0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Etkin Pişmanlık

TCK Madde 254

(1) (Değişik: 2/7/2012-6352/88 md.) Rüşvet alan kişinin, durum resmi makamlarca öğrenilmeden önce, rüşvet konusu şeyi soruşturmaya yetkili makamlara aynen teslim etmesi halinde, hakkında rüşvet suçundan dolayı cezaya hükmolunmaz. Rüşvet alma konusunda başkasıyla anlaşan kamu görevlisinin durum resmi makamlarca öğrenilmeden önce durumu yetkili makamlara haber vermesi halinde de hakkında bu suçtan dolayı cezaya hükmolunmaz.

(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/88 md.) Rüşvet veren veya bu konuda kamu görevlisiyle anlaşmaya varan kişinin, durum resmi makamlarca öğrenilmeden önce, pişmanlık duyarak durumdan yetkili makamları haberdar etmesi halinde, hakkında rüşvet suçundan dolayı cezaya hükmolunmaz.

(3) (Değişik: 2/7/2012-6352/88 md.) Rüşvet suçuna iştirak eden diğer kişilerin, durum resmi makamlarca öğrenilmeden önce, pişmanlık duyarak durumdan yetkili makamları haberdar etmesi halinde, hakkında bu suçtan dolayı cezaya hükmolunmaz.

(4) (Ek: 26/6/2009 – 5918/4 md.) Bu madde hükümleri, yabancı kamu görevlilerine rüşvet veren kişilere uygulanmaz.



TCK Madde 254 Gerekçesi

Maddede rüşvet suçunda etkin pişmanlık hâline ilişkin hükme yer verilmiştir.

Cezayı ortadan kaldıran bir şahsî sebep hâlini düzenleyen bu hükümden yararlanabilmesi için; kamu görevlisinin, rüşvet suçundan dolayı hakkında soruşturmaya başlanmadan önce, durumu soruşturmaya yetkili makamlara haber vererek, rüşvet konusu şeyi aynen teslim etmesi gerekir. Keza, rüşvet alma konusunda başkasıyla anlaşan kamu görevlisinin soruşturma başlamadan önce durumu yetkili makamlara haber vermesi hâlinde de hakkında bu suçtan dolayı cezaya hükmolunmayacaktır.

Etkin pişmanlıktan yararlanılabilmesi için kamu görevlisi hakkında, idarî de olsa, herhangi bir soruşturmaya girişilmemiş bulunulması gerekir.

Etkin pişmanlık, bu suç açısından cezayı ortadan kaldıran şahsî sebeptir. Yani, şartları gerçekleşmişse, sadece cezaya hükmedilmez. Ancak, işlenmiş olan suç, işlenmemiş duruma irca edilemeyeceği için, rüşvet konusu şeyin müsadere edilmesi gerekir.

Rüşvet anlaşmasının yapılmış olmasına rağmen, kamu görevlisi, anlaşmayla kabul edilen rüşvet konusu menfaati temin etmeden önce de etkin pişmanlık gösterebilir. Bu durumda, rüşvet konusu menfaat kamu görevlisi tarafından henüz temin edilmediği için, artık teslimden ve müsadereden söz edilemez.

Rüşvet veren kişinin de, bu nedenle henüz soruşturma başlatılmadan önce etkin pişmanlık duyarak durumdan soruşturma makamlarını haberdar etmesi hâlinde, hakkında bu suçtan dolayı cezaya hükmedilmez. Rüşvet olaylarının açıklığa kavuşturulabilmesini temin için, bu durumda, kamu görevlisine rüşvet olarak verdiği şey alınarak kendisine iade edilir. Yani, bu durumda, rüşvet suçu tamamlanmış olmasına rağmen, rüşvet konusu menfaatin müsaderesine hükmedilmeyecektir.

Maddenin üçüncü fıkrasında, rüşvet suçuna iştirak eden diğer kişilerin, bu nedenle soruşturma başlamadan önce, durumdan soruşturma makamlarını haberdar etmeleri hâlinde, cezalandırılmayacakları hususu hüküm altına alınmıştır.


TCK 254 (Etkin Pişmanlık) Emsal Yargıtay Kararları


YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ Esas : 2006/3438 Karar : 2006/6306 Tarih : 3.07.2006

  • TCK 254. Madde

  • Etkin Pişmanlık

1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayıl TCK.nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine anılan 765 sayılı Yasaya göre verilip kesinleşen hükmün lehe olması nedeniyle talebin reddine ilişkin davanın esasını çözen Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.10.2005 gün ve 1999/320 Esas 2000/250 sayılı ek kararı duruşma dışında verilmiş olsa bile temyiz edilebileceği ve bu nedenle hükümlü müdafiinin bu kararın kendisine 25.10.2005 tarihinde tebliği üzerine yaptığı 31.10.2005 havale tarihli başvurusu temyiz niteliğinde olduğu halde, Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesince itiraz olarak değerlendirilerek verdiği 1.11.2005 gün ve 2005/324 D.İş sayılı itirazın reddine ilişkin kararı ile daha sonra Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 4.1.2006 gün ve 1999/320 Esas, 2000/250 sayılı temyiz isteminin reddine ilişkin verdiği kararı hukuki değerden yoksun ve yok hükmünde olması itibariyle hükümlü müdafiinin belirtilen 31.10.2005 havale tarihli başvurusunun temyiz olarak kabulü ile yapılan incelemede;

5252 Sayılı Yasanın 9/1. maddesi 01 Haziran 2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak TCK.nun lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde duruşma yapılmaksızın da karar verilebileceğini öngörmüşse de; sonradan yürürlüğe giren kanunla suçun unsurlarında, sair cezalandırılabilme şartlarında, suçun karşılığında öngörülen ceza yaptırımlarında ve bir cezaya mahkum olmaya bağlı kanuni neticelerindeki değişikliklerin ve bunların uygulama olanaklarının değerlendirilmesi, olaya tatbik imkanı bulunan yasaların leh ve aleyhteki hükümleri ayrı ayrı ele alınarak sonuçları karşılaştırılıp lehe olan yasanın belirlenebilmesi, değişen temel ceza ve artırım indirim oranları belirlenirken taktirin doğru kullanılabilmesi ve gerektiğinde kesinleşen önceki hükümde değişiklik yapılabilmesi için “duruşma açılıp” tüm bunların neden ve gerekçeleri ve her iki yasayla ilgili değerlendirme sonuçlarının denetime imkan verecek biçimde kararda gösterilerek hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden dosya üzerinden yazılı şekilde karar verilmesi,

Kabule göre de;

Rüşvet veren hükümlünün soruşturma başlamadan önce durumdan soruşturma makamını haberdar ettiği emniyet tarafından düzenlenen 23.11.1999 tarihli müracaat tutanağı içeriği ile sabit olduğundan hakkında 5237 sayılı TCK.nun 254/2. maddesi uyarınca etkinlik pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

Bozmayı gerektirmiş, hükümlü müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca ( BOZULMASINA ), oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ Esas : 2013/5345 Karar : 2014/12929 Tarih : 18.12.2014

  • TCK 254. Madde

  • Etkin Pişmanlık

Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 4199 sayılı Kanunla değişik 2918 sayılı Kanunun Ek 11. maddesi gereğince trafik polisi olup ceza tutanağı düzenleme yetkisi bulunan sanıklar hakkında hükmolunan cezaların yarı oranında artırılması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni sayılmamış, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Rüşvet teklifine konu paranın, suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaat niteliğinde olması ve el konulmaması nedeniyle sanıklardan alınarak ihbar edene iadesine karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi,

Kanuna aykırı, sanıklar müdafiin ve O yer C.Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hükümde yer alan “Rüşvet veren ihbarcı Esad Demir in soruşturma başlamadan önce etkin pişmanlık duyacak şekilde suçu soruşturma makamlarına haber verdiğinden vermiş olduğu 30 TL rüşvetin TCK 254/2. maddesi gereğince sanıklardan alınarak kendisine iadesine” ilişkin bölümün çıkartılmak suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 18/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ Esas : 2013/6790 Karar : 2014/8182 Tarih : 11.09.2014

  • TCK 254. Madde

  • Etkin Pişmanlık

Sanıklardan …’ın … Yüksekokulunda öğretim görevlisi olarak görev yaptığı, … ve …’ın aynı okulda öğrenci oldukları, …’ın 2008-2009 Eğitim-Öğretim yılı içerisinde …’in de öğrencisi olduğu ikinci öğretim muhasebe bölümü ikinci sınıfının Maliye Muhasebesi adlı dersini verdiği, 27/01/2009 tarihinde final sınavı yaptığı, …’in sınavdan sonra …’ın odasına giderek geçer … alma hususunda yardım talebinde bulunduğu…ın maddi durumu zayıf olan öğrencilere yardımcı olmak amacıyla para topladığını, bu nedenle yardım etmesi durumunda sınavdan geçer … vereceğini söylemesinden sonra 03/02/2009 tarihinde …’ın …’ın işyerine giderek …’i aradığı ve telefonu …’ya vererek konuşmasını istediği, …’nın …’ın yönlendirmesi üzerine dersten geçmek istiyorsa 300,00 TL para göndermesi gerektiğini söylediği, …‘in 04/02/2009 tarihinde Develi Postanesinden 300,00 TL parayı havale ettiği, daha sonra …’nın olayı okul yönetimine haber verdiği, durumun İlçe Emniyet Müdürlüğüne bildirilmesi üzerine başlatılan soruşturma kapsamında 24/02/2009 tarihinde …’ın üzerinde yapılan aramada daha önceden seri numaraları tespit edilmiş olan banknotların ele geçirildiği anlaşılan olayda;

TCK’nın 250/1. maddesindeki düzenlemeye göre cebri irtikap suçunun oluşması için kamu görevlisinin görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi icbar etmesinin gerektiği, dosya kapsamına göre sanık …‘ın yasanın öngördüğü anlamda icbar boyutuna varan bir söz ve davranışının bulunmadığı, bu itibarla irtikap suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı nazara alınarak …‘e ait sınav kağıdının, üç kişilik uzman bilirkişi heyetine tevdii ile suç tarihinde yürürlükte bulunan … Meslek Yüksekokulu sınav mevzuatı ve uygulamalarına göre geçer notu hakedip etmediği, sınav kağıdının içeriği ile verilen … arasında uygunluk bulunup bulunmadığının saptanmasından sonra sonucuna göre …‘ın görevinin gereklerine aykırı olarak yapmaması gereken bir işi yapmak amacıyla para aldığının anlaşılması halinde eyleminin rüşvet alma, …‘in fiilinin ise rüşvet verme suçlarını oluşturacağı, … yönünden TCK’nın 254. maddesi üzerinde de durularak rüşvet almaya yardım etme suçunun söz konusu olacağı, sınav kağıdıyla verilen … arasında uyumluluk bulunması halinde ise sanık …‘ın eyleminin suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan TCK’nın 257/3. maddesine, diğer iki sanığın eylemlerinin bu fiile yardım etme suçuna uyacağı gözetilmeden eksik inceleme, oluşa uygun düşmeyen gerekçeler ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hükümler kurulması,

Kabule göre de;

Suçun sanık … tarafından TCK’nın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlendiği kabul edilmesine rağmen hakkında aynı Kanunun 53/5. madde ve fıkrası gereğince cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Hükümden sonra yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasanın 86. maddesi ile eklenen 5237 sayılı TCK’nın 250/4. maddesinde sağlanan menfaatin değeri ve mağdurun ekonomik durumuna göre cezada indirim öngörülmesi karşısında, yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … ve … müdafiileri, O yer C.Savcısı ve Hazine vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK’nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 11/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ Esas : 2014/6872 Karar : 2014/7366 Tarih : 3.07.2014

  • TCK 254. Madde

  • Etkin Pişmanlık

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 04/05/1987 gün ve 600/245 sayılı Kararında vurgulandığı gibi, rüşvet suçunun konusu; işin yapılması veya yapılmaması olup şarta bağlı rüşvet sözleşmesinin yapılması durumunda rüşvet alma ve verme suçlarının unsurları oluşmayacak ise de; Ağrı Adliyesi Cumhuriyet Başsavcılığı Soruşturma Bürosunda zabıt katibi olarak görev yapan sanık T. K..’nın U..

K.. ile vardığı anlaşma çerçevesinde, sağlanması vaad edilen maddi menfaat karşılığında bu sanığın kendisi ve yakınları hakkındaki iki adet soruşturma dosyasını hukuka aykırı amaçla kesintisiz biçimde girdiği görevli Cumhuriyet Savcılarının odalarından gizlice alıp içindeki belgelerle birlikte anılan şahsa teslim ettiği ve bilahare ilgili Cumhuriyet Savcılarının şifrelerini kullanarak giriş yaptığı UYAP ortamında soruşturma dosyalarıyla ilgili olarak suç ve taraf silme, taraf ekleme işlemleri yaptığı, takipsizlik kararları oluşturduğu, ardından Cumhuriyet Başsavcı vekilinin şifresiyle görüldü ve dosya kapatma işlemleri gerçekleştirdiği oluşa uygun olarak kabul edilen olayda;

Sanıkların anlaştıkları an itibariyle her iki tarafın vaad ettiği edimlerin belirgin olduğu, müstakbel değil mevcut olaylara ilişkin olduğu bu itibarla şarta bağlı rüşvet anlaşmasından bahsedilemeyeceği, keza soruşturma dosyalarını muhafaza etmenin aynı birimde görev yapan sanık Tuncay’ın görevleri arasında bulunduğunun ve buna bağlı olarak kamu görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapmak için yarar sağlamak üzere rüşvet anlaşması yaptığının kabulü gerektiği anlaşılmakla, tebliğnamedeki bu hususlarda bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiş, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Sanık U.. K..’ın azmettirmesi ile hareket eden T.. K..’nın iki ayrı soruşturma dosyasını adliyeden çıkarıp bu kişiye teslim etmesi yanında bu dosyalarla ilgili olarak UYAP ortamında gerçeğe aykırı işlemler yapması şeklindeki eylemlerinde, TCK’nın 142, 204, 281. maddelerinde düzenlenen suçların unsurlarının bulunmadığı, buna karşın bilişim sistemindeki verileri değiştirme suçunun işlenmesi için fiziki evrakın da yok edilmesi veya gizlenmesinin zorunlu olmaması nedeniyle hukuki anlamda tek bir fiilden söz edilemeyecek ve TCK’nın 44. maddesi uyarınca fikri içtima kuralının uygulanamayacak olması karşısında, sanıkların unsurları oluşan resmi belgeyi gizleme ve bilişim sistemindeki verileri değiştirme suçları dolayısıyla TCK’nın 205/1-son ve 244/2. maddeleri uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmaları gerektiği ve anılan suçları oluşturan eylemlerin aynı zaman diliminde aynı suçun işlenmesine matuf kesintisiz birer fiil olarak gerçekleştirilmiş olmaları sebebiyle anılan Yasanın 43/1. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanma imkanının da bulunmadığı, gizlenen resmi belge adedi ile UYAP ortamında yapılan işlem sayısının ancak sübuta eren suçlar dolayısıyla verilecek temel cezaların belirlenmesinde dikkate alınabileceği gözetilmeden sadece resmi belgeyi gizleme ve bu fiile azmettirme suçlarından yazılı şekilde mahkumiyet hükümleri kurulması,

Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından iki adet soruşturma dosyasının kayıp olduğunun anlaşılması üzerine başlatılan soruşturma kapsamında diğer sanığın vaad ettiği maddi menfaat karşılığı davaya konu eylemleri gerçekleştirdiğini beyan eden T.. K.. hakkında rüşvet suçundan TCK’nın 254/1. maddesinde yer alan etkin pişmanlık hükümleri ile diğer suçlar yönünden aynı Kanunun 38/3. maddesinin uygulanma olanağının karar yerinde tartışılmaması,

Kabule göre de;

5237 sayılı TCK’nın 61. maddesi uyarınca temel cezalar belirlenirken söz konusu maddenin 1. fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlarla aynı Kanunun 3/1. maddesindeki “suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur” şeklindeki yasal düzenlemeler ile dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte değerlendirilerek ilgili kanun maddelerindeki cezaların alt ve üst sınırları arasında takdir hakkının kullanılması sırasında, sanıkların eylemlerine karşılık hak ve orantılılık kurallarına aykırılık oluşturacak şekilde, önemli bir yarar miktarı söz konusu olmayan olayda, benzer fiillerdeki genel uygulama gözetilmeden her üç suça ilişkin temel cezaların asgari haddin çok üzerinde en üst sınırlara yakın olarak belirlenmesi suretiyle mahkumiyet hükümleri kurulması,

Bilişim sistemindeki verileri değiştirme fiilinin ayrı bir suç oluşturması karşısında, resmi belgeyi gizleme suçunun bir suç işleme kararının icrası kapsamında, aynı zaman diliminde, hukuki anlamda tek fiille kesintisiz olarak işlendiği anlaşılmasına rağmen bu suçtan verilen cezaların TCK’nın 43/1. maddesi gereğince arttırılması,

Yüklenen suçları TCK’nın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlediği kabul edilen sanık T.. K.. hakkında aynı Yasanın 53/5. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna hükmedilmemesi,

Kanuna aykırı, O yer Cumhuriyet Savcısı, sanıklar müdafiileri ve katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, tutuklulukta geçirdikleri süreler, bozmanın sanıklar lehine niteliği, rüşvet dışındaki suçların Asliye Cezalık nitelikte olması, muhtemel mağduriyetlerinin önlenmesi ve hak ihlaline yol açılmaması gözetilerek sanıklar T.. K.. ve U.. K..’ın TAHLİYELERİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü değiller ise derhal salıverilmelerinin mahalline bildirilmesi için Yargıtay C.Başsavcılığına yazı yazılmasına, 03/07/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ Esas : 2013/16783 Karar : 2014/5660 Tarih : 22.05.2014

  • TCK 254. Madde

  • Etkin Pişmanlık

Dairemizce de benimsenen Yargıtay CGK’nın 18/09/2012 gün 2012/420 Esas, 2012/1771 sayılı Kararı da nazara alınarak 6352 sayılı Yasanın geçici 2. maddesinin sadece karşılıksız yararlanma suçlarını kapsadığı anlaşıldığından anılan Kanunun rüşvet suçu yönünden getirdiği düzenlemeler de gözetilerek yapılan değerlendirmede;

Sanık K.. G.. hakkında rüşvet almak ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümlere ilişkin temyiz incelemesinde;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

5237 sayılı TCK’nın 53/1-a maddesindeki yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle atılı suçları işleyen sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53/5. maddesi gereğince sadece bu hak ve yetkilerin yasaklanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde 53/1. maddesinde sayılan tüm hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına karar verilmesi,

Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu cihetlerin yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, rüşvet suçundan kurulan hüküm fıkrasının 6 nolu bendinin “5237 sayılı Yasanın 53/1-a maddesindeki yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle atılı suçu işleyen sanığın aynı Yasanın 53/5. madde ve fıkrası gereğince cezanın infazından sonra başlamak üzere, 4 yıl süreyle 53/1-a maddesinde gösterilen hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına”, sahtecilik suçundan kurulan hüküm fıkrasının 5. bendinin ise “5237 sayılı Yasanın 53/1-a

maddesindeki yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle atılı suçu işleyen sanığın aynı Yasanın 53/5. madde ve fıkrası gereğince cezanın infazından sonra başlamak üzere, 2 yıl 6 ay süreyle 53/1-a maddesinde gösterilen hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına” şeklinde değiştirilmesi suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Suça sürüklenen çocuklar N.. T.. ve Seher hakkında rüşvet vermek suçundan kurulan hükümlere ilişkin temyiz incelemesine gelince;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre suça sürüklenen çocuk Seher hakkında kurulan hükme yönelik yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak,

Suça sürüklenen çocuklar hakkında sahte nüfus cüzdanı kullandıkları iddiası üzerine başlatılan sahtecilik ile ilgili soruşturmada henüz rüşvet suçu ile ilgili bir durum, suç tarihindeki düzenlemeye göre, soruşturma makamlarınca öğrenilmeden, anlatımı ile olayın tüm yönleriyle ortaya çıkmasını sağlayan suça sürüklenen çocuk Seher hakkında TCK’nın 254/2. maddesinde yer alan etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden yanılgılı değerlendirmeyle mahkumiyetine karar verilmesi,

Suçu işlediği sırada 12-15 yaş aralığında olan suça sürüklenen çocuk N.. T.. hakkında 5237 sayılı TCK’nın 31/2. maddesi uyarınca işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği bulunup bulunmadığı hususunda rapor alınmadan eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

Kabule göre de;

Suça sürüklenen çocukların cezalarından TCK’nın 62. maddesi gereğince indirim yapılırken 2 yıl 2 ay 20 gün yerine 2 yıl 1 ay 20 gün hapis cezası şeklinde eksik cezalar tayin edilmesi,

Kanuna aykırı, suça sürüklenen çocuklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden suça sürüklenen çocuk N.. T.. hakkında sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 22/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ Esas : 2014/2088 Karar : 2014/4788 Tarih : 30.04.2014

  • TCK 254. Madde

  • Etkin Pişmanlık

5237 sayılı TCK’nın 254/2. maddesindeki “rüşvet veren veya bu konuda kamu görevlisiyle anlaşmaya varan kişinin, soruşturma başlamadan önce, pişmanlık duyarak durumdan soruşturma makamlarını haberdar etmesi halinde, hakkında rüşvet suçundan dolayı cezaya hükmolunmaz” şeklindeki düzenlemenin bu maddenin karşılığını oluşturan 765 sayılı mülga TCK’nın 215. maddesinden farklı olduğu ve suçun hükümlünün beyanlarıyla ortaya çıkması nedeniyle hakkında TCK’nın 254/2. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

Kabule göre de;

Hükümlüye tayin edilen ağır hapis cezasının 5252 sayılı Yasanın 6. maddesi gereğince hapis cezasına çevrilmemesi,

Adli sicil kaydına göre suç tarihinde adli sicil kaydı bulunmayan sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, CMK’nın 231/6. maddesindeki objektif ve subjektif koşullar değerlendirilmeksizin, suç işlemeyeceğine dair olumlu vicdani kanaat oluşmadığı şeklindeki soyut gerekçeyle ve mülga TCK’nın 59. maddelerinin uygulanma gerekçeleriyle çelişen, yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,

Kanuna aykırı, hükümlü müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ Esas : 2012/15384 Karar : 2014/2280 Tarih : 4.03.2014

  • TCK 254. Madde

  • Etkin Pişmanlık

Sanıklar hakkında rüşvet almak ve vermek suçlarından kamu davaları açıldığı, 3628 sayılı Yasanın 17 ve 18. maddelerine göre Hazinenin bu suçların zarar göreni olduğu ve bu sıfatının gereği olarak CMK’nın 233 ve 234. maddeleri gereğince davaya katılma hakkı bulunduğu, 16/10/2012 havale tarihli dilekçe ile vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulduğu anlaşılmakla, Hazinenin CMK’nın 237/2. maddesine göre sadece rüşvet alma ve verme suçundan açılan davalara katılan olarak kabulüne, temyiz incelemesinin sanık … hakkında rüşvet verme suçundan kurulan beraet ve sanık … hakkında rüşvet alma suçunun görevi kötüye kullanma olarak kabulüyle kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik olarak katılan … vekilinin, sanık … hakkında resmi belgeyi yok etmek, bilişim sistemindeki verileri değiştirme ve dolandırıcılık suçlarından kurulan hükümlerin ise kendisinin temyiziyle sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

Sanık … hakkında resmi belgeyi yok etme ve bilişim sistemindeki verileri değiştirme suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;

Sanığın iki ayrı infaz evrakını yok etmesi ve bunlardan biriyle ilgili olarak UYAP ortamında gerçeğe aykırı şekilde dosya kapatma işlemleri gerçekleştirmesi, bilişim sistemindeki verileri değiştirme suçunun işlenmesi için fiziki evrakın daha sonra yok edilmesinin zorunlu olmaması karşısında hukuki anlamda tek fiil bulunmadığından TCK’nın 44. maddesi uyarınca fikri içtima kuralının uygulanması gerektiğine dair tebliğnamede yer alan bozma düşüncesine iştirak edilmemiş; resmi belgeyi yok etme suçunu zincirleme biçimde, her iki suçu ise TCK’nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanık hakkında aynı Kanunun 43/1 ve 53/5. maddelerinin uygulanmaması karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Delillerle iddia ve savunma duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan yerinde görülmeyen sanığın temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükümlerin ONANMASINA,

Sanık … hakkında rüşvet vermek suçundan kurulan beraet hükmü ile sanık … hakkında görevi kötüye kullanma ve dolandırıcılık suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin temyiz incelemesinde ise;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Sanık …‘in Emirdağ Adliyesinde zabıt katibi olduğu ve C.Başsavcılığı infaz kaleminde görev yaptığı, ilçede petrol istasyonu işleten ve hakkında çok sayıda infaz evrakı bulunan diğer sanık … ile yakın ilişki içine girdiği, daha sonra Dündar hakkındaki infaz işlemlerine bu sanık lehine olacak biçimde tesir edilmesi ve karşılığında Ali’ye maddi menfaat temin edilmesi hususlarında süreklilik kazanan bir anlaşmanın kurulduğu, bu anlaşma çerçevesinde Dündar’ın Ali’ye farklı tarihlerde para ve işlettiği akaryakıt istasyonundan karşılıksız yakıt verdiği, sanık …‘nin de Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından infaz için gönderilen Dündar hakkındaki Afyonkarahisar 2. İcra Ceza Mahkemesinin 2008/3302 Esas ve 2008/4893 sayılı hapsen tazyik kararının infazını engellemek için evrakı yok ettiği, Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığının evrak akıbetini sorması üzerine başlatılan soruşturma kapsamında ve henüz rüşvet suçuyla ilgili olarak bir adli soruşturma bulunmayan aşamada ifadesine başvurulmak üzere çağrılan Dündar’ın diğer sanığa sağladığı menfaatleri belirterek rüşvet suçunun ortaya çıkmasını sağladığı anlaşılan olayda sanıkların eylemlerinin rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarını oluşturduğu, sanık … hakkında TCK’nın 254/2. maddesinde yer alan etkin pişmanlık hükümlerinin de değerlendirilerek tartışılması gerektiği gözetilmeden dosya kapsamı, oluşa uygun düşmeyen gerekçeler ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde beraet ve görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyet kararları verilmesi,

Adli para cezasının maliyeye yatırılması gerektiğini bilebilecek konumda olduğu saptanan …‘ın hakkındaki kesinleşmiş adli para cezasının ödenmesi için 1.829 TL’yi …‘e göndermesi üzerine bu sanığın paranın maliyeye yatırılmasını sağlamak yerine uhdesinde bırakması şeklindeki eylemin TCK’nın 155/2. maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı nazara alınmadan yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması,

Her iki suçu TCK’nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkilerin kötüye kullanılması suretiyle işlediği anlaşılan sanık … hakkında aynı Kanunun 53/5. maddesinin uygulanmaması,

Kanuna aykırı, katılan vekili ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ Esas: 2013/6794 Karar: 2013/9842 Tarih: 10.10.2013

  • TCK 254. Madde

  • Etkin Pişmanlık

Tespit tutanakları, tanık beyanları, sanık savunmaları ve tüm dosya kapsamına göre, polis memuru olan sanıklar B. ve O.’un olay günü ormanlık alanda park halindeki araç içinde uyuşturucu kullanmalarından şüphelendikleri diğer sanıklar A. ve Ü.’ın yanına gittikleri, bu şahıslardan A.’nin uyuşturucu kullandığını kabul etmesi üzerine B.’in esrar maddesi içerdiği gerekçesiyle A.’nin elindeki sigarayı alıp söndürerek ve peçeteye sararak muhafaza altına aldığı, araç içindeki A. ve Ü.’ın nüfus cüzdanlarını da teslim aldıktan sonra bu şahıslardan haklarında bu olay nedeniyle adli işlem yapmama karşılığında para istediği ve aynı günün akşamında 300 TL getirip verilmesi halinde işlem yapmama ve nüfus cüzdanlarını geri verilmesi konusunda anlaşma yaparak ekip arkadaşı olan diğer sanık O. ile birlikte TCK’nın 191. maddesinde düzenlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunun şüphelisi olarak adli işleme tabi tutulması gereken şahısları serbest bıraktıkları, aynı gün akşam saatlerinde tarafların kararlaştırdıkları ilk buluşmanın gerçekleştirilememesi üzerine sanık B.’in telefonla bildirdiği ikinci buluşma yerine gitmeden önce A. ve Ü.’ın emniyet müdürlüğüne müracaat edip diğer sanıklar hakkında şikayetçi olmaları üzerine yapılan operasyon sonucu sanık B. tarafından nüfus cüzdanlarını teslim edip parayı almak üzere buluşma yerine gönderilen ve hakkındaki beraet hükmü temyiz edilmeyen B.’in nüfus cüzdanlarını teslim edip daha önceden seri numaralan tespit edilmiş paraları aldıktan sonra görevli polis memurlarınca yakalandığı anlaşılmakla, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.03.2010 tarih ve 2009/5-167-2010/70 sayılı Kararında da açıklandığı üzere; icbar suretiyle irtikap suçunda mağdurun iradesini baskı altında tutmaya elverişli olmak koşuluyla, doğrudan doğruya veya dolaylı biçimde yapılan her türlü zorlayıcı hareket icbar kavramına dahil olduğu fakat manevi cebrin, belli bir şiddete ulaşması, ciddi olması, mağdurun baskının etkisinden kolaylıkla kurtulma olanağının bulunmamasının gerekli olduğu, bu itibarla sanık B.’in başlangıçta muhatap olduğu sanıklara “Bunun ne kadar cezasının olduğunu biliyor musun? 6 ay hapis cezası 7 milyar da para cezası var” diyerek para istemiş olmasının Yasanın öngördüğü anlamda bir zorlama olarak kabul edilemeyeceği, her iki tarafın da gayri meşru zeminde olduğu, bu haliyle eylemlerin rüşvet almak ve rüşvet vermek suçlarını oluşturduğu, sanıklar A. ve Ü.’ın vaat ettikleri parayı vermezden evvel emniyete müracaat ederek diğer sanıkların yakalanmasını sağlamalarının TCK’nın 254. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeksizin dosya kapsamı ve oluşa uygun düşmeyen gerekçelerle hukuki vasıflandırmada hataya düşülerek B. ve O. hakkında irtikap suçundan mahkumiyet, A. ve Ü. hakkında ise beraet kararları verilmesi,

Suçu 5237 sayılı TCK’nın 53/1-a maddesindeki yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanıklar B. ve O. hakkında aynı Yasanın 53/5. madde ve fıkrası gereğince cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkileri kullanmalarının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Kabule göre de;

Hapis cezasına mahkumiyetin yasal sonucu olarak sanıkların, 5237 sayılı TCK’nın 53/3. maddesine göre 53/1-c maddesinde yer alan kendi altsoyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile ilgili haklarından koşullu salıverilme tarihine, 53/1. maddesinde yazılı diğer haklarından 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmalarına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden nihai hapis cezasını da aşacak şekilde yazılı biçimde hak yoksunluğuna karar verilmesi,

Hükümden sonra 05.07.2012 gün ve 28344 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasanın 86. maddesi ile eklenen 5237 sayılı TCK’nın 250/4. maddesine göre sağlanan menfaatin değeri ve mağdurların ekonomik durumu gözetilerek sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi lüzumu,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, O yer Cumhuriyet Savcısı ve sanıklar müdafiilerin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


UYARI

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Makale Yazarlığı İçin

Avukat veya akademisyenler hukuk makalelerini özgeçmişleri ile birlikte yayımlanmak üzere avukatbd@gmail.com adresine gönderebilirler. Makale yazımında konu sınırlaması yoktur. Makalelerin uygulamaya yönelik bir perspektifle hazırlanması rica olunur.

Paylaş
RSS