Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

TCK Madde 161 Hileli İflâs Suçu

Son güncelleme: 2 Nisan 2026

Hileli İflâs Suçu

TCK Madde 161

(1) Malvarlığını eksiltmeye yönelik hileli tasarruflarda bulunan kişi, bu hileli tasarruflardan önce veya sonra iflasa karar verilmiş olması halinde, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Hileli iflasın varlığı için;

a) Alacaklıların alacaklarının teminatı mahiyetinde olan malların kaçırılması, gizlenmesi veya değerinin azalmasına neden olunması,

b) Malvarlığını kaçırmaya yönelik tasarruflarının ortaya çıkmasını önlemek için ticari defter, kayıt veya belgelerin gizlenmesi veya yok edilmesi,

c) Gerçekte bir alacak ve borç ilişkisi olmadığı halde, sanki böyle bir ilişki mevcutmuş gibi, borçların artmasına neden olacak şekilde belge düzenlenmesi,

d) Gerçeğe aykırı muhasebe kayıtlarıyla veya sahte bilanço tanzimiyle aktifin olduğundan az gösterilmesi,

gerekir.



TCK Madde 161  Hileli İflâs Suçu

TCK Madde 161 Gerekçesi

Madde metninde, bir ticari faaliyet bağlamında malvarlığını eksiltmeye yönelik hileli tasarruflarda bulunan kişinin cezalandırılması öngörülmüştür. Ancak, kişinin bu tasarruflar nedeniyle cezalandırılabilmesi için, iflasa karar verilmiş olması gerekir. Bu nedenle, iflas olgusunun gerçekleşmesi, bir objektif cezalandırılabilme şartı niteliği taşımaktadır.

Hileli iflâs suçu, seçimlik hareketli bir suçtur. Madde metninde bu seçimlik hareketler belirlenmiştir.

Bu suçun faili, iflâsa tabi bir borçlu yani, tacir olabilir. Ancak, bir tüzel kişinin tacir olması durumunda, tüzel kişiliğin organ veya temsilcisi olan, tüzel kişi adına tasarrufta bulunan gerçek kişiler de suç faili olabileceklerdir.


TCK 161 (Hileli İflâs Suçu) Emsal Yargıtay Kararları


Yargıtay CGK E.2019/51 - K.2022/645

  • TCK 161

  • Hileli iflas suçunun unsurları

Hileli iflas suçunun konusu oluşturan mal varlığı değerlerinin belirlenmesi gerekmektedir. İİK'nın "İflas tarihi" başlıklı 165. maddesi "İflas hükümle açılır ve bu hükümde açılma anı gösterilir.", "İflas masası" başlıklı 184. maddesi "İflas açıldığı zamanda müflisin haczi kabil bütün malları hangi yerde bulunursa bulunsun bir masa teşkil eder ve alacakların ödenmesine tahsis olunur. İflasın kapanmasına kadar müflisin uhdesine geçen mallar masaya girer.", "Nihai rapor ve kapanma kararı" başlıklı 254. maddesi ise "Paralar dağıtıldıktan sonra idare iflasa hükmeden mahkemeye son bir rapor verir. Mahkeme iflasın idaresinde hata ve noksan görürse icra mahkemesine bundan haber verir. Mahkeme, tasfiyenin bittiğini anladıktan sonra kapanma kararı verir. İflâsın kapanması hakkında verilen hükme karşı tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir. İstinaf ve temyiz incelemeleri, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre yapılır. İflas dairesi kapanmayı ilan eder." şeklinde hüküm altına alınmıştır. Bu anlamda iflas açıldığında müflisin haczi olanaklı bulunan ve iflas masasına girmesi gereken bütün malları hileli iflas suçunun konusunu oluşturur.

Bu suçun manevi unsuru genel kasttır. İİK'nın 311. maddesinde "İflasından evvel veya sonra alacaklılarını zarara sokmak kasdiyle..." ibaresine yer verilerek alacaklıları zarara sokma kastı arandığı hâlde 5237 sayılı TCK'nın 161. maddesinin birinci fıkrası "Malvarlığını eksiltmeye yönelik hileli tasarruflarda bulunan kişi" şeklinde düzenlendiğinden suçun oluşumu için genel kast yeterlidir.

Öte yandan 5237 sayılı TCK'nın 161. maddesinde hileli iflas suçunun hareket unsuru mal varlığını eksiltmeye yönelik hileli tasarrufta bulunma olarak gösterilmiş ve nelerin hileli tasarruf sayılacağı dört bent hâlinde düzenlenmiştir. Seçimlik hareketli bir suç olarak düzenlenen hileli iflas suçunun oluşması için maddede dört bent hâlinde sayılan bu fiilerden birinin işlenmesi yeterlidir.

Bu aşamada uyuşmazlık konusu ile ilgisi bakımından bahse konu seçimlik hareketler arasında yer alan "Malvarlığını kaçırmaya yönelik tasarruflarının ortaya çıkmasını önlemek için ticari defter, kayıt veya belgelerin gizlenmesi veya yok edilmesi" fiili üzerinde durulması gerekmektedir.

Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 20. maddesinin birinci fıkrası; "Tacirler her türlü borçlarından dolayı iflasa tabi oldukları gibi, kanun hükümlerine uygun olarak bir ticaret unvanı seçmeye ve kullanmaya, işletmelerini ticaret siciline kaydettirmeye ve ticari defterler tutmaya mecburdurlar ...", aynı Kanun'un 66. maddesi; "Her tacir, ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak münasebetlerini ve her ... yılı içinde elde edilen neticeleri tesbit etmek maksadiyle, işletmesinin mahiyet ve öneminin gerektirdiği bütün defterleri ve bilhassa, diğer kanunların hükümleri mahfuz kalmak üzere, aşağıdaki defterleri Türkçe olarak tutmaya mecburdur:

  1. Tacir hükmi şahıs ise yevmiye defteri, defteri kebir, envanter defteri ve karar defteri;

  2. Hususi hukuk hükümlerine göre idare edilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediyeler gibi amme hükmi şahısları tarafından kurulan ve hükmi şahsiyeti bulunmıyan ticari işletmeler ile dernekler tarafından kurulan ticari işletmeler ve bunlara benziyen ve hükmi şahsiyeti olmıyan diğer ticari teşekküller, karar defteri hariç yukarki bentte yazılı defterleri;

  3. Tacir hakiki şahıs ise karar defteri hariç olmak üzere birinci bentte yazılı defterleri veya işletmesinin mahiyet ve önemine göre sadece işletme defteri.

Tacirlerin işletmeleriyle ilgili işler dolayısiyle aldıkları mektup, yazı, telgraf, fatura, cetvel, senet gibi vesika ve kağıtlarla ödemelerini gösteren vesikaları ve yazdığı mektup, yazı ve telgrafnamelerin kopyalarını ve mukaveleleri, taahhüt ve kefalet ve sair teminat senetleri ve mahkeme ilamları gibi belgeleri muntazam bir tarzda dosya halinde saklamaları mecburidir.", "Tasdik ettirme ve beyanname verme mükellefiyeti" başlıklı 69. maddesi ise "Şirket kuruluş aşamasında 66 ncı maddenin birinci fıkrasında yazılı defterler kullanılmaya başlanmadan önce tacir tarafından ticarî işletmenin bulunduğu yerin ticaret sicili memurluğuna veya notere ibraz edilir. Bu defterler, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun defterlerin tasdikine ilişkin hükümlerinde yer alan bilgileri içerecek şekilde tasdik ve imza olunur. Sicil memuru veya noter, defterlerin kaç sayfadan ibaret bulunduğunu ilk ve son sayfaya yazarak resmî mühür ve imzasıyla tasdik eder. Noterlerce tasdik edilen defterlerin mahiyet ve adetleri ve bunların kime ait olduğu en geç yedi gün içinde ilgili ticaret sicili memurluğuna bildirilir. Şirketlerin müteakip yıl defterleri ile kullanılması zorunlu diğer defterler 213 sayılı Vergi Usul Kanununun defterlerin tasdikine ilişkin hükümlerine göre tasdik olunur.

Her tacir, tutmaya mecbur olduğu diğer defterlerle tutmak istediği defterlerin her birinin nevi ve mahiyetleriyle sayfa sayılarını gösteren iki nüsha beyannameyi bu defterleri kullanmaya başlamadan önce sicil memuruna vermeye mecburdur. Memur, bunlardan birisini tasdik ederek tacire geri verir. Bu mükellefiyeti hiç veya kanuna uygun şekilde yerine getirmiyen tacirin bu gibi defterleri lehine delil olamaz." şeklinde hüküm altına alınarak tüzel kişi tacirlerin tutmakla yükümlü oldukları defterlerin nelerden ibaret olduğu, ticari defterlerin nereye ibraz edileceği, tasdik ve imza usulü, tacirlerin işletmeleriyle ilgili belgeleri saklama ve tuttukları defterlerle ilgili beyanname verme, noterlerin ise bildirimde bulunma yükümlülükleri, düzenlenmiştir.

5237 sayılı TCK`nın 161. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde düzenlenen seçimlik hareketin gerçekleşmesi için failin mal varlığını kaçırmaya yönelik tasarrufta bulunmuş olması ve bu tasarrufunun ortaya çıkmasını önlemek için de ticari defter, kayıt veya belgeleri gizlemesi veya yok etmesi gerekmektedir. Bu şekilde bir tasarruf olmadan failin ticari defter, kayıt veya belgeleri gizlemesi veya yok etmesi hileli iflas suçunu oluşturmayacaktır.

İflasın hileli olduğu hususu failin ticari defterleri, kayıt veya belgeleri üzerinde yapılacak inceleme ile belirlenebilir. Ticari defterlerin nelerden ibaret olduğu suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK`nın 66. maddesinde düzenlenmiştir. İnceleme konusu bentte yer alan "kayıt veya belgelerin" ibaresinden ise muhasebe kayıtları, çek hesapları, borç ilişkilerini belgeleyen sözleşmeler, faturalar, makbuzlar, sevk irsaliyeleri, elektronik kayıtlar gibi ticari defterlerin dayanağını oluşturan belgelerin anlaşılması gerekmektedir.

Bu defter, kayıt veya belgelerin yazılı veya boş olmasının, tamamının veya bir kısmının gizlenmesi veya yok edilmesinin, yok etme veya saklama şeklinin bir önemi bulunmamaktadır. Bu yönüyle serbest hareketli bir suçtur (... Tahsin Gökcan - ... Artuç, Türk Ceza Kanunu Şerhi, 4. Cilt, ... 2021, s. 6033.). "Tacir, tutmakla yükümlü olduğu defterleri en baştan beri tutmamış olması halinde hileli iflas suçunun oluşup oluşmayacağı tartışmalıdır. TTK m. 64/3’te tacirin tutmakla yükümlü olduğu defterlerin açılış onaylarının, kuruluş sırasında ve kullanılmaya başlanmadan önce noter tarafından yapılacağı düzenlenmiştir. Buna göre tacirin bu defterlere sahip olup olmadığı noter kayıtlarından öğrenilebilecek olup iflas gibi bir durumun söz konusu olmadığı henüz ticari faaliyetinin başında malvarlığında hileli tasarrufa gitme amacının olmayacağı görülebilir. Ancak tacirin baştan beri bir şirket kurarak bir süre sonra hileli tasarruflarda bulunma amacının varlığı ortaya çıkarılabiliyorsa, kötü niyetli olan tacirin baştan beri hiç defter tutmadığını beyan etmesi hileli iflas suçunu oluşturabilecektir. Çünkü borçlu tacir, daha en başından tasarruflarını gizlemeye yönelik hareketlerde bulunmuştur." (Sertaç Işıka, Hileli İflas Suçu, ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, 2013, Cilt 71, Sayı 1, s. 612.).

5237 sayılı TCK`nın 161. maddesi uyarınca failin hileli tasarrufu nedeniyle cezalandırılabilmesi için iflasına karar verilmiş ve bu kararın kesinleşmiş olması gerekmektedir. Bahse konu maddenin gerekçesinden de anlaşılacağı üzere iflas kararı suçun unsuru olarak değil objektif cezalandırılabilme şartı olarak düzenlenmiştir. Bu anlamda suçun unsurları oluşmasına karşın iflas olgusu gerçekleşmediği sürece faile ceza verilemeyecektir. Failin hileli tasarrufunun iflas kararından önce veya sonra gerçekleşmesinin ise bir önemi bulunmamaktadır.

Diğer taraftan ceza muhakemesinin amacı, her somut olayda kanuna ve usulüne uygun olarak toplanan delillerle maddi gerçeğe ulaşıp adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasının önüne geçebilmek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmektir. Gerek 1412 sayılı CMUK, gerekse 5271 sayılı CMK, adil, etkin ve hukuka uygun bir yargılama yapılması suretiyle maddi gerçeğe ulaşmayı amaç edinmiştir. Bu nedenle ulaşılma imkânı bulunan bütün delillerin ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir. Diğer bir değişle adaletin tam olarak gerçekleşebilmesi için, maddi gerçeğe ulaşma amacına hizmet edebilecek tüm kanuni delillerin toplanması ve tartışılması zorunludur.


Yargıtay 2CD E.2024/282 - K.2024/7022

  • TCK 161

  • Hileli iflas suçunda inceleme ve araştırma

  • Hileli iflas suçunda, sanığın ticari defter, kayıt veya belgeleri gizlemesi veya yok etmesi eyleminin, hileli tasarrufların ortaya çıkmasını önlemek için yapılmış olması gerekir.

Türk Ticaret Kanunu'nun 66 ve devamı maddelerine göre tacirler bir kısım defterleri tutmak zorunda olup, 5237 sayılı TCK'nın 161/1-b maddesindeki düzenlemeye göre ilgili defter ve belgelerin tevsik edileceği borçlunun mal varlığını kaçırmaya yönelik tasarruflarda bulunması halinde önem arz edeceği, borçlunun mallarını kaçırmaya yönelik gerçekleştirilmiş olan hileli bir tasarruf olmaksızın ilgili ticari defter, kayıt veya belgelerin istenildiği hâlde verilmemesinin hileli iflas suçunu gerçekleştirmek için başlı başına yeterli olmayacağı, sanığın ticari defter, kayıt veya belgeleri gizlemesi veya yok etmesi eyleminin, hileli tasarrufların ortaya çıkmasını önlemek için yapılmış olması gerekmesi karşısında; öncelikle sanıklardan özellikle şirkete ait ticari defter ve belgelerin tutulup tutulmadığı, tutuldu ise muhasebeci, şirket merkezi vs. nerede olduğunun sorulması, savunma içeriğine göre defter ve belgelerin temininin sağlanmasına, ayrıca ticari defterlerin açılış ve kapanış onaylarının noter tarafından yapılması gerekmekte olup, şirketin merkezinde bulunan noterlerden şirkete ait ticari defterlerin açılış ve kapanış onaylarının yapılıp yapılmadığının, dolayısıyla şirketin en başından itibaren ticari defterlere sahip olup olmadığının ve sanıkların savunmasının içeriğinin doğru olup olmadığının tespiti açısından sanıkların şirketin kuruluş ve işleyişindeki durumları ilgili ticaret sicil memurluğu ve vergi dairesinden usulünce araştırılıp, şirket adına kayıtlı taşınmaz veya taşınır mal olup olmadığının tapu dairesi ve trafik şube müdürlükleri vs. ilgili yerlerden sorulması, iflas süreci içerisinde muvazaalı olarak satılıp satılmadığı ya da devredilip devredilmediğinin araştırılması, iddianamede ve iflas idaresi memurunun dilekçelerinde belirttiği, Ankara 1. İcra Müdürlüğünün 2008/13055 Esas ile 2008/10764 Esas sayılı dosyalarından haczedilerek müflis şirket yetkilisine bırakılan menkullerin ve müflis şirket adına kayıtlı araçların iflas masasına teslim edilip edilmediği, alacaklılardan mal kaçırılıp kaçırılmadığının da araştırılması, gerekirse şirketten alacaklı olduğunu bildirenlerden sorulup sonucuna göre tüm delil belgeler üzerinde Ticaret, İcra ve İflas Hukuku ile Ceza Hukuku konularında uzman bilirkişi kurulu aracılığıyla inceleme yaptırılarak TCK'nın 161, 162. maddelerinde sayılan eylem ve işlemlerin bulunup bulunmadığı, alacaklıları zarara uğratma amacına yönelik eylem olup olmadığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde araştırılması, suça konu şirketin iflasına sebep olan hileli tasarrufların iflastan önce veya sonra da yapılabilmesi mümkün olduğundan, bilirkişi raporunda ticaret sicil gazeteleri de incelenerek müflis şirketin yetkililerinin hangi dönemde sorumlu olduklarının tespiti de yapılarak sanıkların sorumlu oldukları dönemlerinde belirlenmesi sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayini gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması, bozma nedenidir.


Y2CD E.2020/30307 - K.2021/6684

  • 161
  • Malvarlığını eksiltemeye yönelik hileli tasarruflar yaparak iflas sonucunun ortaya çıkmasına yol açan sanık hileli iflas suçu işlemiş olur.

Şirket yetkililerinin mal varlığını eksiltmeye yönelik hileli tasarruflarda bulundukları, gerçekte bir borç-alacak ilişkisi olmadığı halde grup şirketlere borç para vermek suretiyle alacaklılar zararına hileli işlemler yaptıkları, bu şekilde gerçekte bir alacak veya borç ilişkisi olmadığı halde sanki böyle bir ilişki mevcutmuş gibi göstermek suretiyle borçlarının artmasına ve böylece iflas sonucunun ortaya çıkmasına neden olacak şekilde işlemler yaparak TCK’nın 161/1-a,c bendlerinde tarif edilen suçu işledikleri, bu nedenle mahkumiyetlerine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yerinde olmayan yetersiz gerekçeyle beraatlerine karar verilmesi, bozma nedenidir.


Yargıtay 2CD Esas : 2020/22504 Karar : 2021/6688

  • TCK 161

  • Borçların artmasına neden olacak şekilde belge düzenlenmesi şeklindeki eylemler nedeniyle iflas neticesinin gerçekleşmesi sanığın hileli iflas suçunu işlediğini gösterir.

Dosya içerisinde bulunan Ticaret Sicil Gazetesi’ne göre sanığın şirketin genel müdürü ve yetkilisi olduğu, Asliye Ticaret Mahkemesinin usulünce verilip kesinleşen iflas kararına konu alacağın alacaklısı ...’in sadece 10.000 TL kişisel ve bonoya dayanan alacağını tahsil edememesi sürecinde şirketin iflasına karar verildiği, bu alacağın borçlusu şirketin dosyaya yansıyan sıra cetveline de giren ilk yedi borcunun dördünün dayanağı belirlenemediğinden Ticaret Mahkemesince terkinine karar verildiği, birinin haricen ödendiğinden bahisle ibranameye konu yapıldığı, dokuz ayrı avukatlık sözleşmesine dayandığı bildirilerek sıra cetveline giren toplam 17.174.067,75 TL tutarındaki alacağa ilişkin daha sonra ödeme vaadi sebebiyle feragate konu olduğu, katılanın alacak miktarının ise sıra cetvelinde 29.417.529,63 TL olarak gösterildiği, iflasa konu şirketin sıra cetveline de yansıyan ticari büyüklüğü karşısında sadece 10.000 TL bonoya dayanan alacak sebebiyle ödeyemez duruma düşmesinin mahkeme kararlarına yansıyan şekilde, gerçek alacaklı katılanın alacaklarının tahsili için takip sürecini iflas müessesesi çerçevesinde sürdürmesini temin amacıyla gerçekte bir alacak ve borç ilişkisi olmadığı halde, sanki böyle bir ilişki mevcutmuş gibi, borçların artmasına neden olacak şekilde belge düzenlenmesi şeklindeki eylemleri gerçekleştirdiği, bu işlemlerin dosya içerisindeki tüm delillerin değerlendirilmesi sonucu hileli nitelikte olduğu anlaşıldığından; atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yerinde olmayan dosyadaki deliller ile örtüşmeyen bilirkişi raporuna da itibarla sanık hakkında beraat kararı verilmesi, bozma nedenidir.


Yargıtay 8CD E.2018/7884 - K.2019/847

  • TCK 161

  • Defter ve belgelerin tevsik edileceği borçlunun mal varlığını kaçırmaya yönelik tasarruflarda bulunması halinde önem arz edeceği, borçlunun mallarını kaçırmaya yönelik gerçekleştirilmiş olan hileli bir tasarruf olmaksızın ilgili ticari defter, kayıt ve belgelerin istenildiği halde verilmemesi hileli iflas suçunu gerçekleştirmek için başlı başına yeterli olmayacaktır.

İflas davasına konu ve borçlusunun müflis şirket ...Otomotiv Süpürgecilik ve .... Mamülleri Tic. San. Ltd. Şti. olan 23.08.2007 tarih ve 07/2793 sözleşme numaralı kredi sözleşmesinin aslı ve ekinde bulunan bonoların temin edilerek, sözleşme aslı ve bonolar üzerinde yer alan imzaların sanıklara ait olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra, Türk Ticaret Kanununun 66 ve devamı maddelerine göre tacirler bir kısım defterleri tutmak zorunda olup, 5237 sayılı TCK.nun 161/1-b maddesindeki düzenlemeye göre ilgili defter ve belgelerin tevsik edileceği borçlunun mal varlığını kaçırmaya yönelik tasarruflarda bulunması halinde önem arz edeceği, borçlunun mallarını kaçırmaya yönelik gerçekleştirilmiş olan hileli bir tasarruf olmaksızın ilgili ticari defter, kayıt ve belgelerin istenildiği halde verilmemesinin hileli iflas suçunu gerçekleştirmek için başlı başına yeterli olmayacağı, sanıkların ticari defter, kayıt veya belgeleri gizlemesi veya yok etmesi eyleminin, hileli tasarrufların ortaya çıkmasını önlemek için yapılmış olması gerekmesi karşısında; öncelikle sanıklardan özellikle şirkete ait ticari defter ve belgelerin tutulup tutulmadığı, tutuldu ise muhasebeci, şirket merkezi v.s. nerede olduğunun sorulması, savunma içeriğine göre defter ve belgelerin temininin sağlanmasına, ayrıca ticari defterlerin açılış ve kapanış onaylarının noter tarafından yapılması gerekmekte olup, şirketin merkezinde bulunan noterlerden şirkete ait ticari defterlerin açılış ve kapanış onaylarının yapılıp yapılmadığının, dolayısıyla şirketin en başından itibaren ticari defterlere sahip olup olmadığının ve sanıkların savunmasının içeriğinin doğru olup olmadığının tespiti açısından sanıkların şirketin kuruluş ve işleyişindeki durumları ilgili ticaret sicil memurluğu ve vergi dairesinden usulünce araştırılıp, tüm delil ve belgeler üzerinde Ticaret, İcra ve İflas Hukuku Öğretim Üyesi ile Mali Müşavirden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla inceleme yaptırılarak TCK.nun 161, 162. maddelerinde sayılan eylem ve işlemlerin bulunup bulunmadığı, alacaklıları zarara uğratma amacına yönelik eylem olup olmadığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanması, sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun tayini gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm verilmesi, bozma nedenidir.


Yargıtay 8CD Esas : 2018/5301 Karar : 2019/848

  • TCK 161

  • İflas kararı objektif cezalandırılabilme şartıdır.

İflas kararı objektif bir cezalandırılabilme şartı olup, sanığın hileli iflas suçundan cezalandırılabilmesi için mutlaka kesinleşmiş iflas kararının bulunması gerektiği, sanığın yetkilisi olduğu iflasına karar verilen şirket hakkında verilen iflas kararının kesinleşmediği, atılı suçun objektif cezalandırma koşulunun oluşmadığı anlaşılmakla sanık hakkında beraat kararı verilmesi yerine yazılı şekilde mahkumiyetine hükmedilmesi; bozma nedenidir.


Yargıtay 8CD E.2019/9896 - K.2019/8773

  • TCK 161

  • 5237 sayılı TCK.nın 161. madde gerekçesinde iflas kararının objektif cezalandırılabilme şartı niteliğinde olduğu açıkça belirtilmiş olup, dolayısıyla bir objektif cezalandırılabilme şartı olan iflas kararının suçun unsuru değildir.

5237 sayılı TCK.nın 161. madde gerekçesinde iflas kararının objektif cezalandırılabilme şartı niteliğinde olduğu açıkça belirtilmiş olup, dolayısıyla bir objektif cezalandırılabilme şartı olan iflas kararının suçun unsuru olmadığı, madde hükmünde de açıkça belirtildiği üzere kanun tarafından cezai yaptırıma bağlanan eylemin iflas etmek değil, iflas kararından önce veya sonra mal varlığını eksiltmeye yönelik hileli tasarruflar olduğu, bu çerçevede hileli iflas suçunun hileli tasarrufların gerçekleştirildiği anda tamamlandığı ve bu tasarruflardan önce veya sonra verilen iflas kararının sadece bu hileli tasarrufların cezalandırılabilirliği açısından etkili olduğu, diğer bir deyişle esasen cezai yaptırıma bağlanan eylemler hileli tasarruflar olduğundan, iflas kararı bu tasarruflardan sonra verilse bile, suçun hileli tasarrufların yapıldığı tarihte meydana geldiği ve dolayısıyla bu tarihte geçerli olan cezai hükümlerin uygulanması gerektiği, bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davaya konu en son hileli tasarruf eyleminin 2002 tarihinde yapıldığı anlaşılmakla tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.


Y8CD Esas : 2018/10628 Karar : 2019/319

  • TCK 161

  • Muhasebe kayıtlarının sırf muhasebecilik tekniğine ve mevzuata aykırı tutulması hileli iflas suçu işlendiğini göstermez.

Türk Ticaret Kanunu'nun 66 ve devamı maddelerine göre tacirler bir kısım defterleri tutmak zorunda olup, 5237 sayılı TCK.nun 161/1-b maddesindeki düzenlemeye göre ilgili defter ve belgelerin tevsik edileceği borçlunun mal varlığını kaçırmaya yönelik tasarruflarda bulunması halinde önem arz edeceği, borçlunun mallarını kaçırmaya yönelik gerçekleştirilmiş olan hileli bir tasarruf olmaksızın ilgili ticari defter, kayıt ve belgelerin istenildiği halde verilmemesinin yada usulüne uygun tutulmamasının hileli iflas suçunu gerçekleştirmek için başlı başına yeterli olmayacağı, failin ticari tefter, kayıt veya belgeleri muhasebe kayıtlarının tutulmasına ilişkin bazı ilke ve esaslara uyulmadan tutması yada gizlemesi veya yok etmesi eyleminin, hileli tasarrufların ortaya çıkmasını önlemek için yapılmış olması gerekmesi karşısında; kayıtlarına girmekle birlikte gayrimenkul satışından doğan gelirin muhasebe tekniğine aykırı olarak özsermayeye eklenmesi yerine kar olarak gösterilmesi, kira gelirinin, ticari kazancın tespitinde dikkate alınması gereken "tahakkuk esası ilkesi" ve "dönemsellik ilkesine" riayet edilmeden kayıtlara geçirilmesi, sanıkların iflasa neden olan hileli tasarrufta bulunduğu ortaya koymadığı gibi; şirketin zarar etmiş olmasının ve ayrıca şirkete ait 3 adet aracın, kasko değerinin yaklaşık % 30 altında bir bedelle satılması, dönemin ekonomik koşulları ve aracın belirlenemeyen özellikleri dikkate alındığında olağan karşılanabileceği, mahkumiyet hükmünün ise varsayımlar üzerine kurulamayacağı cihetle; üzerlerine atılı suçu işlediği her türlü şüpheden uzak kesin, inandırıcı ve hukuka uygun olarak elde edilen kanıtlarla ispatlanamayan sanıkların beraatleri yerine yazılı şekilde sadece bilirkişi raporundaki kanaate istinaden mahkumiyetlerine karar verilmesi,Yasaya aykırı, sanıklar müdafii temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 09.01.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.


Yargıtay 23. Ceza Dairesi 2015/6116 E. , 2016/5370 K.

  • TCK 161

  • İflas kararı bu tasarruflardan sonra verilse bile, suçun hileli tasarrufların yapıldığı tarihte meydana geldiği ve dolayısıyla bu tarihte geçerli olan cezai hükümlerin uygulanması gerekir.

Gerekçeli karar başlığında “2003, 2004, 2005, 2006 ve 03.05.2007” olarak yazılan suç tarihinin dosyada mevcut oluşa uygun bulunan ve hükme esas alınan bilirkişi heyet raporu içeriğine göre en son hileli tasarrufu yapıldığı tarih olan “31.12.2004” olarak saptanması karşısında bu hususun mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

Mahkemece iflasına karar verilen ... ve ... şirketlerinin, yönetim kurulu başkan, başkan vekili ve üyesi olan sanıkların, şirkete ait alacaklıların alacaklarının teminatı mahiyetinde olan mal varlığını muvazaalı olarak yakınları ve şirket çalışanlarının üzerine devretmek ve şirketlere ait defter ve belgeleri kanunun emrettiği şekilde tutmamak suretiyle hileli ve taksiratlı iflas suçunu işledikleri iddia olunan somut olayda, 5237 sayılı TCK'nın 161. madde gerekçesinde iflas kararının objektif cezalandırılabilme şartı niteliğinde olduğu açıkça belirtilmiş olup, dolayısıyla bir objektif cezalandırılabilme şartı olan iflas kararının suçun unsuru olmadığı, madde hükmünde de açıkça belirtildiği üzere kanun tarafından cezai yaptırıma bağlanan eylemin iflas etmek değil, iflas kararından önce veya sonra mal varlığını eksiltmeye yönelik hileli tasarruflar olduğu, bu çerçevede hileli iflas suçunun hileli tasarrufların gerçekleştirildiği anda tamamlandığı ve bu tasarruflardan önce veya sonra verilen iflas kararının sadece bu hileli tasarrufların cezalandırılabilirliği açısından etkili olduğu, diğer bir deyişle esasen cezai yaptırıma bağlanan eylemler hileli tasarruflar olduğundan, iflas kararı bu tasarruflardan sonra verilse bile, suçun hileli tasarrufların yapıldığı tarihte meydana geldiği ve dolayısıyla bu tarihte geçerli olan cezai hükümlerin uygulanması gerektiği, bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, davaya konu en son hileli tasarruf eyleminin 31.12.2004 tarihinde yapıldığı anlaşılmakla, suç tarihi itibariyle sanıklar lehine olan 765 sayılı Kanunun 506 ve 507 maddelerine temas eden hileli ve taksirli iflas suçlarının, suç tarihinden temyiz inceleme gününe kadar 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık kesintili dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, ancak, bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince sanıklar hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 27/04/2016 gününde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 23. CEZA DAİRESİ Esas: 2016/11899 Karar: 2016/8597 Tarih: 06.10.2016

  • TCK 161. Madde

  • Hileli İflâs Suçu

Sanıkların yönetim kurulu üyesi oldukları Ticaret Mahkemesi'nin 19.03.2007 tarih ve 2002/825 Esas, 2007/102 Karar sayılı ilamı ile iflasına karar verilmesine ve iflasın açılmasına rağmen, sanıkların şirketin faaliyetini 01.05.2007 tarihine kadar devam ettirdikleri, bu süre zarfında sanığın bir kısım şirket alacağını tahsil ettiği, kasadan nakit para çektiği, şirkete ait ham madde stoklarının ve şirkete ait hurda malların satılarak paralarını tahsil ettiği, ayrıca 2007 yılına ait defteri kebir ve envanter defterini iflas masasına ibraz etmeyerek mal varlığını kaçırmaya yönelik tasarrufların ortaya çıkmasını engelledikleri, sanıkların bu surette hileli iflas suçunu işledikleri iddia ve kabul olunan somut olayda,

1- ) Sanık hakkında hileli iflas suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz başvurusunun incelenmesinde,

Hakkında iflas kararı verilen şirketin yönetim kurulu başkanı olan sanığın şirketin iflasına karar verilmesine rağmen şirketin ticari faaliyetine devam ettiği, konusunda uzman üç kişilik bilirkişi kurulu heyet raporunda da açıkça tespit edildiği üzere, bu dönemde alacaklılarının zararına şirketin mal varlığını azaltacak şekilde, sanık tarafından şirket alacaklarının tahsil edildiği, ham madde stoku ve hurdaların satıldığı, bu tür mal varlığını eksiltici işlemlerin ortaya çıkmasını engellemek için defter-i kebir ve envanter defterinin dosyaya ibraz edilmediği, sanığın tevil yollu ikrarını içerir savunması, bilirkişi raporu, iflas kararı ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığından, hileli iflas suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.Sanığın farklı zamanlarda 5237 Sayılı TCK'nın 161/1-a ve b bentlerini ayrı ayrı ihlal etmek suretiyle, bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda şirket alacaklılarına karşı aynı suçu birden fazla işlemesi sebebiyle TCK'nın 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,

2- ) Sanık hakkında hileli iflas suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz başvurusunun incelenmesinde,

Anonim şirketlerde kural olarak yönetim yetkisi tüm yönetim kuruluna ait ise de, Türk Ticaret Kanunu'nun 367/1, 2. maddeleri gereğince yetkilerin üyeler arasında paylaştırılmasının mümkün olduğu, bu yetkinin paylaştırılması halinde ise, yetkiye sahip olup da suç teşkil eden eylemi gerçekleştiren yönetim kurulu üyesinin sorumlu olacağı aşikar olup, sanığın iflasa konu şirketin yönetim kurulu başkanı olarak tek başına temsile yetkili olduğuna dair 08.09.2013 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi nüshası, sanığın şirketin yetkilisi olmadığına dair savunması ve bilirkişi raporunda hileli iflasa dair tespit edilen eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin anlaşılması karşısında, sanığın ne şekilde üstüne atılı suçu işlediğine ait delilleri gösterilip denetime imkan verecek şekilde karar yerinde tartışılmadan, yazılı şekilde yasal olmayan gerekçe ile mahkumiyetine karar verilmesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Kanun'un 6723 Sayılı Kanun'un 33. maddesiyle değişik 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.10.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 23. CEZA DAİRESİ Esas: 2016/11998 Karar: 2016/8411 Tarih: 29.09.2016

  • TCK 161. Madde

  • Hileli İflâs Suçu

Sanığın, temsile yetkili olduğu K... Toprak Tarım Gıda Orman Limited Şirketinin 24.05.2007 tarihinde Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından iflasına karar verildiği, iflas tasfiyesinin yürütüldüğü Antalya 4. İcra Müdürlüğü tarafından şirkete ait defter ve belgelerin ibrazı istenilmesine rağmen, şirkete ait mal varlığını azaltıcı işlemleri gizleme amacı ile defter ve belgeleri ibraz etmediği, sanığın bu surette hileli iflas suçunu işlediği iddia ve kabul olunan somut olayda,

1- Türk Ticaret Kanununun devamı maddelerine göre tacirler bir kısım defterleri tutmak zorunda olup, 5237 sayılı TCK'nın 161/1-b maddesindeki düzenlemeye göre ilgili defter ve belgelerin tevsik ediciliği borçlunun mal varlığını kaçırmaya yönelik tasarruflarda bulunması halinde önem arz edeceği, borçlunun mallarını kaçırmaya yönelik gerçekleştirilmiş olan hileli bir tasarruf olmaksızın ilgili ticari defter, kayıt ve belgelerin gizlenmesi veya yok edilmesinin hileli iflas suçunu gerçekleştirmek için başlı başına yeterli olmayacağı, sanığın ticari defter, kayıt veya belgeleri gizlemesi veya yok etmesi, bu tasarrufların ortaya çıkmasını önlemek için yapılmış olması gerekmesi ve iflas idaresi tarafından şirket defterlerinin teslimini içerir yazının sanığa tebliğ edildiğine dair bir evrakın dosya içerisinde bulunmaması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından, öncelikle sanığın yeniden savunmasının alınarak özellikle şirkete ait ticari defter ve belgelerin tutulup tutulmadığının, tutuldu ise muhasebeci, şirket merkezi vs nerede olduğunun sorulması, savunma içeriğine göre defter ve belgelerin temininin sağlanmasına, ayrıca ticari defterlerin açılış ve kapanış onaylarının noter tarafından yapılması gerekmekte olup, şirketin merkezinde bulunan noterlerden şirkete ait ticari defterlerin açılış ve kapanış onaylarının yapılıp yapılmadığının, dolayısıyla şirketin en başından itibaren ticari defterlere sahip olup olmadığının ve sanığın savunmasının içeriğinin doğru olup olmadığının tespiti ve belgeler üzerinde Ticaret, İcra ve İflas ve Ceza Hukuku alanında uzman üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla inceleme yaptırılarak TCK'nın 161,162 maddelerinde sayılan eylem ve işlemlerin bulunup bulunmadığı, defter tutulmamasının veya ibraz edilmemesinin alacaklıları zarar uğratma amacına yönelik olup olmadığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanmadan yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak, ayrıca sanığın hangi mal varlığını eksiltmeye yönelik hileli eyleminin ortaya çıkmasını engellemek amacı ile defter ve belgeleri yok ettiği veya gizlediğinin somut olarak tespit edilmeksizin, sırf defter ve belgeleri ibrazı istenmesine rağmen vermediği gerekçesi ile sanığın hileli iflas suçundan yazılı gerekçe ile mahkumiyetine karar verilmesi,

2- TCK'nın 53. maddesinin 3. fıkras 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki "velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan" yoksunluğun sanığın sadece kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceğinin gözetilmemiş olması ve ayrıca TCK'nın 53/1. maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarının uygulanması bakımından, Anayasa Mahkemesi'nin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 E, 2015/85 sayılı iptal kararı doğrultusunda uygulanması zorunluluğu,

Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun'un 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesi ile değişik 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), 29.09.2016 gününde oy birliği ile karar verildi.


YARGITAY 15. CEZA DAİRESİ Esas: 2013/23205 Karar: 2016/1446 Tarih: 10.02.2016

  • TCK 161. Madde

  • Hileli İflâs Suçu

Sanıkların müflis B... Çelik End. San. ve Tic. Ltd. Şti'nin ortağı oldukları, aynı zamanda B... Kimya Sanayi ve Ticaret A.Ş/nin yönetim kurulu üyeleri oldukları, müflis şirketin yöneticileri olan sanıkların şirketin nakit kaynaklarını şirketin borçlarına ödemeleri gerekirken, kendi alacaklarını tahsil yoluna gittikleri, müflis şirket kaynaklarını vadeli mal satışı şeklinde üçüncü kişilere aktardıkları, bu şekilde B... Çelik End. San. ve Tic. Ltd. Şirket'ini hileli iflas ettirdikleri iddia edilen olayda;

Dosya kapsamında sanık Şaban savunmasında, iflasına karar verilen B... Çelik Ltd. Şirketinde üyeliği ve imza yetkisinin olmadığını, B... Kimya San. A.Ş,'nin ortağı olduğunu, bu şirketin iflas eden şirketin ortağı olduğunu, iddia edildiği gibi şirketin mal varlığını hileli yollarla azaltıcı hiçbir eylemde bulunmadığını, suçsuz olduğunu beyan ettiği, sanık Hasan savunmasında, ticari faaliyetleri sonucunda katılan firmaya borçları oluştuğunu, ancak şirketin mal varlığını azaltıcı herhangi bir davranışta bulunmadıklarını, suçsuz olduğunu, ödemelerde acze düştüklerinde iflasa karar verildiğini beyan ettiği,sanık Mehmet Zeki savunmasında, davaya konu şirketin sahibi ortakları yakın olduğundan kendisini şirket yönetimine dahil ettiklerini, şirketle ilgili imza yetkisi olmadığını ve şirketin çalışmaları hakkında bilgi sahibi olmadığını, atılı suçu işlemediğini ifade ettiği, Bilirkişi Kurulunun 17.10.2011 havale tarihli raporu ile sanıkların hileli iflas yaptıklarına ilişkin bir bulguya rastlanmadığı, sanıkların şirketle olan borç alacak ilişkileri çerçevesinde kendi alacaklarını tahsil etmelerinin hileli iflas niteliğinde olmadığı, yapılan incelemede şirketin 120 kodlu alıcılar hesabında 276.911,45-TL şirketin alacağı olduğu, aynı zamanda 293.480,80-TL borcu olduğunun tespit edildiği,ancak 2005 yılı defterlerinde iflasa kadar sürede alacak ve borçların akıbetinin defterler üzerinden tespit edilmediğinin görüş olarak bildirildiği, katılan vekili beyanlarında defterlerin ile para, mal varlıklarının özellikle raporda gösterilen demirbaş varlıklarının iflas masasına teslim edilmediğini, şirketin alacaklısı görünenlerin gerçek alacak olup olmadığının tespit edilmediğini beyan etmiş olması ve 5237 sayılı TCK'nın 161. maddesindeki seçimlik hareket olan "Alacaklıların alacaklarının teminatı mahiyetinde olan malların kaçırılması, gizlenmesi veya değerinin azalmasına neden olunmasına" ilişkin dosyada yeterince araştırmanın mevcut olmadığının anlaşılması karşısında, maddi gerçeğin hiç bir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkartılması açısından, öncelikle sanıkların tacir sıfatını hangi ticari işletme veya şirket nedeniyle aldığı, sanıklar hakkında iflas kararı verilmesine sebep olan Kadıköy 3. İcra müdürlüğünün 2005/10245 takip esas sayılı iflas yoluyla takibe dönüştürülen dosyada, borçlu gözüken şirketin ticaret unvanının ne olduğu, sanıkların bu şirketin ortağı yada yetkilisi olup olmadığı tespit edilerek, şirketin banka hesaplarının 2005 yılında kapandığı ve Erenköy Vergi Dairesi tarafından 31.08.2005 tarihinde resen kapatıldığı iddia edildiğinden, sanıklar hakkındaki iflasın kapatılmasına ilişkin Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07.12.2006 tarihli karar sayılı dosyası ile Kadıköy İflas Müdürlüğünün 2006/23 iflas nolu dosyasının onaylı suretleri alınıp dosyaya eklenerek, Erenköy Vergi Dairesinden alınacak cevabi yazı ile şirketin kapanma tarihi sorularak, söz konusu şirkete ait suç dönemini kapsayan 2003,, 2004,, 2005, 2006 yıllarına ait muhasebe kayıt, defter ve belgelerin ( 64. maddesince, tacirin sadece tutmakla yükümlü olduğu ticari defterler ile birlikte tacirin muhasebe kayıtları, banka hesapları, tapu kayıtları, çek hesapları, borç ilişkilerini tevsik eden sözleşmeler, faturalar, makbuzlar, sevk irsaliyeleri, elektronik kayıtlar gibi ticari defterlerin dayanağını oluşturan diğer belgelerde malvarlığı hareketlerinin izlenebileceği kayıt ve belgeler olduğundan) üzerinde, Ticaret, İcra ve İflas ve Ceza Hukuku alanında uzman üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla uyuşmazlığı çözmeye yeterli denetime elverişli olacak şekilde yeniden inceleme yaptırılarak, TCK'nın 161 maddelerinde sayılan eylem ve işlemlerin bulunup bulunmadığı, duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanıp sonuca göre, sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), 10.02.2016 tarihinde oy birliği ile karar verildi.


YARGITAY 15. CEZA DAİRESİ Esas: 2014/19565 Karar: 2014/20554 Tarih: 08.12.2014

  • TCK 161. Madde

  • Hileli İflâs Suçu

Suçtan zarar görmüş olan İstanbul 3. İflas İdaresi temsilcisinin, sanık hakkında kurulan hükme karşı süresinde verdiği temyiz dilekçesiyle katılma isteğini ortaya koymuş olmakla, 237/2. maddesi uyarınca davaya katılmalarına karar verilerek ve katılanın temyiz dilekçesi içeriğinden haklarında beraat kararı verilen sanıklar V. A., M. K. haklarında kurulan hükümlerin temyiz incelemesine konu olmadığının kabulüyle yapılan incelemede,

Dosya içeriğinden, R... Saat Kalem Tic. San. A.Ş. Yönetim kurulu üyesi olan sanığın, yöneticisi olduğu şirketin İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 01/02/2007 tarihinde iflasına karar verildiği, İflas İdaresince yaptırılan bilirkişi incelemesinde şirket defterlerinin usule aykırı olarak tutulması nedeniyle hileli iflas şartlarının mevcut bulunması nedeniyle cezalandırılmasının istendiği olayda, sanık savunmasında şirkete 2007 yılında hissedar olarak girdiğini önceki borçlarından bilgisi olmadığını, ifade etmiş olup, hükme esas alınan 20/10/2010 tarihli bilirkişi raporunda ise TCK'nın 161 maddesinin ihlal edildiği eylemin kim veya kimler tarafından gerçekleştiğine ve hileli iflastan kimlerin sorumlu tutulacağına ilişkin mahkemecedeğerlendirme yapılması gerektiği ifade edilmiş olmakla;

1- )İddianame içeriğine göre şirket defterlerinin tutulmaması nedeniyle hileli iflas suçunun işlendiği iddia edilmekle, bu eyleminsanığın yönetimde olduğu 02/05/2006 ve sonrası dönemi kapsayıp kapsamadığı belirlenerek, haklarında suç duyurusunda bulunulan kişilerin de beyanı alınıp defter tutulması işlemlerinden kim ya da kimlerin sorumlu olduğunun belirlenmesi,

2- )Sanığa isnat edilen eylemin defter tutmamak olduğu halde ve TCK'nın 161. maddesinde hileli iflasın varlığı için sayılan unsurlardan hangisinin olayda gerçekleştiğinin kararda açıkça belirlenmeden, ve gerekirsebilirkişi heyetinden bu husus yeniden sorularak açıklığa kavuşturulması gerektiği gözetilmeden, şirketin "O..." olan adının "R..." olarak değiştirilmesinin mahkemece hükme gerekçe olarak gösterilmesi,

3- )Şirketin iflasına ilişkin İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/594 tarih ve 01/02/2007 tarihli karar örneğinin denetime olanak verilmesi açısından dosya içerisine konulması gerektiğinin gözetilmemesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08.12.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ Esas : 2017/5925 Karar : 2017/14624 Tarih : 20.12.2017

  • TCK 161. Madde

  • Hileli İflâs Suçu

Sanıklar ... ve ...’un yetkilisi, sanıklar ... ve ...’nın ise fiilen yöneticileri oldukları .... İnşaat Hırdavat Taşımacılık Elektrik Ticaret Limited Şirketinin iflasına karar verildikten sonra iflas müdürlüğü tarafından şirkete ait defter ve belgelerin ibrazının istendiği, sanıkların malvarlığı üzerindeki hileli tasarrufların ortaya çıkmasını önlemek amacıyla defter ve belgeleri ibraz etmeyerek hileli iflas suçunu işledikleri iddia edilen somut olayda;

1- Dosya ve UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede, sanıklar hakkında aynı zaman diliminde....İnşaat Hırdavat Taşımacılık Elektrik Ticaret Limited Şirketinin iflasına neden olmaktan, Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığının 07.06.2010 tarih ve 2010/8650 esas sayılı iddianamesi ile İstanbul Anadolu 17. Sulh Ceza Mahkemesinin 2010/1291 E. ve 2012/1819 K. sayılı dosyası ile taksirli iflas nedeniyle haklarında dava açıldığı, bu davanın Dairemizin 2017/6320 E. sayılı dosyası ile temyiz incelemesine konu edildiğinin anlaşılması karşısında;sanıkların mükerrer cezalandırılmalarının önlenmesi bakımından sanıklar hakkında açılan davaların birleştirilmesi, aksi halde incelenerek bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosyaya konulduktan sonra tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden yazılı biçimde hüküm kurulması,

2- Türk Ticaret Kanununun 66 ve devamı maddelerine göre tacirler bir kısım defterleri tutmak zorunda olup, 5237 sayılı TCK'nın 161/1-b maddesindeki düzenlemeye göre ilgili defter ve belgelerin tevsik edileceği borçlunun mal varlığını kaçırmaya yönelik tasarruflarda bulunması halinde önem arz edeceği, borçlunun mallarını kaçırmaya yönelik gerçekleştirilmiş olan hileli bir tasarruf olmaksızın ilgili ticari defter, kayıt ve belgelerin istenildiği halde verilmemesinin hileli iflas suçunu gerçekleştirmek için başlı başına yeterli olmayacağı, sanığın ticari defter, kayıt veya belgeleri gizlemesi veya yok etmesi eyleminin, hileli tasarrufların ortaya çıkmasını önlemek için yapılmış olması gerekmesi karşısında; öncelikle sanıklardan özellikle şirkete ait ticari defter ve belgelerin tutulup tutulmadığı, tutuldu ise muhasebeci, şirket merkezi vs nerede olduğunun sorulması, savunma içeriğine göre defter ve belgelerin temininin sağlanmasına, ayrıca ticari defterlerin açılış ve kapanış onaylarının noter tarafından yapılması gerekmekte olup, şirketin merkezinde bulunan noterlerden şirkete ait ticari defterlerin açılış ve kapanış onaylarının yapılıp yapılmadığının, dolayısıyla şirketin en başından itibaren ticari defterlere sahip olup olmadığının ve sanıkların savunmalarının içeriğinin doğru olup olmadığının tespiti açısından sanıkların şirketin kuruluş ve işleyişindeki durumları ilgili ticaret sicil memurluğu ve vergi dairesinden usulünce araştırılıp, tüm delil ve belgeler üzerinde Ticaret, İcra ve İflas Hukuku Öğretim üyesi ile Mali Müşavirden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla inceleme yaptırılarak TCK.nun 161, 162. maddelerinde sayılan eylem ve işlemlerin bulunup bulunmadığı, alacaklıları zarara uğratma amacına yönelik eylem olup olmadığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanması, ayrıca sanıkların şirket faaliyetleri sırasında mağdur ve katılanlara verdikleri belgeler üzerinde yazı ve imzalarının olup olmadığının gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle tespiti, katılanlardan şirket faaliyetlerinde kim veya kimlerle muhatap olduklarının sorulması, bildirilmesi halinde tanık dinlenilmesinden sonra, sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayini gerekirken yazılı şekilde beraatlarına hükmedilmesi,

Yasaya aykırı, Cumhuriyet Savcısı ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 20.12.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 23. CEZA DAİRESİ Esas : 2015/9662 Karar : 2016/6149 Tarih : 11.05.2016

  • TCK 161. Madde

  • Hileli İflâs Suçu

Sanıkların yönetim kurulu başkan ve yardımcıları ... Tic A.Ş. şirketinin iflas etmesine rağmen, alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla şirkete ait malların bazılarının başka yerlere götürüldüğü, bazıları ile de başka bir şirket adı altında üretime devam ettikleri, sanıkların bu surette hileli iflas suçunu işlediklerinin iddia olunması karşısında,

Eylemin temas ettiği, 5237 sayılı TCK'nın 161/1-a maddesinde düzenlenen “alacaklıların alacaklarının teminatı mahiyetinde olan malların kaçırılması, gizlenmesi veya değerinin azaltılmasına neden olunması” suretiyle “hileli iflas” suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdir ve tartışmanın Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken duruşmaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 11/05/2016 gününde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 23. CEZA DAİRESİ Esas : 2015/7265 Karar : 2016/5365 Tarih : 27.04.2016

  • TCK 161. Madde

  • Hileli İflâs Suçu

Hileli iflas suçunda, suç tarihinin hileli olarak yapılan eylem ve işlemin yapıldığı tarih olması karşısında, 15/05/2009 olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığında 01/01/2008 olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir hata olarak görülmüştür.

Sanığın ortağı ve yetkilisi olduğu ...Tic Ltd Şti'nin ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi`nin 2008/261 Esas, 2009/107 Karar sayılı ilamı ile iflasına karar verildiği, iflas erteleme davası sırasında sanığa teslim edilen ve şirket adına kayıtlı ..., ... ve ... plakalı araçların iflas masasına teslim edilmesine dair muhtıranın 15.05.2009 tarihinde sanığa tebliğ edilmesine rağmen sanığın suça konu araçları teslim etmeyerek, alacaklıların alacağının teminatı mahiyetinde olan malları kaçırmak ve gizlemek suretiyle hileli iflas ve muhafaza görevini kötüye kullanma suçunu işlediği iddia ve kabul olunan somut olayda,

Mağdur ... şirketi tarafından, sanığın temsile yetkili olduğu şirkete Finansal Kiralama Sözleşmesi kapsamında kiralanan ve teslim edilen, 34-2006-4692 tescil plaka nolu iş makinesinin, finansal kiralama sözleşmesinin fesih edilmesi ve ihtara rağmen kiralanan iş makinesinin teslim edilmemesi nedeni ile sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan zamanaşımı süresi sonuna kadar mahallinde dava açılabileceği değerlendirilerek yapılan incelemede;

Sanığın temsile yetkili şirketi adına kayıtlı bulunan, iflas erteleme davasında kendisine teslim olunan, şirketin alacaklılarının alacağının teminatı mahiyetinde bulunan ve iflasın açılması ile iflas masasına ait mal haline gelen suça konu ..., ... ve ... plakalı araçların iflas masasına 3 gün içerisinde teslim edilmesi şerhini içerir muhtıranın sanığa tebliğ edilmesine rağmen suça konu araçları teslim etmediği gibi nerede bulunduklarına dair de yeterli bir bilgi vermediği, sanığın suça konu araçları teslim edemediğine dair ikrar içeren savunması, bilirkişi raporu, iflas kararı ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığından, hileli iflas suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

1)5237 sayılı TCK 161/1 maddesi gerekçesinde de açıkça belirtildiği üzere, iflas kararı objektif bir cezalandırılabilme şartı olup, sanığın hileli iflas suçundan cezalandırılabilmesi için mutlaka kesinleşmiş iflas kararının bulunması ve denetime imkan verecek şekilde kesinleşme şerhi içeren onaylı suretinin dosya içerisine alınması gerekmekte olup, sanığa ait Sertaç Yem şirketi hakkında ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen kesinleşme şerhini içerir onaylı iflas kararının denetime imkan verecek şekilde dosya içerisine alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi,

2)Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülen iflas erteleme davası sırasında, yediemin olarak sanığa teslim edilen, müflis şirketine ait suça konu üç adet aracı, iflas idaresinin ihtarına rağmen teslim etmeme şeklinde subut bulunan eylemde, sanığın tek bir eylem ile hem TCK 161. maddede düzenlenen hileli iflas suçunu hem de TCK 289. madde de düzenlenen muhafaza görevini kötüye kullanma suçlarını işlediğinin anlaşılması karşısında, TCK'nın 44. maddesinde düzenlenen fikri içtima hükümleri uyarınca TCK`nın 161 maddesi uyarınca mahkumiyeti ile yetinilmesi gerekirken ayrıca muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan da mahkumiyetine karar verilmesi,

3)5237 sayılı TCK'nın 53/1. maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarının, Anayasa Mahkemesi'nin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete`de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 E, 2015/85 sayılı iptal kararı doğrultusunda infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmekle beraber, maddenin (b) fıkrasında yer alan "ve diğer siyasi hakları kullanmaktan" şeklindeki ibarenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle bu husus,

Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27/04/2016 gününde oybirliği ile karar verildi.


UYARI

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Makale Yazarlığı İçin

Avukat veya akademisyenler hukuk makalelerini özgeçmişleri ile birlikte yayımlanmak üzere avukatbd@gmail.com adresine gönderebilirler. Makale yazımında konu sınırlaması yoktur. Makalelerin uygulamaya yönelik bir perspektifle hazırlanması rica olunur.