0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu

TCK Madde 245

(1) Başkasına ait bir banka veya kredi kartını, her ne suretle olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kimse, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın bunu kullanarak veya kullandırtarak kendisine veya başkasına yarar sağlarsa, üç yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

(2) Başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üreten, satan, devreden, satın alan veya kabul eden kişi üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

(3) Sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlayan kişi, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, dört yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

(4) Birinci fıkrada yer alan suçun;

a) Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin,

b) Üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya evlâtlığın,

c) Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin,

Zararına olarak işlenmesi hâlinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz.

(5) (Ek: 6/12/2006 – 5560/11 md.) Birinci fıkra kapsamına giren fiillerle ilgili olarak bu Kanunun malvarlığına karşı suçlara ilişkin etkin pişmanlık hükümleri uygulanır.

Yasak Cihaz veya Programlar

TCK Madde 245/A

(Ek: 24/3/2016-6698/30 md.)

(1) Bir cihazın, bilgisayar programının, şifrenin veya sair güvenlik kodunun; münhasıran bu Bölümde yer alan suçlar ile bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle işlenebilen diğer suçların işlenmesi için yapılması veya oluşturulması durumunda, bunları imal eden, ithal eden, sevk eden, nakleden, depolayan, kabul eden, satan, satışa arz eden, satın alan, başkalarına veren veya bulunduran kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.



TCK Madde 245 Gerekçesi

Madde, banka veya kredi kartlarının hukuka aykırı olarak kullanılması suretiyle bankaların veya kredi sahiplerinin zarara sokulmasını, bu yolla çıkar sağlanmasını önlemek ve failleri cezalandırmak amacıyla kaleme alınmıştır.

Banka kartı, bankanın kurduğu sisteme hukuka uygun olarak girmeyi sağlamaktadır. Bu kart, saptanan ve kart sahibince bilinen bir numara marifetiyle, banka görevlisinin yardımı olmadan, kart sahibinin kendi hesabından para çekmesini sağlamaktadır.

Kredi kartları ise, banka ile kendisine kart verilen kişi arasında yapılmış bir sözleşme gereğince, kişinin bankanın belirli koşullarla sağladığı kredi olanağını kullanmasını sağlayan araçtır.

İşte bu kartların kötüye kullanılmaları, söz konusu maddede suç olarak tanımlanmıştır.

Maddeye göre, aşağıdaki şekillerde gerçekleştirilen hareketler bu suçu oluşturmaktadır:

  1. Başkasına ait bir banka veya kredi kartının, her ne suretle olursa olsun ele geçirilmesinden sonra, sahibinin rızası bulunmaksızın kullanılması veya kullandırttırılması ve bu suretle failin kendisine veya başkasına haksız yarar sağlaması.

  2. Aynı fiilin, aynı koşullarla sahibine verilmesi gereken bir banka veya kredi kartının bunu elinde bulunduran kimse tarafından kullanılması veya kullandırttırılması; söz gelimi kartı sahibine vermekle görevli banka memurunun kartı kendi veya başkası yararına kullanması.

Aslında hırsızlık, dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma ve sahtecilik suçlarının ratio legis’lerinin tümünü de içeren bu fiillerin, duraksamaları ve içtihat farklılıklarını önlemek amacıyla, bağımsız suç hâline getirilmeleri uygun görülmüştür.

Maddenin ikinci fıkrasına göre; birinci fıkrada belirtilen fiillerin, oluşturulmuş sahte bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle işlenmesi, daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektirmektedir. Ancak, bu fıkra hükmüne istinaden cezaya hükmedilebilmesi için, fiilin daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmaması gerekir.


TCK 245 ve 245/A (Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu / Yasak Cihaz veya Programlar) Emsal Yargıtay Kararları


Ceza Genel Kurulu 2017/754 E. , 2019/659 K.

  • TCK 245/1
  • Banka veya kredi kartının ele geçirilerek yarar sağlanması suçunun unsurları

765 sayılı TCK’da karşılığı bulunmayan “Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması” suçu 5237 sayılı TCK’nın “Topluma Karşı Suçlar” başlıklı üçüncü kısmının, bilişim alanında suçlara ayrılan onuncu bölümünde 245. maddede düzenlenmiştir. Anılan maddenin birinci fıkrasında; “Başkasına ait bir banka veya kredi kartını, her ne suretle olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kimse, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın bunu kullanarak veya kullandırtarak kendisine veya başkasına yarar sağlarsa, üç yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.” denilmektedir.

Maddenin gerekçesinde de; “Madde, banka veya kredi kartlarının hukuka aykırı olarak kullanılması suretiyle bankaların veya kredi sahiplerinin zarara sokulmasını, bu yolla çıkar sağlanmasını önlemek ve failleri cezalandırmak amacıyla kaleme alınmıştır.” denilmek suretiyle bu suçun kanuna konulmasının amacı (ratio legis) açıklanmıştır.

Kanun maddesindeki düzenleme karşısında;

a- Başkasına ait banka veya kredi kartının her ne suretle olursa olsun ele geçirilmesi veya elde bulundurulması,

b- Kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın kartın kullanılması veya kullandırılması,

c- Kişinin kendisine veya başkasına yarar sağlaması,

Şartlarının birlikte gerçekleşmesi hâlinde TCK’nın 245/1. maddesinde yazılı olan suç oluşabilecektir.

TCK’nın 245/1. maddesinde yer alan “her ne suretle olursa olsun” ifadesi ile banka veya kredi kartının kanunlarda suç oluşturmayan eylemlerle ele geçirilmesi kastedilmektedir. Bu düzenleme ile kanun koyucu, banka ya da kredi kartının failin eline hukuka uygun yollardan geçmesi hâlinde doğabilecek tereddütleri gidermek istemiş ve bu ele geçirme hukuka uygun olsa bile banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılmasını yaptırıma bağlamıştır. (Fahri Gökçen Taner, “Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu Bir Bileşik Suç mudur?”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2007, Cilt 56, Sayı 2, s. 80.)

Bununla birlikte, söz konusu suçun maddi unsurunun gerçekleşmesi bakımından banka veya kredi kartının ele geçirilmesinin veya elde bulundurulmasının hukuka uygun olup olmadığı veya suç teşkil edip etmediği önemli değildir. Kart, sahibinin rızası dışında ve/veya suç teşkil eden yöntemlerle elde edilmiş olabileceği gibi, sahibinin rızası ile ele geçirilmiş de olabilir. Her iki hâlde de diğer şartları varsa banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu oluşacaktır. Önemli olan, kartı kullanan kimsenin hukuka aykırı yarar elde etmiş olmasıdır.

Ayrıntılarına Ceza Genel Kurulunun 30.03.2010 tarihli ve 17-65 sayılı kararında da yer verildiği gibi; 5237 sayılı TCK’nın 245/1. maddesinde düzenlenen banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunun kanundaki düzenleniş şekli göz önüne alındığında bileşik suç olarak düzenlenmediği görülmektedir. Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu ile birlikte oluşabilecek diğer suçlara kanunda öngörülen ceza miktarları da, bu suçun bileşik suç olarak düzenlenmediğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu nedenle, banka veya kredi kartının hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi durumunda oluşabilecek hırsızlık, yağma, dolandırıcılık gibi suçlar ile banka veya kredi kartlarını kötüye kullanma suçu arasında gerçek içtima kuralı uygulanarak fail her bir suçtan ayrı ayrı cezalandırılmalıdır. Banka veya kredi kartının kanunlarda suç olarak düzenlenen eylemlerle ele geçirilmesi ve şartların varlığı hâlinde, TCK’nın 245. maddesinin birinci fıkrasındaki suçun yanında ayrıca hırsızlık, dolandırıcılık ya da yağma gibi suç oluşabileceği kabul edilmelidir.


Ceza Genel Kurulu 2017/1151 E. , 2021/90 K.

  • TCK 245/2-3
  • Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu
  • Geçitli Suç

Bir banka veya kredi kartının üretilmesi, tamamen yeni bir sahte kart oluşturulması veya gerçek bir kart üzerinde değişiklik yapılması şeklinde karşımıza çıkabilmektedir. Satmak, banka veya kredi kartını belli bir bedel veya değer karşılığı alıcıya vermek; satın almak, belli bir bedel karşılığı banka veya kredi kartını almak; devretmek, banka veya kredi kartını belli bir bedel almaksızın başkasına vermek; kabul etmek ise banka veya kredi kartını belli bir bedel ödemeksizin almak anlamlarına gelir. Dolayısıyla satma, satın almanın; devretme de kabul etmenin karşılığı olarak düzenlenmiştir.

Kişinin gerçeğe aykırı bilgi veya belgelerle bankaya başvurarak sahte bir banka veya kredi kartı oluşturulmasını sağlaması hâlinde TCK’nın 245. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları anlamında sahte karttan söz edilemeyeceği öğretide savunulmuş ise de bu şekilde üretilen kartın içermiş olduğu bilgilerin gerçeğe aykırı olması nedeniyle sahte olduğu ve gerçeğe aykırı belgelerle başvurulması sonucu bankaya sahte kart düzenletilmesi eyleminin de TCK’nın 245. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen üretim kavramı kapsamında değerlendirilerek diğer unsurların varlığı hâlinde suçun oluşacağı kabul edilmelidir. Nitekim Yargıtay uygulamaları da bu yöndedir.

TCK’nın 245. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçun oluşabilmesi için sahte banka veya kredi kartının başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek üretilmesi veya bu şekilde üretilen kartın satılması, devredilmesi, satın alınması ya da kabul edilmesi gerekmektedir. Hiçbir banka hesabıyla ilişkilendirilmeyen bir kartın üretilmesi veya kendisine kart verilmeyen kişinin kendi hesabıyla irtibatlandırarak kart üretmesi hâllerinde bu suç oluşmayacaktır.

TCK’nın 245. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suç bir tehlike suçu olup belirtilen seçimlik hareketlerle elde edilen banka veya kredi kartının aynı zamanda kullanılmasına gerek yoktur. Aynı maddesinin üçüncü fıkrasında ise sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartının kullanılması suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlama suçu düzenlenmiştir. Burada sözü edilen yararın, suçun işleniş şekli de göz önünde bulundurulduğunda ekonomik bir yarar olacağı söylenebilir. Bu fıkradaki suçun oluşması için ilk şart, banka veya kredi kartının sahte olarak üretilmiş veya üzerinde sahtecilik yapılmış olmasıdır. Bu sahtecilik ikinci fıkrada düzenlendiği şekilde bir sahtecilik olabileceği gibi bir banka hesabıyla ilişkilendirilmemiş bir kart üzerinde yapılan bir sahtecilik de olabilir. Bu fıkranın uygulanabilmesi için, sahte kartın kullanılmış olması da gerekir. Suçun tamamlanması için failin bu kullanımla, kendisine veya başkasına bir yarar sağlaması gerekir (Osman Yaşar - Hasan Tahsin Gökcan - Mustafa Artuç, a.g.e., s. 7350-7351.).

Bu aşamada ilgisi nedeniyle “geçitli suç” kavramına da değinilmesi gerekmektedir.

Failin bir suçu işlemek için aynı hukuki değeri koruyan daha hafif bir suçu işlemek zorunda kaldığı hâllerde “geçitli suç” söz konusu olur. Geçit suçları cezalandırılmayan önceki eylemlerin kapsamında sayılırlar ve bu nedenle bütün cezalandırılmayan önceki eylemlerle birlikte görünüşte içtimanın bir türünü oluştururlar. Bu tip görünüşte içtimada, bir suçun işlenmesi için daha hafif suçu basamak yapmak zorunluluğu vardır ve basamak durumunda bulunan suçu düzenleyen normun yardımcı norm oluşu nedeniyle, ağır suçu düzenleyen normun uygulanması ile yetinilir. Geçitli suçun söz konusu olabilmesi için, görünüşte içtima eden normlar arasında açık nitelikte asli-yardımcı norm ilişkisinin bulunmaması, ağır suç ile bu suça ulaşabilmek için aşılması zorunlu basamak durumunda bulunan hafif suçu düzenleyen normların korudukları hukuki değerlerin aynı nitelikte ve aynı türden olmaları, ağır suçun işlenmesi için mutlaka geçit durumundaki daha hafif bir suçun işlenmesinin gerekmesi, hafif suçun faili ve mağduru ile ağır suçun faili ve mağdurunun aynı kişiler olmaları, failin hareketi ile ağırlaşan neticeler arasında nedensellik bağının bulunması ve failin kastının başlangıçtan itibaren ağırlaşan neticeleri gerçekleştirmeye yönelmiş olması gerekir. TCK’nın 245. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları arasında geçitli suç ilişkisinin bulunduğunu söyleyebilmek için üçüncü fıkrada yer alan suçun mutlaka ikinci fıkrada yer alan seçimlik hareketlerden birisi gerçekleştirilerek işlenmesi gerekmektedir. Ancak TCK’nın 245. maddesinin ikinci fıkrasında seçimlik hareketlerden biri olarak belirtilen “kabul etmek” eylemi aynı fıkrada sayılan devretme eyleminin karşılığı olarak düzenlenmesi ve Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlüğü’nde de; “Sunulan bir şeyi alma” şeklinde tanımlandığından, üzerinde hiçbir yazı ve logo bulunmayan ve beyaz plastik kart olarak adlandırılan kartın manyetik şeritlerine gerçek kart verileri yüklenmesi suretiyle oluşturulan sahte kartı yolda bularak kullanan failin eylemi kanunîlik ilkesi gereğince TCK’nın 245. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçu oluşturmaz iken aynı maddenin üçüncü fıkrasında düzenlenen suç oluşmuş olur. Yine banka dışında kalan diğer finans kuruluşlarının çıkarttıkları kredi kartlarında sahtecilik hâlinde başkasına ait banka hesabıyla ilişkilendirme söz konusu olamayacağından kanunîlik ilkesi gereğince aynı maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen suç oluşmasa da daha geniş sahtecilik eylemlerini kapsayan aynı maddenin üçüncü fıkrasındaki suç oluşacaktır. Ayrıca fail her zaman üçüncü fıkrada düzenlenen suçu işlemek amacıyla hareket etmeyebilir, 5377 sayılı Kanun’un 27. maddesinin gerekçesinde de belirtildiği gibi sahte kartları ticari amaçla piyasaya sürme saikiyle de hareket etmiş olabilir, yani failin amacı her zaman üçüncü fıkrada düzenlenen suçu işlemek olmayabilir. Bu anlamda TCK’nın 245/3. maddesinde düzenlenen suçun işlenebilmesi için ikinci fıkrada düzenlenen suçun işlenmesi zorunlu olmadığından bu iki suç arasında “geçitli suç” ilişkisi bulunmamaktadır.

Yine TCK’nın 245/2-3. fıkralarının birlikte uygulanmalarının kabulünün ceza adaleti yönünden sorunlara yol açacağı açıktır. Şöyle ki, başkasına ait bir kredi kartını herhangi bir şekilde eline geçiren kişinin, bu kartı kullanırken eylemini tamamlayamayıp teşebbüs aşamasında kalması hâlinde alabileceği hapis cezası, TCK’nın 245/3 ve 35. maddeleri uyarınca alt sınırdan ceza indiriminin yapılması hâlinde 3 yıl hapis cezası olabilecekken; başkalarına ait hesaplarla ilişkilendirilerek üretilen sahte kartı kullanmadan sadece üzerinde bulunduran kişi, TCK’nın 245/2. uyarınca altı sınırdan ceza verilse bile en az 3 yıl hapis cezası alacaktır. İlk durumda sanık teşebbüs aşamasında kalsa bile, suçu işlemeye yönelik bir iradede bulunmuş, suç işlemek ile işlememek arasındaki ahlaki çizgiyi aşarak suça eğilimi göstermiş olduğu hâlde; sahte kartı kabul eden ancak herhangi bir eylemde kullanıp kullanmayacağı veya suç işlemekten vazgeçip vazgeçmeyeceği belli olmayan bir sanığa, sadece sahte kartı bulundurduğu için asgari üç yıl hapis cezası verilmesi adil bir ceza uygulaması olarak görülmemektedir.

Bu açıklamalar ışığında ön sorun değerlendirildiğinde;

TCK’nın 245. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen eylemlerin aynı maddenin üçüncü fıkrasında düzenlenen eylemin hazırlık hareketleri niteliğinde olduğu ve kanun koyucu tarafından bağımsız suç olarak düzenlenmek suretiyle ayrıca cezalandırılmak istendiği, ortada tek bir fiil bulunmadığından fikri içtimadan söz edilemeyeceği gibi anılan suçların biri diğerinin unsuru veya ağırlaştırıcı nedeni olmadığından bileşik suçtan da bahsedilemeyeceği, yine failin her zaman üçüncü fıkrada düzenlenen suçu işlemek amacıyla hareket etmeyebileceği, diğer bir anlatımla 5377 sayılı Kanun’un 27. maddesinin gerekçesinde de belirtildiği gibi sahte kartları ticari amaçla piyasaya sürme saikiyle de hareket etmiş olabileceği ve bununla birlikte üçüncü fıkradaki suçun işlenebilmesi için her koşulda ikinci fıkrada düzenlenen suçun işlenmesi zorunlu olmadığından her iki suç arasında “geçitli suç” ilişkisinin de bulunmadığı anlaşılmakla; oluşturulmasını sağladığı sahte kredi kartlarını ayrıca kullanarak kendisine yarar sağlayan sanık hakkında TCK’nın 245/2 ve 245/3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı uygulama yapılmasının mümkün olduğu kabul edilmelidir.


Ceza Genel Kurulu 2020/281 E. , 2022/426 K.

  • TCK 245/2, TCK 245/3
  • Kredi kartı üretmek (TCK 245/2), kredi kartını kullanıp yarar sağlama (TCK 245/3) suçları arasında geçit suç ilişkisi bulunmadığından fail her suç için ayrı ayrı cezalandırılmalıdır.

TCK’nın 245. maddesinin gerekçesinde; “Madde, banka veya kredi kartlarının hukuka aykırı olarak kullanılması suretiyle bankaların veya kredi sahiplerinin zarara sokulmasını, bu yolla çıkar sağlanmasını önlemek ve failleri cezalandırmak amacıyla kaleme alınmıştır…” denilmek suretiyle, bu suçun Kanun’a konulmasının amacı (ratio legis) açıklanmıştır. 5377 sayılı Kanun’un 27. maddesinin gerekçesinde ise “başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek üretilen sahte banka veya kredi kartlarının ticari amaçlı olarak piyasaya sürülmesi karşısında, bu fiilleri yaptırıma bağlamak amacıyla…” şeklindeki açıklama ile ikinci fıkranın maddeye eklendiği vurgulanmış olup kanun koyucu sahte kartların üretilmesi ve dolaşıma girmesine yönelik eylemleri de suç hâline getirip ayrıca cezalandırmak istemiştir.

Anılan maddenin birinci fıkrasında düzenlenen suçun oluşabilmesi için;

a- Başkasına ait banka veya kredi kartının her ne suretle olursa olsun ele geçirilmesi veya elde bulundurulması,

b- Kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın kartın kullanılması veya kullandırılması,

c- Kişinin kendisine veya başkasına yarar sağlaması,

Koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.

TCK’nın 245/1. maddesinde yer alan “her ne suretle olursa olsun” ifadesi ile de banka veya kredi kartının yasalarda suç oluşturmayan eylemlerle ele geçirilmesi kastedilmektedir. Bu düzenleme ile yasa koyucu, banka ya da kredi kartının failin eline hukuka uygun yollardan geçmesi hâlinde doğabilecek duraksamaları gidermek istemiş ve bu ele geçirme hukuka uygun olsa bile banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılmasını yaptırıma bağlamıştır (Fahri Gökçen Taner, “Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu Bir Bileşik Suç mudur?”, … Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Yıl: 2007, Cilt 56, Sayı 2, s. 80.). Bu suçun mağduru kredi veya banka kartı hamilidir. Ayrıca birinci fıkrada; “kartın kendisine verilmesi gereken kişi”den söz edilmekte olup bu kişi de esasen kart hamilidir. Banka veya kredi kurumları ise “suçtan zarar gören” konumundadır.

Anılan maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen suç seçimlik hareketli bir suç olup buna göre; sahte banka veya kredi kartının üretilmesi, sahte üretilmiş banka veya kredi kartının sahte olduğu bilinerek satılması, devredilmesi, satın alınması ya da kabul edilmesi şeklinde belirlenen seçimlik hareketlerden en az birisinin gerçekleştirilmesi gerekmektedir.Bir banka veya kredi kartının üretilmesi, tamamen yeni bir sahte kart oluşturulması veya gerçek bir kart üzerinde değişiklik yapılması şeklinde karşımıza çıkabilmektedir. Satmak, banka veya kredi kartını belli bir bedel veya değer karşılığı alıcıya vermek; satın almak, belli bir bedel karşılığı banka veya kredi kartını almak; devretmek, banka veya kredi kartını belli bir bedel almaksızın başkasına vermek; kabul etmek ise banka veya kredi kartını belli bir bedel ödemeksizin almak anlamlarına gelir. Dolayısıyla satma, satın almanın; devretme de kabul etmenin karşılığı olarak düzenlenmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için ayrıca sahte banka veya kredi kartının başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek üretilmesi veya bu şekilde üretilen kartın satılması, devredilmesi, satın alınması ya da kabul edilmesi gerekmektedir. Hiçbir banka hesabıyla ilişkilendirilmeyen bir kartın üretilmesi veya kendisine kart verilmeyen kişinin kendi hesabıyla irtibatlandırarak kart üretmesi hâllerinde bu suç oluşmayacaktır.

Anılan fıkrada sayılan hareketlerin gerçekleştirilmesiyle birlikte, herhangi bir zararın oluşup oluşmadığına bakılmaksızın salt zarar tehlikesi dikkate alınarak suçun oluştuğu kabul edilecektir. Bu bakımdan bahse konu suçun mağduru kart çıkaran banka veya diğer finansal kuruluştur (… Emre Yıldız, Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu, … Yayınevi, … 2015, Birinci Baskı, s. 247-248; Veli … Özbek-Koray Doğan-Pınar Bacaksız-İlker …, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 12. Baskı, Seçkin, Eylül 2017, s. 993.). Yargıtayın istikrar bulunan ve süregelen kararlarında da TCK’nın 245/2. maddesinde düzenlenen suçun mağdurunun kartı düzenleyen banka veya diğer finansal kuruluş olduğu kabul edilmiştir.

Öte yandan TCK’nın 245. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen sahte banka veya kredi kartının kullanılması suretiyle yarar sağlama suçunun maddi konusu sahte banka veya kredi kartıdır. Fıkrada sahte banka veya kredi kartının meydana getirilmesi bakımından iki durumun düzenlendiği görülmektedir. Bunlardan ilki “sahte oluşturulan” banka veya kredi kartıdır. Sahte banka veya kredi kartı oluşturulması, başkalarına ait kimlik bilgilerini içeren sahte belgelerle kart çıkaran kuruluşa başvuru sonucu, boş plastiklere başkasına ait kart bilgilerinin kabartma cihazı ile basılması sonucu ya da manyetik şeride sahip mağaza kartlarına başkasına ait kart bilgilerinin encoder cihazı vasıtasıyla yüklenmesi sonucu gerçekleştirilebilir. Bir başka deyişle sahte kart oluşturma gerçek kart üzerinde yapılanlar dışındaki sahtecilik fiillerini anlatmaktadır. “Üzerinde sahtecilik yapılan” banka veya kredi kartı ise değişik şekillerde meydana getirilebilir. Örneğin, gerçek bir banka veya kredi kartının manyetik şeridinin silinip üzerine başka karta ait bilgilerin yüklenmesi, gerçek kart üzerindeki unsurların (kart hamilinin ismi, fotoğrafı, imzası ya da kart numarası) değiştirilmesi halinde üzerinde sahtecilik yapılmış bir karttan söz edilecektir (… Emre Yıldız, Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu, … Yayınevi, …, 2015, s. 289.).

Bu suçun faili sahte kartı kullanarak kendisine veya başkasına yarar sağlayan kişidir. Bu anlamda herkes anılan suçun faili olabilir. Diğer bir anlatımla suçun failinin mutlaka bilişim alanında uzman olması gerekli değildir. Suçun mağduru ise kredi ya da banka kartını üreten banka veya finans kuruluşudur. Nitekim Yargıtayın istikrar bulunan ve süregelen kararlarında da TCK’nın 245/3. maddesinde düzenlenen suçun mağdurunun kartı düzenleyen banka veya diğer finansal kuruluş olduğu kabul edilmiştir.

Suçun tamamlanması için failin sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan banka veya kredi kartını kullanarak kendisine veya bir başkasına yarar sağlamış olması gerekmektedir. Yararın mutlaka fiilen elde edilmiş olmasına gerek yoktur. Yarar, üzerinde tasarruf edilebilir duruma gelmiş ise suç tamamlanmış olacaktır. Örneğin, bir kişinin kendi adına hesap açıp, daha sonra bu hesaba sahte banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle para transferi yapması durumunda suç tamamlanmış olacaktır. Diğer bir ifade ile suçun tamamlanması için hesabından söz konusu parayı çekmesi gerekli değildir (Berrin Akbulut, Bilişim Alanında Suçlar, 2. Baskı, … Yayınevi, …, 2017, s. 337.).TCK’nın 245/3. maddesinde düzenlenen suç kasten işlenebilen bir suçtur. Kast için suçun kanuni tanımında yer alan unsurların bilinmesi gerektiğinden, failin bu suçtan sorumlu olması için kullandığı kartın banka veya kredi kartı olduğunu, bu kartların sahte olduğunu, banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle kendisine veya bir başkasına yarar sağladığını bilmelidir. Suçun olası kastla işlenmesi mümkündür. Suç tipinde hukuka aykırılığa işaret eden veya bilmeye ilişkin veya amaç saike yönelik herhangi bir kavrama yer verilmemiştir. Taksirle işlenmesi söz konusu değildir (Berrin Akbulut, Bilişim Alanında Suçlar, 2. Baskı, … Yayınevi, …, 2017, s. 337.).

Bu suç teşebbüse elverişli bir suçtur. Sahte banka veya kredi kartının kullanılmasına rağmen yarar elde edilememiş ise bu durumda suçun teşebbüs aşamasında kaldığı kabul edilmelidir. Bu durumlara kart borcunun ödenmemesi nedeniyle kartın kullanıma kapalı olması, ATM’de işlem yaparken görevlilerin gelmesi, kartın limitinin yetersiz olması, satıcının kartın kullanımı esnasında kimlik istemesi ya da bankanın işleme onay vermemesi örnek olarak gösterilebilir. Suça teşebbüsten söz edilebilmesi için işlenmek istenilen suçun icrasına elverişli hareketlerle başlanılmalıdır. Hareketin elverişliliği konusunda işlenemez suça değinmekte fayda vardır. İşlenemez suç bir suç tipini ihlale yönelmiş olmasına rağmen, ya vasıtanın ihlal edilmek istenen suçu oluşturan zarar veya tehlikeyi meydana getirmeye elverişli olmaması, ya da suçun maddi konusunun bulunmaması nedeniyle başarısız kalmak durumda olan davranıştır. TCK’nın 245/3. maddesi açısından bakılacak olursa limitin yetersiz olması, kartın daha önce kart hamili tarafından iptal edilmiş olması ya da banka hesabında para olmadığı için herhangi bir yarar sağlanamayan hâllerde teşebbüs hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı sorunu ortaya çıkmaktadır. Eğer failin kullandığı … ile hiçbir koşul altında neticenin meydana gelme imkânı yoksa … mutlak elverişsizdir ve suça teşebbüs nedeniyle cezalandırma söz konusu olmaz. Buna karşılık aracın kullanılış biçimi ya da suç konusundan doğan nedenlerden dolayı netice meydana gelmemişse nispi elverişsizlik söz konusudur ve suça teşebbüsten dolayı cezalandırma yapılabilir. Bu kritere göre, kredi kartının limitinin dolmuş olması, banka hesabında para olmaması, kartın borcu nedeniyle geçici olarak bloke olması gibi hâllerde nispi elverişsizlik söz konusu olduğundan bu hâllerde teşebbüs hükümleri uygulanacaktır. Zira bu durumlarda kartın borcunun ödenmesi ile ya da hesaba para yatırılması ile birlikte söz konusu kart elverişli hâle geleceğinden teşebbüs hükümleri uygulanabilecektir. Banka veya kredi kartının daha önceden kart hamili tarafından iptal edilmiş olması durumunda ise bu kart ile hiçbir koşul altında yarar sağlama imkânı olmaması nedeniyle mutlak elverişsizlik söz konusudur ve teşebbüs hükümleri uygulanamaz. Ayrıca bu durumda söz konusu kart TCK’nın 245/3’teki suçun maddi konusu olamayacağından “maddi konunun” yokluğundan da söz edilebilecektir.Uyuşmazlık konusu ile ilgisi bakımından oluşturulmasını sağladığı sahte banka veya kredi kartını aynı zamanda kullanan fail hakkında TCK’nın 245/2 ve 245/3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı uygulama yapılmasının mümkün olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.

TCK’nın 245. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen eylemlerin, aynı maddenin üçüncü fıkrasında düzenlenen eylemin hazırlık hareketleri niteliğinde olduğu ve kanun koyucu tarafından bağımsız suç olarak düzenlenmek suretiyle ayrıca cezalandırılmak istendiği, ortada tek bir fiil bulunmadığından fikri içtimadan söz edilemeyeceği gibi anılan suçların biri diğerinin unsuru veya ağırlaştırıcı nedeni olmadığından bileşik suçtan da bahsedilemeyeceği, failin her zaman üçüncü fıkrada düzenlenen suçu işlemek amacıyla hareket etmeyebileceği, diğer bir anlatımla 5377 sayılı Kanun’un 27. maddesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere failin sahte kartları ticari amaçla piyasaya sürme saikiyle de hareket etmiş olabileceği gibi üçüncü fıkradaki suçun işlenebilmesi için her koşulda ikinci fıkrada düzenlenen suçun işlenmesi zorunlu olmadığından her iki suç arasında “geçitli suç” ilişkisinin bulunmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde; oluşturulmasını sağladığı sahte kredi kartını ayrıca kullanmak suretiyle yarar sağlayan fail hakkında mağdur banka sayısınca TCK’nın 245/2 ve 245/3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı uygulama yapılması gerekmektedir.


Ceza Genel Kurulu - Karar- 2019/361 K.

  • TCK 245/1
  • Banka veya Kredi kartının kötüye kullanılması suçunun unsurları

765 sayılı TCK’da karşılığı bulunmayan “Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması” suçu 5237 sayılı TCK’nın “Topluma Karşı Suçlar” başlıklı üçüncü kısmının, bilişim alanında suçlara ayrılan onuncu bölümünde 245. maddede düzenlenmiştir. Anılan maddenin birinci fıkrasında; “Başkasına ait bir banka veya kredi kartını, her ne suretle olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kimse, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın bunu kullanarak veya kullandırtarak kendisine veya başkasına yarar sağlarsa, üç yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.” denilmektedir.

Maddenin gerekçesinde de; “Madde, banka veya kredi kartlarının hukuka aykırı olarak kullanılması suretiyle bankaların veya kredi sahiplerinin zarara sokulmasını, bu yolla çıkar sağlanmasını önlemek ve failleri cezalandırmak amacıyla kaleme alınmıştır.” denilmek suretiyle bu suçun kanuna konulmasının amacı (ratio legis) açıklanmıştır.

Kanun maddesindeki düzenleme karşısında;

a- Başkasına ait banka veya kredi kartının her ne suretle olursa olsun ele geçirilmesi veya elde bulundurulması,

b- Kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın kartın kullanılması veya kullandırılması,

c- Kişinin kendisine veya başkasına yarar sağlaması,

Şartlarının birlikte gerçekleşmesi hâlinde TCK’nın 245/1. maddesinde yazılı olan suç oluşabilecektir. TCK’nın 245/1. maddesinde yer alan “her ne suretle olursa olsun” ifadesi ile banka veya kredi kartının kanunlarda suç oluşturmayan eylemlerle ele geçirilmesi kastedilmektedir. Bu düzenleme ile kanun koyucu, banka ya da kredi kartının failin eline hukuka uygun yollardan geçmesi hâlinde doğabilecek tereddütleri gidermek istemiş ve bu ele geçirme hukuka uygun olsa bile banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılmasını yaptırıma bağlamıştır. (Fahri Gökçen Taner, “Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu Bir Bileşik Suç mudur?”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2007, Cilt 56, Sayı 2, s. 80.)

Bununla birlikte, söz konusu suçun maddi unsurunun gerçekleşmesi bakımından banka veya kredi kartının ele geçirilmesinin veya elde bulundurulmasının hukuka uygun olup olmadığı veya suç teşkil edip etmediği önemli değildir. Kart, sahibinin rızası dışında ve/veya suç teşkil eden yöntemlerle elde edilmiş olabileceği gibi, sahibinin rızası ile ele geçirilmiş de olabilir. Her iki hâlde de diğer şartları varsa banka veya kredi kartının kötüye kullanılması suçu oluşacaktır. Önemli olan, kartı kullanan kimsenin hukuka aykırı yarar elde etmiş olmasıdır.

Ayrıntılarına Ceza Genel Kurulunun 30.03.2010 tarihli ve 17-65 sayılı kararında da yer verildiği gibi; 5237 sayılı TCK’nın 245/1. maddesinde düzenlenen banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunun kanundaki düzenleniş şekli göz önüne alındığında bileşik suç olarak düzenlenmediği görülmektedir. Banka veya kredi kartının kötüye kullanılması suçu ile birlikte oluşabilecek diğer suçlara kanunda öngörülen ceza miktarları da, bu suçun bileşik suç olarak düzenlenmediğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu nedenle, banka veya kredi kartının hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi durumunda oluşabilecek hırsızlık, yağma, dolandırıcılık gibi suçlar ile banka veya kredi kartlarını kötüye kullanma suçu arasında gerçek içtima kuralı uygulanarak fail her bir suçtan ayrı ayrı cezalandırılmalıdır. Banka veya kredi kartının kanunlarda suç olarak düzenlenen eylemlerle ele geçirilmesi ve şartların varlığı hâlinde, TCK’nın 245. maddesinin birinci fıkrasındaki suçun yanında ayrıca hırsızlık, dolandırıcılık ya da yağma gibi suç oluşabileceği kabul edilmelidir.

Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;

Şikâyetçinin İ. ili, K. ilçesi, E. Mahallesi, F.K.G. Caddesi, K. otobüs durakları arkasında bulunan marketten alışveriş yaptığı sırada yanına gelen sanığın, kızının Teknosa isimli elektronik mağazasında genel müdür olduğunu, kampanya nedeniyle kendisine LCD televizyon alabileceğini beyan etmesi üzerine şikâyetçinin kredi kartı ve şifresini sanığa verdiği, akabinde şikâyetçinin yanından ayrılan sanığın aynı cadde üzerinde bulunan İş Bankası ATM’sine tek başına giderek şikâyetçinin kredi kartından yaklaşık 1.900 TL çektiği olayda; her ne kadar Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazında, şikâyetçinin sanığın hileli davranışlarına aldanmayıp onunla birlikte ATM’ye gittiği, hatta bizzat kendi rızasıyla kartı teslim edip şifreyi de söyleyerek televizyon bedeli kadar miktarı çekmesine açık bir şekilde izin verdiği, daha sonra sanığın şikâyetçinin yaşlılığından yararlanarak parayı çekip kartı dahi almadan ATM’den koşarak kaçtığı belirtilmişse de para çekme anına ilişkin kamera görüntüleri izlendiğinde; şikâyetçinin sanık ile birlikte para çekmek amacıyla ATM’ye gitmediği, sanığın parayı çekip kartı da aldıktan sonra hızlıca olay yerinden uzaklaşmak yerine sakin bir şekilde bir süre daha ATM’nin yakınında tek başına beklediğinin görüldüğü, yine şikâyetçinin ifadelerinde sanık tarafından çekilen yaklaşık 1.900 TL’nin televizyon bedeli olduğuna ve bu miktarın çekilmesine rızası bulunduğuna ilişkin bir beyanın yer almadığı, bu anlamda itirazda ileri sürülen hususların varit olmadığı, ayrıca sanığın ekonomik değere sahip olduğuna kuşku bulunmayan kredi kartını ele geçirme eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturabileceği değerlendirilse de bu eylemle ilgili dava açılmadığının anlaşılması karşısında, sanığın suça konu kredi kartını ele geçirdikten sonra şikâyetçinin yanından ayrılarak hâkimiyet alanına giren bu kredi kartı ile şikâyetçinin rızasına aykırı olarak para çekmesi eyleminin TCK’nın 245. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunu oluşturduğunun kabulü gerekmektedir.


Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2019/1732 E. , 2019/2839 K.

  • TCK 245/1
  • Hileyle ele geçirilen Banka veya Kredi kartının kötüye kullanılması

Olay tarihinde katılanın telefonuna ‘’bonus özel’’ adı ile gelen “Sayın müşterimiz 2013 yılı para puanınız toplamı 200 TL’ye ulaşmıştır. Aktifleştirmek için 0212 912 05 00 numaralı telefonu arayınız’’ şeklindeki mesaj üzerine katılanın sanığa ait olan bu numarayı aradığı, telefondaki kişinin 200 TL parayı yükleyebilmek için kredi kartı bilgileri gerektiğini söyleyince; katılanın kredi kartı bilgilerini verdiği, bunun üzerine Carma Teknoloji adlı şirket sahibi sanığın katılana ait Garanti Bankası İstoç şubesindeki hesaba bağlı kredi kartı ile Metro elektronik isimli şirketten katılanın rızası olmaksızın 900 TL harcama yaptığı olayda, eylemin TCK 245/1.maddesinde düzenlenen banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu olmasına rağmen vasıfta hataya düşülerek basit dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması, bozma nedenidir.


Yargıtay 8.CD - Esas : 2024/146, Karar : 2024/2186

  • Odeobanka başvurarak katılan adına kredi kartı talebinde bulunan, akabinde tahsis edilmesini sağlayan sahte kartı kuryeden teslim alarak farklı tarihlerde harcama ve nakit avans çekimi yapan sanık, sahte kredi kartı üretmek ve sahte kredi kartını kullanmak suretiyle haksız yarar sağlamak suçlarından cezalandırılmalıdır.

Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.05.2016 tarihli, 2015/686 Esas ve 2016/470 Karar sayılı kararı ile sanığın, başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üretme suçundan, 3 yıl hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, zincirleme şekilde sahte banka veya kredi kartı kullanmak suretiyle yarar sağlama suçundan, 5 yıl hapis ve 120,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

Dosyadaki olgular itibari ile, katılan …‘ya ait kimlik bilgilerini ele geçiren sanığın, telefon bankacılığı aracılığı ile Odeobanka başvurarak katılan adına kredi kartı talebinde bulunduğu, akabinde tahsis edilmesini sağladığı sahte kartı kuryeden teslim alarak farklı tarihlerde harcama ve nakit avans çekimi yaptığı, kart başvurusu için arayan 0 554 *** ** 43 numaralı hattın sanık adına kayıtlı olduğu sabittir.

Sanık her ne kadar “Katılanın yanında başvuru yaptığını, kartı da alarak ona teslim ettiğini, kullanmadığını” beyan ederek suçlamayı kabul etmemiş ise de; yapılan araştırmalar neticesinde, kartın teslimat adresinin katılana ait olmadığının ve adreste kimsenin bulunmadığının belirlenmesi karşısında, katılanın, kendisine ait kredi kartının, başka bir adrese gönderilmesini istemesinin mümkün olmadığı, şikayet tarihinin, katılanın “Olaydan hakkında icra takibi yapıldıktan sonra bilgi sahibi olduğu” yönündeki iddialarını doğruladığı ve sanığın daha önce de katılana ait kredi kartını rıza dışı kullanmasından dolayı yargılanıp cezalandırıldığı, bu bağlamda sanığın eylemlerinin sabit olduğu ve başkasına ait banka hesabıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üretilmesi, satılması, devredilmesi, satın alınması veya kabul edilmesi suçunun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 245 inci maddesinin ikinci fıkrasında, sahte banka veya kredi kartını kullanarak kendisine veya bir başkasına yarar sağlama suçunun ise anılan maddenin üçüncü fıkrasında düzenlenerek, birbirinden bağımsız ve ayrı ayrı suçları oluşturduğu anlaşılmakla, mahkemenin sübuta ilişkin kabulünde ve suçların vasfında herhangi bir hukuka aykırılık görülmemiştir.


YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ Esas: 2017/21190 Karar: 2018/221 Tarih: 11.01.2018

  • TCK 245. ve 245/A Madde

  • Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu / Yasak Cihaz veya Programlar

1- Mağdur …‘a yönelik sahte belgelerle kredi kartı almaya teşebbüs suçundan sanık … hakkında verilen beraat kararı ile sanık … hakkında verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde ;

Usulüne uygun tebligat çıkartılarak duruşmadan haberdar edildiği halde katılma talebinde bulunmayan ve bu nedenle katılan sıfatını almayan Finansbank’ın temyiz etme hak ve yetkisi olmadığından kurulan hükme ilişkin Finansbank vekilinin temyiz isteminin 317. maddesi uyarınca REDDİNE,

Hükmolunan cezaların türü ve süresine göre sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteğinin 318. maddesi uyarınca REDDİNE,

2- Sanık … hakkında noterde sahte imza beyannamesi düzenletmek ve kullanmak suretiyle resmi belgede sahtecilik suçundan, başkasına ait kimlik bilgilerini kullanmak suretiyle oluşturulan sahte belgelerle mağdur …‘a müracaat edip kart çıkartmak, Fortisbank’a müracaat edip kredi kartı çıkartmak ve bu kredi kartını kullanmak suretiyle kredi kartını kötüye kullanmak suçundan, Akbank ve Finansbank’a müracaat edip kredi kartı almaya teşebbüs etmek suretiyle 5464 sayılı Yasaya muhalefet suçundan, İş Bankasına müracaat ederek kredi almak suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçlarından mahkumiyetine ilişkin hükümlere yönelik sanık müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Dosya üzerinden yapılan incelemede;

…‘ın dosya arasında bulunan 02.04.2008 tarihli yazısı içeriğinden …‘ın şubelerinde bulunan mevduat hesabı olup belirtilen hesaba bağlı olarak kredi kartı çıkartılmış olduğu ve ekli belgelerdeki kimlik fotokopisindeki resim sanığın

resmi ve müşteri bilgi formu ile imza kartonundaki imzaların sanığın eli ürünü olması ve Fortisbank yönünden ise başkasına ait banka hesabıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üretilmesi, satılması, devredilmesi, satın alınması veya kabul edilmesi, 5237 sayılı TCK.nun 245/2. maddesinde; sahte banka veya kredi kartını kullanarak kendisi veya bir başkasına yarar sağlanması ise, anılan maddenin 3. fıkrasında düzenlenen birbirinden bağımsız ve ayrı ayrı suçları oluşturduğu cihetle, sanığın başkasına ait kimlik bilgileri ile Fortisbanka müracaat ederek, düzenlettiği kredi kartıyla değişik zamanlarda alışveriş yapması karşısında mahkemenin kararında bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamede yer alan bozma düşüncelerine iştirak edilmemiş ve sanığın İşbankası’na yönelik eylemi nedeni ile 158/1…J…son cümle uyarınca 3 yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezası ile birlikte 5 ile 5000 gün arasında tayin olunan ve adli para cezasına esas alınan birim gün sayısı üzerinden uygulanması gerektiği gözetilmeden Türk Ceza Yasasının 52. maddesinde düzenlenen gün para cezası sistemine aykırı olarak doğrudan elde edilen menfaatin iki katı adli para cezasına hükmedilmesi, sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre, sanık müdafiinin suçların sübut bulmadığına yönelik temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddiyle hükümlerin ONANMASINA,

3- Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçuna ilişkin temyiz incelemesinde;

Resmi belgede sahtecilik suçu yönünden; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 14.10.2008 gün ve 49/219 sayılı kararında da açıklandığı üzere; ceza yargılamasının amacı, somut gerçeğin ortaya çıkarılması olup bunun için başvurulan kanıtlama araçlarından biri de belgelerdir. Yargılama makamları suç isnadı nedeniyle oluşan uyuşmazlığı çözümlerken ele geçirilen ya da iddia ve savunma doğrultusunda sunulan belgelerin güvenilirliğini de denetlemek durumundadırlar. Güvenilirliğin denetlenebilmesi için, belgenin aslının veya bunun olanaklı olmaması halinde de aslına uygunluğu yetkili makam veya kişilerce onanmış örnek ya da kopyalarının dosyaya konulması gerekir. Yine Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 gün ve 232/250 sayılı kararında açıklandığı üzere, suça konu belgenin fotokopi olması durumunda hukuki sonuç doğurmaya elverişli nitelikte olmadığı, aslı bulunamayan evrakların aldatma kabiliyetlerinin bulunup bulunmadığının da tespit edilemediği, fiili iğfalin aldatma niteliğini göstermeyeceği cihetle; somut olayda suça konu sahte hale getirilmiş emekli kartı ile nüfus cüzdanının ele geçmediği ve aldatma niteliğinin tespit edilemeyeceği gözetilmeden, unsurları oluşmayan suçdan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,

Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 11.01.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ Esas: 2016/7433 Karar: 2017/11944 Tarih: 26.10.2017

  • TCK 245. ve 245/A Madde

  • Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu / Yasak Cihaz veya Programlar

Yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

I- ) 5237 Sayılı TCK.nun 245/1. madde ve fıkrasında, başkasına ait bir banka veya kredi kartını, her ne suretle olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kimsenin kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın bunu kullanarak veya kullandırarak kendisine veya başkasına yarar sağlaması halinde cezalandırılacağı hükme bağlanmıştır. Madde gerekçesinde de belirtildiği üzere; söz konusu madde, “banka veya kredi kartlarının hukuka aykırı olarak kullanılması suretiyle bankaların veya kredi veya banka kartı sahiplerinin zarara sokulmasını, bu yolla çıkar sağlanmasını önlemek ve failleri cezalandırmak amacıyla kaleme alınmıştır…. Aslında hırsızlık, dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma ve sahtecilik suçlarının ratio legis’lerinin tümünü de içeren bu fiillerin, duraksamaları ve içtihat farklılıklarını önlemek amacıyla, bağımsız suç hâline getirilmeleri uygun görülmüştür.”

Bu açıklamalar ışığında, somut olayda; sanığın, katılana ait kredi kartını, kendisine para gönderileceğini söyleyerek gönderilen parayı ATM’den çektikten sonra kartı katılana iade edeceği vaadiyle katılandan alıp, katılanın kredi kartından parça parça olmak üzere toplamda 1500 TL parayı çekmekten ibaret eyleminin 245/1. maddesinde düzenlenen suçu oluşturacağı ve para çekme işlemlerinin ilgili bankadan sorulmak suretiyle şartları oluştuğu takdirde ayrıca verilecek cezada 43. maddesi gereğince artırım yapılması gerektiği gözetilmeden, eksik araştırmayla ve suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,

II- ) Kabul ve uygulamaya göre de;

1- ) Temel hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde, aynı gerekçelerle adli para cezasına esas birim gün sayısının alt sınırın üstünde belirlenmesi suretiyle hükümde çelişkiye neden olunması,

2- ) Tekerrüre esas alınan ilamda 58. maddesinin uygulanmış olması sebebiyle ikinci kez mükerrir olduğu anlaşılan sanık hakkında, 5275 Sayılı Kanun’un 108/3. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

SONUÇ : Yasaya aykırı, Cumhuriyet Savcısı ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 Sayılı 1412 Sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ Esas: 2016/12482 Karar: 2017/9769 Tarih: 18.09.2017

  • TCK 245. ve 245/A Madde

  • Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu / Yasak Cihaz veya Programlar

Hükmolunan cezanın süresi itibariyle kabulünde yasal olanak bulunmayan sanıklar …, …, … ve … müdafiinin duruşma talebinin 318. maddesi uyarınca reddi ile, dosya üzerinden yapılan incelemede;

1- )Sanık … hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne dair temyiz incelemesinde;

245/1, uyarınca tayin olunan 3 yıl 9 ay hapis 6 gün adli para cezasından 62. maddesi gereği 1/6 oranında indirim yapılırken hesap hatası sonucu 3 yıl 1 ay 15 gün hapis 5 gün adli para cezası yerine, 3 yıl 1 ay hapis, 15 gün adli para cezası olarak belirlenmesi suretiyle sanık hakkında eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanığın bir nedene dayanmayan, temyiz itirazının reddine ancak;

245/1. maddesinde düzenlenen banka veya kredi kartının kötüye kullanılması suçunun mağduru kart sahibi olup, suçtan doğrudan zarar görmeyen ve suçun mağduru olmayan … Akaryakıt Satış ve servis hiznmetleri A.Ş ‘nin davaya katılma hakkı bulunmadığı halde, katılan sıfatı ile davaya kabulüne karar verilip lehine vekalet ücreti tayini,

Yasaya aykırı ise de, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususların, 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümden katılan Y… Akaryakıt Satış ve servis hiznmetleri A.Ş ‘ne vekâlet ücreti tayinine dair bölümün çıkartılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, oybirliği ile karar verildi.

2- )Sanıklar …, …, …, … hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine dair temyiz incelemesinde ise;

Sanıkların iştirak halinde başkasına ait kredi kartını izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçunu işledikleri sabit olmakla tebliğnamenin bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.

Yerinde görülmeyen sair temyiz itirazların reddine;

Ancak;

Sanıkların mağdura ait kredi kartının değişik zamanlarda kullanılması sonucu birden fazla kez menfaat elde edip edilmediğinin dosya kapsamından anlaşılamadığından, ilgili şirketten, kartın kullanıldığı tarih ve saatler itibariyle hangi sanığın kaç kez satış işlemi yaptığı tam ve kesin olarak belirlendikten sonra zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağının belirlenmesi gerektiği halde eksik inceleme ile hüküm kurulması,

Kabule göre ise;

245/1. maddesinde düzenlenen banka veya kredi kartının kötüye kullanılması suçunun mağduru kart sahibi olup, suçtan doğrudan zarar görmeyen Y… Akaryakıt Satış ve servis hiznmetleri A.Ş ‘nin davaya katılma hakkı bulunmadığı halde, katılan sıfatı ile davaya kabulüne karar verilip lehine vekalet ücreti tayini,

SONUÇ : Yasaya aykırı, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.09.2017 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI DÜŞÜNCE :

Sanıklar …, …, … ve … haklarında açılan kamu davasının, yerel mahkemece yapılan yargılaması sonunda hükümlülüklerine dair kararın, sayın çoğunluğun bozma nedenleri dışında ayrıca, aşağıdaki sebeplerle de bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Somut olayda, mağdur …‘ın özel şoförü olan sanık …‘ın şoförlüğünü yaptığı aracın akaryakıt giderlerinde kullanılmak üzere kendisine teslim olunan kredi kartı ile akaryakıt istasyonunda pompa görevlisi olarak çalışan sanıklardan almış olduğu akaryakıt miktarından fazla kredi kartı ile çekim yapıp aradaki farkı nakit olarak aldıkları iddia ve kabul edilmiştir.

Soruşturma evresinde katılan akaryakıt istasyonu vekilince sanıkların fiilleri ile ilgili CD.ler dosyaya sunulmuş, ancak CD.ler üzerinde hiçbir inceleme ve araştırma yapılmamış, mağdur …‘a ait hangi kredi kartı ile hangi tarihlerde ne miktarda harcama yapıldığına dair bilgi ve belgeler ve sair deliller toplanmadan iddianame düzenlendiği ve kovuşturma evresinde de anılan eksiklikler giderilmeden beyanlar esas alınarak hüküm kurulmuştur.

245/1 maddesinde düzenlenen suçun hareket unsuru, başkasına ait banka veya kredi kartını, her ne şekilde olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kimsenin, kart sahibinin veya kartın verilmesi gereken kimsenin rızası olmaksızın bunu kullanarak veya başkasına kullandırarak kendisine veya başkasına yarar sağlamaktır.

Bu suçun oluşması için ele geçirilmiş olan veya elinde bulundurulan kartın, mağdrun rızası dışında kullanılmasıdır. Mağdurun rızası hukuka uygunluk nedeni değil suçun kurucu unsurudur.

1- ) Somut olayda, sanıklar …, …, … ve …, kart sahibi mağdur …‘ın rızasının kapsamını bilebilecek durumda değillerdir.

Zira, haklarındaki hükmün onanmasına karar verilen sanık …, mağdura ait kartın şifresinin kullanmak suretiyle harcama yapmakta olup bu durumda pompa görevlisi sanıkların kartın, rıza dışında kullanıldığını bilmeleri olanaklı olmadığı gibi araştırma yükümlülükleri de bulunmadığından beraatlerine karar verilmelidir.

2- ) Mahkemece ‘’Sanık …‘ın akaryakıt istasyonundan diğer sanıkların yardımı ve iştiraki ile birden fazla kez yakıt gideri fazlası çekim uygulanmasını sağlayan nakit olarak aldıkları, tüm sanıkların kendi yararlarına çıkar sağladıkları…’’ gerekçesi ile mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

Hangi sanık hakkındaki delilin neden ibaret olduğu, hangi tarihte ne miktarda harcama yaparak haksız çıkar sağladıkları açıklanmamış hüküm bu hali ile 230/1 maddesindeki gerekçeyi de taşımamaktadır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.03.2016 tarih ve 2014/4-698 E. 2016/135 K. sayılı kararı ile birçok Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Daire Kararlarında ‘’ Anayasanın 141 ve 34. maddesi gereğince mahkeme kararlarının gerekçeli olması zorunludur. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanmadan karar verilmesi, yasa koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi uygulamada keyfiliğe yol açar.’’ görüşü yer almaktadır.

Gerekçeli kararların aynı zamanda 230.ncu maddesindeki unsurları da taşıması zorunludur.

Ancak, yerel mahkeme kararının, Anayasanın 141., 34. ve 230. maddesinde belirtilen gerekçeyi taşıdığından söz edilemez.

Kararın bu sebeple de bozulması gerekmektedir.

Bu itibarla, yerel mahkeme kararının sayın çoğunluğun bozma nedenlerinin yanı sıra yukarıdaki sebeplerle de bozulması gerektiği düşüncesindeyim.


YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ Esas: 2016/8552 Karar: 2017/6548 Tarih: 05.06.2017

  • TCK 245. ve 245/A Madde

  • Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu / Yasak Cihaz veya Programlar

I- ) Sanıklar … ve … hakkında dolandırıcılık ve sahte kredi kartının kullanılması suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz incelemesinde;

Sahte kredi kartının kullanılması suçundan kurulan hükme dair olarak, suçu konu kartın değişik zamanlarda kulanıldığının anlaşılması karşısında 245/3. maddesi uyarınca hükmolunan cezadan 43. maddesi uyarınca arttırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanık … müdafii ile sanık …‘ın suçun sabit olmadığına ve eksik inceleme ile karar verildiğine yönelik temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddiyle hükümlerin oyçokluğuyla ONANMASINA,

II- ) 1- Sanık … hakkında kurulan hükümlere dair temyiz incelemesinde;

UYAP ortamından alınan nüfus kayıt örneğine göre hükümden sonra 06.02.2016 tarihinde sanığın öldüğünün anlaşılması karşısında, bu husus araştırılarak 5237 Sayılı TCK.nun 64. maddesi gereğince durumun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

2- ) Sanık … ve … hakkında kredi kartının kötüye kullanılması suçundan kurulan hükümlere dair temyiz incelemesinde;

Başkasına ait banka hesabıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üretilmesi, satılması, devredilmesi, satın alınması veya kabul edilmesi 5237 Sayılı TCK.nun 245/2. maddesinde, sahte banka veya kredi kartını kullanarak kendisine veya bir başkasına yarar sağlanması ise anılan maddenin 3. fıkrasında birbirinden bağımsız ve ayrı ayrı suçları oluşturduğu cihetle, sahte kredi kartının kullanılması sebebiyle haklarında 245/3. maddesi uyarınca mahkumiyet hükmü kurulan sanıkların, başkasının kimlik bilgilerini kullanarak internet üzerinden mağdur … A.Ş.’ye müracaatla … numaralı sahte kredi kartını düzenletme şeklindeki eylemlerinin 245/2. maddesine uyan suçu oluşturduğu dosya kapsamına göre de şikayetçi … adına düzenlenip kart sahibinin rızası olmaksızın kullanılan gerçek bir kredi kartının da bulunmadığı gözetilmeden, sanıkların suça konu … numaralı kredi kartını sahibinin rızası olmaksızın kullanıldıklarından bahisle 245/1. maddesi uyarınca cezalandırılmalarına karar verilmesi,

SONUÇ : Yasaya aykırı ve bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafii ile sanıklar … ve …‘ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321. ve 326/ son maddeleri gereğince sanıklar … ve … hakkında kredi kartının kötüye kullanılması suçundan ceza miktarı yönünden kazanılmış hakları saklı kalmak kaydıyla BOZULMASINA, 05.06.2017 gününde sanık … hakkında kurulan hükümlere yönelik oybirliğiyle, sanıklar … ve … hakkında kredi kartının kötüye kullanılması suçundan kurulan hükümlere yönelik oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI DÜŞÜNCE :

Sanıklar hakkında açılan kamu davasının, yerel mahkemece yapılan yargılaması sonunda, sanıklar …, … ve …‘ın katılan …‘a ait banka kartını kötüye kullanmak suçundan TCK. 245/1, 35, 62, sahte oluşturulan kredi kartını kullanmak suretiyle yarar sağlamak suçundan 245/3, 62 maddeleri gereğince cezalandırılmalarına dair hükmün onanmasına ve bozulmasına dair sayın çoğunluğun görüşüne değişik gerekçe ile ve aşağıda açıklanan sebeplerle katılma olanağı olmamıştır.

Birlikte hareket eden sanıklar …, … ve …‘ın kendilerini komiser Yücel olanak tanıtarak Cumhuriyet Savcısı ile birlikte operasyon gerçekleştirildiğini, hesabından terör örgütüne para gönderildiği hile ve yalanı ile katılan …‘ın telefon ile aranarak katılan … ‘un temin edilen banka hesabına 10.000 TL’sının yatırılmasını sağladıkları, katılan … tarafından yatırılan paranın katılan …‘a ait hesaba aktarıldığı, ihbar ve şikayet üzerine paranın bloke edildiği, böylece katılan …‘ın dolandırılmaya teşebbüs edildiği ve ayrıca sanıkların birlikte hareketle katılan …‘un temin edilen kimlik bilgiler ile … Şubesine başvurarak adı geçen adına banka kartı oluşturup bu kartı kullanarak kendilerine yarar sağladığı iddia ve kabul olunan olayla ilgili olarak yapılan yargılama sonunda sanıkların 245/1, 35, 62, 245/3, 62 maddeleri gereğince cezalandırılmalarına karar verilmiştir.

Banka ve kredi kartının tanımı, 5464 Sayılı Banka veya Kredi Kartları Kanunu’nun 3. maddesinde yapılmıştır.

Banka kartı, mevduat hesabı veya özel cari hesapların kullanımı dahil bankacılık hizmetlerinden yararlanmayı sağlayan kartı,

Kredi kartı, nakit kullanımı gerekmeksizin mal ve hizmet alımı veya nakit çekme olanağı sağlayan basılı kartı veya fiziki varlığı bulunmayan kart numarasını şeklinde, aynı maddenin ( g ) bendinde kart çıkaran kuruluş olarak da, banka kartı veya kredi kartı düzenleme yetkisini haiz bankalar ile diğer kuruluşlar olarak tanımlanmıştır.

5464 Sayılı Kanun’un 4. maddesinde de kartlı sistem kurma, kart çıkarma, üye işyerleri ile anlaşma yapma, bilgi alışverişi, takas ve mahsuplaşma faaliyetleri için Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulundan izin almaları gerektiği ifade edilmiştir.

Aynı Kanunun 37/2 maddesine göre de, kredi kartı veya üye işyeri sözleşmesinde veya eklerinde sahtecilik yapanlar veya sözleşme imzalamak amacıyla sahte belge ibraz edenler bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile mahkum edileceklerdir.

5464 Sayılı Kanun’un 3, 4 ve diğer maddeleri birlikte değerlendirildiğinde banka veya kredi kartı çıkarmanın Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kuruluşunun izin verdiği banka veya kredi kuruluşlarına aittir.

Banka ve kredi kartlarını ancak BDDK’dan izin alan kuruluşlar çıkartabileceklerdir.

245/2. maddesinde “Başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üreten, satan, devreden, satın alan veya kabul eden..” şeklinde tanımlanan suçun oluşumu için, sahte oluşturulan kartın başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilmesi gerekir.

İlişkilendirmenin Türk Dil Kurumu’nun Türkçe Sözlük karşılığı “ilişkili duruma getirmek” olarak tanımlanmıştır.

Burada önemli olan unsur, karta, başkasının hesap numarasını ve hesap bilgilerini aktararak kartın oluşturulmasıdır.

Maddedeki, üretme, satma, devretme, satın alma, kabul etme şeklindeki seçenek hareketlerde fiilin ticari amaçla yapılmasını ifade etmektedir.

Suçun oluşumu için öncelikle, ilgili kuruluşlarca izin alan banka ve kredi kurumlarınca gerçek veya tüzel kişi adına açılmış bir banka ve kredi kartı hesabı olmalıdır. Daha sonra da bu hesaba dair bilgilerin bir şekilde kopyalanarak kartın üretilmesi ve maddedeki diğer seçenek hareketlerin gerçekleştirilmesi gerekecektir.

Başka bir anlatımla, banka veya kredi kuruluşlarının yetkisinde bulunan banka veya kredi kartının yetkisiz olarak sahte oluşturulmasıdır.

Sahte kimlik ve belgelerle, kart çıkarma yetkisine sahip bankalara başvurup o kişiler adına hesap oluşturulması ve bu hesaptan kart alınıp kullanılması hesapla ilişkilendirme bulunmadığından 245/2 maddesindeki suçu oluşturmayacaktır.

Başkasına ait sahte kimlik veya kimlik bilgileri ile o kişi adına kart çıkarılması halinde, kart, kart çıkarmaya yetkili kuruluş tarafından düzenlenmekte ve doğrudan hiçbir ilişkilendirme olmadan çıkarılmış olması sebebiyle 245/2 maddesinin uygulanma olanağı bulunmayacaktır.

Başkasına ait kimlik bilgileri ve belgeleri ile bankaya başvurup, kredi kartı sözleşmesi düzenlenmesi ve kredi kartının kullanılması durumunda fiil 5464 Sayılı Kanun’un 37/2 maddesindeki suçu ve kredi kartı sözleşmesi düzenlenmesi esnasında kullanılan belgelerin özelliğine göre 204, 207 maddelerindeki suçu oluşturacaktır.

Başkasına ait hesapla ilişkilendirme sonucu, hesap sahibinin bilgileri kopyalanmak suretiyle sahte kartın üretilmesinden sonra bu şekilde oluşturulan kart ile yarar sağlanması halinde hem 245/2, hem de 245/3 maddesindeki suç oluşabilecektir.

1- ) Mahkemece, bir taraftan sanıkların, katılan …‘a ait kredi kartını rızası olmaksızın kullanıldığı ancak, yarar sağlanmadığının kabulüyle 245/1, 35 maddeleri uygulanmış, diğer taraftan haksız yarar sağlandığının kabulüyle sahte oluşturulan kart sebebiyle 245/3. maddesi uygulanmak suretiyle hüküm ve gerekçede çelişki yarıtılması,

2- ) Somut olayda birlikte hareket eden sanıkların, katılan …‘un kimlik bilgileri kullanılarak internet yoluyla sahte kredi kartı oluşturup kullandıkları iddia ve kabul edilmiş olması karşısında, katılan … adına daha önceden kendisi tarafından açılan hesap ile ilişkilendirme sözkonusu olmadığından fiilin bir bütün olarak 245/3. maddesinde yazılı suçu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması nedenleriyle kararın bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.


YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ Esas: 2017/438 Karar: 2017/6105 Tarih: 29.05.2017

  • TCK 245. ve 245/A Madde

  • Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu / Yasak Cihaz veya Programlar

Katılan …‘ye yönelik sahte kredi kartı kullanma suçundan açılan dava sonucu 18.09.2012 tarihli hükümle sanık hakkında 245/3. maddesi uyarınca hükmolunan mahkumiyet kararının, Dairemizin 23.02.2015 gün ve 2014/20337 esas, 2015/12395 karar sayılı bozma kararı ile ortadan kalktığı cihetle, bu suçtan açılan davaya dair mahallinde her zaman karar verilmesi mümkün görülmüştür.

Mahkemece, 08.10.2015 tarihli duruşmada Dairemizin 23.02.2015 tarih ve 2014/20337 esas, 2015/12395 karar sayılı bozma ilamına uyulmasına karar verildiği halde, bozma ilamının IV/1. maddesinde belirtilen ‘‘Sanığın sahte sürücü belgesi ile bankaya müracaat edip kredi kartı sözleşmesi imzalayıp, bankaya sahte kredi kartı ürettirmesi eyleminin kül halinde 245/2, uyduğu gözetilerek 245/2. maddesi uyarınca hükmedilen cezadan 43. maddesi uyarınca artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi” şeklindeki bozmanın gereği yerine getirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, katılan … vekili ve sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 29.05.2017 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI DÜŞÜNCE :

Sanık … hakkında açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda mahkumiyetine dair yerel mahkeme kararının bozulmasına dair sayın çoğunluğun görüşüne aşağıdaki sebeplerle katılma olanağı bulunmamıştır.

Dairemizin 23.02.2015 tarih ve 201/20337 Esas, 2015/12395 karar sayılı bozmaya konu İzmir 3.Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2011/41 Esas, 2012/1185 Sayılı kararı ile sanığın, katılan … adına düzenlenen sahte sürücü belgesi ile Finansbank bankasına başvurup adı geçen adına sahte kredi kartı düzenlettirmesi suçu ile ilgili olarak 245/2, 62.maddeleri uyarınca mahkumiyetine karar verildiği, Dairemizin 23.02.2015 tarihli bozma ilamı ile eylem kül halinde 245/2, 43.maddelerine uyduğu gözetilerek 43.maddesi uyarınca arttırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi gerekçesi ile bozulmuştur.

Yerel mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen, tek bir kredi kartı ve bankanın bulunması sebebiyle önceki hüküm gibi karar verilmiştir.

1- ) Banka ve kredi kartının tanımı, 5464 Sayılı Banka veya Kredi Kartları Kanunu’nun 3. maddesinde yapılmıştır.

Banka kartı, mevduat hesabı veya özel cari hesapların kullanımı dahil bankacılık hizmetlerinden yararlanmayı sağlayan kartı,

Kredi kartı, nakit kullanımı gerekmeksizin mal ve hizmet alımı veya nakit çekme olanağı sağlayan basılı kartı veya fiziki varlığı bulunmayan kart numarasını şeklinde, aynı maddenin ( g ) bendinde kart çıkaran kuruluş olarak da, banka kartı veya kredi kartı düzenleme yetkisini haiz bankalar ile diğer kuruluşlar olarak tanımlanmıştır.

5464 Sayılı Kanun’un 4. maddesinde de kartlı sistem kurma, kart çıkarma, üye işyerleri ile anlaşma yapma, bilgi alışverişi, takas ve mahsuplaşma faaliyetleri için Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulundan izin almaları gerektiği ifade edilmiştir.

Aynı Kanunun 37/2 maddesine göre de, kredi kartı veya üye işyeri sözleşmesinde veya eklerinde sahtecilik yapanlar veya sözleşme imzalamak amacıyla sahte belge ibraz edenler bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile mahkum edileceklerdir.

5464 Sayılı Kanun’un 3, 4 ve diğer maddeleri birlikte değerlendirildiğinde banka veya kredi kartı çıkarmanın Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kuruluşunun izin verdiği banka veya kredi kuruluşlarına aittir.

Banka ve kredi kartlarını ancak BDDK’dan izin alan kuruluşlar çıkartabileceklerdir.

245/2 maddesinde “Başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üreten, satan, devreden, satın alan veya kabul eden..” şeklinde tanımlanan suçun oluşumu için, sahte oluşturulan kartın başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilmesi gerekir.

İlişkilendirmenin Türk Dil Kurumu’nun Türkçe Sözlük karşılığı “ilişkili duruma getirmek” olarak tanımlanmıştır.

Burada önemli olan unsur, karta, başkasının hesap numarasını ve hesap bilgilerini aktararak kartın oluşturulmasıdır.

Maddedeki, üretme, satma, devretme, satın alma, kabul etme şeklindeki seçenek hareketlerde fiilin ticari amaçla yapılmasını ifade etmektedir.

Suçun oluşumu için öncelikle, ilgili kuruluşlarca izin alan banka ve kredi kurumlarınca gerçek veya tüzel kişi adına açılmış bir banka ve kredi kartı hesabı olmalıdır. Daha sonra da bu hesaba dair bilgilerin bir şekilde kopyalanarak kartın üretilmesi ve maddedeki diğer seçenek hareketlerin gerçekleştirilmesi gerekecektir.

Başka bir anlatımla, banka veya kredi kuruluşlarının yetkisinde bulunan banka veya kredi kartının yetkisiz olarak sahte oluşturulmasıdır.

Sahte kimlik ve belgelerle, kart çıkarma yetkisine sahip bankalara başvurup o kişiler adına hesap oluşturulması ve bu hesaptan kart alınıp kullanılması hesapla ilişkilendirme bulunmadığından 245/2 maddesindeki suçu oluşturmayacaktır.

Başkasına ait sahte kimlik veya kimlik bilgileri ile o kişi adına kart çıkarılması halinde, kart, kart çıkarmaya yetkili kuruluş tarafından düzenlenmekte ve doğrudan hiçbir ilişkilendirme olmadan çıkarılmış olması sebebiyle 245/2 maddesinin uygulanma olanağı bulunmayacaktır.

Başkasına ait kimlik bilgileri ve belgeleri ile bankaya başvurup, kredi kartı sözleşmesi düzenlenmesi ve kredi kartının kullanılması durumunda fiil 5464 Sayılı Kanun’un 37/2 maddesindeki suçu ve kredi kartı sözleşmesi düzenlenmesi esnasında kullanılan belgelerin özelliğine göre 204, 207 maddelerindeki suçu oluşturacaktır.

Başkasına ait hesapla ilişkilendirme sonucu, hesap sahibinin bilgileri kopyalanmak suretiyle sahte kartın üretilmesinden sonra bu şekilde oluşturulan kart ile yarar sağlanması halinde hem 245/2, hem de 245/3 maddesindeki suç oluşabilecektir.

Somut olayda, sanığın … adına düzenlenen sahte sürücü belgesi ile Finansbank şubesine başvurarak kredi kartı sözleşmesi düzenlemesi ve adı geçen adına kredi kartı çıkarılması şeklinde gelişen olayda, doğrudan bankaya başvurularak katılan … adına hesap açılması ve kredi kartı çıkarılmasında 245/2.maddesi kapsamında kart sahibinin hesabı ile ilişkilendirme söz konusu olmadığından sanığın fiilin TCK.nın 245/2.maddesindeki suçu oluşturmayacağından atılı suçtan beraatine karar verilmelidir.

2- ) Diğer yandan sanığın, … adına düzenlenen sahte sürücü belgesi ile … adına hesap açılması sonucu tek bir kredi kartı düzenlenmiştir. TCK:nun 245/2.maddesinde suçun konusu sahte üretilen kredi kartıdır. Somut olayda da, mahkemenin kabulünde olduğu gibi Finasbank bankasından sahte oluşturulan kart sayısının bir adet olması karşısında olayda 43. maddesinin uygulanma olanağı yoktur. Bu sebeple yerel mahkeme kararının bu yöndeki uygulaması doğru ve isabetlidir.

Yukarıda açıklanan sebeplerle sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.


YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ Esas: 2016/3458 Karar: 2017/5384 Tarih: 10.05.2017

  • TCK 245. ve 245/A Madde

  • Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu / Yasak Cihaz veya Programlar

Sanık … müdafinin duruşmalı inceleme isteminin 318. maddesi gereğince REDDİNE,

I- ) 5271 Sayılı CMK.nun 231/12. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlar itiraza tabi olup temyiz yasa yoluna başvurulması olanaklı bulunmadığından; sanık … müdafinin suç işlemek amacıyla kurulan örgüte yardım etmek suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 317. maddesi gereğince REDDİNE, mercide yanılma sebebiyle 264. maddesi gözetilerek sanık müdafinin isteminin itiraz olarak kabulüyle gereğinin mahallinde yerine getirilmesine, “Örgüt kurma” suçunun niteliğine göre ve “sahte banka veya kredi kartının kötüye kullanılması” suçlarına dair olarak ise mağdurun, bilgileri kullanılan sahte kartların ait olduğu bankalar olduğu, ilgili banka dışındaki bankalara ait kartlara dair suçlarda katılma hakkı olmayacağı cihetle, dilekçede belirtilen sanıklara yükletilen suçlardan doğrudan zarar görme olasılığı bulunmayan, bu sebeple açılan davalara katılma ve hükümleri temyize hak ve yetkisi bulunmayan Bankasya vekilinin kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin 317. maddesi gereğince REDDİNE,

II- ) Sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … ile hakkında beraat hükmü kurulan …‘ın suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak ve yardım etmek suçlarından kurulan hükümlere yönelik sanıklar ve bir kısım sanıklar müdafilerinin temyiz itirazlarının incelenmesinde:

Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre; suç işlemek amacıyla hiyerarşik bir ilişki ve süreklilik içerisinde bir araya gelerek sahte banka veya kredi kartı üretmeye teşebbüs, sahte oluşturulmuş banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle yarar sağlama ve yarar sağlamaya teşebbüs suçlarını işlerken hiyerarşik bir yapıda örgüt liderinin emir ve talimatları ile hareket ettiklerini gösterdiği, örgütün işlediği iddia edilen suçların çeşitliliği ve yayıldığı süreç de nazara alındığında, belirsiz sayıda suç işleme amacı etrafında toplanma ve süreklilik unsurunun da oluştuğu, bu şekli ile örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı, araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olduğu ve örgütün tüm unsurları ile oluştuğu hususundaki mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki bu hususa yönelik görüşe iştirak olunmamış, sanıklardan …‘ın örgüte kart bilgisi sağlayan sanık …‘dan ve yabancı ülkelerden temin ettiği başkalarının banka hesaplarına bağlı kartların bilgilerin kopyalanması talimatı ile sanıklar … ve … tarafından eldeki aletlerle manyetik şeritlerinin kopyalandığı, örgüte üye olan ve yardım eden statüsündeki sanıkların yer, araç temini ve suça konu kartları yine sanık …‘ın talimatı doğrultusunda kullandıkları, ayrıca sanık … tutuklanarak cezaevinde bulunduğu dönemde sanık …‘ın aynı şekilde talimat ve yönlendirmelerle diğer sanıkların faaliyetlerinin devamını sağladığının anlaşılması karşısında; sanıklar … ve …‘ın örgüt yöneticisi konumunda oldukları, bizzat katıldıkları ve bundan dolayı haklarında mahkumiyet hükümleri kurulanlar dışındaki diğer eylemlerden de bizzat sorumlu olmalarından dolayı, bu sebeple 220/1-5. maddesi uyarınca cezalandırılmaları gerektiği gözetilmeden örgüt üyesi olduklarından bahisle aynı Kanun’un 220/2. maddesiyle, sanıklar … ile …‘ın örgüte araç ve yer temini dışında bizzat eylemlere katıldıklarından bahisle örgüte yardım dışında sahte kartların kullanımlarından da mahkumiyetlerine karar verilmesi karşısında, haklarında 220/2. maddesi gereğince hüküm kurulması gerekirken aynı Kanun’un 220/7 delaletiyle hükümler kurularak eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.

a- ) Sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve …‘ın suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak ve yardım etmek suçlarından kurulan hükümlere yönelik yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanıklar ve bir kısım sanıklar müdafilerinin, sübuta yönelik temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddiyle hükümlerin ONANMASINA,

b- ) Sanık … müdafinin temyizine gelince:

Sanık müdafinin temyizinin vekalet ücretine dair olduğu anlaşılmakla yapılan incelemede;

Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiğinin gözetilmemesi,

Yasaya aykırı ise de; yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun, 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasına “kendisini vekil ile temsil ettiren sanık lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin II. kısmının II. bölümü gereğince 1320 TL maktu vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesine” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

III- ) Sanıklar …, … ve …‘ün Japonya UC Card Corp Ldt bankasına ait 4542 … 4006, sanıklar …, … ve …‘in Almanya Euro Card und Eurocheque GmbH’ye ait 5490…1598 - 5232 … 4702 numaralı, sanık …‘ın fikir ve eylem birliği içinde Banco Nacional de Mexico S.A. Bankası’na ait 5177 … 4781, 5177 … 5082 ve 5177… 2395, sanıklar …, … ve …‘ın Brezilya Banco de Brandosco S.A. Bankası’na ait 4066 .. 7903, 4066 … 0317 ve 4066… 3522, sanıklar …‘ın Kanada The Toronto-Dominon Bank’a ait 4520 … 2164, 4520 … 2617, 4520 … 3629, 4520 … 7331, 4520 … 8130 ve 4520… 9685 nolu, suça konu sanıklar …, … ve …‘ün Brezilya Banco Santaner Banespa S.A. Bankası’na ait 5155…2694, sanıklar …, … ve …‘ın İspanya Barclays Bank SAE bankasına ait 4506…9716 nolu, sanık …‘in Fransa Societa Generale Bankası’na ait 4973 … 7445 nolu, sanıklar …, … ve …‘ın Güney Afrika Firstrant Bank lmt Bankası’na ait 4901 … 8049, sanıklar …, … ve …‘ün Avusturalya-YeniZelanda Banking Gruop Limited bankasına ait 4564 … 7014, sanıklar …, … ve …‘ün Katar HSBC Bankası’na ait 5431 … 9256, sanıklar … ve …‘ın … Katılım bankasına ait … adına 4022… 6237, sanıklar … ve …‘ın Union Bank of Tayvan Bankası’na ait 4514 … 2102, sanıklar …, … ve …‘ın Bermuda Bank of N.T. 10.05.2017Butterfield & son limited bankasına ait 5123 … 1727, sanıklar …, … ve …‘ın Banco Popular de Puerto Rico Bankası’na ait 4549 … 4319, sanıklar …, … ve …‘in Almanya Lufthansa Airplus Service Karten isimli 5533 … 2042, sanıklar …, …, Almanya Euro Card Und Eurocheque Gmb’ye ait 5490 … 6972 ve 5232 … 1295, sanık …‘ın Güney Afrika Amalgamated Banks of S.Africa bankasına ait 4787 …8021, sanıklar …, … ve …‘in Banco de Brasil S.A. Bankası’na ait 4984 … 2049, sanık …‘ın Almanya Landes Bank Berlin Bankası’na ait 4532 …8527, sanıklar …, … ve …‘ın Tayland Citibank N.A. Bankası’na ait 4543… 1972 ve 4543 … 5450, sanıklar …, … ve …‘ın Venezüella Corp Banco C.A. Bankası’na ait 4937….6175, sanık …‘ın ABD BB & T.Bankcard Corp. Ait 4616 … 0695, sanık …‘ın Hollanda İnternational card servis’e ait 4174 …2965, sanık …‘ın Danimarka PBS İnternational A/S. Bankası’na ait 5475 …4070, sanık …‘ın İsrail Bank Hapoalim B.M. Bankası’na ait 4557 … 6367, sanıklar … ve …‘in Meksika Banco Nacional de Meksico S.A. Bankası’na ait 5177 …. 2395, sanıklar …, … ve …‘ın Meksika Güney Afrika Absa Bank Limited Bankası’na ait 5471 … 9016, sanıklar … ve …‘ın Almanya Amerikan Ekspres bankasına ait 3750 ….. 003, sanık …‘ın BC Card Co Limited Seoul bankasına ait 4102…4566, sanıklar …, …, …, …, ve …‘ın ( İNG.Bank A.Ş. ait gözüken, manyetik şeridine Sırbistan-crnogorska komercijalna banka ad podgorica adlı banka kart bilgileri kodlanmış ) 4908 … 7703, ( Yapı ve Kredi Bankası’na ait gözüken, manyetik şeridinde Bahama adaları-bank of bahamas ltd e ait kart bilgileri kodlanmış ) 4943 … 7201, ( …‘a ait gözüken manyetik şeridinde Suudi Arabistan al bilad bank’a ait kart bilgileri kodlanmış ) 5890 …. 5291, sanık …‘ın ABD BB & T.Bankcard Corp. ait 4616 0811 0031 0695 numaralı sahte oluşturulmuş kredi kartlarını kullanmak ve teşebbüs etmek suçlarından kurulan hükümlere yönelik sanıklar ve bir kısım sanıklar müdafilerinin temyizlerine gelince;

Başkasına ait banka hesabıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üretilmesi, satılması, devredilmesi, satın alınması veya kabul edilmesi 5237 Sayılı TCK.nun 245/2. maddesinde, sahte banka veya kredi kartını kullanarak kendisine veya bir başkasına yarar sağlanması ise anılan maddenin 3. fıkrasında birbirinden bağımsız ve ayrı ayrı suçları oluşturduğu cihetle; somut olayda sanıkların manyetik şerit bilgilerini kopyalamak suretiyle elde edilen kart bilgileri ile sahte kredi kartları üretmek eylemlerinin 245/2, bu kartla değişik zamanlarda nakit para çekmek suretiyle yarar sağlama şeklindeki eylemlerinin ise 245/3. maddelerindeki birbirinden bağımsız ayrı ayrı suçları oluşturacağı gözetilmeden, tek suç kabulüyle yazılı şekilde hükümler kurulması ve suça konu sanıklar …, … ve …‘ün Brezilya Banco Santaner Banespa S.A. Bankası’na ait 5155…2694, sanıklar …, … ve …‘ın İspanya Barclays Bank SAE bankasına ait 4506 …9716 numaralı kredi kartlarını kullanarak menfaat elde edildiğinin belirlenmesi karşısında eylemlerin tamamlandığı gözetilmeden, teşebbüs aşamasında kaldığından bahisle yazılı şekilde uygulamalar yapılması, sanıklar …, … ve …‘ın fikir ve eylem birliği içinde Venezüella Corp Banco C.A. Bankası’na ait 4937 …. 6175 numaralı, sanık …‘in Fransa Societa Generale Bankası’na ait 4973 … 7445 numaralı kredi kartları ile farklı işyerlerinde kullanılması zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmemesi, sanık …‘ın Güney Afrika Amalgamated Banks of S.Africa bankasına ait 4787 … 8021 numaralı sahte oluşturulmuş kredi kartını kullanmaya teşebbüs suçundan kurulan hükümde temel adli para cezası üzerinden 35. maddesiyle indirim yapılırken hesap hatası ile eksik ceza tayini, sanıklar …, … ve …‘ın fikir ve eylem birliği içinde Tayland Citibank N.A. Bankası’na ait 4543 … 1972 ve 4543 …. 5450 numaralı, sanık …‘ın Almanya Landes Bank Berlin Bankası’na ait 4532 …. 8527 numaralı sahte oluşturulan kartı kullanmak suçundan kurulan hükümde temel adli para cezası uygulanan 43. maddesiyle arttırılması gerektiğinin gözetilmemesi, sanıklar …‘ın BC Card Co Limited Seoul bankasına ait 4102…4566, sanıklar …, …, …, …, ve …‘ın ( İNG.Bank A.Ş. ait gözüken, manyetik şeridine Sırbistan-crnogorska komercijalna banka ad podgorica adlı banka kart bilgileri kodlanmış ) 4908 … 7703, ( Yapı ve Kredi Bankası’na ait gözüken, manyetik şeridinde Bahama adaları-bank of bahamas ltd e ait kart bilgileri kodlanmış ) 4943 … 7201, ( …‘a ait gözüken manyetik şeridinde Suudi Arabistan al bilad bank’a ait kart bilgileri kodlanmış ) 5890 …. 5291 numaralı kartların sanıklar tarafından kullanılmaya teşebbüs edilip edilmediği kesin olarak saptanamaması karşısında, eylemin 245/2. madde ve fıkrasında yazılı sahte üretilmiş kredi kartını kabul etmek suçunu oluşturacağı gözetilmeden ve kullanılmaya teşebbüs edildiğine dair deliller karar yerinde gösterilmeden 245/3, 35. madde ve fıkraları uyarınca mahkumiyet hükümleri kurulması suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından, temel ceza tayin olunurken hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde, aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınan birim gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi suretiyle çelişkiye neden olunması isabetsiz ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 04.03.2008 gün ve 47/43 Sayılı kararında açıklandığı üzere, yukarıda eleştiri konusu yapılan ve sanığın gerçekte alması gereken ceza miktarından daha az bir ceza almasına yol açan mahkeme uygulamasının sanık lehine olması sebebiyle bu yanılgılı uygulamada yapılan hatadan ötürü ikinci kez atıfet sağlayacak şekilde bozma yapılmasının adalet ve hakkaniyete uygun olmayacağı anlaşıldığından; bozma nedeni yapılmamıştır.

Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçların oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanıklar ve bir kısım sanıklar müdafilerinin, sübuta yönelik temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddiyle hükümlerin ONANMASINA,

IV- ) Sanıklar …, …, …, … ve … İtalya Amerikan Ekspres bankasına ait 3752 … 009, BNP Paribas-Amerikan Ekspres Bankası’na ait 3741 …. 008 numaralı sahte kartları kullanmaya teşebbüs suçundan kurulan hükümlere yönelik sanıklar …, … ve … müdafileri ile sanıklar …, …‘ın temyizlerine gelince:

Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine,

Ancak;

Sanıklar …, …, …, … ve …‘ın İtalya Amerikan Ekspres bankasına ait 3752 … 009, BNP Paribas-Amerikan Ekspres Bankası’na ait 3741 …. 008 numaralı sahte oluşturulan kartları kullanmaya teşebbüs suçlarından kurulan hükümlerde sonuç 10 gün adli para cezalarının 52/2. maddesi uyarınca adli para cezalarına çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Yasaya aykırı ise de, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun, 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün 36 ve 37. paragraflarına ( İ ) bentleri eklenip “ 52/2. maddesi uyarınca 10’ar gün adli para cezalarının günlüğü takdiren 20,00 TL’den paraya çevrilerek 200’er TL adli para cezaları ile cezalandırılmalarına” ibarelerinin eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

V- ) Birleşen dosya Gelibolu Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2009/115 esas 2010/227 karar sayılı dosyasında, sanıklar … ve … haklarında BC Card Co Limited Seoul bankasına ait 4102…4566 nolu, sanık …‘ın Banco Nacional de Mexico S.A. Bankası’na ait 5177 … 2395 nolu, sanık …‘ın Hollanda VSB İnternational B.V. Bankası’na ait 4563 … 0561, 4938 …. 8221, 4938 … 1078 numaralı kartlar sahte oluşturulmuş kredi kartlarını kullanmak ve kullanmaya teşebbüs etmek, sanık … müdafii ile sanıklar …, …‘ın temyizlerine gelince:

1- ) Birleşen dosya Gelibolu Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2009/115 esas 2010/227 karar sayılı dosyasında, BC Card Co Limited Seoul bankasına ait 4102…4566 numaralı kartla ilgili sanıklar … ve … hakkında dava açılmadığı halde bu suçtan da hüküm kurularak 225. maddesine aykırı davranılması,

2- ) Başkasına ait banka hesabıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üretilmesi, satılması, devredilmesi, satın alınması veya kabul edilmesi 5237 Sayılı TCK.nun 245/2. maddesinde, sahte banka veya kredi kartını kullanarak kendisine veya bir başkasına yarar sağlanması ise anılan maddenin 3. fıkrasında birbirinden bağımsız ve ayrı ayrı suçları oluşturduğu cihetle; somut olayda sanıkların manyetik şerit bilgilerini kopyalamak suretiyle elde edilen kart bilgileri ile sahte kredi kartları üretmek eylemlerinin 245/2, bu kartlarla değişik zamanlarda nakit para çekmek suretiyle yarar sağlama şeklindeki eylemlerinin ise 245/3. maddelerindeki birbirinden bağımsız ayrı ayrı suçları oluşturacağı gözetilmeden, eylemler kül halinde işlendiği kabulüyle sadece 245/3. maddesiyle uygulamalar yapılması,

3- ) Değişik bankalara ait kredi kartlarının manyetik şerit bilgilerini kopyalamak ve elde edilen kart bilgileri ile sahte kartları üretip yarar sağlanması halinde suçtan zarar gören ilgili bankalar olup, kartları kopyalanan banka sayısınca 245/2. maddesiyle aynı bankanın birden fazla kartının değişik zamanlarda kopyalanması halinde 43. maddesinin, sahte olarak üretilen kartların alışverişte kullanılması halinde ise banka sayısınca 245/3. maddesiyle aynı bankaya ait birden fazla kart ile veya bir kart ile değişik zamanlarda para çekilmesi veya harcama yapılması halinde ise 43. maddesinin uygulanması gerekmektedir.

Somut olayda; sanık …‘ın Hollanda VSB İnternational B.V. Bankası’na ait 4563 … 0561, 4938 …. 8221, 4938 … 1078 numaralı kartlar aynı bankaya ait birden fazla kopyalanmış kartı kullanmaları şeklinde gerçekleşen eylemleri sebebiyle 245/3, 43. madde ve fıkraları uyarınca cezalandırılmaları gerektiği gözetilmeden hem 245/3, 43, hem de aynı Kanun’un 245/3. ve 35, maddelerinin uygulanması suretiyle mahkumiyetlerine karar verilmesi,

4- ) Sanık …‘ın Hollanda VSB İnternational B.V. Bankası’na ait 4563 …. 0561 numaralı sahte oluşturulmuş kredi kartını kullanmaya teşebbüs suçundan kurulan hükümde temel adli para cezası üzerinden 35. maddesiyle indirim yapılırken, hesap hatası ile eksik ceza tayini,

5- ) Sanık …‘ın Banco Nacional de Mexico S.A. Bankası’na ait 5177 … 2395 numaralı sahte kart kullanımından dolayı hüküm fıkrasının 20/a bölümünde Banco Nacional de Mexico S.A. Bankası’na ait diğer 5177 … 4781, 5177 … 5082 numaralı kartlarla beraber hüküm kurulduğu halde ikinci kez 34/a bölümünde de cezalandırılmasına karar verilerek fazla ceza tayini,

6- ) Kabule göre de; sanık …‘ın Banco Nacional de Mexico S.A. Bankası’na ait 5177 … 2395 nolu, sanık …‘ın Hollanda VSB İnternational B.V. Bankası’na ait 4563 … 0561, 4938 …. 8221, 4938 … 1078 numaralı kartlarla ilgili kurulan hükümlerde, temel ceza tayin olunurken hapis cezaları alt sınırdan belirlendiği halde, aynı gerekçeyle adli para cezalarına esas alınan tam gün sayılarının alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi suretiyle çelişkiye neden olunması,

SONUÇ : Yasaya aykırı, sanıklar …, … ve …‘ın temyiz itirazları bu sebeple yerinde görüldüğünden hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Kanun’un 8/1 maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 10.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ Esas: 2016/1756 Karar: 2017/4709 Tarih: 28.04.2017

  • TCK 245. ve 245/A Madde

  • Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu / Yasak Cihaz veya Programlar

Sanık …‘nın yokluğunda verilen kararda, öncelikle bilinen en son adresine gerekçeli kararın tebliğ edilmesi gerekirken; MERNİS adresine 19.06.2014 tarihinde Tebligat Kanununun gereğince yapılan tebligatın usulsüz ve sanık müdafinin öğrenme üzerine yaptığı temyiz başvurusunun süresinde olduğu cihetle; yerel mahkemenin sanık müdafinin temyiz talebinin süre yönünden reddine dair 29.12.2014 tarihli ek kararı kaldırılarak esas hükme yönelik olarak yapılan incelemede,

Başkasına ait banka hesabıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üretilmesi, satılması, devredilmesi, satın alınması veya kabul edilmesi 245/2. maddesinde, sahte banka veya kredi kartını kullanarak kendisine veya bir başkasına yarar sağlanması ise anılan maddenin ında birbirinden bağımsız ve ayrı ayrı suçları oluşturduğu, bankaya ait gerçek bir kredi kartının manyetik şerit bilgilerinin kopyalanarak sahte bir kredi veya banka kartı üretilmesi ve bu kart kullanılarak yarar sağlaması halinde suçtan zarar görenin ilgili banka olduğu, aynı bankaya ait birden fazla kartın kopyalanması durumunda , sahte olarak üretilen kartların alışverişte kullanılması halinde ise, banka sayısınca 245/3. maddesiyle aynı bankaya ait birden fazla kart ile veya bir kart ile değişik zamanlarda para çekilmesi veya harcama yapılması halinde ise 43. maddesi uyarınca uygulama yapılması gerektiği cihetle, dosya kapsamından sanıklar hakkında değişik bankalara ait çok sayıda banka veya kredi kartlarının kopyalanması eylemleri ile ilgili olarak kapsamlı bir soruşturma yapıldığının anlaşılması karşısında, sanıklar hakkında mağdur … A.Ş.’ye yönelik sahte banka kartı üretme ve bu kartlar kullanılarak yarar sağlama eylemleri sebebiyle başka dava açılıp açılmadığı araştırılıp, varsa suç tarihleri de gözetilerek mükerrer cezalandırmanın önlenmesi bakımından davaların birleştirilmesi, aksi halde incelenerek bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosyaya konulduktan sonra tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerektiği ve manyetik şerit bilgilerinin kopyalanarak sahte banka kartı üretilmesi ve bu kart kullanılarak yarar sağlaması suçlarının birbirinden bağımsız suçlar olduğu gözetilmeden yazılı biçimde hüküm kurulması,

SONUÇ : Yasaya aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu sebeple yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ Esas : 2017/24727 Karar : 2018/3477 Tarih : 29.03.2018

  • TCK 245. ve 245/A Madde

  • Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu / Yasak Cihaz veya Programlar

Bozmaya uyularak; yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanığın, bir sebebe dayanmayan temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddiyle hükmün ONANMASINA, 29.03.2018 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI DÜŞÜNCE

Sanık … hakkında açılan kamu davasının yerel mahkemece yapılan yargılaması sonunda sahte kredi kartı üretme suçundan TCK.nun 245/2, 43, 62 maddeleri uyarınca mahkumiyetine ilişkin hükmün onanmasına yönelik sayın çoğunluğun görüşüne aşağıdaki nedenlerle katılma olanağı olmamıştır.

Banka ve kredi kartının tanımı, 5464 sayılı Banka veya Kredi Kartları Kanunu’nun 3 üncü maddesinde yapılmıştır.

Banka kartı, mevduat hesabı veya özel cari hesapların kullanımı dahil bankacılık hizmetlerinden yararlanmayı sağlayan kartı,

Kredi kartı, nakit kullanımı gerekmeksizin mal ve hizmet alımı veya nakit çekme olanağı sağlayan basılı kartı veya fiziki varlığı bulunmayan kart numarasını şeklinde, aynı maddenin (g) bendinde kart çıkaran kuruluş olarak da, banka kartı veya kredi kartı düzenleme yetkisini haiz bankalar ile diğer kuruluşlar olarak tanımlanmıştır.

5464 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde de kartlı sistem kurma, kart çıkarma, üye işyerleri ile anlaşma yapma, bilgi alışverişi, takas ve mahsuplaşma faaliyetleri için Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulundan izin almaları gerektiği ifade edilmiştir.

Aynı Kanunun 37/2. maddesine göre de, kredi kartı veya üye işyeri sözleşmesinde veya eklerinde sahtecilik yapanlar veya sözleşme imzalamak amacıyla sahte belge ibraz edenler bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile mahkum edileceklerdir.

5464 sayılı Kanunun 3, 4 ve diğer maddeleri birlikte değerlendirildiğinde banka veya kredi kartı çıkarmanın Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kuruluşunun izin verdiği banka veya kredi kuruluşlarına aittir.

Banka ve kredi kartlarını ancak BDDK’dan izin alan kuruluşlar çıkartabileceklerdir.

TCK.nun 245/2. maddesinde “Başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üreten, satan, devreden, satın alan veya kabul eden..” şeklinde tanımlanan suçun oluşumu için, sahte oluşturulan kartın başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilmesi gerekir.

İlişkilendirmenin Türk Dil Kurumu’nun Türkçe Sözlük karşılığı “ilişkili duruma getirmek” olarak tanımlanmıştır.

Burada önemli olan unsur, karta, başkasının hesap numarasını ve hesap bilgilerini aktararak kartın oluşturulmasıdır.

Maddedeki, üretme, satma, devretme, satın alma, kabul etme şeklindeki seçenek hareketlerde fiilin ticari amaçla yapılmasını ifade etmektedir.

Suçun oluşumu için öncelikle, ilgili kuruluşlarca izin alan banka ve kredi kurumlarınca gerçek veya tüzel kişi adına açılmış bir banka ve kredi kartı hesabı olmalıdır. Daha sonra da bu hesaba ilişkin bilgilerin bir şekilde kopyalanarak kartın üretilmesi ve maddedeki diğer seçenek hareketlerin gerçekleştirilmesi gerekecektir.

Başka bir anlatımla, banka veya kredi kuruluşlarının yetkisinde bulunan banka veya kredi kartının yetkisiz olarak sahte oluşturulmasıdır.

Sahte kimlik ve belgelerle, kart çıkarma yetkisine sahip bankalara başvurup o kişiler adına hesap oluşturulması ve bu hesaptan kart alınıp kullanılması hesapla ilişkilendirme bulunmadığından TCK 245/2. maddesindeki suçu oluşturmayacaktır.

Başkasına ait sahte kimlik veya kimlik bilgileri ile o kişi adına kart çıkarılması halinde, kart, kart çıkarmaya yetkili kuruluş tarafından düzenlenmekte ve doğrudan hiçbir ilişkilendirme olmadan çıkarılmış olması nedeniyle TCK.nun 245/2. maddesinin uygulanma olanağı bulunmayacaktır.

Başkasına ait kimlik bilgileri ve belgeleri ile bankaya başvurup, kredi kartı sözleşmesi düzenlenmesi ve kredi kartının kullanılması durumunda fiil 5464 sayılı Kanunun 37/2. maddesindeki suçu ve kredi kartı sözleşmesi düzenlenmesi esnasında kullanılan belgelerin özelliğine göre TCK.nun 204, 207. maddelerindeki suçu oluşturacaktır.

Başkasına ait hesapla ilişkilendirme sonucu, hesap sahibinin bilgileri kopyalanmak suretiyle sahte kartın üretilmesinden sonra bu şekilde oluşturulan kart ile yarar sağlanması halinde hem TCK.nun 245/2, hem de TCK.nun 245/3. maddesindeki suç oluşabilecektir.

Diğer yandan TCK.nun 245/2 maddesinde tanımı yapılan suçun konusu sahte üretilen banka veya kredi kartı olup ancak sahte üretilen kart sayısınca suç oluşacağı veya zincirleme suç hükümleri uygulanabilecektir. Sahte kartın üretilmesine dayanak belgelerin, sahte kart üretilmesi suçu yönünden zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına esas alınması hukuken olanaklı değildir.

Ayrıca TCK.nun 212 maddesindeki “Sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur.” hükmü karşısında sahte kart üretilmesi aşamasında kullanılan belgelerin türüne göre özel veya resmi belgede sahtecilik suçlarından hüküm kurulmalıdır. Zira sahte kart üretilmesine dayanak sahte belge TCK.nun 245/2. maddesindeki suçun unsuru değildir.

Somut olayda, sanığın, katılan …’in kimlik bilgileri ile muhtarlıktan temin ettiği nüfus cüzdan talep belgesi ile nüfus müdürlüğüne başvurarak oluşturduğu sahte nüfus cüzdanı ile HSBC Bank şubesine başvurarak katılan adına çıkarılmasını sağladığı kredi kartı ile harcama yapmak suretiyle yarar sağladığı anlaşılan olayda doğrudan bankaya başvurularak kredi kartı çıkarılmış olması karşısında TCK.nun 245/2 maddesi kapsamında kart sahibinin önceden açılan hesabı ile ilişkilendirme söz konusu olmadığından TCK.nun 245/2 maddesinde tanımı yapılan suçun unsurları oluşmadığından yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmelidir.

Bu itibarla, yerel mahkeme kararının onanması yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir. 29.03.2018


YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ Esas : 2016/488 Karar : 2018/4146 Tarih : 3.05.2018

  • TCK 245. ve 245/A Madde

  • Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu / Yasak Cihaz veya Programlar

Sanık hakkında Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek suçundan; mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması

Ek karar; eski hale getirme

5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 311. maddesi hükmüne göre, eski hale getirme istemiyle birlikte temyiz talebinde de bulunulması halinde inceleme mercii Yargıtay’ın ilgili dairesi olduğundan, mahkemenin 25.11.2013 tarihli kararının kaldırılarak, sanığın yokluğunda verilen hükmün sanığın adresine 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35. maddesi uyarınca yapılmasının, daha önce adli mercilerce bu adreste usulüne uygun bir tebligat yapılmadığından usulsüz olduğu anlaşılmakla, sanık müdafiinin 18.11.2013 tarihli eski hale getirme istemiyle birlikte temyiz talebinin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;

A-Sanık hakkında “Örgüt İçindeki Hiyerarşik Yapıya Dahil Olmamakla Birlikte Örgüte Bilerek Ve İsteyerek Yardım Etmek” suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların 5560 sayılı Yasa ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231/12. maddesi uyarınca temyizinin mümkün olmayıp, itiraza tabi olduğu anlaşılmakla, sanık müdafiinin vaki temyiz isteminin 5271 sayılı CMK’nın 264/2. maddesi uyarınca itiraz olarak değerlendirilip gereğinin merciince takdir ve ifası için dosyanın mahalline İADESİNE,

B-Sanık hakkında “Banka Veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması” suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik sanık müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:

1-Dosyanın diğer sanığı olan …‘ın getirdiği iki adet sahte/kopya banka/kredi kartını sanık …‘in sahibi olduğu… Tekstil isimli işyerinde kullandırtarak kendisine haksız çıkar sağladığının bu suretle banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunu işlediğinin iddia olunduğu olayda; örgüt faaliyeti kapsamında gerçekleştiği iddia olunan eylemin diğer sanıkları olan …,ve … hakkında Dairemizin 28.05.2013 tarih, 2011/11628 Esas, 2013/8762 Karar sayılı ilamı ile mahkemenin verdiği mahkumiyet kararlarının eksik soruşturma nedeniyle bozulmasına karar verildiği anlaşılmakla, mümkün ise her iki dava dosyasının birleştirilmesi, değilse bu davayı ilgilendiren ilgili belgelerin onaylı örneklerinin dosya arasına alınmasından sonra, ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 29.05.2001 gün ve 6-106/111 sayılı kararında açıklandığı üzere, TCK’nın 245. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uygulanmasında sahte kredi kartı üretilmesi ve kullanılması eylemlerinde kredi kartları kopyalanarak kullanılan yabancı veya yerli bankalar zarar gördüklerinden suçun mağduru oldukları, sahte kredi kartı bulundurmak ve/veya kullanmak suçlarının kredi kartlarını çıkaran banka sayısınca ve aynı bankaya ait birden fazla kart bilgilerinin kopyalanması durumunda ise kendi içerisinde zincirleme suçu oluşturacağı dikkate alındığında; dosya kapsamından sanık …‘ın işyerinde kullanılan iki adet kartın ele geçirilemediği ve denetime elverişli şekilde mahkumiyet hükmüne konu üretilen/kullanılan sahte kredi kartlarının numara ve benzeri özelliklerinin karar yerinde açıkça gösterilmediği anlaşılmakla, Dairemizin 28.05.2013 tarih, 2011/11628 Esas, 2013/8762 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi Bankalararası Kart Merkezi’nden sorularak bu kartların ait oldukları bankalar usulen belirlenip sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde hükümler kurulması,

2-Kabule göre de;

a-Sanığın gözaltında geçirdiği sürenin TCK’nın 63. maddesi gereğince cezalarından mahsup edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

b-5237 sayılı TCK’nın 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sonuç ceza miktarı itibariyle kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 03.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ Esas : 2017/20726 Karar : 2018/2796 Tarih : 14.03.2018

  • TCK 245. ve 245/A Madde

  • Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu / Yasak Cihaz veya Programlar

Bozmaya uyularak, yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçların oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanığın sübuta yönelik temyiz itirazı yerinde görülmediğinden reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 14.03.2018 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI DÜŞÜNCE

Sanık … hakkında açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda yerel mahkemece mahkumiyetine ilişkin kararın onanmasına dair sayın çoğunluğun görüşüne, sahte kredi kartı üretmek suçundan TCK.nun 245/2, 43, 62. maddeleri uyarınca kurulan hüküm yönünden aşağıdaki nedenlerle katılma olanağı olmamıştır.

Banka ve kredi kartının tanımı, 5464 sayılı Banka veya Kredi Kartları Kanunu’nun 3 üncü maddesinde yapılmıştır.

Banka kartı, mevduat hesabı veya özel cari hesapların kullanımı dahil bankacılık hizmetlerinden yararlanmayı sağlayan kartı,

Kredi kartı, nakit kullanımı gerekmeksizin mal ve hizmet alımı veya nakit çekme olanağı sağlayan basılı kartı veya fiziki varlığı bulunmayan kart numarasını şeklinde, aynı maddenin (g) bendinde kart çıkaran kuruluş olarak da, banka kartı veya kredi kartı düzenleme yetkisini haiz bankalar ile diğer kuruluşlar olarak tanımlanmıştır.

5464 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde de kartlı sistem kurma, kart çıkarma, üye işyerleri ile anlaşma yapma, bilgi alışverişi, takas ve mahsuplaşma faaliyetleri için Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulundan izin almaları gerektiği ifade edilmiştir.

Aynı Kanunun 37/2. maddesine göre de, kredi kartı veya üye işyeri sözleşmesinde veya eklerinde sahtecilik yapanlar veya sözleşme imzalamak amacıyla sahte belge ibraz edenler bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile mahkum edileceklerdir.

5464 sayılı Kanunun 3, 4 ve diğer maddeleri birlikte değerlendirildiğinde banka veya kredi kartı çıkarmanın Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kuruluşunun izin verdiği banka veya kredi kuruluşlarına aittir.

Banka ve kredi kartlarını ancak BDDK’dan izin alan kuruluşlar çıkartabileceklerdir.

TCK.nun 245/2. maddesinde “Başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üreten, satan, devreden, satın alan veya kabul eden..” şeklinde tanımlanan suçun oluşumu için, sahte oluşturulan kartın başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilmesi gerekir.

İlişkilendirmenin Türk Dil Kurumu’nun Türkçe Sözlük karşılığı “ilişkili duruma getirmek” olarak tanımlanmıştır.

Burada önemli olan unsur, karta, başkasının hesap numarasını ve hesap bilgilerini aktararak kartın oluşturulmasıdır.

Maddedeki, üretme, satma, devretme, satın alma, kabul etme şeklindeki seçenek hareketlerde fiilin ticari amaçla yapılmasını ifade etmektedir.

Suçun oluşumu için öncelikle, ilgili kuruluşlarca izin alan banka ve kredi kurumlarınca gerçek veya tüzel kişi adına açılmış bir banka ve kredi kartı hesabı olmalıdır. Daha sonra da bu hesaba ilişkin bilgilerin bir şekilde kopyalanarak kartın üretilmesi ve maddedeki diğer seçenek hareketlerin gerçekleştirilmesi gerekecektir.

Başka bir anlatımla, banka veya kredi kuruluşlarının yetkisinde bulunan banka veya kredi kartının yetkisiz olarak sahte oluşturulmasıdır.

Sahte kimlik ve belgelerle, kart çıkarma yetkisine sahip bankalara başvurup o kişiler adına hesap oluşturulması ve bu hesaptan kart alınıp kullanılması hesapla ilişkilendirme bulunmadığından TCK 245/2. maddesindeki suçu oluşturmayacaktır.

Başkasına ait sahte kimlik veya kimlik bilgileri ile o kişi adına kart çıkarılması halinde, kart, kart çıkarmaya yetkili kuruluş tarafından düzenlenmekte ve doğrudan hiçbir ilişkilendirme olmadan çıkarılmış olması nedeniyle TCK.nun 245/2. maddesinin uygulanma olanağı bulunmayacaktır.

Başkasına ait kimlik bilgileri ve belgeleri ile bankaya başvurup, kredi kartı sözleşmesi düzenlenmesi ve kredi kartının kullanılması durumunda fiil 5464 sayılı Kanunun 37/2. maddesindeki suçu ve kredi kartı sözleşmesi düzenlenmesi esnasında kullanılan belgelerin özelliğine göre TCK.nun 204, 207. maddelerindeki suçu oluşturacaktır.

Başkasına ait hesapla ilişkilendirme sonucu, hesap sahibinin bilgileri kopyalanmak suretiyle sahte kartın üretilmesinden sonra bu şekilde oluşturulan kart ile yarar sağlanması halinde hem TCK.nun 245/2, hem de TCK.nun 245/3. maddesindeki suç oluşabilecektir.

Somut olayda, sanığın, katılan … adına düzenlemiş olduğu sahte nüfus cüzdanı ile Garanti Bankasına başvurarak katılan adına kredi kartı üyelik sözleşmesi düzenlediği ve çıkarılmasını sağladığı kartı kullanmak suretiyle yarar sağladığı olayda, doğrudan katılan adına bankaya başvuru yapılması karşısında TCK.nun 245/2. maddesi kapsamında kart sahibinin önceden açılan hesabı ile ilişkilendirme söz konusu olmadığından TCK.nun 245/2. maddesinde tanımı yapılan suçun unsurları oluşmadığından sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğinden mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.

Bu itibarla sanık hakkında, Sahte Kredi Kartı Üretmek suçu yönünden kurulan mahkumiyet hükmünün onanmasına yönelik sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.


YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ Esas : 2017/5651 Karar : 2017/14368 Tarih : 18.12.2017

  • TCK 245. ve 245/A Madde

  • Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu / Yasak Cihaz veya Programlar

1- Katılan ….’ye yönelik sahte kredi kartı üretme suçuna ilişkin, TCK.nun 245/2. maddesi uyarınca kurulan mahkumiyet hükmünün temyiz incelenmesinde;

Bozmaya uyularak; yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre katılan … vekilinin teşdiden ceza verilmesi gerektiğine, sanığın ise bir sebebe dayanmayan temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddiyle hükmün oyçokluğuyla ONANMASINA,

2- Katılan … A.Ş.’ye yönelik sahte kredi kartı üretme suçuna ilişkin, TCK.nun 245/2. maddesi uyarınca kurulan mahkumiyet hükmünün temyiz incelenmesinde;

Bozmaya uyularak; yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanığın, bir sebebe dayanmayan temyiz itirazının reddine, ancak;

CMUK.nun 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hak nedeniyle sanığın cezasının 1 yıl 15 gün hapis cezası üzerinden infaz olunacağının belirtilmesi ile yetinilmesi gerekirken, sonuç cezanın 1 yıl 15 gün hapis cezası olarak belirlenmesi,

Yasaya aykırı ise de, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümden “bir yıl onbeş gün müddetle hapis cezası ile cezalandırılmasına’’ ibaresi çıkarılarak yerine “cezanın infazının 1 yıl 15 gün hapis cezası üzerinden yapılmasına” ibaresinin ilavesi suretiyle hükmün oyçokluğuyla DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

3- Katılan … A.Ş.’ye yönelik sahte kredi kartı kullanma suçuna ilişkin, TCK.nun 245/3. maddesi uyarınca kurulan mahkumiyet hükmünün temyiz incelenmesinde;

Bozma uyularak; yapılan yargılamada, sanığın … kimlik bilgilerini kullanmak suretiyle katılan bankaya düzenlettirdiği suça konu kredi kartına ilişkin harcama detayları yerine, sanık adına katılan banka tarafından düzenlenen kredi kartına ilişkin harcama detaylarının getirtildiği anlaşılmakla, katılan banka vekilinin 13.11.2009 havale tarihli şikayet dilekçesinde bilgileri yer alan ve şikayetçi … adına katılan banka tarafından düzenlenen suça kredi kartına ilişkin harcama detayları getirtilerek sonucuna göre sanık hakkında TCK.nun 245/3. ve 43. maddelerinin uygulanıp, uygulanmayacağına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,

Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 18.12.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

KARŞI DÜŞÜNCE

Sanık … hakkında açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda sanığın Yapı Kredi Bankası ile Finansbank bankalarından sahte kart üretmek suçlarından TCK.nun 245/2, 43, 62, 53. maddeleri gereğince cezalandırılmasına ilişkin hükmün onanmasına yönelik sayın çoğunluğun görüşüne aşağıdaki nedenlerle katılma olanağı olmamıştır.

Banka ve kredi kartının tanımı, 5464 sayılı Banka veya Kredi Kartları Kanunu’nun 3 üncü maddesinde yapılmıştır.

Banka kartı, mevduat hesabı veya özel cari hesapların kullanımı dahil bankacılık hizmetlerinden yararlanmayı sağlayan kartı,

Kredi kartı, nakit kullanımı gerekmeksizin mal ve hizmet alımı veya nakit çekme olanağı sağlayan basılı kartı veya fiziki varlığı bulunmayan kart numarasını şeklinde, aynı maddenin (g) bendinde kart çıkaran kuruluş olarak da, banka kartı veya kredi kartı düzenleme yetkisini haiz bankalar ile diğer kuruluşlar olarak tanımlanmıştır.

5464 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde de kartlı sistem kurma, kart çıkarma, üye işyerleri ile anlaşma yapma, bilgi alışverişi, takas ve mahsuplaşma faaliyetleri için Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulundan izin almaları gerektiği ifade edilmiştir.

Aynı Kanunun 37/2 maddesine göre de, kredi kartı veya üye işyeri sözleşmesinde veya eklerinde sahtecilik yapanlar veya sözleşme imzalamak amacıyla sahte belge ibraz edenler bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile mahkum edileceklerdir.

5464 sayılı Kanunun 3, 4 ve diğer maddeleri birlikte değerlendirildiğinde banka veya kredi kartı çıkarmanın Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kuruluşunun izin verdiği banka veya kredi kuruluşlarına aittir.

Banka ve kredi kartlarını ancak BDDK’dan izin alan kuruluşlar çıkartabileceklerdir.

TCK.nun 245/2. maddesinde “Başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üreten, satan, devreden, satın alan veya kabul eden..” şeklinde tanımlanan suçun oluşumu için, sahte oluşturulan kartın başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilmesi gerekir.

İlişkilendirmenin Türk Dil Kurumu’nun Türkçe Sözlük karşılığı “ilişkili duruma getirmek” olarak tanımlanmıştır.

Burada önemli olan unsur, karta, başkasının hesap numarasını ve hesap bilgilerini aktararak kartın oluşturulmasıdır.

Maddedeki, üretme, satma, devretme, satın alma, kabul etme şeklindeki seçenek hareketlerde fiilin ticari amaçla yapılmasını ifade etmektedir.

Suçun oluşumu için öncelikle, ilgili kuruluşlarca izin alan banka ve kredi kurumlarınca gerçek veya tüzel kişi adına açılmış bir banka ve kredi kartı hesabı olmalıdır. Daha sonra da bu hesaba ilişkin bilgilerin bir şekilde kopyalanarak kartın üretilmesi ve maddedeki diğer seçenek hareketlerin gerçekleştirilmesi gerekecektir.

Başka bir anlatımla, banka veya kredi kuruluşlarının yetkisinde bulunan banka veya kredi kartının yetkisiz olarak sahte oluşturulmasıdır.

Sahte kimlik ve belgelerle, kart çıkarma yetkisine sahip bankalara başvurup o kişiler adına hesap oluşturulması ve bu hesaptan kart alınıp kullanılması hesapla ilişkilendirme bulunmadığından TCK 245/2 maddesindeki suçu oluşturmayacaktır.

Başkasına ait sahte kimlik veya kimlik bilgileri ile o kişi adına kart çıkarılması halinde, kart, kart çıkarmaya yetkili kuruluş tarafından düzenlenmekte ve doğrudan hiçbir ilişkilendirme olmadan çıkarılmış olması nedeniyle TCK.nun 245/2 maddesinin uygulanma olanağı bulunmayacaktır.

Başkasına ait kimlik bilgileri ve belgeleri ile bankaya başvurup, kredi kartı sözleşmesi düzenlenmesi ve kredi kartının kullanılması durumunda fiil 5464 sayılı Kanunun 37/2 maddesindeki suçu ve kredi kartı sözleşmesi düzenlenmesi esnasında kullanılan belgelerin özelliğine göre TCK.nun 204, 207 maddelerindeki suçu oluşturacaktır.

Başkasına ait hesapla ilişkilendirme sonucu, hesap sahibinin bilgileri kopyalanmak suretiyle sahte kartın üretilmesinden sonra bu şekilde oluşturulan kart ile yarar sağlanması halinde hem TCK 245/2, hem de TCK 245/3 maddesindeki suç oluşabilecektir.

Somut olayda, sanığın şikayetçi …’e ait sahte nüfus cüzdanı ile YapıKredi ve Finansbank şubelerine başvurarak kredi kartı sözleşmesi düzenlenmesi ve şikayetçi adına kredi kartı çıkarılmasını sağlayarak kullanması şeklinde meydana gelen olayda, doğrudan bankaya başvurularak şikayetçi adına hesap açılması ve kredi kartı çıkarılmasında TCK.nun 245/2 maddesi kapsamında kart sahibinin önceden açılan hesabı ile ilişkilendirme sözkonusu olmadığından TCK.nun 245/2 maddesinde tanımı yapılan suçun unsurları oluşmayacağından sanığın beraati yerine mahkumiyetine ilişkin yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmelidir.

Bu itibarla, sanığın TCK.nun 245/2 maddesi uyarınca mahkumiyetine ilişkin yerel mahkeme kararının onanmasına dair sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.18.12.2017


YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ Esas : 2016/6256 Karar : 2017/12502 Tarih : 8.11.2017

  • TCK 245. ve 245/A Madde

  • Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu / Yasak Cihaz veya Programlar

1- Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, iftira, resmi belgede sahtecilik, 5464 sayılı Yasaya muhalefet, sahte kart ürettirmek, sahte oluşturulan kartı kullanmak suçlarının oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanık … müdafiinin fazla ceza verildiğine ve lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine yönelik temyiz itirazı yerinde görülmediğinden reddiyle hükümlerin sahte kart üretmek suçuna ilişkin hükmün oyçokluğuyla diğer suçlara dair hükümlerin oybirliğiyle ONANMASINA,

2- Sanık … müdafiinin yalan beyan suçundan kurulan hükme yönelik temyizine gelince:

Sanığa yüklenen suçların yasa maddesinde öngörülen cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu 5237 sayılı TCK.nun 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirlenen 12 yıllık dava zamanaşımının suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmakla; sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmekle sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak; yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta anılan Yasanın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan sanık hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 5237 sayılı TCK.nun 66/1-e, 67/4 ve CMK.nun 223/8. maddeleri gözetilerek DÜŞÜRÜLMESİNE,

3- Şikayetçi … vekili ile sanık … müdafiinin özel belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümle ilgili temyiz itirazlarının incelenmesinde:

Duruşmadan usulüne uygun haberdar edilmeyen şikayetçi kurumun gerekçeli kararın tebliği üzerine hükmü temyiz ettiği anlaşıldığından, şikayetçi kurumun 5271 sayılı CMK.nun 260/1. madde ve fıkrası uyarınca yasa yollarına başvurma hakkı bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede;

Şikayetçi kurumun duruşmadan haberdar edilip iddia ve delillerini sunma ve davaya katılma olanağı sağlanarak sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, iddia hakkı kısıtlanmak suretiyle CMK.nun 233 ve 234. maddelerine aykırı davranılması,

Yasaya aykırı, şikayetçi kurum vekili, sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08.11.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

KARŞI DÜŞÜNCE

Sanık … hakkında açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda, yerel mahkemece sanığın sahte kredi kartı üretmek suçundan TCK.nun 245/2. maddesi uyarınca mahkumiyetine ilişkin kararın onanmasına dair sayın çoğunluğun görüşüne aşağıdaki gerekçelerle katılma olanağı olmamıştır.

Banka ve kredi kartının tanımı, 5464 sayılı Banka veya Kredi Kartları Kanunu’nun 3 üncü maddesinde yapılmıştır.

Banka kartı, mevduat hesabı veya özel cari hesapların kullanımı dahil bankacılık hizmetlerinden yararlanmayı sağlayan kartı,

Kredi kartı, nakit kullanımı gerekmeksizin mal ve hizmet alımı veya nakit çekme olanağı sağlayan basılı kartı veya fiziki varlığı bulunmayan kart numarasını şeklinde, aynı maddenin (g) bendinde kart çıkaran kuruluş olarak da, banka kartı veya kredi kartı düzenleme yetkisini haiz bankalar ile diğer kuruluşlar olarak tanımlanmıştır.

5464 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde de kartlı sistem kurma, kart çıkarma, üye işyerleri ile anlaşma yapma, bilgi alışverişi, takas ve mahsuplaşma faaliyetleri için Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulundan izin almaları gerektiği ifade edilmiştir.

Aynı Kanunun 37/2. maddesine göre de, kredi kartı veya üye işyeri sözleşmesinde veya eklerinde sahtecilik yapanlar veya sözleşme imzalamak amacıyla sahte belge ibraz edenler bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile mahkum edileceklerdir.

5464 sayılı Kanunun 3, 4 ve diğer maddeleri birlikte değerlendirildiğinde banka veya kredi kartı çıkarmanın Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kuruluşunun izin verdiği banka veya kredi kuruluşlarına aittir.

Banka ve kredi kartlarını ancak BDDK’dan izin alan kuruluşlar çıkartabileceklerdir.

TCK.nun 245/2. maddesinde “Başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üreten, satan, devreden, satın alan veya kabul eden..” şeklinde tanımlanan suçun oluşumu için, sahte oluşturulan kartın başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilmesi gerekir.

İlişkilendirmenin Türk Dil Kurumu’nun Türkçe Sözlük karşılığı “ilişkili duruma getirmek” olarak tanımlanmıştır.

Burada önemli olan unsur, karta, başkasının hesap numarasını ve hesap bilgilerini aktararak kartın oluşturulmasıdır.

Maddedeki, üretme, satma, devretme, satın alma, kabul etme şeklindeki seçenek hareketlerde fiilin ticari amaçla yapılmasını ifade etmektedir.

Suçun oluşumu için öncelikle, ilgili kuruluşlarca izin alan banka ve kredi kurumlarınca gerçek veya tüzel kişi adına açılmış bir banka ve kredi kartı hesabı olmalıdır. Daha sonra da bu hesaba ilişkin bilgilerin bir şekilde kopyalanarak kartın üretilmesi ve maddedeki diğer seçenek hareketlerin gerçekleştirilmesi gerekecektir.

Başka bir anlatımla, banka veya kredi kuruluşlarının yetkisinde bulunan banka veya kredi kartının yetkisiz olarak sahte oluşturulmasıdır.

Sahte kimlik ve belgelerle, kart çıkarma yetkisine sahip bankalara başvurup o kişiler adına hesap oluşturulması ve bu hesaptan kart alınıp kullanılması hesapla ilişkilendirme bulunmadığından TCK 245/2 maddesindeki suçu oluşturmayacaktır.

Başkasına ait sahte kimlik veya kimlik bilgileri ile o kişi adına kart çıkarılması halinde, kart, kart çıkarmaya yetkili kuruluş tarafından düzenlenmekte ve doğrudan hiçbir ilişkilendirme olmadan çıkarılmış olması nedeniyle TCK.nun 245/2 maddesinin uygulanma olanağı bulunmayacaktır.

Başkasına ait kimlik bilgileri ve belgeleri ile bankaya başvurup, kredi kartı sözleşmesi düzenlenmesi ve kredi kartının kullanılması durumunda fiil 5464 sayılı Kanunun 37/2 maddesindeki suçu ve kredi kartı sözleşmesi düzenlenmesi esnasında kullanılan belgelerin özelliğine göre TCK.nun 204, 207 maddelerindeki suçu oluşturacaktır.

Başkasına ait hesapla ilişkilendirme sonucu, hesap sahibinin bilgileri kopyalanmak suretiyle sahte kartın üretilmesinden sonra bu şekilde oluşturulan kart ile yarar sağlanması halinde hem TCK.nun 245/2, hem de TCK.nun 245/3. maddesindeki suç oluşabilecektir.

Somut olayda, sanığın sahte oluşturduğu … isimli şahsa ait nüfus cüzdanı ile Yapı ve Kredi Bankası … Şubesine başvurarak kredi kartı sözleşmesi düzenlenmesi ve adı geçen adına kredi kartı çıkarılması sağlayarak kullanması şeklinde meydana gelen olayda, … adına bankaya başvurulup adına hesap açılması ve kredi kartı çıkarılmasında TCK.nun 245/2. maddesi kapsamında kart sahibinin önceden açılmış bir hesabı ile ilişkilendirme sözkonusu olmadığından TCK.nun 245/2. maddesinde tanımı yapılan suçun unsurları oluşmadığından beraatine karar verilmelidir.

Bu itibarla, sanığın TCK.nun 245/2. maddesi uyarınca mahkumiyetine ilişkin yerel mahkeme kararının onanması yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.


YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ Esas : 2017/6120 Karar : 2017/10934 Tarih : 9.10.2017

  • TCK 245. ve 245/A Madde

  • Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu / Yasak Cihaz veya Programlar

Başkasına ait kimlik bilgilerini kullanmak suretiyle mağdur ….’ye müracaatla kredi kartı sözleşmesi imzalayarak sahte kredi kartı çıkartan sanık hakkında TCK.nun 245/2. maddesi uyarınca tayin olunan cezadan aynı yasanın 43/1. maddesi uyarınca arttırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanığın, mükerrer cezalandırıldığına yönelik temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddiyle hükmün ONANMASINA, 09.10.2017 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI DÜŞÜNCE

Sanık … hakkında açılan kamu davasının yerel mahkemece yapılan yargılaması sonunda TCK.nun 245/2, 62. maddeleri uyarınca mahkumiyetine ilişkin kararın onanması yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne aşağıdaki sebeplerle katılma olanağı olmamıştır.

Banka ve kredi kartının tanımı, 5464 sayılı Banka veya Kredi Kartları Kanunu’nun 3 üncü maddesinde yapılmıştır.

Banka kartı, mevduat hesabı veya özel cari hesapların kullanımı dahil bankacılık hizmetlerinden yararlanmayı sağlayan kartı,

Kredi kartı, nakit kullanımı gerekmeksizin mal ve hizmet alımı veya nakit çekme olanağı sağlayan basılı kartı veya fiziki varlığı bulunmayan kart numarasını şeklinde, aynı maddenin (g) bendinde kart çıkaran kuruluş olarak da, banka kartı veya kredi kartı düzenleme yetkisini haiz bankalar ile diğer kuruluşlar olarak tanımlanmıştır.

5464 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde de kartlı sistem kurma, kart çıkarma, üye işyerleri ile anlaşma yapma, bilgi alışverişi, takas ve mahsuplaşma faaliyetleri için Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulundan izin almaları gerektiği ifade edilmiştir.

Aynı Kanunun 37/2 maddesine göre de, kredi kartı veya üye işyeri sözleşmesinde veya eklerinde sahtecilik yapanlar veya sözleşme imzalamak amacıyla sahte belge ibraz edenler bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile mahkum edileceklerdir.

5464 sayılı Kanunun 3, 4 ve diğer maddeleri birlikte değerlendirildiğinde banka veya kredi kartı çıkarmanın Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kuruluşunun izin verdiği banka veya kredi kuruluşlarına aittir.

Banka ve kredi kartlarını ancak BDDK’dan izin alan kuruluşlar çıkartabileceklerdir.

TCK.nun 245/2. maddesinde “Başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üreten, satan, devreden, satın alan veya kabul eden..” şeklinde tanımlanan suçun oluşumu için, sahte oluşturulan kartın başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilmesi gerekir.

İlişkilendirmenin Türk Dil Kurumu’nun Türkçe Sözlük karşılığı “ilişkili duruma getirmek” olarak tanımlanmıştır.

Burada önemli olan unsur, karta, başkasının hesap numarasını ve hesap bilgilerini aktararak kartın oluşturulmasıdır.

Maddedeki, üretme, satma, devretme, satın alma, kabul etme şeklindeki seçenek hareketlerde fiilin ticari amaçla yapılmasını ifade etmektedir.

Suçun oluşumu için öncelikle, ilgili kuruluşlarca izin alan banka ve kredi kurumlarınca gerçek veya tüzel kişi adına açılmış bir banka ve kredi kartı hesabı olmalıdır. Daha sonra da bu hesaba ilişkin bilgilerin bir şekilde kopyalanarak kartın üretilmesi ve maddedeki diğer seçenek hareketlerin gerçekleştirilmesi gerekecektir.

Başka bir anlatımla, banka veya kredi kuruluşlarının yetkisinde bulunan banka veya kredi kartının yetkisiz olarak sahte oluşturulmasıdır.

Sahte kimlik ve belgelerle, kart çıkarma yetkisine sahip bankalara başvurup o kişiler adına hesap oluşturulması ve bu hesaptan kart alınıp kullanılması hesapla ilişkilendirme bulunmadığından TCK 245/2 maddesindeki suçu oluşturmayacaktır.

Başkasına ait sahte kimlik veya kimlik bilgileri ile o kişi adına kart çıkarılması halinde, kart, kart çıkarmaya yetkili kuruluş tarafından düzenlenmekte ve doğrudan hiçbir ilişkilendirme olmadan çıkarılmış olması nedeniyle TCK.nun 245/2 maddesinin uygulanma olanağı bulunmayacaktır.

Başkasına ait kimlik bilgileri ve belgeleri ile bankaya başvurup, kredi kartı sözleşmesi düzenlenmesi ve kredi kartının kullanılması durumunda fiil 5464 sayılı Kanunun 37/2 maddesindeki suçu ve kredi kartı sözleşmesi düzenlenmesi esnasında kullanılan belgelerin özelliğine göre TCK.nun 204, 207 maddelerindeki suçu oluşturacaktır.

Başkasına ait hesapla ilişkilendirme sonucu, hesap sahibinin bilgileri kopyalanmak suretiyle sahte kartın üretilmesinden sonra bu şekilde oluşturulan kart ile yarar sağlanması halinde hem TCK 245/2, hem de TCK 245/3 maddesindeki suç oluşabilecektir.

Somut olayda, aynı işyerinde çalıştığı … isimli kişiye ait kaybolan nüfus hüviyet cüzdanını bir şekilde ele geçirip Onur Arı isimli şahsın fotoğrafını yapıştırarak Akbank A.Ş. şubesine başvurarak kredi kartı çıkarılmasını sağladıktan sonra kullanmak suretiyle yarar sağlanması şeklinde gelişen olayda, TCK.nun 245/2 maddesi kapsamında …’in hesabı ile ilişkilendirme olmadığından TCK.nun 245/2 maddesinde tanımı yapılan suçun unsurları oluşmayacağından bu suçtan beraatine karar verilmelidir.

Bu itibarla, sanığın TCK.nun 245/2. maddesi uyarınca mahkumiyetine ilişkin Yerel Mahkeme kararının onanmasına dair sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir. 09.10.2017


YARGITAY 15. CEZA DAİRESİ Esas : 2017/3801 Karar : 2017/9251 Tarih : 13.04.2017

  • TCK 245. ve 245/A Madde

  • Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu / Yasak Cihaz veya Programlar

Banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 16.7.2008 tarih, 2008/218 (E) - 2008/3991 (K) sayılı kararının Dairemizin 19.03.2013 tarihli ve 2011/20509 Esas, 2013/5069 Karar sayılı ilamı ile sanığın eyleminin hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan hüküm kurulduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği,

Bozmadan sonra, Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucu adı geçen mahkemenin 05.09.2013 tarih, 2013/294 Esas, 2013/314 karar sayılı kararı ile direnme kararı verildiği anlaşılmış olmakla,

Hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 36.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 307. maddesinin 3. fıkrası gereğince dairemize gelen dosya incelenerek gereği düşünüldü,

Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 05.09.2013 tarih, 2013/294 Esas, 2013/314 karar sayılı sayılı direnme kararı yerinde olduğundan kabulü ile Dairemizin 19.03.2013 tarih 2011/20509 Esas, 2013/5069 Karar sayılı bozma ilamının KALDIRILMASINA karar verilerek yapılan incelemede;

Emekli aylığını çekmek için ATM önüne gelen katılanın kendisine yardım etmesini istediği sanığın, katılana ait kart ile başka bir kartı el çabukluğu ile değiştirip katılandan kart şifresini öğrendiği, işlem yaparken ATM cihazının kartı yuttuğunu söyleyip katılanı banka şubesine gönderdiği, görevlinin ATM cihazı içerisinden başka birisine ait kartı çıkarttığı ve katılanın hesabını kontrol ettiğinde 550,00 TL olan parasının çekilmiş olduğunu fark ettiği olayda, sanığın suça konu bankamatik kartını hakimiyetine geçirip kullanmak şeklindeki eylemi ile birlikte TCK’nın 245/1 maddesinde düzenlenen banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunun maddi unsurlarından olan başkasına ait bir banka veya kredi kartını, her ne suretle olursa olsun ele geçirme veya elinde bulundurma koşulunun gerçekleştiği, sanığın katılana ait hesaptan suça konu kartı kullanarak para çekmek suretiyle haksız menfaat temin edildiği ve TCK’nın 245/1. maddesinde düzenlenen banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunun tamamlandığına yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 13.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 15. CEZA DAİRESİ Esas : 2014/13807 Karar : 2017/1089 Tarih : 26.01.2017

  • TCK 245. ve 245/A Madde

  • Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu / Yasak Cihaz veya Programlar

Sanığın başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü,

Yargıtay Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 29.12.2011 tarih ve 2011/Bşk-42-42 Esas-Karar sayılı kararında belirlendiği gibi; 2797 sayılı Yargıtay Kanununun 14. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendinde; “ Daireler arasında işbölümünün belirlenmesinde dava açılan belgedeki nitelendirme esas alınır. Açıklama ile sevk maddelerinin uyumsuz olduğu durumlarda, açıklamaya itibar edilir,” (b) bendinde de; “ Çeşitli suçlara ait davalarda, suçların en ağırını incelemeye yetkili olan daire görevlidir” hükmüne yer verilmiştir. Çeşitli suçlara ilişkin açılan davalardan en ağırı saptanırken, hapis cezasının üst sınırı daha fazla olan suça ilişkin dava daha ağır kabul edilmeli, üst sınırların eşit olması halinde bu kez alt sınırı daha fazla hapsi gerektiren suça ilişkin davanın daha ağır olduğu sonucuna varılmalıdır. Hapis cezası ile birlikte öngörülen adli para cezaları ise, her iki suça ilişkin hapis cezalarının alt ve üst sınırlarının eşit olması halinde dikkate alınmalıdır.

İncelenen dosya içeriğine göre;

Sanığın, katılan … ile ortak olduğu, sanık ve katılana ait şirketin … Bankası kredi kartını kullanarak Türk Hava Yolları Miles&smiles programına üye olması nedeniyle yaptığı uçuşlardan … mil hakkının bulunduğu, sanığın katılan ile ortak olduğu dönemde katılanın tüm kimlik bilgilerini öğrendiğinden, olay tarihinde katılana ait mil hakkını kullanmak için üç kez yanlış şifre girmek suretiyle internet şifresini bloke ettirdiği, daha sonra Türk Hava Yollarını arayarak katılana ait kimlik bilgilerini kullanmak suretiyle ve kimlik fotokopisini göndermek suretiyle yeni bir internet şifresi alıp , bu internet şifresini ve Türk Hava Yollarının üyelerine vermiş olduğu TK numarasını kullanarak uçak bileti ve kontör alımında bulunmak suretiyle katılanı 600-700 TL zarara uğrattığının, iddia edilmiş olması karşısında, eylemin, 5237 sayılı TCK’nın 245/1 maddesine göre banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunu oluşturduğu anlaşılmakla,

İddianamedeki anlatım ve nitelendirmeye göre Yargıtay Kanunu’nun Değişik 14. maddesi gereğince temyiz incelemesinin Yüksek (8.) Ceza Dairesi’nin görevi dâhilinde olduğundan Dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE, görevli dairenin belirlenmesi için dosyanın Yargıtay Ceza Daireleri Başkanlar Kuruluna gönderilmesine, 26/01/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 6. CEZA DAİRESİ Esas: 2013/28970 Karar: 2016/1819 Tarih: 14.03.2016

  • TCK 245. ve 245/A Madde

  • Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu / Yasak Cihaz veya Programlar

A-) Sanıklar hakkında, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma; …, …, …, … ve … hakkında, yağma ve kasten yaralama suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;

Sanık … hakkında TCK’nın 29. maddesinin uygulanması istemi var ise de oluş ve dosya kapsamı itibariyle; ayrıca 10.12.2010 tarihli “TUTANAK” başlıklı belgede sanık …‘ın, sanık …‘a gönderdiği kısa mesaj içerikleri dikkate alındığında; tebliğnamede bu sanıklar yönünden bozma istenen düşüncelere iştirak edilmemiş,

Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1-) 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 gün, 2014/140-2015/85 Esas ve Karar sayılı kararı ile TCK’nın 53/1-b maddesinde yazılı, “seçme, seçilme ve diğer siyasi hakları kullanmaktan” ibaresinin iptal edilmiş olması,

2-) Sanık … hakkında kasten yaralama suçundan neticeten Adli para cezası şeklindeki mahkumiyet hükümlerinde TCK’nın 53/1. maddesine aykırı olarak hak yoksunluklarına hükmedilmesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar …, …, …, … ve …, …, … ve … savunmanlarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, bozma nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 Sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hak yoksunluklarının uygulandığı hükümlerde TCK’nın 53. maddenin uygulanmasına dair bölüm çıkarılarak yerine, “Sanıkların kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkumiyetinin yasal sonucu olarak, TCK’nın 53/1. maddesinin uygulanması yönünden, (a, c, d ve e) bentleri ile (b) bendinde yazılı seçme, seçilme ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmalarına, aynı Kanunun 53/2. maddesinin uygulanması açısından, 53/1.maddesinin (a, c, d ve e) bentleri ile (b) bendinde yazılı seçme ve diğer siyasi hakları ve aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca, (c) bendinde yazılı kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerini mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar kullanamamalarına” cümlesinin yazılması, “sanık … hakkında kasten yaralama suçundan verilen para cezasına dair mahkumiyet hükmünden hak yoksunluklarına dair bölümün çıkarılmasına” şeklinde diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

B-) Sanıklar … ve … hakkında yağma, … ve … hakkında, kredi kartlarının kötüye kullanılması suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1-) Sanıklar … ve …‘in Ceza Genel Kurulu’nun 18.10.2011 gün ve 6/166-213 Sayılı kararında açıklandığı üzere; 5237 Sayılı TCK.nın 245/1. madde ve fıkrasında düzenlenen başkasına ait banka veya kredi kartını kötüye kullanmak suçunun mağduru hesap sahibi olan gerçek ya da tüzel kişiler olduğu cihetle, aynı kişiye ait fakat farklı bankalarca tahsis edilmiş banka veya kredi kartı sayısı sebebiyle bağımsız suçtan bahsedilemeyeceği, aynı kişiye ait farklı bankalarca tahsis edilmiş birden fazla banka veya kredi kartının değişik tarihlerde kullanılması halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanabileceği ancak, kart ve kullanım sayısı ile yarar miktarının TCK’nın 61. maddesi uyarınca temel cezanın ve zincirleme suç hükümleri sebebiyle cezada yapılacak artırım oranının belirlenmesi sırasında değerlendirilmesi gerektiği de dikkate alınması gerektiğinin gözetilmemesi,

b-) Oluş ve dosya içeriği ve soruşturma sırasında mağdurun 07.12.2010 tarihli ayrıntılı ifadesi ve yine 08.12.2010 tarihli ifadeli teşhis tutanağına göre, sanıklar … ve …‘ın olayın son aşamasında bulundukları, bu sırada mağdurdan sadece senet imzalaması ve ertesi gün belli bir miktarda parayı hazır etmesi istendiği, bu sebeple eyleminin teşebbüs derecesinde kaldığı gözetilmeden, haklarında tamamlanmış yağma suçundan cezalandırılmalarına karar verilmesi,

c-) Sanık … hakkında, kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan neticeten adli para cezası şeklindeki mahkumiyet hükümlerinde, TCK’nın 53 /1. maddesine aykırı olarak sanık hakkında hak yoksunluklarına hükmedilmesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … …, …, … ve … savunmanlarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 14.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/9775 Karar: 2016/949 Tarih: 25.01.2016

  • TCK 245. ve 245/A Madde

  • Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu / Yasak Cihaz veya Programlar

Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçların oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanıklar müdafiilerinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak:

1-) 5237 Sayılı TCK.nun 245/1. madde ve fıkrasında düzenlenen başkasına ait banka veya kredi kartını kötüye kullanmak suçunun mağduru kart sahibi olan gerçek ya da tüzel kişiler olduğu, aynı kişiye ait birden fazla banka veya kredi kartının değişik tarih ve zamanlarda kullanılması halinde, kart sayısına göre bağımsız ayrı suçlardan bahsedilemeyeceği, kart ve kullanım sayısı ile yarar miktarına göre 3 ve 61. maddeleri uyarınca temel ceza ile zincirleme suç hükümleri sebebiyle cezada yapılacak artırım oranının değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek, somut olayda; sanıkların, aynı banka tarafından mağdura tahsis edilen iki bankamatik kartı ile değişik zamanlarda para çekme ve harcama yapma şeklindeki eylemlerinin 245/1, 43. maddelerine uyan tek suç oluşturacağı gözetilmeden, sanıklar hakkında yazılı şekilde iki ayrı suçtan hüküm kurulması,

Kabul ve uygulamaya göre;

2-) Sanıklar hakkında zincirleme şeklinde işledikleri kredi kartının kötüye kullanılması suçuna dair kurulan hükümlerde temel hürriyeti bağlayıcı ceza alt sınırdan tayin edilmesine karşın, hürriyeti bağlayıcı ceza yanında tayin olunan adli para cezasının farklı gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın üstünde tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,

3-) Hükümden sonra Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı ilamı ile bir kısım ibareleri iptal edilerek, Resmi Gazetede 24.11.2015 tarihinde yayımlanıp yürürlüğe giren 5237 Sayılı TCK.nun 53. maddesinde yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,

SONUÇ : Yasaya aykırı, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 321. maddesi gereğince (BOZULMASINA), 25.01.2016 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE :

İlamda belirtilen bozma gerekçelerinin dışında, sanıklar … ve …‘ın müsnet suçu işlediklerine dair delil bulunmaması sebebiyle beraatlerine karar verilmesi gerekçesiyle de kararın bozulması gerekirken, sadece ilamda yazılı gerekçelerle bozulmasına karar verilmesi yerinde değildir. Şöyle ki;

Sanık … aşamalardaki savunmalarında özetle; 20 yıllık arkadaşı … ile kart sahibi …‘ın portakal bahçesi almak için yanına geldiklerini, kart sahibi …‘ın yakıt almak için şifresini bir kağıda yazarak kartı kendisine verdiğini, akşam Maraş’a gitmek için ayrıldıklarında …‘in kalsın demesi üzerine kartın kendisinde kaldığını, petrolden akaryakıt aldığını, ayrıca ameleye para ödemesi sebebiyle toplamda 2.000,00 TL nakit çektiğini, …‘le cep telefonu ile konuştuklarında çektiği paralar için fişleri kaybetmemesini, sorun olmayacağını söylediğini, hesapta 25.000,00 TL olmasına karşın ihtiyacı kadarını çektiğini, aksi durumda tamamını çekebileceğini, üç kez aramasına karşın gelmediklerini söylemiştir.

Sanık … aşamalarda değişmeyen savunmalarında özetle; sanık … ile birlikteliğinin olduğunu, olay tarihinde İbrahim’de kartları görünce sorduğunda, kartların iş yaptığı tüccara ait olduğunu, nakit olmaması sebebiyle kendisine verdiğini söylediğini, …‘in ATM’den para çekmeyi bilmemesi sebebiyle para çekmesi için kartı ve şifresi yazılı kağıdı kendisine verdiğini, 2.000,00 TL çekmesini istediğini, bir kezde çekemeyeceği için ayrı ayrı toplamda bu miktarı çektiğini, dekontlar ile para ve kartı İbrahim’e verdiğini, ayrıca … Bankası ATM’sinden de 5,00 TL çektiklerini, kart sahibi …‘ı tanımadığını, suçlamayı kabul etmediğini söylemiştir.

Sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan açılan kamu davasında Mahkeme “mağdurun söz konusu kartları kendi rızası ile verdiğine dair savunmasının aksine kartların zorla alındığına dair her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı delillerin bulunmadığı” gerekçesiyle beraatlerine karar verilmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 04.04.2006 tarih, 2006/3-35 E, 2006/97 K sayılı ilamında da belirtildiği üzere “… ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “in dubio pro reo” kuşkudan sanık yararlanır kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlıdır. Şüpheli ve aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak hüküm tesis edilemez. Ceza mahkûmiyeti bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat teorikte olsa hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermektir. O halde ceza yargılamasında mahkûmiyet, büyük veya küçük bir ihtimale değil, kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanmalıdır.”

Tüm bu anlatılanlar, dosya kapsamı, sanık İbrahim’in aşamalardaki savunmalarında suça konu kartı kart sahibi …‘ın şifresini de kağıda yazarak rıza ile verdiğini söylemesi, diğer sanık …‘ın anlatımları, suça konu işlemlerin şifre ile yapılmış olması ile sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan açılan davada “mağdurun söz konusu kartları kendi rızası ile verdiğine dair savunmasının aksine kartların zorla alındığına ilişkin” delil bulunamadığı belirtilerek beraat kararı verilmiş olması karşısında, sanıkların kart sahibi …‘ın rıza ve bilgisi dışında kartları kullanmak suretiyle haksız yarar sağladıklarına dair somut, şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmaması sebebiyle beraatlerine karar verilmesi yerine, yağma suçundan beraate dair kararın gerekçesiyle de çelişir şekilde, dosya kapsamına uymayan yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması gerekçesiyle de kurulan hükmün bozulmasına karar verilmemesi yönündeki sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.


YARGITAY 15. CEZA DAİRESİ Esas: 2014/10259 Karar: 2014/11243 Tarih: 05.06.2014

  • TCK 245. ve 245/A Madde

  • Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu / Yasak Cihaz veya Programlar

Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;

Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.

Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.

Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.

Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.

Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.

Sanığın Yazır Mahallesi Muhtarlığına giderek kendisini kardeşi katılan S. O. olarak tanıttığı ve nüfus cüzdanını kaybettiğini söyleyerek muhtardan nüfus cüzdanı talep belgesi aldığı, bu belge ile Nüfus Müdürlüğü’ne giderek kendi fotoğrafının olduğu S. O. adına nüfus cüzdanı çıkarttığı, nüfus cüzdanı talep belgesini de S. O. olarak imzaladığı, daha sonra sanığın bu sahte nüfus cüzdanını kullanarak ve kendisini S. O. olarak tanıtarak Denizbank Nalçacı Şubesi’ne müracaat ederek kredi talebinde bulunduğu ve 3.125,00 TL kredi çektiği, sanığın yine Garanti Bankasından kredi almak için telefon ile müracaat ettiği, ancak sanığın bu talebinin banka tarafından reddedildiği ve eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı, daha sonra sanığın yine aynı kimlikle Finansbank’a müracaat ederek kredi kartı talebinde bulunduğu, banka müşteri hizmetlerinin katılan S. O.’ın arandığı, katılan S.’in banka şubesine gelerek kredi kartı talebinde bulunmadığını söyleyerek durumun araştırılmasını istediği ve kredi kartı ile ilgili belgelere baktığında kendisi adına kredi kartı talebinde bulunanın kişinin ağabeyi olan sanık olduğunu anladığı, sanık yakalandığında da kendisini polis memurlarına S. O. olarak tanıttığı ve bu isimle ifade verdiği, parmak izi incelemesi ve katılanın teşhisi üzerine kendisini S. O. olarak tanıtan sanığın gerçek kimliğinin anlaşıldığı, sanığın zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik, Finansbank ve Garanti Bankası’na karşı ayrı ayrı nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs, Denizbank’a karşı nitelikli dolandırıcılık ve başkasına ait kimlik bilgilerini kullanmak suçundan cezalandırılmasının talep edildiği somut olayda;

A- Garanti Bankası’na yönelik dolandırıcılığa teşebbüs suçundan ve başkasına ait kimlik bilgilerini kullanmak suçundan beraatine dair O yer Cumhuriyet Savcısı’nın, resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararına karşı O yer Cumhuriyet Savcısı ve sanığın temyiz isteminin incelenmesinde;

Sanığın yakalanmasından sonra poliste alınan 13.05.2013 tarihli ifadesinde kendisini S. O. olarak tanıtmış ve S. O. ismiyle ifade vermiş ise de, sanığın daha sonra yine poliste kendisinin S. O. olmayıp H. K. O. olduğunu kabul ettiği, sanığın kendisini S. O. olarak tanıtması sonucunda yakalanmaması halinde katılan S. O.’ın herhangi bir suçla ilgili takibata maruz kalmasının söz konusu olamayacağı, sanığın işlediği dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını gizlemek için bu şekilde beyanda bulunduğu ve bu nedenle başkasına ait kimliği kullanma ve iftira suçunun unsurlarının suç konusu olayda oluşmayacağı anlaşılmakla, tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,

B- Denizbank’a yönelik dolandırıcılığa teşebbüs suçundan beraatine dair O yer Cumhuriyet Savcısı’nın temyiz isteminin incelenmesinde;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, O yer Cumhuriyet Savcısı ve sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

Sanık hakkında hapis cezasının yanında hükmedilen gün adli para cezasının adli para cezasına çevrilirken uygulama maddesinin gösterilmemesi,

Bozmayı gerektirmiş, O yer Cumhuriyet Savcısı ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu durum aynı kanunun 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hüküm fıkrasına “sanık hakkında hapis cezasının yanında hükmolunana 260 gün adli para cezasının TCK’nın 52/2. maddesi uyarınca” ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usül ve yasaya uygun bulunan hükmün düzeltilerek ONANMASINA,

C-Finansbank’a karşı nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs sularından verilen mahkumiyet kararına karşı O yer Cumhuriyet Savcısı ve sanığın temyiz istemlerinin incelenmesinde;

5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 37/2. maddesinde yer alan “kredi kartı veya üye işyeri sözleşmesinde veya eki belgelerde sahtecilik yapanlar veya sözleşme imzalamak amacıyla sahte belge ibraz edenler” şeklindeki düzenlemenin sözleşmenin imzalanmasını da kapsayacak aşamaya kadar uygulanabileceği, kredi kartı sözleşmesinin düzenlenmesinden sonra kartın üretilmesi halinde 5237 sayılı TCK’nın 245/2, sahte üretilen bu kartın kullanılarak menfaat temin edilmesi halinde ise ayrıca 245/3. maddesine temas eden suçu oluşturacağı ve suçtan zarar görenin adı geçen banka olduğu cihetle; sanığın, kardeşi adına oluşturulmuş sahte nüfus cüzdanı ile Finansbank’a kredi kartı talebiyle başvurup sözleşme imzaladığı, ancak nüfus cüzdanının sahte olduğunun anlaşılması üzerine, kredi kartının sanığa teslim edilmediğinin iddia ve kabul olunmasına göre; kredi kartı sözleşmesini imzalayan sanığın talebi sonucu düzenlenmiş kredi kartı bulunup bulunmadığının ilgili bankadan sorulup, buna ilişkin kayıtların celbi ile kredi kartı veya kart numarası bulunması halinde eylemin, TCK’nın 245/2. maddesindeki “kredi kartının sahte olarak üretilmesi” suçunu, kredi kartının düzenlenmemesi halinde ise 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 37/2. maddesindeki suçu oluşturacağı gözetilmeden, sanığın banka araç olarak kullanılmak suretiyle dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi,

Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, O yer Cumhuriyet savcısı ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. Maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 05.06.2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi.


YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ Esas: 2013/20094 Karar: 2014/4097 Tarih: 24.02.2014

  • TCK 245. ve 245/A Madde

  • Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu / Yasak Cihaz veya Programlar

I- Katılan A… T.A.Ş vekilinin temyiz talebi ile ilgili olarak yapılan incelemede;

10.11.2009 tarihinde yüzüne karşı tefhim edilen hükmü, CMUK.nın 310. maddesinde belirtilen bir haftalık yasal süreden sonra 29.06.2012 günü temyiz eden katılan vekilinin vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK.nın 317. maddesi gereğince oybirliğiyle REDDİNE,

II- Sanık müdafiinin temyiz talebi ile ilgili olarak yapılan incelemede;

Olay:

K… Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı emrinde astsubay olarak görevli bulunan sanığın, birliğinde kısa dönem askerlik yapan Müjdat’a ait nüfus cüzdanı fotokopisini temin ettikten sonra, Müjdat’ın kimlik bilgilerini kullanarak ve kendi resmini yapıştırarak düzenlediği nüfus cüzdanı talep belgesini muhtara onaylattığı, bu belgeyle nüfus müdürlüğüne müracaat edip kimliğini kaybettiğini belirterek üzerinde kendi resmi bulunan ancak Müjdat’ın kimlik bilgilerini içeren nüfus cüzdanını 10.02.2006 tarihinde temin ettikten sonra kendisi tarafından sahte olarak düzenlenen Müjdat adına maaş bordosunu sunarak aldığı araçla ilgili olarak D… Tüketici Finansman Kuruluşundan 19.000 TL araç kredisi çektiği, ayrıca sanığın Müjdat adına düzenlenen nüfus cüzdanı ve maaş bordrosu ile 20.02.2006 tarihinde V… ile kredi kartı sözleşmesi imzaladığı, 10.03.2006 tarihinde Müjdat adına düzenlenen kredi kartının sanığa teslim edildiği ve bu kartla 10.03.2006 tarihine nakit çekim yaptığı, 24.02.2006 tarihinde Müjdat adına düzenlenen nüfus cüzdanı ve maaş bordrosu ile bu kerre Y… K… Bankasından kredi kartı talebinde bulunduğu, 27.02.2006 tarihinde kartın tahsis edildiği, Müjdat adına düzenlenmiş bu kredi kartını 02.03.2006 ile 20.03.2006 tarihleri arasında alışveriş ve nakit çekim için kullandığı, sanığın Müjdat adına düzenlenen sahte nüfus cüzdanı ve maaş bordrosu ile A…‘a yaptığı kredi kartı müracaatı üzerine de Müjdat adına düzenlenen kredi kartının 07.03.2006 tarihinde basıldığı, sanığın bu kartı 13.03.2006 ile 02.04.2006 tarihleri arasında alışveriş ve nakit çekim için kullandığı,

Sanığın; yolda bulduğu Murat’a ait nüfus cüzdanı üzerinde tahrifat yapıp, nüfus cüzdanının fotoğraf kısmına kendi resmini yapıştırarak I… ve Y… K… Bankasından 28.12.2005 tarihinde imzaladığı sözleşmeler üzerine Murat adına düzenlenen kredi kartlarını teslim aldıktan sonra 08.12.2005 ile 07.03.2006 tarihleri arasında alışveriş ve nakit çekim için kullandığı,

Hakkında bu eylemleri ile ilgili olarak yargılama devam ederken 28.06.2008 tarihinde Sarıkamış Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat eden sanık; Ramazan adına kredi kartları aldığını ve ayrıca Ramazan adına H… Bank’tan kredi çektiğini belirterek A…, İ… ve H… Bank’a ait toplam 3 adet kredi kartını teslim ettiği anlaşılmış, yapılan araştırmada, sanığın Ramazan’a ait ancak fotoğraf kısmına kendi resmini yapıştırdığı sahte nüfus cüzdanı ile ve sonrasında Ramazan’ın kimlik bilgileri ile ancak fotoğraf kısmında kendi resmi olan nüfus cüzdanı talep formu ile nüfus müdürlüğünden 15.04.2005 tarihinde temin ettiği sahte nüfus cüzdanı ve Ramazan adına düzenlediği sahte maaş bordrosu ile bankalara müracaat ederek 16.02.2005 tarihinde H… Bank’a, 15.04.2005 tarihinde A…‘a, 18.04.2005 tarihinde İ…‘na kredi kartı başvurusunda bulunduğu, bu şekilde temin ettiği kredi kartları 15.04.2005 ile 03.03.2006 tarihleri arasında alışveriş ve nakit çekim için kullandığı, sanığın yine Ramazan’ın nüfus cüzdanı ile H… Bank’tan 19.10.2005 tarihinde 3000 TL tutarında ihtiyaç kredisi çektiği, tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır.

Hukuki Değerlendirme:

5237 sayılı TCK.nın 245/2. madde ve fıkrasında başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üretme, satma, devretme, satın alma ve kabul etme eylemleri yaptırıma bağlanmış olup, aynı maddenin 3. fıkrasında ise; sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlama eylemi cezalandırılmıştır. Sahte banka veya kredi kartı, banka aracı kılınmaksızın tamamen fail tarafından üretildiği veya ürettirildiği gibi, bankaya sahte belgeler ibraz edilerek bankaya hazırlatılması da mümkündür. Bu durumda içeriği itibariyle gerçeği yansıtmayan bu kartların sahte olduğunun kabulü gerekmektedir. 5237 sayılı TCK.nın 245/2-3 madde ve fıkralarında düzenlenen suçların mağduru; sahte banka veya kredi kartı ile ilişkilendirilen hesapların bulunduğu bankadır. 765 sayılı belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçları olarak düzenlenen bu fiiller, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nın 245/2-3 madde ve fıkralarında özel olarak düzenlenmiştir.

Seçimlik hareketli bir suç olarak 5237 sayılı TCK.nın 204/1 madde ve fıkrasında düzenlenen resmi belgede sahtecilik suçu; resmi bir belgenin sahte olarak düzenlenmesi veya gerçek bir belge üzerinde değişiklik yapılması yahut sahte belgenin kullanılması ile oluşmaktadır. Kamu güvenine karşı işlenen suçlar bölümünde yer alan sahtecilik suçunda, somut olayın özelliğine göre gerçek veya tüzel kişilerin suçtan zarar görmeleri ve bu itibarla davaya katılmaları mümkündür.

Öte yandan, bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda aynı mağdura karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Aynı suç işleme kararının mevcut olup olmadığı, suçun işleniş şekilleri, işlendiği yer ve zaman, olayın gelişimi ve oluşumu, tüm özellikleri ile fiiller arasında geçen süre, ihlal edilen değer ve yarar ile korunan değer ve yarar, gündelik hayat deneyimleri dikkate alınarak olaysal olarak saptanmalıdır. Değişik zamanlarda işlenen aynı nitelikteki suçlar arasında geçen süre kısa veya uzun olabilir. Sürenin üç gün, beş gün veya bir ay olacağına ilişkin bir kural konulamaz. Önemli olan suç işleme karamdaki birliktir. Ancak iki suç arasında altı ay, bir yıl gibi uzun bir süre geçmesi, aynı suç işleme kararı olmayıp yenilenen kararla suçun işlendiğine karine teşkil edecektir. Bu durumda yenilenen suç kastı halinde zincirleme tek bir suç değil, iki ayrı suç gündeme gelecektir. Bu itibarla resmi belgenin sahte olarak düzenlenmesi veya üzerinde değişiklik yapılmasıyla yahut resmi belgenin kullanılmasıyla sahtecilik suçu oluşacağından, aynı karar altında tek bir amaca ve aynı mağdura yönelik değişik tarihlerde ve kısa zaman aralıklarıyla yeni belge düzenlenmesi veya kullanılması halinde zincirleme suç hükümleri uygulanmalı, her somut olaya göre ayrı ayrı değerlendirme yapılmalıdır.

Somut olayda;

Sanığın 01.06.2005 tarihinden sonra Müjdat ve Murat adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanı ve maaş bordroları ile V…, Y… K… Bankası, A… ve İ…‘na müracaat ederek, sözleşme imzalayıp kredi kartı alması eylemleri birden fazla belgenin aynı yer ve zamanda düzenlenmediği de gözetildiğinde mağdur banka sayısınca kül halinde TCK.nın 245/2, 43 maddesinde tanımlı olan suçu, temin ettiği bu kartları değişik zamanlarda kullanması fiilleri ise mağdur banka sayısınca TCK.nın 245/3, 43 maddesinde yazılı suçu oluşturmaktadır. Sanığın Ramazan adına sahte belgelerle 01.06.2005 tarihinden önce H… Bank, A… ve İ…‘ndan kredi kartı alması eylemleri bakımından, 5237 sayılı TCK.nın yürürlüğe girmesinden önce kredi kartlarını alması, 765 sayılı TCK.nın 342/1 madde ve fıkrasına uygun olup sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı ile karşılaştırma yapılarak lehe yasa tespit edilip sonucuna göre cezalandırılmasına karar verilmesi gerekmektedir. Sözü edilen sahte kredi kartlarının 01.06.2005 tarihinden sonra farklı tarihlerde kullanılması eylemi ise suç tarihleri gözetildiğinde 5237 sayılı TCK.nın 245/3, 43 maddelerine uygun bulunmaktadır.

Sanığın L.’ndan 18.04.2005 tarihinde Ramazan, 28.12.2005 tarihinde Murat, A…‘tan ise 15.04.2005 tarihinde Ramazan, 07.03.2006 tarihinde Müjdat adlarına ürettirdiği kartlarla ilgili olarak, kart başvuruları arasında geçen zaman aralığı ve başvuruların farklı kişiler adına yapılması gözetildiğinde aynı suç işleme kararından söz edilemeyeceği cihetle TCK.nın 245/2 maddesinin uygulaması açısından zincirleme suç hükümleri uygulanamayacağından ayrı suçların oluştuğu kabul edilmelidir.

Sanığın sahte belgelerle H… Bank’tan Ramazan adına ihtiyaç kredisi, D… Finansman A.Ş’den Müjdat adına araç kredisi çekmesi eylemleri; sahte kredi kartı düzenlenmesi ve kullanılması söz konusu olmadığından TCK.nın 158/1- j madde ve fıkrasında tanımlı nitelikli dolandırıcılık suçunu, sanığın kredi ve GSM hattı almak için sahte resmi belgeler sunması ise TCK.nın 212/1 maddesi gözetildiğinde aynı Yasanın 204/1 madde ve fıkrasında yazılı resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturmaktadır.

Açıklanan nedenlerle ve dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak:

1- Sanığın Türkiye İ… A.Ş. ye yönelik eylemleri ile ilgili olarak yapılan incelemede;

a- Ramazan adına sahte kart ürettirmesi ile ilgili olarak, sanığın 18.04.2005 tarihinde, Ramazan adına düzenlenen sahte nüfus cüzdanı ve maaş bordrosu ile yaptığı kredi kartı başvurusu sonucu sahte kredi kartını 04.05.2005 tarihinde temin ettiği anlaşıldığından, eyleminin suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK.nın 342/1 maddesinde tanımlı resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nın 245/2 maddesine uygun bulunduğu gözetilerek, 5237 sayılı TCK.nın 7., 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddeleri uyarınca, 765 sayılı TCK.nın 342/1, 80 ve 5237 sayılı TCK.nın 245/2, 43 maddeleri uygulanarak sonuçları karşılaştırılmak suretiyle lehe yasa saptanarak hüküm kurulması gerekirken yazılı biçimde, Murat adına kredi kartı çıkarılması eylemi ile birlikte değerlendirilerek, zincirleme nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması,

b- Murat adına sahte kart ürettirmesi ile ilgili olarak; sanığın, 5237 sayılı TCK. nın yürürlüğe girmesinden sonra 28.12.2005 tarihinde, Murat adına düzenlenen sahte nüfus cüzdanı ve maaş bordrosu ile yaptığı kredi kartı başvurusu sonucu sahte kredi kartını temin ettiği anlaşıldığından, eyleminin kül halinde 5237 sayılı TCK.nın 245/2, 43 maddelerine uygun bulunduğu gözetilmeden yazılı biçimde, Ramazan adına kredi kartı çıkarılması eylemi ile birlikte değerlendirilerek, zincirleme biçimde nitelikli dolandırıcılık suçu olarak kabulü,

c- Ramazan ve Murat adına düzenlenen sahte kredi kartlarını kullanarak menfaat temin etmesi ile ilgili olarak; sanığın Ramazan ve Murat adına üretilen sahte kartlarla farklı tarihlerde alışveriş yapıp, nakit çekim yapması eylemlerinin, mağdurun aynı olması nedeniyle zincirleme olarak TCK.nın 245/3 maddesine uyan kredi kartının kötüye kullanılması suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi,

2- A… T.A.Ş’a yönelik eylemleri ile ilgili olarak yapılan incelemede;

a- Ramazan adına sahte kart ürettirmesi ile ilgili olarak; sanığın 15.04.2005 tarihinde, Ramazan adına düzenlenen sahte nüfus cüzdanı ile yaptığı kredi kartı başvurusu sonucu 04.05.2005 tarihinde içerik itibariyle sahte kredi kartı düzenletmesi eyleminin, 765 sayılı TCK.nın 342/1 maddesinde tanımlanan resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nın 245/2 maddesine uygun bulunduğu gözetilerek, 5237 sayılı TCK. nın 7., 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddeleri uyarınca, 765 sayılı TCK.nın 342/1, 80 ve 5237 sayılı TCK.nın 245/2, 43 maddeleri uygulanarak sonuçları karşılaştırılmak suretiyle lehe yasa saptanarak hüküm kurulması gerekirken yazılı biçimde,

Müjdat adına kredi kartı çıkarılması eylemi ile birlikte değerlendirilerek, zincirleme nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması,

b- Müjdat adına sahte kart ürettirmesi ile ilgili olarak; sanığın Müjdat adına düzenlenen sahte nüfus cüzdanı ve bordro ile yaptığı kredi kartı başvurusu sonucu 07.03.2006 tarihinde sahte kredi kartı düzenletmesi eyleminin, kül halinde 5237 sayılı TCK.nın 245/2, 43 maddelerine uygun bulunduğu gözetilmeden, yazılı biçimde, Ramazan adına kredi kartı çıkarılması eylemi ile birlikte değerlendirilerek, zincirleme nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması,

c- Ramazan ve Müjdat adına düzenlenen sahte kredi kartlarını kullanarak menfaat temin etmesi ile ilgili olarak; sanığın Ramazan ve Müjdat adına düzenlenen aynı bankaya ait sahte kredi kartlarını farklı tarihlerde alışveriş ve nakit çekiminde kullanması eylemlerinin zincirleme olarak TCK.nın 245/3 maddesine uygun bulunduğunun gözetilmemesi,

3- V… yönelik eylemleri ile ilgili olarak yapılan incelemede;

Sanığın, Müjdat adına düzenlenen sahte nüfus cüzdanı ve maaş bordrosu ile 20.02.2006 tarihinde imzaladığı sözleşmeye istinaden üretilen kredi kartını temin etmesi eyleminin kül halinde TCK.nın 245/2, 43 ve temin ettiği bu sahte kart ile 10.03.2006 tarihinde 500 TL nakit para çekmesi eyleminin TCK.nın 245/3 maddelerindeki suçları oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması,

4- Y… K… Bankası A.Ş’ye yönelik eylemleri ile ilgili olarak yapılan incelemede; sanığın sahte nüfus cüzdanı ve maaş bordrolarıyla 28.12.2005 tarihinde Murat adına, 24.02.2006 tarihinde Müjdat adına yaptığı başvurular üzerine üretilen sahte kredi kartlarını temin ederek farklı tarihlerde kullanması eylemlerinin, başvurular arasında geçen zaman aralığı da dikkate alındığında kül halinde TCK.nın 245/2, 43 ve TCK.nın 245/3, 43 maddelerinde yazılı suçları oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde zincirleme nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması,

5- H… Bank A.Ş’ye yönelik eylemleri ile ilgili olarak yapılan incelemede;

Sanık hakkında H… Bank A.Ş’ye yönelik eylemleri nedeniyle Kars Cumhuriyet Başsavcılığınca 30.12.2008 ve 08.01.2009 tarihli iki ayrı iddianame düzenlendiği, mahkemece yapılan yargılama sonucunda 30.12.2008 tarihli iddianame ile açılan dava nedeniyle sanığın mahkumiyetine, 08.01.2009 tarihli iddianame ile açılan davanın reddine karar verildiği, sanık hakkında H… Bank

A.Ş ye yönelik eylemleri ile açılmış başka bir dava veya verilmiş başka bir karar bulunmadığı ve sahte kredi kartı ürettirip kullanmak eylemi ile sahte belgelerle ihtiyaç kredisi çekme eylemlerinin farklı suçlar oluşturduğu gözetildiğinde tebliğnamede yer alan ( 2 ) nolu görüşe iştirak edilmemiştir.

a- Sanığın, Ramazan adına nüfus müdürlüğünden aldığı sahte nüfus cüzdanı ve düzenlediği maaş bordrosu ile 19.10.2005 tarihinde H… Bank A.Ş’den 3000 TL ihtiyaç kredisi çekmesi eyleminin 5237 sayılı TCK.nın 158/1- j maddesinde tanımlı nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden sahte kredi kartı ürettirme ve sahte kartları kullanma eylemi ile birlikte zincirleme nitelikli dolandırıcılık suçu olarak değerlendirilmesi,

b- Sanığın Ramazan adına düzenlediği sahte nüfus cüzdanı ile 765 sayılı TCK.nın yürürlükte bulunduğu 16.02.2005 tarihinde yaptığı kredi kartı başvurusu sonucu sahte kredi kartını 15.04.2005 tarihinde aldığı, bu nedenle eyleminin suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK.nın 342/1, suç tarihinden sonra 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nın 245/2 maddelerine uygun bulunduğu anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK.nın 7., ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddeleri uyarınca, 765 sayılı TCK.nın 342/1, 80 ve 5237 sayılı TCK.nın 245/2, 43 maddeleri uygulanarak sonuçları karşılaştırılıp lehe yasanın tespiti ile hüküm kurulması gerekirken yazılı biçimde, H… Bank’a yönelik ihtiyaç kredisi çekmesi ile birlikte değerlendirilerek, zincirleme nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması,

c- Sanığın Ramazan adına üretilen sahte kartla farklı tarihlerde alışveriş yapıp, nakit çekim yapması eylemlerinin zincirleme olarak TCK.nın 245/3 madde ve fıkrasında tanımlı suçu oluşturduğunun gözetilmemesi,

6- V… D… Tüketici Finansman A.Ş’ye yönelik eylemi ile ilgili olarak;

Mahkemece; V… D… Tüketici Finansman A.Ş’ye sanığın eylemi nedeniyle bir zararının olup olmadığını bildirmesi için yazılan müzekkereye verilen 18.05.2007 ve 04.07.2007 tarihli cevaplarda; sanık Tezcan’ın kendi adına yaptığı kredi başvurularının reddedildiği belirtilerek zararın olmadığı bildirilmiş ise de, sanık anılan kredi kurumundan sahte belgelerle Müjdat adına kredi çektiğinden, çekilen bu kredi nedeniyle bir zararın olup olmadığı, kredinin kısmen veya tamamen ödenip ödenmediği, kısmen ödeme halinde, 5237 sayılı TCK.nın 168/4 maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için mağdurun rızasının bulunup bulunmadığı hususları araştırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

7- Resmi Belgede sahtecilik suçu ile ilgili olarak;

Sanığın, sahte belgelerle bankalara başvurup içerik itibariyle gerçeğe aykırı kredi kartı almasının, suçun mağdurunun kartı düzenleyen banka olması nedeniyle her banka yönünden, belgelerin aynı karar altında değişik tarihlerde düzenlenmesi halinde eylemin kül halinde TCK.nın 245/2,43 maddelerine uygun bulunduğu ancak, kredi kartı kullanılmadan, sahte belgelerle V… D… Tüketici Finansman A.Ş’den araç kredisi, H… Bank A.Ş’den ihtiyaç kredisi kullanması ve GSM hatları alması eylemlerinin ise; belge sayısı ve niteliği de gözetilerek, sahtecilik suçlarını oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde bankalar ve kredi kurumuna yönelik tüm eylemlerinde kullandığı sahte belgeler nedeniyle TCK.nın 204/1, 43 maddeleri uyarınca bir kez uygulama yapılması,

8- Uygulamaya göre;

a- Sanığın, sabıkasına esas mahkumiyeti ceza kararnamesi olduğu halde tüm mahkumiyet hükümlerinde TCK.nın 58. maddesinin uygulanması,

b- TCK.nın 158/1-j maddesine uygun bulunan zincirleme biçimde nitelikli dolandırıcılık suçunda TCK.nın 3 61/1. maddeleri uyarınca takdir olunan adli para cezasına esas birim gün sayısı üzerinden TCK.nın 43. maddesi uygulandıktan sonra, hükmolunacak miktarın suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde adli para cezasının TCK.nın 43. maddesi ile arttırılmaması,

SONUÇ : Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 24.02.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 13. CEZA DAİRESİ Esas: 2011/18072 Karar: 2013/195 Tarih: 14.01.2013

  • TCK 245. ve 245/A Madde

  • Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu / Yasak Cihaz veya Programlar

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30.03.2010 tarih, 2010/11-17 Esas, 2010/65 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere;

” … 5237 sayılı Yasanın 245/1. maddesinde düzenlenen banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunun yasadaki düzenleniş şekli gözönüne alındığında bileşik suç olarak düzenlenmediği görülmektedir. Banka veya kredi kartının kötüye kullanılması suçu ile birlikte oluşabilecek diğer suçlara yasada öngörülen ceza miktarları da, bu suçun bileşik suç olarak düzenlenmediğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu nedenle, banka veya kredi kartının hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi durumunda oluşabilecek hırsızlık, yağma, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık gibi suçlar ile banka veya kredi kartlarını kötüye kullanma suçu arasında gerçek içtima kuralı uygulanarak fail her bir suçtan ayrı ayrı cezalandırılmalıdır…”.

Bu bilgiler ışığında olay günü ATM cihazından para çekmeye çalışan ve gözleri iyi görmeyen müştekinin yanına giden sanığın, yardım etme bahanesiyle ele geçirdiği müştekiye ait banka kartını, şifresini öğrendikten sonra el çabukluğu ile başka bir kart ile değiştirip, müştekiye diğer kartı vererek hırsızlık suçunu işlediği, akabinde bu kart ile ATM’den para çekmek suretiyle de 5237 sayılı Yasanın 245/1. maddesinde düzenlenen suçu işlediği ve bu suçtan ötürü açılan kamu davası bulunduğu anlaşılmakla, mahkemece zamanaşımı süresi içinde hüküm kurulabileceği değerlendirilmiştir.

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1- Sanığa atılı hırsızlık suçunun 5237 sayılı TCK’nın 141/1. maddesine temas ettiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi,

2- 5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin ( c ) fıkrasındaki, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun koşullu salıverme tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanık N. müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak ( BOZULMASINA ), 14.01.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


UYARI

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Makale Yazarlığı İçin

Avukat veya akademisyenler hukuk makalelerini özgeçmişleri ile birlikte yayımlanmak üzere avukatbd@gmail.com adresine gönderebilirler. Makale yazımında konu sınırlaması yoktur. Makalelerin uygulamaya yönelik bir perspektifle hazırlanması rica olunur.

Paylaş
RSS