0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Nitelikli Hırsızlık Suçu

TCK Madde 142

(1) Hırsızlık suçunun;

a) Kime ait olursa olsun kamu kurum ve kuruluşlarında veya ibadete ayrılmış yerlerde bulunan ya da kamu yararına veya hizmetine tahsis edilen eşya hakkında,

b) (Mülga: 18/6/2014-6545/62 md.)

c) Halkın yararlanmasına sunulmuş ulaşım aracı içinde veya bunların belli varış veya kalkış yerlerinde bulunan eşya hakkında,

d) Bir afet veya genel bir felaketin meydana getirebileceği zararları önlemek veya hafifletmek maksadıyla hazırlanan eşya hakkında,

e) Adet veya tahsis veya kullanımları gereği açıkta bırakılmış eşya hakkında,

f) (Mülga: 2/7/2012-6352/82 md.) İşlenmesi hâlinde, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(2) Suçun;

a) Kişinin malını koruyamayacak durumda olmasından veya ölmesinden yararlanarak,

b) Elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak suretiyle ya da özel beceriyle,

c) Doğal bir afetin veya sosyal olayların meydana getirdiği korku veya kargaşadan yararlanarak,

d) Haksız yere elde bulundurulan veya taklit anahtarla ya da diğer bir aletle kilit açmak veya kilitlenmesini engellemek suretiyle,

e) Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle,

f) Tanınmamak için tedbir alarak veya yetkisi olmadığı halde resmi sıfat takınarak,

g) Büyük veya küçük baş hayvan hakkında

h) (Ek: 18/6/2014-6545/62 md.) Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında, İşlenmesi hâlinde, beş yıldan on yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Suçun, bu fıkranın (b) bendinde belirtilen surette, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olan kimseye karşı işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte biri oranına kadar artırılır.

(3) Suçun, sıvı veya gaz hâlindeki enerji hakkında ve bunların nakline, işlenmesine veya depolanmasına ait tesislerde işlenmesi halinde, beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Bu fiilin bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, ceza yarı oranında artırılır ve onbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

(4) (Ek: 6/12/2006 – 5560/6 md.) Hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla konut dokunulmazlığının ihlâli veya mala zarar verme suçunun işlenmesi halinde, bu suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için şikâyet aranmaz.

(5) (Ek: 18/6/2014-6545/62 md.) Hırsızlık suçunun işlenmesi sonucunda haberleşme, enerji ya da demiryolu veya havayolu ulaşımı alanında kamu hizmetinin geçici de olsa aksaması hâlinde, yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılır.



TCK Madde 142 Gerekçesi

Maddede, hırsızlık suçunun nitelikli şekilleri tanımlanmıştır. Bu nitelikli unsurlar, üç fıkra hâlinde tasnif edilmiştir.

Birinci fıkranın (a) bendine göre; hırsızlık suçunun, kime ait olursa olsun, kamu kurum ve kuruluşlarında veya ibadete ayrılmış yerlerde bulunan ya da kamu yararına veya hizmetine tahsis edilen eşya hakkında işlenmesi, suçun temel şekline nazaran daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektirmektedir. Eşyanın kurum ve kuruluş veya ibadet yerine ait bulunması veya buralarda özel muhafaza altına alınmış olması koşulu aranmamış, görevlilerin veya ibadet edenlerin özel eşyası hakkında suçun işlenmesi hâlinde de bu nitelikli unsurun oluşacağı kabul edilmiştir.

Fıkranın (b) bendinde, hırsızlık suçunun herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında işlenmesi, suçun diğer bir nitelikli şekli olarak tanımlanmıştır.

Bina veya etrafı çevrili eklentilerinde yapılan hırsızlığın cezası artırılırken bu gibi yerlere giriş şekline önem verilmemiştir. Tarlada tarım araçlarının korunması için yapılan kulübelerde işlenen hırsızlığın da madde hükmüne girmesi sağlanmıştır. Ancak bina tanımına girmeyen bir yerde, örneğin otomobilde bulunan eşya hakkında muhafaza altına alınma koşulu aranmış; böylece kapıları kilitli olmayan veya camları kapatılmamış bir otomobildeki eşyanın çalınması hâlinde nitelikli hırsızlık kabul edilmemiştir.

Fıkranın (c) bendi ile halkın yararlanmasına sunulmuş ulaşım araçlarında ve bunların belli kalkış ve varış yerlerinde yani istasyonlarda bulunan eşya korunmaktadır. Bu gibi eşyanın yolcu veya araç personeline ait bulunması, keza yolcu veya personelin beraberinde bulunması gerekli değildir. Kargo ile nakledilen veya araçtan indirilen yahut yüklenmek üzere hazırlanan eşya da bu kapsama alınmıştır. Eşyanın muhafaza altına alınmış olması koşulu aranmamıştır. Aracın türü önemli değilse de, umuma tahsis edilmiş olması zorunludur. Bir vasıtanın umuma tahsis edildiği, bir bedel karşılığında herkes tarafından kullanılabilir olması ile değil, belirli bir yöne giden yolcuları ve eşyayı nakletmesiyle anlaşılır.

Fıkranın (d) bendinde, hırsızlık suçunun bir afet veya genel bir felâketin meydana getirebileceği zararları önlemek veya hafifletmek maksadıyla hazırlanan eşya hakkında işlenmesi, bir nitelikli unsur olarak belirlenmiştir. Deprem, sel, su baskını, yangın ve savaş gibi afet veya genel felâketin sebebiyet verebileceği zararları önlemek, bu afet veya felaketlere maruz kalan insanların ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla hazırlanmış olan eşya, bu bent kapsamına giren hırsızlık suçunun konusunu oluşturmaktadır. Eşyanın bulunduğu yer önemli değildir; bunların bina içerisinde veya açıkta depolanmış olması mümkündür. Bunun gibi, eşyanın afet ve felâket bölgesine gittikten sonra ve henüz afetten zarar görenlere dağıtılmadan önce çalınması hâlinde de bent uygulanacaktır.

Fıkranın (e) bendinde, âdet veya tahsis ve kullanım gereği açığa bırakılmış olan eşya hakkında hırsızlık suçunun işlenmesi, bir nitelikli unsur olarak kabul edilmiştir. Tarlalarda bırakılan tarım araçları, inşaat yerine yığılan malzeme, bu kapsama giren eşyaya örnek olarak gösterilebilir. Bunların çalınmalarında kolaylık bulunması, bu nitelikli hâlin kabulünde etken olmuştur.

Fıkranın (f) bendine göre, hırsızlık suçunun elektrik enerjisi hakkında işlenmesi, bir nitelikli hâli oluşturmaktadır. Suçun temadi hâlinde işlenmesi, bu nitelikli hâlin kabulünde etkili olmuştur.

Maddenin ikinci fıkrasında, hırsızlık suçunun birinci fıkraya nazaran daha ağır cezayı gerektiren nitelikli şekilleri düzenlenmiştir.

İkinci fıkranın (a) bendine göre, hırsızlık suçunun kişinin malını koruyamayacak durumda olmasından veya ölmesinden yararlanılarak işlenmesi, suçun temel şekline nazaran daha ağır ceza ile cezalandırılmasını gerektirmektedir. Mağdurun trafik kazası geçirmiş olması, aklî veya bedensel bir hastalık veya sakatlıkla malul olması, malını koruyamayacak durumda olmasının örneklerini oluşturmaktadır. Hatta, bir yakınının ölüm haberini almış olmaktan doğan büyük bir üzüntünün neden olduğu bir panik hâlinin de aynı durumu doğurmuş bulunması olanaklıdır.

Kişinin örneğin geçirmiş bulunduğu kaza sonucunda ölmüş olmasından yararlanılarak üzerindeki veya yanındaki eşya hakkında hırsızlık suçunun işlenmiş olması da bu bent kapsamında mütalâa edilmiştir.

Bu bent hükmünün uygulanabilmesi için, kişinin malını koruyamayacak duruma fail tarafından getirilmemiş olması gerekir. Aksi takdirde, duruma göre, yağma suçunun veya bir başka suçu işlemek amacıyla kasten öldürme suçunun oluştuğunu kabul etmek gerekir.

Fıkranın (b) bendinde, hırsızlığın elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak suretiyle ya da özel bir beceriyle işlenmesi hâli öngörülmüştür. Yankesicilik veya kişisel çeviklik ile işlenen hırsızlık hâlleri bendin kapsamına girdiği gibi, bir hayvanı alıştırmak suretiyle ve ondan yararlanılarak işlenen fiiller hakkında da bendin uygulanması sağlanmıştır. Bunun gibi, yoldan giden bir kimsenin çantasını kapıp kaçmak suretiyle işlenen hırsızlık da bu bent kapsamında mütalâa edilmiştir. Ancak, bu son hâlde, direncini kırma amacıyla kişiye karşı cebir kullanılmamalıdır. Aksi takdirde, yağma suçu oluşur.

Fıkranın (c) bendinde hırsızlık suçunun doğal bir afetin veya sosyal olayların meydana getirdiği korku veya kargaşadan yararlanarak işlenmesi, bir nitelikli unsur olarak belirlenmiştir. Kişinin içinde bulunduğu bazı durumlar, eşyası üzerindeki koruma ve gözetimini zayıflatabilir ve hatta ortadan kaldırabilir. Bu durumdan yararlanarak hırsızlık suçu kolaylıkla işlenebilir.

Fıkranın (d) bendinde, hırsızlık suçunun haksız yere elde bulundurulan veya taklit anahtarla ya da diğer bir aletle kilit açmak suretiyle işlenmesi, bir nitelikli hâl olarak kabul edilmiştir. Bu nitelikli hâl için önemli olan, hırsızlık suçunun kilit açmak suretiyle işlenmesidir. Kilit, haksız yere elde bulundurulan veya taklit anahtarla ya da diğer bir aletle açılmış olabilir. Anahtar, hırsızlık veya yağma suretiyle de elde edilmiş olabilir. Bu durumda iki suçun oluştuğunu kabul etmek gerekir. Kilidin, hırsızlığı işlemek veya çalınmış malı başka yere nakletmek amacı ile açılmış olması gerekir. Kilidin muhkem olması şart değildir. Anahtar veya diğer aletlerin, vasıtasız olarak açılması mümkün olmayan bir kilidi açmak için kullanılması lazımdır. Kilidi kırmadan açmaya yarayan her türlü araç, alet sayılır. Sahibinin kilidin üzerinde unuttuğu anahtar çevrilerek kilidin açılması suretiyle hırsızlığın işlenmesi ve çalınacak şeyin herhangi bir aletle yerinden sökülmesi hâllerinde bu bent uygulanmayacaktır.

Fıkranın (e) bendine göre; hırsızlık suçunun bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle işlenmesi, daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren bir nitelikli unsur oluşturmaktadır.

Fıkranın (f) bendinde bir nitelikli hâl olarak hırsızlık suçunun tanınmamak için tedbir alarak veya yetkisi olmadığı hâlde resmî sıfat takınarak işlenmesi öngörülmüştür. Kişi, kendisini tanınmayacak hâle getirmekle, yakalanmasını önlemek ve böylece cezasız kalmasını sağlamak amacı gütmektedir. Keza, kişinin kamu görevlisi sıfatını takınması suretiyle hırsızlık suçu işlemesi hâlinde, bu sıfatın verdiği kolaylıktan yararlanması söz konusudur.

Fıkranın (g) bendine göre; hırsızlık suçunun barınak yerlerinde, sürüde veya açık yerlerde bulunan büyük veya küçükbaş hayvan hakkında işlenmesi, daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren bir nitelikli unsur oluşturmaktadır.

Maddenin üçüncü fıkrasında, hırsızlık suçunun sıvı veya gaz hâlindeki enerji hakkında ve bunların nakline, işlenmesine veya depolanmasına ait tesislerde işlenmesi, suçun temel şekline göre daha ağır cezayı gerektiren hâl olarak tanımlanmıştır. Ancak, hırsızlık suçunun bu nitelikli şeklinin bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, hapis cezasının yanı sıra adlî para cezası öngörülmüştür. Çünkü, bu durumda hırsızlık suçunun işlenmesi suretiyle uğranılan zararın veya elde edilen yararın miktarını tam olarak belirlemek her zaman mümkün olamamaktadır.


TCK 142 (Nitelikli Hırsızlık Suçu) Emsal Yargıtay Kararları


YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/1667 Karar: 2018/252 Tarih: 25.01.2018

  • TCK 142. Madde

  • Nitelikli Hırsızlık Suçu

1-Sanıklar … ve … hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;

Sanıkların müştekiye ait kilitlenmek suretiyle sokağa park edilen aracının kilit kısmına zarar vererek ve düz kontak yapmak suretiyle çalmaya kalkışmaları biçimindeki eylemlerinin 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b maddesinde tanımlanan suçu oluşturduğu gözetilmeden,suç vasfında yanılgı sonucunda aynı kanunun 142/1-e. maddesi uyarınca cezalandırılmalarına karar verilmesi, her iki fıkrada öngörülen ceza sürelerinin aynı olması nedeniyle sonuç ceza değişmediğinden bozma nedeni yapılmamış,5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının ve hüküm tarihine kadar yapılan yargılama gideri toplamı, 5271 sayılı CMK’nın 324/4 maddesinde atıfta bulunulan 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 106. maddesindeki terkin edilmesi gereken tutar olan 20 TL’den az olduğu halde yargılama giderinin sanıklardan tahsiline karar verilmiş ise de, hüküm kesinleşinceye kadar yapılacak yargılama giderlerinin de toplam yargılama gideri kapsamında olması nedeniyle hükmün kesinleştiği tarihte sanıklardan tahsili gereken yargılama giderinin yukarıda açıklanan terkin edilmesi gereken miktardan az olması halinde Devlet Hazinesi üzerinde bırakılmasının infaz aşamasında değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.

Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükümlerin ONANMASINA,

2-… … hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;

… …‘ın diğer sanıklar … ve … ile birlikte müştekiye ait kilitlenmek suretiyle sokağa park edilen aracının kilit kısmına zarar vererek ve düz kontak yapmak suretiyle çalmaya kalkışmaları biçimindeki eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b maddesinde tanımlanan suçu oluşturduğu gözetilmeden,suç vasfında yanılgı sonucunda aynı kanunun 142/1-e. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi, her iki fıkrada öngörülen ceza sürelerinin aynı olması nedeniyle sonuç ceza değişmediğinden bozma nedeni yapılmamış,Uyap’tan yapılan incelemede, … …‘ın hüküm tarihinde başka yargı çevresinde bulunan Maltepe 2 No’lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda başka bir suçtan hükümlü olarak bulunduğu, … …‘ın duruşmadan bağışık tutulmak istediğine dair herhangi bir talebi olmadığı gibi bu hususta bir karar da alınmadığı anlaşılmakla birlikte; 5271 sayılı CMK’nın 196/5. maddesi gereğince,sorgusu yapılmış olan suça sürüklenen çocuğun duruşmaya getirilmesini sağlayacak usul işlemlerinin yapılmaması ve suça sürüklenen çocuğun hazır bulunmadığı celsede duruşmaya devam edilmesi suretiyle örtülü olarak mahkemece suça sürüklenen çocuğun duruşmada hazır bulunmasına gerek görülmediğine karar verildiği kabul edilerek, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiş,dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.Ancak;

5271 sayılı CMK’nın 150/2. maddesi5271 sayılı CMK’nın 150/2. maddesi uyarınca Baroya yazı yazılarak, suça sürüklenen çocuğu savunmak üzere bir avukatın görevlendirilmesi nedeniyle, zorunlu müdafii için ödenen avukatlık ücretinin, dosyadaki bilgilerden mali olanaklardan yoksun olduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuğa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/3-c maddesindeki düzenlemesine açıkça aykırı olarak yargılama gideri olarak yükletilmesine karar verilmesi,

Bozmayı gerektirmiş, … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı Kanun’un 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasının yargılama giderleriyle ilgili bölümünden “soruşturmada görev yapan müdafi ücreti olan 160,00 TL, 2011 yılında kovuşturma aşamasında atanan müdafi ücreti olan 274,00 TL, 2012 yılında talimat mahkemesinde görev yapan müdafi ücreti olan 147,00 TL yargılama giderinin suça sürüklenen çocuktan tahsiline” ibaresinin çıkartılmasına, karar verilmek suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,25/01/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/831 Karar: 2018/158 Tarih: 23.01.2018

  • TCK 142. Madde

  • Nitelikli Hırsızlık Suçu

1-Sanık …‘ın olay günü, müşteki …‘ın çalıştığı kuyumcuya gelerek, 200 TL para gösterip 1 çeyrek altın alacağını söylediği, müştekinin altını ve 200 TL paranın üstü olan 100 TL yi sanığa verdiği, sanığın ise 200 TL ‘yi müştekiye vermeden kuyumcudan çıktığı, daha sonra tekrar gelen sanığın 300 Euro parayı bozdurmak istediği, müştekinin de 300 Euro karşılığı Türk Lirasını sanığa verdiği, müştekinin 300 Euroyu sanıktan aldığı, bu sırada kapının yanında bekleyen diğer sanık …‘nin 150 Euro gösterip bozdurmak istediğini, 150 Euro karşılığı parayı sanık …‘ye verdiği, sanıklar işyerinden çıktıktan sonra sanık …‘ın 150 Euro parayı, sanık …‘in ise 200 TL parayı vermediğini farkettiği olayda eylemin 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b maddesinde tanımlanan hırsızlık suçunu oluşturduğu nazara alınmadan yazılı şekilde aynı Kanun’un 142/2-b maddesi uyarınca uygulama yapılmak suretiyle fazla ceza tayini,

2-Müştekinin yanında çalıştığı kuyumcu tanık … …‘in 16/05/2013 tarihli celsede zararının giderildiğini beyan etmesi karşısında, zararın ne zaman giderildiği … … sorularak sonucuna göre etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma olanağının tartışılması gerektiğinin düşünülmemesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 23/01/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 13. CEZA DAİRESİ Esas: 2016/10488 Karar: 2018/13 Tarih: 08.01.2018

  • TCK 142. Madde

  • Nitelikli Hırsızlık Suçu

26.09.2009 olan suç tarihinin gerekçeli kararda yanlış gösterilmiş olması mahalinde düzeltilebilir yazım hatası olarak görülmüştür.

Sanıkların tanık…in iş yerinden kiraladıkları araç ile yakalandıkları ve suçta kullanılan aracı kiraladıklarının tanığın ve sanık …‘ın beyanlarından sabit olduğu, tanığın beyanına göre sanıkların aracı kiraladıktan sonra tekrar işyerine gelerek mazot çaldıklarını ve polisten kaçtıklarını söyledikleri, ihbarı yapan muhbirin de mazotu çalan şahısların iki kişi olduklarını söylediği, olaydan birkaç gün sonra İstanbul ilinde aynı araçla sanıkların birlikte yakalandıkları, yakalandıklarında araçta yoğun mazot kokusunun olduğunun tutanağa geçirildiği, sanık …‘in diğer sanık …‘i 2005 yılından beri görmediğini söylediği halde aynı araçta birlikte yakalanmalarının tanık…nın sanıkların birlikte gelerek araç kiraladıklarına ilişkin beyanını doğruladığı, sanıkların savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğunun görüldüğü olayda; suçun sübut bulduğu anlaşıldığından tanığın yeniden duruşmaya çağrılarak dinlenmesinde yarar görülmeyerek tebliğnamedeki aksi görüşe iştirak olunmamıştır.

Katılanın kamyonunun deposunun kilitli olduğunu söylediği anlaşıldığından, sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b maddesinden uygulama yapılması gerektiği gözetilmeyerek yazılı şekilde hüküm kurulması sonuç ceza değişmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hâkimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 günlü, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan kısmi iptal kararı uyarınca, 5237 sayılı TCK 53.madde 1.fıkra 1.fıkra b. bendinde düzenlenen “seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına” hükmünün iptal edilmesi nedeniyle uygulanamayacağının gözetilmesi zorunluluğu,

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … ve …‘in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle tebliğnameye kısmen uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkralarından “TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümlerden “b” bendinin çıkartılması suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 08/01/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ Esas: 2016/12570 Karar: 2017/9685 Tarih: 09.10.2017

  • TCK 142. Madde

  • Nitelikli Hırsızlık Suçu

Hükümlüye 25.11.2005 tarihli karar usulüne uygun tebliğ edildiği halde temyiz incelemesinde bulunmadığı ve İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesince 25.11.2005 tarihinde dosya üzerinden verilen kararın hükümlünün temyizi üzerine dosyanın bu kararların temyizi kabil olması sebebiyle Yargıtay’a gönderilmesi gerekirken mahkemesince dosyanın yeniden ele alınarak kurduğu 23.06.2006 tarihli kararın hukuken geçersiz olduğu belirlenerek hükümlünün 25.11.2005 tarihli karara yönelik temyizi üzerine yapılan incelemede;

5252 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’un göre, 01.06.2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak Türk Ceza Kanunu’nun lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde, duruşma yapılmaksızın da karar verilebilir. 9/3. maddesine göre de, lehe olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.

Bu düzenlemelerden ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 27.12.2005 gün ve 2005/3-162-173 Sayılı kararından anlaşılacağı üzere, kesin yargı haline gelmiş bir hükümde değişiklik yargılaması yapılması, önceki hükümde sabit kabul edilen olaya her iki Kanun’un tüm hükümleri birbirine karıştırılmaksızın uygulanmak suretiyle ayrı ayrı sonuçlar belirlenmesini ve bunların karşılaştırılmasını gerektirir. Sonraki yasa suçun unsurlarını veya özel hallerini değiştiriyorsa veya cezanın teşdiden tayini nedeni sayılacak olguların tartışılması, alt ve üst sınırlar arasında bir oran belirlenmesi ya da artırım veya indirim nedenlerinin değerlendirilmesi gerekiyorsa, cezanın paraya veya tedbire çevrilmesi ya da ertelenmesi hususunda mahkemece takdir hakkının kullanılması ve böylece bireyselleştirme yapılması zorunlu ise, duruşma açılmak suretiyle tüm bunların neden ve gerekçeleri de gösterilerek hüküm kurulması gerekir. Açıklanan nedenlerle, mahkemece duruşma açılarak; 5237 Sayılı TCK’nın 142. maddesinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 Sayılı TCK’nın 493/1. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olması sebebiyle kesinleşen kararda, hükümlünün müşteki O.Ç.’a ait işyerine geceleyin girmek suretiyle işlediği hırsızlık eyleminde 5237 Sayılı TCK’nın 142/1 -b, 143. maddelerine uyan hırsızlık suçunun yanısıra, aynı Kanun’un 116/2-4 ve 151/1. maddelerine uyan işyeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarının da oluştuğu anlaşılmakla birlikte, müştekinin şikayetinden vazgeçmiş olması sebebiyle mala zarar verme suçundan düşme kararı verilmesi gerektiği, yine müştekiye ait işyerine geceleyin yanında diğer sanık ile birlikte girmek suretiyle işlediği hırsızlık eyleminde 5237 Sayılı TCK’nın 142/1 -b, 143. maddelerine uyan hırsızlık suçunun yanısıra, aynı Kanun’un 116/2-4 ve 151/1. maddelerine uyan işyeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarının da oluştuğu, işyeri dokunulmazlığını bozma suçuna dair aynı Kanun’un 119/1-c maddesinin de uygulanması gerektiği gözetilerek ve ayrıca müştekinin şikayetçi olması karşısında mala zarar verme suçu yönünden CMK’nın 253, 254. maddelerinde öngörülen uzlaşma hükümlerinin uygulanma olanağı değerlendirilip sonucuna göre lehe kanunun belirlenmesi gerekirken, evrak üzerinde yapılan inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, hükümlü müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 09.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 13. CEZA DAİRESİ Esas: 2016/1204 Karar: 2017/9448 Tarih: 25.09.2017

  • TCK 142. Madde

  • Nitelikli Hırsızlık Suçu

Suça sürüklenen çocuk ve müdafii ile velisinin hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;

Suça sürüklenen çocuk müdafiine hükmün 08.04.2014 tarihinde tefhim edildiği ve bahsedilen müdafiin kararı yasal süre içerisinde temyiz etmediği anlaşılmış ise de kendisine esas mahkemesince müdafii atandığından habersiz suça sürüklenen çocuk velisinin hükmü 22.04.2014 günü temyiz etmiş olduğunun anlaşılması karşısında, 28.04.2014 tarih ve 2014/96K sayılı temyiz talebinin reddine dair ek kararın suça sürüklenen çocuk velisi yönünden kaldırılmak suretiyle yapılan incelemede;

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1- )Suça sürüklenen çocuğun, mağdurun sorumlusu olduğu binanın önünde bulunmakta olan döşeli doğalgaz topraklama bağlantı bakır çubuğunu çalmış olduğunun anlaşılması karşısında, eyleminin TCK’nın 142/1-e maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunu oluşturacağının gözetilmemesi,

2- )TCK’nın 6/1-e maddesine göre, eylemin gece gerçekleştiğine dair delil bulunmadığı halde, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği hırsızlık eyleminin gündüz vakti işlendiğinin kabul edilmesi gerekirken TCK’nın 143. maddesince artırım yapılıp yazılı şekilde hüküm kurularak fazla ceza tayin edilmiş olması,

3- ) Suça sürüklenen çocuğun ve diğerlerinin kolluk görevlilerince 20:45 sıralarında başka mahallede suç eşyası ile birlikte yakalandıklarında yer gösterimleri ile suç mahaline ulaşılıp habersiz mağdura iadenin gerçekleştirilmiş olduğunun anlaşılması karşısında, hakkında TCK’nın 168 /1. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

4- )TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkras 1. fıkrasında öngörülen belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma tedbirlerinin, fiili işlediği sırada 18 yaşını doldurmamış suça sürüklenen çocuk hakkında 53/4 maddesi uyarınca uygulanmayacağının gözetilmemesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk ve müdafii ile velisinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan sebeple tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 25.09.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 17. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/21182 Karar: 2017/10126 Tarih: 20.09.2017

  • TCK 142. Madde

  • Nitelikli Hırsızlık Suçu

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz nedenleri de yerinde görülmemiştir.

Ancak;

23.04.2013 tarihli olay tutanağına göre kolluk görevlilerinin hızlı bir şekilde sırtlarında battaniyeye sarılı eşya götürür halde yakaladıkları sanıklardan sorulduğunda eşyanın müştekinin işyerinin deposundan çalınan klima olduğu, klimayı bildirdikleri binadan aldıklarını beyan ederek müştekiye teslimini sağladıkları ve görüntü kayıtları incelendiğinde de her iki sanığın binaya girdikleri, bir süre sonra ayrı ayrı binadan çalınan eşya ile ayrıldıklarının anlaşılmasına ve müştekinin de kullanılmayan ancak çalışır durumdaki klima dış ünitesinin işyeri deposundan çalındığını beyan etmesine göre;

1-)Sanıkların eylemi 5237 Sayılı TCK’nın 142/1-b maddesine uyduğu halde, aynı Kanunun 142/1-e maddesiyle hüküm kurulması,

2-)Kesintisiz takip olmaması ve sanıkların şüphe üzerine tesadüfen yakalanmaları nedeni ile eylem tamamlandığı halde, teşebbüs hükümlerine göre cezalarından indirim yapılması,

3-)Sanıkların yakalanmaları üzerine klima dış ünitesini çaldıkları yeri göstererek henüz olay nedeni ile müracaatı bulunmayan müştekiye iadesini sağlamaları gözetilerek sanıklar hakkında uygulanma olanağı bulunan 5237 Sayılı TCK’nın 168/1. maddesinin uygulanma şartlarının oluşup oluşmadığının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,

4-)Kabule göre de;

Sanıklar hakkında 5237 Sayılı TCK’nın 142/1-e maddesine göre belirlenen 2 yıl hapis cezasından aynı Kanun’un 35. maddesiyle 1/4 indirim yapılması sonucu cezanın 1 yıl 6 ay yerine 1 yıl 6 ay 15 gün hapis cezası olarak belirlenmesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … ve …‘nın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan sebeplerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 326/ son gereği sanıkların ceza süresi yönünden kazanılmış haklarının gözetilmesine, 20.09.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 17. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/20986 Karar: 2017/9615 Tarih: 12.09.2017

  • TCK 142. Madde

  • Nitelikli Hırsızlık Suçu

1-)Sanığın tüm aşamalarda suçlamayı kabul etmemesi ve iddianamede anlatımı yapılan suç tarihinde suç yerinde olmadığını resmi kayıtlarla ispat etmesi, sanığın atılı suçu işlediğine dair müştekinin soyut iddiasını destekler delil bulunmaması, müştekinin ifadelerinde telefonu çalan şahsın hiçbir şekilde eşgalinden bahsetmemesine rağmen fotoğraftan teşhis ettiğini belirtmesi, telefonun sanık adına olmasının atılı suçu sanığın işlediğini mutlak surette gösterdiğinin kabul edilmesinin mümkün olmaması, sanığın ısrarla suç tarihinde (18.05.2010 veya 10.05.2010) Devlet Su İşleri 15. Bölge Müdürlüğü Devlet Su İşleri 15. Şube Müdürlüğünde çalışıyor olduğunu, suç yeri olan ilçenin hangi bölgede olduğunu dahi bilmediğini, oraya gitmediğini belirtmesi, kontürlü kartını da o tarihlerde kaybetmiş olması sebebiyle kendisinin kullanmadığını belirtmesi karşısında, çalınan cihazın kullanıldığı … numaralı telefonun suç tarihinden 1-2 ay öncesi ile 1-2 ay sonrasına ait baz istasyonlarını da gösterir arama kayıtlarının getirtilerek incelenmesi ve en sık görüşülen numaralardan hareketle söz konusu telefonu kimin kullandığının belirlenmesi,

2-)Söz konusu cihazın sanık adına kayıtlı telefonda 09.06.2010 tarihinde kullanıldığı, ancak bundan önce söz konusu cihazın 05.06.2010-08.06.2010 tarihleri arasında … adına kayıtlı … numaralı telefonda kullanıldığının anlaşılması karşısında, bu hususun araştırılması,

3-)Sanığın savunmasında belirttiği ve kullanımında olan … numaralı telefonun sanık tarafından hangi tarihte alındığının belirlenmesi ve telefonun suç tarihinden 1-2 ay öncesi ile 1-2 ay sonrasına ait baz istasyonlarını da gösterir arama kayıtlarının getirtilerek incelenmesi ve özellikle suç tarihinde … olup olmadığı, … ile bir bağlantısının bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması,

4-)Devlet Su İşleri 15. Bölge Müdürlüğü Devlet Su İşleri 15. Şube Müdürlüğünden sanığın 10.05.2010 tarihinde görev başında bulunup bulunmadığı, izinli veya raporlu olup olmadığının sorulması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilmesi,

Kabule göre de,

5-)Suç tarihinin ve eylemin hangi tarihte gerçekleştirildiği hususunda kararda çelişkili ifadelere yer verilmesi ve gerekçeli kararda suç tarihinin iddianamede de belirtildiği üzere 18.05.2010 olarak gösterilerek kararda karışıklığa sebebiyet verilmesi,

6-)Sonuç cezaya etkisi bulunmamakla birlikte, sanığa isnat edilen suçun TCK’nın 142/1-b maddesi kapsamında kalan “Bina içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında hırsızlık” olmasına rağmen, gerekçeli karar başlığına suç olarak “Kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında hırsızlık” yazılarak suçun nitelendirilmesinde hataya düşülmesi,

7-)Erteli uzun süreli hapis cezasına mahkum edilen sanık hakkında TCK’nın 53/3. maddesi uyarınca 53/1 maddede belirtilen bir kısım hak yoksunluklarına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, kısa süreli hapis cezalarının ertelenmesi halinde uygulama imkanı bulunan 53/4. maddesi uyarınca hak yoksunluklarının uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,

8-)Cezası ertelenen sanık hakkındaki denetim süresinin TCK’nın 51/3. maddesi uyarınca ceza süresinden az olamayacağının gözetilmemesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedeni bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan sebeplerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 12.09.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 17. CEZA DAİRESİ Esas: 2017/1619 Karar: 2017/9284 Tarih: 10.07.2017

  • TCK 142. Madde

  • Nitelikli Hırsızlık Suçu

Dosya kapsamına göre,

1-)Suç tarihinde 15 yaşını doldurmuş 18 yaşını doldurmamış olan suça sürüklenen çocuğun cezasından, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 31/3. maddesi gereğince 1/3 oranında indirim yapılması gerektiği halde 1/2 oranında indirim yapılarak yazılı şekilde eksik ceza tayin edilmesinde,

2-)5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.” şeklindeki 50/3. maddesinin emredici hükmü karşısında suça sürüklenen çocuk hakkında hükmedilen bir yıl hapis cezasının, aynı Kanun’un 50/1. maddesinde yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinde yasal zorunluluk olduğunun gözetilmemesinde,

3-)5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53/4. maddesine göre fiili işlediği sırada 18 yaşını doldurmamış olanlar için hak yoksunluklarının uygulanamayacağı şeklindeki düzenleme karşısında suçu işlediği tarihte 18 yaşından küçük olan suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53/1. maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarına hükmedilmesinde, isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararların bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.

Gereği Görüşülüp Düşünüldü:

KARAR : 1-)Suça sürüklenen çocuk … hakkında İstanbul 36. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda kurulan 25.10.2011 tarih, 2009/591 Esas ve 2011/711 Karar sayılı kararında suça sürüklenen çocuğun 15 yaşından büyük 18 yaşından küçük olmasına rağmen TCK’nın 142/1-b maddesi uyarınca daim olunan 2 yıl hapis cezasına TCK’nın 31/3. maddesi uyarınca 1/3 oranında indirim yapılarak 1 yıl 4 ay hapis cezasına hükmolunması gerekirken suça sürüklenen çocuğun lehine olacak şekilde TCK’nın 31/ son maddesi uyarınca indirim yapıldığı belirtilerek yanılgılı uygulama ile 1/2 oranında indirim yapılıp 1 yıl hapis cezasına hükmolunduğu, kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamenin 2. fıkrasında 5237 Sayılı TCK’nın “daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.” şeklindeki 50/3. maddesinin emredici hükmü karşısında suça sürüklenen çocuk hakkında hükmedilen bir yıl hapis cezasının, aynı Kanun’un 50/1. maddesinde yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinde yasal zorunluluk olduğunun gözetilmemesi sebebiyle de kanun yararına bozma talebinde bulunulmuş ise de; sabit kabul edilen ve asıl olarak uygulanması gereken TCK’nın 142/1-b,, 31/3. maddelerine uyan eylemin cezası mahkemenin yanılgılı olarak uyguladığı cezaya göre, her durumda bir yıldan fazla hapis cezasını gerektirdiğinden ve aksi hal yanılgılı uygulama sebebiyle ortaya çıkan hafif sonuç cezadan, ikinci kez mahkumiyetin sonuçlarını da kapsayacak şekilde yararlandırılmayı sağlayacak bir kez tanınmış olan atifet genişletilmek suretiyle hakkaniyete aykırı sonuçların doğmasına, adalet ve eşitlik ilkelerinin zedelenmesine yol açılmış olacağından, suça sürüklenen çocuğun hükmolunması gereken ceza miktarı itibariyle, TCK’nın 50/3. maddesi gereğince kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesi kapsamında kalmadığı anlaşılmakla belirtilen konuda kanun yararına bozma isteğinde bulunulamayacağı anlaşıldığından kanun yararına bozma isteminin ikinci fıkrasındaki talebin REDDİNE,

2-)Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bir ve üç numaralı bozma istekleri incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden, İstanbul 36. Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 25.10.2011 tarih, 2009/591 Esas ve 2011/711 Karar sayılı kararının;

a-)Suça sürüklenen çocuk … hakkında 15 yaşından büyük 18 yaşından küçük olması sebebiyle TCK’nın 142/1-b. maddesi uyarınca tayin olunan 2 yıl hapis cezasından TCK’nın 31/3. maddesi uyarınca 1/3 oranında indirim yapılarak 1 yıl 4 ay hapis cezasına hükmedilmesi gerekirken TCK’nın 31/ son maddesi uyarınca indirim yapıldığı belirtilerek 1/2 oranında indirim yapılarak 1 yıl hapis cezasına hükmedilmesi Yasaya aykırı görüldüğünden sanık aleyhine hüküm doğurmamak üzere CMK’nın 309/4-b maddesi uyarınca,

b-) Suça sürüklenen çocuk hakkında TCK’nın 53/4. maddesi uyarınca 53/1. maddesi hükümlerinin uygulanamayacağı nazara alınmadan suça sürüklenen çocuk hakkında 53/1. maddesi hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi açık yasa hükmüne aykırı olduğundan CMK’nın 309/4-d bendi uyarınca,

KANUN YARARINA BOZULMASINA,

2-)b bendindeki bozma nedenine göre uygulama yapılarak hak yoksunluğuna dair “suça sürüklenen çocuğun, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkum olması sebebiyle hakkında TCK’nın 53/1,, 2,, 3 maddesinin TATBİKİNE ve 1 numaralı fıkrada sayılan hakların kullanmaktan yoksunluğu kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmesine kadar diğer haklar yönünden ise cezasının infazı tamamlanıncaya kadar sürmesine” paragraflarının suça sürüklenen çocuk … yönünden hükümden çıkartılmasına ve suça sürüklenen çocuk … açısından infazın buna göre yapılmasına,

SONUÇ : Dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.07.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ Esas: 2014/34014 Karar: 2017/7496 Tarih: 10.07.2017

  • TCK 142. Madde

  • Nitelikli Hırsızlık Suçu

Sanık … yönünden, hüküm fıkrasının (O) paragrafında hırsızlık suçundan kurulan beraat hükümlerinin sayısıyla ilgili olarak dört yerine üç olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiş; 5237 Sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline dair Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

1-) Sanıklar …, hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme suçundan ve sanıklar …, hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan kurulan beraat; sanıklar …‘in katılan … ile katılan …‘e karşı işledikleri iddia olunan hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik katılan vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;

5237 Sayılı TCK’nın 220. maddesinde5237 Sayılı TCK’nın 220. maddesinde düzenlenen “suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme” ve “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma” suçlarının “kamu barışına karşı suçlar” bölümünde yer alması ve mağdurunun kamu olması, ayrıca katılan …‘ın 21.11.2011 tarihli ve B.02.2.TED.1.11.01.53/21 Sayılı yazısında zarar verilen ve suça konu eşyaların çalındığı trafoların katılanlar … ve …‘e ait olduğunun bildirilmesi, adı geçenlerin de bu hususu doğrulaması karşısında, suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, katılanlar … ve …‘e karşı işlenen hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından doğrudan doğruya zarar görmemesi nedeniyle, katılan kurumun bu suçlarla ilgili davaya katılmaya ve verilen hükümleri temyiz etmeye hakkı bulunmadığından, katılan kurum vekilinin temyiz isteminin 1412 Sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak REDDİNE,

2-) Sanıklar … hakkında katılan …‘a ait olup … tarafından kullanılan trafoyla ilgili hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından; sanıklar …, … hakkında katılan … ve katılan …‘e ait trafolarla ilgili hırsızlık suçundan; sanık … hakkında katılan …‘a ait olup … tarafından kullanılan trafoyla ilgili hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından; sanıklar … ve … (1972 D.lu) hakkında katılan …‘a ait olup … tarafından kullanılan trafoyla ilgili hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından; sanıklar … hakkında katılan …‘a ait olup … tarafından kullanılan trafoyla ilgili hırsızlık suçundan; sanıklar … hakkında katılan …‘a ait … tarafından kullanılan TR4 numaralı trafoyla ilgili 09.12.2010 tarihli hırsızlık suçundan; sanıklar …, hakkında katılan …‘a ait olup … tarafından kullanılan trafoyla ilgili hırsızlık suçundan; sanıklar …, hakkında katılan …‘a ait olup … tarafından kullanılan trafoyla ilgili hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından; sanıklar …, hakkında katılan …‘a ait olup … tarafından kullanılan TR4 numaralı trafoyla ilgili 17.02.2011 tarihli hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından; sanıklar …, hakkında katılan …‘a ait olup … tarafından kullanılan TR9 numaralı trafoyla ilgili 17.02.2011 tarihli hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;

Sanıkların, katılan … ve katılan …‘e ait özel trafolardan suça konu eşyaları çalmaktan ibaret eylemlerinin 5237 Sayılı TCK’nın 142/1-e maddesinde tanımlanan hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, 5237 Sayılı TCK’nın 142/1-a-e maddesiyle cezalandırılmalarına karar verilmesi, temel cezanın alt sınırdan belirlenmesi karşısında sonuca etkili görülmemiştir.

Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA,

3-) Sanık … hakkında katılan … ve katılan …‘e ait trafolarla ilgili hırsızlık suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde;

Sanığın, katılan … ve katılan …‘e ait özel trafolardan suça konu eşyaları çalmaktan ibaret eyleminin 5237 Sayılı TCK’nın 142/1-e maddesinde tanımlanan hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, 5237 Sayılı TCK’nın 142/1-a-e maddesiyle cezalandırılmalarına karar verilmesi, temel cezanın alt sınırdan belirlenmesi karşısında sonuca etkili görülmemiş; yapılan duruşmaya toplanan delillere mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun oluşan kanaat ve takdirine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Torbalı Sulh Ceza Mahkemesi’nin 26.05.2009 tarihli ve 2008/527 E. ve 2009/454 K. sayılı kararındaki adli para cezasının miktarı itibariyle kesin olduğu gözetilmeden, sanık hakkında 5237 Sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanmasına karar verilmek suretiyle 1412 Sayılı CMUK’nın 305/2. maddesine aykırı davranılması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı Kanunun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan, hüküm fıkrasından 5237 Sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanmasına dair bölümlerin çıkarılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

4-) Sanıklar …, … hakkında katılan …‘a ait olup … tarafından kullanılan trafoyla ilgili hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından; sanıklar …, hakkında katılan … ve katılan …‘e ait trafolarla ilgili mala zarar verme suçundan; sanıklar … hakkında katılan …‘a ait olup … tarafından kullanılan trafoyla ilgili hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından; sanıklar … hakkında katılan …‘a ait olup … tarafından kullanılan trafoyla ilgili hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından; sanıklar … hakkında katılan …‘a ait olup … tarafından kullanılan trafoyla ilgili hırsızlık suçundan; sanıklar …hakkında katılan …‘a ait … trafından kullanılan TR4 numaralı trafoyla ilgili 09.12.2010 tarihli hırsızlık suçundan; sanık … hakkında katılan …‘a ait olup … tarafından kullanılan TR4 numaralı trafoyla ilgili 17.02.2011 tarihli hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından; kurulan hükümlerin incelenmesinde;

Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

a-) Sanıkların, katılan …‘a ait trafolardan suça konu eşyaları çalmaktan ibaret eylemlerinin 5237 Sayılı TCK’nın 142/1-a maddesinde tanımlanan hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, 5237 Sayılı TCK’nın 142/1-a-e maddesiyle cezalandırılmalarına karar verilmesi,

b-) Sanık … hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümde, suçta kullanılan … plakalı aracın değeri tespit edildikten sonra suça konu eşya ile aracın değeri karşılaştırılıp müsadere kararının işlenen suça nazaran daha ağır ve hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurup doğurmayacağı hususları değerlendirilerek sonucuna göre müsadere hususunda karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, söz konusu aracın suçtan elde edilen parayla alındığı tespit edilemediğinden biçimindeki yetersiz gerekçeyle müsadere edilmeyip ruhsat sahibine iadesine karar verilmesi,

c-) Sanıklar … yönünden, Torbalı Sulh Ceza Mahkemesi’nin 26.05.2009 tarihli ve 2008/527 E. ve 2009/454 K. sayılı kararındaki adli para cezasının miktarı itibariyle kesin olduğu gözetilmeden, sanık hakkında 5237 Sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanmasına karar verilmek suretiyle 1412 Sayılı CMUK’nın 305/2. maddesine aykırı davranılması,

d-) Sanıklar …, … müdafiilerinin sanıklar hakkında lehe olan kanun hükümlerinin uygulanmasına dair istemlerinin 5237 Sayılı TCK’nın 50. maddesini de kapsamasına rağmen, mala zarar verme suçundan kurulan hükümlerde bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi,

e-) Sanık … hakkında katılan …‘a ait olup … tarafından kullanılan TR4 numaralı trafoyla ilgili 17.02.2011 tarihli hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlerle ilgili olarak, adı geçen sanığın, soruşturma aşamasında müdafii huzurunda alınan 26.02.2011 tarihli ifadesinde yüklenen suçları işlediğini kabul ettiği gözetilerek, hakkında mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,

f-) Sanıklar …, hakkında katılan …‘a ait olup … tarafından kullanılan trafoyla ilgili 11.02.2011 tarihli hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından; sanık … hakkında katılan …‘a ait olup … tarafından kullanılan TR4 numaralı trafoyla ilgili 17.02.2011 tarihli hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından; sanıklar … hakkında katılan …‘a ait olup … tarafından kullanılan trafoyla ilgili 21.01.2011 tarihli hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından ve sanıklar …, hakkında katılan …‘a ait olup … tarafından kullanılan trafoyla ilgili 21.01.2011 tarihli hırsızlık suçundan kurulan hükümlerle ilgili olarak, belirtilen suçlar arasında geçen sürelerin, suç kastının yenilendiğinin kabul edilmesini gerektirir ölçüde uzun olmadığı ve sanıkların aynı suç işleme kararıyla atılı suçları işledikleri bu sebeple zincirleme suç hükümlerini uygulanması gerektiği gözetilmeden, yasal ve yeterli bir gerekçe gösterilmeden her eylem ayrı bir suç kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,

g-) Sanıklar …, … hakkında katılan …‘a ait olup … ve … (TR4 numaralı trafo) tarafından kullanılan trafolarla ilgili 09.12.2010 tarihli hırsızlık suçundan kurulan hükümlerle ilgili olarak, belirtilen suçlar arasında geçen sürelerin, suç kastının yenilendiğinin kabul edilmesini gerektirir ölçüde uzun olmadığı ve sanıkların aynı suç işleme kararıyla atılı suçları işledikleri bu sebeple zincirleme suç hükümlerini uygulanması gerektiği gözetilmeden, yasal ve yeterli bir gerekçe gösterilmeden her eylem ayrı bir suç kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,

h-) Sanıklar …, hakkında katılan … ve katılan …‘e ait trafolarla ilgili mala zarar verme suçundan kurulan hükümler yönünden, sanıkların özel trafoya zarar verdikleri olayda, eylemin 5237 Sayılı TCK’nın 151/1. maddesinde tanımlanan mala zarar verme suçunu oluşturduğu gözetilmeden, zarar verilen trafonun, kamu kurum ve kuruluşlarına ait, kamu hizmetine tahsis edilmiş veya kamunun yararlanmasına ayrılmış yer, bina, tesis veya diğer eşya niteliğinde olmadığı halde, aynı Kanun’un 152/1-a maddesiyle mahkumiyet kararı verilmesi suretiyle fazla cezaya hükmolunması,

ı- Sanıklar … ‘in katılan …‘a ait olup … tarafından kullanılan trafoyla ilgili ve sanıklar …, ‘in katılan …‘a ait olup … tarafından kullanılan trafoyla ilgili yüklenen hırsızlık ve mala zarar verme suçlarını; sanıklar …, …‘in katılan …‘a ait … tarafından kullanılan TR4 numaralı trafoyla ilgili 09.12.2010 tarihli hırsızlık suçunu işlemediklerine dair savunmalarının aksini gösterir, suç tarihi ile suç yeri ile uyumlu olmayan telefon kayıtları ile sanık …‘in kovuşturma aşamasında inkar ettiği soruşturma aşamasındaki suç atma niteliğindeki ifadesi dışında, sanıklar …, … hakkında katılan …‘a ait olup … tarafından kullanılan trafoyla ilgili hırsızlık suçundan mahkumiyetlerine yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delillerin neler olduğu tartışılıp denetime olanak sağlayacak şekilde karar yerinde gösterilmeden yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,

j-) Sanık … ve kabule göre sanıklar …‘in katılan …‘a ait olup … tarafından kullanılan trafoyla ilgili, sanık … ve kabule göre sanıklar …, …‘in katılan …‘a ait olup … tarafından kullanılan trafoyla ilgili, sanık … ve kabule göre sanıklar …, …‘in katılan …‘a ait … tarafından kullanılan TR4 numaralı trafoyla ilgili 09.12.2010 tarihli hırsızlık suçundan kurulan hükümlerle ilgili olarak, sanık …‘in suçun geceleyin işlendiğini belirtip saat vermemesi, geceleyin yapılan telefon görüşmeleri bulunsa da telefon görüşmelerinin bu olayla ilgili olup olmadığının belli olmaması, diğer sanıkların suçlamayı inkar edip suç saati vermemeleri karşısında, ayrıca sanıklar … hakkında katılan …‘a ait olup … tarafından kullanılan trafoyla ilgili hırsızlık suçundan kurulan hükümle ilgili olarak geceleyin yapılan telefon görüşmeleri bulunsa da telefon görüşmelerinin bu olayla ilgili olup olmadığının belli olmaması, diğer sanıkların suçlamayı inkar edip suç saati vermemeleri karşısında, şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca, hırsızlık suçlarının sanıklar lehine olarak gündüzleyin işlendiğinin kabulü gerektiği gözetilmeden, suçun geceleyin işlendiğini gösterir kanıtların nelerden ibaret olduğu da tartışılıp kararda gösterilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili, sanık … müdafii, sanık … müdafii, sanık … müdafii, sanık … müdafii, sanık … müdafii, sanık … ve müdafii ile sanık … müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan bu sebeplerden dolayı hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 10.07.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ Esas: 2014/36410 Karar: 2017/7188 Tarih: 04.07.2017

  • TCK 142. Madde

  • Nitelikli Hırsızlık Suçu

5237 Sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline dair Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 Sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının ve hüküm tarihine kadar yapılan yargılama gideri toplamı, 5271 Sayılı CMK’nun 324/4. maddesinde atıfta bulunulan 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 106. maddesindeki terkin edilmesi gereken tutar olan 20 TL’den az olduğu halde yargılama giderinin sanıktan tahsiline karar verilmiş ise de, hüküm kesinleşinceye kadar yapılacak yargılama giderlerinin de toplam yargılama gideri kapsamında olması sebebiyle hükmün kesinleştiği tarihte sanıktan tahsili gereken yargılama giderinin yukarıda açıklanan terkin edilmesi gereken miktardan az olması halinde Devlet Hazinesi üzerinde bırakılmasının infaz aşamasında değerlendirilmesi mümkün görülmüş, tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık hakkında TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;

1- )Sanığın, müştekilere ait iş yerlerinin dış kısmına monteli olan gider borularını çaldığı olayda; sanığın eyleminin, TCK’nın 142/1-e maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfının değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek aynı Kanun’un 141/1. maddesi gereğince uygulama yapılması,

2- )Sanığın gider borularını çalıp, olay yerinden uzaklaştıktan sonra devriye görevi yapan polis tarafından kesintisiz takip olmadan yakalanması karşısında, sanığın eylemi tamamlandığı halde, sanık hakkında TCK’nın 35. maddesi gereğince teşebbüsten indirim yapılması,

3- )Sanık yakalandığı zaman boruları çaldığı yeri söyleyerek müştekilere soruşturma aşamasında tam ve eksiksiz olarak iadeyi sağladığı halde, hüküm kurulurken TCK’nın 168/1. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde 1412 Sayılı CMUK’nın 326/ son maddesinin gözetilmesine, 04.07.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ Esas: 2014/38162 Karar: 2017/6601 Tarih: 07.06.2017

  • TCK 142. Madde

  • Nitelikli Hırsızlık Suçu

I- ) Suça sürüklenen çocuk … hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;

14.04.2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 31.03.2011 tarih ve 6217 Sayılı Kanun’un 26. maddesiyle 5320 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a eklenen geçici 2. maddesi gereğince doğrudan hükmolunan 3000 TL dahil adli para cezasına mahkumiyet hükmünün temyizi mümkün olmadığından suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteminin CMUK’nın 317. maddesi gereğince REDDİNE,

II- ) Suça sürüklenen çocuklar hakkında hırsızlık ve suça sürüklenen çocuk … hakkında mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;

1- ) Suç tarihinde 12-15 yaş grubunda olan suça sürüklenen çocuk …‘ın TCK’nın 31/2 maddesi uyarınca işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılamadığı veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişip gelişmediği hususunda uzman hekim raporu alınması gerektiği gözetilmeden, suça sürüklenen çocuğun 15.05.2012 tarihinde işlediği başka hırsızlık suçuna dair rapor ile yetinilerek eksik soruşturma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,

2- ) Olay hakkında bilgi sahibi oldukları anlaşılan ve yapılan soruşturmada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanık …‘in kovuşturma aşamasında beyanı tespit edilerek sonucuna göre suça sürüklenen çocukların hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

Kabule göre de;

3- ) Suça sürüklenen çocuk …‘ın katılanın evinin önüne park ettiği motosikleti çalma şeklindeki eyleminin TCK’nın 142/1-e maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeden aynı Kanun’un 142/1-b maddesi gereğince hüküm kurulması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk … müdafiinin ve katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 07.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 13. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/17063 Karar: 2017/5257 Tarih: 11.05.2017

  • TCK 142. Madde

  • Nitelikli Hırsızlık Suçu

Müştekinin aşamalardaki beyanlarına göre aracın depo kapağının kırılarak mazotun çalınmış olduğunun anlaşılması karşısında sanık hakkında mala zarar verme suçu açısından zamanaşımı süresi içinde işlem yapılması mümkün görülmüş, sanığın kilit altına alınmış kamyonun depo kapağının kırılması suretiyle mazot çalınması şeklindeki eyleminin TCK’nın 142/1-b maddesine uyduğu gözetilmeyerek sanık hakkında kurulan hükümde aynı Kanun’un 142/1-e maddesiyle uygulama yapılması sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Sanıkların müştekinin kamyonundan dosya içeriğine göre yaklaşık 100-120 litre mazot çaldıklarının, polislerin ihbar üzerine olay yerine gelmesi ile birlikte sanıkların kaçmaya başladıkları,sanıkların kesintisiz takip sonucunda yakalanarak görgü tespit tutanağına göre yerde mazot akıntısından meydana gelen büyük bir ıslaklığın olduğunun anlaşılması karşısında; suça konu eylemin tamamlanmış olduğu gözardı edilerek teşebbüs hükümlerinin uygulanması karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1-)Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 günlü, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı, 24.11.2015 gün ve 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan kısmi iptal kararı uyarınca, 5237 Sayılı TCK 53. madde 1.fıkra 1.fıkra b. bendinde düzenlenen “seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına” hükmünün iptal edilmesi sebebiyle uygulanamayacağının gözetilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanık … ve müdafiinin temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan sebeple BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hüküm fıkrasından “TCK’nın 53/1. maddesinin (a),(b),(c),(d),(e) maddesinin uygulanmasına dair bölümün” çıkartılarak, yerine “Kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkûmiyetin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 Sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin (a), (c), (d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkûm olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına” cümlesinin eklenmesi suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11.05.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ Esas: 2014/29784 Karar: 2017/5325 Tarih: 09.05.2017

  • TCK 142. Madde

  • Nitelikli Hırsızlık Suçu

TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline dair Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararı nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.

I- ) Sanıklar …, … hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma, sanıklar …, …, …, … hakkında suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma, sanıklar … ve … hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde

Kolluk görevlilerince 14.12.2011 tarihinde düzenlenen arama tutanağı içeriğine göre sanık …‘ın işyerinde şikayetçi …‘a ait çalıntı motosikletin bulunduğu, sanık …‘a arama tutanağı içeriğinde ve sonrasında aşamalarda alınan savunmalarında suça konu motosikleti sanık …‘ın emaneten işyerine bıraktığını, söz konusu motosikleti Sanık …‘ın sürekli kullandığını görmesi sebebiyle motosikletin sanığa ait olduğunu sandığını, Ahmet’in işyerine hurda satması sebebiyle altı aydır tanıdığını beyan ettiği, sanık …‘ın kovuşturma evresinde alınan ifadesinde de söz konusu motosikleti sanık …‘in dükkanına emanet olarak bıraktığını ancak sonrasında yakalanması sebebiyle alamadığını beyan ettiğinin anlaşılması karşısında mahkemenin kabul ve değerlendirmesinde isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamenin bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.

Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,

II- ) Sanıklar …, …, …, …, … hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;

O yer Cumhuriyet savcısının sanıklar …, …, … hakkında işledikleri suç sayısınca hüküm kurulması gerekirken nun 43. maddesi gereğince artırım yapılması ve … hakkında nun 58. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi sebebiyle sanıklar yönünden aleyhe temyiz ettiği belirlenerek yapılan incelemede;

Dosya kapsamına göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;

1- ) Sanıklar … , … ve … hakkında 16.11.2011 tarihinde Bafra ilçesi … Köyünde, 17.02.2011 tarihinde Bafra ilçesi … köyü… mahallesindeki meydana gelen hırsızlık olayları sebebiyle ve … hakkında ayrıca 21.11.2011 tarihinde Bafra ilçesi … Köyünde, 2011 yılı Eylül ayı içerisinde Bafra ilçesi … köyü … mevkiinde meydana gelen hırsızlık eylemleri sebebiyle mahkumiyetlerine yeterli her türlü şüpheden uzak, mahkumiyetlerine yeter nitelikte kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı halde, bu eylemler yönünden beraatlerine karar verilmesi gerekirken sanıklar hakkında tüm eylemler sebebiyle mahkumiyetlerine karar verilip ‘nun 43. maddesi gereğince artırım yapılması,

2- ) Bafra … sorumlusu …‘ın soruşturma evresinde alınan ifadesinde 2011 yılı Şubat ayında hırsızlık olaylarının olması sebebiyle fiberobtik kablo döşenmesi sebebiyle bazı mevkiilerde kabloların faal olarak çalışmadığını bildirdiğinin anlaşılması karşısında ilgili mevkiilerde suç tarihlerinde suça konu telefon hatlarının suç tarihinde faal olup olmadıkları katılan kurumdan sorularak, sonucuna göre sanıklar hakkında 5237 Sayılı TCK’nın 142/1-a veya 141/1. maddelerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hükümler kurulması,

3- ) Sanık … hakkında 01.12.2011 tarihinde Bafra İlçesi … Köyünde, 21.11.2011 tarihinde Bafra İlçesi … Köyünde ve 2011 Yılı Eylül Ayı içerisinde Bafra İlçesi … köyü… Mevkiinde meydana gelen hırsızlık suçları sebebiyle kamu davasının açıldığı, sanığın kovuşturma evresinde alınan ifadesinde üzerine atıl suçları işlemediğini beyan ettiği, sanıklar …, … ve …‘in soruşturma evresinde alınan ifadelerinde sanık …‘in Bafra İlçesi … Köyünde 21.11.2011 tarihinde meydana gelen hırsızlık olayını kendilerinin yaptığını, çaldıkları kabloları sakladıklarını, ertesi gün kabloları satmak amacıyla yaktıkları sırada sanığın geldiğini beyan ettikleri gözetildiğinde sanık …‘in eyleminin suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunu oluşturup oluşturmayacağı tartışılarak, Bafra ilçesi … Köyünde 01.12.2011 tarihinde ve 2011 Yılı Eylül Ayı içerisinde Bafra İlçesi … köyü … Mevkiinde gerçekleşen eylemler sebebiyle sanık … ve …‘nın suç atma niteliğindeki ifadesinden başka mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delillerin neler olduğu tartışılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

4- )Sanık …‘ın, katılan …‘nin sokağa park ettiği motosikleti çalma şeklindeki eyleminin TCK’nın TCK’nın 142/1-e maddesindeki hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suçun hukuki nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek aynı Kanun’un 142/1-b maddesi uyarınca sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi,

5- )Şikayetçisi tespit edilemeyen ancak sanık …‘ın aşamalardaki ikrarına göre sokak üzerinde park halinde bulunan motosikleti çalması şeklindeki eyleminin TCK’nın 142/1-e maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeden aynı Kanun’un 141/1. maddesinin uygulanması suretiyle sanık hakkında eksik ceza tayini,

6- ) Sanık …‘ın müştekisi tespit edilemeyen traktöre ait aküyü çalması biçimindeki eyleminin TCK’nın 142/1-e maddesinde tanımlanan “adet, tahsis ve kullanımları gereği açıkta bırakılmış eşya hakkında” hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, aynı Kanun’un 141/1. maddesiyle uygulama yapılması,

7- ) Sanığın aşamalarda alınan savunmalarında ifadesinin alındığı tarihten sekiz ay kadar önce gündüz vakti yolda park halinde transit tipinde aracın kasasında koyunların bulunduğunu, aracın hemen yanında da muhtemelen kasanın içinde bulunan ancak içinden atlamış bir adet keçiyi çaldığını ikrar ettiğinin anlaşılması karşısında sanığın eyleminin TCK’nın 141/1. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,

8- ) Tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık … hakkında 5237 Sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanıklar …, …, …, …‘ın ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 09.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 13. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/11635 Karar: 2017/4459 Tarih: 25.04.2017

  • TCK 142. Madde

  • Nitelikli Hırsızlık Suçu

Mahkeme tarafından sanıklar hakkında mahkumiyet kararı verildiği, kararın lehe olarak o yer Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edildiği, Cumhuriyet Savcısının son duruşmaya yasa gereği katılmaması sebebiyle 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi yollaması ile 1412 Sayılı 310/3. maddesinde öngörülen yasal bir aylık temyiz süresine tabi olması, bir aylık yasal sürenin bitiminin hafta sonu tatiline rastladığı dikkate alınarak 5271 Sayılı CMK’nın 39/4. maddesi gereği bu sürenin tatilin ertesi günü olan 11.11.2013 günü mesai saati sonuna kadar uzadığı ve o yer Cumhuriyet Savcısının 11/11/213 günü temyiz ettiği, bu sebeple temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldığından, tebliğnamede o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz isteğinin reddine dair düşünceye iştirak edilmemiştir.

Katılanlara ait sekiz adet büyükbaş hayvanın, … ilçesi … köyünden çalındığı, olay yeri çevresinde yapılan baz istasyonunun kullanan numaraların tespiti sonucu sanık …‘ın kullanmış olduğu cep telefonuna ait sinyal bilgilerinin suç tarihinde olay yeri yakınlarında olduğu, yine sanık ve hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen sanık … adına kayıtlı ancak tanık … beyanına göre sanık …‘e ait olabileceğini beyan ettiği, … numaralı hat ile olay gecesi birden fazla görüşme yapıldığından bahisle sanıklar hakkında dava açılmış ise de; sanık …‘ın olay tarihinde suça konu hattın bulunduğu cep telefonunun kaybettiğini, sanık …‘un ise belirtilen numarayı hiç kullanmadığını, birbirlerini tanımadıklarını beyan ederek atılı suçlamaları kabul etmediklerinin anlaşılması karşısında; suç mahalli çevresindeki baz istasyonlarının kullanması dışında, olayın herhangi bir görgü tanığı olmadığı, suça konu eşyaların yapılan aramalar sonucu sanıklarda ele geçirilmediği gibi sanıkların da suçlamayı kabul etmediklerinin anlaşılması karşısında, sanıkların atılı suçları işlediğine dair mahkumiyetine yeterli derecede kesin ve somut nitelikte her türlü şüpheden uzak, inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden, atılı suçların sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmaması sebebiyle CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,

Kabule göre de,

2-)Hırsızlık suçunun, dosyası içerisinde bulunan olay yeri inceleme raporu ve krokiye göre katılan …‘a ait evin 32 metre uzaklığında ve aynı bahçe içerisinde bulunan eklentisi niteliğindeki ahırda gerçekleştirildiği anlaşıldığından; sanıkların eyleminin suç tarihi itibariyle (6545 Sayılı yasa değişikliğinden önce ve suç tarihi itibariyle sanıklar lehine olan) TCK’nın 142/1-b maddesine uyan suçu oluşturduğu gözetilmeden aynı Kanun’un 142/2-g maddesiyle hüküm kurulması,

3-)Suçun işlendiği zaman diliminin kesin olarak belirlenemediği, katılanlar ve tanık anlatımlarına göre suçun saat 23.00 ile 06.00 arasında işlendiği dikkate alındığında, şüpheden sanık yararlanır ilkesi de gözetilerek hırsızlık suçunun gündüz vakti işlendiğinin kabulü gerekirken sanıklar hakkında TCK’nın 116/4. maddesince artırım yapılıp yazılı şekilde hüküm kurularak fazla ceza tayin edilmiş olması,

4-)Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 günlü, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı, 24.11.2015 gün ve 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan kısmi iptal kararı uyarınca, 5237 Sayılı TCK 53.madde 1.fıkra 1.fıkra b. bendinde düzenlenen “seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına” hükmünün iptal edilmesi sebebiyle uygulanamayacağının gözetilmesi zorunluluğu,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafii ve o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan sebeple isteme uygun olarak BOZULMASINA, 25.04.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 13. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/15638 Karar: 2017/3923 Tarih: 11.04.2017

  • TCK 142. Madde

  • Nitelikli Hırsızlık Suçu

I- ) Sanıklar hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde;

14.04.2011 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren 6217 Sayılı Kanun’un 26. maddesiyle 5320 Sayılı Kanuna eklenen ek 2. madde uyarınca doğrudan verilen 3.000. TL’ye kadar olan adli para cezalarından ibaret mahkumiyet hükümleri kesin olup, sanıklar hakkında mala zarar verme suçundan dolayı tayin edilen 660,00 TL adli para cezasına dair hükümlerin, cezaların türü ve miktarları itibariyle temyizleri mümkün bulunmadığından, 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 Sayılı 317. maddesi gereğince sanıkların ve o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazının tebliğnameye uygun olarak REDDİNE,

II- ) Sanıklar hakkında mağdurlar …‘a yönelik hırsızlık suçundan kurulan hükümlerin ve sanık … hakkında 6136 Sayılı Yasaya muhalefet suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde;

Sanıklar hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümde, TCK’nın 142/1-b maddesi yerine 142/1-e maddesinin uygulanması sonuç ceza değişmediğinden bozma sebebi yapılmamıştır.

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 günlü, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı, 24.11.2015 gün ve 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan kısmi iptal kararı uyarınca, 5237 Sayılı TCK 53. madde 1. fıkra 1. fıkra b. bendinde düzenlenen “seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına” hükmünün iptal edilmesi sebebiyle uygulanamayacağının gözetilmesi zorunluluğu,

Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan sebeple tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 Sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkralarından “TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına dair bölümlerin” çıkartılarak, yerlerine “Kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkûmiyetin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 Sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin ( a ), ( c ), ( d ) ve ( e ) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkûm olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına” cümlesinin eklenmesi suretiyle eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

III- ) Sanıklar hakkında mağdur … yönelik hırsızlık suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde;

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1- )Sanıklar hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümde, TCK’nın 142/1-b maddesi yerine 142/1-e maddesinin uygulanması,

2- )Sanıkların mağdurlar… ait araçları çalmaya çalıştıklarının kamera görüntülerininden tespit edilmesi neticesinde yakalanmaları üzerine mağdur …‘a ait aracı da çalarak dolaştıklarını ve bıraktıkları yeri söylemeleri üzerine aracın bırakıldığı yerde bulunduğu ve bu şekilde müştekiye ulaşıldığı anlaşılmakla sanıklar hakkında 5237 Sayılı TCK’nın 168/1 maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

3- )Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 günlü, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı, 24.11.2015 gün ve 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan kısmi iptal kararı uyarınca, 5237 Sayılı TCK 53. madde 1. fıkra 1. fıkra b. bendinde düzenlenen “seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına” hükmünün iptal edilmesi sebebiyle uygulanamayacağının gözetilmesi zorunluluğu,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan sebeple tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 11.04.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ Esas: 2014/29156 Karar: 2017/2565 Tarih: 06.03.2017

  • TCK 142. Madde

  • Nitelikli Hırsızlık Suçu

5237 Sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline dair Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 Sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş; dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;

1- )Sanıkların jammer tabir edilen sinyal kesici cihaz ile aracın kilitlenmesini engelleyerek araç içindeki torpido gözündeki 8.000 TL’yi çalmaları biçimindeki eyleminin, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 6545 Sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile değişmeden önce 28.03.2013 tarihi itibariyle 5237 Sayılı TCK’nın 142/1-b maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeden, aynı Kanun’un 142/2-d maddesine göre hüküm kurulması,

2- )Sanık …‘nın adli sicil kaydında bulunan ve tekerrüre esas alınan Kırıkkale 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 06.12.2012 gün ve 2011/315 E.-2012/592 K. sayılı kararına konu suçu işlediği sırada sanığın 18 yaşını tamamlamadığı, 5237 Sayılı TCK’nın 58/5. maddesi hükmüne göre anılan karar sebebiyle sanığın mükerrir sayılamayacağı, sanığın suç tarihi itibari ile de adli sicil kaydında başkaca bir mahkumiyet kaydının bulunmadığı gözetilmeden, 5237 Sayılı TCK’nın 58/6. maddesi gereğince sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve buna bağlı olarak denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi,

3- )Sanık … hakında kurulan hükümle ilgili olarak; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2011/10-785 E.-2012/101 K. sayılı ve 20.03.2012 tarihli kararında açıklandığı gibi 5237 Sayılı TCK’nın 191/2. maddesi uyarınca kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak suçundan dolayı hakkında kamu davası açılmış olan sanıkla ilgili olarak cezaya hükmetmeden tedavi ile birlikte denetimli serbestlik tedbirine ya da sadece denetimli serbestlik tedbirine karar verilmesi halinde, açılmış olan kamu davasının derdest olmaya devam edeceği, bu konuda verilen denetimli serbestlik tedbiri kararlarının, 5271 Sayılı CMK’nın 223. maddesinde hüküm olarak sayılan ve temyiz yasa yoluna tabi olduğu kabul edilen kararlar arasında sayılmadığı, sanık … hakkında tekerrüre esas alınan Büyükçekmece 4. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 28.06.2011 gün ve 2011/782-445 E.-K. sayılı kararda kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verildiği, bu kararın durma kararı niteliğinde olduğu, davanın esasının çözülmediği ve açılmış olan kamu davasının derdest olmaya devam ettiği gözetilmeden anılan karar sebebiyle tekerrür hükümlerinin uygulanması ve sanığın suç tarihi itibari ile de adli sicil kaydında başkaca bir mahkumiyet kaydının bulunmadığı gözetilmeden, 5237 Sayılı TCK’nın 58/6. maddesi gereğince sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve buna bağlı olarak denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 06.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 13. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/11449 Karar: 2017/1143 Tarih: 13.02.2017

  • TCK 142. Madde

  • Nitelikli Hırsızlık Suçu

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; sahtecilik dışındaki suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1-)Sanık hakkında hırsızlık suçu bakımından, sanığın, katılana ait banka hesabına, internet yolu ile erişim sağlayıp, kendisinin açtırmış olduğu bir başka hesaba para havalesi göndermek suretiyle katılana ait parayı çekmiş olduğunun anlaşılması karşısında; …‘nun 17.11.2009 gün ve 193/268 Sayılı kararında açıklandığı üzere; sanığın eyleminin TCK’nın 142/2-e maddesinde öngörülen “bilişim suretiyle hırsızlık” suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi,

2-)Sanık hakkında sahtecilik suçu bakımından, …‘nun 14.10.2008 gün ve 49/219 Sayılı kararında da açıklandığı üzere; ceza yargılamasının amacı, somut gerçeğin ortaya çıkarılması olup bunun için başvurulan kanıtlama araçlarından biri de belgelerdir. Yargılama makamları suç isnadı sebebiyle oluşan uyuşmazlığı çözümlerken ele geçirilen ya da iddia ve savunma doğrultusunda sunulan belgelerin güvenilirliğini de denetlemek durumundadırlar. Güvenilirliğin denetlenebilmesi için, belgenin aslının veya bunun olanaklı olmaması halinde de aslına uygunluğu yetkili makam veya kişilerce onanmış örnek ya da kopyalarının dosyaya konulması gerekir. Yine Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 14.10.2003 gün ve 232/250 Sayılı kararında açıklandığı üzere, suça konu belgenin fotokopi olması durumunda hukuki sonuç doğurmaya elverişli nitelikte olmadığı, aslı bulunamayan evrakların aldatma kabiliyetlerinin bulunup bulunmadığının da tespit edilemediği, fiili iğfalin aldatma niteliğini göstermeyeceği cihetle; somut olayda suça konu sahte hale getirilmiş belgenin ele geçmediği, aldatma niteliğinin tespit edilemeyeceği gözetilmeden, unsurları oluşmayan suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,

3-)Kabule göre de; Resmi belgede sahtecilik suçunun hukuki konusunun kamu güveni olması, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp suçtan zarar görmesi halinde dahi suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil suçtan zarar gören olduğunun kabulünün gerekeceği, somut olayda sanığın …, … gibi farklı banka şubelerinden 07.09.2006, 14.08.2006, 21.08.2006, 01.09.2006, 06.09.2006 gibi birbirine yakın değişik tarihlerde farklı sahte kimlikleri kullanmak suretiyle açtırmış olduğu hesaplara, yine farklı kişilere ait banka hesaplarına internet yolu ile erişim sağlayıp, havale ve eft işlemi adı altında para transferi gerçekleştirerek sonrasında ilgili banka şubelerinden bahsedilen suça konu paraları dekont karşılığı çekmiş olduğunun anlaşılması karşısında, öncelikle sahte belgelerin kullanılması eylemlerinin bir bütün olarak, yenilenen suç kastı da dikkate alınıp sanığın mükerrer cezalandırılmasının da önlenmesi bakımından, dosyada mevcut … ait 06.09.2006 tarihli teftiş raporu, aynı banka temsilcilerinin hazırlık aşamasındaki emniyetçe alınan beyanları ile Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2006/39247 soruşturma sayılı kararında belirtilip yetkisizlik kararıyla gönderilmemiş olan eylemler gibi soruşturma aşamasında iddia olunan tüm benzer eylemler sebebiyle sanık hakkında başka dava açılıp açılmadığı ile akıbetinin saptanarak mümkün olduğunda davaların birleştirilmesi, aksi halde incelenerek dosya içerisine alınıp bu davaları ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin denetime olanaklı şekilde dosyaya konulduktan sonra tüm delillerin birlikte değerlendirilerek, sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiğinin gözetilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan sebeple tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 326/ son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının gözetilmesine, 13.02.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 17. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/14997 Karar: 2017/806 Tarih: 30.01.2017

  • TCK 142. Madde

  • Nitelikli Hırsızlık Suçu

1-)Katılanlar … ve … vekilinin temyiz talebinin incelenmesinde;

02.05.2012 tarihli dilekçesi ile hükmü temyiz eden katılanlar vekilinin geçerli bir vekaletnameyi dosyaya ibraz etmediği, yokluğunda verilen hükmün bizzat katılan …‘ye tebliğ edildiği ancak katılanların hükmü temyiz etmediği anlaşılmakla, hükmü temyiz etme yetkisi bulunmayan vekilin temyiz isteminin 317. maddesi uyarınca tebliğnameye uygun olarak REDDİNE,

2-)Sanıklar …, ve … haklarında katılan …‘e karşı işledikleri hırsızlık suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerin temyiz incelenmesinde;

Anayasa Mahkemesi’nin hükümden sonra 24.11.2015 gün ve 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 08.10.2015 tarih, 2014/140 Esas ve 2015/ 85 Sayılı kararı ile TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendine yönelik olarak vermiş olduğu iptal kararlarının da kapsam ve içerik itibarıyla infaz aşamasında mahallinde gözetilebileceğinden, bozma nedeni yapılmamıştır.

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre sanıklar …, ve … müdafilerinin temyiz nedeni yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,

3-)Sanıklar …, ve … haklarında müştekiler …, ve … ile katılanlar … ve …‘ye karşı işledikleri hırsızlık suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin temyiz incelenmesinde;

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1-)Katılanlar … ve … ile müştekiler …,ve …‘e karşı işlenen hırsızlık suçlarından kurulan hükümlerde, müştekiler ile katılanların özetle akşam uyuduklarını, sabah uyandıklarında ise hırsızlığı fark ettiklerini beyan ettikleri, soruşturma aşamasında suçunu ikrar eden sanık …‘ın açık ve net bir saat diliminden bahsetmediği, olay anını gören veya duyan kimsenin bulunmadığı, olay anını ve zamanı gösterir kamera görüntüsünün bulunmadığı, eylemlerin gece vakti gerçekleştirildiklerine dair delillerin nelerden ibaret olduğunun gerekçeli kararda açıklanmadığı, mevcut delil durumuna göre eylemin hangi zaman diliminde gerçekleştiğinin belli olmaması sebebiyle şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği gündüz işlendiğinin kabulü gerektiğinin anlaşılması karşısında, 5237 Sayılı TCK’nın 143/1. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,

2-)Tüm sanıklar hakkında kurulan hükümlerde, T.C. Anayasa Mahkemesi’nin, TCK’nın 53. maddesine dair olan, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının, 24.11.2015 gün ve 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olması sebebiyle iptal kararı doğrultusunda TCK’nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar …, ve … müdafilerinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan sebeplerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 Sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, bozma nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, müştekiler …, ve …‘e karşı işlenen hırsızlık suçlarından kurulan hükümlerde verilen ceza 2 yılın altında kalsa bile gerekçeli kararda 5237 Sayılı TCK’nun 51. maddesiyle 5271 Sayılı CMK’nın 231. maddelerinin uygulanma koşulları tartışılarak uygulanmamasına karar verilmemesi de gözönünde alınarak, 5237 Sayılı TCK’nın 143. maddesinin uygulandığı paragrafın çıkartılması, sanıklar hakkında hırsızlık suçlarında tayin edilen 2 yıl hapis cezasının 5237 Sayılı TCK’nın 62/1. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirilmesi ile sanıkların sonuç olarak “1 yıl 8 ay” hapis cezası ile cezalandırılmalarına, eylemin gece işlendiği sabit olmadığından artırım yapılmasına yer olmadığına cümlelerinin eklenmesi, müşteki … ile katılanlar … ve …‘ye karşı işlenen hırsızlık suçundan kurulan hükümlerde, 5237 Sayılı TCK’nın 143. maddesinin uygulandığı paragrafın çıkartılması, sanıklar hakkında hırsızlık suçundan tayin edilen 3 yıl hapis cezasının 5237 Sayılı TCK’nın 62/1. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirilmesi ile sanıkların sonuç olarak “2 yıl 6 ay” hapis cezası ile cezalandırılmalarına, eylemlerin gece işlendiği sabit olmadığından artırım yapılmasına yer olmadığına cümlelerinin eklenmesi, T.C. Anayasa Mahkemesi’nin, TCK’nın 53. maddesine dair olan, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının 24.11.2015 gün ve 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olmasından kaynaklanan zorunluluk nedeniyle; “TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına dair olan tüm kısımların” hükümlerden çıkartılması ile yerlerine “TCK’nın 53. maddesinin Anayasa Mahkemesi’nin 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı da gözetilmek suretiyle uygulanmasına” cümlelerinin eklenmesi suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

4-)Sanıklar …, ve … haklarında müştekiler …, ve …‘a karşı işledikleri hırsızlık suçları ile sanık … hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan kurulan hükmün temyiz incelenmesinde;

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçların sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.

1-)Müştekiler …, ve …‘a karşı işlenen hırsızlık suçlarından kurulan hükümlerde, olay yeri inceleme raporu, 25.12.2010 tarihli keşif tutanağı ve olay yeri fotoğraflarına göre, sanıkların müştekilere ait evlerin uzağında ayrı olarak bulunan, müştemilat niteliğinde olmayan ahır içerisindeki hayvanlar ile evin önündeki kazığa bağlı hayvanları çaldıklarının anlaşılması karşısında; sanıkların eyleminin TCK’nın 142/2-g maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeden aynı Kanun’un 142/1-b maddesiyle uygulama yapılması,

2-) Müştekiler …, ve … hakkında kurulan hükümlerde, hayvanların çalındığı yerlerin konutun eklentisi olup-olmadığı hususunda mahallinde keşif yapılarak, eklenti niteliğinde ise hırsızlık suçu için 5237 Sayılı TCK’nın 142/1-b maddesi uyarınca ve ayrıca konut dokunulmazlığının ihlali suçundan da aynı Kanun’un 116/1. maddesine göre; eklenti niteliğinde değilse aynı Kanun’un 142/2-g maddesi uyarınca cezalandırılması gerekmesi sebebiyle eksik soruşturma ile yetinilip yazılı şekilde hüküm kurulması,

3-) Müştekiler …, ve …‘a karşı işlenen hırsızlık suçlarından kurulan hükümlerde, müştekiler ile katılanların özetle akşam uyuduklarını, sabah uyandıklarında ise hırsızlığı fark ettiklerini beyan ettikleri, soruşturma aşamasında suçunu ikrar eden sanık …‘ın açık ve net bir saat diliminden bahsetmediği, olay anını gören veya duyan kimsenin bulunmadığı, olay anını ve zamanı gösterir kamera görüntüsünün bulunmadığı, eylemlerin gece vakti gerçekleştirildiklerine dair delillerin nelerden ibaret olduğunun gerekçeli kararda açıklanmadığı, mevcut delil durumuna göre eylemin hangi zaman diliminde gerçekleştiğinin belli olmaması sebebiyle şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği gündüz işlendiğinin kabulü gerektiğinin anlaşılması karşısında, 5237 Sayılı TCK’nın 143/1. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,

4-)Sanık … hakkında kurulan hükümlerde, sanığın aşamalarda diğer sanıklardan farklı zamanlarda toplam üç kez kulağında etiket olmayan hayvan satın aldığını beyan etmesi karşısında, satın aldığı hayvanların birden fazla kişiye ait olabileceğini bilebilecek durumda olmayan sanığın 3 kez yerine 11 kez cezalandırılması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,

5-)Alanya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2009/2103 Esas sayılı iddianamesi ile sanık …‘ın eylemlerine uyan TCK’nın 165. maddesi uyarınca 8 kez cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, mahkemece sanığa hakkında TCK’nın 165. maddesinin 11 kez uygulanması ihtimaline binaen CMK’nın 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı tanınarak hüküm kurulması gerektiği halde ek savunma hakkı hatırlatılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,

6-)T.C. Anayasa Mahkemesi’nin, TCK’nın 53. maddesine dair olan, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının, 24.11.2015 gün ve 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olması sebebiyle iptal kararı doğrultusunda TCK’nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanıklar …, ve … müdafilerinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan sebeplerle tebliğnameye kısmen uygun olarak BOZULMASINA, ceza süresi bakımından 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 Sayılı 326/ son maddesi uyarınca sanıkların kazanılmış haklarının gözetilmesine, 30.01.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 13. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/11640 Karar: 2016/16338 Tarih: 12.12.2016

  • TCK 142. Madde

  • Nitelikli Hırsızlık Suçu

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1-) Yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre, müstakilen barınaklarda, sürüde veya açık yerlerde bulunan büyük veya küçükbaş hayvan hakkında işlenen hırsızlık suçunun TCK’nın 142/2-g maddesine uyduğu, olay yeri inceleme ve görüntüleri ile yapılan keşfe göre; suçun işlendiği yerin bina eklentisi niteliğinde olduğunun anlaşılması karşısında; sanığın eyleminin TCK’nın 142/1-b maddesinde düzenlenen hırsızlık suçu ile birlikte aynı kanunun 116. maddesinde düzenlenen konut dokunulmazlığını bozma suçunun da oluştuğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,

2-) Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 günlü, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı, 24.11.2015 gün ve 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan kısmi iptal kararı uyarınca, 5237 Sayılı TCK 53. madde 1.fıkra 1.fıkra b. bendinde düzenlenen “seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına” hükmünün iptal edilmesi sebebiyle uygulanamayacağının gözetilmesi zorunluluğu ve kasten işlemiş olduğu suç dolayısıyla hapis cezasıyla mahkûmiyetin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 Sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin (a), (c), (d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkûm olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanık …‘nin temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan sebeple tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 Sayılı 326/ son maddesi uyarınca ceza süresi bakımından sanığın kazanılmış hakkının korunmasına, 12.12.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 22. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/15475 Karar: 2016/9925 Tarih: 08.06.2016

  • TCK 142. Madde

  • Nitelikli Hırsızlık Suçu

I- )Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik ve sanıklar hakkında konut dokunulmazlığının ihlali suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;

Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;

Sanıklar hakkında 5237 Sayılı TCK’nin 53. maddesi uygulamasında ( a, b, d ,e ) ve c bendindeki kendi altsoyu dışındaki kişiler üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından hak yoksunluğunun hükmolunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, ( c ) bendindeki kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından yoksunluğun ise, koşullu salıverilmesine kadar devam edeceğine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar …, … ve … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı Kanun’un 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından ‘’ 53. maddesinin uygulanmasına” dair bölümler çıkarılarak, yerlerine “Kasten işlemiş olduğu suçtan, hapis cezasıyla mahkumiyetin yasal sonucu olarak, 5237 Sayılı TCK’nin 53/1,, 2,, 3. maddelerinin uygulanmasına” cümlelerinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

II- )Sanık … hakkında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçu ve sanıklar hakkında hırsızlık suçu yönünden kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;

Dosya kapsamına göre diğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. Ancak;

1- )Sanık … ile ilgili başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçu yönünden; sanığın yakalandığı gün kolluk görevlilerine ismini … olarak bildirdiği ve mağdur …‘a ait olup üzerinde sahtecilik yapılan nüfus cüzdanını ibraz ettiği, sanığın doktor raporu alınması sırasında gerçek ismini kendiliğinden beyan ettiğinin, sanık beyanı, 05.05.2012 tarihli olay ve yakalama tutanağı ve tüm dosya kapsamından anlaşılması karşısında, sanık hakkında 5237 Sayılı TCK’nin 269. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,

2- )Hırsızlık suçu yönünden; suç tarihinde yürürlükte olan yasal düzenlemelere göre 5237 Sayılı TCK’nin 142/2-g maddesinde düzenlenen suçun oluşabilmesi için eylemin, barınak yerlerinde, sürüde ya da açık yerlerde bulunan büyük veya küçükbaş hayvan hakkında gerçekleştirilmesi gerektiği, konut ve eklentisi niteliğindeki yerlerden gerçekleştirilen eylemlerin ise aynı Kanun’un 142/1-b maddesinde düzenlenen suçu oluşturacağı gözetilerek; 05.05.2012 tarihli olay yeri görgü ve tespit tutanağı ve dosya kapsamına göre, sanıkların eylemlerini katılana ait etrafı taş duvar ile çevrili ikametin alt katında bulunan ahırdan gerçekleştirdiklerinin anlaşılması karşısında, suç niteliğinde yanılgıya düşülerek 5237 Sayılı 142 /1-b maddesi yerine aynı Kanun’un 142/2-g maddesi uygulanmak suretiyle fazla ceza tayini,

3- )Sanıklar hakkında 5237 Sayılı TCK’nin 53. maddesi uygulamasında ( a, b, d, e ) ve c bendindeki kendi altsoyu dışındaki kişiler üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından hak yoksunluğunun hükmolunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, ( c ) bendindeki kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından yoksunluğun ise, koşullu salıverilmesine kadar devam edeceğine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,

4- )Kabule göre; sanıklar hakkında hırsızlık suçundan 5237 Sayılı TCK’nin 142/2-g, 143. maddeleri uyarınca belirlenen 3 yıl 6 ay hapis cezası üzerinden aynı kanunun 62. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılırken, sonuç cezanın 2 yıl 11 ay hapis cezası yerine 3 yıl 1 ay hapis cezası olarak yazılarak hesap hatası yapılması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanıklar …, … ve … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi yollamasıyla yürürlükte bulunan 1412 Sayılı 325. maddesi uyarınca bozmanın hükmü temyiz etmeyen diğer sanık …‘e da sirayetine, 08.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


UYARI

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Makale Yazarlığı İçin

Avukat veya akademisyenler hukuk makalelerini özgeçmişleri ile birlikte yayımlanmak üzere avukatbd@gmail.com adresine gönderebilirler. Makale yazımında konu sınırlaması yoktur. Makalelerin uygulamaya yönelik bir perspektifle hazırlanması rica olunur.

Paylaş
RSS