0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Adlî Para Cezası

TCK Madde 52

(1) Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.

(2) En az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası olan bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.

(3) Kararda, adlî para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir.

(4) Hakim, ekonomik ve şahsi hallerini göz önünde bulundurarak, kişiye adlî para cezasını ödemesi için hükmün kesinleşme tarihinden itibaren bir yıldan fazla olmamak üzere mehil verebileceği gibi, bu cezanın belirli taksitler halinde ödenmesine de karar verebilir. Taksit süresi iki yılı geçemez ve taksit miktarı dörtten az olamaz. Kararda, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrileceği belirtilir.



TCK Madde 52 Gerekçesi

Hâlen yürürlükte olan ve Hükûmet Tasarında da muhafaza edilen, para cezası sistemi, cezadan beklenen amaçları gerçekleştirmekten uzak kalmaktadır. Özellikle enflasyon nedeniyle Türk parasının değerinin düşmesi karşısında, para cezalarını artırmak için sık sık yapılan kanun değişikleri de, uygulamada çeşitli sorunlara yol açmaktadır. Bu sorunların giderilmesi için para cezasının miktarının belirlenmesinde “memur maaş katsayısı” veya “yeniden değerleme oranı” gibi ölçütlerin dikkate alınması ise, ceza hukuku ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.

Diğer yandan, suç işleyen kişinin ekonomik durumu dikkate alınmadan hükmolunan para cezası, eşitlik ilkesine aykırı sonuçlar doğurmaktadır. Ödeme gücü olan kişi üzerinde etkisi olmayan, ödeme gücü olmayanı ise sonuçta yine infaz kurumuna gönderilmesini sonuçlayan bu sistemden vazgeçilerek; gün para cezası olarak adlandırılan ve günümüzde Almanya, Avusturya, Polonya, İsveç, Finlandiya, Danimarka ve hatta, Fransa gibi bir çok ülkede uygulanan sisteme geçilmiştir.

Gün para cezası sisteminin temel amacı, para cezasının kişinin ödeme gücüne göre belirlenmesi yoluyla, suç işleyen zengin ile fakir arasındaki eşitsizliği gidermektir. Bunun yanında sistem, uygulaması basit, etkili, saydam ve para cezasından güdülen amaçları yerine getirebilecek özelliktedir.

Söz konusu yaptırım adli para cezası olarak ifade edilmiştir. Bu suretle söz konusu yaptırımın, idari nitelikteki “para cezası”ndan farklılığına işaret edilmek istenmiştir.

Adli para cezası ilke olarak hapis cezası ile birlikte değil bu cezaya alternatif olarak uygulanacaktır. Buna karşılık ekonomik kazanç elde etme amacının güdüldüğü belli suçlarda, kanunda ayrıca gösterilmesi koşuluyla hapis ve adli para cezasına birlikte hükmedilebilecektir.

Adli para cezasına hükmederken hâkim önce, suç karşılığı olarak kanundaki sınırlar arasında gün birimi sayısını saptayacaktır. Toplam gün birimi sayısı belirlenirken hâkim cezanın bireyselleştirilmesindeki ölçüleri esas alarak bir sonuca varacaktır. Örneğin yüz gün birimi gibi. İkinci aşamada ise kişinin, ekonomik ve diğer şahsî hâlleri göz önünde tutularak bir gün biriminin parasal miktarı tayin edilecektir. Bu miktarı hâkim, kişinin malvarlığını, bir günde kazandığı veya kazanması gereken gelirini dikkate alarak takdir edecektir. Örneğin elli Türk Lirası gibi. Daha sonra toplam gün birimi sayısı ile bir gün biriminin parasal miktarı çarpılarak, adli para cezasının miktarı tespit edilecektir. Örnekte yüz (gün) ile elli (Türk Lirası) çarpıldığında adli para cezasının miktarı beş bin Türk Lirası olarak bulunmaktadır.

Hâkim gerektiğinde bu miktarın taksitle ödenmesine karar verebilecek ve bunu taksit sayısı ile birlikte kararında ifade edecektir. Taksitle ödemeye hükmedildiğinde, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi hâlinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği kararda ayrıca belirtilecektir.


TCK 52 (Adlî Para Cezası) Emsal Yargıtay Kararları


YARGITAY CEZA GENEL KURULU Esas : 2016/860 Karar : 2018/498 Tarih : 1.11.2018

  • TCK 52. Madde

  • Adlî Para Cezası

İnceleme dışı sanık … hakkında hırsızlık suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, inceleme dışı sanık … hakkında hırsızlık suçundan kurulan mahkumiyet hükmü Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme, sanık … hakkında hırsızlık suçundan kurulan hüküm ile sınırlı olarak yapılmıştır.

Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; doğrudan hükmedilen kesin nitelikteki adli para cezasının tekerrüre esas alınıp alınamayacağının belirlenmesine ilişkindir.

İncelenen dosya kapsamından;

Sanığın 08.11.2006 tarihinde işlediği resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu nedeniyle İnegöl 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 20.06.2007 tarihli ve 17-200 sayılı ilamı ile 5237 sayılı TCK’nın 206, 62/1 ve 52/2-4. maddeleri uyarınca sonuç olarak 500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu cezanın 20.07.2007 tarihinde kesinleştirme işlemlerinin yapılarak 19.11.2007 tarihinde infaz edildiği, incelemeye konu hırsızlık suçunun ise 16.09.2008 tarihinde işlendiği, suç tarihi itibarıyla sanığın adli sicil kaydında başkaca bir ilamın bulunmadığı anlaşılmaktadır. Tekerrür, 765 sayılı TCK’nda cezanın artırım nedeni olarak öngörülmüş iken, yeni sistemde koşullu salıverilme süresini de etkileyecek şekilde bir infaz rejimi olarak düzenlenmiştir.

Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hükmün kesinleşmesinden sonra yeni bir suçun işlenmesi halinde, sanık hakkında tekerrür hükümleri uygulanacaktır.

Tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için önceki hükmün kesinleşmesi ve ikinci suçun kesinleşmeden sonra işlenmesi yeterli olup cezanın infaz edilmiş olmasına gerek bulunmamaktadır. Ancak kanun koyucu tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için önceki cezanın infaz edilmesi koşulunu aramadığı halde, infazdan sonra belirli bir sürenin geçmesi durumunda tekerrür hükümlerinin uygulanmayacağını hüküm altına almıştır. Buna göre, beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkumiyet halinde cezanın infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl; beş yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasına mahkumiyet halinde ise cezanın infaz tarihinden itibaren üç yıl geçmekle tekerrür hükümleri uygulanmayacaktır.

5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’un 18. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca 5271 sayılı CMK’nın 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girmesi üzerine, 1412 sayılı CMUK yürürlükten kaldırılmıştır. Ancak yeni usul yasası sisteminde, yasa yolları içinde istinafa yer verilmesi ve bölge adliye mahkemelerinin 20.07.2016 tarihinden sonra göreve başlaması nedeniyle 5320 sayılı Kanun’un “Temyiz ve karar düzeltme” başlıklı 8. maddesinin birinci fıkrasında; “Bölge adliye mahkemelerinin, 26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un geçici 2. maddesi uyarınca Resmi Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu`nun 322. maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ila 326. maddeleri uygulanır” hükmüne yer verilmek suretiyle bölge adliye mahkemelerinin göreve başlamasından önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında 1412 sayılı CMUK’un 305 ila 326. maddelerinin uygulanacağı öngörülmüştür.

1412 sayılı CMUK’un 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, tekerrüre esas alınan mahkumiyet hükmünün verildiği tarihte yürürlükte bulunan “Temyizi Kabil Olan ve Olmayan Hükümler” başlıklı 305. maddesi; “Ceza Mahkemelerinden verilen hükümler temyiz olunabilir. Ancak, on beş sene ve ondan yukarı hürriyeti bağlayıcı cezalara ait hükümler hiçbir harç ve masrafa tabi olmaksızın Yargıtay’ca re`sen tetkik olunur. 1- İkimilyon liraya kadar (İkimilyon dahil) para cezalarına dair olan hükümler, 2- Yukarı sınırı onmilyon lirayı geçmeyen para cezasını gerektiren suçlardan dolayı verilen beraat hükümleri, 3- Bu Kanun ile sair kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümler, temyiz olunamaz. Bu suretle verilen hükümler tekerrüre esas olmaz. Ancak haklarında 343. madde hükümleri dairesinde Yargıtaya başvurulabilir” şeklinde iken,

21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun’un 3. maddesi uyarınca; CMUK`un 305. maddesinin (1) numaralı bendinde yer alan “ikimilyon” ibaresi “ikimilyar”; (2) numaralı bendinde yer alan “onmilyon” ibaresi “onmilyar” olarak değiştirilmiştir. Yapılan bu değişikle 21.07.2004 tarihinden önce iki milyon liraya kadar olan para cezaları kesin nitelikte iken, 21.07.2004 tarihinden itibaren iki milyar liraya kadar olan para cezaları kesin hale getirilmiştir.

İki milyar (iki bin) liraya kadar (bu miktar dahil) para cezalarına ilişkin hükümlerin temyiz edilemeyeceğine ilişkin 1412 sayılı CMUK’un 305. maddesinin ikinci fıkrasının birinci bendinin Anayasa Mahkemesinin 07.10.2010 tarihinde yürürlüğe girmiş olan 23.07.2009 tarihli ve 65–114 sayılı kararı ile iptal edilmesinden sonra, ister hapis cezasından çevrilen, isterse de doğrudan verilen adli para cezasına ilişkin hükümlerin 14.04.2011 tarihine kadar hiçbir miktar gözetilmeksizin; 14.04.2011 tarih ve 27905 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 23. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 272. maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde; “ Hapis cezasından çevrilen adli para cezaları hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen 3.000 Türk Lirası dahil adli para cezasına mahkumiyet hükümlerine karşı istinaf yasa yoluna başvurulamaz” şeklinde gerçekleştirilen değişiklik ve aynı Kanun’un 26. maddesi ile 5320 sayılı Kanun`a eklenen; “ Bölge adliye mahkemeleri faaliyete geçinceye kadar hapis cezasından çevrilenler hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen üçbin Türk Lirası dahil adli para cezasına mahkumiyet hükümlerine karşı temyiz yoluna başvurulamaz” biçimindeki geçici ikinci madde göz önünde bulundurulduğunda da,

14.04.2011 tarihinden sonra doğrudan hükmolunan 3.000 TL`den fazla adli para cezasına ilişkin mahkumiyet hükümleri yönünden temyiz kanun yolu açık hale gelmiştir.

1412 sayılı CMUK`un 305. maddesinin birinci fıkrasındaki kesinlik sınırını, maddede belirtilen kesinlik sınırları içinde kalmak şartıyla başkaca hiçbir hak sınırlaması sonucunu doğurmayan para cezasına ilişkin hükümlerle sınırlı olarak yorumlamak gerekmektedir. Bu nedenle, gerek bir mahkumiyete ek, gerekse bağımsız olarak hükmedilen güvenlik tedbirleri, kesin nitelikteki hükümlere de her yönüyle temyiz edilebilirlik niteliği kazandıracaktır.

Diğer yönden, Ceza Genel Kurulunun duraksamasız kararlarında da açıkça vurgulandığı üzere; 5237 sayılı TCK’nın 50. maddesinde, 647 sayılı Kanun’un 4. maddesindeki düzenlemeye benzer şekilde “Uygulamada asıl mahkumiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen adli para cezası veya tedbirdir” hükmüne yer verilmesine karşın, “Bu hükmün uygulanması, kanun yollarına başvurmada engel teşkil etmez” hükmüne yer verilmemesi nedeniyle, gerek 5237 sayılı TCK`nın 50. maddesi uyarınca kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezaya seçenek olarak hükmedilen, gerekse 52. madde uyarınca doğrudan hükmedilen 2 milyar lirayı (2.000 TL) aşmayan adli para cezalarına ilişkin hükümler kesin niteliktedir.

Sonuç olarak, 5219 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 21.07.2004 tarihinden Anayasa Mahkemesinin 23.07.2009 tarihli ve 65-114 sayılı kararının yürürlüğe girdiği 07.10.2010 tarihine kadar 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’na göre doğrudan verilen para cezaları ile, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’na göre hem hapisten çevrilen hem de doğrudan verilen adli para cezalarında temyiz kesinlik sınırının 2.000 TL olduğu; 07.10.2010 tarihinden 6217 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihine kadar hem hapisten çevrilen hem de doğrudan verilen tüm adli para cezalarının miktara bakılmaksızın temyize tabi olduğu; 6217 sayılı Kanun`un yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihinden itibaren sadece doğrudan verilen adli para cezalarında temyiz kesinlik sınırı ile, bölge adliye mahkemelerinin göreve başladığı; 20.07.2016 tarihinden sonra doğrudan verilen adli para cezalarında istinaf kesinlik sınırının 3.000 TL olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde,

suç işlendiği tarihte yürürlükte bulunan Kanun hükümleri de gözetilmek suretiyle miktar itibarıyla temyiz kesinlik sınırının altında bulunan adli para cezası ile mahkumiyet hükümlerinin tekerrür uygulamasına da esas alınamayacağının kabulü gerekmektedir.

Somut olaydaki uyuşmazlık konusu bu açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde:

Yerel mahkemece tekerrüre esas alınan hükmün 20.06.2007 tarihinde verildiği, bu hükümde sanığın 5237 sayılı TCK’nın 206, 62/1, 52/2-4. maddeleri uyarınca doğrudan 500 TL adli para cezası ile mahkumiyetine karar verildiği, sonuç cezanın, hükmün verildiği tarihte yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 305. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca miktar itibarıyla kesin nitelikte olması nedeniyle temyiz imkanının bulunmadığı ve sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanmasına esas alınamayacağı kabul edilmelidir.

Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire onama kararının sanık … yönünden kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün, sanık hakkında TCK`nın 58. maddesinin uygulanmasına karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün, tekerrür uygulanmasına ilişkin bölümler çıkarılmak suretiyle düzeltilerek onanmasına karar verilmelidir.

SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,

2- Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 28.10.2014 tarihli ve 6967-30156 sayılı onama kararının sanık … yönünden KALDIRILMASINA,

3- Diğer yönleri usul ve kanuna uygun olan Gemlik 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.10.2012 tarihli ve 43-423 sayılı hükmünün, sanık … hakkında koşulları bulunmadığı halde TCK`nın 58. maddesinin uygulanmasına karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,

Ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükmün, 1412 sayılı CMUK’un 5320 sayılı Kanun`un 8. maddesinin birinci fıkrası uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak “Tekerrür uygulanmasına ilişkin bölümler çıkartılmak suretiyle” DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 01.11.2018 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.


YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/1575 Karar: 2018/217 Tarih: 24.01.2018

  • TCK 52. Madde

  • Adlî Para Cezası

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;

… … hakkında konut dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik incelemede;

… müdafiinin temyiz isteminin, beraat eden … lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkin olması nedeniyle, suça sürüklenen çocuğun hükmü temyiz etmekte hukuki yararı bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede;

… müdafiinin, 30.07.2012 tarihli görevlendirme yazısı uyarınca Baro tarafından atanmış olması karşısında, beraat eden … lehine vekalet ücreti hükmedilmemesinde bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki temyiz isteminin reddi düşüncesine iştirak edilmemiştir.

Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre … … müdafiinin temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükümlerin isteme aykırı olarak ONANMASINA,

Suça sürüklenen çocuklar hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan kurulan hükümlere yönelik incelemede;

1-Müştekinin 18.06.2012 günü saat 20:30 sıralarında ikametinin bahçesine direksiyon kilidi ile kilitlemek suretiyle bıraktığı ve ertesi sabah saat 08:00 sıralarında yerinde olmadığını fark ettiği motosikletinin tam olarak tespit edilemeyen bir saatte çalındığı, kolluk tarafından düzenlenen 24.06.2012 tarihli tutanağa göre hırsızlık tarihinden 3 gün sonra ve tutanağın düzenlendiği gün suça konu motosikletin üzerinde görülen suça sürüklenen çocukların dur ikazlarına uymayarak kaçtıkları ancak bir süre sonra yakalandıkları, suça konu motosikletin ise … …‘ın ikametinin önünde bulunduğu ve müştekiye iade edildiği olayda, suça sürüklenen çocukların aşamalardaki savunmalarında suçlamayı kabul etmeyerek … … ve … … isimli şahısların muhafaza etmek üzere … …‘a bıraktıkları suça konu motosikleti birlikte kullandıklarını beyan etmeleri karşısında suça sürüklenen çocukların savunmalarının doğruluğunun tespiti bakımından adı geçen şahısların açık kimlik ve adreslerinin suça sürüklenen çocuklardan sorulup gerekirse kolluk aracılığıyla araştırılarak tespit edilmesi halinde adı geçen şahısların dinlenilmesi ve sonucuna göre suça sürüklenen çocukların hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

2-Kabule göre de;

a- 5237 sayılı TCK’nın 165/1. maddesinde “altı aydan üç yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adli para cezası” yaptırımlarının birlikte öngörüldüğü, yasada hapisle birlikte öngörülen adli para cezasının gün sayısının alt sınırının gösterilmediği hallerde aynı Kanun’un 52/1. maddesi gereğince alt sınırın beş gün olduğu, somut olayda hapis cezalarının yasa maddesinde gösterilen alt sınırdan belirlendiği halde, aynı gerekçeyle adli para cezası gün sayısının 5’er gün yerine, 120’şer gün olarak belirlenmesi suretiyle 5237 sayılı TCK’nın 165/1, 52/1. maddelerine aykırı davranılması sonucu fazla adli para cezalarına hükmedilmesi,

b- 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ile uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş olup, suça sürüklenen çocukların eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 165/1. maddesinde düzenlenen suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunun uzlaştırma kapsamına alındığı nazara alınarak, uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre suça sürüklenen çocukların hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 24.01.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ Esas: 2017/5032 Karar: 2018/98 Tarih: 23.01.2018

  • TCK 52. Madde

  • Adlî Para Cezası

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;

Sanık hakkında karşılıksız yararlanma suçu nedeniyle 6000 TL adli para cezasına hükmedildiği halde 5237 sayılı TCK’nın 5237 sayılı TCK’nın 52/4 maddesi gereğince taksitlendirme yapılırken adli para cezasının 3000 TL olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası kabul edilmiştir.

Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA 23.01.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ Esas: 2017/2060 Karar: 2018/298 Tarih: 11.01.2018

  • TCK 52. Madde

  • Adlî Para Cezası

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin, sanık hakkında hüküm verilmesi sırasında vicdani kanaat oluşturulur iken hukuki delillere dayanılmadığına, tanzim edilen idari yaptırım kararı ile ilgili Çeşme Sulh Ceza Mahkemesine yapılan itirazın kabul edilmiş olmasının dikkate alınmadığına, sanığın mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığına, hukuka aykırı delillerin dikkate alınmaması gerektiğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;

1-5237 sayılı TCK’nın 179/3. maddesinde alkol ve uyuşturucu madde etkisiyle araç kullanmanın suç olarak düzenlenip aynı maddenin 2. fıkrasında ise yaptırımının belirlendiği gözetilmeksizin, 2,24 promil alkollü olarak araç kullanan sanık hakkında temel ceza tayininde TCK’nın 179/3. maddesinin gösterilmemesi,

2-Sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği ihtarı yapılması gerekirken, infazı kısıtlar biçimde ‘‘Yasal ihtarlara rağmen ödenmeyen adli para cezasının HAPSE ÇEVRİLMESİNE,’’ karar verilmesi ile uygulanan kanun maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK’nın 232/6. maddesine aykırı hareket edilmesi,

Kanuna aykırı olup, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususlarda, aynı Kanunun 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün temel cezanın belirlenmesine ilişkin (2) numaralı bendindeki “179/2. maddesi uyarınca” ibaresinin “TCK’nın 179/3. maddesi delaletiyle TCK’nın 179/2. maddesi uyarınca” şeklinde değiştirilmesi, hükmün (2) numaralı bendin 5.paragrafın hükümden çıkarılarak yerine, “TCK’nın 52/4. maddesi gereğince, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin sanığa ihtarına” ibaresinin yazılması suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün isteme uygun olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11/01/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ Esas: 2016/4759 Karar: 2018/191 Tarih: 09.01.2018

  • TCK 52. Madde

  • Adlî Para Cezası

Sanığın idaresindeki çekici ile arka tekerlerinden bağlayıp çekmek istediği aracın savrulması sebebiyle yol kenarında otobüse binmek üzere hareket eden iki katılana çarparak basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanmalarına sebebiyet verdiği olayda, asli kusurlu kabul edilen sanık hakkında hak ve nesafete uygun bir şekilde alt sınırdan bir miktar uzaklaşılarak ceza verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın herhangi bir nedene dayanmayan sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

1-Sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi esnasında, adli para cezasının belirlenmesine esas tam gün sayısının belirtilmemesi suretiyle TCK’nın 52/3. maddesine aykırı davranılması,

2-Ödenmeyen adli para cezasının hapis cezasına çevrileceğinin ihtarına yer verilmeyerek TCK’nın 52/4. maddesine aykırı hareket edilmesi,

Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün 3. fıkrasının hükümden çıkarılarak yerine “Sanığa verilen 5 ay hapis cezasının sanığın kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu ve suçun işlenmesindeki özellikler nazara alınarak TCK’nın 50/1-a. maddesi gereğince adli para cezasına çevrilmesine; TCK’nın 52/3. maddesi gereğince adli para cezasının belirlenmesine esas tam gün sayısının 150 tam gün olarak belirlenmesine; TCK’nın 52/2. maddesi gereğince sanığın ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak bir gün karşılığı adli para cezasının takdiren 20 TL olarak hesabıyla 3000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve TCK’nın 52/4. maddesi gereğince ödenmeyen adli para cezasının hapis cezasına çevrileceğinin sanığa ihtarına” ibaresinin eklenmesi suretiyle, sair yönleri usul ve Kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 09/01/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 15. CEZA DAİRESİ Esas: 2017/2087 Karar: 2017/19612 Tarih: 04.10.2017

  • TCK 52. Madde

  • Adlî Para Cezası

Sanığın katılanın yetkili olduğu benzin istasyonuna suç tarihinde gelerek işyerinde pompacı olarak çalışan şahıstan 100 TL’lik yakıt alıp, karşılığında Ü.K.adına çıkarılmış Banka ATM kartını vererek “Kartın şifresi siz parayı çekin ben o sırada aracı yıkattırayım” şeklindeki hileli söz ve hareketleriyle işyeri çalışanı üzerinde güven tesis edip akabinde aracı yıkatmadan olay yerinden hızla uzaklaştığı, bu şekilde nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği iddia edilen olayda;

Sanığın vermiş olduğu bankamatik karti ile para çekiminin yapılmadığının anlaşılması karşısında, sanığın eyleminin 5237 Sayılı TCK’nın 157. maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeden suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,

Kabule göre de;

5237 Sayılı TCK’nın 158. maddesinin5237 Sayılı TCK’nın 158. maddesinin 1. fıkrasının ( e ), ( f ), ( j ) ve ( k ) bentlerinde belirtilen nitelikli hallerde suçtan elde edilen haksız menfaati belli ise; TCK’nın 52. madde hükmü de gözetilmek sureti ile haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde temel adli para cezası aynı Kanun’un 61. maddesi uyarınca gün olarak belirlenerek artırım ve indirimler gün üzerinden yapıldıktan sonra, ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı 52/2. madde hükmü gereğince 20-100 TL arasında takdir edilecek miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması,

SONUÇ : Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu sebeple yerinde görüldüğünden 5320 Sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 Sayılı 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 04.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 7. CEZA DAİRESİ Esas: 2014/30938 Karar: 2017/5619 Tarih: 04.07.2017

  • TCK 52. Madde

  • Adlî Para Cezası

I- ) Müşteki … vekilinin temyizi üzerine yapılan incelemede;

Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen … davaya katılma ve hükmü temyize yetkisinin bulunmadığı ve ayrıca 24.05.2013 tarihinde tebliğ edilen hükmü yasal süresinden sonra 03.06.2013 tarihinde temyiz etmiş bulunduğu anlaşıldığından, … vekilinin vaki temyiz talebinin 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 Sayılı CMUK.nun 317. maddesi gereğince REDDİNE,

II- ) Sanıkların temyizleri üzerine yapılan incelemede ise;

1- ) Adli para cezasının taksitlendirilmesi esnasında uygulama maddesi olan 52/4. maddesinin gösterilmemesi suretiyle 232/6. maddesine aykırı davranılması,

2- ) 01.03.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5739 Sayılı Kanun’un 5. maddesiyle yapılan değişiklikle 5237 Sayılı TCK.nun 50/6. madde ve fıkrasında yer alan “yaptırım” ibaresinin “tedbir” olarak değiştirilip, 5275 Sayılı Kanun’un 106. maddesinin 4. ve 4. ve 9. yine 18.06.2014 tarihli 6545 Sayılı Kanun’un 81. maddesiyle 3., 8. fıkralar 3. ve 8. fıkralarındaki değişiklikler gözönüne alındığında, ayrıca 10. fıkrasının da yürürlükten kaldırılması karşısında, infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde adli para cezasının ödenmemesi halinde, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine karar verilmesi,

3- ) 5237 Sayılı TCK.nun 51/7. maddesi gereğince sanık … hakkında denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde; ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verilmesi gerektiği halde, infazı kısıtlayacak şekilde sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde ertelenen cezanın tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verilmesi,

4- ) 24.11.2015 tarihli 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 Sayılı iptal kararı ile 5237 Sayılı TCK.nun 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

TCK.nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, mahkum olduğu kısa süreli olmayan hapis cezası ertelenen sanık … hakkında anılan maddenin l. fıkrasının ( c ) bendinde yazılı hak yoksunluğunun, sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet veya kayyımlık yetkileri açısından uygulanmasına yer olmadığına, altsoyu dışında kalanlarla ilgili bu hak ve yetkilerden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Sanıklar … ve … hakkında 5237 Sayılı TCK.nun 53. maddesinin 3. fıkras 3. fıkrası uyarınca, aynı maddenin 1. fıkrasının ( c ) bendinde yazılı sanıkların kendi altsoyu üzerindeki velayet hakları ile vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan koşullu salıverilmesine, altsoyu dışında kalanlarla ilgili bu hak ve yetkilerden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm tesisi,

5- ) Sanık … hakkında hem adli para cezası hem de hapis cezası verildiği ve adli para cezası için 58. maddeye göre tekerrür hükümleri uygulanamayacağı halde tekerrür hükümleri uygulanmasına karar verilirken hiç bir ayrım yapmaksızın sanığın cezasının 58/6. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi ve ayrıca 58/7. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,

6- ) Dava konusu sigaraların müsaderesi ile yetinilmesi gerekirken tasfiyesine de hükmedilmesi,

Yasaya aykırı, sanıkların temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde görüldüğünden ve bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 Sayılı CMUK.nun 322. maddesi gereğince,

1- ) Hükmün 1. fıkrasının 4. bendindeki “ aylık taksitler halinde” kelimesinden önce gelmek üzere “ 52/4. maddesi gereğince” ibaresinin eklenmesi,

2- ) Hükmün 1. fıkrasının 5. ve 6. bentlerindeki “ Yasal ihtarlara rağmen ödenmeyen adlî para cezasının 52 ( 4 ) maddesi uyarınca HAPSE ÇEVRİLMESİNE “ ve “ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrileceği hususunun sanıklara İHTARINA “ ibarelerinin hükümden çıkartılması,

3- ) Sanık … hakkında 51/7. maddesinin uygulanmasına dair fıkranın hükümden çıkartılması, bunun yerine “ 51/7. maddesi uyarınca, sanığın denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine,” ibaresinin yazılması,

4- ) Sanık … hakkındaki hükümden 53. maddesinin uygulanmasına dair bölümün çıkarılması, yerine “24.11.2015 tarih ve 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararındaki iptal edilen hususlar gözetilerek, 5237 Sayılı TCK.nun 53/1-3. madde ve fıkralarının ( “e” bendi dışında ) tatbikine,” ifadesinin eklenmesi,

Sanıklar … ve … hakkındaki hükümden 53. maddesinin uygulanmasına dair bölümün çıkarılması, yerine “24.11.2015 tarih ve 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararındaki iptal edilen hususlar gözetilerek, 5237 Sayılı TCK.nun 53/1-3. madde ve fıkralarının tatbikine,” ifadesinin eklenmesi,

5- )Sanık … hakkındaki hükmün tekerrürle ilgili fıkrasındaki”cezasının” ibaresinin “hapis cezasının” şeklinde değiştirilmesi ve “ cezanın infazından sonra “ ibaresinden önce gelmek üzere “ 58/7. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve “ ibaresinin eklenmesi,

SONUÇ : 6- )Hükmün tasfiyeye dair kısmının çıkarılması ve sair kısımların aynen bırakılması suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04.07.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 17. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/21987 Karar: 2017/7210 Tarih: 07.06.2017

  • TCK 52. Madde

  • Adlî Para Cezası

I- )Suça sürüklenen çocuk hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde:

Müştekiye ait park halindeki kilitli motosikletin kilidinin kırılmak suretiyle çalınması olayında,suça sürüklenen çocuğun eyleminin, suça konu olan motosikletin mülkiyetine yönelik olarak gerçekleştirildiğinin anlaşılması karşısında, mala zarar verme suçunun oluşmayacağı, ancak bu suça dair kararın kesin nitelikte olması sebebiyle hukuka aykırılığın kanun yararına bozma yoluyla giderilebileceği olanaklı görülmüştür.

14.04.2011 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren 6217 Sayılı Kanun’un 26. maddesiyle 5320 Sayılı Kanun’a eklenen ek 2. madde uyarınca doğrudan verilen 3.000,00 TL’ye kadar olan adli para cezalarından ibaret mahkumiyet hükümleri kesin olup, mala zarar verme suçundan dolayı tayin edilen 1.600,00 TL adli para cezasına dair hükmün, cezanın türü ve miktarı itibariyle temyizi mümkün bulunmadığından, 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 Sayılı CMUK’nun 317. maddesi gereğince suça sürüklenen çocuk … müdafiinin temyiz talebinin tebliğnameye uygun olarak REDDİNE,

II- )Suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz incelemesinde;

Dosyada mevcut tutanaklara göre polis ekiplerinin Doğanlar Mahallesinde terk vaziyette buldukları elektrikli bisikletin müştekiye gösterilmesi ve müştekinin kendisine ait olduğunu teşhis etmesi sonucu suça konu elektrikli bisikletin müştekiye iade edildiğinin belirtilmiş olması karşısında koşulları oluşmadığı halde, suça sürüklenen çocuğun cezasından 5237 Sayılı TCK’nın 168/1. maddesiyle indirim yapılması ve yaz saati uygulaması göz önünde bulundurulduğunda, güneşin olay günü saat 18.26’da battığı;dosyada mevcut CD çözüm tutanağına göre suça sürüklenen çocuğun saat 19.42’de suça konu elektrikli bisikleti aldığının belirtilmiş olması karşısında; 5237 Sayılı TCK’nın 6/1-e maddesi uyarınca hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçları gece vakti işlendiği halde,suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan aynı Kanun’un 143/1. maddesi ve konut dokunulmazlığının ihlali suçundan TCK’nın 116/4 maddesiyle uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmeyip eksik ceza tayin edilmesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçların suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz nedenleri de yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1- )5237 Sayılı TCK’nın 52/4, 5275 Sayılı Kanun’un 109 ve bu maddeye dayanılarak çıkarılan Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Tüzüğün 51. maddelerine aykırı olarak suça sürüklenen çocuğun aleyhine ve infaz yetkisini kısıtlar şekilde hükmedilen hapis cezalarından çevrilme adli para cezalarının, hükmün kesinleşmesinden itibaren taksitlendirilmesine karar verilmesi,

2- )Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümlerde, 5237 Sayılı TCK’nın 52/4. maddesine göre adli para cezası taksitlendirilirken, infazda duraksamaya neden olacak şekilde taksit aralığının gösterilmemesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk … müdafiinin temyiz nedeni bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan sebeple isteme uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 Sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, TCK’nın 52/4. maddesinin uygulandığı bölümlerden “hükmün kesinleşme tarihinden itibaren” ibarelerinin karardan çıkarılması ile hükümlerdeki taksitlendirmeye dair bölümde geçen 24 eşit taksitte tahsiline ibaresinden önce gelmek üzere “birer ay ara ile” cümlesinin eklenmesi suretiyle, eleşiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 07.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 3. CEZA DAİRESİ Esas: 2017/3066 Karar: 2017/5605 Tarih: 03.05.2017

  • TCK 52. Madde

  • Adlî Para Cezası

Bıçak veya diğer aletleri izinsiz olarak satma, satın alma, taşıma veya bulundurma ve yaralama suçlarından sanık …‘nin, 6136 Sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’un 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/1,, 86/3-e,, 29, 62/1. maddeleri uyarınca 6 ay 20 gün hapis, 5 ay hapis ve 20 tam gün adli para cezaları ile cezalandırılmasına, hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar anılan Kanun’un 53/1-a-b-d-e maddesindeki haklardan, koşullu salıverilinceye kadar ise aynı Kanun’un 53/1-c maddesindeki haklardan yoksun bırakılmasına dair Gaziantep 9. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 17.02.2015 tarihli ve 2014/667 esas, 2015/96 Sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı’nın 08.03.2017 tarih ve 2015/13039 Sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 20.03.2017 tarih ve 2017/17637 Sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.

Mezkur ihbarnamede;

Dosya kapsamına göre;

1-) 5237 Sayılı Kanun’un 52/1, 2. fıkrasında yer alan “Adli para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla olamamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir. En az yirmi ve en fazla yüz Türk lirası olan bir gün karşılığı adli para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, 20 gün olarak hükmedilen adli para cezasının miktarının belirlenmemesinde,

2-) 5237 Sayılı Kanunu’nun 53/2. maddesinde yer alan “Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz.” ve 3. fıkrasındaki “Mahkum olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz.” şeklindeki düzenlemeler karşısında, anılan maddenin 1-c bendinde yer alan hak yoksunluğunun sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıvermeden sonra uygulanamayacağı, kendi alt soyu dışındaki kişiler bakımından vesayet ve kayyımlıkla ilgili hak yoksunluğu ile anılan maddenin 1. fıkrası a, b, d ve e bentlerinde yazılı hak yoksunluklarının ise cezanın infazının tamamlanmasına kadar devam edeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,

3-) Kemik kırığına neden olan yaralama eyleminde; 5237 Sayılı Kanun’un 86 /1. maddesine göre belirlenen temel cezanın, anılan Kanun’un 87/3. maddesine göre kemik kırığının hayati fonksiyonlara etkisi nazara alınarak temel cezanın yarısına kadar

artırılabileceğine dair düzenleme karşısında, meydana gelen kırığın hayat fonksiyonlarına etkisinin orta (2.) derece olmasına rağmen, temel ceza üzerinden adı geçen Kanun’un 87/3. maddesine göre anılan Kanun’un 3. maddesi gereği işlenen fiilin ağırlığı ile orantılılık ilkesine aykırı şekilde cezanın 1/3 oranında artırılarak sanık hakkında fazla cezaya hükmedilmesi,

4-) Sanık hakkında eylemine uyan 6136 Sayılı Kanun’un 15/1. maddesine aykırılıktan dolayı hükmedilen adli para cezasının, suç tarihinde yürürlükte bulunan 6136 Sayılı Kanun’un 15/1. maddesiyle 5252 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 4, 5/2. maddeleri gereğince 450 Türk lirası olarak belirlenmesi gerekirken, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5728 Sayılı Kanun’un 158. maddesiyle değişik 6136 Sayılı Kanun’un 15/1. maddesi gereğince 25 gün adli para cezası olarak belirlenmesi suretiyle, yazılı şekilde fazla ceza tayininde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 Sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.

Gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden,

SONUÇ : Gaziantep 9. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 17.02.2015 tarihli ve 2014/667 esas, 2015/96 Sayılı kararının 5271 Sayılı CMK’nin 309/4. maddesinin (d) bendi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, sanığın eylemine uyan kasten yaralama suçundan 5237 Sayılı TCK’nin 86/1. maddesi gereğince 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın cezası 87/3. maddesi gereğince kemik kırığının derecesine göre 1/6 artırım yapılarak 1 yıl 2 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, 29. maddesi gereğince cezasında ½ indirim yapılarak 7 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, cezasında 62. maddesi gereğince 1/6 indirim yapılarak 5 ay 25 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, sanık hakkında 53.maddesi gereğince hak yoksunları uygulanırken, Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 gün ve 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas - 2015/85 Kararının gözetilmesine, sanığın eylemine uyan 6136 Sayılı yasaya aykırılık suçundan 6136 Sayılı Kanun’un 15/1. maddesi gereğince 6 ay hapis ve suç tarihi itibariyle 450 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, cezasından 62. maddesi gereğince 1/6 indirim yapılarak 5 ay hapis ve 375 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, sanık hakkında 53. maddesi gereğince hak yoksunları uygulanırken, Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 gün ve 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas - 2015/85 Kararının gözetilmesine, hükmün diğer kısımlarının aynen korunmasına, infazın bu şekilde yapılmasına, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 20. CEZA DAİRESİ Esas : 2015/10022 Karar : 2018/4321 Tarih : 16.10.2018

  • TCK 52. Madde

  • Adlî Para Cezası

Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içerisindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile aşağıda belirtilen dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;

1-) Sanık hakkında mahkemece 5237 sayılı TCK’nın 188/3 maddeleri gereğince 5 Yıl Hapis Cezası ile birlikte belirlenmiş olan 50 gün adli para cezası üzerinden TCK`nın 62/1 maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılması sonucu 41 gün adli para cezasının belirlenmesi gerekirken mahkemece indirim yapılmaksızın 50 gün adli para cezası belirlenmek suretiyle sanık hakkında fazla adli para cezasına hükmedilmiş olması,

2-) Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih ve E.2014/140; K.2015/85 sayılı kararının 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle TCK`nın 53. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,

3-) Bursa Kriminal Polis Laboratuvarı’nca suç konusu uyuşturucu maddeden alınan şahit numunelerin de müsaderesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak bu aykırılıkların yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun`un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan;

1-) TCK’ nın 62/1. maddesinin uygulanması ile ilgili kısmından “50 GÜN ADLİ PARA CEZASI”ibaresinin çıkarılması ve yerine “41 GÜN ADLİ PARA CEZASI” ibaresinin yazılması, TCK`nın 52. maddesinin uygulanması ile ilgili kısmından “1.000 TL adli para cezası” ibaresinin çıkartılarak yerine “ 820 TL adli para cezası ibaresinin eklenmesi,

2-) TCK’nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili bölümlerin hüküm fıkrasından çıkarılması ve yerine “Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli iptal kararından sonra oluşan durumuna göre, sanık hakkında, TCK`nın 53. maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına” ibaresinin yazılması,

3-) Hüküm fıkrasına Bursa Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’nce suç konusu maddeden alınan şahit numunenin 5237 sayılı TCK`nın 54.maddesinin 4. fıkrası gereğince müsaderesine “ ibaresinin eklenmesi,

Suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16/10/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 19. CEZA DAİRESİ Esas: 2016/10164 Karar: 2017/147 Tarih: 11.01.2017

  • TCK 52. Madde

  • Adlî Para Cezası

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1-) Sadece sanığın temyizi ile bozulan evvelki hükümde sanık hakkında 5846 Sayılı Kanun’un 81/4. maddesi uyarınca hükmedilen hapis cezasının TCK’nın 50/1-a maddesi uyarınca adli para cezasına çevrilerek 6.000 TL adli para cezası ve TCK’nın 52/2. maddesi uyarınca 80 TL adli para cezası olmak üzere toplamda 6.080 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bozma öncesi verilen kararın sanık lehine kazanılmış hak oluşturduğu gözetilerek, bozma sonrası aynı Kanun’un 71/1 ve 81/13. maddeleri uyarınca hüküm kurulmasından sonra infaz edilmesi gereken sonuç cezasının CMUK’nın 326/ son maddesi uyarınca bozma öncesi hükmedilen toplamda 6.080 TL adli para cezası olduğunun belirtilmesi ile yetinilmesi gerektiği gözetilmeyerek aynı Kanun’un 71/1 ve 81/13. maddeleri uyarınca hüküm kurulmasının akabinde yeniden aynı Kanun’un 81/4. maddesi uyarınca yazılı şekilde hüküm kurulması,

2-) Sanığa ek savunma hakkı verilmeden, iddianamede gösterilmeyen 5846 Sayılı Kanun’un 71/1, 81/13. maddelerinin uygulanması suretiyle CMK’nın 226/2. maddesine aykırı davranılması,

3-) Yasal süresi içerisinde hak sahipliği belgelerini ibraz eden ve usule uygun olarak katılma talebinde bulunanın lehine, CMK’nın 325/1 ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1. maddesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş ve sanık ile katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca, tebliğnameye uygun olarak, BOZULMASINA, yeniden kurulacak hükümde CMUK’nın 326/ son maddesinin gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 11.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ Esas: 2016/18143 Karar: 2017/478 Tarih: 05.01.2017

  • TCK 52. Madde

  • Adlî Para Cezası

Şantaj suçundan sanık …‘in, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 107 /1, gereğince 10 ay hapis ve 1.660,00 Türk Lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına dair İstanbul Anadolu 22. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 29.12.2015 tarihli ve 2015/528 esas, 2015/750 Sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 12.10.2016 gün ve 94660652-105-34-9430-2016-KYB sayılı yazılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25.10.2016 tarihli ve 2016/379395 Sayılı tebliğnamesiyle bozma düşüncesiyle daireye gönderilmiş olduğu görülmekle, dosya incelendi:

Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede,

1-) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 Esas, 2007/152 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kanun koyucunun ayrıca adlî para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adlî para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, alt sınırdan uzaklaşmanın gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde; sanık hakkında 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 107/1. maddesi uyarınca hüküm kurulurken, hapis cezasının alt sınırı olan 1 yıl hapis cezasına hükmedildiği halde adlî para cezasının belirlenmesi sırasında alt sınır olan 5 gün yerine 100 gün adlî para cezasına hükmolunması suretiyle fazla ceza tayininde,

2-) 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 52/4. maddesinde yer alan “Hakim, ekonomik ve şahsi hallerini göz önünde bulundurarak, kişiye adli para cezasını ödemesi için hükmün kesinleşme tarihinden itibaren bir yıldan fazla olmamak üzere mehil verebileceği gibi, bu cezanın belirli taksitler halinde ödenmesine de karar verebilir. Taksit süresi iki yılı geçemez ve taksit miktarı dörtten az olamaz. Kararda, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği belirtilir.” şeklindeki amir hüküm karşısında, sanık aleyhine olacak şekilde para cezasının takside bağlanmamış olması, bağlanmaması halinde ise bunun gerekçesi ve adli para cezasının ödenmemesi halinde karşılaşabileceği muhtemel durumun sanığa ihtar edilmemiş olmasında isabet görülmediğinden, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunduğu anlaşılmıştır.

1-)Olay:

Sanık … hakkında şantaj suçundan açılan davada, İstanbul Anadolu 22. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 29.12.2015 tarih ve 2015/528 esas, 2015/750 karar sayılı ile TCK’nın 107/1,, 62, 52/2. maddeleri uyarınca sonuç olarak 10 ay hapis, 1.660 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına dair temyiz edilmeyerek kesinleşen kararında, hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde ayrıca gerekçe gösterilmeden adli para cezasının alt sınır olan 5 günün üzerine çıkılarak 100 gün olarak belirlenmesinin ve TCK’nın 52/4. maddesi hükmüne aykırı olarak adli para cezasının takside bağlanmaması ve ödenmeme durumunda geri kalan kısmın tamamının tahsiline dair ihtarda bulunulmamasının usul ve kanuna aykırı bulunduğundan kanun yararına bozulmasının istenildiği anlaşılmaktadır.

2-)Hukuksal Değerlendirme:

Dosya kapsamı ve kanun yararına bozma istemi incelenerek birlikte değerlendirildiğinde, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 esas, 2007/152 karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere, kanun maddesinin hapis cezası yanında adli para cezası da öngörmesi durumunda, hapis cezası alt sınırdan belirlenirken, adli para cezasının alt sınırdan verilmesi zorunlu değilse de bunun için yasal gerekçe gösterilmesinin zorunlu olduğu, olayda, sanığa TCK’nın 107/1. maddesine göre alt sınırdan 1 yıl hapis cezası verilirken ayrıca gerekçe gösterilmeden, adli para cezasının alt sınır olan 5 gün yerine 100 gün olarak belirlenmesi, ikinci olarak da, TCK’nın 52/4. maddesi hükmüne aykırı olarak adli para cezasının 4 aydan iki yıla kadar aylık taksitlerle ödenmesine karar verilmesi ve taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde kalan kısmın tamamının tahsil edileceğinin sanığa ihtar edilmeyerek usul ve kanuna aykırı davranılmış bulunmasına göre, kanun yararına bozma isteminin yerinde olduğu anlaşılmakla,

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Anadolu 22. Asliye Ceza Mahkemesince verilip kesinleşen 29.12.2015 gün ve 2015/528-750 Sayılı kararın, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesinin 4. fıkras 4. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, ancak, bozma nedenine göre bu aykırılık yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, CMK’nın 309. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, kararda TCK’nın 107/1. maddesine göre adli para cezasına dair uygulamanın hüküm fıkrasından çıkartılarak, yerine TCK’nın 107/1. maddesi gereğince 5 gün, adli para cezasıyla cezalandırılmasına, 62 madde ile 1/6 indirimle 4 gün ve 52/2 madde ile bir günü 20 TL hesabıyla 80 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasın, 52/4 madde gereğince, 4 eşit ve aylık taksitlerle ödenmesine, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceğinin (mahkemesince) sanığa ihtarına, adli para cezasına dair infazın buna göre yapılmasına, karardaki diğer hususların aynen bırakılmasına, 05.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 9. CEZA DAİRESİ Esas: 2016/1686 Karar: 2016/8269 Tarih: 16.11.2016

  • TCK 52. Madde

  • Adlî Para Cezası

Ceza Genel Kurulunun süreklilik kazanmış uygulamalarına göre şeklen direnme kararı verilmiş olsa dahi; bozma kararı doğrultusunda işlem ve uygulama yapmak, bozma kararında tartışılması istenen hususları tartışmak, bozma sonrasında yapılan araştırmaya, incelemeye, toplanan yeni kanıtlara dayanmak veya ilk kararda yer almayan daire denetiminden geçmemiş bulunan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurmak suretiyle verilen direnme kararı özde direnme kararı olmayıp bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni bir karar olduğu ve Mahkemece, Dairemizin 17.02.2016 tarih ve 2015/2565 esas, 2016/1138 karar sayılı kararının “a” bendindeki gerekçeye karşı direnildiği belirtilmiş ise de; 28.04.2009 tarihli karardan farklı temyize tabi yeni bir hüküm kurulduğu belirlenerek yapılan incelemede;

Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezaları azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde belirtilen düzeltme nedeni dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

TCK’nın 52/4. maddesi gereğince taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmının tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin hükümde belirtilmemesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı olup hükmün bu sebeple BOZULMASINA, bu hususların yeniden yargılama yapılmaksızın CMUK’nın 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükmün gün para cezasının adli para cezasına çevrilmesine dair bendinin sonuna “TCK’nın 52/4. maddesi uyarınca taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmının tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin sanığa ihtarına” ibaresinin eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve kanuna uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 18. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/33720 Karar: 2016/14500 Tarih: 19.09.2016

  • TCK 52. Madde

  • Adlî Para Cezası

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede:

1- Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sının 5271 sayılı CMK’nın 34/1,, 230 ve 1412 sayılı CMUK’nın 308/7. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının, Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması ve Yargıtay’ın bu işlevini yerine getirmesi için gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi ve ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiilinin ve bunların nitelendirilmesinin belirtilmesi, delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği gözetilmeden, açıklanması geri bırakılan önceki hükme atıf yapılarak gerekçesiz hüküm kurulması,

2- 22.10.2007 olan suç tarihinin 05.12.2007 olarak gerekçeli karar başlığında yanlış gösterilmesi,

3- TCK’nın 52. maddesine aykırı olarak, adli para cezasında belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın kararda gösterilmemesi,

4- Sanığın lehe hükümlerin uygulanması talebinin, TCK’nın 52/4. maddesindeki mehil verilmesi veya taksitlendirmeyi de kapsadığı gözetilerek, CMK’nın 230/1-d maddesi uyarınca, bu hususta kanuni dayanakları da gösterilerek olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi,

5- Sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının kanuni sonucu olarak, TCK’nın 53/1. maddesindeki hak yoksunluklarına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı ve sanık Hasan Yeğni’nin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki isteme aykırı olarak, HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 19.09.2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ Esas: 2016/5767 Karar: 2016/8150 Tarih: 20.06.2016

  • TCK 52. Madde

  • Adlî Para Cezası

Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama suçundan sanık …‘ın, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 228/1, 62. maddesi gereğince 25 gün hapis ve 375,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, kısa süreli hapis cezasının anılan Kanun’un 50/1 ve 52/1-2. maddelerine göre bir günü 20 Türk Lirası hesabı ile 500,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Asliye Ceza Mahkemesi’nin 16.10.2014 tarihli ve 2014/852 esas, 2014/330 Sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak;

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 228/1. maddesinde5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 228/1. maddesinde, “Kumar oynanması için yer ve imkân sağlayan kişi, bir yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.” hükmünün yer aldığı, anılan Kanun’un 52/1 ve 2. fıkrasında ise, “Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir”, “En az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası olan bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsî hâlleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.” hükümlerinin yer aldığı, buna göre adlî para cezasının anılan hükümler nazara alınmak suretiyle öncelikle gün olarak tespit edilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 06.04.2016 gün ve 358 Sayılı Kanun Yararına Bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.04.2016 gün ve KYB/2016-150947 Sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.

Gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 5237 Sayılı TCK.nun 228/1, 52/1 madde ve fıkraları uyarınca hapis cezası yanında hükmedilmesi gereken adli para cezasının, kanunda öngörülen adli para cezasına esas alınan gün üzerinden artırım veya indirim yapıldıktan sonra belirlenen sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı tayin olunan miktarın çarpılması sonucu cezanın belirlenmesi gerektiğinin gözetilmeden yazılı şekilde hapis cezası yanında uygulama yeri bulunmadığı halde doğrudan adli para cezası tayini,

SONUÇ : Yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığı’nın Kanun Yararına Bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görüldüğünden Asliye Ceza Mahkemesi’nin 16.10.2014 gün ve 2014/852 esas, 2014/330 Sayılı kararının 309. maddesi uyarınca ( BOZULMASINA ), anılan hükmün 4/d fıkrası uyarınca; hükmün ilk fıkrasında yer alan “450,00 TL” ibaresinin çıkartılarak yerine “5 gün” ibaresinin yazılmasına, 62/1 maddesinin uygulanmasına dair fıkrada yer alan “375,00 TL” ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine “4 gün” ibaresinin yazılmasına ve hükme “hükmedilen 4 gün adli para cezasının 5237 Sayılı TCK.nun 52/2 maddesi uyarınca sanığın ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önüne alınarak günlüğü takdiren 20,00 TL’den, 80,00 TL adli para cezasına çevril- mesine” ibaresinin eklenmesine, infazın hapis cezası yanında hükmedilen adli para cezası yönünden bu miktar üzerinden yapılmasına, dosyanın Adalet Bakanlığı’na gönde- rilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na ( TEVDİİNE ), 20.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ Esas: 2016/1789 Karar: 2016/1905 Tarih: 17.06.2016

  • TCK 52. Madde

  • Adlî Para Cezası

Sanık müdafiinin temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına dair isteğinin, hükmedilen hapis cezasının süresine göre, 5320 Sayılı Kanun’un 8/1, 1412 Sayılı CMUK’nın 318 ve 5271 Sayılı CMK’nın 299. maddeleri uyarınca reddine karar verilerek, duruşmasız olarak inceleme yapılmıştır.

1- ) 21.02.2015 tarihli, olay yakalama, arama ve el koyma tutanağı içeriğinde; kendisinde suç konusu, 4 adet hap ele geçirilen ve tanık olarak dinlenen İ.’in, sanığın ikametine girip çıktığının belirtilmesine rağmen, duruşmada dinlenen tutanak tanıklarından A. D. ve H. K.’nın; İ.’in araçla geldiğini ve sanığın aracın yanına giderek kısa bir süre görüştükten sonra ayrıldıklarını beyan etmeleri karşısında; adı geçen tutanak tanıklarının yeniden dinlenerek, olay yakalama, arama ve el koyma tutanağı içeriği ile tanık beyanları arasındaki çelişkinin giderilmesi,

Tanık İ. A.’da ele geçirilen maddeyle ilgili ekspertiz raporunun dosyada bulunmadığı anlaşıldığından; aslı veya onaylı örneği getirtilerek dosyaya konulması, yoksa buna dair ekspertiz raporunun alınması,

Tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre, sanığın hukukî durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile hüküm kurulması,

2- ) Kabule göre; a ) TCK’nın 188/3, 62. maddeleri uyarınca tayin olunan sonuç 4 gün adli para cezasının TCK’nın 52. maddesi uyarınca adli para cezasına çevrilmesi sırasında “4 tam gün karşılığı olarak toplam 80,00 TL.” yerine “5 tam gün karşılığı olarak toplam 100,00 TL” adli para cezası olarak belirlenmesi suretiyle, sanığa fazla adli para cezası tayini,

b- ) Üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan uyuşturucu maddenin TCK’nın 54. maddesinin 4. fıkras 4. fıkrası yerine 1. fıkrası uyarınca müsaderesine karar verilmesi,

SONUÇ : Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu sebeple yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, 17.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ Esas: 2014/7962 Karar: 2016/11623 Tarih: 08.06.2016

  • TCK 52. Madde

  • Adlî Para Cezası

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1- )Sanığın aşamalarda suçlamaları kabul etmemesi ve beyanı hükme esas alınan tanığın katılanın akrabası olması karşısında soruşturma aşamasında olayla ilgili görgüye dayalı bilgisi olduğundan ifadesine başvurulan tarafsız tanık dinlenmeden, hukuki dayanağı gösterilip dinlenmesinden vazgeçilmesi konusunda bir karar da verilmeden ve soruşturma aşamasındaki beyanı hükümde tartışılmadan, eksik kovuşturma ve yetersiz gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi,

2- )Kabule göre de;

a- )Kısa süreli hapis cezasından çevrilip ödenmeyen adli para cezalarının nasıl infaz edileceğinin 5275 Sayılı CGTİK’nın bu Kanunun uygulanmasını öngören, 20.03.2006 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe giren 2006/10218 numaralı Tüzüğün belirtildiği ve hükmün kesinleşmesinden sonra Cumhuriyet Savcılığının görevi dahilinde değerlendirilmesi gereken bir husus olduğu gözetilmeden, infazı kısıtlar biçimde adli para cezasının ödenmemesi halinde hapse çevrileceğinin ihtar edilmesi,

b- )Adli para cezasının ödeme şeklinin TCK’nın 52/4. maddesi uyarınca, mehil verme veya taksitlendirme olarak tercihli düzenlenmesine karşın, her iki seçeneğin de birlikte uygulanmasına karar verilmesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı ve sanığın temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 08.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 15. CEZA DAİRESİ Esas: 2014/1913 Karar: 2016/5235 Tarih: 23.05.2016

  • TCK 52. Madde

  • Adlî Para Cezası

Sanığın katılandan aldığı sunta karşılığı suça konu sahte çeki vererek menfaat temin ettiğinin iddia ve kabul edildiği olayda;

1-) Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen hükme yönelik temyiz incelemesinde;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın eksik inceleme ile karar verildiğine dair temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,

2-) Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen hükme yönelik temyiz incelemesinde;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

5237 Sayılı TCK’nın 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f) ve (j) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde öncelikle suçtan elde edilen haksız menfaat miktarının belli olup olmadığına bakılacaktır. Eğer suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli değil ise, 5 ila 5.000 tam gün arasında TCK’nın 61. maddesi hükmü göz önünde bulundurularak takdir edilen gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenecektir. Eğer suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli ise; o takdirde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenecektir. Bu açıklama kapsamında sonuç adli para cezası belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5275 Sayılı Kanun’un 106. maddesinde öngörülen adli para cezası yerine çektirilecek hapis cezası süresinin belirlenmesi açısından, infazda tereddüt oluşturacak şekilde doğrudan, elde olunan haksız yararın iki katı esas alınmak suretiyle ceza tayini,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün, bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Kanun’un 8 /1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, TCK’nın 158/1-f-son, 62. maddeleri gereğince adli para cezasının uygulanmasına dair kısımdan sırasıyla “10000 TL” ve “8333 TL”, adli para cezası terimlerinin çıkarılarak, yerlerine sırasıyla “500 gün” ve “416 gün” adli para cezası ibaresinin ve 62. maddenin uygulanmasına dair kısımdan sonra gelmek üzere “Sanık hakkında hükmolunan 416 gün adli para cezasının TCK’nın 52/2. maddesi gereğince günlüğü 20 TL’den paraya çevrilerek 8320 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 23.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 19. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/34165 Karar: 2016/15929 Tarih: 19.04.2016

  • TCK 52. Madde

  • Adlî Para Cezası

I- )Sanık …‘ın temyiz talebi yönünden yapılan incelemede,

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

Yükletilen suçun sanık tarafından işlendiğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,

Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun’da öngörülen suç tipine uyduğu,

Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.

Ancak,

a- )…‘in 6 aylık süre geçtikten sonra hak sahipliği belgelerini sunduğu, …, … ve … ise hak sahipliklerine dair belgeleri sunmadıkları gözetilmeden katılan olarak kabul edilerek lehlerine dilekçe yazım ücreti tayin edilmesi,

b- )Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak sanık hakkında 5237 Sayılı TCK’nın 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiş ise de, 24.11.2015 tarih ve 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas ve 2015/85 Sayılı kararı ile anılan maddenin bazı hükümlerinin iptal edilmiş olması sebebiyle yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,

Bozmayı gerektirmiş ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA, bu aykırılık yeniden yargılama yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan, 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca, hükümden dilekçe yazım ücretine dair fıkranın çıkartılması ile TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına dair bölümün çıkartılıp, yerine ‘‘24.11.2015 tarih ve 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas ve 2015/85 Sayılı iptal kararı da gözetilerek,kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına,” ibaresi yazılmak suretiyle, başkaca yönleri kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

II- )Sanık …‘nin temyiz talebine gelince,

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

Ancak;

a- )Takdiri indirimde 10 ay yerine 1 yıl 8 ay hapis cezası tayin edilmesi,

b- )Adli para cezasına esas gün üzerinden arttırım ve indirim yapıldıktan sonra TCK’nın 52/2. maddesi uyarınca 1 gün karşılığı tayin olunacak miktarla çarpılarak sonuç ceza belirlenmesi gerektiği gözetilmeden yazılı biçimde uygulama yapılarak fazla ceza tayini,

c- )5271 Sayılı CMK’nın 231. maddesinde düzenlenen “suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararı aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi” ve diğer objektif ve subjektif koşulların varlığı halinde, CMK’nın 231/5. madde ve fıkrası gereğince, sanık hakkında aynı Kanun’un 231/6-c maddesi de değerlendirilerek tespit edilen söz konusu zararın giderilmesi durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği anlaşılmaktadır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararında; “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarından biri olan zarardan kast edilen maddi zarar olup, bu zararın belirlenmesinde teknik bilgiye ihtiyaç duyulmayan hallerde hakim, kanaat verici basit bir araştırma yaparak zararı belirlemelidir.” denilmektedir.

Bu ilkeler çerçevesinde her olaya özgü ayrı değerlendirme yapılarak, maddi zararın kanaat verici basit bir araştırma ile tespit edilebilmesi gerekir.

Somut olayda, dosyaya yansıyan maddi bir zararın bulunmadığı gözetilmeden, mahkemece zarar giderilmediğinden bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,

d- )…‘in 6 aylık süre geçtikten sonra hak sahipliği belgelerini sunduğu, …, … ve … ise hak sahipliklerine dair belgeleri sunmadıkları gözetilmeden katılan olarak kabul edilerek lehlerine dilekçe yazım ücreti tayin edilmesi ve hak sahipliği belgelerini sunmayan diğer şirketlerin gerekçeli karar başlığında katılan ve şikayetçi olarak gösterilmesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak HÜKMÜN 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 19.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 17. CEZA DAİRESİ Esas: 2016/3529 Karar: 2016/5561 Tarih: 14.04.2016

  • TCK 52. Madde

  • Adlî Para Cezası

Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan hükümlü …‘ın, TCK’nın 165/1,, 62,, 52/2. maddeleri uyarınca 5 ay hapis ve 200,00 TL adli para cezası ile ayrı ayrı cezalandırılmasına dair Kayseri 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 04.06.2015 tarih ve 2014/778 Esas, 2015/633 Karar sayılı ilamı temyiz incelemesinde geçmeksizin kesinleşmiştir.

Bu karara karşı Adalet Bakanlığı’nın 03.12.2015 gün ve 2015/25324/79658 sayılı; Dosya kapsamına göre; “5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 165. maddesinde “Bir suçun işlenmesiyle elde edilen eşyayı veya diğer malvarlığı değerini, bu suçun işlenmesine iştirak etmeksizin, satan, devreden, satın alan veya kabul eden kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır’’ ile 5237 Sayılı Kanun’un 52/1- 2. fıkrasında ise, “Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hâzinesine ödenmesinden ibarettir. En az yirmi ve en fazla yüz Türk lirası olan bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsi hâlleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.” hükümlerinin yer alması karşısında, sanık hakkında hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde, herhangi bir teşdit sebebi ve farklı uygulamanın gerekçesi gösterilmeden adlî para cezasının alt sınırın üzerinde belirlenmesinde isabet görülmemiştir” gerekçesini içeren kanun yararına bozma istemi Yargıtay Başsavcılığı’nın 23.12.2015 tarih ve 2015/399219 Sayılı ihbarnamesi ile Dairemiz Başkanlığına sunulmuştur.

Dairemizin 20.01.2016 tarih ve 2016/31 Esas, 2016/684 Karar sayılı kararıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma isteminin REDDİNE karar verilmiştir.

Dairemizin kararına karşı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 15.03.2016 tarih ve KYB-2015/399219 İTİRAZ sayılı yazısı ile “İtiraz konusunu oluşturan uyuşmazlık, mahkemenin “takdiren asgari had üzerinden denmek suretiyle “sanık hakkında hapis cezasını alt sınırdan (6 ay olarak) tayin ettiği halde herhangi bir teşdit sebebi ve farklı uygulama gerekçesi gösterilmeden adlî para cezasını alt sınırın üzerinde (12 gün) karşılığı olarak belirlediği takdirde, bu hususun kanun yararına bozma konusu yapılıp yapılmayacağı hususunun belirlenmesine ilişkindir.

5237 Sayılı Türk Ceza Kanun’un 165. maddesinde5237 Sayılı Türk Ceza Kanun’un 165. maddesinde “Bir suçun işlenmesiyle elde edilen eşyayı veya diğer mal varlığı değerini, bu suçun işlenmesine iştirak etmeksizin, satan, devreden, satınalan veya kabul eden kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.” şeklinde düzenlendiği,

Yine aynı Kanun’un 52/1. maddesinde; adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde yediyüz otuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hâzinesine ödenmesinden ibarettir.” şeklinde düzenlendiği anlaşılmıştır.Sanık hakkında, suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan TCK’nın 165. maddesi uyarınca ceza tayin edilirken hapis cezası alt sınırdan (6 ay olarak) tayin edildiği halde, adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak (5 gün yerine 12 gün karşılığı olarak) belirlenmesi suretiyle hükümde açıkça çelişki oluşturulduğu anlaşılmıştır.

Mahkemenin hapis cezasını alt sınırdan hükmetmesine rağmen, adli para cezasına alt sınırın üzerinde hükmetmesi nedeniyle, dosyamızdaki bu hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaştığı, gösterilen sebebin kanun delil takdirine ve mahkemenin takdirine dair bir husus olmaması sebebiyle kanun yararına bozma yoluyla incelemeyi gerektirecek nitelikte olduğunun kabul edilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

Dolayısıyla, yerel mahkemece hapis cezasına alt sınırdan hükmedilmesi nedeniyle, adli para cezasına da alt sınırdan hükmedilmesi gerekirken, çelişki oluşturacak şekilde adli para cezasının alt sınırın üzerinde (12 gün karşılığı) hükmedilerek sanık aleyhine yazılı biçimde fazla ceza verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu değerlendirilmiştir.

Bu nedenle, Dairenizin 20.01.2016 gün, 2016/31 Esas ve 2016/684 Karar sayılı, kanun yararına bozma isteğinin REDDİNE dair ilamına karşı sanık lehine itiraz yoluna gitmek zorunluluğu doğmuştur.” denilerek itirazın kabulüyle Dairemizin 20.01.2016 gün, 2016/31 Esas ve 2016/684 Karar sayılı kararının düzeltilmesi, kanun yararına bozma talebinin kabulüyle yerel mahkeme hükmünün adli para cezasının alt sınırdan verilmesi gerekirken, alt sınırın üzerinde hüküm verilmesi sebebiyle kanun yararına bozma talebinin kabul edilerek hükmün CMK’nın 309/4-d maddesi uyarınca BOZULMASI, hukuka aykırılığın CMK’nın 309/4-d maddesi kapsamında olması sebebiyle hükmün Dairenizce kurulması, itiraz kabul edilmediği takdirde dosyanın itiraz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulu Başkanlığı’na tevdii yönünde Dairemiz Başkanlığına itiraz talebinde bulunulması üzerine, 6352 Sayılı Kanun’un 99, 101. maddeleri uyarınca itirazla ilgili yeniden değerlendirme yapılmak üzere dosya, Daireye gönderilmekle okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR :

Dosya kapsamından, sanığın denetim süresi içinde yeniden suç işlemesi sebebiyle 04.06.2015 tarihinde açıklanan 19.04.2012 tarihli kararın gerekçe bölümünde ve hüküm fıkrasında sebepleri ortaya konularak, sanığın şahsi durumu ve TCK’nın 61. maddesi gözetilerek hapis ve adli para cezasından oluşan temel cezanın takdir hakkı kapsamında tayin edildiği, TCK’nın 49. maddesinde tanımlanan süreli hapis cezası ile 52. maddesinde düzenlenen adli para cezasının suçun özelliği ve failin (maddenin gerekçesinde de vurgulanan şekilde elde ettiği kazanç ile ekonomik konumu dahil) durumu dikkate alınarak uygulanan ve 1. maddesinde gösterilen suçun önlenmesi amacına hizmet eden birbirlerinden farklı yaptırımlar oldukları, bu yüzden her iki yaptırımın tıpatıp aynı şekilde uygulanamayacakları, kaldı ki suçun karşılığı olan 165. maddesinde uygulanabilecek üst sınırın (alt sınır gösterilmeksizin) on bin gün olarak belirlendiği, dolayısıyla mahkemenin temel adli para cezasını (52. maddede beş gün olarak gösterilen alt sınır yerine) on iki gün olarak belirlemesinin anılan maddeler gözetildiğinde bütünüyle takdir hakkı kapsamında kaldığı T.C. Anayasası’nın 138/1. maddesinde aranan şekilde hukuki ve vicdani kanaate göre verilen hükmün çelişki içermediği bu sebeple Dairemizin anılan ilamında, usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması sebebiyle,

SONUÇ :

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 15.03.2016 tarih ve KYB-2015/399219 Sayılı itiraz istemi yerinde görülmemiş olduğundan itirazın REDDİNE, 5271 sayyılı CMK’nın 308/2., 3. fıkraları uyarınca Dairemizin 20.01.2016 gün, 2016/31 Esas ve 2016/684 Karar sayılı RED ilamı ile ilgili itirazı incelemek üzere Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulu Başkanlığı’na GÖNDERİLMESİNE, 14.04.2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ :

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2015/399219 Sayılı Kanun Yararına Bozma talebinin reddine dair Dairemizin kararına karşı yapılan itirazın reddi kararına muhalefet şerhim;

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz kararında belirtildiği üzere ….Asliye Ceza Mahkemesi’nin 04.06.2015 tarih ve 2014/778 Esas, 2015/633 Karar sayılı temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen ilamında sanık hakkında 165. maddesi uyarınca alt sınırdan 6 ay hapis ve 12 gün karşılığı adli para cezasına hükmedilmiştir. İtiraza konu kararda da muhalif kaldığım üzere Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında TCK’nın 165. maddesinde belirtilen ‘‘…. 6 aydan 3 yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.’’ hükmü karşısında ve mahkeme HAGB kararında açıkça ‘‘takdiren ve asgari had üzerinden’’ denilmek suretiyle hapis cezasını 6 ay olarak asgari hadden vermesine rağmen herhangi bir gerekçe göstermeksizin adli para cezasını alt sınırdan uzaklaşarak (12 gün olarak) belirleyip belirleyemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

Sanık hakkında hüküm kurulan TCK’nın 165. maddesinde hapis cezası ile birlikte adli para cezası da öngörülmektedir. Mahkeme bu suçtan hüküm kurarken TCK’nın 61. maddesinde belirtilen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesi kuralları ile bağlıdır. Bu madde de ‘‘… suçun işleniş biçimi… suçun konusunun önem ve değerinin … meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını… failin kastı…. failin güttüğü amaç ve saiki’’ göz önünde bulundurularak Yasa’da belirlenen sınırlar arasında bir ceza belirlenir. Sanık hakkında hüküm kurulan TCK’nın 165. maddesinde hapis cezası ile birlikte adli para cezası da öngörüldüğünden alt sınırdan uzaklaşılacaksa her iki ceza açısından da uzaklaşılması gerektiği, sanığın suçtan elde ettiği kazanç ve sanığın ekonomik durumu 52. maddesinde sanık hakkında gün olarak belirlenen adli para cezasının sanığın ekonomik durumuna göre 20,00 TL ile 100,00 TL arasında bir miktar üzerinden paraya çevirme imkanı mahkemeye vererek, hapis cezası ile adli para cezasını alt sınırdan belirledikten sonra sanığın ekonomik durumuna göre 52. maddesi uyarınca para miktarını alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle belirleme (ve bireyselleştirme) imkanı verdiğinden, mahkemenin hapis cezasının alt sınırdan belirleyip farklı bir gerekçe göstermeden aynı Yasa’dan kaynaklı adli para cezasındaki gün sayısında alt sınırdan uzaklaşmasını Yasa’ya aykırı bulduğumdan sayın çoğunluğa katılmıyorum.


YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ Esas: 2016/850 Karar: 2016/5951 Tarih: 30.03.2016

  • TCK 52. Madde

  • Adlî Para Cezası

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede,

Sanığa yükletilen tehdit eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,

Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,

Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır. Ancak,

1- )Mahkemece, sanığın mağdurlara yönelik silahla tehdit eyleminden verilen 25.04.2007 tarih 2006/588 Esas 2007/220 Karar sayılı ilamına konu 7 ay 15 gün hapis cezasının TCK’nın 50/1-a,, 52/2-4 maddeleri gereğince 4.500,TL adli para cezasına çevrilmesine dair hükmün, sanık müdafiinin temyizi üzerine, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 12.11.2009 tarihli ilamı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulama olanağının tartışılması yönünden sanık lehine bozulmasına karar verildiği; bozmaya uyularak 23.02.2010 tarihli hükümle CMK’nın 231. maddesi gereğince sanık hakkındaki 7 ay 15 gün hapis cezasına dair hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve bu kararın 02.03.2010 tarihinde kesinleştiği, sanığın denetim süresi içerisinde suç işlemesi sebebiyle yapılan ihbar üzerine dosyanın yeniden ele alınması sonrasında 1412 Sayılı CMUK’nın 326 /son maddesi gereğince kazanılmış hak gözetilmeyerek sanığa verilen 7 ay 15 gün hapis cezasının, 50/1-a,, 52/2-4 maddeleri gereğince adli para cezasına çevrilmemesi,

2- )Anayasa Mahkemesi’nin hükümden sonra 24.11.2015 gün ve 29542 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 08.10.2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 Sayılı kararı ile TCK’nın 53. maddesinin ( 1 ) numaralı fıkrasının ( b ) bendinde yer alan “ve diğer siyasi hakları kullanmaktan” ibaresinin iptaline karar verilmiş, ayrıca aynı bentte yer alan “seçme ve seçilme” ehliyetleri ile ilgili olarak da, hükümlünün, hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak bu hak ve ehliyetlerden yoksun bırakılması uygulamasını engelleyici nitelikte iptal kararları verilmiş olması ve doğan boşluk sebebiyle bu hususta yeni bir yasal düzenleme yapılması ihtiyacının ortaya çıkması karşısında, yerel mahkeme hükmünde bu hak ve ehliyetlerden yoksun bırakmaya dair uygulamanın dayanaksız kalması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş ve sanık …‘un temyiz iddiaları bu sebeple yerinde ise de, bu aykırılık, yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktası tebliğnameye aykırı olarak, hükme TCK’nın 50/1-a maddesi uyarınca sanığa verilen hapis cezasının, günlüğü 20.00 TL’den 52/2-4 maddeleri uyarınca 4.500 TL adli para cezasına çevrilmesi cümlesinin eklenmesi ve hükümde TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına dair kısımdan ( b ) ibaresinin çıkartılarak DÜZELTİLMEK ve başkaca yönleri Kanuna uygun bulunan hüküm, bu bağlamda ONANMAK suretiyle 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. madde ve fıkrası aracılığıyla 1412 Sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca davanın esasına, 30.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 7. CEZA DAİRESİ Esas: 2014/7158 Karar: 2016/53 Tarih: 18.01.2016

  • TCK 52. Madde

  • Adlî Para Cezası

Anayasa Mahkemesi’nin, TCK’nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarına ilişkin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilebileceği değerlendirilerek yapılan incelemede;

KARAR : Sanıklar hakkında tayin edilen 3 yıl 10 ay hapis cezasından 5237 sayılı TCK’nın 62/1 maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapıldıktan sonra, 3 yıl 2 ay 10 gün hapis cezası yerine, hesap hatası sonucu 3 yıl 2 ay hapis cezasına hükmolunması, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Sanıklar hakkında tayin edilen adli para cezasının taksitle tahsiline karar verilirken, 5237 sayılı TCK’nın 52/4 maddesi hükmüne aykırı olarak ve infazda tereddüt oluşturacak şekilde taksit aralığının karar yerinde gösterilmemesi,

SONUÇ : Yasaya aykırı, sanıkların temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden ve bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasa’nın 8/1 maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesi gereğince taksitlendirmeye ilişkin fıkralara, “24 aylık” ifadesinden önce gelmek üzere “birer ay ara ile” ibaresinin eklenmesi ve diğer hususların aynen bırakılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 18.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/2402 Karar: 2015/19053 Tarih: 08.12.2015

  • TCK 52. Madde

  • Adlî Para Cezası

TCK’nın 52/4. maddesinde yer alan adli para cezasının ödenmesi hususunda mehil verme ya da cezanın belirli taksitler halinde ödenmesine karar verilmesi durumunun birbirlerine seçenek olanaklar olduğu, bu suretle bunlardan sadece birine karar verilebileceği gözetilmeden, hükmolunan adli para cezasının ödenmesi için 1 yıl süre ile mehil verilmesine ve 10 eşit taksitte alınmasına karar verilmesi, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni sayılmamış, ölen N.. Ş.. gerekçeli karar başlığına yazılmamış ise de; bu husus mahallinde ilavesi mümkün bir eksiklik olarak kabul edilmiştir.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin kusura ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

1-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07/07/2009 tarih 2009/9-62-191 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK’nın 61/1. maddesinin (g) bendinde yer alan “failin güttüğü amaç ve saik” gerekçesine dayanılamayacağının gözetilmemesi,

2- Hükmün esasını teşkil eden kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm kısmında, sanığa hükmolunan hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilirken, uygulama maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK’nın 232/6. maddesine aykırı hareket edilmesi,

3-Sanık hakkında tayin edilen adli para cezasının taksitlendirilmesi sırasında taksit aralığının gösterilmemesi,

Sonuç: Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konularda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden hükmün C-1. bendinde yer alan, “amaç ve saiki” ibaresinin hükümden çıkartılması, hükmün C-3. paragrafına “TCK’nın 50/1-a maddesi atfıyla 50/4. maddesi” ibaresinin eklenmesi hüküm fıkrasının C-5. bendine “10 eşit taksit” ibaresinden önce gelmek üzere “birer ay ara ile” ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün isteme uygun olarak düzeltilerek ONANMASINA, 08.12.2015 tarihinde oybirliği ile, karar verildi.


YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/4268 Karar: 2015/24603 Tarih: 16.11.2015

  • TCK 52. Madde

  • Adlî Para Cezası

Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanık müdafinin, suçun sübutuna, sanık lehine hükümlerin uygulanmadığına ve hukuka aykırı olarak karar verildiğine yönelik temyiz itirazlarının reddine, ancak:

1- Sanık hakkında temel hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde, aynı gerekçelerle adli para cezasına esas birim gün sayısının alt sınırın üstünde belirlenmesi suretiyle hükümde çelişkiye neden olunması,

2- Sanık hakkında adli para cezasına esas alınan birim gün sayısı ile bir gün karşılığı takdir olunan 20 liranın çarpılması sırasında yasal dayanak olan 52/1-2. maddesi yerine aynı maddenin ının gösterilmesi,

Yasaya aykırı ise de, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususların, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanık hakkında 228/1. madde uyarınca hapis cezası yanında tayin olunan adli para cezasına esas alınan 30 birim gün sayısının 5 güne, hükmün 4. fıkrasında yer alan doğrudan adli para cezasının hesaplanmasına ilişkin “52/4.” ibaresinin çıkartılarak yerine 52/1-2” ibaresi eklenmesi ve aynı fıkrada hesaplanan 600,00 Türk Lirası adli para cezasının 100,00 Türk Lirasına indirilmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün düzeltilerek onanmasına, 16.11.2015 gününde oybirliği ile, karar verildi.


YARGITAY 15. CEZA DAİRESİ Esas: 2014/20469 Karar: 2015/31149 Tarih: 11.11.2015

  • TCK 52. Madde

  • Adlî Para Cezası

Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.

Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.

Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.

Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.

Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.

Sanıkların bir şekilde telefon numarasını tespit ettikleri katılanı arayıp bir takım yalanlar uydurarak kendilerini polis olarak tanıttıkları, katılanın ….. ile ilişkisinin olup olmadığına yönelik sorular sordukları, ….. üyesi bir şahsın suç üstü yakalanması için sanık A.. B.. adına bir miktar para yatırmasını talep ettikleri, inandırıcı olmak amacıyla sanıkların katılanın eşini de tele-konferans yöntemiyle müşteki ile kısa süreliğine görüştürdükleri, kandırılan katılanın temin ettiği 22160 TL parayı şüpheli A.. B.. adına……Bankası şubesine havale ettiği, söz konusu havale edilen parayı sahte olarak düzenlenen nüfus cüzdanı ile sanık …..’un ……Bankası şubesine bizzat başvurarak parayı çektiği, parayı çektiği sırada sanıklardan M.. İ..’in şube içerisinde müşteri kılığında bir süre beklediği, herhangi bir işlem yapmadan …. ile birlikte çıktığı iddia olunan olayda;

I-Sanık A.. B.. hakkında nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen beraat, sanık F.. K.. hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararlarının temyiz incelemesinde;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, o yer Cumhuriyet savcısı, sanık F.. K..’nın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün onanmasına,

II-Sanık F.. K.. hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet, sanık M.. İ.. hakkında nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik suçlarından beraat kararlarının temyiz incelemesinde;

1-Sanık M.. İ.. hakkında nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen beraat kararları yönünden;

Bankanın ödeme aracı olması nedeniyle TCK’nın 158/1-f maddesinde belirtilen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı, eylemde nüfus cüzdanın kullanılması ve kamu kurumu olan nüfus müdürlüğünü aracı kılmış olması nedeniyle, suçun TCK’nın 158/1-d maddesinde öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suçun vasıf ve nitelendirmesinde hataya düşerek yazılı şekilde hüküm kurulması,

2-Sanık F.. K.. hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararları yönünden;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, o yer Cumhuriyet savcısı ve sanığın yerinde görülmeyen temyiz sair itirazlarının reddine, ancak;

a- Sanık M.. İ..’in dosya içerisinde mevcut kamera görüntüleri ve olay tarihinde bankada başka bir işlem nedeniyle bulunduğuna ilişkin tevilli savunması ve tüm dosya kapsamından resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarına iştirak ettiği gözetilmeden delillerin taktirinde yanılgıya düşülmesi suretiyle sanığın mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,

b-Kabule göre de;

5237 sayılı TCK’nın 158. maddesinin5237 sayılı TCK’nın 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f) (i) ve (k )bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması,

Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısı, sanık ……‘nın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca bozulmasına, 11.11.2015 tarihinde oybirliği ile, karar verildi.


YARGITAY 16. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/5737 Karar: 2015/3933 Tarih: 11.11.2015

  • TCK 52. Madde

  • Adlî Para Cezası

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

1-) Mahkemece cezanın asgari hadden tayin edileceğinin kabul edilmesine rağmen hükmedilen temel adli para cezasının TCK’nın 52/1. maddesi uyarınca 5 gün yerine 90 gün olarak fazla tayini,

2-) 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 Sayılı Kanun’un 81. maddesiyle değişik 106/3. maddesi uyarınca adli para cezalarının ödenmemesi halinde kamuya yararlı bir işte çalışma kararı verileceği de gözetilerek, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde hapisten çevrilen adli para cezasının ödenmemesi halinde 5237 Sayılı TCK’nın 50/6. maddesi uyarınca kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infaz edileceğinin sanığa ihtar edilmesine karar verilmesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı olup, hükmün bu sebeplerle BOZULMASINA, bu hususların yeniden yargılama yapılmaksızın CMUK’nın 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan sanığa verilen cezalardan gün adli para cezasının 5 gün olarak belirlenerek, TCK’nın 289/1. maddesi gereğince tayin olunan 3 ay hapis ve 5 gün karşılığı adli para cezasının aynı kanunun 289/1. maddesi 2. cümlesi gereğince 1/2 oranında indirilerek 1 ay 15 gün hapis ve 2 gün karşılığı adli para cezasına, 62. maddesiyle de 1/6 oranında indirim yapılarak cezanın 1 ay 7 gün hapis ve 1 gün adli para cezasına, sonuç kısa süreli hapis cezasının TCK’nın 50/1-a maddesi uyarınca bir gün karşılığı 20 TL’den hesap edilerek 740 TL adli para cezasına ve 1 gün adli para cezasının da TCK’nın 52/2. maddesi uyarınca bir gün karşılığı 20 TL’den hesap edilerek 20 TL adli para cezasına indirilmesi ve hükmün nun 52/4. maddesine dair 8. fıkrasındaki “taksitlerden birisinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan miktarın tamamının tahsiline ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine” dair bölümün karardan çıkartılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 23. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/3551 Karar: 2015/6375 Tarih: 10.11.2015

  • TCK 52. Madde

  • Adlî Para Cezası

Şikayetçinin, sanığa verdiği hatır senedi üzerinde; sanığın tahrifat yaparak meblağı artırmak ve vade tarihini erken bir tarih olarak yazmak suretiyle senedi takibe koyduğu ve şikayetçiden haksız menfaat temin etmeye teşebbüs ettiği iddia edilen olayda,

1)Nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçuna dair temyiz taleplerinin incelenmesinde;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak,

Tayin olunan gün para cezasının TCK’nın 52/4 uyarınca taksitlendirilmesi sırasında ‘‘on eşit taksitle ödenmesine” karar verilmesine rağmen, taksit aralığının açık bir şekilde gösterilmemiş olması,

Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanun’un istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca bozulmasına, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün adli para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin kısma ‘‘birer ay arayla’’ ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün düzeltilerek onanmasına,

2)Resmi Belgede Sahtecilik suçuna dair temyiz taleplerinin incelenmesinde;

Sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine ancak;

Suça konu bono ile ilgili mevcut bilirkişi raporlarına göre tahrifat yapıldığının sabit olmasına rağmen sahteciliğin iğfal kabiliyetini haiz olup olmadığının bilirkişi raporu ve mahkeme gözlemi ile tespit edilmemiş olması ve sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdir ve tayininin hakime ait olduğu da dikkate alınarak, söz konusu senedin duruşmada incelenip, özellikleri zapta geçirilerek, iğfal kabiliyeti bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi,

Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca bozulmasına, 10.11.2015 tarihinde oybirliği ile, karar verildi.


YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/14174 Karar: 2015/23787 Tarih: 02.11.2015

  • TCK 52. Madde

  • Adlî Para Cezası

Kumar oynanması için yer ve imkân sağlama suçundan sanık O.. G..’nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 228/1,, 62, 52. maddesi uyarınca 25 gün hapis ve 80,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanığın 5 yıl süre ile denetime tabi tutulmasına dair, Kaş Sulh Ceza Mahkemesinin 22.06.2011 tarihli ve 2011/193 esas, 2011/353 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, sanığın deneme süresi içerisinde suç işlediğinden bahisle 5271 sayılı Kanun’un 231/11. maddesi uyarınca hakkında verilen hükmün açıklanmasına, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 228/1,, 62, 52. maddeleri uyarınca 25 gün hapis ve 80,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin (KAŞ) Asliye Ceza Mahkeme- sinin 28.04.2015 tarihli ve 2015/142 esas, 2015/450 sayılı kararını kapsayan dosyasıyla ilgili olarak;

Dosya kapsamına göre, evvelce hapis cezasına ilişkin hükümlülüğü bulunmayan sanık hakkında tayin olunan kısa süreli hapis cezasının, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/3. maddesindeki “Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir” hükmü uyarınca anılan maddenin 1. fıkrası bentlerindeki seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmiş bulunulmasında isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 03.09.2015 gün ve 58311 sayılı Kanun Yararına Bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.09.2015 gün ve KYB/2015-308965 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Gereği görüşülüp düşünüldü:

Daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olan hükümlü hakkında, 5237 sayılı TCK.nun 228/1. maddesi uyarınca hükmedilen 25 gün hapis cezasının, 50/3. maddesi uyarınca, 50/1. maddesinde belirtilen seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi zorunluluğunun gözetilmemesi,

Sonuç: Yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığı’nın Kanun Yararına Bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görüldüğünden Kaş Asliye Ceza Mahkemesinin 28.04.2015 gün, 2015/142 esas, 2015/450 sayılı kararının 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, hükümlü hakkında 5237 sayılı TCK.nun 228/1,, 62. maddeleri uyarınca tayin edilen 25 gün hapis cezasının, 5237 sayılı TCK.nun 50/3. madde ve fıkrası yollamasıyla aynı yasanın 50/1. maddesi uyarınca suçlunun kişiliği, şahsi ve ekonomik durumu gözetilerek, 52/2. maddesi gereğince günlüğü 20 TL’den 500 TL adli para cezasına çevrilmesine, adli para cezasının ödenmemesi halinde 5275 sayılı Yasanın 106/3 maddesi uyarınca işlem yapılmasına, infazın bu şekilde yapılmasına, dosyanın Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 02.11.2015 gününde oybirliği ile, karar verildi.


YARGITAY 15. CEZA DAİRESİ Esas: 2013/10401 Karar: 2015/23052 Tarih: 06.04.2015

  • TCK 52. Madde

  • Adlî Para Cezası

Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.

Sanığın, katılanla aynı otobüste seyahat ettikten sonra katılanların göz hastanesine gideceğini öğrenmesi nedeniyle, söz konusu hastanede çalıştığını, oradaki doktorları tanıdığını, kendisini ücretsiz tedavi ettirebileceğini söyleyerek katılanla sohbetini geliştirdiği, birlikte bir kafeye gittikleri, sanığın bir yerlerle telefon görüşmesi yaptığı ve çok az bir paraya ihtiyacı olduğunu söylediği, katılanın da sanığa inanarak elindeki 500 TL parayı vermesinden sonra sanığın, bir yerden bir şey alıp geleceğini ve kendisini beklemesini söyleyerek katılanı orda bırakıp ortadan kaybolduğu ve bir daha geri dönmediği, böylece sanığın hileli hareketler yaparak katılan aleyhine haksız menfaat temin etmek suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık ve katılan beyanları, teşhis tutanağı ile tüm dosya kapsamına göre, suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

1- Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 18/06/2013 tarih ve 2012/15-1351 Esas ve 2013/328 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere, kanun koyucu, cezanın kişiselleştirilmesinin sağlanması bakımından hakime somut olayın özellikleri ve işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı bir şekilde gerekçesini de göstererek iki sınır arasında temel cezayı belirleme yetki ve görevini yüklemiştir. Ancak, hakimin temel cezayı belirlerken dayandığı gerekçe, bu düzenlemelere uygun olarak; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik ile dosya içeriğine yansıyan bilgi ve belgelerin isabetli biçimde değerlendirildiğini gösterir biçimde yasal ve yeterli olmalıdır. Somut olay bu açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde; haksız menfaat miktarının 500 TL olduğu olayda, TCK’nın 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde takdirin kullanılarak alt ve üst sınırlar arasında bir belirleme yapılması gerekirken, sanık hakkında, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve adli para cezasını gerektiren dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı TCK’nın 61. maddesinde sayılan cezanın bireyselleştirilmesindeki ölçütler somutlaştırılmadan ve bu kriterler esas alınmadan, hak ve nesafet kuralları ile orantılılık ilkesine aykırı olarak hapis cezasının üst sınırdan tayin edilerek fazla ceza tayini,

2- 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkras 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,

3- Tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi,

4- Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 11/02/2014 tarih ve 2013/12-70 Esas ve 2014/57 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere basit hesap hatası veya maddi hata yapılması durumunda sanık açısından kazanılmış hak oluşturmayacağı dikkate alınarak, sanık hakkında belirlenen 5.000 gün adli para cezasının TCK’nın 52/2. maddesi gereğince günlüğü 20 TL’den paraya çevrilmesi sonucunda 100.000 TL adli para cezası yerine hesap hatası yapılarak 10.000 TL adli para cezası verilmek suretiyle eksik ceza tayini,

Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanun’un 326/son maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanması açısından sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 06.04.2015 tarihinde oybirliği ile, karar verildi.


YARGITAY 3. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/9326 Karar: 2015/11647 Tarih: 01.04.2015

  • TCK 52. Madde

  • Adlî Para Cezası

Kasten yaralama suçundan sanık O. K.’nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2,, 86/3-e,, 29,, 62 ve 52/2. (3’er kez) maddeleri gereğince 3 defa 2.240 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Sivas 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/11/2013 tarihli ve 2013/363 Esas, 2013/730 sayılı Kararına karşı Adalet Bakanlığı’nın 04.02.2015 tarih ve 2014/2968 - 8453 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 23.02.2015 tarih ve 2015/54257 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.

Mezkur ihbarnamede;

Dosya kapsamına, suçun işlendiği 16/07/2006 tarihine ve mahkemece temel cezanın alt sınırdan belirlenmiş olmasına göre, sanığın kasten yaralama olarak belirlenen eylemini cezai yaptırıma bağlayan 5237 sayılı Kanun’un 86/2. maddesinde seçimlik ceza olarak öngörülen gün adli para cezasının alt sınırının aynı Kanun’un 52/1. maddesi uyarınca 5 gün olduğu gözetilmeden, suç tarihinden sonra 19/12/2006 tarihli ve 26381 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girin 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 61/9. maddesine eklenen ”Adli para cezasının seçimlik ceza olarak öngörüldüğü suçlarda bu cezaya ilişkin gün biriminin alt sınırı, o suç tanımındaki hapis cezasının alt sınırından az; üst sınırı da, hapis cezasının üst sınırından fazla olamaz.” hükmü nazara alınarak temel cezanın 5 gün yerine, 120 gün adli para cezası olarak belirlenmek suretiyle fazla ceza tayininde; isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.

Gereği görüşülüp düşünüldü:

Sonuç: Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; Sivas 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/11/2013 tarihli ve 2013/363 Esas, 2013/730 sayılı Kararının 5271 sayılı CMK’nin 309/4. maddesinin (d) bendi gereğince kanun yararına BOZULMASINA; sanığın 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi gereğince 3 kez takdiren 5 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanığın cezasında 86/3-e maddesi uyarınca ½ oranında artırım yapılarak 3 kez 7 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına, sanığın cezası aynı kanunun 62/1. maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirilerek 3 kez 5 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanığın 5237 sayılı TCK’nin 52/2. maddesi gereğince günlüğü takdiren 20 Türk Lirasından 3 kez 100 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, infazın bu miktar üzerinden yapılmasına, hükmün diğer kısımlarının aynen korunmasına, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE; 01.04.2015 gününde oybirliğiyle, karar verildi.


UYARI

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Makale Yazarlığı İçin

Avukat veya akademisyenler hukuk makalelerini özgeçmişleri ile birlikte yayımlanmak üzere avukatbd@gmail.com adresine gönderebilirler. Makale yazımında konu sınırlaması yoktur. Makalelerin uygulamaya yönelik bir perspektifle hazırlanması rica olunur.

Paylaş
RSS