0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Özel Belgede Sahtecilik Suçu

TCK Madde 207

(1) Bir özel belgeyi sahte olarak düzenleyen veya gerçek bir özel belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren ve kullanan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Bir sahte özel belgeyi bu özelliğini bilerek kullanan kişi de yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.



TCK Madde 207 Gerekçesi

Maddede, özel belgede sahtecilik suçu tanımlanmaktadır.

Suçun konusu, özel belgedir.

Söz konusu suçu oluşturan hareketlerden biri, özel belgeyi sahte olarak düzenlemektir. Özel belge esasında mevcut olmadığı hâlde, mevcutmuş gibi sahte olarak üretilmektedir.

Suç, gerçek bir özel belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirmek suretiyle de işlenebilir. Bu seçimlik hareketle, esasında mevcut olan özel belge üzerinde silmek veya ilaveler yapmak suretiyle değişiklik yapılmaktadır. Mevcut olan özel belge üzerinde sahtecilikten söz edebilmek için, yapılan değişikliğin aldatıcı nitelikte olması gerekir. Aksi takdirde, özel belgeyi bozma suçu oluşur.

Söz konusu suçun tamamlanabilmesi için, bu iki seçimlik hareketten birinin gerçekleşmesinin yanı sıra, düzenlenen sahte belgenin kullanılması gerekir. Suçun oluşması için, bir unsur olarak kullanmanın gerçekleşmesi gerekir. Kullanmadan maksat, bu sahte belgenin herhangi bir hukukî ilişkide veya herhangi bir hukukî işlem tesisinde dikkate alınmasını sağlamaya çalışmaktır.

Maddenin ikinci fıkrasında, başkaları tarafından sahte olarak düzenlenmiş olan bir özel belgenin kullanılması, suç olarak tanımlanmıştır. Bu suçun oluşabilmesi için, kullanan kişinin, belgenin sahte olduğunu bilmesi gerekir. Yani bu suç, ancak doğrudan kastla işlenebilir.


TCK 207 (Özel Belgede Sahtecilik Suçu) Emsal Yargıtay Kararları


YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ Esas: 2014/7950 Karar: 2017/2271 Tarih: 22.05.2017

  • TCK 207. Madde

  • Özel Belgede Sahtecilik Suçu

O yer Cumhuriyet Savcısının UYAP’a kaydı bulunmayan dilekçesi üzerindeki hakim havale tarihinin 22.02.2012 olduğu, 14.02.2012 tarihinde tefhim edilen hükmün bir haftalık temyiz süresinin 21.02.2012 günü mesai bitiminde son bulacağı, bu itibarla O yer Cumhuriyet Savcısının 14.02.2012 tarihinde verilen hükmü, 1412 Sayılı CMUK’nın 310/3. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süreden sonra temyiz ettiği anlaşılmakla süresinde yapılmayan temyiz isteminin 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE, Hazinenin bozulmuş veya değiştirilmiş gıda veya ilaçların ticareti, sağlık için tehlikeli madde temini ile suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve örgüte üye olma suçlarından katılan sıfatını alabilecek biçimde doğrudan zarar görmemesi sebebiyle hükümleri temyiz etme yetkisi bulunmadığından vekilinin bu suçlar yönünden verilen hükümlere yönelik temyiz isteminin, hükmolunan sonuç ceza miktarı itibariyle koşulları bulunmayan sanık … müdafiin duruşmalı inceleme talebinin 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gözetilerek CMUK’nın 317 318. maddeleri uyarınca reddiyle, incelemenin dilekçelerinin içeriğine göre Hazine vekilinin resmi belgede sahtecilik, 5607 Sayılı Yasaya muhalefet, sanıklar … ve … hakkında zimmet suçlarından verilen beraat ile suç eşyasının bilerek kabul edilmesi suçundan kurulan mahkumiyet, sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … müdafiileri ile sanıklar …, …, …, …, …, …‘ün haklarındaki mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı ve duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

KARAR : Sanıklar …, …, …, …, …,…, …, …, …, …, … ve … hakkında 5607 Sayılı Yasaya muhalefet, sanıklar … ve … hakkında zimmet ve 5607 Sayılı Yasaya muhalefet, sanık … hakkında 5607 Sayılı Yasaya muhalefet ve 6136 Sayılı Yasaya muhalefet, sanık … hakkında suç eşyasının satın alınması ve resmi belgede sahtecilik, sanıklar … ve … hakkında suç eşyasının satın alınması suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;

Delillerle iddia ve savunma duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan kurulan mahkumiyet hükümleri ile delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılan Hazine vekili, sanık … müdafii ile sanık …‘in temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,

Sanık … hakkında zimmet suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde,

Yüklenen suçun TCK’nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlendiğinin kabul edilmesi karşısında sanık hakkında aynı Kanun’un 53/5. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Delillerle iddia ve savunma duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan yerinde görülmeyen sanık müdafiin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA,

Sanık … hakkında zimmet ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Haydarpaşa Gümrük Müdürlüğünde ambar şefi olarak görev yapan sanığın, imhasına karar verilmiş olan ve gümrük sahası dışına çıkarılması yasal olmayan kimyasal maddeleri içerik itibariyle gerçeği yansıtmayan belge düzenleyerek sahadan çıkarmak suretiyle zimmet ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediği iddia ve kabul edilmiş ise de, sanığın 09.07.2009 ve 11.06.2009 tarihlerinde farklı araçlarla limanda muhafaza edilmesi gereken ve sorumluluğunda bulunan kimyasal maddeleri daha önce imhası yapılmış ya da satılmasına karar verilmiş ürünlere ait tahakkuk kağıtları kodlarını ilgi tutmak suretiyle sahadan dışarı çıkararak haklarında kamu davası açılan sanıklar …, …, … ve …‘a satıp vererek menfaat temin etmesi biçiminde gerçekleşen eylemlerinin zimmet suçunu oluşturduğu ancak, 29.09.2009 tarihli iddianame ile sanık hakkında 09.07.2009 tarihli eyleme dair dava açıldığı, bu tarihteki taşıma işlemine dair 09.07.2009 tarihli sevk irs…yesinin sanık … ve … arasında düzenlendiği, sanık …‘nin bu irsaliyede imzasının bulunmadığı, 11.06.2009 tarihli eyleme dair olarak ise sanık … hakkında açılmış bir dava mevcut olmadığı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,

Kabule göre de;

TCK’nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle atılı suçu işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanunun 53/5. maddesinin uygulanmaması,

Sanık … hakkında suç eşyasının bilerek satın alınması ve 5607 Sayılı Yasaya muhalefet suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;

Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince 28.04.2009 tarihinde sanığın sürücülüğünü yaptığı 34 … plakalı araçta yapılan aramada faturasız ve yabancı menşeili olduğu tesbit edilen 1024 karton sigara ve 20 kutu puro yakalanması eylemine dair sanık hakkında 5607 Sayılı Yasaya muhalefet ve zimmet suçuna iştirakten açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda 5607 Sayılı Yasaya muhalefet suçundan beraat ve atılı eylemin zimmet değil suç eşyasının satın alınması suçunu oluşturduğundan bahisle bu suçtan mahkumiyetine karar verilmiş ise de, sanığın yakalanan kaçak ürünlerin kendisine ait olduğu şeklindeki aşamalarda değişmeyen savunmaları, haklarında zimmet suçundan cezalandırılması talep edilen TASİŞ görevlileri ile fikir ve eylem birlikteliği içinde olduğu ve yakalanan ürünleri bu sanıklardan temin ettiğine dair somut ve yeterli delilin bulunmaması nazara alındığında, sübuta eren eyleminin suç tarihi itibariyle 4733 Sayılı Kanun’un 8/4 maddesinde düzenlenen tütün ve tütün mamullerini alma veya satma suçunu oluşturduğu gözetilmeden yanılgılı hukuki değerlendirme sonucu yazılı şekilde hükümler kurulması,

Sanık … ve … haklarında zimmet suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;

TASİŞ’in Erenköy İşletme Şube Müdürlüğünde şoför olarak görev yapan sanıkların, aynı kurumda görev yapan bir kısım sanıklarla fikir ve eylem birlikteliği içerisinde imhaya tabi olan ürünleri mal edinmek kastı ile kurum dışına çıkarmak suretiyle zimmet suçunu işlediklerinden bahisle haklarında açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda mahkumiyetlerine karar verilmiş ise de, sanıkların birbiriyle uyumlu ve aşamalarda değişmeyen savunmaları, iletişimin dinlenilmesine dair tutanakların içeriği ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde yüklenen zimmet suçunu işlediklerine dair mahkumiyetlerini gerektiren kesin, inandırıcı ve yeterli delil bulunmadığı gözetilmeden beraatleri yerine dosya kapsamına ve oluşa uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,

Sanık … hakkında zimmet ve resmi belgede sahtecilik, sanık … hakkında suç eşyasını kabul etme suçlarından kurulan mahkumiyet, sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan beraat hükümlerinin temyiz incelemesinde;

Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince 11.06.2009 tarihinde Haydarpaşa Gümrük Müdürlüğü’nden yüklü olarak çıkış yapan 34 … plakalı araçta yapılan aramada imha edilmesi gerektiğinden gümrük sahasından çıkması yasak olan 15 kap kimyasal madde bulunduğu, söz konusu maddelerin ambar şefi olan …‘ın gözetim ve sorumluluğunda olup bilgisi dahilinde düzenlenen sahte belgelerle sahadan çıkarıldığının tesbit edilmesi üzerine suça konu maddeleri teslim alan ve sevkiyatı sağlayan sanıklar Tahsin ve Salih Sait’in sanık …‘nin zimmet ve resmi belgede sahtecilik eylemlerine iştirak ettiklerinden bahisle açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda; sanık …‘in zimmet ve resmi belgede sahtecilik suçlarından mahkumiyetine, sanık …‘in suç eşyasını kabul etme suçundan mahkumiyet ve resmi belgede sahtecilik suçundan beraatine karar verilmiş ise de; sanık … hakkında 11.06.2009 tarihinde gümrük sahasından çıkarılan 15 kap kimyasal maddeye dair kamu davası açılmadığı, özgü suç niteliğinde olan ve TCK’nın 247/1. maddesi uyarınca kamu görevlisi olan kişiler tarafından işlenebilen zimmet suçuna iştirak eden diğer kişilerin TCK’nın 40/2. maddesi uyarınca ancak azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilecekleri dikkate alındığında, sanık … hakkında 11.06.2009 tarihli eylem sebebiyle zimmet suçundan dava açılması halinde bu dosya ile birleştirilmesinden sonra tüm sanıkların hukuki durumlarının buna göre tayin ve takdiri gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hükümler kurulması,

Kabule göre de;

Haydarpaşa Gümrük Müdürlüğü’nde kamu görevlisi olarak görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu belgeyi gerçeğe aykırı şekilde tanzim eden sanık …‘ın eylemine iştirak ettiği anlaşılan, sanık …‘in 5237 Sayılı TCK’nın 204/2 yerine 204/1. maddesiyle hükümlülüğüne karar verilmesi,

Sanıklar …, …, …, …, …, …, … ve … hakkında zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin temyiz incelemesinde;

TCK’nın 247. maddesinde düzenlenen zimmet suçunun oluşabilmesi için kamu görevlisinin görevi sebebiyle kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu mallar üzerinde görevinin gerekleriyle bağdaşmayan bir surette tasarrufta bulunması, bu malları kendisinin veya başkasının zimmetine geçirmesi gereklidir. Zimmete geçirme, suç konusu mal üzerinde m…kmiş gibi tasarrufta bulunmayı ifade etmektedir. Madde gerekçesinde de belirtildiği üzere, zimmet suçunun oluşabilmesi için, suç konusu malın kamu görevlisinin şahsının veya bir başkasının zimmetine geçirilmiş olması arasında fark bulunmamaktadır.

Bu açıklamalar ışığında sanıklar açısından zimmet suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığının belirlenebilmesi için, TASİŞ’te ambar memuru olarak görev yapan sanık …‘in görev ve sorumluluk kapsamının, suça konu ürünlerin kendisine görevi sebebiyle teslim edilip edilmediğinin ve muhafaza ve gözetim sorumluluğu bulunup bulunmadığının ilgili kurumundan sorulup tespit edildikten sonra, sonucuna göre sanık … ile bu sanığın eylemlerine iştirak eden diğer sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdir edilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

Kabule göre de;

Özgü suç niteliğinde olan ve ancak kamu görevlisi tarafından işlenebilen zimmet suçuna iştirak eden diğer kişilerin TCK’nın 40/2. maddesine göre azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilecekleri nazara alındığında, kamu görevlisi olmayan ve suça azmettirdiği yönünde delil bulunmayan sanıklar …, …, …, … ve … hakkında aynı Kanunun 39. maddesi uyarınca suça yardım eden olarak sorumlu tutulup mahkumiyetlerine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,

TCK’nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle atılı suçu işlediği kabul edilen sanıklar … ve … hakkında aynı Kanunun 53/5. maddesinin uygulanmaması,

Sanık … ve … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;

Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne bağlı ekiplerce 09.07.2009 tarihinde 34 … 347 plakalı araçta yapılan aramada 17.500 kg LAP CHRYSOTİLE 7 M-450-50 Marka Amyant tabir edilen sıvı madde ele geçirildiği, bu ürünün düzenlenen sahte belge ile Haydarpaşa Gümrük Müdürlüğü’nden çıkarılarak H. lakaplı sanık … tarafından …‘ya satılması eylemi sebebiyle resmi belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda, sanık …‘ın resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetine, diğer sanık …‘nin beraatine karar verilmiş ise de, suça konu maddelerin taşınmasında kullanılmak üzere düzenlenen ve kolluk birimine ibraz edilerek kullanıldığı anlaşılan sevk irs…yesinin sanık … ile … isimli kişi arasında düzenlendiği, ayrıca sanık …‘ın söz konusu sevk irs…yesini kendisinin düzenlediğine dair savunması karşısında, sanıkların eyleminin 5237 Sayılı TCK’nın 207. maddesinde düzenlenen özel belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeden, dosya kapsamına ve oluşa uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde hükümler kurulması,

Sanıklar … ve … hakkında suç eşyasının satın alınması suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;

Sanıklar hakkında TASİŞ’te kamu görevlisi olan diğer sanıklar ile fikir ve eylem birliği içinde hareket edip imhaya tabi ürünleri piyasaya sürmek suretiyle zimmet suçunu işlediklerinden bahisle açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda; suç eşyasının satın alınması suçundan mahkumiyetlerine karar verilmiş ise de; sanıkların aşamalarda değişmeyen ve birbirleriyle uyumlu beyanları, iletişimin tesbitine yönelik tutanakların içeriği ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, atılı suçu işlediklerine dair kesin, inandırıcı ve yeterli delil bulunmadığı anlaşılmakla, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraatleri yerine yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı, katılan Hazine vekili, sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … müdafiileri, sanıklar …, …, …, …, …, …‘ün temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ Esas: 2017/5656 Karar: 2017/3654 Tarih: 11.05.2017

  • TCK 207. Madde

  • Özel Belgede Sahtecilik Suçu

Sanığın, … tarafından sahte olarak düzenlenen 30.09.2006 tarihli müstahsil makbuzunu Gürgentepe İlçe Tarım Müdürlüğü’ne ibraz ederek bal destekleme parası aldığının iddia olunması, sanığın suçlamayı kabul etmeyerek bal satışının gerçek olduğunu savunması ve bu savunmayı destekleyen ve suça konu belgenin gerçek bir mal alım satımına dayandığına dair belgeyi düzenleyen tanık …‘ın beyanları karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından, sanığın suç tarihinde müstahsil makbuzunda belirtilen miktarda bal üretimi ya da stokunun olup olmadığı, aynı dönemde başka kişilere bal satışlarının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, suça konu müstahsil makbuzunu düzenleyen … hakkında sahte fatura düzenleme sebebiyle Vergi Usul Kanuna Muhalefet suçundan mahkemenin 2010/49 Esas sayılı dosyası ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan Ordu Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2011/4 Esas 2011/146 Karar sayılı dosyasında yürütülen yargılama akıbetlerinin araştırılıp mümkünse dosyaların birleştirilmesi, değilse dosyaları getirtilip incelenerek bu davayı ilgilendiren belgelerin onaylı örneklerinin dava dosyasına alınması ve eylemin sübutu halinde 5237 Sayılı Kanun’un 207. maddesinde düzenlenen “özel belgede sahtecilik” suçunu oluşturacağı da dikkate alınarak hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,

SONUÇ : Yasaya aykırı, katılan kurum vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/3859 Karar: 2017/3427 Tarih: 04.05.2017

  • TCK 207. Madde

  • Özel Belgede Sahtecilik Suçu

1.Müşteki adına sahte olarak düzenlendiği belirtilen hatta ait abonelik sözleşmesi sebebiyle sanıklar hakkında özel belgede sahtecilik suçundan verilen beraat hükümleriyle ilgili; sanığın aşamalardaki beyanlarında “aktivasyon bayi olmaları sebebiyle son kullanıcıyı tanımadıklarını, sözleşmeyi alt bayilerin düzenlediği aktive için kendilerine gönderildiği, suça konu hattı ilgili kişiye Vat İletişim’in sattığı” şeklindeki savunması, Vat iletişim yetkilisi sanığın üzerine atılı suçlamayı kabul etmemesi karşısında, suça konu belge üzerindeki imzanın aidiyeti bakımından belge aslının getirtilerek, sanıkların imza ve yazılarının temini ile bilirkişi incelemesi yaptırılması, hattın kim tarafından ve ne zaman aktive edildiğinin Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.’den sorulması, hattın iletişimin tespiti yoluyla konuşulan numaralardan hattın sahibine ulaşılması ve tanık olarak beyanlarına başvurulması, sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması,

2.Müşteki adına sahte düzenlendiği iddia olunan hatta ait abonelik sözleşmesi sebebiyle sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan verilen beraat hükmüyle ilgili; sanığın “… adına aktif edilen hattın hem satış hemde aktivite işlemlerini kıvılcım iletişim tarafından yapıldığı” şeklinde savunması karşısında gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi bakımından, … İletişim’in suç tarihindeki yetkilisi tespit edilerek, sanığın savunması doğrultusunda ifadesine başvurulması ve gerektiğinde sanık, Kıvılcım İletişim’in yetkilisi ile ilgili personelin suç tarihinden önceki resmi kurumlardan temin edilecek imza ve yazı örnekleri getirtilip, huzurda alınan yazı ve imza örnekleri ile birlikte GSM abonelik sözleşmesi üzerindeki yazı ve imzaların sanığın ya da Kıvılcım İletişim’in yetkilileri ile personelinin eli ürünü olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılması, Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.’den sorulmak suretiyle suça konu hattın aktivasyon işleminin hangi bayi tarafından yapıldığının tespiti ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,

3.Suçların sübutu halinde, hükümden sonra 19.02.2014 tarih 28918 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6518 Sayılı Kanun’un 104 105. maddeleri ile değişik 5809 Sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 63. maddesinin 10. fıkras 10. fıkrası ile yaptırıma bağlanan 56. maddesinin 4. fıkras 4. fıkrasındaki “Kişinin bilgisi ve rızası dışında işletmeci veya adına iş yapan temsilcisi tarafından abonelik tesisi, işlemi veya elektronik kimlik bilgisini haiz cihazların kayıt işlemi yapılamaz ve yaptırılamaz, bu amaçla gerçeğe aykırı evrak düzenlenemez, evrakta değişiklik yapılamaz ve bunlar kullanılamaz” ve 5. fıkrasındaki “Gerçeğe aykırı evrak düzenlemek ve değiştirmek suretiyle kişinin bilgi ve rızası dışında tesis edilmiş olan abonelikler kullanılamaz” hükmü karşısında; özel hüküm niteliğinde bulunan ve lehe olan 5809 Sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 56. maddesindeki düzenleme de gözetilerek, sanıklara önödeme önerisinde bulunulması suretiyle hüküm kurulmasında zorunluluk bulunması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.05.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ Esas: 2017/2192 Karar: 2017/2642 Tarih: 06.04.2017

  • TCK 207. Madde

  • Özel Belgede Sahtecilik Suçu

Özel belgede sahtecilik suçundan sanık …‘ın, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 207/1 62/1 maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Şanlıurfa 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 14.02.2012 tarihli ve 2011/529 esas, 2012/94 Sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, sanığın deneme süresi içerisinde yeniden suç işlediğinden bahisle 5271 Sayılı Kanun’un 231/11. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasına, 5237 Sayılı Kanun’un 207/1 62/1. maddeleri uyarınca sanığın 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Şanlıurfa 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 14.04.2016 tarihli ve 2014/784 esas, 2016/440 Sayılı kararının “Telpa Telekomünikasyon İletişim isimli işyerinin sorumlusu olan sanığın müşteki adına bilgi ve rızaları olmaksızın abonelik sözleşmeleri düzenlemesinden ibaret somut olayda, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5809 Sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’na 6518 Sayılı Kanun ile eklenen 4. maddesinde yer alan “Kişinin bilgisi ve rızası dışında işletmeci veya adına iş yapan temsilcisi tarafından abonelik tesisi veya işlemi veya elektronik kimlik bilgisini haiz cihazların kayıt işlemi yapılamaz ve yaptırılamaz, bu amaçla gerçeğe aykırı evrak düzenlenemez, evrakta değişiklik yapılamaz ve bunlar kullanılamaz.” şeklindeki ve aynı Kanun’un 63/10. maddesinde düzenlenen “Bu Kanunun 56. maddesinin birinci fıkrası hükümlerine aykırı hareket edenler bin günden beş bin güne kadar; ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarına aykırı hareket ederek bu işi bizzat yapanlar elli günden yüz güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.” şeklindeki hükümler nazara alındığında, sanığa isnad edilen eylemin daha özel nitelikteki 5809 Sayılı Kanun’un 63/10. maddesindeki suçu oluşturduğu, 5237 Sayılı Kanun 7/2. maddesindeki “suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” şeklindeki hükme göre sanık lehine değerlendirme yapılarak sanığın eyleminin 5809 Sayılı Kanun’un 63/10. maddesi kapsamında kaldığı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden” bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, bozulması istenilmiş olmakla,Dosya incelendi, gereği görüşüldü:

KARAR : 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinin 11. fıkras 11. fıkrasına göre; “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine dair yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.”

Buna göre, sanık denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlediğinde mahkeme daha önce açıklanmasını geri bıraktığı mahkûmiyet hükmünü açıklayacak, bu hükümde hukuka aykırılık olsa bile hükmü değiştiremeyecektir.

Ancak, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararından sonra; sanığın ölmesi, dava zamanaşımı süresinin dolması, şikâyete tabi suçlarda şikâyetten vazgeçilmesi, yürürlüğe giren yeni kanunla fiilin suç olmaktan çıkarılması veya daha az cezayı gerektiren ya da önödemeye tabi bir suç olarak düzenlenmesi gibi durumlarda, mahkemenin bunları dikkate alarak yeni bir hüküm kurması adil yargılama, maddî gerçeğe ulaşma ve çabukluk ilkeleri gereğince zorunludur.

Somut olayda, sorumlusu olduğu işyerinde mağdurun bilgisi ve rızası dışında abonelik sözleşmesi düzenlemek şeklindeki sanığın fiili, 5237 Sayılı TCK’nın 207. maddesinin 1. fıkras 1. fıkrası gereğince hapis cezasını gerektiren “özel belgede sahtecilik” suçunu oluşturmakta iken; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararından sonra, 19.02.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6518 Sayılı Kanunla 5809 Sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 56. maddesine eklenen 4. fıkradaki “Kişinin bilgisi ve rızası dışında işletmeci veya adına iş yapan temsilcisi tarafından abonelik tesisi veya işlemi veya elektronik kimlik bilgisini haiz cihazların kayıt işlemi yapılamaz ve yaptırılamaz, bu amaçla gerçeğe aykırı evrak düzenlenemez, evrakta değişiklik yapılamaz ve bunlar kullanılamaz.” ve 5. fıkradaki “Gerçeğe aykırı evrak düzenlemek veya değiştirmek suretiyle kişinin bilgi ve rızası dışında tesis edilmiş olan abonelikler kullanılamaz.” şeklindeki hükümler uyarınca, 5809 Sayılı Kanun’un 63. maddesinin 10. fıkras 10. fıkrasında bu fiiller adlî para cezasını gerektiren ve önödemeye tabi suç olarak düzenlenmiştir.

5237 Sayılı TCK’nın 7. maddesinin 2. fıkras 2. fıkrası gereğince, lehine olan bu düzenleme nedeniyle, sanığa önödeme önerisinde bulunularak, sonucuna göre hukukî durumu belirlenip yeniden hüküm kurulması gerekirken, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması ve aynı şekilde hüküm verilmesi yasaya aykırıdır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlere ve incelenen dosyaya içeriğine göre, ihbarnamedeki kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden; Şanlıurfa 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 14.04.2016 tarihli 2014/784 esas ve 2016/440 karar sayılı hükmünün CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkras 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA; bozma nedenine göre belirtilen maddenin 4. fıkrasının ( b ) bendi gereğince aynı mahkeme tarafından yeniden yargılama yapılarak hüküm kurulması için, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 06.04.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 21. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/10180 Karar: 2017/1728 Tarih: 05.04.2017

  • TCK 207. Madde

  • Özel Belgede Sahtecilik Suçu

2797 Sayılı Yargıtay Kanununun 14. maddesinde yer alan “Ceza dairelerinin görevlerinin tayininde, davadaki tavsif esas alınır. Muhtelif suçlara ait davalarda en ağırını incelemeye yetkili daire görevlidir.” hükmüne göre yasa, sevk maddelerine değil, iddianamedeki tavsife ağırlık tanımıştır. Bu sebeple Ceza Dairelerinin görevinde Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu’nun yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere iddianamedeki tavsif esas alınmalıdır.

Suç tarihinde serbest muhasebeci olarak görev yapan sanık …‘ın diğer sanık …‘ı muhasebeciliğini yürüttüğü …‘a ait kuaför dükkanında çalışıyormuş gibi göstermek için sahte işe giriş bildirgesi düzenleyip Sosyal Güvenlik Kurumuna vermesi biçiminde gerçekleşen olayda; işe giriş bildirgesi verme yükümlülüğünün 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 9. maddesi ve 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 8. maddesi uyarınca işverene ait olması, 3568 Sayılı Serbest Muhasebecilik, Serbest Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu’nun 2-A maddesinde belirtilen “muhasebecilik ve mali müşavirlik mesleğinin konusu” kapsamındaki işlerden olmaması nedeniyle, aynı Kanun’un 47. maddesine göre, anılan meslek mensuplarının görevleri sırasında veya görevleri sebebiyle işledikleri suç kapsamında sayılamayacağı cihetle, sahtecilik eyleminin 5237 Sayılı TCK’nun 207/1. maddesi kapsamında özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacağının anlaşılması karşısında,

SONUÇ : TCK’nın 158/1-e maddesindeki nitelikli dolandırıcılık suçunun ceza miktarına, tebliğname tarihine, iddianamedeki tavsife, hükümlerin konusuna, temyizin kapsamına ve Yargıtay Kanunu’nun 14. maddesine göre temyiz inceleme görevi Yüksek 15. Ceza Dairesi’ne ait olduğundan Dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE, Dairemiz ile 15. Ceza Dairesi arasında doğan görev uyuşmazlığının giderilmesi için dosyanın Ceza Daireleri Başkanlar Kuruluna gönderilmesine, 05.04.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 15. CEZA DAİRESİ Esas: 2014/18189 Karar: 2017/8449 Tarih: 30.03.2017

  • TCK 207. Madde

  • Özel Belgede Sahtecilik Suçu

Sanığın gıda toptancılığı işi ile uğraşan … Gıda Pazarlama Anonim Şirketinde 23.02.2006 ve 02.04.2007 tarihleri arasında satış temsilcisi olarak çalıştığı, çalıştığı süre içerisinde şirket müşterileri adına sahte fiş düzenleyerek, bu fişleri ve teslim aldığı malların bir kısmını kiraladığı bir depoda, bir kısmını da bazı müşterilerin deposunda saklayarak faturasız ve düşük fiyattan piyasaya satarak katılan şirketi zarara uğrattığı, bu durumu gizlemek amacıyla tahsilat makbuzlarında tahrifatlar yaptığı, müşteriler sipariş vermedikleri halde verilmiş gibi ve söz konusu malları teslim almadıkları halde almışlar gibi işlem yaptığı, ayrıca bazı müşterilerin hiç alışveriş yapmadıkları halde alış veriş yapılmış gibi gösterdiği, sanığın katılan şirketi alacaklı … Ticaret’in borçlu olduğu, 30.04.2007 ödeme tarihli, 22.000 TL meblağlı bonoyu, borçlu olarak görünen şirketin adına imzaladığı ve kaşelediği, sanığın depo olarak kullandığı belirtilen yerde yapılan tespit sonucunda katılan şirkete ait olan değeri 4.953.52 TL tutarında olan malın ele geçirildiği böylelikle sanığın hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanma, resmi belgede sahtecilik ve özel belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda,

Gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılması bakımından sanığın imza ve yazı örneklerinin alınarak, çalıştığı tarihler arasında, yasal olarak ne kadar tahsilât yaptığının belirlenmesi, bu tahsilâta dair makbuz ve dekontların dosyaya konulması, sanığın uhdesinde para tuttuğu iddia edilen satışlarla ilgili faturaların tamamının dosyaya getirtilmesi, bu faturaların gerçek olup olmadığının, adına fatura düzenlenen şirket kayıtlarınında incelenerek karşılaştırılması, sanığın hangi ödemelerin kime, hangi tarihte yaptığı, kayıtlara işlenip işlenmediği ve ödemeye dair belge veya diğer makbuzların neler olduğunun araştırılması, onaylı suretlerinin dosyaya konulması, bütün delillerin toplanmasından sonra dosyanın bilirkişiye gönderilerek, sanığa satış verilen malların parası verilip verilmediği, bu paranın katılan şirket kayıtlarına işlenip işlenmediği, ayrıca düzenlenen faturaların sahte olup olmadığı, katılan şirketin zararının ne kadar olduğunun kesin olarak belirlenmesi, sahte olarak düzenlediği ve üzerinde tahrifatlar yaptığının iddia edildiği fatura ve ödeme makbuzlarının tamamının getirtilmesi, sonrasında imza ve yazı örnekleri ile sahteliği iddia edilen belgeler üzerindeki imza ve yazıların sanığa ait olup olmadığının tespiti amacıyla evrakların bilirkişiye gönderilerek rapor tanzimi, yine …Ticaret adına düzenlenmiş 30.04.2007 ödeme tarihli ve 22.000 TL bedelli bono ile ilgili olarak katılan firma adına bono borçlusu gözüken firma arasında alışveriş olup olmadığı ve katılan firmaya borcunun bulunup bulunmadığı ve bono aslının dosyaya getirtilerek, yapılan sahtecilikte aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdir ve tayininin hakime ait olduğu da dikkate alınarak, söz konusu bononun mahkeme tarafından incelenip özelliklerinin zapta geçirilmesi, bu şekilde, sahtecilikte aldatma kabiliyeti bulunup bulunmadığının tespiti, senet metninde bulunması gerekli zorunlu unsurlardan olan “tanzim tarihinin” yer almaması halinde senedin özel belge niteliğinde olacağı, dosyada mevcut suça konu senet fotokopisi üzerinde yapılan incelemede, düzenleme tarihinin bulunmadığının da göz önüne alınarak aldatma kabiliyetinin varlığı halinde TCK’nın 207. maddesi uyarınca özel belgede sahtecilik suçunun oluşacağı, ayrıca birden fazla sahte fiş ve tahsilat makbuzu düzenlemesi sebebiyle zincirleme suç hükümlerinin de uygulanması gerektiği değerlendirip, tüm delillerin birlikte göz önüne alınarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir edilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet yönünde hükümler tesis edilmesi,

Kabule göre de;

Hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanma suçundan sanığın, 5237 Sayılı TCK’nın 43/1 maddesi kapsamında, aynı suç işleme kararıyla Kanun’un aynı hükmünü değişik zamanlarda birden fazla kez ihlal ederek haksız menfaat temin etmiş olması karşısında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmayarak eksik ceza tayin edilmesi,

Sanık hakkında hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanma suçundan verilen adli para cezasının hesabında hata yapılmak suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 Sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/ son maddesi uyarınca ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 30.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 21. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/10656 Karar: 2017/1225 Tarih: 13.03.2017

  • TCK 207. Madde

  • Özel Belgede Sahtecilik Suçu

1- )Sanıklar hakkında, sahte olarak düzenlenen suça konu senetleri, hayvan alım-satımı esnasında katılana verdikleri iddiasıyla resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından açılan davada, suça konu senet asıllarının dosyada bulunmadığı, alınan bilirkişi raporunda aldatma kabiliyetine dair bir değerlendirme olmadığı gibi, bu hususta mahkemece de herhangi bir gözlem yapılmadığı, senet fotokopileri üzerinde yapılan incelemede, düzenleme tarihlerinin bulunmadığının görüldüğü, sanıklardan …‘nun soruşturma aşamasında alınan beyanında, senet alışverişi esnasında diğer sanık … ve katılanın yanında bulunmadığını, sorgusunda ise, hayvanları yükledikten sonra …‘daki et fabrikasına gittiklerini, …‘ın katılana senet verdiklerini, bu senetleri de kefil olarak imzaladığını söylemesine rağmen, senet üzerindeki borçlu imzasının sanıklardan …‘na ait olup olmadığı yönünde bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı, …‘ın mahkemece beyanına başvurulmadığı, bunun yanında … Entegre Et ve Un Sanayi A.Ş.’nin, katılan tarafından başlatılan icra takibine karşı imza itirazında bulunduğu ve senet üzerindeki kaşenin şirketlerine ait olmadığını iddia etmesine rağmen, imza ve kaşenin sahteliği hususunda mahkemece alınan herhangi bir bilirkişi raporu olmadığı gibi, varsa itiraz sonucu aldırılan bilirkişi raporunun da dosya kapsamında mevcut olmadığı anlaşılmakla, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek bir şekilde belirlenmesi bakımından; öncelikle belgelerde sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdiri hakime ait olduğu cihetle, suça konu senet asıllarının duruşmaya getirtilip incelenerek bulunması gereken zorunlu unsurları ihtiva edip etmediğinin tespit edilmesi, aldatıcı nitelikte olup olmadıklarının kararda tartışılması ve senet asıllarının denetime imkan verecek şekilde dosya arasına konulmasının ardından, sanıklardan …‘nun imza örnekleri alınarak senetler üzerindeki borçlu ve ciranta imzalarının sanıkların eli ürünü olup olmadığının araştırılması, senet üzerindeki kaşe ve imzanın … Entegre Et ve Un Sanayi A.Ş.’ye ait olmadığı yönünde hukuk mahkemesince alınan bilirkişi raporu olması halinde getirtilerek incelenmesi, mevcut olmaması halinde ise bilirkişi incelemesi yaptırılması ile 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 688. ( 6102 Sayılı Kanun’un 776. ) maddesinin ı uyarınca senet metninde bulunması gerekli zorunlu unsurlardan olan “tanzim tarihinin” bulunmaması halinde senetlerin özel belge niteliğinde olacağı ve sanıkların eyleminin 207. maddesi uyarınca özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı gözetilmeyerek eksik soruşturma ve hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi,

2- )Kabul ve uygulamaya göre de;

a- )5237 Sayılı TCK’nun 61. maddesi uyarınca hakim somut olayda; suçun işleniş biçimini, suçun işlenmesinde kullanılan araçları, suçun işlendiği zaman ve yeri, suçun konusunun önem ve değerini, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını ve failin güttüğü amaç ve saiki göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanunî tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler. Aynı Kanun’un “Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi” başlıklı 3/1. maddesi uyarınca suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur. Bu itibarla; kanunda öngörülen alt ve üst sınır arasında temel cezayı belirlemek hâkimin takdir ve değerlendirme yetkisi içindedir. Ancak Anayasanın 141, 5271 Sayılı CMK’nun 34, 230 289. maddeleri uyarınca hükümde bu takdirin denetime olanak sağlayacak biçimde, hak ve nesafet kurallarına uygun, dosya içeriği ile uyumlu yasal ve yeterli gerekçesinin gösterilmesi zorunludur. Yasa metinlerdeki ifadelerin tekrarı ile yetinilmesi veya bu metinlerdeki genel nitelikli ölçütlerden bahsedilmiş olması, somut olaya ve faile özgülenmediği müddetçe yeterli bir gerekçe sayılamaz. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanıklara isnat edilen suçlar yönünden daha makul temel ceza belirlenmesi yerine, yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile orantılılık ilkesini zedeleyecek şekilde temel her iki suç cezanın en üst sınırdan 5 yıl olarak tayini,

b- )T.C. Anayasa Mahkemesi’nin, 53. maddesine dair olan, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının 24.11.2015 gün ve 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olmasından kaynaklanan zorunluluk,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 6723 Sayılı Kanun ile değişik 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.03.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 15. CEZA DAİRESİ Esas: 2014/12349 Karar: 2017/6897 Tarih: 01.03.2017

  • TCK 207. Madde

  • Özel Belgede Sahtecilik Suçu

Suça konu çekin sanık … tarafından sahte olarak oluşturulup …‘ya verildiği …‘nun da bu çeke dair çek karnesi olmamasına rağmen sahte olarak oluşturulmuş çekin metin kısmını doldurarak ve keşide etmeksizin …‘ya verdiği, sanık …‘un da bu sahte çeki bu özelliklerini bilerek 2007 yılı hasat döneminde meyve aldığı müştekiye verdiği bu şekilde sanıklar … ve …‘nın suça konu sahte çeki tanzim edip piyasaya sürerek sanık …‘un da sahte olduğunu bildiği çeki borcuna karşılık müştekiye verip kendilerine menfaat sağladıklarının iddia edildiği olayda;

1-)Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükmünün incelemesinde;

Sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.

5237 Sayılı TCK’nın 158. maddesinin 1. fıkras 1. fıkrasının (e), (f) (i) ve (k )bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün sayısının, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin TCK’nın 158/1-f son maddesi gereğince temel ceza belirlenirken yazılı şekilde uygulama yapılması, bu açıklama kapsamında, nitelikli dolandırıcılık suçu ile ilgili olarak 5237 Sayılı TCK’nın 158/1-f-son maddesi gereğince haksız menfaat miktarının iki katı dikkate alınarak temel cezanın bu miktardan az olmayacak şekilde belirlenip adli para cezasıyla cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 52. maddesi gereğince günlüğü 20 TL den hesap edilmek suretiyle netice olarak adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, doğrudan haksız menfaatin iki katı olarak cezanın belirlenmesi sonuç cezaya etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın atılı suçu işlemediğine dair temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,

2-)Sanıklar … ve … hakkında verilen mahkumiyet hükümleri ile sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet hükmünün temyiz incelemesinde;

a-)Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet hükmünün incelenmesinde;Kambiyo senetlerinde yapılan sahteciliğin resmi belgede yapılmış sayılabilmesi için ilgili kambiyo senedinin Türk Ticaret Kanununda öngörülen bütün unsurlarını taşıması gerekli olup Yargıtay İBK’nın 14.12.1992 tarih ve 1/5 Sayılı kararında da açıklandığı üzere 6762 Sayılı TTK’nın 692/5. maddesi gereğince çeklerde bulunması zorunlu olan keşide yerinin bir duraksamaya meydan vermeyecek biçimde açık ve anlaşılır olması gerekmektedir. Somut olayda, suça konu çek üzerinde keşide yerinin bulunmaması sebebiyle özel belge niteliğinde bulunduğu ve sanık hakkında TCK’nın 207/1. maddesi gereğince özel belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetine hükmedilmesi gerektiği gözetilmeksizin resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,

b-)Sanık … ve sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerinin incelenmesinde;

Suça konu tamamen sahte olarak üretilmiş çekin keşidecisi olarak görünen … İnşaat ve Limited Şirketi yetkilisi sanık … ve diğer sanık …‘nın imza ve yazı örnekleri ile çekteki yazı ve imzalar karşılaştırıldığında sanıkların eli ürünü olduğuna dair yeterli bulguya rastlanmadığı, dosya kapsamından sanıkların suça konu çeki sahte olarak düzenleyip kullandıklarına dair mahkumiyetlerine yeterli bir delil elde edilemediği anlaşılmakla atılı suçlardan beraatlerine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetlerine hükmedilmesi,

Kabule göre de;

5237 Sayılı TCK’nın 158. maddesinin 1. fıkras 1. fıkrasının (e), (f) (i) ve (k) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün sayısının, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin TCK’nın 158/1-f son maddesi gereğince temel ceza belirlenirken yazılı şekilde uygulama yapılması, bu açıklama kapsamında, nitelikli dolandırıcılık suçu ile ilgili olarak 5237 Sayılı TCK’nın 158/1-f-son maddesi gereğince haksız menfaat miktarının iki katı dikkate alınarak temel cezanın bu miktardan az olmayacak şekilde belirlenip adli para cezasıyla cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 52. maddesi gereğince günlüğü 20 TL den hesap edilmek suretiyle netice olarak adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı olup, sanık …, … ve sanık … ile müdafiinin temyiz itirazları bu sebeple yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 Sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 Sayılı 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 01.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/6801 Karar: 2017/996 Tarih: 15.02.2017

  • TCK 207. Madde

  • Özel Belgede Sahtecilik Suçu

I-) Dolandırıcılık suçundan verilen karara ilişen temyiz itirazlarının incelenmesinde;

5237 Sayılı TCK’nun 53. maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 Sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

1-)5237 Sayılı TCK.nun 58/7. maddesi gereğince “mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, infazda duraksamaya, karışıklığa neden olacak ve infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde denetimli serbestlik tedbirinin süresinin de belirlenmesi,

2-) Sanık hakkında hükmolunan gün para cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında uygulanan kanun maddesinin gösterilmemesi suretiyle, 5271 Sayılı CMK’nun 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,

Yasaya aykırı; sanığın temyiz itirazları bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına dair hüküm fıkrasında yer alan “ayrıca 58. maddenin 6.7 ve 5275 Sayılı Kanun’un 108/4. maddesi uyarınca denetim süresi en az 1 yıl olmak üzere denetim süresi belirlenmesine” cümlesi çıkartılıp yerine “cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” hükmün 4. fıkrasına da “ 52/2. maddesi gereğince” ibareleri yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

II-) Sahtecilik suçundan verilen karara ilişen temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;

Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:

1-)Suç tarihinde yürürlükte bulunan 6762 Sayılı 688. (6102 Sayılı Kanun’un 776.) maddesinin 5 6. fıkraları uyarınca senet metninde bulunması gerekli zorunlu unsurlardan olan “kime ve kimin emrine ödenecek ise onun ad ve soyadının” ve “ tanzim tarihinin” bulunmaması halinde senedin özel belge niteliğinde olacağı, dosyada mevcut suça konu senet fotokopisinden senet üzerinde lehtarın adı ile düzenleme tarihinin bulunmadığının anlaşılması karşısında; suça konu senet aslının duruşmaya getirtilip incelenerek, zorunlu unsurları taşıyıp taşımadığı değerlendirilip, zorunlu unsurları taşımaması halinde eyleminin 5237 Sayılı TCK’nun 207. maddesi uyarınca özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı gözetilmeden ve denetime olanak verecek biçimde senet aslı dosya içerisinde bulundurulmadan yazılı şekilde resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet kararı verilmesi,

2-) Sanık hakkında 5237 Sayılı TCK.nun 58/7. maddesi gereğince “mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, infazda duraksamaya, karışıklığa neden olacak ve infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde denetimli serbestlik tedbirinin süresinin de belirlenmesi, yasaya aykırı,

3-) 5237 Sayılı TCK’nun 53. maddesine dair uygulamanın Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 Sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 15.02.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 15. CEZA DAİRESİ Esas: 2014/11309 Karar: 2016/9215 Tarih: 05.12.2016

  • TCK 207. Madde

  • Özel Belgede Sahtecilik Suçu

Katılan vekilinin 14.12.2013 havale tarihli dilekçesiyle temyizden feragat ettiği anlaşılmakla, sanık müdafinin temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılan incelemede;

Sanığın şoför olarak çalıştığı katılan şirkette kendisine dağıtmak üzere teslim edilen yumurtalara dair sevk irsaliyelerinde tahrifat yaparak 01.01.2010-31.12.2010 tarihleri arasında 369.798 adet, 01.01.2011-27.01.2011 günleri aralığında ise 23.082 adet yumurtayı şirkete teslim etmediği gibi karşılığı olan 41.704 TL’yi de şirketin hesabına geçirmeyerek hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanma ve özel belgede sahtecilik suçlarını işlendiğinin iddia edildiği olayda;

1-)Hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanma suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Katılan ile tanık anlatımları ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, sanığın eyleminin güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, suçun sabit olmadığına ve eksik incelemeyle karar verildiğine dair yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

5237 Sayılı Kanun’un 53. maddesinin 1. fıkras 1. fıkrasının “c” bendinde yer alan haklardan, sadece kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya dair hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, altsoyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c. maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,

Kanuna aykırı olup, hükmün bu sebeplerle 5320 Sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 Sayılı 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususta, aynı kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, anılan maddenin verdiği yetkiye istinaden sanık hakkında kurulan hüküm fıkrasından, 5237 Sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına dair bölümün tamamen çıkarılıp yerine, “5237 Sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkras 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın “c” bendinde yer alan, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

2-)Özel belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Biçimsel olarak gerçek olmasına rağmen içeriği gerçeğe aykırı olarak düzenlenen belgeler açısından da sahtecilik suçunun oluşacağı; ancak dosya kapsamından ne şekilde sahtecilik yapıldığının anlaşılamadığı ve bu suçlarda aldatma yeteneğinin takdir ve tayininin hakime ait olduğu dikkate alınarak, suça konu belgelerin duruşmaya getirtilip incelenmesi, özelliklerinin tutanağa geçirilmesi suretiyle gözlemde bulunulup, bu belgelerin içerik olarak mı yoksa tahrifat yapılarak mı sahte düzenlediği ile aldatma yeteneğinin ne şekilde oluştuğu hususlarının karar yerinde açıklanıp tartışılması ve denetime olanak verecek şekilde belge asıllarının dosya içerisine konulması, sonucuna göre sanığın hukuki durumun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,

Kabule göre de;

5237 Sayılı Kanun’un 53. maddesinin 1. fıkras 1. fıkrasının “c” bendinde yer alan haklardan, sadece kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya dair hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, altsoyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c. maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu sebeple yerinde görüldüğünden 5320 Sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 Sayılı 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 05.12.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 21. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/8455 Karar: 2016/5323 Tarih: 15.06.2016

  • TCK 207. Madde

  • Özel Belgede Sahtecilik Suçu

Temyizin kapsamına göre; sanık hakkındaki mahkumiyet hükümlerine hasren yapılan incelemede;

I- ) Sanık hakkında mağdur …‘a yönelik olarak dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik incelemede;

Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin tahkikat neticelerine uygun olarak tecelli eden kanaat ve takdirine, tetkik olunan dosya içeriğine göre sanığın, yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle,

T.C. Anayasa Mahkemesi’nin, TCK’nın 53. maddesine dair olan, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının 24.11.2015 gün ve 29542 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olmasından kaynaklanan zorunluluk nedeniyle; TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına dair olan tüm kısımların hükümden çıkartılması ile yerine “TCK’nın 53. maddesinin Anayasa Mahkemesi’nin 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı da gözetilmek suretiyle uygulanmasına” ibaresi eklenmek suretiyle, sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

II- ) Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik, özel belgede sahtecilik ve …‘e yönelik dolandırıcılık suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik incelemede;

1- ) Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik incelemede;

6762 Sayılı 688. ( 6102 Sayılı Kanun’un 776. ) maddesine göre keşide tarihinin bononun zorunlu unsurlarından olduğu, dosyada örneği bulunan suça konu senette keşide tarihinin bulunmadığı anlaşılmakla; belgenin bono niteliğinde olmayıp, 5237 Sayılı TCK’nun 207. maddesi kapsamında özel belge niteliğinde bulunduğunun gözetilmemesi,

2- ) Sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik incelemede;

Hüküm tarihinden sonra 19.02.2014 tarih ve 28918 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6518 Sayılı Kanun’un 104 105. maddeleri ile değişik 5809 Sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 63. maddesinin 10. fıkras 10. fıkrası ile yaptırıma bağlanan 56. maddesinin 4. fıkras 4. fıkrasındaki “Kişinin bilgisi ve rızası dışında işletmeci veya adına iş yapan temsilcisi tarafından abonelik tesisi, işlemi veya elektronik kimlik bilgisini haiz cihazların kayıt işlemi yapılamaz ve yaptırılamaz, bu amaçla gerçeğe aykırı evrak düzenlenemez, evrakta değişiklik yapılamaz ve bunlar kullanılamaz” ve 5. fıkrasındaki “gerçeğe aykırı evrak düzenlemek veya değiştirmek suretiyle kişinin bilgi ve rızası dışında tesis edilmiş olan abonelikler kullanılamaz” hükmü karşısında; özel hüküm niteliğinde bulunan 5809 Sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 56. maddesindeki düzenleme de gözetilip, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayininde zorunluluk bulunması,

3- )Sanık hakkında mağdur …‘e yönelik dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik incelemede;

Sanığın, … adına olan nüfus müdürlüğünden almış olduğu nüfus cüzdanı fotokopisi ile katılan … adına sahte abonelik sözleşmesi düzenleterek katılan adına hat çıkarması ve bu hattı kullanıp faturalarını ödemeyerek katılan …‘i zarara uğratması şeklindeki eyleminden ibaret olayda; dolandırıcılık suçunun unsurları oluşmadığı cihetle, beraat kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine hükmolunması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş olup sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca tebliğnamedeki düşüncenin aksine BOZULMASINA, 15.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 21. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/4684 Karar: 2016/3363 Tarih: 18.04.2016

  • TCK 207. Madde

  • Özel Belgede Sahtecilik Suçu

1-)5237 Sayılı TCK’nun 207. maddesinde düzenlenen özel belgede sahtecilik suçunun oluşması için özel belgenin iradi ve bilinçli bir eylem sonucunda kullanılmasının gerekeceği cihetle, sanığın suça konu 15.12.2005 tarihli villa satış sözleşmesini, Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2007/593 Esas sayılı dosyasında veya başka bir yerde kullanıp kullanmadığının araştırılması, şayet kullanılmış ise; belgelerde sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdiri hakime ait olduğu cihetle, dosya içerisinde fotokopisi bulunan suça konu sahte sözleşme aslının duruşmaya getirtilip incelenmek suretiyle, özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması, aldatıcı nitelikte olup olmadığının kararda tartışılması ve denetime imkan verecek şekilde dosya içine konulması gerekirken, söz konusu belgenin bu haliyle ne şekilde hukuki sonuç doğurabileceği tartışılmadan özel belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,

2-) Kabul ve uygulamaya göre de;

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/3. maddesinde yer alan, “… fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, suç tarihinde 65 yaşını bitirdiği anlaşılan sanık … hakkında hükmolunan hapis cezasının, anılan maddenin 1. fıkrası bentlerindeki seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

SONUÇ : Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 18.04.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 19. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/25505 Karar: 2016/14145 Tarih: 30.03.2016

  • TCK 207. Madde

  • Özel Belgede Sahtecilik Suçu

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir,

Ancak;

1-)Özel belgede sahtecilik suçunun 5237 Sayılı TCK’nın 207/1. maddesinde “Bir özel belgeyi sahte olarak düzenleyen veya gerçek bir özel belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren ve kullanan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” şeklinde düzenlendiği, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5149 Sayılı Kanun’un 23.01.2008 tarih ve 5728 Sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi 20/1. maddesinde ise “Diğer kanunlardaki hükümler saklı kalmak kaydıyla 14. maddede öngörülen yasaklara uymayanlar ile sahte, kullanılmış, tahrif edilmiş veya benzer şekilde hazırlanmış olan müsabaka biletlerini satan, satılmasına aracılık eden, bu biletleri basan veya satışa hazırlayan kimselere altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ve her bir bilet için ikiyüzellimilyon lira adli para cezası verileceği…” şeklinde düzenleme yer almakta iken, hükümden sonra 14.04.2011 gün ve 27905 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6222 Sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’un 25. maddesiyle 5149 Sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmış olup, yeni düzenlemede de sahte maç biletini satmak fiilini yaptırıma bağlayan kural bulunmadığı anlaşıldığından, belirtilen açıklamalar ile 1412 Sayılı CMUK’nın 326/ son maddesinde yer alan sanıkların kazanılmış hakkı ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 02.02.2012 günlü karar verilen görevli mahkeme belirlemesi de göz önüne alınmak suretiyle 5237 Sayılı TCK’nın 7/2. maddesi uyarınca lehe olan yasa hükmünün belirlenmesi açısından denetime olanak sağlayacak biçimde sanığın eylemine uyan hükümler ayrı ayrı uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle uygulanması gereken yasa hükmünün belirlenmesi ile sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

2-)Hükmün 3.fıkrasında sanıklara verilen hapis cezasının TCK’nın 50/1-a maddesi gereğince adli para cezasına çevrilmesine karar verildiği halde sonuç cezanın altışar ay hapis olarak belirlenmesi suretiyle hükümde çelişki yaratılması,

3-) Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak sanıklar hakkında 5237 Sayılı TCK’nın 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiş ise de, 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih ve 140 E., 85 K. sayılı kararı ile anılan maddenin bazı hükümlerinin iptal edilmiş olması sebebiyle yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,

SONUÇ : Kanuna aykırı ve sanıkların temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak HÜKÜMLERİN 5320 Sayılı Kanun’un 8 /1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanıkların kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 30.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ Esas: 2014/10919 Karar: 2014/13558 Tarih: 07.07.2014

  • TCK 207. Madde

  • Özel Belgede Sahtecilik Suçu

1- 5252 sayılı Yasanın 9. maddesi uyarınca eylemin, tartışmasız olarak suç olmaktan çıkarılması, ceza sorumluluğunun kaldırılması veya belirlenen cezanın bir değerlendirme ve takdir gerektirmemesi gibi hallerde evrak üzerinde karar verilebileceği mahkemece bir değerlendirme yapılarak suçun unsurlarının tayini takdir hakkı kullanılarak cezanın belirlenmesi veya kişiselleştirilmesinin gerektiği durumlarda ise davaya katılan veya şikayetçiye de haber verilerek duruşma açılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği cihetle 5252 sayılı Yasanın 9. maddesinin 1. fıkras 1. fıkrası uyarınca usulüne uygun şekilde duruşma açılıp anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca da hükümlünün 765 sayılı TCK.nun 345. maddesi gereğince cezalandırılmasına ilişkin kesinleşmiş mahkumiyet hükmü ile sonradan 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun 207/1. maddesi uyarınca temel cezanın tayini ile bireyselleştirilmesine ilişkin tüm hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların denetime imkan verecek şekilde gösterilip birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasa belirlenip sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde dosya üzerinde karar verilmesi yasaya aykırı,

2- Hükümden sonra, 08.02.2008 günlü 26781 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231 ve 7/2. maddeleri gereğince, hükümlü hakkında “hükmün açıklanmasının geri bırakılması”nın takdir ve değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, hükümlünün temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 07.07.2014 gününde oybirliği ile, karar verildi.


YARGITAY 15. CEZA DAİRESİ Esas : 2018/2670 Karar : 2018/2863 Tarih : 24.04.2018

  • TCK 207. Madde

  • Özel Belgede Sahtecilik Suçu

Yargıtay Başkanlar Kurulunun 13/01/2018 tarih ve (1) sayılı kararı ile hazırlanıp Yargıtay Büyük Genel Kurulunca 09/02/2018 tarihinde onaylanan ve 21/02/2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak 01/03/2018 tarihinde yürürlüğe giren Yargıtay Ceza Dairelerinin görevlerini düzenleyen (II) numaralı bölümün ortak hükümler başlığının 6. bendinde, “Ceza Dairelerinin görevlerinin belirlenmesinde, mahkumiyet kararlarında mahkeme hükmündeki, mahkumiyet dışındaki kararların temyiz incelemesinde ise dava açan belgedeki nitelenen suç esas alınır” , 8. bendinde ise “Birden fazla suçun yer aldığı hükümlerin temyiz incelemesi, incelemeye konu suçlardan yaptırımı en ağır olanına bakmakla görevli dairece yapılır. Çeşitli suçlara ilişkin açılan davalardan en ağırı belirlenirken de suçun temel şekline göre hapis cezasının üst sınırı daha fazla olan suça ilişkin dava daha ağır, üst sınırların eşit olması halinde ise alt sınırı daha fazla hapsi gerektiren suça ilişkin davanın daha ağır olduğu kabul edilir. Hapis cezası ile birlikte öngörülen adli para cezaları ise, her iki suça ilişkin hapis cezalarının alt ve üst sınırlarının eşit olması halinde nazara alınır” hükümlerine yer verilmiştir.

İncelenen dosya içeriğine göre; tebliğnamenin 12/03/2018 tarihinde düzenlenmiş olması karşısında, mahkumiyet hükmünde nitelendirilmesi yapılan “dolandırıcılık” suçunun cezası TCK’nın 157/1 maddesinde bir yıldan beş yıla kadar hapis; “özel belgede sahtecilik” suçunun cezası TCK’nın 207/1 maddesinde bir yıldan üç yıla; “sahte kredi kartı kullanmak suretiyle yarar sağlama” suçunun cezası ise aynı Kanun’un 245/3 maddesi uyarınca dört yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasından ibaret olduğu gözetildiğinde;

Mahkeme kararındaki nitelendirme, temyiz kapsamı ve Yargıtay Kanunu’nun 6545 sayılı Kanun’la Değişik 14. maddesi gereğince temyiz incelemesinin Yüksek (8.) Ceza Dairesinin görevi dahilinde olduğundan Dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın ilgili Daireye TEVDİİNE, 24/04/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ Esas : 2017/4748 Karar : 2018/780 Tarih : 1.02.2018

  • TCK 207. Madde

  • Özel Belgede Sahtecilik Suçu

Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde olaşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

Özel Boğaziçi Kolejinin kurucusu ve temsilcisi olan sanık …, bu okul bünyesinde ilk okul müdürü olan sanık … ve orta okul müdürü olarak görev yapan sanık … hakkında fikir birliği içinde hareket ederek, her iki katılan adına okul müdürlüğüne hitaben görevden kendi istekleri ile ayrıldıklarına dair sahte dilekçeler hazırladıklarından bahisle özel belgede sahtecilik suçunu işledikleri iddiası ile açılan kamu davasında;

Suç tarihinden önce 14.02.2007 tarih ve 26434 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve iddianamenin düzenlendiği tarihte yürürlükte bulunan 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun 9/son maddesindeki “Kurumlarda görev yapan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler, görevleri sırasında suç işlemeleri veya görevleri nedeniyle kendilerine karşı işlenen suçlardan dolayı 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun uygulanması ve ceza kovuşturması bakımından kamu görevlisi sayılır.” hükmü ile aynı Kanunun 9. maddesinin 5. fıkrasının b bendi gereğince 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca sanıklar hakkında soruşturma yapılmasının izne tabi bulunduğu, dosya içinde yetkili makamca verilmiş bir soruşturma izninin bulunmadığı cihetle; sanıklara yüklenen eylemin TCK’nın 204/2. maddesindeki kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunu oluşturup oluşturmayacağı konusunda delilleri değerlendirme görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait bulunduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi; görevli mahkemece ise öncelikle durma kararı verilerek, yetkili makamdan, sanıklar hakkında yüklenen eylemlerden dolayı soruşturma izni verilip verilmeyeceğinin sorulması, soruşturma izni alınması ve izin koşulunun gerçekleşmesi halinde yargılamaya devamla sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde mahkumiyet hükümleri kurulması,

Yasaya aykırı, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, sair yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkın saklı

A) TARTIŞMANIN KONUSU:

Tartışmanın konusunu, Özel Eğitim Kurumu’na ait belgenin resmi veya özel belge olup olmadığı ve buna bağlı olarak sanıklar hakkındaki davaya bakma görevinin asliye ceza veya ağır ceza mahkemesinden hangisine ait olduğu oluşturmaktadır.

B) OLAY VE İDDİA:

Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığı’nca düzenlenen iddianame ile; …‘de faaiyet gösteren “… Koleji”nde sanık …‘in kurucu ve temsilci, sanık …‘in ilkokul müdürü ve sanık …‘un ise ortaokul müdürü olarak görev yaptıkları; sanıkların, aynı kurumda görev yapan öğretmenler … ve … ‘u tazminat ödemeksizin işten çıkarmak için onlar adına sahte istifa dilekçeleri düzenleyerek işleme koydukları iddia edilerek, sanıklar hakkında “sahte özel belge düzenleme” suçundan kamu davası açılarak, sanıkların TCK’nın 207/1 maddesi uyarınca ikişer kez cezalandırılmaları istenmiştir.

C) YARGILAMA SÜRECİ:

Karşıyaka 4. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucu, sanıkların TCK’nın 204/1, 43/1 ve 62. maddeleri gereğince mahkumiyetlerine hükmolunmuştur.

Sanıkların müdafiinin temyizi üzerine Dairemiz çoğunluğunca “sanıklara yüklenen eylemin TCK’nın 204/2. maddesindeki kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunu oluşturup oluşturmayacağı konusundaki delilleri değerlendirme görevinin üst dereceli ağır ceza mahkemesine ait bulunduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi; görevli mahkemece ise öncelikle durma kararı verilerek, yetkili makamdan sanıklar hakkında yüklenen eylemlerden dolayı soruşturma izni verilip verilmeyeceğinin sorulması, soruşturma izni alınması ve izin koşulunun gerçekleşmesi halinde yargılamaya devamla sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde mahkumiyet hükümleri kurulması” yasaya aykırı görülerek, hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir.

D) KONUYA İLİŞKİN YASAL DÜZENLEMELER:

5580 sayılı Özel Eğitim Kurumları Kanunu’nun 9. maddesinin son fıkrasında; kurumlarda görev yapan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticilerin, görevleri sırasında işledikleri suçlardan dolayı 5237 sayılı TCK’nın uygulanması ve ceza kovuşturması bakımından kamu görevlisi sayılacakları belirtilmiştir.

573 sayılı Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile 652 sayılı Milli Eğitim Bakanlığı’nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’de konuya ilişkin başkaca bir hüküm bulunmamaktadır.

E) KONUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ:

5580 sayılı Kanun’un 9. maddesinde “… 5237 sayılı TCK’nın uygulanmasında ve ceza kovuşturması bakımından kamu görevlisi sayılacakları” hükmü yer almakta ise de; gerek bu kanunda gerekse ilgili kanun hükmünde kararnamelerde, kurumun belgelerinin “resmi belge” sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır.

Oysa bazı özel kanunlarda, örneğin 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu’nun 66. maddesinde “Bankanın her türlü evrak, kayıt, defter ve senetleriyle bunlara dayanan hesap özetleri resmi belge sayılır.” hükmüne yer verilmiştir.

Özel Eğitim Kurumları yöneticileri, öğretmenleri ve öğreticilerinin, görevleri sırasında işledikleri suçlardan dolayı kamu görevlisi sayılmalarına ilişkin hüküm, düzenledikleri belgelerin resmi belge olduğunu göstermez.

TCK’nın 2. maddesinin 3. fıkrasına göre, kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılmaz; suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.

“Kamu görevlisi sayılır” hükmü gereğince, kurumun görevlileri “görevi kötüye kullanma” suçunun faili olabilirler ya da herhangi bir suçun kamu görevlisi tarafından işlenmesi halinde cezanın artırılacağı öngörüldüğünde cezaları artırılır. Ancak düzenledikleri belgeler resmi belge sayılamaz.

Bu durumlar karşısında, sanıkların düzenlediği iddia olunan belgeler özel belge niteliğindedir. Özel belgede sahtecilik suçuna bakma görevi ise asliye ceza mahkemesine aittir. Bu nedenle görev yönünden bozma yerinde değildir.

Öte yandan, 5580 sayılı Kanun’nun 9. maddesinin son fıkrasında yer alan; “kurumlarda görev yapan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticilerin, görevleri sırasında işledikleri suçlardan dolayı … ceza kovuşturması bakımından kamu görevlisi sayılır” hükmü gereğince, sanıklar hakkında kovuşturma yapılabilmesi için 4483 sayılı Kanun uyarınca soruşturma izni verilmesi zorunludur.

F) SONUÇ: Açıkladığım nedenlerle; hükümlerin, “4483 sayılı Kanun gereğince, sanıklar hakkında soruşturma izni verilip verilmeyeceğinin yetkili makamdan sorulması, sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi” isabetsizliği nedeniyle bozulması gerekirken, görev yönünden bozulması yerinde değildir. 01.02.2018


YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ Esas : 2017/14229 Karar : 2017/6651 Tarih : 12.10.2017

  • TCK 207. Madde

  • Özel Belgede Sahtecilik Suçu

Kaçakçılık Ve Organize Suçlar Şube Müdürlüğü mali büro ekiplerince sanığın piyasaya sahte çek sürüldüğünün ihbar edilmesi üzerine polisin alıcı kılığına girerek sanıkla buluştuğu, suça konu çeklerden …. Ltd. Şti. adına düzenlenmiş bedel ve tanzim tarihi kısımları boş ve sadece üzerinde keşideci imzası bulunan …. nolu çeki alıcı rolündeki sanığın polis memurlarına verdiği, ….. Ltd. Şti. adına düzenlenmiş ….. nolu 4 adet çekin ise sanığın işyerinde yapılan arama esnasında diğer sanık …..’dan ele geçirildiği anlaşılan olayda; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 14.12.1992 tarih ve 1/5 ve Ceza Genel Kurulu’nun 24.03.1998 gün ve 51/106 sayılı kararlarında açıklandığı üzere; kambiyo senetlerinde yapılan sahteciliğin resmi belgede yapılmış sayılabilmesi için, ilgili kambiyo senedinin Türk Ticaret Kanunu’nda öngörülen bütün unsurları taşıması gerekir. Aksi takdirde yasal unsurları taşımayan bir kambiyo senedinde sahtecilik yapılması halinde fiil, özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacaktır. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 688. (6102 sayılı Kanunun 776.) maddesinin 6. fıkrası uyarınca senet metninde bulunması gerekli zorunlu unsurlardan olan “keşide yerinin” bulunmaması halinde senedin özel belge niteliğinde olacağı, dosya içerisinde asılları bulunan suça konu çeklerde açıkça keşide yeri belirtilmediğinden, suça konu belgelerin çek vasfında bulunmadığı anlaşıldığından sanığın eyleminin TCK’nın 207. maddesi uyarınca özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı, ancak “özel belgede sahtecilik” suçunun belgenin kullanılmasıyla suçun oluşacağı cihetle, …………… ve ……… nolu 4 adet çekin somut olayda yapılan arama sonucunda ele geçirilmiş olması karşısında bu çeklerin kullanılması söz konusu olmadığından özel belgede sahtecilik suçunun oluşmayacağı, sanığın alıcı rolündeki polislere verdiği ………. nolu çekin için ise keşideci imzası dışında diğer kısımlarının boş olması karşısında belge niteliğinde olmadığı gözetilmeden yazılı şekilde resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet kararı verilmesi;Yasaya aykırı, sanığın ve sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12.10.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 19. CEZA DAİRESİ Esas : 2017/3022 Karar : 2017/5045 Tarih : 29.05.2017

  • TCK 207. Madde

  • Özel Belgede Sahtecilik Suçu

Kanun yararına bozmaya konu dosyanın, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca öncelikle Yargıtay Yüksek 15. Dairesi Başkanlığına gönderildiği, inceleme üzerine 15. Ceza Dairesince 13.03.2017 tarihinde verilen 2017/14678 E. - 2017/7386 K. sayılı kararda özetle; kanun yararına bozulması talep edilen İzmir 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.12.2014 tarihli ek kararının, 5809 sayılı Kanun’un 63/10 maddesi kapsamında verilen bir mahkumiyet hükmü içerdiği, kararda “dolandırıcılık” suçuna dair bir hükmün bulunmadığı anlaşıldığından inceleme görevinin Dairemize ait olduğu gerekçesiyle, “Görevsizlik” kararı verildiği görülmüştür.

Dosya incelendiğinde, aynı tarihte aynı mağdur adına, rızası dışında (4) ayrı faturalı abonelik sözleşmesi oluşturan ve kullanıcı borcunun icra takibine konu olmasıyla birlikte mağduriyete yol açan sanık hakkında 08.12.2011 tarihinde verilen kararla; özel evrakta sahtecilik suçundan TCK 207/1 gereği neticeten 2 yıl hapis, basit dolandırıcılık suçundan ise TCK 157/1 gereği neticeten 4 yıl hapis ve 80.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair hüküm kurulduğu görülmektedir. Sanık hakkında ayrı ayrı kurulan her iki hükmün de TK 21. maddesine göre akrabasına yapıldığı ve temyiz edilmeksizin, dolayısıyla Yargıtay denetiminden geçmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Sanığın hükümlü bulunduğu cezaevinden müteaddit defalar kararı veren mahkemeye gönderdiği dilekçelerle, hakkında verilen cezaların haksız olduğundan yakındığı, nihayet kararı veren mahkemece 26.03.2014 tarihli “ek karar” ile “evrakta sahtecilik suçu” yönünden; kurulan hükmün infazının durdurulmasına, sanığın cezalandırılmasına sebep olan eyleminin 5809 sayılı Kanunda değişiklik yapan ve 19.02.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6518 sayılı Kanunla değişik 63/10 maddesine göre alt sınırı 50 gün adli para cezası gerektirdiği, ancak bu ceza miktarının soruşturma ve kovuşturma şartı olan ön ödeme kapsamında kaldığından bahisle, sanığın 10 gün içinde ön ödeme miktarını ödemesi halinde düşme kararı verilebileceğinin, aksi halde yargılamaya devam edilerek yeni bir ceza verilebileceğinin ihtarına, sanık hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükmün ise aynen infazına karar verildiği görülmektedir.

Sanığın ödemesi için düzenlenen ön ödeme miktarını ödememesi üzerine, aynı mahkemece bu sefer 12.12.2014 tarihli “ek karar” ile ön ödeme şartını yerine getirmediğinden sanığın eylemine uyan 5809 sayılı Kanun’un 63/10 maddesi gereği, suçun işleniş biçimi de göz önüne alınarak takdiren ve teşdiden 66 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına, neticeten TCK 52/2. maddesi gereği bu cezanın günlüğü 20 TL’den hesap edilen 1320 TL adli para cezasına çevrilmesine karar verilmiştir.

Sanık hakkında kanun yararına bozma yoluna gidilmeden önce, Yargıtay incelemesinden geçmeden kesinleşen iki ayrı hüküm bulunmaktadır, bunlar; 5809 sayılı Kanuna aykırılık suçundan verilen 1320 TL adli para cezası ve dolandırıcılık suçundan verilen 4 yıl hapis ve 80.000 TL adli para cezasıdır.

Sanık hakkında “dolandırıcılık” suçundan verilen asıl hükümde, mahkemece hiçbir değişiklik veya düzenleme yapılmadığı gibi, sanığın dosyada mevcut ve 12.12.2014 tarihli ek karardan sonra dosyaya sunmuş olduğu “kanun yararına bozma” konulu dilekçesi incelendiğinde, sanığın cezaevinde haksız olarak yatmaya devam ettiğinden, hakkında verilen 80.000 TL adli para cezasının infazından ve bu konudaki mağduriyetinin bir an evvel giderilmesini talep etmesinden kastının, aslında “dolandırıcılık” suçundan almış olduğu 4 yıl hapis ve 80.000 TL adli para cezasına dair olduğu hususunda Dairemizde bir tereddüt bulunmamaktadır.

Keza, mahkemece “özel belgede sahtecilik suçundan” verilen asıl kararın, 6518 sayılı Kanunla değişik 5809 sayılı Kanun kapsamında yeniden yapılan değerlendirme sonucu verilen 12.12.2014 tarihli ek karar ile ortadan kaldırıldığı, kararda esasen Dairemizce kanun yararına bozma konusu edilebilecek veya incelenerek düzeltilecek bir husus da bulunmadığı görülmektedir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03.01.2016 tarihli kanun yararına bozma konulu ihbarnamesinde, “eylemin bir bütün olarak değerlendirilerek, sanık lehine uygulama yapılması gerektiği gözetilmeden sadece “özel belgede sahtecilik” suçuna ilişkin bölümün iptali ile yetinilerek karar verilmesinde isabet görülmediği” gerekçesiyle “anılan kararın bozulması lüzumu” şeklinde yazılan taleple, sanık hakkında verilen ve Yargıtay incelemesinden geçmeden kesinleşen “dolandırıcılık” suçundan bahsedildiği, bu nedenle dosyanın öncelikle ve doğrudan Yargıtay 15. Ceza Dairesine gönderildiği anlaşıldığından,

İhbarname içeriğine, iddianamedeki anlatıma ve mahkumiyet hükümlerinin konusuna, sanığın kanun yararına bozma dilekçesinin tarihine ve içeriğine, Adalet Bakanlığı’nın talep maksadına göre kanun yararına bozma talebini inceleme görevi; Yargıtay Yüksek 15. Ceza Dairesi’ne ait bulunduğundan, Dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE, daha önceden görevsizlik kararı veren Yargıtay Yüksek 15. Ceza Dairesi ile Dairemiz arasında çıkan görev uyuşmazlığının giderilmesi için dosyanın Ceza Daireleri Başkanlar Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 29/05/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


UYARI

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Makale Yazarlığı İçin

Avukat veya akademisyenler hukuk makalelerini özgeçmişleri ile birlikte yayımlanmak üzere avukatbd@gmail.com adresine gönderebilirler. Makale yazımında konu sınırlaması yoktur. Makalelerin uygulamaya yönelik bir perspektifle hazırlanması rica olunur.

Paylaş
RSS