yıl hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması,

3- )Mağdur S.,’ın olası kastla yaralama suçunda 86/1, 3-e maddelerinin uygulanması sonrasında aynı Kanun’un 21/2. maddesinin uygulanması yerine, 61/2. maddesindeki tertibe aykırı olarak 86/1 maddesinden sonra 21/2 maddesi uygulanarak ceza tayini,

4- )Mağdur S.,’dan kaynaklanan ve hükümlüye yönelen haksız fiil niteliğinde herhangi bir söz ve davranış bulunmadığı halde, hükümlü lehine haksız tahrik hükmü uygulanmak suretiyle eksik ceza tayini,

5- )24.11.2015 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih, 2014/140 esas ve 2015/85 Sayılı Kararı ile 5237 Sayılı TCK’nun 53. maddesinin iptal edilen bölümleri nazara alındığında tekrar değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,

6- )Uyarlama yargılamasının yasa gereği zorunlu olarak yapılması, kesinleşen hükümde katılanlar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi karşısında kesinleşen hükümdeki yargılama giderleri ve vekalet ücretinin kararda gösterilmesi ile yetinilmesi yerine ayrıca katılanlar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş olup, hükümlü müdafii ile katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmekle, hükümlü hakkında kurulan hükümlerin tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA, 20.02.2017 oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 3. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/5437 Karar: 2015/24472 Tarih: 07.09.2015

  • TCK 81. Madde

  • Kasten Öldürme Suçu

Sanık ile katılan arasındaki husumetin kasten öldürmeyi gerektirecek nitelikte ve boyutta olmaması, olay günü yolda tesadüfen karşılaşmaları üzerine olayın meydana gelmesi ve mağdurdaki yaralanmanın 3 cm. derinliğinde batına nafiz tek bıçak darbesi olması nedeniyle mahkeme kabulü karşısında tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.

Sanık müdafinin ve o yer Cumhuriyet savcısının diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak 5237 sayılı TCK’nın 53/1-c maddesindeki hak yoksunluğunun TCK’nın 53/3. maddesi uyarınca sanığın kendi alt soyu dışındaki kişiler bakımından infaz tarihine kadar geçerli olacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi,

Bozmayı gerektirmiş sanık müdafinin ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca isteme aykırı (BOZULMASINA), ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden CMUK’nın 322. maddesi gereğince, sanık hakkındaki hükümde bulunan TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin paragraf hükümden çıkarılarak yerine gelmek üzere “5237 sayılı TCK’nın 53/1-a, b, c, d, e bentlerinde yazılı hakları kullanmaktan mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, TCK’nın 53/1-c maddesinde yazılı velayet, vesayet ve kayyımlığa ait yetkileri kendi alt soyu üzerinde kullanmaktan TCK’nın 53/3. maddesi hükmü gereğince şartla tahliye tarihine kadar yoksun bırakılmasına” ibaresinin eklenmesine diğer kısımların aynen bırakılması suretiyle hükmün (DÜZELTİLEREK ONANMASINA), 07.09.2015 gününde üye M. Metin Kaya’nın karşı oyu üzerine oy çokluğu ile karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Katılanın olaydan evvel sanığın bir arkadaşı aleyhine tanıklık yaptığı gerekçesi ile aralarının açık olduğu,

Olay günü düğün salonunda karşılaştıklarında, sanığın katılanın koluna girip, onu ara sokaklara götürüp tartaklamaya başlamıştır.

Sanığın bıçak çekmesi üzerine, katılanın düğün salonuna doğru kaçtığı, sanığın onu kovaladığı, kapının kilitli bulunması nedeniyle katılanın içeri giremediği, sanığın katılanı yakalayıp bıçak ile şiddetli bir şekilde vurup onu ağır yaraladığı ve bu tek darbe ile yetinmeyip ikinci darbeyi ika etmeye çalışırken, tanık Burak’ın müdahale edip sanığın kolundan tuttuğu, diğer tanıkların da araya girmesi ile ikinci darbenin gerçekleşmesine mani oldukları dosya içeriğinden anlaşılmıştır.

Katılanda oluşan kesici alet yarasının batında serbest kan ve karaciğerde kesi oluşturduğu yapılan ameliyat sonucunda hayata döndüğü, sanığın tek darbe ile yetinmediği, olayda mani engel mevcut bulunması nedeniyle öldürme kastının teşebbüs aşamasında kaldığı anlaşılmakla sanık Muhammet’in TCK’nın 81/1,, 35 maddeleri gereğince tecziyesi ve tebliğnamedeki düşünce gibi hükmün bozulması görüşünde olduğumdan, çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.


YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ Esas: 2014/2096 Karar: 2015/2643 Tarih: 27.04.2015

  • TCK 81. Madde

  • Kasten Öldürme Suçu

1)Oluşa ve dosya içeriğine göre, suça sürüklenen çocuk hakkında mağdura yönelik kasten öldürme suçuna teşebbüsten kurulan hükümde haksız tahrik hükümlerinin uygulanmamasında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, bu hususa yönelen tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.

2)Toplanan deliller karar yerinde incelenip, suça sürüklenen çocuk S.’ın mağdur A.’e yönelik eylemi ile yağma suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde yağma suçunun niteliği tayin, kusurluluğu etkileyen sebeplerden yaş küçüklüğünün nitelik ve derecesi ile takdiri indirim sebebi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bozma nedeni dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, suça sürüklenen çocuk ve müdafıinin suç niteliğine, haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle,

A) Suça sürüklenen çocuk S. hakkında mağdur A.’e yönelik yağma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün tebliğnamedeki düşünce gibi ONANMASINA,

B) Suça sürüklenen çocuk S. hakkında mağdur A.’e yönelik kasten öldürme suçuna teşebbüsten kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde;

Oluşa ve dosya içeriğine göre, mağdur A.’ün nüfus kaydına göre 04.02.1992 doğumlu olup suç tarihi itibariyle 18 yaşından küçük ve 5237 sayılı TCK’nın 6/1-b maddesi gereğince çocuk olması, mağdurun ise gerçekte 1988 doğumlu olup 18 yaşından büyük olduğunu beyan etmesi karşısında; mağdurun nüfus kaydına dayanak oluşturan belgeler getirtilerek, gerekli film ve kemik grafileri de çektirilerek, İstanbul Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulundan rapor aldırılması ve gerçek yaşının tespit edilmesi, sonucuna göre mağdurun 18 yaşından büyük olduğunun tespit edilmesi halinde suça sürüklenen çocuk hakkında temel cezanın TCK’nın 81. maddesi uyarınca belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile mağdurun beyanıyla yetinilmek suretiyle yazılı şekilde uygulama yapılmak suretiyle CMK’nın 218/2. maddesine aykırı davranılması,

Bozmayı gerektirmiş olup, suça sürüklenen çocuk ve müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükmün CMUK’nın 326/son maddesi gözetilmek kaydıyla, tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak BOZULMASINA, 27.04.2015 gününde oybirliği ile, karar verildi.


YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ Esas: 2014/2272 Karar: 2014/3418 Tarih: 09.06.2014

  • TCK 81. Madde

  • Kasten Öldürme Suçu

1- )a- ) 13.3.2013 tarihinde verilen karara karşı, Cumhuriyet Savcısının yasal süresinden sonra 21.03.2013 tarihinde yaptığı temyiz isteminin 317. maddesi uyarınca,

b- ) Sanık M. müdafiinin yasal süresinden sonra gerçekleşen duruşmalı inceleme isteminin 318. maddesi gereğince,

Reddine karar verilmiştir.

2- ) Sanık M. hakkında maktul M.’i kasten öldürme suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde;

Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın eyleminin sübutu kabul kılınmış, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bozma nedeni dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiilerinin TCK’nın 27/2. maddesinin uygulanması gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Oluşa ve dosya kapsamına göre; maktul M.’in, sanık M.’in amcasının oğlu olduğu, yakın akrabalarından karşılıksız para istemeyi alışkanlık haline getirdiği, halasının oğlu olan tanık Ö.’ün arazi satışından elde ettiği paradan hakkı olduğunu ileri sürerek halası ve oğlundan para istediği, Ö.’e karşı birlikte hareket etmeyi teklif ederek sanıktan yardım istediği, sanığın bu teklifi kabul etmemesi üzerine aralarının açıldığı, sanığın ise Aydın-Söke karayolu üzerinde lokanta işlettiği, geceleri de bu lokantada yattığı, kendisinden para isteyen maktule küçük meblağlardan ibaret bir kısım parayı aralarındaki akrabalık ilişkisi sebebiyle karşılıksız olarak verdiği, olay tarihinde gece 20.00 sıralarında lokantasını kapatan sanığın amcası M.’in evine uğradığı, bu sırada aracıyla seyreden maktulün yol üzerinde park etmiş vaziyette gördüğü sanığın aracına çarparak zarar verdiği, kendisine engel olmak isteyen sanığı ‘ortalıktan kaybolma bu gece senin mezarını kazacağım, seni öldüreceğim’ diye tehdit ettiği, amcası olan tanık M.’in maktulü aracına bindirerek gönderdiği, aşırı derecede alkollü olan maktulün, babasının dükkanındaki av tüfeğini alıp sanığın işlettiği lokantanın önüne geldiği, sanığı telefonla arayarak nerede olduğunu sorduğu, bu sırada olay yerine sanığın da gelip aralarında yaklaşık on metre mesafe olduğu halde konuştukları sırada maktulün elindeki av tüfeğini sanığa doğrulttuğu, bu sırada elinde dolu vaziyette tek kırma av tüfeği olan sanığın, maktul atış yapmadan ateş ederek maktulü öldürdüğü olayda; sanık M.’in kendisine karşı gerçekleşmesi muhakkak olan haksız saldırıyı o andaki hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defettiği, eylemini meşru savunma koşulları altında gerçekleştirdiği, böylelikle meşru savunmada aşırıya kaçılmadığı anlaşıldığından, 5237 Sayılı TCK’nın 25. ve CMK’nın 223/2-d maddeleri uyarınca sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken, 5237 Sayılı TCK’nın 81/1,, 29/1, 62/1. maddeleri gereğince mahkumiyet kararı verilmesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafiilerinin temyiz itirazları bu sebeple yerinde görüldüğünden, hükmün 321. maddesi uyarınca tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA, 09.06.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY CEZA GENEL KURULU Esas: 2014/1-169 Karar: 2014/304 Tarih: 03.06.2014

  • TCK 81. Madde

  • Kasten Öldürme Suçu

“Sanık N. Y. hakkında mağdura yönelik öldürmeye teşebbüs suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden;

Mağdur hakkında düzenlenen geçici raporda, ‘toraksta, batında sağ ve sol femurda çok sayıda saçma tanesi deliği mevcut, şahsın yaralanması basit bir tıbbi müdahaleyle giderilemez, hayati tehlikeye yol açar, kesin raporu uzman doktor tarafından verilmesi uygundur’ tespitlerine yer verildiği anlaşılmakla, mağdurun tedavi evrakları, film ve grafileri temin edilip, dosya ile Adli Tıp Kurumuna gönderilerek, niteliği ile hayati tehlike doğurup doğurmadıkları hususunda, 86 ve 87. maddeleri kapsamında rapor alındıktan sonra sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken, geçici raporla yetinilerek eksik soruşturma ile hüküm kurulması” isabetsizliğinden bozulmuştur.

Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesi ise 19.03.2013 gün ve 90-158 sayı ile;

“Otopsi tutanağı ve mağdura ait rapor içeriklerine, ateş edilen mesafeye, atış sayısına, gerek maktul, gerekse mağdurda isabet alan vücut bölgelerinin hayati fonksiyonlar bakımından önemine göre, aynı kasıt altında, doğrudan öldürme kastı ile hareket ettiği, ‘kastın bölünmezliği’ ilkesi dikkate alındığında mağduru da öldürmek istediği, ancak eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı” şeklindeki gerekçeyle direnerek sanığın ilk hükümdeki gibi mahkumiyetine karar vermiştir.

Bu hükmün de sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.03.2014 gün ve 141443 sayılı “bozma” istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

Karar: Sanığın maktul S. K.’yı kasten öldürme suçundan kurulan hüküm Özel Daire tarafından onanmak suretiyle kesinleştiğinden inceleme, Y. K.’ı kasten öldürme suçuna teşebbüs ile sınırlı olarak yapılmıştır. Sanığın kasten öldürme suçuna teşebbüsten cezalandırılmasına karar verilen olayda, Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; mağdur hakkında düzenlenen adli raporun, hüküm kurmaya elverişli olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.

İncelenen dosya kapsamından;

Olay tarihinde maktul, mağdur ve tanıkların piknik yapmakta oldukları sırada, sanık ile ağabeyinin gelerek; “danamız çalındı, gördünüz mü” diye sordukları, maktul ve mağdurun bu soruyu hırsızlıkla suçlandıkları şeklinde anlayarak küfürle karşılık verdikleri, maktulün sanığın göğsüne su şişesini fırlattığından tartıştıkları sırada, sanığın av tüfeği ile yaklaşık on metre mesafeden ateş edip, mağdurun “toraks ve batında, sağ ve sol femurda çok sayıda saçma tanesi deliği oluşacak, hayati tehlike geçirip basit tıbbi müdahaleyle giderilmeyecek” şekilde yaralanmasına, kardeşinin ise ölümüne neden olduğu,

Soruşturma aşamasında acil serviste görevli pratisyen hekim tarafından mağdura ilişkin olarak düzenlenen raporda; “toraksta ve batında, sağ ve sol femurda çok sayıda saçma tanesi deliği mevcut, şahsın yaralanmasının basit tıbbi müdahaleyle giderilemez nitelikte olduğunu, yaşamını tehlikeye soktuğunu, vücuduna kemik kırığına neden olmadığını bildirir ön rapordur, kesin raporun ilgili uzman doktor tarafından verilmesi uygundur” açıklamalarına yer verildiği,

Mağdur kollukta; olay tarihinde kardeşi ve tanıklarla birlikte piknik yaptıkları sırada sanık ve ağabeyinin gelip kaybolan danalarını görüp görmediklerini sorduklarını, görmediklerini söyleyince küfür ettiklerini, yirmi dakika sonra at arabasıyla eve doğru yola çıktıklarını, sanıkla ağabeyinin yollarını kestiklerini, sanığın av tüfeğiyle kendisine ateş ettiğini, ardından kardeşine, atına ve yeniden kendisine ateş ettiğini, saçmaların vücuduna, koluna ve bacağına isabet ettiğini, bir kez daha ateş edip omzundan yaraladığını, kendisine üç kez ateş ettiğini, akabinde kardeşine ateş etmeye devam ettiğini, aralarında önceye dayalı bir husumet bulunmadığını, duruşmada ise; “danamız kayboldu, gördünüz mü” diye soran sanığa; “ne danası lan, dananızın bekçisi miyim” dediğini ve küfür ettiğini, sanığın önce uzaklaştığını, ardından geri dönüp; “sizi aptal zannettim, öyle olsaydınız sinkaf ederdim” dediğini, maktulün sanığın göğsüne dolu su şişesini fırlattığını, kavga etmeye başladıklarını, sanığın av tüfeğini alıp sekiz on metre mesafeden üç el havaya ve bulundukları yere doğru ateş ettiğini belirttiği,

Mahkemeye sunduğu yazılı beyanında ise; olay günü piknik yapmakta oldukları sırada sanığın ağabeyi ile gelip hayvanının kaybolduğunu söylediğini, sanığa; “burada düve gözüküyor mu” şeklinde karşılık verdiğini, maktulün de; “s..tir git lan, anasını avradını sinkaf ettiğimin çocuğu, burada düve gözüküyor mu” diyerek sanığa kafa atıp yumruk vurduğunu, kendisinin de sanığın yüzünü tutarak sıktığını, arkadaşlarının sanığa vurduklarını, ellerinde sopa bulunduğunu, sanığı kovaladıklarını, yakalamaları halinde döverek öldüreceklerini, tabanca varmış gibi elini beline götürdüğünü, sanığın paniğe kapılarak, kendisini öldüreceklerini zannedip havaya ve yere ateş açtığını, öldürme kastı olsaydı öldürebileceğini, aralarında öldürmeyi gerektirecek husumet bulunmadığını, olayın sanığa karşı davranışları nedeniyle ve kazaen meydana geldiğini, sanıktan şikâyetçi olmadığını ifade ettiği,

Tanık Abdullah Yılmaz; olay günü sanık ve ağabeyinin kaybolan hayvanlarını görüp görmediklerini sorduklarını, görmediklerini söyleyince sanığın; “sizin yerinizde aptallar olsaydı sinkaf ederdim” diyerek küfür ettiğini, maktulün ayağa kalktığını, “nasıl konuşuyorsun” diyerek sanığın yüzünden tutup iteklediğini, sanığın aracına gittiğini, av tüfeğini alıp maktulün atına ateş ettiğini, elinde tüfek bulunması nedeniyle müdahale edemediklerini, sanığın maktul ve mağdura, ardından kendilerine ateş ettiğini, yere yattıkları için yara almadıklarını, maktul ve mağdurun ise yaralandıklarını, sanığın toplam yedi sekiz el ateş ettiğini beyan ettiği,

Tanık Ramazan Ata kollukta; olay tarihinde sanık ve ağabeyinin geldiğini, sanığın; “danamız kayboldu, gördünüz mü” diye sorduğunu, görmediklerini söyleyince; “sizin yerinizde aptallar olsaydı sinkaf ederdim” şeklinde küfür ettiğini, maktulün; “neden küfür ediyorsun” diyerek sanığı iteklediğini, sanığın herhangi bir tepki vermeden aracına giderek av tüfeğini alıp önce maktulün atına, daha sonra maktul ve mağdura doğru dört beş el ateş ettiğini, kendilerine doğru da ateş ettiğini, ancak yere yattıkları için yaralanmadıklarını, sanığın toplam yedi sekiz el ateş ettiğini, duruşmada ise; tartışma sırasında maktulün elindeki su şişesini sanığa fırlatıp küfür ettiğini, maktul ve mağdurun sanığın üzerine yürüdüklerini, ellerinden kurtulan sanığın aracına gidip tüfeğini aldığını, havaya üç el ateş ettiğini, maktul ile mağdurun sanığın üzerine yürümeye devam ettiklerini, “seni sinkaf edeceğiz” dediklerini, sanığın on metre mesafeden yere doğru dört beş el ateş ettiğini belirttiği,

Hakkındaki hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşip incelemeye konu olmayan sanık Muhammet Hanifi Çınar; maktulü ve mağduru iki yıl kadar önce hayvan pazarında tanıdığını, olay günü kardeşi ile birlikte kayıp olan hayvanlarını aramakta olduklarını, kardeşinin tüfeğini yanına aldığını, maktul, mağdur ve tanıkları görüp hayvanlarını sorduklarını, kardeşinin; “belki aptallar çalmış, siz de görmüşsünüzdür” dediğini, alkollü olduğu anlaşılan maktulün, kardeşinin üzerine su şişesini fırlattığını, ardından yumruk attığını, mağdurun boğazını sıktığını, kardeşinin arabaya giderek tüfeğini aldığını, korkutmak amacıyla iki üç kez havaya, iki el yere ateş ettiğini, maktulün yere eğilmiş vaziyette olduğunu, yüzüne ve sırtına saçma taneleri geldiğini, kardeşinin mağdurun bulunduğu tarafa ancak yere doğru ateş ettiğini, mağdurun yere eğildiğini, bu nedenle saçma tanelerinin sırtına isabet ettiğini, kardeşini ateş etmesi konusunda azmettirmediğini, olayı yatıştırmaya çalıştığını beyan ettiği,

Sanık; olay tarihinde ağabeyi ile birlikte kaybolan hayvanlarını aramakta olduklarını, yanında ruhsatı olmayan otomatik av tüfeğinin de bulunduğunu, olay yerine geldiklerinde daha önceden tanıdıkları maktul, mağdur ve tanıkları gördüklerini, yanlarında on onbeş adet koyun da bulunduğunu, hırsızlık yaptıklarını bildiği için hayvanlarını görüp görmediklerini sorduklarını, mağdurun; “burada düve müve gözüküyor mu lan” şeklinde karşılık verdiğini, maktulün; “s..tir git lan, anasını avradını sinkaf ettiğimin çocuğu” dediğini, kafa attığını ve yumruk vurduğunu, mağdurun yüzünü sıktığını, üzerlerine saldırdıklarını, ellerinden kurtulup aracında bulunan av tüfeğini aldığını, havaya iki el ateş ettiğini, gelmeye devam etmeleri nedeniyle yere doğru beş el ateş ettiğini, maktulün sendeleyerek düştüğünü, mağdurun gelmeye devam etmesi üzerine bir el daha ateş ettiğini, mağdurun omzundan yaralandığını, ağabeyinin olaya karışmadığını, yalnızca kendilerini ayırmaya çalıştığını, yaralama amacı bulunmadığını, pişman olduğunu savunduğu,

Anlaşılmaktadır.

Ceza Muhakemesinin amacı, usul kurallarının öngördüğü ilkeler doğrultusunda gerçeğin hertürlü şüpheden uzak bir biçimde kesin olarak ortaya çıkarılmasıdır. Gerek 1412 sayılı CMUK, gerekse 5271 sayılı CMK, adil, etkin ve hukuka uygun bir yargılama neticesinde maddi gerçeğe varmayı amaç edinmiştir. Bu nedenle ulaşılma imkanı bulunan tüm delillerin ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir. Başka bir anlatımla, adaletin tam olarak tecelli edebilmesi için, maddi gerçeğe ulaşma amacına hizmet edebilecek tüm kanuni delillerin toplanması ve yargı merciince tartışılarak hükmün kurulması sırasında dikkate alınması zorunludur.

Somut olay bu açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde;

Mahalli mahkemece hükme esas alınan acil servis pratisyen hekimi tarafından tanzim edilen geçici raporda, “toraks ve batında, sağ ve sol femurda çok sayıda saçma tanesi deliğinin bulunduğu, yaralanmalarının hayati tehlike geçirecek, basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyecek nitelikte olduğu, kesin raporun ilgili uzman hekim tarafından verilmesinin uygun olacağı” yönündeki açıklamalara yer verilmiş bulunması karşısında, suçun vasıflandırılması ve temel cezanın belirlenmesinde önem arzeden mağdurdaki yaralanmaların niteliklerine ilişkin olarak, Adli Tıp Kurumundan rapor alınıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinde zorunluluk bulunmaktadır.

Bu itibarla, eksik araştırmaya dayalı olarak verilen yerel mahkeme direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.

Sonuç: Açıklanan nedenlerle;

1- Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.03.2013 gün ve 90-158 sayılı direnme kararının, mağdurun kesin adli raporu alınmadan eksik araştırmayla hüküm kurulması isabetsizliğinden BOZULMASINA,

2- Dosyanın, mahalline gönderilebilmesi amacıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.06.2014 günü yapılan müzakerede oybirliği ile, karar verildi.


YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ Esas: 2014/1345 Karar: 2014/3298 Tarih: 28.05.2014

  • TCK 81. Madde

  • Kasten Öldürme Suçu

Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıklar H. ve M.’ın maktuller A. ve S.’e yönelik eylemlerinin sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde bozma nedeni saklı kalmak üzere suçların niteliği tayin, sanık H.’ın suçunda tahrike ve her iki sanığın suçunda takdire ilişen cezayı azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre bozmaya uyularak verilen hükümlerde bozma nedenleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık H. müdafiinin eksik incelemeye, sübuta yönelen, sanık M. müdafiinin sübuta ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine;

Ancak;

Oluşa ve dosya içeriğine göre, kuzen olan ve tekstil ürünü ticareti ile uğraşan maktullerin, işlerinin iyi gitmemesi nedeniyle ekonomik durumlarının bozulduğu, maktul A.’in olaydan 2-3 ay kadar önce tekstil işi ile uğraşan sanık H.’ın yanına giderek, diğer maktül S.’in Denizli’de olduğunu, tekstil ürünü satın alacağını, nakit sıkıntılarının olduğunu, para verdiği takdirde alacakları malları bir gün sonra malları kendisine teslim edeceklerini belirttiği, bunun üzerine sanık H.’ın maktul S.’e 7000 dolar verdiği, maktullerin belirlenen sürede teslimatı yapmadıkları gibi borcu da ödemeyerek Denizli iline taşındıkları, bunun üzerine sanık H.’ın 01.07.2002 tarihinde Denizli’ye gelip, maktullerden alacağını istediği, bu konuda konuşmak için buluşmaya karar verdikleri, 04.07.2002 tarihinde saat: 17.00 sıralarında sanıklar H. ve M.’ın araçla buluşma yerine geldikleri, maktulleri de araca alarak, rızaları dışında olay yerine getirip, tabanca ile ateş ederek maktülleri öldürdükleri olayda, sanıkların fikir ve irade birliği içerisinde hareket ederek fiil üzerinde ortak hakimiyet kurup, suçu birlikte işledikleri anlaşılmakla,

Lehe aleyhe yasa karşılaştırmasının sanık H. hakkında 765 sayılı TCK.nın 64/1,, 448,, 51/1,, 59,, 31,, 33. maddeleri ile 5237 sayılı TCK.nun 37/1,, 81,, 29,, 62,, 53. maddeleri uyarınca, sanık M. hakkında maktullerden kaynaklanan sanık lehine tahrik oluşturan söz ve davranış bulunmadığı da gözetilerek, 765 sayılı TCK.nın 64/1,, 448,, 59,, 31,, 33. maddeleri ile 5237 sayılı TCK.nun 37/1,, 81,, 62,, 53. maddeleri uyarınca tüm suçlar için ayrı ayrı yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanık H. müdafii ve sanık M. müdafiiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 326/son maddesinin gözetilmesi suretiyle, tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak bozulmasına, 28.05.2014 gününde oybirliği ile, karar verildi.


YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ Esas : 2016/3232 Karar : 2018/215 Tarih : 24.01.2018

  • TCK 81. Madde

  • Kasten Öldürme Suçu

1- Katılanlar vekilinin katılan … yönünden 1 haftalık yasal süreden sonra gerçekleşen temyiz isteminin CMUK’nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE karar verilmiştir.

2- Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık …‘nın maktul …‘ı kasten öldürme suçu ile sanıklar … ve …‘nın maktule yönelik eylemlerinin sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde sanık …‘un kasten öldürme suçunun niteliği tayin, sanık … yönünden tahrike ilişkin cezayı azaltıcı sebebin derecesi takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde düzeltme ve bozma nedenleri dışında bir isabetsizlik görülmediğinden, o yer Cumhuriyet savcısının haksız tahrik hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine, katılanlar ….ve … vekillerinin eksik incelemeye, çelişkili ifadelerin hükme esas alındığına, TCK`nun 29. maddesinin uygulanmaması gerektiğine, sanık … müdafiinin kararın usule, yasaya, Yargıtay içtihatlarına ve dosyadaki delillere aykırı olduğuna, sanık … müdafiinin sübuta, delil yetersizliğine, kast bulunmadığına, sanık … müdafiinin sübuta, hükmün açıklanmasının geri bırakılması gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle,

A- Sanık … hakkında maktul …’ı kasten öldürme suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde,

24.11.2015 günlü Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih, 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı Kararı ile 5237 sayılı TCK`nun 53. maddesinin iptal edilen bölümleri nazara alındığında mahkemenin bu maddeyle yaptığı uygulamanın hukuka aykırı olduğu anlaşılmakta ise de;

Bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasında yer alan 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün “Anayasa Mahkemesinin iptal kararındaki hususlar gözetilerek 5237 sayılı TCK`nun 53/1-2- 3. maddelerinin tatbikine” şeklinde değiştirilmesine karar verilmek suretiyle DÜZELTİLEN hükmün tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak ONANMASINA,

B-Sanıklar … ve … hakkında …`ı kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelenmesinde,

Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre, olay gecesi sanık … ile maktul …‘ın müşterek arkadaşları …‘ın kına gecesine katılarak alkol aldıkları ve geç saatlerde tanık …‘la birlikte sanık …’un kullandığı araçla oradan ayrıldıkları, yolda maktulün bir tekel bayisinden bira alarak içmeye başladığı, tanık…‘i evine bırakmak için durdukları sırada maktul ile sanık …‘un tartışmaya başladıkları, maktulün sanık …‘a küfür ettiği, araçtan indiklerinde ise çıkan kavgada maktulün bira şişesi ile sanık …‘un kafasına vurarak basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaraladığı, akabinde birlikte Beykoz Devlet Hastanesine gittikleri, orada sanık …‘un tedavisinin yapıldığı, maktulün ve tanık ….’in bu olayı şikayet konusu yapmamasını, soran olursa yere düştüm diyerek geçiştirmesini sanık …’dan istedikleri, hatta bu nedenle hastane bahçesinde maktul ile sanık …‘un tekrar tartıştıkları araya giren tanıklar…. ve …‘nın araya girerek tarafları olay yerinden götürdükleri, akabinde maktulün sanık …‘un telefonuna hakaret de içeren mesajlar göndererek konuşmak için çağırması üzerine sanık …‘un tanık …‘nun işletmekte olduğu bakkal dükkanından suçta kullandığı bıçağı alarak maktulün yanına gittiği, sanık …‘un ağabeyi olan diğer sanık … ile sanık …‘ın arkadaşı sanık …’ın da sanık Uğurla gittikleri, burada sanıkların birlikte maktule tekme ve tokat attıkları sırada sanık …`un bıçak ile vurarak maktulün ölümüne neden olduğu anlaşılan olayda,

a-Sanıklar… ve…`m maktulün direncini kırmak ve savunmasız hale getirmek suretiyle fikir ve eylem birliği içerisinde fiil üzerinde ortak hakimiyet kurdukları ve kasten öldürme suçunun müşterek faili olarak TCK’nun 37/1 maddesi uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, oluşa uygun düşmeyen gerekçeler ve yanılgılı değerlendirme sonucu kasten yaralama suçundan cezalandırılmalarına karar verilmesi,

b-TCK`nun 62. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının denetime imkan verecek şekilde karar yerinde tartışılmaması,

c-24.11.2015 günlü Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih, 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı Kararı ile 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin iptal edilen bölümleri doğrultusunda sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

d-Kabule göre de, TCK’nun 86/2. maddesinde yazlı suçun soruşturma ve kovuşturmasının şikayete bağlı olduğu, maktulün şikayette bulunmadan ölmesi karşısında TCK’nun 73 ve CMK`nun 223/8. maddeleri uyarında davanın düşmesine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar… ve … müdafii ile katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin tebliğnamedeki düşünceden kısmen farklı gerekçeyle BOZULMASINA, 24/01/2018 gününde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ Esas : 2016/4517 Karar : 2018/202 Tarih : 23.01.2018

  • TCK 81. Madde

  • Kasten Öldürme Suçu

Sanık … hakkında, 6136 sayılı Yasaya muhalefet suçundan zamanaşımı süresi içinde kamu davası açılması mümkün görülmüştür.

Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık …‘ün mağdur …`e yönelik eyleminin sübutu kabul, cezayı azaltıcı takdiri indirim sebeplerinin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, sanık savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bozma nedenleri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafinin; yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine;

Ancak;

1)Sanık …‘ın, mağdur …‘ın kendisine küfür edip sataşmasına kızarak mağduru 4 yerinden bıçakladığı ve ciddi bir engel hal olmadığı halde kendiliğinden eylemine son verip olay yerinden uzaklaştığı olayda; sanık hakkında kasten yaralama suçundan TCK`nun 3. ve 61. maddeleri uyarınca teşdiden üst sınıra yakın ceza belirlemek suretiyle hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı biçimde suç vasfında hataya düşülerek kasten öldürmeye teşebbüs suçundan hüküm kurulması,

2)TCK`nun 58/5. maddesi gereğince; sanığın 18 yaşından küçük iken işlediği suça ilişkin mahkumiyet hükmünün tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeden, sabıkasına konu Sandıklı Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/11 E– 2011/103 K sayılı ilamı nedeniyle sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına karar verilmesi,

Kabule göre de;

1)Mağdur hakkında düzenlenen adli rapora göre “göğüs sol tarafta batın boşluğuna girerek diyafragma, mide ve tranvers kolon lezyonlarına neden olan kesici delici alet yaralanmasının, mağdurun yaşamını tehlikeye sokan bir durum oluşturduğu” anlaşılan yara sebebiyle, TCK’nun 81. maddesinden hüküm kurulurken, teşebbüs nedeniyle 9 yıl ile 15 yıl arasında hapis cezası öngören 35/2. maddesi uyarınca makul bir cezaya hükmedilmesi yerine yazılı biçimde 10 yıl ceza belirlenerek eksik ceza tayini,

2)Oluşa ve dosya kapsamına göre, mağdur …‘ın kendisine küfür edip sataşmasından ibaret haksız eylemi üzerine oluşan hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen sanık hakkında 1/4 ile 3/4 ararında indirim oranı öngören TCK`nun 29. maddesinin tatbiki sırasında, asgari indirim oranı yerine yazılı biçimde makul indirim uygulamak suretiyle eksik ceza tayini,

Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak BOZULMASINA, 23/01/2018 gününde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ Esas : 2016/5875 Karar : 2018/47 Tarih : 16.01.2018

  • TCK 81. Madde

  • Kasten Öldürme Suçu

Maktul …‘ı kasten öldürme suçundan sanık …‘ın mahkumiyetine ilişkin hükmün sanık müdafii ile katılan vekilinin temyizleri ve ceza süresi itibariyle re’sen temyizi; sanık …‘ın mahkumiyetine ilişkin hükmün sanık müdafii ile katılan vekilinin temyizleri nedeniyle, sanık …`ın beraatine ilişkin hükmün ise Cumhuriyet savcısı ile katılan vekilinin temyizleri nedeniyle yapılan incelemede;

A) Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıklar … ve …‘in maktul …`i kasten öldürme suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, sanık savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde düzeltme nedenleri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanıklar müdafilerinin; sübuta, haksız tahrike, katılan vekilinin; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle;

1- 24.11.2015 günlü Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin iptal edilen bölümleri nazara alındığında mahkemenin bu madde ile yaptığı uygulamalar Yasaya aykırı ise de, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, CMUK`nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak;

a) Sanık …‘e ilişkin hüküm fıkralarında yer alan 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün “Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararındaki hususlar gözetilerek 5237 sayılı TCK`nun 53/1-2-3. maddelerinin tatbikine” şeklinde, değiştirilmesine,

b) Sağır ve dilsiz sanık …‘ın suç tarihinde 18 yaş 2 ay 5 günlük olduğu dikkate alındığında; TCK’nun 33. maddesi gereğince sanık hakkında TCK’nun 53. maddesi uygulanması yasaya aykırı olduğundan; kurulan hükümden TCK`nun 53. maddesi uygulamasına ilişkin kısmın çıkarılmasına karar verilmek suretiyle DÜZELTİLEN, hükümlerin tebliğnamedeki düşünce gibi ONANMASINA, sanık … hakkında tayin olunan ceza miktarı ile tutuklu kaldığı süre dikkate alınarak sanık müdafinin tahliye talebinin REDDİNE,

B) Sanık … hakkında kasten öldürme suçundan Beraatine yönelik kurulan hükmün incelenmesinde;

Tanık…‘ın soruşturma ve kovuşturma aşamasında alınan ifadeleri ile tüm dosya kapsamından; Sanık …‘ın maktul …‘i çelme takarak yere düşürüp yan çevirmesinden sonra bez istemesi üzerine …‘nın beyaz bir tülbent getirip Saadet’e verdiği ve …‘ın da…`ten aldığı tülbenti maktulün boynuna dolayıp sıkmak suretiyle boğarak öldürdüğü olayda;

Sanık …‘ın olayın başından sonuna kadar maktul ve diğer sanıklar ile aynı yerde bulunup oğlu ve kızı olan diğer sanıkları engelleme fırsatı varken bunlara müdahale etmediği gibi sanık …`ın suçta kullandığı tülbenti getirmek suretiyle suça katıldığı anlaşıldığından, sanığın cezalandırılması gerektiği gözetilmeden yazılı gerekçe ile beraatine karar verilmesi,

Bozmayı gerektirmiş olup, Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA, 16/01/2018 gününde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ Esas : 2016/6073 Karar : 2017/2625 Tarih : 11.07.2017

  • TCK 81. Madde

  • Kasten Öldürme Suçu

Sanık … hakkında mahkemece verilen 19.11.2015 gün ve 2015/392 E. 2015/395 K. Sayılı hüküm yasal süresi içinde 20.11.2015 tarihinde sanık müdafii tarafından temyiz edilmiş ise de sanığın, 03.07.2016 tarihli dilekçeyle hükmü temyiz etmediği ve onanmasını istediği anlaşılmış, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.02.2008 tarih ve 1-9/15 sayılı kararı uyarınca, bu talep temyiz isteminden vazgeçme olarak kabul edilmiş, CMUK’nun 317. maddesi uyarınca sanık … müdafiinin temyiz talebinin reddine karar verilerek,

Sanıklar hakkında kasten öldürme suçundan kurulan hüküm yönünden hükmolunan ceza miktarı itibariyle re’sen temyiz incelemesi yapılmıştır.

Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık …’nın maktul …’ı kasten öldürme ve 6136 sayılı yasaya aykırılık ile sanık …’nun maktul …’ı kasten öldürme suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, tahrikin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle değerlendirilip reddedilmiş, incelenen dosyaya göre bozmaya uyularak verilen hükümde eleştiri nedeni dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık … müdafisinin mahkumiyete yeter delil bulunmadığına, kasten öldürme suçunda haksız tahrik indiriminin yetersiz olduğuna yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle

Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih, 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin iptal edilen bölümleri nazara alındığında, mahkemenin sanık hakkında bu maddeyle yaptığı uygulamanın kanuna aykırı olduğu anlaşılmakta ise de; Bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 1412 sayılı CMUKn’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasında yer alan 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün, “Anayasa Mahkemesinin iptal kararındaki hususlar gözetilerek 5237 sayılı TCK’nun 53/1-2-3. maddelerinin tatbikine” şeklinde değiştirilmesine karar verilmek suretiyle DÜZELTİLEN kasten öldürme suçundan kurulan hükümler yönünden de re’sen temyize tabi bulunan hükümlerin tebliğnamedeki düşünce gibi ONANMASINA, 11/07/2017 gününde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ Esas : 2016/2661 Karar : 2017/2612 Tarih : 10.07.2017

  • TCK 81. Madde

  • Kasten Öldürme Suçu

Temyiz dilekçelerinin kapsamı ve temyiz edenlerin sıfatlarına göre; katılan sanık … hakkında; maktuller … ve …’a yönelik kasten öldürme ve katılan …’e yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçları ile, katılan sanık … hakkında; katılan …’a yönelik öldürmeye teşebbüs suçlarından kurulan hükümlere yönelik olarak; katılan sanık … müdafii ile katılan sanık … müdafiinin temyiz itirazları üzerine yapılan incelemede;

Toplanan deliller karar yerinde incelenip, katılan sanık … hakkında; maktuller …ve …’a yönelik kasten öldürme, katılan sanık … hakkında; katılan …’a yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suçların nitelikleri tayin, takdire ve tahrike ilişkin cezayı azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, katılan sanık … hakkında; katılan …’e yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan elde edilen delillerin mahkumiyete yeter nitelik ve derecede bulunmadığı mahkemece kabul ve takdir kılınmış, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde düzeltme sebepleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan; katılan sanık … müdafiinin; sanık …’e verilen cezanın az olduğuna, maktullere yönelik eylemleri yönünden meşru savunma hükümlerinin uygulanması gerektiğine, katılan sanık … müdafiinin; sanık … hakkındaki lehe hükümlerin ve TCK.nun 29. maddesinin uygulanmaması gerektiğine, hakkında kurulan mahkumiyet hükmünde, eksik araştırma ile çelişkili tanık ifadelerine dayanılarak önceki hükmün tam tersi yönde hüküm verdiğine ilişkin ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle,

Katılan sanık … hakkında; maktuller …ve…’a yönelik kasten öldürme, katılan sanık … hakkında; katılan …’a yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçları yönünden;

Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih, 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı kararı ile TCK’nun 53. maddesinin iptal edilen bölümleri nazara alındığında, mahkemenin bu madde ile yaptığı uygulama kanuna aykırı ise de, bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, CMUK’nun 322. maddesinin tanıdığı yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasının mahsus bölümünde yer alan TCK’nun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün “Anayasa Mahkemesinin iptal kararındaki hususlar gözetilerek TCK’nun 53/1-2-3. maddelerinin tatbikine” şeklinde değiştirilmesine karar verilmek suretiyle DÜZELTİLEN mahkumiyet hükümleri ile katılan sanık … hakkında; katılan sanık …’e yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan kurulan beraat hükmünün tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak ONANMASINA, 10/07/2017 gününde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ Esas : 2016/3239 Karar : 2017/2591 Tarih : 6.07.2017

  • TCK 81. Madde

  • Kasten Öldürme Suçu

1- Sanık … müdafiinin yasal süresindeki temyiz isteminden sonra, sanığın cezaevinden gönderdiği 19.10.2016 ve 09.03.2017 tarihli dilekçeleri ile dosyasının onanmasını istediği anlaşılmakla, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 05/02/2008 gün ve 2008/1-9/15 sayılı kararı uyarınca, cezanın onanması isteği temyizden vazgeçme olarak kabul edildiğinden, sanık … müdafiinin duruşmalı temyiz isteminin,

2- Maktulden katılanlar vekilinin, sanıklar … ve …’in, mağdur …’a yönelik eyleminden dolayı kurulan hükümleri temyiz hak ve yetkisi olmadığından maktulden katılanlar vekilinin bu temyiz istemlerinin,

CMUK’nun 317. maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE karar verilmiştir.

3- Maktulden katılanlar vekilinin maktul …’e yönelik eylemler nedeniyle kurulan hükümlere yönelik, sanık … müdafiisinin temyiz talepleri doğrultusunda yapılan sınırlı incelemede;

Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık …’in, maktul …’e yönelik kasten öldürme, sanık …’un, 6136 sayılı Yasaya muhalefet suçlarının sübutu kabul oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, takdire ilişkin cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, sanık …’un, maktul …’i kasten öldürme suçundan, elde edilen delillerin hükümlülüğüne yeter nitelik ve derecede bulunmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınarak beraatine hükmedilmiş, verilen hükümlerde düzeltme ve bozma nedenleri dışında bir isabetsizlik görülmediğinden, maktulden katılanlar vekilinin ve sanık … müdafiinin vekalet ücretine, eksik soruşturmaya, maktulden katılanlar vekilinin takdiri indirim uygulanmaması gerektiğine, beraat kararının gerekçelendirilmemesine yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle,

Sanık …’un, maktul …‘e karşı kasten öldürme suçundan verilen beraat hükmü ile 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün ise 24.11.2015 günlü Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih, 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin iptal edilen bölümleri nazara alındığında mahkemenin bu maddeyle yaptığı uygulamanın hukuka aykırı olduğu anlaşılmakta ise de; bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasında yer alan 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün “Anayasa Mahkemesinin iptal kararındaki hususlar gözetilerek 5237 sayılı TCK’nun 53/1-2-3. maddelerinin tatbikine” şeklinde değiştirilmesine karar verilmek suretiyle düzeltilerek her iki hükmünde ONANMASINA,

Sanık … hakkında maktul …’i kasten öldürme suçundan kurulan mahkumiyet hükmünde;

Oluşa ve dosya kapsamına göre; olay tarihinde sanığın, kavga ettiği gruptan kaçarken olayla baştan beri ilgisi olmayan maktulün karşısından koşarak gelen sanığa çelme takmak suretiyle yere düşürdüğü olayda, maktulün haksız tahrik teşkil eden davranışının ulaştığı boyut dikkate alındığında, 12-18 yıl arasında hapis cezası indirimi öngören TCK’nun 29. maddesinin uygulanması sırasında asgari oranda haksız tahrik indirimi yapılması gerekirken, 15 yıl hapis cezası tayin edilerek eksik ceza tayini ile,

24.11.2015 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih, 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin iptal edilen bölümleri nazara alınarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş olup, maktulden katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak BOZULMASINA, 06/07/2017 gününde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ Esas : 2016/1255 Karar : 2017/2488 Tarih : 29.06.2017

  • TCK 81. Madde

  • Kasten Öldürme Suçu

Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık … Topçuoğlu’nun, müşteki …‘e karşı kasten öldürmeye teşebbüs ve müşteki Sariye Köçer’e karşı silahla tehdit etmek suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suçların niteliği tayin, cezayı azaltıcı bir neden bulunmadığı takdir kılınmış, sanığın savunması inandırıcı gerekçelerle değerlendirilip reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde düzeltme nedeni dışında isabetsizlik görülmediğinden, sanık müdafiinin öldürmeye teşebbüs suçunun vasfının tayinine, sanık hakkında tahrik ve takdiri indirim hükümlerinin uygulanması gerektiğine, tehdit suçunun sübut bulmadığına yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle,

Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih, 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin iptal edilen bölümleri nazara alındığında, mahkemenin bu maddeyle yaptığı uygulamaların hukuka

aykırı olduğu anlaşılmakta ise de; bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkralarında yer alan 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümlerin “Anayasa Mahkemesinin iptal kararındaki hususlar gözetilerek 5237 sayılı TCK’nun 53/1-2-3. maddelerinin tatbikine” şeklinde değiştirilmesine karar verilmek suretiyle DÜZELTİLEN hükümlerin tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak ONANMASINA, 29.06.2017 günü oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ Esas : 2016/3563 Karar : 2017/1933 Tarih : 24.05.2017

  • TCK 81. Madde

  • Kasten Öldürme Suçu

Yasal süresinde, sanık … müdafii tarafından temyiz isteminde bulunulmuş ise de; sanığın cezaevinden gönderdiği 13.01.2015 tarihli ve sanık müdafiinin mahkemeye sunduğu 04.02.2015 tarihli dilekçeler ile temyizden vazgeçtiklerini bildirdiklerinden; temyiz isteminin CMUK.nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE karar verilerek, Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları ile sınırlı olarak yapılan incelemede;

Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıklar…,… ve …‘ın, maktul …‘ı kasten öldürme suçunun niteliği tayin, kusurluluğu etkileyen sebeplerden haksız tahrikin nitelik ve derecesi ile takdiri indirim sebebinin niteliği takdir kılınmış, savunmalar inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde düzeltme nedeni dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, Cumhuriyet savcısının haksız tahrik nedeni ile eksik ceza tayin edildiğine yönelen temyiz itirazının reddiyle;

Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih, 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin iptal edilen bölümleri nazara alındığında, mahkemenin bu madde ile yaptığı uygulama kanuna aykırı ise de;

Bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, CMUK’nun 322. maddesinin tanıdığı yetkiye dayanılarak hüküm fıkrasının mahsus bölümünde yer alan TCK’nun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün “Anayasa Mahkemesinin iptal kararındaki hususlar gözetilerek TCK’nun 53/1-2-3. maddelerinin tatbikine” şeklinde değiştirilmesine karar verilmek suretiyle DÜZELTİLEN hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi ONANMASINA, 24.05.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ Esas : 2016/5316 Karar : 2017/1853 Tarih : 22.05.2017

  • TCK 81. Madde

  • Kasten Öldürme Suçu

Oluşa, tüm dosya kapsamına ve mahkemenin kabulüne göre, sanığın resmi nikahlı eşi mağdure …‘a yönelik kasten yaralama suçundan kurulan hükümde TCK.nun 29. maddesinin uygulanması sırasında asgari indirimin yeterli olduğu gözetilmeden yazılı şekilde 2/4 indirim tatbikiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık … hakkında; maktul …‘a yönelik kasten öldürme, resmi nikahlı eşi mağdure …‘ı kasten yaralama ve 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suçların niteliği tayin, cezaları azaltıcı takdiri indirim sebebi takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle değerlendirilip reddedilmiş, incelenen dosyaya göre bozmaya uyularak verilen hükümlerde düzeltme nedeni dışında bir isabetsizlik görülmediğinden, sanık ve müdafiinin eksik incelemeye, delillerin değerlendirilmesine, haksız tahrike, lehe hükümlerin uygulanmadığına, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna vesaireye yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, 24.11.2015 günlü Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih, 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin iptal edilen bölümleri nazara alındığında, mahkemenin sanık hakkında bu madde ile yaptığı uygulamalar yasaya aykırı ise de, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hüküm fıkralarında yer alan 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümlerin “Anayasa Mahkemesinin iptal kararındaki hususlar gözetilerek 5237 sayılı TCK’nun 53/1-2-3. maddelerinin tatbikine” şeklinde değiştirilmesine karar verilmek suretiyle DÜZELTİLEN hükümlerin tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak ONANMASINA, 22/05/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ Esas : 2017/373 Karar : 2017/1802 Tarih : 17.05.2017

  • TCK 81. Madde

  • Kasten Öldürme Suçu

Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık …’nun, mağdur …’ı kasten öldürmeye teşebbüs suçu ve sanıklar … ve …’in ayrı ayrı mağdur …’a yönelik eylemlerinin sübutu kabul, sanık …’in, kasten öldürmeye teşebbüs suçunun oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, takdire yönelen cezayı azaltıcı sebebin niteliği ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bozma ve düzeltme nedenleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık … müdafiinin sübuta, suç vasfına, sanık … müdafii ile sanık … müdafiinin sübuta, lehe hükümlerin uygulanmadığına vesaireye yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle;

A-) Sanık …’nun mağdur …’a kasten öldürmeye teşebbüs suçuna yönelik kurulan hükümde Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih, 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin iptal edilen bölümleri nazara alındığında mahkemenin bu madde ile yaptığı uygulama, yasaya aykırı ise de, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, CMUK.nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hüküm fıkralarındaki 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümlerin “Anayasa Mahkemesinin iptal kararındaki hususlar gözetilerek 5237 sayılı TCK’nun 53/1-2-3 maddelerinin tatbikine” yazılmak suretiyle DÜZELTİLEN hükmün tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak ONANMASINA,

B-) Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre, katılan … ve müşteki…‘nın, olay gecesi alkol alıp eylendikten sonra eve dönmek üzere araçlarına binecekleri esnada yanlarına sanıklar …, … ve …‘ın geldiği, katılan … ile sanıkların tartışmaya başladığı, tartışmanın büyüyerek kavgaya dönüştüğü, kavga sırasında sanıklar …, … ve …‘ın, katılan …‘e fiil üzerinde ortak hakimiyet kurarak tekme tokat atmak suretiyle darp etmeye başladıkları, katılanı bir müddet darp ettikten sonra sanık …‘in, yanında bulunan bıçağı, katılan …‘in boynuna doğru salladığı ve katılan …‘i boynundan yaraladığı, daha sonra olay yerinde bulunan kişilerin sanıklara engel olarak olay yerinden uzaklaştırdıkları, bir müddet sonra sanıkların tekrardan olay yerine gelerek, katılan …‘i tekrar darp etmeye devam ettikleri, daha sonra tantunicide çalışan bir kişinin katılan …‘i iş yerine götürdüğü, sanıkların ise bu esnada kaçarak olay yerinden uzaklaştıkları, akabinde sanıklardan … ve …‘in tekrardan olay yerine gelerek mağdur … …’yı darp ettiği, sanıkların eylemleri nedeniyle katılan …‘ın sağ elinden ve boynundan bıçakla yaralandığı, boynundaki büyük damar (sol juguler ven) kesilmesi neticesinde hayati tehlike geçirdiği olayda;

1-) Her üç sanığın birlikte suç işleme kararına bağlı ve müşterek fail olarak, fiil üzerinde ortak hakimiyet kurmak suretiyle eylemlerini gerçekleştirdikleri, sanıklar …, … ve …‘ın katılan …’a karşı eylemlerine bağlı olarak ortaya çıkan kastlarının öldürmeye yönelik olduğu ve kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından ayrı ayrı mahkumiyetlerine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, oluşa uygun düşmeyen kendi içindeki çelişkili gerekçelerle ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde sanıklar … ve … hakkında kasten yaralama suçlarından mahkumiyet hükümleri kurulması,

2-) 24.11.2015 günlü Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih, 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nun 53.maddesinin iptal edilen bölümleri doğrultusunda sanıkların hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … ve … müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden CMUK.nun 326/son maddesi gözetilmek kaydıyla, hükmün tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak BOZULMASINA, 17.05.2017 günü oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ Esas : 2016/1488 Karar : 2017/1681 Tarih : 15.05.2017

  • TCK 81. Madde

  • Kasten Öldürme Suçu

Temyiz dilekçelerinin kapsamı ve temyiz edenlerin sıfatlarına göre; sanık … hakkında; mağdur …’e yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçu hakkında; sanık müdafiinin temyiz itirazıyla sınırlı yapılan incelemede;

Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle değerlendirilip reddedilmiş, incelenen dosyaya göre bozma üzerine verilen hükümde bozma nedenleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin bir nedene dayanmayan ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine;

Ancak;

Oluşa ve dosya içeriğine göre; sanık ve mağdurun da içinde bulunduğu gurubun hep birlikte tiner çektikleri bir ortamda çıkan tartışma sırasında, sanığın önce mağdurun üzerine yanıcı olduğu bilinen tiner maddesini döktüğü, akabinde de çakmakla ateşlemek suretiyle mağduru ateşe verdiği, baş, yüz ve göğüs bölgelerinden 1 ve 2. derece yanığa ve hayati tehlikeye neden olacak şekilde yaralanan ve etraftan yetişenlerin müdahalesi sonucu hastaneye kaldırılan mağdurun, yapılan müdahale sonucu kurtulduğu olayda,

a) Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarına göre, canavarca bir his zevkiyle öldürme, sırf öldürmüş olmak için öldürme suçunun, ölenin acı çekmesinden zevk duymak için öldürme olarak tanımlandığı; eziyet çektirerek öldürme suçunun ise, ölümü meydana getirme bakımından zorunlu olmayan ve ölüme takaddüm eder vahşice hareketler olarak tanımlanmakla, bir fiilin eziyet çektirerek öldürme olarak kabul edilmesi için, sanığın öldürme kastının yanında, işkence ve azap çektirme kastının da bulunmasının gerektiği, yalnız öldürme kastını gerçekleştirmek için yapılan eylemlerin eziyet çektirme niteliğinde olmadığının belirtildiği, ani gelişen olayda ise sanığın açıklanan fiilinin TCK’nun 81 ve 35. maddelerinde belirtilen “öldürmeye teşebbüs” suçunu oluşturduğu anlaşıldığı halde, suç niteliğinde yanılgıya düşülerek, hem “canavarca hisle” hem de “eziyet çektirerek” öldürmeye teşebbüs suçundan aynı Kanunun 82/1-b, 35. maddeleri uyarınca yazılı biçimde hüküm kurulması,

b) Sanık hakkında; TCK’nun 53. maddesi tatbik edilirken, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazetede yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan, hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA, 15/05/2017 gününde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ Esas : 2016/3507 Karar : 2017/1397 Tarih : 26.04.2017

  • TCK 81. Madde

  • Kasten Öldürme Suçu

Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık …’ın, mağdur …’i kasten öldürmeye teşebbüs, mağdur …’ya karşı eyleminin sübutu kabul, kasten öldürmeye teşebbüs suçu yönünden oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bozma nedenleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin, sanığın mağdur …’e yönelik eyleminin yaralama olduğuna, mağdur …’ya yönelik eyleminde teşditin nedensiz uygulandığına, olayda takdiri indirim sebeplerinin uygulanması gerektiğine ilişen temyiz itirazlarının reddine;

Ancak;

Oluşa ve dosya kapsamına göre; olay tarihinde Zübeyde Hanım Parkı içerisinde, sanık …’ın umumi tuvaleti uzun süre kullanması nedeni ile mağdurlar … ve Atilla ile arasında tartışma çıktığı, tartışma sırasında sanığın mağdurlara bıçak ile saldırdığı, sanığın bu bıçakla mağdur …’yı boyun sol yanda 8 cm’lik sütüre kesi ile yüzde sabit ize neden olacak şekilde, mağdur …’i toraksa ve batına nafiz olarak yaşamını tehlikeye sokacak şekilde yaraladığı olayda;

1- Mağdurların sanık karşısında aynı konumda oldukları, ayrıca mağdur …’nın yarasının yeri ve niteliği, suç aletinin öldürmeye elverişli oluşu, yaranın yeri itibariyle tehlikenin varlığı karşısında; sanığın mağdurlara karşı kastının bölünemeyeceği gibi eyleme bağlı olarak da kastının öldürmeye yönelik olduğu gerekçesiyle, suç vasfında yanılgı ile kasten yaralama suçundan hüküm kurulması,

2- Sanık ile mağdurlar arasındaki tartışmada, mağdurların sanığın tuvalette uzun kalması nedeniyle sanığa hitaben “Sen tuvalette eroin mi içtin” dedikleri ve buna binaen aralarında tartışma çıktığı, ilk haksız hareketin mağdurlardan geldiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında her iki mağdura yönelik haksız tahrik nedeniyle TCK.nun 29. madde gereğince asgari hadden indirim yapılması gerektiğinin düşünülmemesi,

Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, sanık hakkında kurulan hükümlere yönelik aleyhe temyiz bulunmadığından CMUK.nun 326/son maddesi gereğince ceza miktarı itibariyle kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla, hükmün tebliğnamedeki düşünce hilafına BOZULMASINA, 26/04/2017 gününde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 3. CEZA DAİRESİ Esas : 2017/2245 Karar : 2017/4741 Tarih : 17.04.2017

  • TCK 81. Madde

  • Kasten Öldürme Suçu

Gereği görüşülüp düşünüldü;

1)Sanık hakkında müştekiler …, …, …, …, …‘i yaralama suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08/10/2015 tarih ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı ile TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibareler iptal edilmiş ise de; bu husus infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.

Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanık ve müdafiinin temyiz itirazının reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA,

2)Sanık hakkında müşteki …‘ı öldürmeye teşebbüs suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Yerinde görülmeyen diğer itirazların reddine, ancak;

Sanığın müşteki …‘a yönelik eylemi nedeniyle kurulan hükümde; eylemin kasten öldürmeye teşebbüs olduğu, sanık hakkında TCK’nin 61. maddesi gereğince TCK’nin 81/1, 35, 29, 62. maddelerinin denetime imkan verecek şekilde uygulanması gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında TCK’nin 81/1, 29, 62. maddelerinin uygulanması ile yazılı şekilde hüküm tesisi,

Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten 6723 sayılı Kanunun 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca CMUK’un 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakları saklı kalmak kaydıyla isteme aykırı BOZULMASINA, 17.04.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ Esas : 2015/15499 Karar : 2016/5537 Tarih : 25.04.2016

  • TCK 81. Madde

  • Kasten Öldürme Suçu

Gereği görüşülüp düşünüldü:

1- Sanık … hakkında 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;

Tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık hakkında TCK.nun 58. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Yerinde görülmeyen sair temyiz itirazların reddine ancak;

Sanık hakkında temel hürriyeti bağlayıcı ceza alt sınırdan tayin edilmesine karşın, hürriyeti bağlayıcı ceza yanında tayin olunan adli para cezasının farklı gerekçe göstermeksizin alt sınırın üstünde tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,

Yasaya aykırı ise de, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanık hakkında 6136 sayılı Yasanın 15/1. maddesi uyarınca hapis cezası yanında tayin olunan temel adli para cezasına esas alınan 180 günün 25 güne, TCK.nun 52/2 maddesinin

uygulanması sonucu hükmedilen 3600 TL’nin 500 TL`ye indirilmesi suretiyle hükmün oyçokluğuyla (DÜZELTİLEREK ONANMASINA),

2- Sanıklar … ve … hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde;

Tekerrüre esas sabıkası bulunan sanıklar hakkında TCK.nun 58. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, oluşa, sanıkların savunmalarına, katılan ve tanık beyanlarına, katılan …‘de meydana gelen yaralanmanın niteliğine ve tüm dosya kapsamına göre mahkemenin takdir ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiş; 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesindeki hak yoksunluklarının, Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete`de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararı gözetilerek infaz aşamasında değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.

Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanıkların, suçun sabit olmadığına ve cezanın ertelenmediğine yönelik temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddiyle hükümlerin (ONANMASINA), 25.04.2016 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY GEREKÇESİ

Daire çoğunluğu ile aramızdaki görüş farklılığı,

Diğer suçlarla birlikte sanık …‘un, katılan …‘ye yönelik olarak iddianamede TCK`nun 81/1, 35/2, 86/2,3.e maddelerinin tatbiki istemiyle “öldürmeye teşebbüs” suçundan açılan davaya Sulh Ceza Mahkemesinin bakmaya görevli olup olmadığına,

Sulh Ceza Mahkemesinin görevli olduğunun kabulü halinde de

“öldürmeye teşebbüs” suçundan açılan davada, yaralama suçundan hüküm kurulurken, eylemin niçin öldürmeye teşebbüs değil de yaralama olduğuna ilişkin hiç bir değerlendirme yapıl(a)maması ve gerekçe oluşturul(a)mamasının kararın bozulmasını gerektirip gerektirmediğine ilişkindir.

Somut olaydan önce “görev” konusuyla ilgili kısaca da olsa genel açıklamaların yapılması yararlı olacaktır. 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece… Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanuna göre “Kanunların ayrıca görevli kıldığı haller saklı kalmak üzere, Türk Ceza Kanununda yer alan … suçları ile ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlarla ilgili dava ve işlere bakmakla ağır ceza mahkemeleri görevlidir (m. 12). Mahkemelerin görevlerinin belirlenmesinde ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler gözetilmeksizin kanunda yer alan suçun cezasının üst sınırı göz önünde bulundurulur (m. 14).

Mahkemelerin görevleri 5235 sayılı Kanunla düzenlenmişken görev uyuşmazlığına ilişkin düzenlemelere CMK`nda (m. 3-11) yer verilmiştir. Davaya bakan mahkeme, görevli olup olmadığına kovuşturma evresinin her aşamasında re’sen karar verebilir. İddianamenin kabulünden sonra; işin, davayı gören mahkemenin görevini aştığı veya dışında kaldığı anlaşılırsa, mahkeme bir kararla işi görevli mahkemeye gönderir (m. 4/1). Ancak, duruşmada suçun hukukî niteliğinin değiştiğinden bahisle görevsizlik kararı verilerek dosya alt dereceli mahkemeye gönderilemez (m. 6). Buna göre, iddianamedeki anlatım ve sevk maddelerinden açıkça davanın (alt veya üst dereceli olup olmadığına bakılmaksızın) başka bir mahkemenin görevine girdiği anlaşılıyorsa her aşamada görevsizlik kararı verilebilir. “Ancak yüksek görevli mahkemenin, suçun niteliğinin değiştiğinden bahisle görevsizlik kararı vermesi yasaklanmıştır. Örneğin, sanık hakkında öldürmeye teşebbüs suçundan ağır ceza mahkemesine dava açılmış, yargılama yapılmışsa, ek savunma verilip yaralama suçundan hüküm kurulacak, asliye cezanın görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilemeyecektir.” (YAŞAR, Osman, Ceza Muhakemesi Kanunu, 5. Baskı, Cilt:1, s. 291)

Yetkiden farklı olarak görev kuralı, kamu düzenine ilişkindir. Sanık için görevli mahkemede yargılanmak bir güvencedir. Anayasanın 142. maddesine göre mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir. “Hak Arama Hürriyeti” başlıklı 36/2. maddesine göre de “hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.” Bu nedenledir ki taraflar aralarında anlaşarak görev kuralını bertaraf edemezler. Görev kuralı; kamu düzenine ilişkin, hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkının doğal sonucu bir ilke olduğundan, mahkemeler baktıkları davalarda, görevli olup olmadıklarını yargılamanın her aşamasında re’sen gözetmek durumundadırlar. 1412 sayılı CMUK’nda karşılığı bulunmayan CMK’nun “Görevli olmayan hâkim veya mahkemenin işlemleri” başlıklı 7. maddesine göre “Yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında, görevli olmayan hâkim veya mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür.” Mahkemenin kanuna aykırı olarak davaya bakmaya kendini görevli veya yetkili görerek vereceği karar “hukuka kesin aykırılık” sebebidir (CMUK m. 308/4, CMK m. 289/1-d).

Yargıtay CGK uygulaması da bu yöndedir:

“5271 sayılı CYY’nın 6. maddesinde ise mahkemelerin görevsizlik kararı veremeyeceği hâl belirlenmiştir. Ceza Genel Kurulunun 09.10.2007 gün ve 44-200 sayılı kararında açıklandığı üzere; 5271 sayılı CYY’nın 170. maddesi gereğince kamu davası açma görevi Cumhuriyet Savcısına aittir. İddianame konusu fiilin, iddianamede nitelendirilen suçu oluşturmayıp, başka bir suçu oluşturması, diğer bir deyişle suçun hukuki nitelendirmesinin değişmesi ve değişen bu niteliğin mahkemenin veya alt dereceli mahkemenin görev alanında yer alan bir suçu oluşturması halinde, mahkemece 5271 sayılı Yasanın 226. maddesi uyarınca sanığa veya varsa müdafiine ek savunma hakkı tanınmak suretiyle aynı Yasanın 223. maddesinde belirtilen hüküm veya hükümlerin verilmesi, değişen niteliğin mahkemenin görevini aşması halinde ise, Yasanın 5. maddesi uyarınca görevsizlik kararıyla işin görevli mahkemeye gönderilmesi gerekmektedir.

Açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; eşinin suç tarihinde ruhsatsız silah ile intihar etmesi üzerine başlatılan soruşturmada sanığın annesi tanığın, silahın şüpheli tarafından eve getirildiğinin ifade edilmesi üzerine sanık hakkında 6136 sayılı Yasanın 13/1. madde ve fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmasında bir isabetsizlik olmadığı gibi CMK`’nun 6. maddesinin açık hükmü karşısında, işin esasına giren Asliye Ceza Mahkemesince sanığın eyleminin 6136 sayılı Yasanın 13/3. madde ve fıkrasında düzenlenen suçu oluşturduğu gerekçesiyle dosyanın görevsizlik kararı verilerek alt dereceli Sulh Ceza Mahkemesine gönderilmesine de yasal olanak bulunmamaktadır.” (CGK., 20.12.2011, 2011/8-276 E., 2011/284 K.)

“Suça konu silahın hakkında yakalama emri bulunan sanığın evinde yapılan arama sırasında, çatıda saklanmış olarak yakalanan sanığın yakınında bir yerde ve açıkta ele geçirilmesi karşısında 6136 sayılı Kanunun 13/1. madde ve fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle asliye ceza mahkemesine kamu davası açılmasında bir isabetsizlik olmadığı gibi, CMK’nun 6. maddesinin açık hükmü karşısında, işin esasına giren asliye ceza mahkemesince sanığın eyleminin 6136 sayılı Kanunun 13/3. madde ve fıkrasında düzenlenen suçu oluşturduğu gerekçesiyle dosyanın görevsizlik kararı verilerek

alt dereceli sulh ceza mahkemesine gönderilmesine de yasal imkan bulunmamaktadır.” (CGK, 26.11.2013, 2013/8-16E., 2013/527 K.)

Bu açıklama ve CGK Kararlarından sonra somut olaya gelindiğinde;

İddianamenin giriş kısmında öldürmeye teşebbüs olayı, “yukarıda açık kimliği yazılı şüphelilerin önceden varolan bir husumet sebebiyle arabayla takip ettikleri mağdurları yakaladıkları, ellerinde bulunan ve emanete kayıtlı bıçak, sopa ve kelepçe ile her iki mağdura kasten vurarak yaralanmalarına sebebiyet verdikleri, şüpheli …‘un ise olay yerinde kaçmaya çalışan mağdure …`yi yakaladığı, elindeki bıçakla vuracağı sırada olay yerinde tesadüfen bulunan tanık polis memurunun silahını doğrultarak durması yönünde ikazda bulunmasına rağmen mağdurenin ense kısmına bıçakla vurduğu” şeklinde anlatılmıştır.

Olayın hukuki vasıflandırılmasına ilişkin olarak da, “tüm şüphelilerin belirtilen aletlerle mağdurları kasten yaraladığı, şüpheli …‘un ise kaçmaya çalışan mağdureyi yakaladığı, olaya müdahale eden polis memurunun ikazına rağmen elindeki bıçakla mağdureyi ölümcül sonuçlar doğurabilecek boğaz kısmı ve ensesinden yaraladığı, polis memurunun havaya ateş etmesi üzerine durduğu, fiilin gerçekleşme biçiminden şüphelinin öldürme kastıyla hareket ettiği ve polis memurunun buna engel olarak eylemin teşebbüs aşamasında kalmasına sebebiyet verdiği kanaati oluşmakla … hakkında ayrıca adam öldürmeye teşebbüs suçundan kamu davası açılmasına kanaat getirildiği” belirtilerek, açıkça iddianamede şüpheli … hakkında, TCK`nun 81/1, 35/2, 86/2,3.e maddelerinin tatbiki istemiyle “öldürmeye teşebbüs” suçundan … Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. Ağır Ceza Mahkemesi ise 19.3.2012 tarihinde iddianamenin kabulüne ve kovuşturmaya başlanmasına karar verdikten sonra, aynı tarihte (özetle);

“Her ne kadar sanık …‘un mağdure …‘yi yaraladığı, sanığın olay yerinde bulunan polis memuru tanığın dur ikazı üzerine eylemine devam edemediği, bu nedenle eyleminin öldürmeye teşebbüs suçu kapsamında kaldığı belirtilerek mahkememize kamu davası açılmış ise de, mağdur …‘nin alınan beyanında, sanığın kendisine bıçakla sadece bir kez vurduğunu, sonra da çekip gittiğini belirtmesi, tanık …`nin aynı tarihli anlatımında da sanığın sadece bir kez vurduğunu beyan etmesi, mağdurenin Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben sunmuş olduğu dilekçede sanıktan şikayetçi olmadığını belirtmesi, mağdure hakkında düzenlenen raporlarda boyun arka kısmında kesi olduğunun belirtilmesi ve yaralanmasının yaşamını tehlikeye maruz kılmadığının ve basit bir tıbbi müdahale ile giderilebileceğinin beyan edilmesi,

mağdurenin ani gelişen olay sırasında tek bir bıçak darbesi ile boyun arka kısmından yüzeysel olarak yaralanması, acil ameliyata alınmasını gerektirir bir durumun bulunmaması, bu haliyle olay yerinde bulunan tanık polis memurunun sanığın vurmasına engel olduğu şeklindeki beyanın tek başına öldürmeye teşebbüs olarak değerlendirilebilmesinin mümkün olmaması ve suçun sübutu halinde TCK`nun 86/2 ve 86/3-e maddeleri kapsamında kalması, bu suça bakma görevinin de Sulh Ceza Mahkemesine ait olması dikkate alınarak mahkememizin görevsizliğine” karar vermiştir.

Görüldüğü gibi Ağır Ceza Mahkemesi, CMK’nun izin verdiği şekilde, iddianamedeki anlatım ve sevk maddelerinden açıkça davanın alt dereceli mahkemenin görevine girdiği gerekçesiyle görevsizlik kararı vermemiş, bilakis iddianamede, sanık hakkında TCK’nun 81/1, 35/2, 86/2,3.e maddelerinin tatbiki istemiyle eylem “öldürmeye teşebbüs” suçu olarak vasıflandırılarak açılan davada, delil değerlendirmesi yapıp, suç vasfını değiştirerek görevsizlik karar vererek, CMK`nun 6. maddesi hükmüne aykırı davranmıştır.

Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği görevsizlik kararının ve Sulh Ceza Mahkemesinin davaya bakarak esastan karar vermesinin yerinde olduğu kabul edildiğinde de, ortaya kararın mutlaka bozulmasını gerektiren bozma nedeni ortaya çıkmaktadır. Çünkü, sanık hakkında iddianamede, TCK’nun 81/1, 35/2, 86/2,3.e maddelerinin tatbiki istemiyle “öldürmeye teşebbüs” suçundan dava açılmış ve Sulh Ceza Mahkemesince silahla yaralama suçundan mahkumiyet kararı verilmiş ise de eylemin niçin öldürmeye teşebbüs değil de yaralama olduğuna ilişkin hiç bir değerlendirme yapıl(a)mamış ve gerekçe oluşturulamamıştır (görevsiz mahkeme olarak bunu hukuken yapmasına da imkân yoktur). Ancak bu durum da CMK`nun 230. maddesine aykırıdır. Anılan maddeye göre; “Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde, iddia ve savunmada ileri sürülen görüşler, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesi, … gerekir.” Mahkûmiyet hükmünün bu yönüyle gerekçesiz olması “hukuka kesin aykırılık” sebebi olup (CMUK m. 308/7, CMK m. 289/1-g) bozulmasını gerektirir.

Açıklanan gerekçelerle, sanık …‘un, katılan …`ye yönelik “öldürmeye teşebbüs” suçundan açılan davaya bakma ve delilleri değerlendirererek suçu vasıflandırma görevi ağır ceza mahkemesine ait olup, kabule göre de mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde, eylemin niçin öldürmeye teşebbüs değil de yaralama olduğuna

ilişkin hiç bir değerlendirme yapıl(a)mamış olmasının hükmün bozulmasını gerektirdiğini düşündüğümden, sayın çoğunluğun kararına katılamıyorum.


UYARI

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Makale Yazarlığı İçin

Avukat veya akademisyenler hukuk makalelerini özgeçmişleri ile birlikte yayımlanmak üzere avukatbd@gmail.com adresine gönderebilirler. Makale yazımında konu sınırlaması yoktur. Makalelerin uygulamaya yönelik bir perspektifle hazırlanması rica olunur.

Paylaş
RSS