0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Sınırın Aşılması

TCK Madde 27

(1) Ceza sorumluluğunu kaldıran nedenlerde sınırın kast olmaksızın aşılması halinde, fiil taksirle işlendiğinde de cezalandırılıyorsa, taksirli suç için kanunda yazılı cezanın altıda birinden üçte birine kadarı indirilerek hükmolunur.

(2) Meşru savunmada sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmiş ise faile ceza verilmez.



TCK Madde 27 Gerekçesi

Madde ile ceza sorumluluğunu ortadan kaldıran nedenlerin hepsini kapsamına alacak surette sınırın kast olmaksızın aşılması hâli düzenlenmiştir.

Sınır kasten aşıldığında, örneğin, meşru savunmada bulunan kişi vaki saldırıyı defetmek için saldırganı öldürmenin şart olmadığını bile bile ve sırf tecavüze uğramış olması fırsatından yararlanarak saldırganı öldürdüğü takdirde hukuka aykırılığın kalkmayacağı ve failin bu maddedeki herhangi bir ceza indiriminden yararlanamayacağı şüphesizdir. Bu nedenle madde sınırın kast olmaksızın aşılması hâlini kapsamaktadır.

Yukarıda verilen örnekte fail, maruz kaldığı saldırı dolayısıyla ve içinde bulunduğu durum itibarıyla esasta gerekli olandan fazla bir savunmada bulunmuş olabilir. Sınırın aşılmasındaki bu taksir kendisinin cezalandırılmasına yol açabilirse de, bunun için işlenen suçun taksirle işlendiği takdirde de cezalandırılabilen bir fiil olması zorunludur. Demek oluyor ki, bu gibi hâllerde işlenen suçun niteliğine bakılacak ve sadece kast bulunduğu takdirde cezalandırılabilen bir suç söz konusu ise faile ceza verilmeyecek buna karşılık, suç taksirle işlendiği takdirde de cezalandırılabilen fiillerden birini oluşturduğunda, maddede öngörülen biçimde cezadan indirim yapılarak faile taksirli suçtan dolayı ceza verilecektir.

Bölüm başlığına paralel olarak, madde metnindeki “hukuka uygunluk nedenleri” yerine, “ceza sorumluluğunu kaldıran nedenler” ibaresi konulmuştur.

Maddenin ikinci fıkrasında meşru savunma hakkına ilişkin özel bir sınırın aşılması hâli düzenlenmiştir. Buna göre, meşru savunmada sınırın aşılması, fail bakımından mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmiş ise, faile ceza verilmeyecektir.

Hükûmet Tasarısında, maddenin ikinci fıkrası bütün hukuka uygunluk nedenlerini kapsayacak şekilde düzenlenmiştir. Oysa heyecan, korku veya telaş, ancak meşru savunma hâlinde söz konusu olabileceği için, fıkra metninin başına “meşru savunmada” ibaresi konulmuştur.


TCK 27 (Sınırın Aşılması) Emsal Yargıtay Kararları


YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ Esas : 2018/1028 Karar : 2018/4323 Tarih : 24.10.2018

  • TCK 27. Madde

  • Sınırın Aşılması

Sanık … müdafiinin 01.10.2018 tarihli dilekçesi ile duruşmalı inceleme talebinden feragat ettiği anlaşılmakla, duruşmasız yapılan incelemede;

Maktul ….`ın, adı ve soyadının gerekçeli karar başlığında gösterilmemesi mahallinde giderilebilir bir eksiklik olarak kabul edilmiştir.

Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık …‘ın, maktul ….’ı nitelikli kasten öldürme suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, tahrike ve takdire ilişen cezayı azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunmaları değerlendirilip inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde düzeltme nedeni dışında isabetsizlik görülmediğinden, sanık müdafiinin meşru savunma ve meşru savunmanın aşılması nedeniyle sanık hakkında TCK`nun 25 ve 27/2. maddelerinin uygulanması gerektiğine ve sair hususlara yönelen yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle,

24.11.2015 günlü Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin iptal edilen bölümleri dikkate alındığında, mahkemenin bu madde ile yaptığı uygulama yasaya aykırı ise de, CMUK’nun 322. maddesi gereğince bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hüküm fıkrasında yer alan 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün “Anayasa Mahkemesinin iptal kararındaki hususlar gözetilerek, 5237 sayılı TCK`nun 53/1-2-3. maddelerinin tatbikine” şeklinde değiştirilmesi suretiyle DÜZELTİLEN hükmün tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak ONANMASINA, hükmolunan ceza miktarı ve temyiz incelemesi dışında tutuklulukta geçen süre göz önüne alınarak sanık müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE, 24.10.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ Esas : 2018/1097 Karar : 2018/3060 Tarih : 27.06.2018

  • TCK 27. Madde

  • Sınırın Aşılması

Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık … ‘ın maktul … ‘ı nitelikli kasten öldürme suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, tahrike ilişen cezayı azaltıcı sebebin nitelik ve derecesi ile takdire ilişen cezayı azaltıcı bir neden bulunmadığı takdir kılınmış, savunmaları değerlendirilip inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde düzeltme nedeni dışında bir isabetsizlik görülmediğinden, sanığın fazla ceza verildiğine, lehe delillerin değerlendirilmediğine, TCK`nun 25, 27/2, 32/2. ve 62. maddelerinin uygulanması gerektiğine, tahrik indiriminin yetersiz olduğuna, yargılamanın kapalı olarak yapılması talebinin usule aykırı olarak reddedildiğine, sanık müdafiinin suç vasfına, meşru savunmaya, tahrik indiriminin yetersiz olduğuna ve sair hususlara yönelen yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle,

24.11.2015 günlü Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih, 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin iptal edilen bölümleri dikkate alındığında, mahkemenin bu madde ile yaptığı uygulama yasaya aykırı ise de, CMUK’nun 322. maddesi gereğince bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hüküm fıkrasında yer alan 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün “Anayasa Mahkemesinin iptal kararındaki hususlar gözetilerek, 5237 sayılı TCK’nun 53/1-2-3. maddelerinin tatbikine” şeklinde değiştirilmesine karar verilmek suretiyle DÜZELTİLEN ve re`sen de temyize tabi olan hükmün tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak ONANMASINA, 27.06.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ Esas : 2016/4683 Karar : 2017/1088 Tarih : 5.04.2017

  • TCK 27. Madde

  • Sınırın Aşılması

Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık …‘in mağdur …‘a yönelik kasten yaralama suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, kusurluluğu etkileyen nedenlerden haksız tahrikin nitelik ve derecesi ile takdiri indirim sebebi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre bozma üzerine verilen hükümde düzeltme nedenleri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin TCK.nun 25 ve 27. maddelerindeki koşulların oluştuğuna, tahrik indiriminin azami oranda uygulanması gerektiğine, teşdide yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle,

Sanığın gönüllü vazgeçme hükmü nedeniyle kasten yaralama suçundan cezalandırıldığı ve TCK.nun 36. maddesinin hüküm fıkrasında gösterilmemesi, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih, 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı Kararı ile 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin iptal edilen bölümleri nazara alındığında, mahkemenin sanık hakkında bu maddeyle yaptığı uygulamanın kanuna aykırı olduğu anlaşılmakta ise de; Bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hükmün ilk paragrafındaki “TCK.nun 86/1 maddesi” ibaresinden önce gelmek üzere “5237 sayılı TCK.nun 36. maddesi yollamasıyla” ibaresinin eklenmesine ve yine hüküm fıkrasında yer alan 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün, “Anayasa

Mahkemesinin iptal kararındaki hususlar gözetilerek 5237 sayılı TCK’nun 53/1-2-3. maddelerinin tatbikine” şeklinde değiştirilmesine karar verilmek suretiyle DÜZELTİLEN hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi ONANMASINA, 05/04/2017 gününde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 3. CEZA DAİRESİ Esas : 2017/2739 Karar : 2017/4018 Tarih : 5.04.2017

  • TCK 27. Madde

  • Sınırın Aşılması

Kasten yaralama suçundan sanık …‘ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-d, 29, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 2.240,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Karadeniz Ereğli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/10/2016 tarihli ve 2016/61 esas, 2016/715 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı’nın 14.02.2017 tarih ve 2017/448 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 24.02.2017 tarih ve 2017/10680 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.

Mezkur ihbarnamede;

Dosya kapsamına göre, polis memuru olan sanığın, olay günü 1.67 promil alkollü olduğu … Devlet Hastanesinin 20/04/2015 tarihli adli muayene raporu ile belirlenen katılan …‘e yönelik işlem yaptığı sırada katılanın, sanık ve tanık polis memurları ile tartışma yaşadığı, sanığın katılanın direnişini kırmak amacıyla güç kullandığı hususunun bila tarihli kamera görüntüsü çözümleme tutanağı ile anlaşıldığı ve katılan hakkında Karadeniz Ereğli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/03/2016 tarihli ve 2015/958 esas, 2016/272 sayılı kararı ile sanığın da aralarında bulunduğu polis memurlarına hakaret suçunu işlediğinden bahisle mahkumiyetine karar verilmiş olması karşısında, zor kullanma yetkisine sahip polis memuru olan sanığın, direnmenin mahiyeti ve derecesi dikkate alınarak görevinin gerektirdiği ölçünün dışında, zor kullanma yetkisinin sınırlarını aşar nitelikte kuvvet kullanıp kullanmadığı, eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 25 ya da 27. maddelerine göre meşru savunma veya meşru savunmada sınırın aşılması olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususları tartışılmadan, yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.

Gereği görüşülüp düşünüldü:

Öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı CMK’nin 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir.

5271 sayılı Kanun’un 309.maddesi uyarınca, hakim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddi hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.

Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hakim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır. Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hakimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir. (Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2/29-56 sayılı Kararı da bu doğrultudadır.)

Bu açıklamalar çerçevesinde somut olay incelendiğinde; sanık … hakkında, mahkemece yargılama yapılarak deliller ve tanık beyanları usulünce değerlendirilerek mağdurları basit tıbbi müdahale ile giderilir şekilde yaralama eyleminden TCK’nin 86/2, 86/3-d, 29, 62. maddeleri uyarınca 2240 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulandığı; sanık hakkında meşru müdafaa hükümlerinin uygulanması gerekip gerekmediğine ilişkin mahkumiyet kararındaki ileri sürülen hukuka aykırılığın 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesindeki hallere dahil olmayıp hakimin takdir hakkına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

Açıklanan bu nedenlerle Karadeniz Ereğli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/10/2016 tarihli ve 2016/61 esas, 2016/715 sayılı kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından, Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görülmeyerek kanun yararına bozma talebinin REDDİNE; 05.04.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ Esas : 2013/5101 Karar : 2014/6540 Tarih : 24.12.2014

  • TCK 27. Madde

  • Sınırın Aşılması

1)Katılanların yetkileri bulunmadığından, katılanlar vekilinin duruşmalı inceleme talebinin CMUK’nun 318. maddesi uyarınca REDDİNE karar verilmiştir.

2)Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 21/11/2006 gün ve 2006/2-249-247, 15/07/2008 gün ve 2008/9-95-195, 27.01.2009 gün ve 2008/5-145-2009/8, 19/10/2010 gün ve 2010/9-149-205 sayılı Kararları da gözetilerek; Maktülün kardeşleri M… O…, N… O…, A… O… ve E… O…’ın 29.06.2012 tarihli oturum sırasında sanıktan şikayetçi olduklarından bahisle davaya katılma talebinde bulundukları, katılma talebi ile ilgili mahkemece olumlu veya olumsuz bir karar verilmediği anlaşılmakla, maktülün kardeşlerinin kasten öldürme suçundan doğrudan zarar görmeleri ve bu hususta herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasına gerek bulunmaması nedeniyle, M… O…, N… O…, A… O… ve E… O…’ın 5271 sayılı CMK’nun 237/2. maddesi uyarınca sanık Ali hakkında açılan kamu davasına katılmalarına karar verilerek yapılan incelemede;

Gerekçeli kararda, “sanığın o anki hal ve koşullara göre başka türlü defetme imkanı bulunmayan haksız saldırıyı o anki yaşadığı heyecan, panik ve korkunun da etkisi ile meşru savunma sınırlarını aşarak uzaklaştırmaya çalıştığı” denilerek TCK`nun 27/2 maddesinde tanımlandığı hüküm fıkrasında ise “sanığın üzerine atılı bulunan bu suçu meşru savunma sınırları kapsamında işlediği anlaşıldığından, 5237 sayılı

TCK’nun 25/1 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/3-c maddeleri uyarınca sanığa ceza verilmesine yer olmadığına” karar verilmek suretiyle hüküm kurulduğu anlaşılmakla, gerekçe ile uygulama arasında çelişki yaratılması suretiyle hükmün karıştırılması,

Usule aykırı ve katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden sair cihetleri incelenmeksizin öncelikle bu nedenle sanık Ali hakkında kurulan hükmün tebliğnamedeki düşünce hilafına CMUK`nun 321. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ Esas : 2006/5834 Karar : 2007/4280 Tarih : 30.05.2007

  • TCK 27. Madde

  • Sınırın Aşılması

R.M.Ö.’yü kasten öldürmekten sanık A.A., işbu ölümle biten kavgada suç delillerini gizlemekten sanıklar S.K., F.B., ile S.C.’nin yapılan yargılamaları sonunda; sanık A.A.’nın hükümlülüğüne, sanıklar S.C., F.B., ile S.K.’nin beraatlerine ilişkin K. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 19.12.2005 gün ve 207/493 sayılı hükmün Yargıtay`ca incelenmesi sanık A.A. ve müdahil vekili tarafından istenilmiş, sanık duruşma da talep etmiş olduğundan dava dosyası C. Başsavcılığından tebliğname ile gönderilmekle; sanık hakkında duruşmalı, müdahilin temyizi veçhile incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi:

1- Sanık A.A. hakkında 6136 sayılı Yasaya Muhalefet suçundan kurulan hükümde suç tarihi itibariyle para cezasının 450 YTL. yerine yazılı şekilde eksik tayin edilmesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

2-a ) Sanık A.A. ve maktulün olay gecesi alkol alarak sohbet ettikleri sırada sebebi belli olmayacak şekilde aralarında çıkan tartışma sırasında, maktulün tabancasını çekip sanığa ateş ederek sağ kol ve sol göğüs cilt altından yaraladığı, yaralanıp yere düşen sanığın da kendi üstündeki silahını çekip maktule doğru 6 el ateş ederek maktulü öldürmesiyle sonuçlanan olayda; sanığın kendine yönelik saldırıya karşı savunmada bulunurken daha az bir atışla yetinmesi yerine, çok sayıda ateş ederek savunma sınırını kastı olmaksızın aşması nedeniyle 5237 sayılı Yasanın 27/1, 22/3. maddesi delaletiyle 85. maddesinden mahkûmiyeti yerine, yazılı şekilde hüküm kurulması,

b ) Kabule göre de;

5237 sayılı Yasanın 53/1-c maddesindeki hak yoksunluğunun şartla tahliye tarihine kadar geçerli sayılmasına ibaresinin hüküm fıkrasında gösterilmemesi,

3- Sanık S.K. ve F.B.’nin olaydan sonra gelerek suç işlediğini bildikleri sanık A.A.`yı olay yerinden alıp götürerek kaçmasına yardımcı oldukları anlaşılmakla, 5237 sayılı Yasanın 283/1. maddesinden mahkûmiyetleri yerine yazılı şekilde beraatlerine karar verilmesi,

4- Sanık S.C.’nin, olaydan sonra evine gelen ve suç işlediğini söyleyen sanık A.A.`nın üzerinden çıkardığı kanlı elbiseleri alıp çöp bidonuna attığı, bilahare yakalanınca da polise yerini gösterip teslim ettiği anlaşılmakla, 5237 sayılı Yasanın 281/1-3 maddesi uyarınca mahkûmiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,

Sanıklar haklarında kurulan hükümlerin ( BOZULMASINA), oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ Esas: 2014/18098 Karar: 2015/12307 Tarih: 01.07.2015

  • TCK 27. Madde

  • Sınırın Aşılması

Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine dair hüküm, sanık müdafii, katılanlar vekili ve mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Karar: Katılanlar vekilinin duruşmalı inceleme isteminin, hükmedilen hapis cezasının süresinin on yıldan az olması sebebiyle 5320 Sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 Sayılı 318 ve 5271 Sayılı C.M.K.nın 299. maddeleri gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede:

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin, katılanlar vekilinin ve mahalli Cumhuriyet savcısının sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak; Bir başka suç sebebiyle sevkedildiği mahkemede hakkında C.M.K.nın 94. maddesi uyarınca tutuklama kararı verilmesi üzerine kelepçe bağlanmaksızın şevki sağlanan ölen, adliye çıkışında kolluk görevlilerince naklinin sağlanmasından önce ailesiyle vedalaştığı sırada, kolluk görevlilerinin bir anlık dalgınlığından istifade ederek hızla ara sokaklara doğru kaçmaya başladığı, yakalamak için peşinden koşan kolluk görevlilerin öleni takibe geçtikleri, sözlü ikaza ve uyarı atışlarına rağmen durdurulamadığı ve kaçışına devam ettiği, polis memuru olan sanığın koşarak takipte olduğu sırada ilerlediği sokağın caddeyle kesişim noktasındaki merdivenlerden inerken dengesini kaybederek düştüğü ve buradan yarı otomatik tabancasıyla yaptığı atışlar neticesi silahından çıkan mermilerden birinin ileride cadde üzerinde kaçışını sürdüren ölenin sol omuz bölgesini sıyırarak geçtiği, diğer merminin ise ölenin kafasında sağ oksipito parietal bölgeden girip, beyinde hasar meydana getirerek kafada alın sağ orta kısım yakınından çıktığı, cilt-cilt altı bulgulara göre her iki atışın da uzak atış mesafesinden yapıldığı, atışlardan birinin de yolun solunda park halindeki aracın arka cam sağından girip ön cam solundan çıkarak yol kenarındaki betonarme kolona isabet ettiği, bu alanda da gömleksiz bir adet ateşli silah mermi çekirdeğinin elde edildiği, ara sokaklarda ve merdivenlerin bitiminde sanığın silahından yapıldığı anlaşılan ikişer adet kovanın ele geçirildiği, sanığın düştükten sonra ateş ettiği yer ile ölenin vurulduğu yer arasında yaklaşık 23 metrelik bir mesafenin olduğu, mermi çekirdeklerinin yerden en az bir metre yüksekteki (duvar ve otomobildeki) isabet bölgeleri, ölenin vücudundaki temas noktalarıyla atış süresi dikkate alınarak mekanik arızası bulunmadığı tespit edilen yarı otomatik bir silahla Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu’nun 16. maddesinde belirtilen “…kişinin yakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacak ölçüde silahla ateş edebilir” hükmüne aykırı olarak ateş ederek kaçan şüphelinin ölümüne sebebiyet verdiği iddia ve kabul edilen olayla ilgili olarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi için öncelikle hukuki düzenlemelerin değerlendirilmesi gerekmektedir.

Olası kast T.C.K.nın 21. maddesinin 2. fıkras 2. fıkrasında; “Kişinin, suçun kanunî tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi hali” biçiminde tanımlanmış, fıkra gerekçesinde ise; “Olası kast durumunda suçun kanuni tanımında yer alan unsurlardan birinin somut olayda gerçekleşebileceği öngörülmesine rağmen, kişi fiili işlemektedir. Diğer bir deyişle, fail unsurların meydana gelmesini kabullenmektedir.” şeklinde, olası kastın uygulanma şartları belirtilmiştir. Öğretide de, olası kast, suçun kanuni tanımındaki objektif unsurların gerçekleşebileceği, ciddi bir şekilde mümkün görülmesine rağmen, fiilin işlenmesi suretiyle tipikliğin gerçekleşmesi şeklinde tanımlanmıştır. (Koca/Üzülmez; Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler; 4. Baskı; sh. 152.)

Fail, hareketinden doğacak sonuçları bilerek ve isteyerek hareket etmişse kast gerçekleşmiştir. Buna karşılık, fail belli bir sonucu gerçekleştirmek üzere hareket ederken, bunun yanında başka sonuçların meydana gelmesini de göze almış ve bu sonuçlar da gerçekleşmişse, failin bu sonuçlar açısından da kasten hareket ettiği kabul olunur. Çünkü fail, asıl kastettiğinden başka, hareketinden doğacak diğer sonuçları tahmin ettiği veya öngördüğü halde hareketini devam ettirmiştir. Dolaylı kast olarak adlandırılan bu kast türüne, belirli olmayan kast, gayrimuayyen kast, olursa olsun kastı veya doluş eventualis de denilmektedir. (N. Centel, Türk Ceza Hukukuna Giriş, 2.Bası, s.349, Artuk-Gökcen-Yenidünya, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Cilt 1, s.597 vd ), (A. Önder. Ceza Hukuku Genel Hükümler, Cilt.2, s. 293 vd, U. Alacakaptan, Suçun Unsurları, s.139 vd., Timur Demirbaş, Ceza Hukuku Genel Hükümler, s.312 vd.)

İstisnai bir kusurluluk şekli olan taksir ise, 5237 Sayılı T.C.K.nın 22/2. maddesinde “dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi” şeklinde tanımlanmış olup, 5237 Sayılı T.C.K.da, 765 Sayılı yer verilen, “tedbirsizlik”, “dikkatsizlik”, “meslek ve sanatta acemilik”, “nizamat, evamir ve talimata riayetsizlik”, “kayıtsızlık veya tedbirsizlik”, “hataen ve kayıtsızlıkla”, “müsamaha ve dikkatsizlik” şeklindeki taksir kalıplarına ilgili suç tiplerinde yer verilmemiş, ancak gerek öğretide, gerekse uygulamada, bu taksir kalıplarına yer verilmemiş olmanın, bir eksiklik veya farklılık oluşturmayacağı kabul edilmektedir.

Toplumsal yaşamda belli faaliyetlerde bulunan kimselerin başkalarına zarar vermemek için bir takım önlemler alması ve bazı davranış kurallarına uyma zorunlulukları bulunmaktadır. Bu kurallar toplum olarak yaşama zorunluluğundan doğabileceği gibi, Devletin müdahalesiyle de ortaya çıkabilmektedir. Taksirli suç bu kuralların ihlal edilmesi sonucu belirir, fail tedbirli ve öngörülü davranmamış olduğu için cezalandırılır. Bu bakımdan sorumluluğun nedeni, öngörebilme imkan ve ödevinin varlığına rağmen sonuca iradi bir hareketle neden olmaktan kaynaklanmaktadır.

Öğretide ve yargı kararlarında taksirin unsurları,

a-Fiilin taksirle işlenebilen bir suç olması,

b-Hareketin iradiliği,

c-Neticenin iradi olmaması,

d-Hareketle netice arasında nedensellik bağının bulunması,

e-Neticenin öngörülebilmesi, ancak bu neticenin fail tarafından öngörülmemesi, şeklinde belirtilmiştir.

T.C.K.nın 27/1. maddesininT.C.K.nın 27/1. maddesinin uygulanması koşullarına gelince;

T.C.K.nın 27/1. maddesindeT.C.K.nın 27/1. maddesinde “Ceza sorumluluğunu kaldıran nedenlerde sınırın kast olmaksızın aşılması halinde, fiil taksirle işlendiğinde de cezalandırılıyorsa, taksirli suç için kanunda yazılı cezanın altıda birinden üçte birine kadarı indirilerek hükmolunur” şeklindeki düzenlemenin uygulanma şartları madde gerekçesinde; “Maddeyle ceza sorumluluğunu ortadan kaldıran nedenlerin hepsini kapsamına alacak surette sınırın kast olmaksızın aşılması HA. düzenlenmiştir.

Sınır kasten aşıldığında, örneğin, meşru savunmada bulunan kişi vaki saldırıyı defetmek için saldırganı öldürmenin şart olmadığını bile bile ve sırf tecavüze uğramış olması fırsatından yararlanarak saldırganı öldürdüğü takdirde hukuka aykırılığın kalkmayacağı ve failin bu maddedeki herhangi bir ceza indiriminden yararlanamayacağı şüphesizdir. Bu sebeple madde sınırın kast olmaksızın aşılması halini kapsamaktadır.

Yukarıda verilen örnekte fail, maruz kaldığı saldırı dolayısıyla ve içinde bulunduğu durum itibarıyla esasta gerekli olandan fazla bir savunmada bulunmuş olabilir. Sınırın aşılmasındaki bu taksir kendisinin cezalandırılmasına yol açabilirse de, bunun için işlenen suçun taksirle işlendiği takdirde de cezalandırılabilen bir fiil olması zorunludur. Demek oluyor ki, bu gibi hallerde işlenen suçun niteliğine bakılacak ve sadece kast bulunduğu takdirde cezalandırılabilen bir suç söz konusu ise faile ceza verilmeyecek buna karşılık, suç taksirle işlendiği takdirde de cezalandırılabilen fiillerden birini oluşturduğunda, maddede öngörülen biçimde cezadan indirim yapılarak faile taksirli suçtan dolayı ceza verilecektir” şeklinde açıklanmış olup, T.C.K.nın 27. maddesinin 1. fıkras 1. fıkrasının uygulanabilmesi için; öncelikle bir hukuka uygunluk nedeninin söz konusu olması ve failin, bu hukuka uygunluk nedenine dair koşulların sınırlarını “kast olmaksızın” aşması gerekmektedir. Bunun doğal sonucu olarak da sınır kasten aşılmış ise bu fıkrayla uygulama yapılamayacaktır. Somut olayda hakkında tutuklama kararı verilen ancak kelepçe takılmadığından yararlanarak kaçan şüpheliyi yakalamak için yaralama kastıyla hareket eden ve sınırı kasten aştığı hususunda duraksama yaşanmayan sanığın eyleminin T.C.K.nın 27/1. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği, meydana gelen sonucu kabullenerek hareket ettiğine dair kanıt bulunmadığından eylemin olası kastla öldürme suçu kapsamında da değerlendirilemeyeceği, yaralamak suretiyle etkisiz hale getirme kastıyla hareket eden sanığın eylemi neticesi meydana gelen ölümden T.C.K.nın 87/4. maddesi gereğince sorumlu tutulması gerektiği ve sanığın T.C.K.nın 87/4. maddesi gereğince mahkumiyeti yerine atılı şekilde T.C.K.nın 85/1, 27/1. maddeleri gereğince mahkumiyetine hükmedilmesi,

Sonuç: Kanuna aykırı olup, katılanlar vekilinin ve mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 Sayılı 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak bozulmasına, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 01.07.2015 tarihinde oybirliği ile, karar verildi.


YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ Esas: 2011/8366 Karar: 2012/18114 Tarih: 24.09.2012

  • TCK 27. Madde

  • Sınırın Aşılması

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1- ) 5237 Sayılı T.C.K.nin 256. maddesi gereğince; zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanması halinde, kasten yaralama suçuna dair hükümler uygulanacaktır. Eylemin 5237 Sayılı T.C.K.nin 25. maddesine göre meşru savunma kapsamında olması ya da 27/2. maddeye göre meşru savunmada sınırın aşılmasının, mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmesi halinde faile ceza verilemeyecek. 27/1. maddeye göre ceza sorumluluğunu kaldıran nedenlerde sınırın kast olmaksızın aşılması halinde fiil taksirle işlendiğinde de cezalandırılabiliyorsa taksirli suç için kanunda yer alan cezaya hükmolunup ayrıca indirim yapılacaktır.

Yargılamaya konu somut olayda zabıta memuru olan sanıkların, arabasıyla seyyar satıcılık yapan D. K.’ı uyararak arabasının muhafaza altına alınacağını söylemesi üzerine, bunu kabul etmeyen D.’un, arabasından aldığı kurusıkı tabancayla sanıklara doğru ateş ederek A. C. D.’u göğsünden yaraladığı, sanıkların da vurmak suretiyle D. K.’ı basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte yaraladıklarının kabul edilmesi D. K. hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan da hükümlülük kararı verilmesi karşısında: zor kullanma yetkisine sahip belediye zabıta görevlileri olan sanıkların, direnmenin mahiyetine ve derecesi dikkate alınarak görevlerinin gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanıp kullanmadıkları, eylemlerinin aynı Kanun’un 25 ya da 27 maddeye göre meşru savunma veya meşru savunmada sınırın aşılması olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği, zor kullanma yetkisinde sınırın kasten aşıldığının kabulü halinde ise haksız tahrikin varlığı tartışılmadan kasten yaralama suçundan hükümlülük kararları verilmesi,

2- ) 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren ve 7/2. madde ve fıkrası uyarınca sanıklar yararına olan 5728 Sayılı Kanunun 562. maddesinin 1. fıkras 1. fıkrası ile C.M.K.nın 231/5. madde ve fıkrasında öngörülen, hükmolunan cezanın geri bırakılması sınırının iki yıla çıkarılması ve sözkonusu 562. maddesinin 2. fıkras 2. fıkrası ile de C.M.K.nın 231/14 madde ve fıkrasındaki, suçun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete bağlı olması koşulunun kaldırılması karşısında, 6008 Sayılı yasa değişikliği de göz önüne alınarak hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

SONUÇ : Yasaya aykırı ve sanıkların temyiz nedenleriyle tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden hükümlerin BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 24.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


UYARI

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Makale Yazarlığı İçin

Avukat veya akademisyenler hukuk makalelerini özgeçmişleri ile birlikte yayımlanmak üzere avukatbd@gmail.com adresine gönderebilirler. Makale yazımında konu sınırlaması yoktur. Makalelerin uygulamaya yönelik bir perspektifle hazırlanması rica olunur.

Paylaş
RSS