Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

TCK Madde 266 Kamu Görevine Ait Araç ve Gereçleri Suçta Kullanma Suçu

Son güncelleme: 6 Mart 2026

Kamu Görevine Ait Araç ve Gereçleri Suçta Kullanma Suçu

TCK Madde 266

(1) Görevi gereği olarak elinde bulundurduğu araç ve gereçleri bir suçun işlenmesi sırasında kullanan kamu görevlisi hakkında, ilgili suçun tanımında kamu görevlisi sıfatı esasen göz önünde bulundurulmamış ise, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır.



TCK Madde 266  Kamu Görevine Ait Araç ve Gereçleri Suçta Kullanma Suçu

TCK Madde 266 Gerekçesi

Madde metninde, kamu görevlisinin görevi gereği olarak elinde bulundurduğu araç ve gereçleri bir suçun işlenmesi sırasında kullanması, ilgili suç açısından daha ağır cezayı gerektiren bir nitelikli unsur olarak kabul edilmiştir. Ancak, bunun için, kanunda kamu görevlisi sıfatının ilgili suçun bir unsuru olarak öngörülmemiş olması gerekir.


TCK 266 (Kamu Görevine Ait Araç ve Gereçleri Suçta Kullanma Suçu) Yargıtay Kararları


Ceza Genel Kurulu 2022/582 E. , 2025/574 K.

  • TCK 266
  • Kamu Görevine Ait Araç ve Gereçleri Suçta Kullanma Suçu

1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) Kamu görevine ait araç ve gereçleri suçta kullanma başlıklı 266. maddesi ise şöyledir; "(1) Görevi gereği olarak elinde bulundurduğu araç ve gereçleri bir suçun işlenmesi sırasında kullanan kamu görevlisi hakkında, ilgili suçun tanımında kamu görevlisi sıfatı esasen göz önünde bulundurulmamış ise, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır.",

765 sayılı (mülga) Kanun'un 281. maddesinde; cürüm işlemek için haiz olduğu memuriyete ait kuvvet ve vasıtaları kullanan memurun, işlediği suça karşılık gelen hükümde failin memuriyet sıfatı ayrıca dikkate alınmamış olmak şartıyla, verilmesi gereken cezanın altıda birden üçte bire kadar artırılacağı öngörülmüştür. Bu maddeye karşılık olarak düzenlenen 5237 sayılı TCK'nın 266. maddesinde ise; görevi gereği elinde bulundurduğu araç ve gereçleri bir suçun işlenmesinde kullanan kamu görevlisi hakkında, işlenen suçun tanımında kamu görevlisi sıfatı esasen göz önünde bulundurulmamış olmak şartıyla, verilecek cezanın üçte biri oranında artırılacağı öngörülmüştür. 5237 sayılı TCK'nın 266. maddesinde artırım yapılmasına engel (istisna) oluşturacağı belirtilen suçların TCK'nın Özel Hükümler kitabında yer alan suç başlıkları altında ayrı ayrı "kamu görevlisinin" veya "kamu görevlisi hakkında" şeklindeki ibarelerle düzenlenen ve failin bizzat kamu görevlisi sıfatını unsur veya artırım sebebi olarak belirleyen (özgü) suçlar (Örn: TCK'nın 94/1, 120, 137, 204-206, 250-261. vs. maddeleri) olduğuna da dikkat edilmelidir.

765 sayılı (mülga) Kanun'un yürürlükte olduğu dönemde, suçun işlenmesinde memuriyete ait araç ve gereçlerin (vasıtanın) kullanılmasına dair Yargıtay Ceza Genel Kurulunun (YCGK) 30.01.1984 tarihli ve 366-42 sayılı kararında;

"Polis memuru olan sanığın, izinli ve sivil vaziyette gittiği birahanede, mağdur ile arkadaşları arasında çıkan kavgaya katılarak taşıdığı tabancayı çekip dipçik kısmıyla katılanın sağ gözüne vurarak uzuv tatiline neden olması karşısında; temel cezanın TCK’nın 281. maddesine göre artırılmasına imkân bulunmadığına, öte yandan izinli ve sivil giyimli sanığın suçta kullandığı tabancanın görevi dolayısıyla verilmiş tabanca olup olmadığının araştırılmadan hüküm kurulmasının da usul ve yasaya aykırı olduğu",

Yine aynı hususta YCGK’nın 10.06.1985 tarihli ve 42-360 sayılı emsal kararında; "Sanık polis memurunun izinli ve sivil vaziyette karısına direksiyon dersi verdiği sırada, karısına laf atan mağdurun arkadaşlarına söylediği cümleleri işiterek tutuştuğu kavga sırasında görevi nedeniyle kendisine verilen tabancayı çekerek kabza kısmıyla mağdurun sol gözüne vurarak uzuv tatiline sebebiyet verdiği olayda, temel cezanın TCK’nın 281. maddesiyle artırılmasına olanak olmadığı, tabancanın kabza kısmının elle tutularak bir sopa gibi kullanılmasının da bu görüşü değiştirmeyeceği, maddedeki memuriyete ait vasıtayı kullanma tabirinin, 'silahı boşaltarak' veya 'tevcih ederek' işlenmesi hâlini amaçladığı", Şeklindeki gerekçelerle; 765 sayılı (mülga) Kanun'un 281. maddesindeki memurun görevi dışında haiz olduğu memuriyete ait "vasıtayı kullanması" tabiriyle, "silahı ateşleyerek boşaltmak" veya "tevcih ederek" suretiyle "niteliğine uygun biçimde" kullanılmasının kastedildiği; görevi gereği kendisine verilen tabancanın niteliğinin dışında (Örneğin; polis memurunun tabancasını, görevi dışında olmak kaydıyla olay anında yerden bulabileceği bir taş veya sopa gibi yaralayıcı bereleyici herhangi bir alet şeklinde) kullanması hâlinde ise bu artırım maddesinin uygulanmayacağı istikrarlı biçimde benimsenmiştir.

1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın 266. maddesinin gerekçesinde; “Madde metninde, kamu görevlisinin görevi gereği olarak elinde bulundurduğu araç ve gereçleri bir suçun işlenmesi sırasında kullanması, ilgili suç açısından daha ağır cezayı gerektiren bir nitelikli unsur olarak kabul edilmiştir. Ancak, bunun için, kanunda kamu görevlisi sıfatının ilgili suçun bir unsuru olarak öngörülmemiş olması gerekir.” açıklamalarına yer verilmiştir.

Kanun vazıı, kamu hizmetinin yürütülmesi amacıyla kamu görevlilerine verilen araç ve gereçlerin suç işlenmesinde kullanılmasını cezada artırım sebebi olarak düzenlerken, bir yandan suç işlemede sağladığı kolaylığın önüne geçilmesini diğer yandan da kamu idaresinin toplum önündeki itibarının korunmasını amaçladığı gözetilmelidir.

5237 sayılı TCK'nın 266. maddesinin, 765 sayılı (mülga) TCK'nın 281. maddesine nazaran, görev sırasında veya görev dışında işlenen suçlar ayrımı yapılmaksızın daha geniş bir uygulama alanı bulduğu, ancak 765 sayılı Kanun'daki kuvvet ve vasıta tabiri yerine; sadece "vasıta" kavramına karşılık gelen "araç ve gereç" tabirinin tercih edildiği görülmektedir. Bu yönüyle doktrinde norm kapsamının daraltıldığı savunulmaktadır. (Gökcan-Artuç, Adalet Yayınevi, Türk Ceza Kanunu Şerhi, Ankara, 2021, VI.Cilt, s.8875-8876).

5237 sayılı TCK'nın 266. maddesi lafzında yer alan görevi gereği elinde bulundurduğu araç ve gereci bir suçun icrası sırasında kullanma deyimiyle 765 sayılı (mülga) TCK'nın 281. maddesiyle aynı şekilde yer alan cürüm işlemek için haiz olduğu memuriyete ait vasıtayı kullanma deyimi arasında kuvvet tabiri dışında hiçbir değişiklik olmadığı, dolayısıyla 765 sayılı Kanun döneminde vaz olunan içtihatta aranan "niteliğine uygun şekilde kullanma" şartının 5237 sayılı TCK döneminde uygulanmaması veya dönülmesi için haklı ve güçlü bir gerekçe bulunmadığı kabul edilmelidir.

Şu hâle göre; TCK'nın 266. maddesinde yer alan "kamu görevlisinin görevi gereği olarak elinde bulundurduğu araç ve gereçleri kullanması" tabirinden, sahip olunan araç ve gerecin suçun işlenmesinde faile suçun işlenmesi sırasında bir kolaylık sağlamasının ve aracın (normal fonksiyonunda) niteliğine uygun biçimde kullanılmasının anlaşılması gerekir.

Ulaşılan bu sonuç karşısında; söz konusu hükmün TCK’nın 86/3-e maddesinde düzenlenen nitelikli hâl ile birlikte uygulanmasının mümkün olup olmadığı sorunu tartışılmamıştır.

Uyuşmazlık Konusuna Dair Hukuki Nitelendirme

Polis memuru olan sanığın gece nöbetinden dönüp sabah saatlerinde evine gireceği sırada, apartmanın kapısında gördüğü ve öncesinde aralarında husumet olan katılan komşusunu, aralarında geçen tartışma sonucu beylik tabancasını çekip şarjörünü çıkartarak kabzasını sağ gözüne vurmak suretiyle görme kaybına sebebiyet verecek şekilde ağır yaraladığı olayda, silahın kullanım amacı ve fonksiyonu kapsamında ateşlenerek kullanılmaması ve kullanım şekli itibarıyla da sanığa yaralayıcı, bereleyici herhangi bir nesneden daha ziyade üstünlük/kolaylık sağlamaması nedeniyle TCK’nın 266. maddesinin uygulanma şartlarının bulunmadığı kabul edilmelidir.


YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ Esas: 2014/3376 Karar: 2016/11181 Tarih: 02.06.2016

  • TCK 266. Madde

  • Kamu Görevine Ait Araç ve Gereçleri Suçta Kullanma Suçu

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Kişiye ait ve katılan tarafından kullanılan kamyonu yedi emin otoparkına çektirmek istemesi ve katılanların da araç sahibinin kamyonu otoparka götürmemesini istemesi sebebiyle mağdurun yavaş giderek hangisinin dediğini yapacağını söyleyip isteksiz davranması karşısında sanığın kızıp araç sürücüsü katılana silah doğrultarak aracı yedi emin otoparkına çekmesini söylemekten ibaret eyleminde, tehdit suçunun unsurlarının oluşmadığı, sanığın Polis Vazife ve Selahiyet Kanunun kapsamında hareket etmesine karşın bu maddede görülen uygulama koşulları oluşmadığı halde sınırı aşarak silah doğrultma biçimindeki eyleminin görevi kötüye kullanma suçu kapsamında degerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

2- )Kabule göre de;

a- )Görevli polis memuru olan sanığın trafiğe tescilsiz ve plakasız çıkan kişiye ait ve katılan tarafından kullanılan kamyonu otoparka çektirmek istemesi ve katılanların buna engel olmaya çalışmaları üzerine katılanın da aracı yavaşlatması karşısında, olayın çıkış nedeni ve gelişmesi değerlendirilerek sonucuna göre haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,

b- )Sanığın suçta kullandığı silahın görevi gereği olarak elinde bulundurduğu araç ve gereçlerden olup olmadığı araştırılarak, görevi gereği elinde bulundurduğunun anlaşılması halinde TCK'nın 266. maddesi uyarınca artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,

c- )TCK'nın 62. maddesi uyarınca indirim yapılırken sonuç cezanın 2 yıl 2 ay 20 gün yerine 1 yıl 14 ay 20 gün olarak eksik belirlenmesi,

d- )Anayasa Mahkemesi'nin hükümden sonra 24.11.2015 gün ve 29542 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 Sayılı kararı ile TCK'nın 53. maddesinin ( 1 ) numaralı fıkrasının ( b ) bendine yönelik olarak vermiş olduğu iptal kararlarının uygulanması zorunluluğu,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanık ve O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 02.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ Esas: 2008/1132 Karar: 2008/7878 Tarih: 30.04.2008

  • TCK 266. Madde

  • Kamu Görevine Ait Araç ve Gereçleri Suçta Kullanma Suçu

5237 sayılı TCK'nın 6. maddesi uyarınca sanığın kamu görevlisi olduğunun ve oluşa ve dosya içeriğine göre sanığa atılı suçun oluştuğunun kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş, dosya içeriğine göre ...sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1- 5237 sayılı TCK'nın 266. maddesindeki görevi gereği elinde bulundurduğu araç ve gereçleri bir suçun işlenmesi sırasında kullanan kamu görevlisi hakkında cezanın artırılabilmesi için araç ve gerecin suçun işlenmesinde kolaylık sağlaması ve normal fonksiyonunda kullanılması zorunlu olduğu cihetle, sanığın eyleminde bu şartların gerçekleşmediği gözetilmeden yazılı şekilde anılan madde gereğince cezasında artırım yapılara fazla ceza tayini,

2- Hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasa'nın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CYY'nin 231. maddesi uyarınca hükmolunan cezanın tür ve s esine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, Üst Cumhuriyet Savcısı ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi ( BOZULMASINA ), 30.04.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ Esas : 2015/19968 Karar : 2017/14439 Tarih : 15.05.2017

  • TCK 266. Madde

  • Kamu Görevine Ait Araç ve Gereçleri Suçta Kullanma Suçu

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

Sanığa yükletilen tehdit eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,

Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,

Olay tarihinde nizamiye nöbetiçisi olan sanığın, mağdurun kendisine vurup hakaret etmesi üzerine silahını tam dolu hale getirme biçimde kabul edilen tehdit eylemini, görevi gereği elinde bulundurduğu silahla gerçekleştirdiği ve TCK'nın 266. maddesi gereğince cezada artırım yapılması gerektiği gözetilmemiş ise de; karşı temyiz olmadığından bozma yapılmayacağı,

Anlaşıldığından sanık ...'nın ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA, 15/05/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ Esas : 2015/1242 Karar : 2015/5150 Tarih : 27.10.2015

  • TCK 266. Madde

  • Kamu Görevine Ait Araç ve Gereçleri Suçta Kullanma Suçu

1-) Katılan ..'un hak ve yetkisi bulunmadığından vekilinin duruşmalı inceleme isteminin, CMUK`nun 318. maddesi gereğince (REDDİNE), karar verilmiştir.

Katılan .. vekilinin temyizini sanık .. hakkında kurulan beraat hükmüne hasrettiği belirlenerek yapılan incelemede;

2-) Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık ..'in maktul ..'a yönelik eyleminin sübutu kabul, cezayı azaltıcı takdir indirim sebebi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, sanık ..'in maktül ..'u tasarlayarak kasten öldürmeye yardım etme suçundan hakkında elde edilen delillerin hükümlülüğüne yeter nitelik ve derecede bulunmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir edilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bozma nedenleri dışında bir isabetsizlik görülmediğinden katılan .. vekilinin sanık ..`in suçunun sabit olduğuna ilişen sanık .. müdafiinin temyiz dilekçesinde ve duruşmalı incelemede kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, ceza miktarına vesaireye yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle,

A) Sanık ..'in maktül ..`u tasarlayarak kasten öldürmeye yardım etme suçundan kurulan beraat hükmünün tebliğnamedeki düşünce gibi ( ONANMASINA ),

B) Sanık ..'in maktül ..`u "tasarlayarak kasten öldürme" suçundan kurulan hükmün incelemesinde;

Dosya içeriği ve oluşa göre; maktul .. ile sanık ..'in çocuklarının eğitimi vesilesiyle ailecek tanışıp görüşmeye başladıkları, bir süre sonra .., .. eşi sanık .. rahatsız etmeye başladığı, ..'ün bu durumu .. bildirmediği, olaydan bir gün önce yurtdışı görevinden dönen maktülün .. telefonla aradığı, ancak cevaplanmadığı, eşine kimin aradığını soran .., ..'ün çelişkili cevap vermesi üzerine şüphelendiği, numarasını gizleyerek gelen cevapsız arama numarasını arayıp eşini arayan kişinin maktul olduğunu öğrendiği, ertesi gün ..'ün telefonu ile maktülün arandığı, bir müddet sonra maktülün olay mahalline gelerek beklemeye başladığı, beklerken maktülün ..'ü aradığı, kısa bir görüşme yaptığı, bir kaç dakika sonra sanık ..`nin olay yerine gelerek silahını ateşleyerek maktülü öldürdüğü anlaşılan olayda;

a) Dairemizin yerleşik uygulamasına göre, tasarlama halinin kabulü için, sanığın önceden koşula bağlı olmaksızın öldürme kararı vermesi, kararla eylem arasında tasarlamayı kabule elverişli makul bir sürenin geçmesi, bu süre içinde verdiği kararda sebat ve ısrar etmesi gerekmekte olup,

somut olay öncesinde maktülü olay yerine çağırması şeklindeki eyleminin tasarlamanın kabulü için yeterli görülmediği gibi; sanığın, maktülü ne zaman öldürme kararı aldığının da kesin olarak saptanamadığı anlaşılmakla tasarlamanın koşullarının bulunmadığı;

bu nedenle sanığın, maktüle yönelik eyleminin TCK`nun 81. maddesinde düzenlenen "kasten öldürme" suçunu oluşturacağı gözetilmeden, suç niteliğinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde tasarlayarak kasten öldürme suçundan hüküm kurulması,

b) Maktül tarafından sanığın eşi ..`e yönelen uygunsuz sözlerinin niteliği ve ulaştığı boyut gözetilerek sanık lehine asgari oranda haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi suretiyle fazla ceza tayini,

c) Kamu görevlisi olan sanık ..'de ele geçen silahlardan suçta kullandığı tabancanın görevi gereği elinde bulundurduğu idareye ait tabanca olup olmadığı araştırıldıktan sonra sonucuna göre hakkında TCK`nun 266. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı ve yine tabancaların müsadereye konu olup olmayacağı her bir silah yönünden araştırılmaksızın eksik soruşturmayla karar verilmesi,

Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, kısmen re`sen de temyize tabi olan hükmün ( BOZULMASINA ), oybirliği ile karar verildi.


UYARI

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Makale Yazarlığı İçin

Avukat veya akademisyenler hukuk makalelerini özgeçmişleri ile birlikte yayımlanmak üzere avukatbd@gmail.com adresine gönderebilirler. Makale yazımında konu sınırlaması yoktur. Makalelerin uygulamaya yönelik bir perspektifle hazırlanması rica olunur.