0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Olarak Bulundurulması veya El Değiştirmesi Suçu

TCK Madde 174

(1) Yetkili makamlardan gerekli izni almaksızın, patlayıcı, yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal, biyolojik maddeyi imal, ithal veya ihraç eden, ülke içinde bir yerden diğer bir yere nakleden, muhafaza eden, satan, satın alan veya işleyen kişi, dört yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Yetkili makamların izni olmaksızın, bu fıkra kapsamına giren maddeleri imal etmek, işlemek veya kullanmak amacıyla, gerekli olan malzeme ve teçhizatı ithal eden, ihraç eden, satışa arz eden, başkalarına veren, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi de aynı ceza ile cezalandırılır.

(2) Bu fiillerin suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.

(3) Önemsiz tür ve miktarda patlayıcı maddeyi satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi hakkında, kullanılış amacı gözetilerek, bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.



TCK Madde 174 Gerekçesi

Maddenin birinci fıkrası hükmüyle, yetkili makamlardan gerekli izin alınmaksızın, patlayıcı, yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal, biyolojik maddeyi ülkeye sokmak, ülke içinde bir yerden diğer bir yere nakletmek, muhafaza etmek, satmak, satın almak veya üretmek, suç hâline getirilmiştir. Bu bakımdan söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suç niteliği taşımaktadır.

Bu madde, toplumu genel tehlikelere karşı korumanın yanı sıra; Uluslararası Nükleer Silâhların Yayılmasının Önlenmesi Andlaşması ve Nükleer Maddelerin Fiziksel Korunması Hakkındaki Sözleşme ile Türkiye’nin üstlenmiş bulunduğu yükümlülüklerin yerine getirilmesi amacını taşımaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasına göre; birinci fıkrada yer alan fiillerin suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi, cezanın artırılması sebebini oluşturmaktadır.

Üçüncü fıkrada ise, özellikle köy veya kırsal alanda yaşayan insanların çeşitli meşru ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla, önemsiz tür ve miktarda patlayıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması hâlleri göz önünde bulundurularak, hükmedilecek cezada önemli ölçüde indirim yapabilmek hususunda mahkemeye takdir yetkisi tanınmıştır.


TCK 174 (Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Olarak Bulundurulması veya El Değiştirmesi Suçu) Emsal Yargıtay Kararları


Ceza Genel Kurulu 2017/987 E. , 2022/329 K.

  • TCK 174
  • Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Olarak Bulundurulması veya El Değiştirmesi Suçunun unsurları nelerdir?

Maddenin birinci fıkrası hükmüyle, yetkili makamlardan gerekli izin alınmaksızın patlayıcı, yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal, biyolojik maddeyi ülkeye sokmak, ülke içinde bir yerden diğer bir yere nakletmek, muhafaza etmek, satmak, satın almak veya üretmek suç hâline getirilmiştir. Bu bakımdan söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suç niteliği taşımaktadır.

Bu madde, toplumu genel tehlikelere karşı korumanın yanı sıra Uluslararası Nükleer Silâhların Yayılmasının Önlenmesi Andlaşması ve Nükleer Maddelerin Fiziksel Korunması Hakkındaki Sözleşme ile Türkiye’nin üstlenmiş bulunduğu yükümlülüklerin yerine getirilmesi amacını taşımaktadır.

Maddenin ikinci fıkrasına göre; birinci fıkrada yer alan fiillerin suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi, cezanın artırılması sebebini oluşturmaktadır.

Üçüncü fıkrada ise özellikle köy veya kırsal alanda yaşayan insanların çeşitli meşru ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla, önemsiz tür ve miktarda patlayıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması hâlleri göz önünde bulundurularak, hükmedilecek cezada önemli ölçüde indirim yapabilmek hususunda mahkemeye takdir yetkisi tanınmıştır.

Suç niteliği itibarıyla, topluma zarar verme tehlikesi yaratan maddeler ile ilgili faaliyetlerin izinsiz olarak yürütülmesi yasaklanmıştır. Ayrıca bir zararın gerçekleşmesi şartı aranmamaktadır. Bu nedenle suç, genel tehlike suçu niteliğindedir. Topluma zarar verici ve bu nedenle de toplum için tehlike oluşturan nitelikteki maddelerin kontrol altına alınabilmesi için üretimi, satışı ve nakli izne tabi tutulmuştur. Suç ile toplumun hayat, … ve malvarlığı değerleri ile Anayasa’nın 56. maddesinde düzenlenen sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı korunmaktadır. Suçun mağduru toplum ve bireylerdir. Suçun oluşabilmesi için maddede yazılan seçimlik hareketlerden herhangi birinin gerçekleştirilmesi yeterlidir. Bu suçun, suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi cezayı artıran bir nitelikli hâl olarak öngörülmüştür. Suçun oluşabilmesi için genel kast yeterli olup özel kast aranmamıştır (… Yaşar-… Tahsin …. Yorumlu-Uygulamalı Türk Ceza Kanunu, 1. Baskı, … Yayınevi, … 2010, …. 4920-4925.).


Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/5583 E. , 2022/156 K.

  • TCK 174
  • Sanığın örgütsel amaçla hareket ettiği ispatlanamasa da patlayıcıyı taşıyan sanığın TCK 174. madde gereği cezalandırılması gerekir.

TCK’nın 315. maddesinde düzenlenen suç, örgüte yardımın özel bir şeklidir. Madde ile, Devletin güvenliğine, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçları işlemek amacıyla kurulan silahlı terör örgütlerinin faaliyetlerinde kullanılmak maksadıyla, bunların amaçlarını bilerek; üretmek, satın almak ve ülkeye sokmak suretiyle silah, cephane veya nitelik ve nicelik yönünden önem arz eden benzeri maddelerin temin edilmesi, nakledilmesi ve depolanması bağımsız bir suç olarak düzenlenmiş ve suçla korunan hukuki yarar dikkate alınarak örgüte yardım suçuna göre daha ağır bir yaptırıma bağlanmıştır. Görüldüğü üzere suçun maddi unsuru failin, “üretmek, satın almak, ülkeye sokmak suretiyle silah temin etmek” veya “nakletmek” ya da “depolamak” şeklinde sayılan seçimlik hareketlerden birinin gerçekleştirmesidir. Suçun manevi unsuru ise, bu eylemlerin, örgütün amaçları bilinerek gerçekleştirilmesidir.

Sanık …‘ın aşama beyanlarında, olay tarihinde taksi şoförü olarak tanıdığı …‘yı aradığını, İslahiye’ye gitmek istediğini söylediğini, sanık …‘nın gelip kendisini aldığını, malzemeleri araca koyduğunu, Kırıkhan’ın dışında sanık … ile buluştuklarını, malzemeleri sanık …‘nın aracından alıp onun arabasına yüklediğini beyan ettiği, olaylı yakalama tutanağına göre de, patlayıcı yüklü poşet ve çuvalın …‘ın aracında yakalandığı görülmekle; olayda şoför olarak patlayıcı yüklü poşet ve çuvalı taşıyan sanığın örgütsel amaçla hareket ettiği her türlü şüpheden uzak şekilde ortaya konulamadığı gibi patlayıcıyı teslim eden ve teslim alan sanıkların uhdesindeki gayeyi bildiğine dair de dosya kapsamında herhangi bir delil olmadığı görülmekle; sanığın eyleminin TCK 174. maddesinde düzenlenen tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme suçunu oluşturduğu kabul edilip bu suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken yanlış vasıflandırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması, bozma nedenidir.


YARGITAY 16. CEZA DAİRESİ Esas: 2017/1410 Karar: 2017/4649 Tarih: 21.06.2017

  • TCK 174. Madde

  • Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Olarak Bulundurulması veya El Değiştirmesi Suçu

Hükmolunan cezaların süresine göre sanıklar … ve … müdafilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin CMUK’nın 318. maddesine göre oybirliğiyle REDDİNE,

5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nın 311. maddesi hükmüne göre, eski hale getirme istemiyle birlikte temyiz talebinde de bulunulması halinde inceleme mercii Yargıtayın ilgili dairesi olduğundan, sanıklar …, …, … ve … müdafiinin eski hale getirme istemiyle birlikte temyiz talebinin reddine dair Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 24.12.2012 tarihli ek kararı hukuki değerden yoksun olduğundan bu karar kaldırılarak yapılan incelemede;

I- )Sanık … müdafiinin 10.06.2016 tarihinde usulüne uygun tebliğ olunan gerekçeli kararı süresinden sonra 10.10.2016 tarihli dilekçeyle eski hale getirme talebiyle birlikte temyiz ettiği, sanıklar …, …, …, … ve … müdafiinin yokluğunda verilen ve 09.08.2012 tarihinde usulüne uygun tebliğ edilen kararı yasal süresinden sonra 17.12.2012 tarihinde eski hale getirme talebiyle birlikte temyiz ettiği anlaşılmakla, incelenen eski hale getirme talepleri yerinde bulunmadığından sanıklar müdafilerinin eski hale getirme ve temyiz istemlerinin CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,

II- )Sanıklar …, …, …, …, …, … ve … hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde;

Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıkların suçunun sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanıklar ve müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

TCK’nın 53/1-c maddesindeki hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrası hükmü uyarınca kendi altsoyu üzerindekiler bakımından koşullu salıverme tarihine, diğerleri yönünden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar uygulanabileceğinin gözetilmemesi ve aynı maddede düzenlenen hak yoksunluklarının uygulanması bakımından, Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 tarih ve 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 E. 2015/85 Sayılı iptal kararının gözetilmesi lüzumu,

Bozmayı gerektirmiş olup hükümlerin 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılması gerektirmeyen bu hususların aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hükümlerden TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına dair bölümlerin bütünüyle çıkarılarak yerlerine “Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 tarih ve 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 E. 2015/85 Sayılı iptal kararı doğrultusunda yürürlükte bulunan TCK’nın 53/1. maddesinin sanık hakkında uygulanmasına” ibarelerinin ilavesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

III- )Sanıklar … ve … hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak, sanık … hakkında mala zarar verme, sanık … hakkında tehlikeli maddelerin izinsiz bulundurulması, sanık … hakkında silahlı terör örgütünün propagandasını yapmak, tehlikeli maddelerin izinsiz bulundurulması ve mala zarar verme, sanıklar …, … ve … hakkında kurulan hükümlerin incelenmesinde;

Yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

1- )Dosya kapsamında PKK silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil oldukları yönünde bir delil bulunmayan sanıklar … ve …‘ın içeriği belirsiz toplantılara yer sağlamak dışında terör örgütünün propagandasını yapan bir derginin dağıtımını yapmak şeklindeki kanıtlanan eylemlerinin TCK’nın 220/7. maddesi delaletiyle aynı Kanunun 314/2. maddesi uyarınca örgüte yardım etme suçunu oluşturacağı gözetilmeden suç vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde terör örgütüne üye olmak suçundan mahkumiyetlerine karar verilmesi,

2- )Sanık …‘un evinde yapılan aramada ele geçirilen, içinde talaş bulunan ve benzin koktuğu anlaşılan boş bira şişelerinin TCK’nın 174. maddesi kapsamında tehlikeli madde sayılamayacağı, dosyada bu kapsamda kriminal rapor da bulunmadığı gözetilmeden sanığın unsurları oluşmayan suçtan beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,

3- )Sanık …‘e yüklenen silahlı terör örgütünün propagandasını yapmak suçunun tarihi, işlenme yöntemi ve temel şekli itibariyle gerektirdiği cezanın süresine göre; hükümden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 Sayılı Kanun’un geçici 1. maddesi kapsamında kaldığı ve anılan maddenin birinci fıkrasının “b” bendinde yer alan “kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine karar verilir” şeklindeki düzenleme karşısında sanığın hukuki durumunun yeniden takdir ve tayinininde zorunluluk bulunması,

4- )Dosya kapsamında incelenen ve … ilçesinde 29.12.2007 tarihinde meydana gelen eylem sebebiyle sanık …‘ın mala zarar verme, 08.01.2008 tarihinde meydana gelen eylem sebebiyle sanıklar …, … ve …‘nın tehlikeli maddelerin izinsiz bulundurulması ve mala zarar verme, 16.01.2008 tarihinde meydana gelen eylem sebebiyle sanıklar …, … ve …‘ın mala zarar verme suçlarından mahkumiyetlerine karar verilmiş ise de sanıkların tüm aşamalarda atılı suçu inkar etmiş bulunmaları, eylemi sanıkların gerçekleştirdiği yönünde bir teşhis veya görüntü kaydı bulunmaması ve olay yerinde de sanıklara atılı suçu kanıtlayacak nitelikte bir delil bulunmamış olması karşısında, yalnızca soyut nitelikteki iletişim tespit tutanaklarına dayanılarak mahkumiyet hükmü kurulamayacağı gözetilmeden yetersiz gerekçelerle sanık …‘ın mala zarar verme suçları, sanıklar …, … ve …‘nın tehlikeli maddelerin izinsiz bulundurulması ve mala zarar verme suçları, sanık …‘ın mala zarar verme suçundan ve ayrıca sanıklar … ve …‘ın silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek suçlarından beraatleri yerine mahkumiyetlerine karar verilmesi,

5- )Silahlı terör örgütünün üyesi olan sanıklar …, …, … ve dosyası tefrik edilen …. ile irtibatlı şekilde silahlı terör örgütünün propagandasının yapıldığı gösterilere katılan,…‘nün dergi dağıtımı ve propaganda gibi faaliyetlerine yardımcı olan ve terör örgütünün bu sanıklarca dağıtımı yapılan dergisini evinde bulunduran, PKK silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğu yönünde ise dosyada bir delil bulunmayan sanık …‘ın kanıtlanan eylemlerinin TCK’nın 220/7. maddesi delaletiyle aynı Kanunun 314/2. maddesi uyarınca örgüte yardım etme suçunu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,

6- )Kabul ve uygulamaya göre,

a- )Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 tarih ve 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 E. 2015/85 K. sayılı iptal kararının TCK’nın 53. maddesinin uygulanması yönünden gözetilmesi lüzumu,

b- )Tehlikeli maddelerin izinsiz bulundurulması suçundan kurulan hükümlerde adli para cezalarının yerine getirilmemesi halinde 6545 Sayılı Kanunla değişik 5275 Sayılı Kanun’un 106/3. maddesi uyarınca infaz aşamasında re’sen uygulama yapılabileceği nazara alındığında hüküm fıkrasında TCK’nın 52/4. maddesi gereğince ihtarat yapılması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ve müdafilerinin temyiz itirazları bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 21.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 16. CEZA DAİRESİ Esas: 2016/7429 Karar: 2017/1117 Tarih: 16.03.2017

  • TCK 174. Madde

  • Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Olarak Bulundurulması veya El Değiştirmesi Suçu

Hükmedilen cezanın süresi itibariyle koşulları oluşmadığından sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin CMUK’nın 318. maddesi gereğince REDDİNE,

TCK’nın 58/9. maddesi infaz rejimi ile ilgili olup uygulanmaması kazanılmış hak oluşturmayacağı ve TCK’nın 52/4.maddesinin karar yerinde gösterilmemesi infaz aşamasında gözetileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.

Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın silahlı terör örgütü üyesi olma ve tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması suçlarının sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde aşağıda belirtilen hususlar dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;

1-)Suç adının silahlı terör örgütüne üye olma yerine bilerek ve isteyerek terör örgütüne yardım etmek olarak yazılması,

2-)Tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması suçunu terör örgütünün faaliyetleri çerçevesinde işlediği kabul edilen sanığa verilen cezada 3713 sayılı Kanunun 4-a, 5/2 maddeleri delaletiyle TCK’nın 174/2. maddesi uyarınca 2/3 oranında artırım yapılması gerekirken, TCK’nın 174/2 ve 3713 Sayılı Kanun’un 5.maddeleri gereğince ayrı ayrı artırım yapılması suretiyle fazla ceza tayini,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılması gerektirmeyen bu hususların aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; suç adının “silahlı terör örgütüne üye olma” yazılması, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma suçundan verilen cezada TCK’nın 174/2 ve 3713 Sayılı Kanun’un 5.maddesi uyarınca yapılan artırımlara dair bentler çıkarılarak yerine 3713 Sayılı Kanun’un 4-a, 5/2 maddeleri delaletiyle TCK’nın 174/2. maddesi uyarınca 2/3 oranında artırım yapılarak “5 yıl hapis ve 8 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına”, TCK’nın 62.maddesinin uygulanmasıyla sonuç ceza olarak “4 yıl 2 ay hapis ve 6 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına”, TCK’nın 52/2.maddesi gereğince günlüğü 20.00TL’den “120TL adli para cezasına hükmedilmesine” yazılması suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16.03.2017 tarihinde Üye …‘ın sanığa atılı suçların sübut bulmadığına dair muhalefet düşüncesiyle ve oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY :

Olay günü öncelikle aramanın yapıldığı yer mahalle muhtarına polis tarafından mahallede arama yapılacağının bildirilmesi, muhtarın da dışarıda olduğunu söyleyip aramaya katılabilecek durumda olan aza …‘nın ismini vermesi üzerine sanık …‘ya mahallede arama yapılacağı, kendisinin de arama işlemine ihtiyar heyeti üyesi sıfatıyla katılması gerektiğinin bildirilmesinden sonra aramanın kendi evinde yapılacağından habersiz olarak evine gidip evinde yaklaşık 3 - 4 gündür misafir olarak bulunan ve PKK terör örgütü adına eğitim faaliyeti yürüttüğü iddiası ile hakkında başka bir dosyada yargılama yapılmakta olan … ile birlikte yaklaşık bir, birbuçuk saat kadar evde oturdukları, daha sonra arama için eve gelen polis ekibinin kendisinin evinde arama yapılacağını söylemesiyle arama işlemine geçildiği ve arama sırasında …‘in çantasındaki evrakların içerisinde örgütün eğitim faaliyetinde kullandığı belirlenen eğitim dökümanlarının bulunduğu arama tutanağı ve dosya kapsamından anlaşılmaktadır.

Patlayıcı ve patlayıcı yapımında kullanılan malzemeleri ise sanığın tek katlı betonarme ve çatısız evinin üzerinde gizlenmiş şekilde açıkta duran ve ağzı bağlı siyah bir poşet içerisinde bulunduğu yine aynı arama tutanağında belirtilmektedir. Sanığa komşu olan evlerinde benzer nitelikte olduğu dosyadaki fotoğraflardan anlaşılmaktadır.

Sanığın kendi evinde arama yapılacağı önceden söylenmemiş olmakla birlikte mahalledeki bir evde arama yapılacağı ve kendisinin de katılması gerektiği arama öncesi bildirilmiş olmasına rağmen bu bildirimden sonra yaklaşık bir, birbuçuk saat …‘le birlikte oturup görevlileri bekleyen sanığın patlayıcının varlığından haberdar olması halinde hayatın olağan akışına göre bu patlayıcılardan kurtulmak için saklamak, uzağa atmak gibi tedbirlere başvurabileceği ve bunun içinde fazlasıyla yeterli bir süre bulunduğu halde patlayıcının evinin üzerinde ve açıkta bulunduğunu bilmesine rağmen herhangibir şey yapmadan evde polisin gelmesini beklemesi karşısında ele geçen patlayıcıların sanığın bilgisi ve hakimiyeti dahilinde evinin çatısında bulunup bulunmadığı konusunda kesin bir sonuç ve kanaate varmak mümkün değildir. Ortaya çıkan bu kuşku giderilmişte değildir. Maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde ortaya çıkarılamaması durumunda bu şüpheden sanığın yararlanması gerektiği ceza hukukunun en temel prensiplerinden birisidir.

Bu nedenlerle; mahallesinde arama yapılacağını öğrenen sanık dışındaki herhangi bir kimsenin de söz konusu patlayıcı maddeleri dışarıdan çatının üstüne atma imkan ve ihtimalinin bulunması, içinde patlayıcı bulunan poşetin de bu ihtimale uygun şekilde ele geçmesi ve sanığında aşamalarda suçlamayı kabul etmemesi karşısında yüklenen suçu işlediğine dair her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı kanıtlar elde edilemediğinden, yerel mahkemenin mahkumiyet kararının bozulması gerekirken onamaya dair sayın çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.


YARGITAY 16. CEZA DAİRESİ Esas: 2016/637 Karar: 2016/5541 Tarih: 02.11.2016

  • TCK 174. Madde

  • Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Olarak Bulundurulması veya El Değiştirmesi Suçu

Hükmedilen cezaların süresine göre koşulları bulunmadığından, suça sürüklenen çocuk … müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin 1412 Sayılı CMUK’nın 318. maddesi uyarınca REDDİNE,

Suça sürüklenen çocuk … hakkında 11.05.2011 tarihli eylemi sebebiyle hakkında kamu davası açıldığı halde bir hüküm kurulmadığının anlaşılması karşısında, bu eylemi sebebiyle zamanaşımı süresince her zaman bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.

1-)CMK’nın 225/1. madde ve fıkrasının, “hüküm iddianamede unsurları gösterilen suça dair fiil ve fail hakkında verilir” hükmüne göre ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.06.1997 gün ve 88/147 Sayılı ve benzer kararlarında da açıklandığı üzere; bir olayın açıklanması sırasında başka bir olaydan söz edilmesi o olaydan da dava açıldığını göstermeyeceğinden hareketle, suça sürüklenen çocuklar hakkında iddianamedeki anlatımına konu olayda bir başka eylemden söz edilirken molotof atıldığından da bahsedilmesi TCK’nın 174. maddesi uyarınca tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması suçundan bir dava açıldığı anlamına gelmeyeceği; suça sürüklenen çocuk … hakkında 11.05.2011 tarihli olay sebebiyle açılmış bir dava bulunmadığı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,

2-)Suça sürüklenen çocuklar hakkında silahlı terör örgütü üyeliği, örgüt adına suç işleme ya da geçitli suç sebebiyle TCK’nın 302. maddesi kapsamında açılmış bir dava var ise araştırılarak derdest olması halinde birleştirilmesi, sonuçlanmış ise denetime imkan verecek biçimde dosya içerisine konularak hukuki durumlarının tayin ve takdiri, bu suçlardan dava açılmamış ise zamanaşımı süresince dava açılması olanaklı bulunduğundan bu hususun gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,

3-)Suça sürüklenen çocuk … hakkında kasten yaralama suçundan açılıp da ara karar ile ağır ceza mahkemesine görevsizlik kararı verilmek üzere tefrikine karar verilen suç yönünden, dava dosyasının getirtilerek derdest olması halinde birleştirilmesi, karar verilip kesinleşmiş olması durumunda ise dosyanın aslı veya Yargıtay denetime olanak verecek şekilde onaylı örneği dosya arasına alındıktan sonra bir bütün halinde değerlendirilerek suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması,

4-)Suça sürüklenen çocukların üzerine atılı suçlardan yargılama yapma görevinin hükümden sonra yürürlüğe giren 6526 Sayılı Kanun’un 2. maddesiyle değişik 5235 Sayılı Kanun’un 12. ve 5395 Sayılı Kanun’un 26/2. maddeleri uyarınca Çocuk Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğunun gözetilmesi lüzumu,

5-)Kabul ve uygulamaya göre de;

a-)Tehlikeli maddeleri izinsiz bulundurma suçlarından kurulan hükümlerde TCK’nın 174/1. maddesinde yaptırım olarak üç yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezasının öngörülmesi, aynı Kanunun 52/1. maddeleri uyarınca adli para cezasının alt sınırının ise 5 gün olması karşısında, temel ceza tayin edilirken yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden hapis cezası alt sınırdan tayin edilip, gün adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi,

b-) 51/1. maddesindeki düzenlemeye göre, hapis cezasına mahkum edilen kişinin cezasının ertelenebileceği hükmü karşısında, suça sürüklenen çocuklar hakkında, mala zarar verme suçlarından hükmolunan hapis cezalarının aynı Kanunun 50/3, 50/1-a 52/2-4. maddeleri hükümleri uyarınca adli para cezasına çevrildiğinden; tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması suçundan ise doğrudan hükmolunan adli para cezalarının ertelenmesine karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi,

c-)Suç tarihlerinde 15 yaşını tamamlayıp 18 yaşını doldurmadığı anlaşılan suça sürüklenen çocuklar hakkında tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması suçundan kurulan hükümlerde, yaş küçüklüğü sebebiyle cezada indirim yapılırken 31/3. maddesi uyarınca 1/3 oranında indirim yapılmış olmasına rağmen kararda “1/2 oranında indirim yapılarak” ibaresinin yazılmak suretiyle hataya düşülmesi,

d-)Suça sürüklenen çocuklar hakkında tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurma, kamu malına zarar verme ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlerde hükmolunan hapis cezalarının TCK’nın 51. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verilmesine rağmen TCK’nın 51/3-4. maddeleri uyarınca denetim süresi belirlenmemesi,

e-)Suç tarihinde 15 yaşını tamamlayıp 18 yaşını doldurmadığı anlaşılan suça sürüklenen çocuklar hakkında sosyal inceleme raporu alınmadığı gibi alınmamasının gerekçesi de kararda gösterilmeyerek 5395 Sayılı Kanun’un 35 /3. maddesine muhalefet edilmesi,

f-)Kamu malına zarar verme ve mala zarar verme suçlarında, hüküm tarihinden sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 Sayılı Kanun’un 65. maddesiyle TCK’nın 152. maddesinin 2. fıkrasında yapılan değişiklik karşısında suça sürüklenen çocukların hukuki durumlarının yeniden takdir ve tayininde zorunluluk bulunması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuklar müdafilerinin, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün öncelikle bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 02.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 16. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/3476 Karar: 2016/747 Tarih: 08.02.2016

  • TCK 174. Madde

  • Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Olarak Bulundurulması veya El Değiştirmesi Suçu

Suça sürüklenen çocuk hakkında 15.02.2009 ve 09.10.2010 tarihli silahlı terör örgütünün propagandasını yapma suçlarından açılan davalara dair olarak karar verilmediği anlaşılmış ise de, bu hususta her zaman hüküm kurulması mümkün görülmüştür.

1- ) Suça sürüklenen çocuğun 15.02.2009, 12.04.2009, 19.04.2009 ve 09.10.2010 tarihli olaylarda çekilmiş fotoğraf ve varsa video görüntülerinin Adli Tıp .gibi uzman kuruluşlara mensup bilirkişilere gönderilip görüntü ve fotoğraf analizleri yaptırılarak; sanığın fotoğraf ve görüntülerde yer alan kişilerden olup olmadığı ile suça sürüklenen çocuğun yasadışı gösteriler sırasında, yüklenen mala zarar verme, slogan atma, yüz kapatma, direnme gibi fiilleri gerçekleştirip gerçekleştirmediğinin, eylem ve faaliyetlerinin kuşkuya yer vermeyecek biçimde kesin olarak saptanmasından, ayrıca suça sürüklenen çocuk hakkında silahlı terör örgütü adına suç işleme suçundan da dava açılıp açılmayacağı hususunda ihbarda bulunulması ve dava açıldığı takdirde temyize konu dava dosyası ile birleştirildikten sonra tüm deliller birlikte değerlendirilip hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

2- ) Kabul ve uygulamaya göre de;

a- ) Mahkemece suça sürüklenen çocuğun 15.02.2009, 12.04.2009, 19.04.2009 ve 09.10.2010 tarihlerinde işlediği kabul edilen mala zarar verme ve görevi yaptırmamak için direnme, 12.04.2009 ve 19.04.2009 tarihlerinde işlediği silahlı terör örgütünün propagandasını yapma suçlarını kastını yenileyerek birden fazla kez işlediği ve hakkında her eylem yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden tek suç kabul edilip zincirleme suç hükümleri gereği TCK’nın 43. maddesi uyarınca cezada artırım yapılmak suretiyle eksik ceza tayini,

b- ) Farklı zamanlarda imal edildiği belirlenemeyen patlayıcı maddeleri örgütün faaliyeti kapsamında gerçekleştirilen eylemlerde kullandığı kabul edilen suça sürüklenen çocuk hakkında, patlayıcı madde bulundurma suçunun mütemadi nitelikte olması ve temadinin kesildiği en son bulundurma tarihine kadar gerçekleştirilen eylemlerin tek suç oluşturacağı gözetilerek, eylemlerin işleniş şekli ve patlayıcı maddelerin niteliği dikkate alınıp alt sınırdan uzaklaşılarak TCK’nın 174/1. maddesi uyarınca cezaya hükmedilmesi gerekirken, eylemin bir suç işleme kararının icrası kapsamında birden çok olayda işlendiği kabul edilerek yazılı şekilde uygulama yapılması,

c- ) Suça sürüklenen çocuk hakkında 27.05.2011 tarihli eylemlere dair olarak açılan dava bakımından, suç tarihinde 18 yaşından büyük olması nedeniyle, 05.06.2012 tarihli duruşmada verilen ara kararı ile anılan dava yönünden görevsizlik kararı verilmek üzere dosyanın tefrik edilmiş olduğu gözetilmeden, anılan eylemler hakkında hüküm kurulması,

d- ) Mala zarar verme suçundan kurulan hükme dair olarak; hükümden sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 Sayılı Kanun’un 65. maddesiyle TCK’nın 152. maddesinin 2. fıkras 2. fıkrasında yapılan değişiklik karşısında suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun yeniden takdir ve tayininde zorunluluk bulunması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, CMUK’nın 326/ son madde ve fıkrası uyarınca hükmolunan sonuç ceza yönünden kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 08.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 15. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/14081 Karar: 2015/30551 Tarih: 02.11.2015

  • TCK 174. Madde

  • Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Olarak Bulundurulması veya El Değiştirmesi Suçu

Yargıtay Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu’nun 29.12.2011 tarih ve 2011/ Bşk-42-42 Esas- Karar sayılı kararında belirlendiği gibi 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun görevlerini düzenleyen 3.fıkrasının (a) bendinde; “Daireler arasında iş bölümünün belirlenmesinde dava açılan belgedeki nitelendirme esas alınır. Açıklama ile sevk maddelerinin uyumsuz olduğu durumlarda, açıklamaya itibar edilir,” (b) bendinde de; “Çeşitli suçlara ait davalarda, suçların en ağırını incelemeye yetkili olan daire görevlidir” hükmüne yer verilmiştir. 19.01.2015 tarih ve 2015/8 tarihli Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu kararına göre, tebliğname tarihi 28.06.2014 tarihinden önce olan dosyalarda, görev hususunda iddianamenin dikkate alınacağının belirtildiği,

Çeşitli suçlara ilişkin açılan davalardan en ağırı saptanırken, hapis cezasının üst sınırı daha fazla olan suça ilişkin dava daha ağır kabul edilmeli, üst sınırların eşit olması halinde bu kez alt sınırı daha fazla hapsi gerektiren suça ilişkin davanın daha ağır olduğu sonucuna varılmalıdır. Hapis cezası ile birlikte öngörülen adli para cezaları ise, her iki suça ilişkin hapis cezalarının alt ve üst sınırlarının eşit olması halinde dikkate alınmalıdır.

Sanıklar hakkında, birden fazla kişi tarafından birlikte tehdit, yakarak mala zarar verme ve tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması suçlarından mahkumiyet kararı verilmiş olmakla ve tebliğname tarihin de 02.09.2015 olduğu dikkate alınarak,

İncelenen dosya içeriğine göre; temyiz incelemesine konu suçlardan tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması suçunun cezası, 5237 sayılı TCK’nın 174/1. maddesinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis; mala zarar verme suçunun cezası ise aynı Kanun’un 151/1. maddesi uyarınca dört aydan üç yıla kadar hapis cezasından ibaret olduğu gözetildiğinde;

İddianamedeki anlatım, sevk maddeleri ve Yargıtay Kanunu’nun Değişik 14. maddesi gereğince temyiz incelemesi Yüksek (8.) Ceza Dairesi’nin görevi dahilinde olduğundan Dairemizin görevsizliğine, 02.11.2015 tarihinde oybirliği ile, karar verildi.


YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ Esas: 2013/2015 Karar: 2014/120 Tarih: 06.01.2014

  • TCK 174. Madde

  • Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Olarak Bulundurulması veya El Değiştirmesi Suçu

Yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak:

Sanığın, özel bir şirkete ait mermer ocağı işletmesinde müdür olarak çalıştığı, olay tarihinde patlayıcı madde ruhsatı olmaksızın mermer ocağı sahasında, kendi ifadesine göre amonyum nitrat, potasyum klorür ve şeker gübresi kullanarak patlama gerçekleştirdiği olay yeri tutanağında patlamanın hangi madde kullanılarak gerçekleştirildiği- ne dair bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı anlaşılmakla; dosyadaki bu bilgiler ışığında olay mahallinde dinlenilen tanıklar da dinlenip bilirkişiden sanığın kullandığı patlayıcı maddenin 174/3. maddesinde yer alan önemsiz tür ve miktarda olup olmadığı belirlenilerek, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile yazılı biçimde hüküm kurulması,

Kabul ve uygulamaya göre de: sanık hakkında hapis cezası yanında tayin olunan birim gün üzerinden belirlenen adli para cezasının takdiri indirim uygulanırken 4 gün yerine 3 olarak ve 3 birim gün üzerinden belirlenen adli para cezasının 52/2 madde ve fıkrası uyarınca adli para cezasına çevrilirken de adli para cezasının, 100 TL olarak fazla hükmolunması,

Sonuç: Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 06.01.2014 gününde oybirliği ile, karar verildi.


YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ Esas: 2009/7412 Karar: 2009/11373 Tarih: 15.09.2009

  • TCK 174. Madde

  • Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Olarak Bulundurulması veya El Değiştirmesi Suçu

1- Sanık hakkında tehlikeli maddelerin izinsiz bulundurulması suçundan kurulan hükme ilişkin yapılan incelemede;

04.12.2007 tarihli ekspertiz raporu ile 18.01.2008 tarihli iki kişilik bomba uzman heyetinin tanzim ettiği raporda “RDX” olarak belirtilen davaya konu tehlikeli maddenin, 5237 sayılı TCK’nun 174/1 madde ve fıkrası kapsamında tek başına patlayıcı, yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici veya sürekli hastalığa yol açıcı özelliğe sahip olup olmadığı tereddüte yer vermeyecek biçimde kesin olarak saptanması için dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilerek belirtilen hususlarda rapor aldırıldıktan sonra sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden eksik soruşturmayla yazılı biçimde hüküm kurulması,

2- Sanık hakkında iftira ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlere ilişkin olarak;

Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine; ancak,

a ) Sanığın, mağdur gözaltına alındıktan sonra ancak kovuşturma başlamadan önce iftiradan döndüğünün anlaşılması karşısında, sanık hakkında iftira suçundan hüküm kurulurken etkin pişmanlık hükümleri uygulanarak 269/2 madde ve fıkrası uyarınca cezasından indirim yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı biçimde uygulama yapılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini,

b ) Her iki suçtan da kurulan hükümde, dosyada mevcut adli sicil kaydı içeriğine göre ertelemeye engel geçmiş mahkumiyeti olmayan sanığın, yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede oluşan kanaate göre cezasının ertelenip ertelenmeyeceğinin değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, yasal ve yeterli olmayan gerekçeye dayanılarak ertelemeye yer olmadığına karar verilmesi,

II- Sanık B.K. hakkında kurulan hükümlere yönelik temyizlere gelince;

Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine,

Ancak;

Mahkumiyet hükmünün sanık hakkında hukuki bir sonuç doğurmamasına olanak sağlaması bakımından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediği hususunda, yasada öngörülen ölçütlerin diğer kişiselleştirme hükümlerinden önce mahkemece her bir suç için ayrı ayrı hukuki gerekçeleri gösterilerek bir değerlendirme yapılması, uygulanmaması yönünde bir kanaate ulaşılması halinde ise, ertelemeye engel geçmiş mahkumiyeti bulunmayan sanığın, yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda yine her bir suç, için ayrı ayrı durumunun değerlendirilerek bir karar verilmesi gerektiği düşünülmeden “işlediği diğer suçlarla birlikte değerlendirildiğinde ertelemeye ve CMK’nın 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına” şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile karar verilmesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 15.09.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 16. CEZA DAİRESİ Esas : 2018/3198 Karar : 2018/2749 Tarih : 24.09.2018

  • TCK 174. Madde

  • Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Olarak Bulundurulması veya El Değiştirmesi Suçu

Suça sürüklenen çocuk müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

1-20.07.2008 tarihli olay tutanağında panzere atılan iki adet molotof kokteylinin isabet etmediğinin belirtildiği ve tüm dosya kapsamında suça sürüklenen çocuğun 20.07.2008 tarihli eylemde kamu malına zarar verme suçunu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kesin delil bulunmadığı nazara alınarak suça sürüklenen çocuğun beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması; 02.03.2008 tarihli eylem nedeniyle açılan davada ise gösterilen sevk maddeleri arasında kamu malına zarar verme suçundan sevk maddesi bulunmadığı gibi, iddianame anlatımının 02.03.2008 tarihli eylem ile ilgili kısmında kamu malına zarar verme suçuyla ilgili herhangi bir açıklamaya da yer verilmediği gözetilmeksizin açılmamış dava hakkında yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,

2-Tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirilmesi suçu temadi eden suçlardan olup, farklı zamanlarda imal edildiği belirlenemeyen yanıcı maddeleri örgütün faaliyeti kapsamında gerçekleştirilen 20.07.2008 ve 03.08.2008 tarihli tarihli eylemlerde kullandığı kabul edilen suça sürüklenen çocuğun bu maddeleri bulundurma eyleminin mütemadi nitelikte olması ve temadinin kesildiği en son bulundurma tarihine kadar gerçekleştirilen eylemlerin tek suç oluşturacağı gözetilerek, TCK’nın 174/1. maddesi uyarınca bir kez cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeksizin 20.07.2008 ve 03.08.2008 tarihli eylemler nedeniyle tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçundan yazılı şekilde iki ayrı cezaya hükmolunması,

4-Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme ve 03.08.2008 tarihli eylem nedeniyle kamu malına zarar verme suçlarından kurulan hükümler yönünden; Olay tutanakları, tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamına göre 03.08.2008 tarihli eylem öncesinde yaşları 15-18 arasında değişen 30-35 kişilik grubu toplayıp polis geldiği zaman korkmamaları ve üzerilerine doğru gidip molotof atmaları gerektiğini söyledikten sonra grupta bulunanlara molotof kokteyli dağıtan suça sürüklenen çocuğun, 30-35 kişilik grupla fikir ve eylem birliği içerisinde … kod numaralı …marka polis aracına molotof kokteylleri atmak suretiyle saldırıya geçmesi şeklinde gerçekleşen somut olayda, molotof kokteyllerinden bir tanesinin ekip arabasının arka camını kırarak içeri düştüğü ancak alev almadığı için yanmadığı anlaşılmakla; suça sürüklenen çocuğun eyleminin, silahlı terör örgütünün amaçladığı suçu işlemeye elverişli vahamet arz eder nitelikteki kasten öldürmeye teşebbüs ve Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçlarını oluşturabileceği nazara alınarak, sanık hakkında iddianamede yer almayan kasten öldürmeye teşebbüs suçundan suç duyurusunda bulunulup, suça sürüklenen çocuğun araçta bulunan mağdurları öldürmeye teşebbüs ettiğinin kabul edilmesi ve dava açılması halinde dosyalar birleştirilerek, 03.08.2008 tarihli eylemi nedeniyle kamu malına zarar verme suçundan cezalandırılmasına karar verilen suça sürüklenen çocuğun TCK’nın 44. maddesi uyarınca sadece daha ağır cezayı gerektiren kasten öldürmeye teşebbüs suçundan sorumlu tutulması gerekeceği, ayrıca henüz açılmamış kasten öldürmeye teşebbüs suçuna ilişkin davadan ceza miktarı yönünden kazanılmış haktan bahsedilemeyeceği de gözetilip tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken delillerin hatalı değerlendirilmesi ve eksik inceleme sonucu suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,

4-Kabul ve uygulamaya göre;

a-Olay tutanakları, tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamına göre suça sürüklenen çocuğun eylemlerinin süreklilik çeşitlilik ve yoğunluk sağladığı dikkate alınarak silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması gerektiği gözetilmeden delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan uygulama yapılması,

b-TCK’nın 174/1 maddesi uyarınca tehlikeli maddelerin izinsiz bulundurulması veya el değiştirmesi suçundan uygulama yapılırken suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlendiği dikkate alınarak TCK’nın 174/2. maddesi uyarınca verilen cezadan yarı oranında artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,

c-Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan kurulan hükümde 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezasından TCK’nın 62. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılırken 1 yıl 10 ay 6 gün yerine 1 yıl 10 ay hapis cezasına hükmolunmak suretiyle suça sürüklenen çocuk hakkında eksik ceza tayin edilmesi,

Kanuna aykırı, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, silahlı terör örgütü adına suç işleme suçundan verilen cezanın devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan verilecek ceza yönünden CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hak oluşturacağı hususunun dikkate alınmasına, 24.09.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


UYARI

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Makale Yazarlığı İçin

Avukat veya akademisyenler hukuk makalelerini özgeçmişleri ile birlikte yayımlanmak üzere avukatbd@gmail.com adresine gönderebilirler. Makale yazımında konu sınırlaması yoktur. Makalelerin uygulamaya yönelik bir perspektifle hazırlanması rica olunur.

Paylaş
RSS