0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Kamu Görevlisinin Suçu Bildirmemesi Suçu

TCK Madde 279

(1) Kamu adına soruşturma ve kovuşturmayı gerektiren bir suçun işlendiğini göreviyle bağlantılı olarak öğrenip de yetkili makamlara bildirimde bulunmayı ihmal eden veya bu hususta gecikme gösteren kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Suçun, adlî kolluk görevini yapan kişi tarafından işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.



TCK Madde 279 Gerekçesi

Kamu görevlileri, görevlerini yaptıkları sırada ve göreve ilişkin olarak bir suçun işlendiğini öğrendiklerinde bunu yetkili makamlara bildirmekle yükümlüdürler. Madde metninde, bu yükümlülüğe aykırı davranış, suç olarak tanımlanmaktadır. Suçun maddî unsuru, bildirimde bulunmak hususunda ihmalde bulunmak veya gecikme göstermektir. Ancak, bu suçun oluşabilmesi için, bildirim konusu suçun kamu görevlisinin yürüttüğü görevle bağlantılı olması gerekir. İşlenen suçun görevle bağlantısının olmaması durumunda, ihbarla ilgili genel kurallar geçerlidir.

Maddenin ikinci fıkrasında, failin adlî kolluk görevini yapan memurlardan oluşu ağırlaştırıcı neden sayılmıştır.


TCK 279 (Kamu Görevlisinin Suçu Bildirmemesi Suçu) Emsal Yargıtay Kararları


YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ Esas: 2014/5514 Karar: 2016/5971 Tarih: 07.06.2016

  • TCK 279. Madde

  • Kamu Görevlisinin Suçu Bildirmemesi Suçu

İlçe Emniyet Müdürlüğü Ekipler Amirliğinde görevli polis memuru olan sanıkların katılan ile eşini yolda kavga eder vaziyette görmelerine ve katılanın, eşinden şikayetçi olduğunu, evin içinde de şiddete maruz kaldığına dair iz, delil ve emareler bulunduğunu bildirip tespitini istemesine rağmen, sanıkların delilleri toplamadıkları ve herhangi bir adli işlem de yapmadıkları şeklinde gerçekleştiği kabul edilen eyleminin, TCK’nın 279/2. maddesinde düzenlenmiş bulunan ve görevi kötüye kullanma suçunun özel şekli niteliğindeki kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suçunu oluşturabileceği ve bu suça dair delilleri takdir, tartışma ve davaya bakma görevinin 5235 Sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 11. maddesi uyarınca Asliye Ceza Mahkemesi’nin görevi kapsamında bulunması sebebiyle görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, karar tarihinde faaliyette bulunan Sulh Ceza Mahkemesinde yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde hükümler kurulması,

Kabule göre;

5271 Sayılı CMK’nın 231/6-c maddesinde belirtilen zarar kavramının, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Sayılı Kararında da kabul edildiği gibi; belirlenebilir, ölçülebilir, somut maddi zarar olup manevi nitelikteki zararı kapsamaması karşısında, incelenen dosyada, yargılamaya konu ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunda, dosyaya yansıyan ve talep edilen bir zararın bulunmadığı hususları da gözetilerek, adli sicil kaydı bulunmayan ve tekrar suç işlemeyeceği hususunda kanaate varıldığı belirtilerek hapis cezası ertelenen sanıklar hakkında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair diğer subjektif ve objektif koşullar tartışılmadan, “ …katılanın şikayetçi olduğu ve zararının aynen tazmin edilmediği, sanıkların kasıtları dikkate alınarak…” şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle CMK’nın 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,

Sanıkların TCK’nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle yüklenen suçu işledikleri kabul edilmesine rağmen, aynı Kanunun 53/5. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna hükmedilmemesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı, Cumhuriyet Savcısı ile sanıklar müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 Sayılı Kanun’un 8 /1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321 ve 326/ son maddeleri uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 07.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 9. CEZA DAİRESİ Esas: 2014/3274 Karar: 2014/6568 Tarih: 26.05.2014

  • TCK 279. Madde

  • Kamu Görevlisinin Suçu Bildirmemesi Suçu

5237 sayılı TCK’nın 279. maddesinde tanımlanan kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suçunun oluşması için; kamu görevlisinin kamu adına soruşturma ve kovuşturmayı gerektiren bir suçun işlendiğini göreviyle bağlantılı olarak öğrenip de yetkili makamlara bildirimde bulunmayı ihmal etmesi veya bu hususta gecikme göstermesi gerekir. Bu bağlamda yaptığı görevin gereği olarak yürüttüğü faaliyetlere ilişkin suçu öğrenmesi nedeniyle anılan madde gereği ihbar yükümlülüğü doğan ve soruşturma yapacak makamlara iletilmek üzere suçu bildirmeye yetkili olan kamu görevlisinin, ilgili kamu kurumunda suçun bildirilmesi hususunda kurum içi düzenleme yapılıp yapılmadığının, idari işlemlerle bildirme yükümlülüğünün bir görevliye tevdi edilip edilmediğinin araştırılması suretiyle belirlenmesi gerekir. Ayrıca kurum içi hiyerarşide her bir basamaktaki kamu görevlisinin ayrı ayrı sorumluluğu bulunmakla birlikte sorumluluğun, bildirilmesi gereken suçu öğrendiği halde bildirmeyen en üst yetkili kamu görevlisinde kalacağının kabulü gerekir.

Somut olayda sanık H.’in I… Devlet Hastanesi’nde hastane müdürü, sanık A.’in ise müdür yardımcısı olarak görev yaptıkları, 24.03.2010 tarihinde odiometri odasında ve 18.03.2010 tarihinde röntgen odasında gerçekleştirilen hırsızlık olaylarının teknisyenler tarafından aynı tarihli tutanaklarla hastane baştabibine bildirildiği, baştabip olan sanık İ. N.’nin 24.03.2010 tarihli yazı ile sanık A.’i olayları araştırmak için görevlendirdiği fakat yetkili makamlara ihbar etme talimatını vermediği gibi olayın soruşturulması için herhangi bir makama da bildirimde bulunmadığı, Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliğinin 110. maddesinde baştabibin kuruma ait bütün işlerde muhatap ve haberleşmeye yetkili tek merci olduğunun, 147. maddesinde ise hastane müdürünün baştabipliğe bağlı olarak kurumun idari, mali ve teknik hizmetlerini kanun, tüzük, yönetmelik ve emirler uyarınca yürütmekle yükümlü ve yetkili olduğunun düzenlendiği, anılan maddeler gereğince teknisyenler tarafından tespit edilen hırsızlık olaylarının soruşturmaya yetkili makamlara bildirilmesinde başhekimin asli olarak vazifelendirildiği, somut olayda kamu adına soruşturulması gereken hırsızlık suçundan hastane başhekiminin haberdar olması karşısında hastane müdürü ve müdür yardımcısı olan sanıklara yüklenen suçun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, beraatleri yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı, Cumhuriyet savcısı ile sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 26.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 9. CEZA DAİRESİ Esas: 2013/16353 Karar: 2014/6220 Tarih: 15.05.2014

  • TCK 279. Madde

  • Kamu Görevlisinin Suçu Bildirmemesi Suçu

1- ) Tunceli Devlet Hastanesinde Kadın Doğum Uzmanı olup olay tarihinde muayene ettiği 01.05.1987 doğumlu Bahar’ın 14 haftalık gebe olduğunu tespit eden sanığın mağdur Bahar’a karşı cinsel saldırı suçunun işlendiğini bildiğine dair delil bulunmadığı gözetilmeden yüklenen suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,

2- ) Kabule göre de;

a- ) Devlet Hastanesinde doktor olan sanığın iddia ve kabul edilen suçu bildirmeme eyleminin TCK’nın 279. maddesinde yaptırıma bağlanan kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suçunu oluşturacağı hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,

b- ) Temel cezanın tayini sırasında uygulanan kanun maddesinin TCK’nın 280/1. maddesi yerine TCK’nın 270/1. maddesi olarak gösterilmesi,

c- ) Daha önce hapis cezasına mahkum olmamış sanık hakkında tayin olunan 25 gün hapis cezasının TCK’nın 50/3. maddesi gereğince aynı Kanunun 50/1. maddesindeki seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinde zorunluluk bulunduğunun gözetilmemesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 15.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ Esas: 2013/7707 Karar: 2014/5504 Tarih: 06.03.2014

  • TCK 279. Madde

  • Kamu Görevlisinin Suçu Bildirmemesi Suçu

I- Sanık İ… hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükme yönelik olarak yapılan incelemede,

Mahkemece dosyada mevcut kanıtlar değerlendirilip gerektirici nedenleri açıklanmak suretiyle verilen beraat kararları usul ve yasaya uygun bulunduğundan, katılan vekilinin sübuta, eksik incelemeye yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün oybirliğiyle (ONANMASINA),

II-1) Sanıklar M…, M…, ve A… hakkında yaralama, hakaret ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafii ve katılan vekilinin temyizine yönelik yapılan incelemede;

Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen kanıtlara, mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine göre yerinde görülmeyen sair itirazların reddine, ancak:

Suç tarihinde müşteki M…‘ın, tanık G… ile birlikte …istikametinden …Caddesine yürürken 34 A 8… kod nolu araçta görev yapan sanık A…’ in Sen gel bakim buraya diyerek seslenip çağırması üzerine müştekinin üslubun düzgün olmadığı şeklinde uyarması sonrasında, sanık A…’ in şikayetçinin yakasını tutarak tekme attığı, daha sonra diğer sanıklar M… ve M…‘nin gelerek ellerindeki joplar ile müştekiye vurdukları ve akabinde şahsın ellerini kelepçeleyerek araç içerisine alıp yaklaşık 20-25 dk dolaştırdıkları, bu arada her üç sanığında şikayetçiyi araç içerisinde darp etmek suretiyle raporda belirtilen şekilde yaralamaları ve hakaret etmeleri eylemlerinin bir bütün halinde işkence suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde hükümler kurulması,

2)Sanık İ… hakkında görevi kötüye kullanma suçundan kurulan hükme yönelik Cumhuriyet Savcısının temyizine gelince;

Sanığın suç tarihinde görevli olması, polis memuru olan diğer sanıkların katılanı darp etmeleri karşısında sadece uyarıda bulunması, katılanı darp etmelerine engel olmaması ve olayı olduğundan farklı şekilde aktarması, kamu adına soruşturma ve kovuşturmayı gerektiren bir suçun işlendiğini göreviyle bağlantılı olarak öğrenip de yetkili makamlara bildirimde bulunmaması eyleminin, 279/1-2 maddesinde tanımlanan kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suçunu oluşturup oluşturmayacağı tartışılmadan yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,

Sonuç: Yasaya aykırı, Cumhuriyet Savcısı, sanıklar müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 06.03.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 15. CEZA DAİRESİ Esas : 2018/3340 Karar : 2018/4899 Tarih : 2.07.2018

  • TCK 279. Madde

  • Kamu Görevlisinin Suçu Bildirmemesi Suçu

Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;

1-Şüpheliler … ve ….e isnat edilen görevi kötüye kullanma suçu yönünden yapılan incelemede;

Benzer bir olayla ilgili Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 11/07/2017 tarihli ve 2014/9154 esas, 2017/3099 karar sayılı ilamında yer alan, “Suç tarihinde … İlçe Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olan sanığın, diğer sanıklarla birlikte 07/04/2011 tarihinde … adlı işyerinde katılan … ile tanık … arasında meydana gelen adli olayları Cumhuriyet Savcısına bildirmeyip herhangi bir adli işlem de yapmayarak, tarafların birbirlerinden şikayetçi olmadıklarına dair tutanak düzenlemek suretiyle karakoldan göndermeleri şeklinde gerçekleştiği kabul edilen eyleminin TCK’nın 279/2. maddesinde düzenlenen ve görevi kötüye kullanma suçunun özel şekli niteliğindeki kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suçunu oluşturacağı gözetilmeden….” şeklindeki açıklamalara nazaran, dosya kapsamına göre, müşteki …‘ın aracını tamir etmesi için iş yeri yetkilisi şüpheli Abdullah Şimşek’e teslim etmesi sonrasında aracının parçalandığını, bazı parçalarının şüpheli tarafından alındığını ve aracın kendisine bazı parçaları eksik ve kaportasına zarar verilmiş halde teslim edildiğini iddia ettiği somut olayda, şüpheli polis memurları tarafından düzenlenen 26.12.2017 tarihli tutanaktan da anlaşıldığı üzere, 26.12.2017 tarihinde saat 17:30 sıralarında müştekinin aracının söz konusu yerde parçalandığını polise ihbar etmesi üzerine olay yerine intikal eden polis memuru şüpheliler tarafından, müştekinin aracının rızası hilafına parçalandığından ve aracın bazı parçalarının eksik olduğundan bahisle şikayetçi olmasına rağmen herhangi bir yasal işlem yapmayarak müştekinin polis merkezine giderek müracaatta bulunabileceğine ilişkin bahse konu tutanağın tutulduğunun anlaşılması karşısında, şüphelilerin üzerlerine atılı bulunan suçun unsurlarının oluşup oluşmadığının, delillerin takdir ve değerlendirmesinin mahkemesince incelenmesi gerektiği gözetilmeden,

2- Şüpheli ….’e isnat edilen güveni kötüye kullanma suçu yönünden yapılan incelemede;

Müştekinin alınan beyanında tamir için şüpheliye bıraktığı aracının dört lastiğinin ve diğer bazı parçalarının eksik olduğunu, kaportasına zarar verilmiş olduğunu beyan etmesi ve 26.12.2017 tarihli şüpheli polis memurları tarafından düzenlenen tutanakta da aracın dört lastiğinin şüpheli …in aracına takılarak kullanıldığının belirtilmesi karşısında şüphelinin üzerine atılı bulunan suçun unsurlarının oluşup oluşmadığının, delillerin takdir ve değerlendirmesinin mahkemesince incelenmesi gerektiği gözetilmeden,

Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, Konya 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 30.03.2018 tarih ve 2018/1820 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca müteakip işlemlerin mahallinde merciince yerine getirilmesine, 02.07.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 19. CEZA DAİRESİ Esas : 2016/15169 Karar : 2017/863 Tarih : 6.02.2017

  • TCK 279. Madde

  • Kamu Görevlisinin Suçu Bildirmemesi Suçu

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

1-Sanık … ve Sanık … hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelenmesinde;

Yükletilen suçların sanıklar tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,

Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun’da öngörülen suç tiplerine uyduğu,

Cezaların kanuni bağlamda uygulandığı,

Anlaşıldığından, katılan vekili ile sanık …‘un temyiz nedenleri yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye aykırı olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

2-Sanık … hakkında kurulan hükmün incelenmesinde;

Yükletilen suçun sanık tarafından işlendiğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,

Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun’da öngörülen suç tipine uyduğu,

Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.

Ancak;

Suç tarihinden önce 01/03/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5739 sayılı Kanun’un 5. maddesi ile yapılan değişiklikle 5237 sayılı TCK’nın 50/6. madde ve fıkrasında yer alan “yaptırım” ibaresinin “tedbir” olarak değiştirilip, 5275 sayılı Kanun’un 106. maddesinin 4. ve 9. fıkralarının yeniden düzenlenip, 10. fıkrasının da yürürlükten kaldırılması karşısında, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde adli para cezasının ödenmemesi durumunda 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesi uyarınca hapse çevrileceğinin belirtilmesi,

Kanuna aykırı ve katılan vekili ile sanık …‘in temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün BOZULMASINA, bozma sebebi 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca, yeniden yargılama yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bulunduğundan, hükümden 10. bölümün çıkarılması suretiyle başkaca yönleri kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

3-Sanık … hakkında kurulan beraat hükmünün incelenmesinde;

Muhakkik …tarafından sunulan 28.09.2011 tarihli ön inceleme raporunda muhtar …‘in kaçak kesimlerden haberdar olduğu ve 2010 yılı zati yakacak ihtiyaçları tespit işlemlerinde bazı kişilerin köyde ikamet etmemelerine rağmen hak sahibi olarak kendilerine yakacak odun dağıtıldığının tespit edildiğini belirtmesine; tanık …‘ın kaçak kesimleri sanık …‘in muhtar olan abisi …‘in bilgisi ve güvencesi ile yaptığını ifade etmesine; sanık … ifadesinde …‘in kaçak kesim yaptığı yerlere muhtar …‘in geldiğini ve hatta kolay gelsin deyip geçtiklerini söylemesine; tanık … hem ifadesinde hem de şikayet dilekçesinde sanık …‘in kaçak kesime göz yumduğunu ve buna ilişkin sürekli olarak şikayette bulunduğunu belirtmesine; tanık …‘un …‘in …‘in abisi ve köyün muhtarı olduğunu, onun da kaçak kesim yapılmasına göz yumduğunu, sürekli kardeşi ile beraber kesimlerin yapıldığını bilmemesinin mümkün olmayacağını beyan etmesine, iddianame anlatımında ‘‘…‘in kardeşi olan köy muhtarı …‘in de şüpheliler tarafından yapılan kaçak kesimleri bilmesi ve görmesine rağmen köy kanunundan kaynaklanan köy mallarının gözetimi ve korunması görevlerine riayet etmeyerek şüphelilere müdahalede bulunmadığı, ormanın kesilmesine ve şüpheli Şakir tarafından nakliyesine göz yumduğu, Orman İşletme Şefliğini durumdan haberdar etmediği’‘belirtilmesine ve tüm dosya münderecatına göre; sanığın TCK 279. maddesinde belirtilen ‘‘kamu görevlisinin suçu bildirmeme’’ suçunu işlediğinin anlaşılması karşısında, bu suçtan ek savunma verilerek sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi yerine yazılı şekilde beraat hükmü tesisi,

Kanuna aykırı ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 06/02/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 16. CEZA DAİRESİ Esas : 2015/3346 Karar : 2016/1743 Tarih : 18.03.2016

  • TCK 279. Madde

  • Kamu Görevlisinin Suçu Bildirmemesi Suçu

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

1-TCK’nın 279. maddesinde kamu adına soruşturma ve kovuşturmayı gerektiren bir suçun işlendiğini göreviyle bağlantılı olarak öğrenip de yetkili makamlara bildirimde bulunmayı ihmal eden veya bu hususta gecikme gösteren kamu görevlisinin cezalandırılacağı belirtilmiştir. Suç tarihinde … Belediye Başkanı olarak görev yapan sanığın savunması dikkate alındığında, sanığın kamu adına soruşturma ve kovuşturulması gereken suçun işlendiğini öğrenemediği, sanığın eylemi öğrendiği düşünülse bile suçun sanık adına yetkili kurul veya vekil tarafından adli makamlara bildirilmesinin gerektiği gözetildiğinde unsurları itibariyle oluşmayan atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,

2-Kabul ve uygulamaya göre de:

a-Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin “09.08.2008 yerine 01.01.2008” olarak yazılması,

b-Seçenek yaptırım olan adli para cezalarının yerine getirilmemesi halinde 6545 sayılı Kanunla değişik 5275 sayılı Kanunun 106/3. maddesi uyarınca infaz aşamasında resen uygulama yapılabileceği nazara alınmadan hüküm fıkrasında TCK’nın 52/4. maddesi gereğince ihtarat yapılması,

Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 18.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


UYARI

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Makale Yazarlığı İçin

Avukat veya akademisyenler hukuk makalelerini özgeçmişleri ile birlikte yayımlanmak üzere avukatbd@gmail.com adresine gönderebilirler. Makale yazımında konu sınırlaması yoktur. Makalelerin uygulamaya yönelik bir perspektifle hazırlanması rica olunur.

Paylaş
RSS