0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

İcra İflas Kanunu (İİK) 97. Madde Yargıtay Kararları


  • Üçüncü kişinin istihkak iddiasına alacaklı itiraz ettiğinde 97. madde prosedürü işletilmemişse, 3. Kişi davasını hacizli mal satılıp bedelinin alacaklıya ödenmesine kadar açabilir. (21 HD 2008/14717).
  • Haciz mahali borçlu şirketin takip adresi olmadığı gibi ödeme emri de haciz mahalinde borçlu şirkete tebliğ edilmemiştir. İİK 97/a’daki yasal karine üçüncü kişi yararınadır. İspat yükü alacaklıdadır (21 HD-2010/2093 karar).
  • Faturaların defterde kayıtlı olup olmadığının incelenmesi için ticari defterlerin ayrıntılı incelenmesi gerekir (21 HD-2009/16341 karar).
  • 6183 sayılı yasayla konulan hacizlere karşı istihkak iddiası varsa, dava asliye hukuk mahkemesinde açılır (15 HD-2009/1098 karar).
  • Vergi kaydı, menkul mallar açısından mülkiyet belgesi niteliğinde değildir (21 HD 2009/2942 karar).
  • Eğer adi ortaklık varsa, ortaklardan birinin borcu nedeniyle ortaklık malı haczedilemez. (21 HD 2008/18587 karar)
  • İstihkak davasında, davacı yararına tazminata hükmedilebilmesi için alacaklının kötü niyeti mutlaka ispatlanmalıdır. (21 HD 2008/ 16233)
  • Borçlu ile 3. kişi arasında ticari işletme devri niteliğinde olan işlemlerde İİK. 44 – BK. 179 uygulanmalı, borçlu devri kayıtlı olduğu ticaret siciline bildirerek ilan etmeli ve mal beyanı vermelidir. (21 HD 2008/6367 ), (21 HD 2008/5578), (17 HD 2008/7938).

İcra İflas Kanunu (İİK) 97. Madde Metni

İcra İflas Kanunu‘nun 97. maddesi (İİK 97), ‘üçüncü şahsın istihkak iddiası’ başlığını taşımaktadır. İcra iflas Kanunu 97 madde metni şöyledir:

Üçüncü şahsın istihkak iddiası:

İİK Madde 97 – (Değişik: 18/2/1965 - 538/54 md.)

İstihkak iddiasına karşı alacaklı veya borçlu tarafından itiraz edilirse, icra memuru dosyayı hemen icra mahkemesine verir. İcra Mahkemesi, dosya üzerinde veya lüzum görürse ilgilileri davet ederek mürafaa ile yapacağı inceleme neticesinde varacağı kanaate göre takibin devamına veya talikıne karar verir.

İstihkak davasının sırf satışı geri bırakmak gayesiyle kötüye kullanıldığını kabul etmek için ciddi sebepler bulunduğu takdirde icra mahkemesi takibin talikı talebini reddeder.

Takibin talikıne karar verilirse, haksız çıktığı takdirde alacaklının muhtemel zararına karşı davacıdan 36 ncı maddede gösterilen teminat alınır.

Teminatın cins ve miktarı mevcut delillerin mahiyetine göre takdir olunur.

(Değişik beşinci fıkra: 2/3/2005-5311/9 md.) Takibin devamına dair verilen icra mahkemesi kararı kesindir. Üçüncü şahıs, icra mahkemesi kararının tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesinde istihkak davası açmaya mecburdur. Bu müddet zarfında dava edilmediği takdirde üçüncü şahıs alacaklıya karşı iddiasından vazgeçmiş sayılır.

Kiralanan taşınmaz veya gemilerdeki hapis hakkına tabi eşya ile ilgili istihkak davaları Borçlar Kanununun 268 inci maddesinin 1 inci fıkrasında yazılı hükümlere uygun olmadıkça talik emri verilemez. (1)

Dava esnasında 106 ncı maddedeki müddetler cereyan etmez.

Yukardaki hükümler dairesinde kendisine istihkak talebinde bulunmak imkanı verilmemiş olan üçüncü şahıs, haczedilen şey hakkında veya satılıp da bedeli henüz alacaklıya verilmemişse bedeli hakkında, hacze ıttıla tarihinden itibaren yedi gün içinde, icra mahkemesinde istihkak davası açabilir. Aksi takdirde aynı takipte bu iddiayı ileri sürmek hakkını kaybeder. Bu halde davacının talebi üzerine icra hakimi takibin talik edilip edilmemesi hakkında yukardaki hükümler dairesinde acele karar vermeye mecburdur. Bu karar diğer taraf dinlenmeksizin de verilebilir.

İstihkak davası neticelenmeden mahcuz mal paraya çevrilmiş bulunursa icra hakimi işbu bedelin yargılama neticesine kadar ödenmemesi veya teminat karşılığında veya halin icabına göre teminatsız derhal alacaklıya verilmesi hususunda ayrıca karar verir.

İstihkak davasına umumi hükümler dairesinde ve basit yargılama usulüne göre bakılır.

Mahcuz eşya ile ilgili olarak icra memuruna dermeyan edilen iddiada üçüncü şahıs ve borçlunun birleşmeleri alacaklıya müessir değildir. Üçüncü şahsın bu iddiasını ispat etmesi lazımdır. Ancak üçüncü şahsın mahcuz eşyanın kendisinin mülkü veya kendisine merhun olduğu hakkındaki iddiasının borçlu tarafından kabulü kendi aleyhine delil teşkil eder ve ileride bu ikrara aykırı hiçbir iddiada bulunamaz.

(Değişik: 9/11/1988 - 3494/11 md.) İstihkak davası üzerine takibin talikine karar verilip de neticede dava reddolunursa alacaklının alacağından bu dava dolayısıyla istifası geciken miktarın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere davacıdan tazminat alınmasına hükmolunur.

(Değişik ondördüncü fıkra: 2/3/2005-5311/9 md.)Davanın reddi hakkındaki karara karşı istinaf veya temyiz yoluna başvuran istihkak davacısı icra dairesinden 36 ncı maddeye göre mühlet isteyebilir.

İstihkak davası sabit olur ve birinci fıkra gereğince istihkak iddiasına karşı itiraz eden alacaklı veya borçlunun kötü niyeti tahakkuk ederse haczolunan malın değerinin yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere itiraz edenden tazminat alınmasına asıl dava ile birlikte hükmolunur.

Koca aleyhine yapılmış bir hacizde karı şahsi malları üzerindeki haklarını Medeni Kanunun 160 ıncı maddesi hükmüne tabi olmaksızın kendisi takip edebilir.

İstihkak davasına karşı haczi yaptıran alacaklı bu kanunun 11 inci babı hükümlerine dayanarak ve muvakkat veya kati aciz belgesi ibrazına mecbur olmaksızın mütekabilen iptal davası açabilir. Dava ve mütekabil davada tarafların gösterecekleri bütün delilleri hakim serbestce takdir eder.

İstihkak davaları süratle ve diğer davalardan önce görülerek karara bağlanır.

İİK Madde 97/a – (Ek: 18/2/1965 - 538/55 Md.)

Bir taşınır malı elinde bulunduran kimse onun maliki sayılır. Borçlu ile üçüncü şahısların taşınır malı birlikte ellerinde bulundurmaları halinde dahi mal borçlu elinde addolunur. Birlikte oturulan yerlerdeki mallardan mahiyetleri itibariyle kadın, erkek ve çocuklara aidiyetleri açıkça anlaşılanlar veya örf ve adet, sanat, meslek veya meşgale icabı olanlar bunların farz olunur. Bu karinenin aksini ispat külfeti iddia eden kişiye düşer.

İstihkak davacısı malı ne suretle iktisap ettiğini ve borçlunun elinde bulunmasını gerektiren hukuki ve fiili sebep ve hadiseleri göstermek ve bunları ispat etmekle mükelleftir.

İcra iflas hukukunda, alacak ve borç ilişkilerinde birtakım sürelere riayet edilmesi gereken önemli süreçler yer aldığından alacak ve borç ilişkilerini bir avukat vasıtasıyla takip etmek yararlı olacaktır.


Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu

Paylaş
Read more!