TCK Madde 213 Halk Arasında Korku ve Panik Yaratmak Amacıyla Tehdit Suçu
Halk Arasında Korku ve Panik Yaratmak Amacıyla Tehdit Suçu
TCK Madde 213
(1) Halk arasında endişe, korku ve panik yaratmak amacıyla hayat, sağlık, vücut veya cinsel dokunulmazlık ya da malvarlığı bakımından alenen tehditte bulunan kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Suçun silahla işlenmesi halinde, verilecek ceza, kullanılan silahın niteliğine göre yarı oranına kadar artırılabilir.
TCK Madde 213 Gerekçesi
Bölüm başlığı “Kamu Barışına Karşı Suçlar” olarak belirlenmiştir. Kamu barışı kavramından, bireyler arasındaki ilişkilerde hukukun egemen olduğu toplum düzeni anlaşılmalıdır. Bireylerin taşıdığı, barış esasına dayalı bir hukuk toplumunda yaşadıklarına dair duygunun da, kamu barışı kavramı içerisinde düşünülmesi gerekmektedir. Bu kavram, kamu güvenliği kavramından daha geniş bir anlam içeriğine sahiptir.
Madde ile ülkenin belli bir bölgesinde yaşayan halkın hayat, sağlık, vücut veya cinsel dokunulmazlık ya da malvarlığı bakımından tehdit edilmesi, suç hâline getirilmiştir. Suçun oluşması için belirli kişi veya kişilerin değil fakat gayri muayyen kişilerden oluşan kitlelerin tehdide muhatap olması aranır. Tehdidin halkın hayatı, sağlığı, vücut veya cinsel dokunulmazlık ya da malvarlığı bakımından bir korku, endişe veya panik meydana getirmek amacıyla yapılmış olması gereklidir. Endişe, korku ve panik kelimeleri halkta meydana gelecek telaş hâlinin değişik derecelerde olabileceğini ifade amacıyla kullanılmıştır. Suçun oluşması bakımından bu hâllerin fiilen gerçekleşmiş olması aranmaz. Tehdidin objektif olarak böyle bir hâle sebebiyet verebilecek nitelikte olması yeterlidir.
İkinci fıkrada, fiilin silâhla işlenmesi hâli, silâhın niteliği de dikkate alınarak bir ağırlaştırıcı sebep olarak öngörülmüştür.
TCK 213 (Halk Arasında Korku ve Panik Yaratmak Amacıyla Tehdit Suçu) Emsal Yargıtay Kararları
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2022/112 E. , 2023/2756 K.
- TCK 213
- Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit suçunun oluşması için tehditin belirli kişilere yönelik değil, belirsiz olan kitlelere yönelik olması gerekir.
Sanığın, belinden çıkardığı silah ile kahvehanede bulunanlara yönelik bağırarak "sizi yaşatmam, hepinizi vururum" dediği olayda, 5237 sayılı Kanun'un 213 üncü maddesinde düzenlenen halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit suçunun oluşması için tehditin belirli kişilere yönelik değil, gayrı muayyen olan kitlelere yönelik olması gerektiğinden; sadece kahvehanede bulunanlara yönelik eylemi nedeniyle sanığa silahla tehdit suçundan ek savunma hakkı tanındıktan sonra, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi ve birden fazla kişiye karşı eylemini gerçekleştirmesi nedeniyle 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca mahkumiyeti yerine yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
Y8CD E.2023/3176 - K.2025/4425
- TCK 213
- "Kanları helaldir, gebertmek…Vakti geldiğinde laik zihniyete toprağın altını layık göreceğiz. Yaklaşıyor yaklaşmakta olan" şeklindeki beyanlarıyla belirsiz sayıdaki kişilerin hayatına yönelik korku ve panik yaratmaya yönelik tehdit, Halk Arasında Korku ve Panik Yaratmak Amacıyla Tehdit Suçu oluşturur.
A. İlk Derece Mahkemesi Kararı Aksaray 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.12.2022 tarihli ve 2022/473 Esas, 2022/569 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 213/1, 218/1, 43, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiş; karar, sanık müdafii tarafından istinaf edilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 02.03.2023 tarihli ve 2023/150 Esas, 2023/232 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
5237 sayılı Kanun'un 213/1. maddesi "Halk arasında endişe, korku ve panik yaratmak amacıyla hayat, sağlık, vücut veya cinsel dokunulmazlık ya da malvarlığı bakımından alenen tehditte bulunan kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." şeklindedir. Madde gerekçesi "…Madde ile ülkenin belli bir bölgesinde yaşayan halkın hayat, sağlık, vücut veya cinsel dokunulmazlık ya da malvarlığı bakımından tehdit edilmesi, suç hâline getirilmiştir. Suçun oluşması için belirli kişi veya kişilerin değil fakat gayri muayyen kişilerden oluşan kitlelerin tehdide muhatap olması aranır. Tehdidin halkın hayatı, sağlığı, vücut veya cinsel dokunulmazlık ya da malvarlığı bakımından bir korku, endişe veya panik meydana getirmek amacıyla yapılmış olması gereklidir. Endişe, korku ve panik kelimeleri halkta meydana gelecek telaş hâlinin değişik derecelerde olabileceğini ifade amacıyla kullanılmıştır. Suçun oluşması bakımından bu hâllerin fiilen gerçekleşmiş olması aranmaz…" şeklindedir. Bu açıklamalar ışığında somut olayda; sanığın özellikle "kanları helaldir, gebertmek…Vakti geldiğinde laik zihniyete toprağın altını layık göreceğiz. Yaklaşıyor yaklaşmakta olan" şeklindeki beyanlarıyla belirsiz sayıdaki kişilerin hayatına yönelik korku ve panik yaratmaya yönelik tehdit niteliğindeki paylaşımına uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanık müdafinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Y8CD E.2022/5809 - K.2025/1432
- TCK 213
- Suça sürüklenen çocuğun "nedime" olarak bulunduğu düğünde tanık olarak dinlenen şahıslara abisinin dağda vurulduğunu, hem onun intikamını almak, hem de canlı bomba operasyonlarının başarısız olduğunu belirterek bunu kendisinin başaracağını söylediği şeklindeki iddia Halk Arasında Korku ve Panik Yaratmak Amacıyla Tehdit Suçu oluşturmaz.
Dava dosyası kapsamına göre; suça sürüklenen çocuğun "nedime" olarak bulunduğu düğünde tanık olarak dinlenen şahıslara abisinin dağda vurulduğunu, hem onun intikamını almak, hem de canlı bomba operasyonlarının başarısız olduğunu belirterek bunu kendisinin başaracağını söylediği şeklindeki iddiaya ilişkin olarak;
1.5237 sayılı Kanun'un 213/1. maddesi "(1) Halk arasında endişe, korku ve panik yaratmak amacıyla hayat, sağlık, vücut veya cinsel dokunulmazlık ya da malvarlığı bakımından alenen tehditte bulunan kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır" şeklindedir.
-
5237 sayılı Kanun'un 213. maddesinde düzenlenen suçta korunan hukuki yarar, halkın hayat, sağlık, vücut veya cinsel dokunulmazlığı ya da malvarlığının, dolayısıyla, bireylerin taşıdığı, barış esasına dayalı bir hukuk toplumunda yaşadıklarına dair duygudur. Bu suçun mağduru, toplumu oluşturan herkestir. Maddedeki anlamıyla "halk" terimi, belirli bir yerde veya çevrede yaşamayan belirsiz sayıdaki kişilerdir.
-
Bu açıklamalar ışığında somut olayda; suç tarihinde 17 yaşında olan suça sürüklenen çocuğun yargılamaya konu edilen ifadelerinin o ana yahut yakın geleceğe dair belirli, ve somut aleni bir tehdit içermediği iki kişiye yönelik söylenen sözler olup aleniyet unsuru içermediği ve genel bir ifade olması nedeniyle korku, kaygı ve panik yaratacak nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla; suça sürüklenen çocuğun, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-a maddesi gereğince unsurları yönünden oluşmayan suçtan beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi nedeniyle suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.
Y8CD E.2022/5393 - K.2024/9882
- TCK 213
- Belirli kişilere yönelik yapılan tehdit TCK m.106'da düzenlenen tehdit suçunu meydana getirir.
5237 sayılı Kanun'un 213. maddesi "1. Halk arasında endişe, korku ve panik yaratmak amacıyla hayat, sağlık, vücut veya cinsel dokunulmazlık ya da malvarlığı bakımından alenen tehditte bulunan kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır...2. Suçun silahla işlenmesi halinde, verilecek ceza, kullanılan silahın niteliğine göre yarı oranına kadar artırılabilir." şeklindedir. 5237 sayılı Kanun'un 213. maddesinde düzenlenen halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit suçunun mağduru, toplumu oluşturan herkestir. Maddedeki anlamıyla halk tabiri, belirli bir yerde veya çevrede yaşamayan belirsiz sayıdaki kişilerdir. Oluş, tüm dosya kapsamı ve şikayetçi beyanlarına göre somut olayda; otobüs içerisinde şikayetçilerle sanık arasında çıkan tartışma sırasında sanığın şikayetçilere yönelik "üzerimde bomba var, patlatayım mı?" şeklinde tehdit içerici sözler söylediği, otobüs durdurulduktan sonra ise şikayetçilerin üzerine yürüyerek, bıçakla şikayetçi ...'u kasten yaraladığı, diğer şikayetçi ...'ı kasten yaralamaya teşebbüs ettiği ve bu eylemlerinden dolayı ayrıca cezalandırıldığı ve kararların kesinleştiği belirlenmiştir. Bu itibarla; Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 03.05.2023 tarihli ve 2022/112 Esas, 2023/2756 Karar sayılı kararında izah edildiği üzere; belirli kişilere yönelik eylemi nedeniyle sanığa silahla tehdit suçundan ek savunma hakkı tanındıktan sonra, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 106/2-a ve 43/2. maddeleri uyarınca mahkumiyeti yerine suç vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Y8CD E.2022/4159 - K.2024/9211
- TCK 213
- 100 promil alkollü söylenen ve çevrede de ciddiye alınmayan sözler nedeniyle Halk Arasında Korku ve Panik Yaratmak Amacıyla Tehdit Suçu oluşmaz.
Dava konusu olay; sanığın, suç tarihinde saat 23: 30 sıralarında*** isimli kahvehanenin önüne gelip alkollü vaziyette "ben canlı bombayım, erkek yok mu içinizde, hepinizi patlatırım, ona göre, önce Türkleri sonra dağdaki Kürtleri patlatacağım" şeklinde bağırarak atılı suçu işlediği iddiasına ilişkindir.
İlk derece mahkemesince; iddia, savunmalar, tanıklar S.A'nın ve H.Y'ın beyanları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek sanığın eylemlerinin muhatap alınan kitlede hayat, sağlık ve vücut dokunulmazlığı yönünden korku ve endişe yarattığı nazara alındığında atılı suçtan sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir.
5237 sayılı Kanun'un 213 üncü maddesinin birinci fıkrası "(1) Halk arasında endişe, korku ve panik yaratmak amacıyla hayat, sağlık, vücut veya cinsel dokunulmazlık ya da malvarlığı bakımından alenen tehditte bulunan kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır" şeklindedir.
5237 sayılı Kanun'un 213 üncü maddesinde düzenlenen suçta korunan hukuki yarar, halkın hayat, sağlık, vücut veya cinsel dokunulmazlığı ya da malvarlığının, dolayısıyla, bireylerin taşıdığı, barış esasına dayalı bir hukuk toplumunda yaşadıklarına dair duygudur. Bu suçun mağduru, toplumu oluşturan herkestir. Maddedeki anlamıyla "halk" terimi, belirli bir yerde veya çevrede yaşamayan belirsiz sayıdaki kişilerdir.
Bu açıklamalar ışığında somut olayda; suç tarihinde 100 promil alkollü olan sanığın durumu sebebiyle olay mahallinde bulunan insanlar tarafından ciddiye dahi alınmadığı, bu itibarla sanık hakkındaki ihbarın sanığın olay çıkarmasını engelleme amacıyla yapıldığı ve sanığın halk arasında korku ve panik yaratma kastıyla hareket ettiğine dair savunmalarının aksine delil bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla; sanığın, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi gereğince unsurları yönünden oluşmayan suçtan beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi nedeniyle sanık hakkında kurulan hüküm hukuka aykırıdır
Y8CD E.2021/14175 - K.2024/2011
- TCK 213
- Sanığın tankın üzerine çıkarak, tanka benzin döküp, çevredeki insanlara "yaklaşmayın yakarım" şeklinde bağırmak suretiyle atılı eylemi kendisinin gerçekleştirdiğine dair kabulü birlikte değerlendirildiğinde; tankın üzerine döktüğü benzini yakması ve tankın patlaması durumunda çevrede olan belirsiz sayıdaki insanların hayatlarına ve mallarına zarar gelmesi endişesine kapılmasına neden olduğu anlaşıldığından Halk Arasında Korku ve Panik Yaratmak Amacıyla Tehdit Suçunun unsurları oluşmuştur
I.HUKUKÎ SÜREÇ
1.Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 02.11.2011 tarihli iddianamesiyle sanığın halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit suçundan cezalandırılması ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesi istemiyle kamu davası açılmıştır.
2.Antalya 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.09.2012 tarihli kararıyla sanığın halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir; karar 12.11.2012 tarihinde kesinleşmiştir.
3.Sanığın denetim süresi süresi içerisinde 22.03.2017 tarihinde basit yaralama suçunu işlediğinin ihbar edilmesi üzerine dosya yeniden ele alınmış ve hükmün 1 yıl 8 ay hapis cezası olarak açıklanmasına karar verilmiştir.
4.Sanık tarafından dosyanın istinaf edilmesi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 23.11.2020 tarihli kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II.TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi; suç işleme kastının bulunmadığına, suçun unsurlarının oluşmadığına ve beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir
III.OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin kabulü;
1.Dava konusu olay, sanığın iki adet yakıt tankının üzerine elinde pet şişede benzin ile çıkarak çevrede bulunanlara "yaklaşmayın yakarım" diye bağırarak ve ardından bir miktar benzin döküp halk arasında endişe yaratmak için hayat bakımından alenen tehditte bulunarak atılı suçu işlediği iddiasına ilişkindir.
2.Sanık aşamalarda Akdeniz Üniversitesindeki yolsuzluklarla ilgili yaptığı başvuruların sonuçsuz kalması nedeniyle böyle bir yola başvurduğunu, eylemi kendisinin gerçekleştirdiğini ve suç işleme kastının bulunmadığını beyan etmiştir.
B.Bölge Adliye Mahkemesinin kabulü;
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşıldığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV.GEREKÇE
Sanığın eylemini; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinde bahsedilen saldırı ve savunma amaçlı olan silahtan sayılan benzinle gerçekleştirdiği anlaşıldığından; cezasında 5237 sayılı Kanunun 213 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
1.5237 sayılı Kanunun 213 üncü maddesi " (1) Halk arasında endişe, korku ve panik yaratmak amacıyla hayat, sağlık, vücut veya cinsel dokunulmazlık ya da malvarlığı bakımından alenen tehditte bulunan kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Suçun silahla işlenmesi halinde, verilecek ceza, kullanılan silahın niteliğine göre yarı oranına kadar artırılabilir." şeklindedir.
2.5237 sayılı Kanunun 213 üncü maddesinde düzenlenen halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit suçunda korunan hukuki yarar, halkın hayat, sağlık, vücut veya cinsel dokunulmazlığı ya da malvarlığının, dolayısıyla, bireylerin taşıdığı, barış esasına dayalı bir hukuk toplumunda yaşadıklarına dair duygunun korunmasıdır. Bu suçun mağduru ise, toplumu oluşturan herkestir. Maddedeki anlamıyla halk tabiri, belirli bir yerde veya çevrede yaşamayan belirsiz sayıdaki kişilerdir.
3.Bu açıklamalar ışığında; oluş, tüm dosya kapsamı, sanığın tankın üzerine çıkarak, tanka benzin döküp, çevredeki insanlara "yaklaşmayın yakarım" şeklinde bağırmak suretiyle atılı eylemi kendisinin gerçekleştirdiğine dair kabulü birlikte değerlendirildiğinde; tankın üzerine döktüğü benzini yakması ve tankın patlaması durumunda çevrede olan belirsiz sayıdaki insanların hayatlarına ve mallarına zarar gelmesi endişesine kapılmasına neden olduğu anlaşıldığından mahkemenin kabul ve uygulamasında isabetsizlik bulunmamaktadır.
YARGITAY 16. CEZA DAİRESİ Esas : 2017/1872 Karar : 2018/337 Tarih : 9.01.2018
-
TCK 213. Madde
-
Halk Arasında Korku ve Panik Yaratmak Amacıyla Tehdit Suçu
1-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme ile Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 18/11/2005 tarihli ve 2005/2691-3395 sayılı ve Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 13/10/2005 tarihli ve 2005/10431-12718 sayılı ilâmlarına nazaran, sonraki kanunun unsurlarının veya özel hâllerinin değişmesi, cezanın teşdiden tayini nedeni sayılacak olguların tartışılması, alt ve üst sınırlar arasında bir oran belirlenmesi ya da artırım veya indirim sebeplerinin değerlendirilmesi, cezanın paraya veya tedbire çevrilmesi veya ertelenmesi hususunda mahkemece takdir hakkının kullanılması ve böylece bireyselleştirme yapılmasının zorunlu olduğu hâllerde ise, duruşma açılmak suretiyle tüm bunların neden ve gerekçeleri de gösterilerek hüküm kurulması gerekeceği gözetilmeden dosya üzerinde karar verilmesinde,
2-Sanıkların molotof atma şeklindeki eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'da tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması ve genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçlarını oluşturacağı gözetilmeden, anılan Kanun'un 213. maddesinde düzenlenen halk arasında korku ve panik yaratacak şekilde tehdit suçundan cezalandırılmalarında,
İsabet görülmediğinden bahisle
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 04/10/2005 tarihli ve 1999/35 esas, 2002/158 sayılı ek kararının bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 10.07.2017 gün ve 94660652-105-34-6872-2017-Kyb sayılı yazısına müsteniden ihbar ve mevcut evrak tebliğ olunmuştur.
I-OLAY:
Hükümlüler ... ve ... haklarında İSTANBUL 1 NOLU DEVLET GÜVENLİK MAHKEMESİNİN 04.06.2002 TARİHLİ KARARI İLE 765 sayılı TCK'nın 168/2, 59/2, 31, 33, 3713 sayılı Kanunun 5; 765 sayılı TCK'nın 264/6-son, 59/2 maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay ağır hapis ve 5 yıl 6 ay 20 gün hapis ve 1.400.000 ağır para cezası ile cezalandırılmalarına ilişkin hüküm Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 28.11.2002 tarihli ilamı ile onanmıştır.
Cezanın infazı aşamasında 5237 sayılı TCK'nın yürürlüğe girmesi nedeniyle Cumhuriyet Savcılığınca 29.06.2005 tarihinde yapılan uyarlama talebi üzerine İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi dosya üzerinde yaptığı inceleme ile 7655 sayılı TCK ve 5237 sayılı TCK uyarlaması ile hükümlülerin 5237 sayılı TCK'nın 314/2, 213, 62/1, 3713 sayılı Kanunun 5. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis ve 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiş ve bu karar da temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
II-KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNE İLİŞKİN UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI:
Kanun yararına uyuşmazlığın kapsamı hükümlüler hakkında uyarlama yargılamasının dosya üzerine inceleme ile yapılıp yapılamayacağı ve kesinleşen ilamda yer alan suçların 5237 sayılı TCK'ya göre suç vasıflarının doğru belirlenip belirlenmediğine ilişkindir.
III-HUKUKSAL DEĞERLENDİRME:
Hükümlüler hakkındaki ilk hüküm silahlı örgütün sair efradı olma ve hükümlü ... yönünden yola molotof kokteyl atma; ... yönünden ise, ...'in berber dükkanına molotof kokteyli atma suçuna ilişkin olup, 5237 sayılı TCK'nın yürürlüğe gitrmesi üzerine 765 sayılı TCK'nın 168/2, 59/2, 31, 33, 3713 sayılı Kanunun 5. maddeleri gereğince kurulan ve onama ile kesinleşen hüküm 5237 sayılı TCK'nın 314/2, 62/1, 52, 58/9. maddeleri uyarınca uyarlama yapılmasında bir isabetsizlik yok ise de; 5252 sayılı Yasanın 9. maddesi uyarınca yapılan lehe yasa değerlendirmesinin, gerek kesinleşen ilk kararda gerekse talep üzerine verilen temyize konu kararda takdire ilişkin hususlar da göz önüne alınmak suretiyle, uygulama yapılması karşısında anılan maddede öngörülen lehe olan hükümlerin derhal uygulanabilmesi koşullarının oluşmaması nedeniyle, duruşma açılarak yapılması gerektiği gözetilmeden, dosya üzerinden inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi, yine 765 sayılı TCK'nın 264/6-son, 59/2 maddeleri uyarınca kesinleşen hüküm yönünden hükümlü ... yönünden 5237 sayılı TCK'nın 174/1-2 ve 170/1; ... yönünden ise 174/1-2 ve 151/1, 152/2-a maddelerine göre duruşma açıldıktan sonra lehe kanun değerlendirmesi yapılarak gerek suç tarihinde yürürlükte bulunan ve gerekse suç tarihinden sonra yürürlüğe giren TCK'nın tüm hükümleri olaya uygulanarak bir bütün halinde lehe kanunun tespit edilmesi gerekirken hükümlüler hakkında patlayıcı madde atma suçundan kesinleşen hüküm yönünden uygulama yeri bulunmayan 5237 sayılı TCK'nın 213. maddesi uyarınca lehe kanun değerlendirmesi yapılması nedeniyle kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
IV-SONUÇ VE KARAR:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.10.2005 tarihli ve 1999/35-2002/158 sayılı ek kararının 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, diğer işlemlerin mahallinde yapılabilmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.01.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
UYARI
Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.
Makale Yazarlığı İçin
Avukat veya akademisyenler hukuk makalelerini özgeçmişleri ile birlikte yayımlanmak üzere avukatbd@gmail.com adresine gönderebilirler. Makale yazımında konu sınırlaması yoktur. Makalelerin uygulamaya yönelik bir perspektifle hazırlanması rica olunur.