0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Hırsızlık Suçu

TCK Madde 141

(1) Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) (Mülga: 2/7/2012-6352/105 md.)



TCK Madde 141 Gerekçesi

Madde metninde, hırsızlığın temel şekli tanımlanmıştır. Buna göre, taşınır malın alınmasının suç oluşturabilmesi için, zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir. Rızanın geçerli olması için bulunması gereken koşulların varlığı hâlinde zilyedin rızası bir hukuka uygunluk nedeni teşkil edecek ve suç oluşmayacaktır.

Hırsızlık suçunun oluşabilmesi için, failin kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla hareket etmesi yeterli olup, bunun fiilen temini şart değildir. Bu yarar, maddî veya manevî olabilir.

Almak fiilinden maksat, suçun konusunu oluşturan mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesi, mağdurun suç konusu eşya üzerinde zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hâle gelmesidir. Bu tasarruf olanağı ortadan kaldırılınca suç da tamamlanır.

Maddenin ikinci fıkrasında, ekonomik bir değer taşıyan her türlü enerji, taşınır mal sayılmıştır. Buna göre, elektrik enerjisi, gazlar, tabiî veya sun’i buharlar da hırsızlık suçunun konusunu oluşturabilecektir.


TCK 141 (Hırsızlık Suçu) Emsal Yargıtay Kararları


YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/13191 Karar: 2017/7634 Tarih: 18.10.2017

  • TCK 141. Madde

  • Hırsızlık Suçu

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın ikrarı içeren savunması dikkate alınmaksızın hüküm kurulmasının isabetsiz olduğuna dair sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

1- ) Sanığın, önceden hazırladığı düzenek sayesinde ATM’ye para çekmek amacıyla gelen mağdura ait banka kartının sıkışmasını sağlayıp, yardım etme bahanesiyle yanına yaklaştığı mağdurdan, ATM cihazındaki 2 tuşuna iki parmağıyla basıp, şifresini yazmasını isteyerek, mağdurun şifresini öğrenmeye çalıştığı esnada, durumdan şüphelenen mağdurun görevlilere haber vereceğini söylemesi ve ATM’den ayrılmaması üzerine hızla uzaklaştığı olayda,

Mağdura ait banka kartını zilyetliğine geçiremeyen ve TCK’nın 245/1. madde ve fıkrasındaki banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunun icra hareketleri olan kartla veya kart bilgileri kullanılarak para çekme, alışverişte kullanma ya da bunlara teşebbüs etme biçiminde herhangi bir eylemi bulunmayan sanığın, ATM cihazına yerleştirdiği düzenekle ekonomik değer taşıdığından kuşku bulunmayan menkul mal niteliğindeki mağdura ait banka kartını ele geçirmeye yönelik fiilinin TCK’nın 141/1. madde ve fıkrasındaki hırsızlık suçuna teşebbüs olarak nitelendirilmesi gerektiği gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülüp, aynı Kanun’un 136/1. madde ve fıkrasındaki verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan dolayı yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması, kanuna aykırı,

2- ) Sanık hakkında TCK’nın 53. maddesi tatbik edilirken, Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerle 5320 Sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 Sayılı 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 18.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 6. CEZA DAİRESİ Esas: 2014/5229 Karar: 2017/3536 Tarih: 18.10.2017

  • TCK 141. Madde

  • Hırsızlık Suçu

Sanık … mağdur …‘a yönelik yağma; mağdur …‘ya yönelik hırsızlık suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Sanık ile mağdurun yolda birlikte yürürken, sanığın mağdur …‘e telefonu olup olmadığını sorduğu, mağdur …‘in de cebinden telefonunu çıkardığı ve elinde gösterdiği sırada sanığın telefonu mağdurun elinden aldığı ve izinsiz olarak birkaç kişiyi aradığı, daha sonra “abinin bana 00 TL borcu vardı, ödemen lazım” dediği mağdurun kendisini arayanın olabileceğini söyleyerek sanığın elinde bulunan telefonunu geri aldığı, sanığın da “sana güvenmiyorum” diyerek mağdurun elinde bulunan telefonu yeniden aldığı, “parayı getir telefonu vereceğim” dediği, mağdurun da “ben parayı alıp geleyim” dediği ve sanığın dalgınlığından faydalanarak elinde bulunan telefonu alarak okul bahçesine girdiği olayda; sanığın eylemi TCK’nın 141 /1. maddesi kapsamında basit hırsızlık suçu olarak kabulde bir isabetsiz görülmediğinden tebliğnamedeki görüşe katılınmamıştır.

Sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1-) Oluşa ve dosya kapsamına göre yakınan …‘dan 20 TL para ve bir şişe kolayı zorla alan sanık hakkında TCK’nın 150/2. maddesiyle uygulama yapılması gerektiği düşünülmeden yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde uygulama yapılması,

2-) Sanığa yüklenen 5237 Sayılı Kanun’un 141/1. maddesindeki hırsızlık suçunun, 24.11.2016 tarihinde kabul edilen 6763 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi gereğince uzlaşma kapsamında kaldığı gözetilerek, taraflara usulünce uzlaşma önerisinde bulunularak sonucuna göre işlem yapılmasında zorunluluk bulunması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanık … savunmanının temyiz itirazları ile tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 18.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 17. CEZA DAİRESİ Esas: 2017/2417 Karar: 2017/9461 Tarih: 11.07.2017

  • TCK 141. Madde

  • Hırsızlık Suçu

Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.

Ancak;

I- ) Spor Tesislerinde masa üzerinde bulunan cep telefonunun çalınması şeklinde gerçekleşen olayda; telefonun çalındığı yerin açık alan olup olmadığı hususu açıklığa kavuşturularak, açık alan olması halinde, TCK’nın 141/1. maddesi, bina ve eklentisi niteliğinde ise TCK’nın 142/2-h uyarınca sanığın hukuki durumunun değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,

II- )Kabule göre de;

a- )Açık alan olduğu anlaşılırsa, hükümden sonra 02.12.2016 tarihinde 29906 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 Sayılı CMK’nın 253. maddesinin 1. fıkras 1. fıkrasının ( b ) bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve 5237 Sayılı TCK’nın 141. maddesinde tanımı yapılan hırsızlık suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 Sayılı TCK’nın 7/2. maddesi uyarınca, “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü de gözetilerek 6763 Sayılı Kanun’un 35. maddesiyle değişik CMK’nın 254. maddesi uyarınca aynı Kanunun 253. maddesinde belirtilen esas ve usullere göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra, sonucuna göre, hüküm kurulmasında zorunluluk bulunması,

b- )Suça konu cep telefonunun iadesinin soruşturma aşamasında sanık tarafından yapılmadığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında verilecek cezada TCK’nın 168. maddesi gereğince indirim yapılmaması gerektiğinin gözetilmemesi,

c- )Hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak sanık hakkında TCK’nın 53. maddesinin hüküm de yazılmamış olması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanık …‘ın temyiz nedeni bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan sebeplerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, ceza süresi bakımından 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 Sayılı 326/ son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının gözetilmesine, 11.07.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ Esas: 2014/36549 Karar: 2017/6505 Tarih: 05.06.2017

  • TCK 141. Madde

  • Hırsızlık Suçu

Onsekiz yaşını tamamlamamış olan suça sürüklenen çocuk hakkında, 12.11.2013 tarihli oturumların kapalı yapılması gerektiği gözetilmeden açık duruşma yapılarak 5271 Sayılı CMK’nın 185. maddesine aykırı davranılması telafisi mümkün olmadığından bozma nedeni yapılmamış; dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;

1- ) Müştekinin beyanında suça konu aracın kapılarının kilitlenmediğini, aracın anahtarının da kendisinde olduğunu beyan etmesi; buna karşılık kolluk tarafından düzenlenen tutanağa göre ise; araç anahtarının kontak yerine takılı olduğunun belirtilmesi; suça sürüklenen çocuğun ve hakkında ayrıca yargılama yapılan yaşı büyük sanığın anahtarın kontağa önceden takılı olduğunu belirtmeleri karşısında, müştekiden anahtarın kontağa olaydan daha önceden takılı olup olmadığı yeniden sorularak, araç kontağında bulunan anahtarın suça konu araca ait olup olmadığı belirlenmesi ve kontak üzerindeki anahtarın müştekiye teslim edilip edilmediği hususunda tutanak tanıkları dinlenilerek, müştekinin kontak anahtarının daha önceden kontağa takılı olduğunu belirtmesi durumunda eylemin TCK’nın 141/1, aksi durumda ise eylemin aynı Kanun’un 142/2-d maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek aynı Kanun’un 142/1-e maddesiyle uygulama yapılması,

2- )Daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olan ve fiili işlediği tarihte 18 yaşını doldurmamış olan suça sürüklenen çocuk hakkında hükmolunan 7 ay 23 gün hapis cezasının, 5237 Sayılı TCK’nın 50/3. maddesi gereğince, aynı maddenin 1. fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olduğunun gözetilmemesi,

3- )5271 Sayılı CMK’nın 150/2. maddesi uyarınca, suça sürüklenen çocuğu savunmak üzere bir avukatın görevlendirilmesi nedeniyle, zorunlu müdafii için ödenen avukatlık ücretinin, dosyadaki bilgilerden mali olanaklardan yoksun olduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuğa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/3-c maddesindeki düzenlemesine açıkça aykırı olarak yargılama gideri olarak yükletilmesine karar verilmesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde 1412 Sayılı CMUK’nın 326/ son maddesinin gözetilmesine, 05.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 3. CEZA DAİRESİ Esas: 2017/2749 Karar: 2017/4499 Tarih: 12.04.2017

  • TCK 141. Madde

  • Hırsızlık Suçu

Nitelikli kasten yaralama suçundan suça sürüklenen çocuk … hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Ayvalık Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 22.11.2016 tarihli ve 2016/4098 soruşturma, 2016/1019 esas, 2016/1008 Sayılı iddianamenin 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 174/1 -b. maddesine aykırı düzenlendiğinden bahisle iadesine dair, Ayvalık 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 09.12.2016 tarihli ve 2016/346 Sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin, mercii Burhaniye 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 30.12.2016 tarihli ve 2016/977 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı’nın 14.02.2017 tarih ve 2017/494 Sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 24.02.2017 tarih ve 2017/10984 Sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.

Mezkur ihbarnamede;

Dosya kapsamına göre; Ayvalık 1. Asliye Ceza Mahkemesince, suça sürüklenen çocuğa atılı silahla kasten yaralama suçunun 6763 Sayılı Kanun’un 34 .maddesiyle 5271 Sayılı Kanun’un 253.maddesinde yapılan değişiklik ile uzlaştırma kapsamına alındığından bahisle uzlaştırma işlemi yapılmaksızın iddianame düzenlendiği gerekçesiyle iddianamenin iadesine dair karar verilmiş ve mercii tarafından aynı gerekçeyle itirazın reddine yönelik karar tesis edilmiş ise de, 6763 Sayılı Kanun’un 34.maddesiyle 5271 Sayılı Kanun’un 253.maddesine eklenen 1/c bendinde “Mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar.” şeklinde düzenleme yapılarak suça sürüklenen çocuklar yönünden üst sınırı 3 yılı geçmeyen hapis cezasını gerektiren suçlar da uzlaştırma kapsamına alındığı, benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 2015/11203 esas,2016/16237 Sayılı ilamında yer alan “…Hükümden sonra 02.12.2016 tarihinde 29906 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 Sayılı CMK’nin 253. maddesinin 1. fıkrasına eklenen (c) bendi uyarınca “Mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar” ile 5271 Sayılı CMK’nin 253. maddesinin 1. fıkras 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan ve 5237 Sayılı TCK’nin 141. maddesinde tanımı yapılan hırsızlık suçunun da uzlaşma kapsamına alındığı anlaşılmakta ise de; hırsızlık suçunun gece vakti işlenmesi halinde eylemin nitelikli hırsızlık suçuna dönüşeceği, 141. maddesinin üst sınırını arttıracağı ve eylemi uzlaşma kapsamı dışına çıkaracağı gözetilip yüklenen suçu gece vakti işlediği anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkında uzlaşma hükümleri Esas No : 2017/2749 uygulanamayacağı..” şeklindeki açıklamalar da nazara alındığında, somut olayda suça sürüklenen çocuğa atılı 5237 Sayılı Kanun’un 86/1, 86/3-e maddelerinde düzenlenen suçun üst sınırının 3 yılı aştığı cihetle uzlaşma kapsamında kalmadığı gözetilmeksizin itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine dair karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 Sayılı CMK’nin 309.maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.

Gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden;

SONUÇ : Burhaniye 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 30.12.2016 tarihli ve 2016/977 değişik iş sayılı kararının 5271 Sayılı CMK’nin 309/4.maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA; müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 17. CEZA DAİRESİ Esas: 2017/59 Karar: 2017/1715 Tarih: 15.02.2017

  • TCK 141. Madde

  • Hırsızlık Suçu

1- )Sanık …‘in tüm aşamalarda suçu inkar etmesi ve suç mahallinde bulunmadığını belirtmesi; sanık …‘ın da eyleme sanık …‘in katıldığını beyan etmesi karşısında, sanıkların her ikisinin olay yerinde bulunup bulunmadıklarının ve eyleme iştirak edip etmediklerinin tespiti bakımından sanıkların teşhise elverişli tam boy ve portre fotoğrafları temin edilip müştekiye teşhis yaptırılması ve sanık …‘ın kollukta alınan beyanında, sanık …‘in kendi kullandığı … numaralı hattını … veya … numaralı hattan aradığını ve buluştuktan sonra planladıkları yerlere hırsızlık amacıyla gittiklerini beyan etmiş olması karşısında, sanık … ‘ın kullandığını beyan ettiği … numaralı hat ile sanık …‘in … veya … numaralı telefon hatlarını kullanıp kullanmadığının tespitinden sonra sanık … tarafından bu hatların kullanılması halinde telefon numaralarının TİB’ye bildirilerek olay tarihi ve öncesine dair karşılıklı baz istasyonu kaydını da içerir görüşme dökümlerinin getirtilmesi, bu numaralar arasında görüşme olup olmadığının tespit edilmesi, bu beyan ve tespitlerin sonucuna göre, sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilmesi gerektiği halde, eksik inceleme ile sanıkların yazılı şekilde mahkumiyetlerine dair karar verilmesi,

Kabule göre de;

2- )Sanıkların 03.12.2014 para çekmek amacıyla bankamatik cihazına gelen, müştekiden kredi kartını özel beceri ile almadığı, yardımcı olmak amacıyla elinden aldığı kartın makineye sokar gibi yapıp sakladığı anlaşılmakla, TCK’nın 141/1. maddesi uyarınca hırsızlık suçundan cezalandırılmasının gerektiğinin gözetilmemesi, suretiyle sanıklara fazla ceza tayini,

3- )Sanıkların 10.12.2014 bankamatiğin kamerasına bant yapıştırma eylemlerinin suç teşkil etmediği ve sanıkların bankanın bilişim sisteminin işleyişine de engel olmadıkları, herhangi bir şahsa ait kart ele geçirmeye de teşebbüs etmedikleri,bu suretle sanıkların henüz hazırlık hareketlerini icra etmişken sanık …‘ın yakalandığı anlaşılmakla; bu eylemlerinden dolayı cezalandırılamayacaklarının gözetilmemesi,

4- )Sanıklar hakkında 5237 Sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin ( c ) fıkrasındaki, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun koşullu salıverme tarihine, aynı maddenin diğer haklar ile a,b,d ve e bentlerindeki hak yoksunluğun ise infaz tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması, ayrıca T.C. Anayasa Mahkemesi’nin, TCK’nın 53. maddesine dair olan, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının, 24.11.2015 gün ve 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olması sebebiyle iptal kararı doğrultusunda TCK’nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … ve … ile o yer Cumhuriyet Savcısı’nın temyiz nedenleri yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan sebeplerle tebliğnameye kısmen uygun olarak BOZULMASINA, 15.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 17. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/26406 Karar: 2017/509 Tarih: 16.01.2017

  • TCK 141. Madde

  • Hırsızlık Suçu

Olay günü katılanın … isimli bir şahısla kavga etmeye başladığı, üzerindeki cep telefonunu da zarar görmemesi için daha önceden tanıdığı suça sürüklenen çocuğa emaneten verdiği, suça sürüklenenin yanındaki diğer suça sürüklenen çocuklar ile birlikte kalabalıktan istifade ederek olay yerinden uzaklaştıkları olayda, katılanın cep telefonunu teslimde geçici de olsa zilyetliği devir iradesi bulunmadığı ve zilyetlik aktarılmadığından özel tevdii ve teslimden söz edilemeyeceği bu nedenle, eylemin TCK’nın 141 /1. maddesine uyan hırsızlık suçunu oluşturduğu ve mahkemenin uygulamasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, tebliğanamede bozma talep eden (1) numaralı düşünceye iştirak edilmemiştir.

Hükümden sonra 02.12.2016 tarihinde 29906 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun değişik 5271 Sayılı CMK’nın 253. maddesinin 1. fıkras 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve 5237 Sayılı TCK’nın 141. maddesinde tanımı yapılan hırsızlık suça da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 Sayılı TCK’nın 7/2. maddesi uyarınca “suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü de gözetilerek 6763 Sayılı Kanun’un 35. maddesiyle değişik CMK’nın 254. maddesi uyarınca aynı Kanunun 253. maddesinde belirtilen esas ve usullere göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra, suça sürüklenen çocukların hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuklar ile suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz nedeni bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan sebeple tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 16.01.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/12581 Karar: 2016/1401 Tarih: 28.01.2016

  • TCK 141. Madde

  • Hırsızlık Suçu

Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;

1-Sanığın müşteki … arabasının açık olan camından eşya almak biçiminde gerçekleştirdiği kabul edilen eyleminin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141/1. maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunu oluşturacağı gözetilmeden, sanık aleyhine olacak şekilde, aynı Kanun’un 142/2-b maddesinden hüküm kurulmasında,

2-Sanığın müşteki … arabasını kilitlediği esnada, aracın kilitleme sistemini devre dışı bırakan bir cihaz ile kilitlenmesini engelleyerek aracın bagajından eşya almak ( eylemini tamamlayamadan yakalanmıştır ) biçiminde gerçekleştirdiği kabul edilen eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile değişmeden önceki 142/1-b. maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunu oluşturacağı gözetilmeden, sanık aleyhine olacak şekilde, aynı Kanun’un 142/2-b maddesinden hüküm kurulmasında, isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

KARAR : Sanığın 03.05.2010 tarihinde müşteki … camı açık olan arabasının içinden suça konu çantayı çalması şeklindeki eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 141/1. maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfının nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek aynı Kanun’un 142/2-b maddesi gereğince uygulama yapılması ve müşteki sanığın jammer tabir edilen sinyal kesici cihaz ile müşteki … ait aracın kilitlenmesini engelleyerek aracın bagajından hırsızlığa teşebbüs etmesi biçimindeki eyleminin suçun işlendiği 14.05.2010 tarihi itibariyle 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeden, aynı Kanun’un 142/2-d. maddesi uyarınca hüküm kurulması nedeniyle,

SONUÇ : Kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden İstanbul 11. Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen, 03.11.2011 gün ve 2010/437-737 sayılı kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesinin 3. fıkras 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra ( d ) bendinin verdiği yetkiyle;sanığın müşteki … yönelik eylemi nedeniyle, TCK’nın 142/1-b maddesi gereğince 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 35. maddesi gereğince 1/4 oranında indirim yapılarak 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 145. maddesi gereğince ½ oranında indirim yapılarak 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun’un 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, müşteki yönelik eylemi nedeniyle 141/1. madde gereğince 1 yıl hapis ceza ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 62 maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, infazın bu miktarlar üzerinden yapılmasına, hükümlerin diğer bölümlerinin aynen korunmasına, 28.01.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 13. CEZA DAİRESİ Esas: 2014/29247 Karar: 2016/47 Tarih: 11.01.2016

  • TCK 141. Madde

  • Hırsızlık Suçu

I-)Suça sürüklenen çocuk H. M. hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;

Gerekçeli kararın suça sürüklenen çocuk vekiline tebliği esas olup; suça sürüklenen çocuk müdafiinin yokluğunda verilen hükmün bahsedilen müdafiiye tebliğ edilmemiş olduğunun anlaşılması karşısında, 25.10.2013 tarihli temyiz istemi süresinde kabul edilerek tebliğnamede temyiz talebinin reddine dair düşünceye iştirak edilmemiştir.

Suça sürüklenen çocuğun eylemine uyan 5237 Sayılı TCK’nın 141/1,, 31/3. maddelerindeki hırsızlık suçu için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Kanun’un 66/1-e, 66/2,, 67/4. maddelerinde belirtilen 7 yıl 12 aylık genel dava zamanaşımının, suç tarihi olan 31.08.2006 gününden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,

Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk H. M. müdafinin temyiz talepleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan sebeple tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 Sayılı 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak suça sürüklenen çocuk hakkındaki kamu davasının 5271 Sayılı CMK’nın 223/8 maddesi uyarınca zamanaşımı sebebiyle DÜŞMESİNE,

II-)Sanıklar L. K., O. K. hakkında hırsızlık suçundan, sanıklar İ. M., N.K. ve İ. M. hakkında ise suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde;

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1-) Sanıkların araç içerisinde bulunup, içerisinde şikayetçilere ait suça konu eşyaların bulunduğu poşeti çalmış olduklarının anlaşılması karşısında, bahsedilen poşet içerisindeki eşyaların kime ait olduğunu bilme imkanı olmadığı gözetilmeksizin sanıklar L. K., O. K. hakkında TCK’nın 43/2. maddesiyle ilgili olarak artırım yapılarak fazla cezaya hükmedilmesi,

2-)Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 günlü, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı, 24.11.2015 gün ve 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan kısmi iptal kararı uyarınca, 5237 Sayılı TCK 53. madde 1. fıkra 1. fıkra b. bendinde düzenlenen “seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına” hükmünün iptal edilmesi sebebiyle uygulanamayacağının gözetilmesi zorunluluğu,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanıklar L. K., O. K. ve Nazife Karakuş ile sanıklar İ. M., İ. M. müdafiinin temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan sebeple isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 Sayılı 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkralarından “TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına dair bölümün” çıkartılarak, yerine “Kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkûmiyetin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 Sayılı TCK’nın 53/1.maddesinin (a), (c), (d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkûm olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına” cümlesinin eklenmesi hırsızlık suçlarına dair hüküm fıkralarından ise TCK’nın 43/2. maddesine dair bölüm karardan çıkartılması suretiyle; hakimin takdir hakkına dokunulmadan sanıklar L. K., O. K. hakkında TCK’nın 141/1 maddeleri uyarınca sonuç olarak 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılması tümcesinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11.01.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 17. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/11856 Karar: 2015/9217 Tarih: 12.11.2015

  • TCK 141. Madde

  • Hırsızlık Suçu

Sanık müdafii olarak atanan avukat temyiz süresini geçirmiş ise de, müdafii atandığından haberdar olmayan sanık hakkındaki sürenin kendisine yapılan tebliğden sonra başlayacağı ve sanığın yapılan tebliğe göre süresi içinde bizzat temyiz isteminde bulunduğu gözetilerek yapılan incelemede;

Park halindeki motosikletin çalınması eylemi 5237 sayılı TCK’nın 142. maddesinin 1. fıkras 1. fıkrası (e) bendindeki suçu oluşturduğu halde, suça sürüklenen çocuk hakkında hüküm kurulurken aynı Yasa’nın 141/1. maddesinden uygulama yapılması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hâkimin takdirine göre; suçun suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz nedenleri de yerinde görülmemiştir. Ancak;

5395 sayılı Yasa’nın 11. maddesi5395 sayılı Yasa’nın 11. maddesi ve Çocuk Koruma Kanununa Göre Verilen Koruyucu ve Destekleyici Tedbir Kararlarının Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 8. maddesi uyarınca, fiili işlediği sırada on iki yaşını bitirmiş on beş yaşını doldurmamış bulunan çocuklar ile on beş yaşını doldurmuş ancak on sekiz yaşını doldurmamış sağır ve dilsizlerin işledikleri fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamamaları veya davranışlarını yönlendirme yeteneklerinin yeterince gelişmemiş olması hâlinde mahkemece suça sürüklenen ve ceza sorumluluğu olmayan çocuklarla, korunma ihtiyacı olan çocuklar hakkında tedbir verilebileceği gözetilmeden ceza sorumluluğu olan ve hakkında mahkumiyet hükmü kurulan suça sürüklenen çocuk hakkında 5395 sayılı Yasanın 5. maddesi uyarınca tedbire hükmedilmesi,

Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk Levent ve müdafiinin temyiz nedeni bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak (BOZULMASINA), bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından “5395 SY’nın 5 maddesi gereğince SSÇ hakkında 6 ay süre ile eğitim tedbiri uygulanmasına, tedbirin Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından yerine getirilmesine,” ilişkin ibarenin çıkartılması suretiyle, eleştiri dışında sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün (DÜZELTİLEREK ONANMASINA), 12.11.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 13. CEZA DAİRESİ Esas: 2014/22625 Karar: 2015/7916 Tarih: 28.04.2015

  • TCK 141. Madde

  • Hırsızlık Suçu

Tekerrüre esas hükümlülüğü bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Kapısı kilitlenmeden bırakılan araçtan oto teybi, buffer ve hoparlör çalan sanığın eylemi 5237 sayılı TCK’nın 141 /1. maddesine uyduğu halde yazılı şekilde karar verilmesi suretiyle fazla ceza tayini,

Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık N.E müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 28.04.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 17. CEZA DAİRESİ Esas: 2015/352 Karar: 2015/940 Tarih: 16.04.2015

  • TCK 141. Madde

  • Hırsızlık Suçu

Sanık hakkında banka ve kredi kartının kötüye kullanılmasına teşebbüs suçundan zamanaşımına kadar işlem yapılması olanaklı görülmüştür.

Dosya ve duruşma tutanaktan içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1-Sanığın, kapılarının kilitli olup olmadığı mağdur tarafından hatırlanamayan park halindeki aracı, kapılarını zorlama izi bırakmaksızın açmak suretiyle, içerisinden koltuk üzerinde bulunan çantayı çalması şeklindeki eyleminin TCK’nın 141/1. maddesindeki suçu oluşturduğu gözetilmeden, suçun nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,

2-Kasten işlemiş olduğu suç dolayısıyla hapis cezasıyla mahkûmiyetin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 53/1.maddesinin (a), (b), (c), (d), (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkûm olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,

Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık E. B.’ın temyiz nedeni bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 16.04.2015 tarihinde oybirliği ile, karar verildi.


YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ Esas: 2014/28873 Karar: 2014/23361 Tarih: 15.10.2014

  • TCK 141. Madde

  • Hırsızlık Suçu

Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;

1- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03/02/2009 tarih ve 2008/11-250 esas ve 2009/13 karar sayılı kararında belirtildiği gibi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilirken mahkemece kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararın esas alınması, manevi zararın bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği, somut olayda suça konu cep telefonunun tanık Mustafa tarafından iade edilmesi nedeniyle zarar bulunmadığı, bir kısmı suç tarihinden sonra kesinleşen, bir tanesi 647 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle ertelenen ve beş yıllık deneme süresi dolan sabıkası dışında sabıkası bulunmayan ve hükmolunan cezasının tür ve miktarı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi için engel oluşturmayan sanık hakkında CMK’nın 231. maddesinin 6. fıkras 6. fıkrasının (b) bendinde belirtilen “sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” koşulunun oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken, “Sanığın kasıtlı suçtan mahkumiyetinin bulunduğu” biçimindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,

2- Sanığın, mağdurun işyerine gittiği, bir yeri arayacağını söyleyerek mağdurdan cep telefonunu aldığı, daha sonra işyerinden çıktığı, bir daha da cep telefonunu iade etmediğinin anlaşılması karşısında, eylemin TCK’nın 142/1-b maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeden aynı Kanun’un 141/1. maddesiyle uygulama yapılması,

Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısı ile sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı isteme aykırı olarak bozulmasına, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi yollamasıyla CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca yeni hüküm kurulurken bozma öncesi hükmolunan yaptırımın (cezanın) ve sonuçlarının ağırlaştırılamayacağı kuralının gözetilmesine, 15.10.2014 gününde oybirliği ile, karar verildi.


YARGITAY 13. CEZA DAİRESİ Esas: 2014/8998 Karar: 2014/27949 Tarih: 14.10.2014

  • TCK 141. Madde

  • Hırsızlık Suçu

Hükmün açıklandığı 18.1.2013 tarihli oturuma ait duruşma tutanağının 3. sayfasının dosyada bulunmaması sebebiyle UYAP sisteminden çıkarılarak dosyaya eklenmiştir.

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1- )Hükmün gerekçesinde her üç sanığın da atılı suçu sabit görülerek cezalandırıldıkları belirtilmesine karşın, temyiz dışı sanık B. G. yerine 2. kez sanık M. B.’in isminin yazılarak anılan sanık hakkında iki kez hüküm kurulması,

2- )Belediyeye ait olan, hurdalık olarak nitelendirilen etrafı açık arazide atıl durumda bekletilen ve yirmi yıldır kullanılmayan suça konu malzemelerin, suç tarihi itibariyle kamu hizmeti ve yararına tahsis edilen eşya niteliğinde bulunmadığı gibi kamu kurum ve kuruluşlarında da bulunmadığının anlaşılması karşısında, sanıkların eyleminin 5237 Sayılı TCK’nın 141/1. maddesine uyduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,

3- )5237 Sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin ( c ) fıkrasında yer alan ve koşullu salıverme tarihine kadar süren hak yoksunluğunun sadece sanıkların ‘kendi altsoyu’ üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından olduğunun gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin 3. fıkrasına aykırı davranılması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanıklar M. B. ve B. U.’nun temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan sebeplerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 5320 Sayılı Kanunun 8/1. maddesi delaletiyle 1412 Sayılı 325. maddesi uyarınca bozmanın hükmü temyiz etmeyen diğer sanık B. G.’e Sirayetine, 14.10.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


UYARI

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Makale Yazarlığı İçin

Avukat veya akademisyenler hukuk makalelerini özgeçmişleri ile birlikte yayımlanmak üzere avukatbd@gmail.com adresine gönderebilirler. Makale yazımında konu sınırlaması yoktur. Makalelerin uygulamaya yönelik bir perspektifle hazırlanması rica olunur.

Paylaş
RSS