0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Çocukların Cinsel İstismarı Suçu

TCK Madde 103

(Değişik: 18/6/2014-6545/59 md.)

(1) (Yeniden düzenlenen birinci ve ikinci cümle: 24/11/2016-6763/13 md.) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/13 md.) Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza, istismar durumunda on yıldan, sarkıntılık durumunda beş yıldan az olamaz. Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır. Cinsel istismar deyiminden;

a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,

b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar, anlaşılır.

(2) (Yeniden düzenleme: 24/11/2016-6763/13 md.) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza on sekiz yıldan az olamaz.

(3) Suçun;

a) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

b) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş veya evlat edinen tarafından,

d) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından,

e) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehditle ya da (b) bendindeki çocuklara karşı silah kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

(6) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.



TCK Madde 103 Gerekçesi

Madde metninde çocukların cinsel istismarı fiilleri suç olarak tanımlanmıştır. Erişkin kişilere karşı işlenen fiiller açısından cinsel saldırı ifadesi kullanılmasına rağmen, çocuklar açısından cinsel istismar ifadesi kullanılmıştır. Erişkin kişilere karşı gerçekleştirilen cinsel davranışların kişinin rızasına aykırı olması gerekir. Aksi takdirde, yani kişinin rızasının bulunması hâlinde, ceza hukuku sorumluluğunu gerektiren davranışlardan söz edilemez. Erişkin kişilere karşı gerçekleştirilen cinsel davranışlar açısından rızanın varlığı, ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmaktadır. Buna karşılık, onbeş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen cinsel davranışlar açısından, rızanın varlığı ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır. Başka bir deyişle, kendisine karşı gerçekleştirilen cinsel davranışlar açısından bu çocuğun rıza açıklamasında bulunması, fiili suç olmaktan çıkarmayacak ve kişinin ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmayacaktır. Bu bakımdan, onbeş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte maruz kaldığı fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan kişilere karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış, cinsel istismar olarak kabul edilmiştir.

Onbeş yaşını tamamlamış ve maruz kaldığı fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen cinsel davranışların cinsel istismar olarak nitelendirilebilmesi için, bunların cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilmesi gerekir. Bu nitelendirme, cinsel saldırı ve cinsel istismar fiilleri açısından ortaya konan ayırım ölçütüne aykırı olmakla birlikte; suçun mağdurunun çocuk olması ve bu fiiller karşısında direncinin zayıflığı göz önünde bulundurularak, söz konusu fiillerin de bu madde kapsamında suç olarak tanımlanması yoluna gidilmiştir. Fıkranın (b) bendinde söz konusu edilen cinsel istismar bakımından, çocuğun iradesinin ortadan kaldırılmış olması değil, “iradeyi etkileyen neden” ifadesi kullanılmıştır.

Maddenin birinci fıkrasında, cinsel istismar suçunun temel şekli açısından ceza yaptırımı belirlenmiştir. İkinci fıkrada ise, bu suçun işleniş tarzı itibarıyla nitelikli hâli tanımlanmıştır. Buna göre, cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi, suçun temel şekline nazaran daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektirmektedir. Suçun bu nitelikli hâline ilişkin açıklama için, cinsel saldırı suçunun gerekçesine bakılmalıdır.

Üçüncü fıkraya göre; cinsel istismarın çocukla aralarında belli akrabalık ilişkisi bulunan kişiler tarafından, çocuğun vasisi, eğiticisi, öğreticisi, bakıcısı, çocuğa sağlık hizmeti veren, çocuğa karşı koruma ve gözetim yükümlülüğü altında bulunan diğer bir kişi tarafından veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle gerçekleştirilmesi, daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektirmektedir.

Dördüncü fıkrada, cinsel istismarın, onbeş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte maruz kaldığı fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan kişilere karşı cebir veya tehdit kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi, cezanın artırılmasını gerektiren bir nitelikli hâl olarak kabul edilmiştir. Ancak, bunun için, uygulanan cebrin en fazla kasten yaralama suçunun temel şeklini oluşturacak boyutta olması gerekir. Bu bakımdan, beşinci fıkraya göre, cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanacaktır.

Altı ve yedinci fıkralarda söz konusu suçun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâlleri düzenlenmiştir. Bu itibarla, söz konusu suçun işlenmesi suretiyle mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulmasına neden olunması, daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektirmektedir. Keza, söz konusu suçun işlenmesi sonucunda mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunacaktır. Ancak, bu durumlarda, netice sebebiyle ağırlaşmış suçlar dolayısıyla sorumluluk için aranan koşulların gerçekleşmesi gerekir.


TCK 103 (Çocukların Cinsel İstismarı Suçu) Emsal Yargıtay Kararları


YARGITAY 14. CEZA DAİRESİ Esas: 2017/5661 Karar: 2018/70 Tarih: 08.01.2018

  • TCK 103. Madde

  • Çocukların Cinsel İstismarı Suçu

Reşit olmayanla rızasıyla cinsel ilişkide bulunma suçundan dolayı suça sürüklenen çocuk …‘ün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 104/1,, 43/1,, 31/2,, 62. maddeleri uyarınca 3 ay 3 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair İstanbul 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 18.02.2014 gün ve 2010/104 Esas, 2014/24 sayılı Kararına yönelik itirazın reddine ilişkin İstanbul 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 08.04.2014 tarihli, 2014/210 Değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.

Dosya kapsamına göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/1. maddesindeki, “Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında mağdure hakkında İstanbul Tıp Fakültesinin 18.08.2010 tarihli, 880 sayılı raporunda, “fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılamada yetersiz olduğunun görüldüğü” şeklinde görüş belirtilmesi ve 5237 sayılı Kanunun 103/1. maddesindeki, “Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. …Cinsel istismar deyiminden; …On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış….anlaşılır.” şeklindeki düzenleme karşısında, sanığın olay tarihinde onbeş-onsekiz yaş grubunda bulunan mağdureye yönelik gerçekleştirdiği cinsel istismar eylemine uyan cezanın “sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis” olduğu nazara alındığında sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyeceği gözetilmeden, itirazın bu nedenle kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 13.06.2017 günlü, 94660652-105-34-4704-2014-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrak birlikte tevdii kılınmakla gereği düşünüldü:

Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 29.05.2013 tarihli raporda, mağdurenin zekasının klinik olarak sınır mental kapasite olarak değerlendirildiği belirtilmekle birlikte anılan rapor içeriğinde mağdurenin, fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin gelişmediğine dair herhangi bir tespite yer verilmediğinin anlaşılması karşısında, itirazın reddine dair İstanbul 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 08.04.2014 günlü, 2014/210 Değişik iş sayılı kararı usul ve kanuna uygun olup kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görülmediğinden, vaki talebin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 08.01.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 14. CEZA DAİRESİ Esas: 2014/9999 Karar: 2017/4528 Tarih: 05.10.2017

  • TCK 103. Madde

  • Çocukların Cinsel İstismarı Suçu

Suça sürüklenen çocuklar … ile … haklarında kasten yaralama suçundan verilen hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlar 5271 Sayılı CMK’nın 231/12. maddesi uyarınca itiraza tabi olup temyizi mümkün bulunmadığından ve müdafilerin anılan kararlara yönelik temyiz istemleri aynı Kanunun 264. maddesi gereğince itiraz kabul edilip bu hususta mahallinde merciince karar verilmesi gerektiğinden, incelemenin suça sürüklenen çocuklar haklarında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve suça sürüklenen çocuk … hakkında ayrıca kasten yaralama suçundan kurulan hükümlerle sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

KARAR : Suça sürüklenen çocuklar haklarında tehdit suçundan açılan davayla ilgili karar verilmediği görülmekle dava zamanaşımı süresi içinde bu konuda mahkemesince hüküm kurulması mümkün görülmüştür.

Suça sürüklenen çocuk … hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;

14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 Sayılı Kanun’un 26. maddesiyle 5320 Sayılı Kanuna eklenen geçici 2. madde ile hapis cezasından çevrilenler hariç sonuç olarak hükmedilen 3000 TL’ye kadar ( 3.000 TL dahil ) para cezaları kesin nitelikte olup, suça sürüklenen çocuk hakkında atılı suçtan tayin edilen 1320 TL adli para cezasının miktar itibariyle kesin olması sebebiyle hükmün temyizi mümkün bulunmadığından, bu hükme yönelik temyiz isteminin 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gözetilerek 1412 Sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,

Suça sürüklenen çocuklar haklarında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde;

Delillerle iddia ve savunma; duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatları yapılmış bulunduğundan, suça sürüklenen çocuklar müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,

Suça sürüklenen çocuklar haklarında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelemesine gelince;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Oluşa uygun kabule göre, eylemlerini birden fazla kişiyle birlikte gerçekleştiren suça sürüklenen çocuklar haklarında hükümler kurulurken TCK’nın 103/3. maddesinin uygulanmaması,

Suç tarihinde onbeş-onsekiz yaş grubunda olup fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği yeterince gelişmiş olan mağdura yönelik gerçekleştirilen eylemde TCK’nın 103/4. maddesinin suçun unsuru olduğu gözetilmeden, yazılı şekilde anılan madde uyarınca cezalarda arttırım yapılması,

Suça sürüklenen çocuklar … ile … haklarında TCK’nın 103/2,, 103/4,, 103/6,, 31/3. maddelerine göre ayrı ayrı belirlenen 12 yıl hapis cezalarında aynı Kanunun 62/1. maddesiyle 1/6 oranında indirim yapıldığında sonuç cezaların 10 yıl yerine 8 yıl 4 ay olarak eksik tayini,

Hükümlerden sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 Sayılı Kanun’un 58,, 59,, 60, 61. maddeleri ile 5237 Sayılı Kanun’un 102,, 103,, 104, 105. maddelerinde yer alan cinsel dokunulmazlığa karşı suçların ve 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 Sayılı Kanun’un 13. maddesiyle TCK’nın 103. maddesinin yeniden düzenlenmesi karşısında, 5237 Sayılı TCK’nın 7/2. madde-fıkrasındaki “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü gözetilerek lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime imkan verecek şekilde kararda gösterilmesinde zorunluluk bulunması,

SONUÇ : Kanuna aykırı, suça sürüklenen çocuklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden ceza miktarları itibariyle kazanılmış hakları saklı kalmak kaydıyla, hükümlerin 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gözetilerek 1412 Sayılı CMUK’nın 321, 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 05.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 14. CEZA DAİRESİ Esas: 2017/1403 Karar: 2017/3168 Tarih: 08.06.2017

  • TCK 103. Madde

  • Çocukların Cinsel İstismarı Suçu

Sanıklar haklarında aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali ve suça sürüklenen çocuk hakkında tehdit suçlarından kurulan beraat hükümlerinin incelenmesinde;

Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan, katılan mağdure vekili ile katılan Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle sanıklar haklarında aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçundan kurulan beraat hükümleri ile suça sürüklenen çocuğun aksi kanıtlanmayan savunması ve tüm dosya içeriğine göre, tehdit suçunu işlediğine dair mahkûmiyete yeter delil bulunmadığı anlaşılmakla, sonucu itibariyle doğru olan beraat hükmünün değişik gerekçeyle ONANMASINA,

Suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde;

Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan dolayı 5237 Sayılı TCK’nın 103 /2, 103/3,, 103/4. maddeleri uyarınca verilen ceza 18 yıla ulaşsa veya geçse dahi, suçun sonucunda mağdurenin ruh sağlığının bozulmasından dolayı neticenin ağırlığına göre tayin edilen cezanın TCK’nın 49/1, 103/6. maddeleri gereğince yirmi yıla kadar arttırılmasının olanaklı bulunduğu nazara alınarak, hakkaniyet gereği cezada uygun bir miktar daha arttırım yapılması yerine 103/6. maddenin uygulama dışı bırakılması, suça sürüklenen çocuk hakkında yaş küçüklüğünden dolayı TCK’nın 31/3-son maddesinin uygulanması sebebiyle sonuç cezaya etkili olmadığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 Sayılı TCK’nın 103/2,, 103/3,, 103/4., 43/1. maddeleri gereğince hükmedilen 22 yıl 6 ay hapis cezası üzerinden, aynı Kanunun 31/3. maddesi uyarınca 1/3 oranında indirim yapıldığında bulunan 15 yıl hapis cezasının, aynı maddenin son cümlesindeki düzenleme gereği 12 yıldan fazla olamayacağı ve TCK’nın 62. maddesinin de bu ceza üzerinden tatbiki gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılması neticesinde fazla ceza tayini,

Kanuna aykırı, suça sürüklenen müdafii, katılan mağdure vekili ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gözetilerek 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu hususun yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye istinaden düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, anılan hükümdeki TCK’nın 31/3 maddesinin uygulanmasına dair bölümde yer alan TCK’nın 31/3. maddesi uyarınca 1/3 oranında indirim yapılarak 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,” ibaresinden sonra “… ve TCK’nın 31/3-son maddesi gereğince 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına” ibaresinin eklenmesi ve TCK’nın 62/1. maddesinin uygulanmasına dair bölümdeki “12 yıl 6 ay hapis” ibaresinin çıkartılarak yerine ‘‘10 yıl hapis’’ ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Suça sürüklenen çocuk hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün temyiz incelemesine gelince;

Dosya kapsamına uygun kabule göre gerçekleşen olayda suça sürüklenen çocuğun, mağdureye yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun işlenmesi sırasında ve bu eylemle sınırlı süreyle mağdurenin iradesiyle hareket edebilme imkanını ortadan kaldırmasının, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmayacağı, kişinin vücudunun suçun konusu olması sebebiyle, mağdurenin hareket edebilme özgürlüğü ortadan kaldırılmadan bu suçun işlenemeyeceği ve suça sürüklenen çocuğun mağdurenin hürriyetini kısıtlayan başkaca bir hareketinin de bulunmaması karşısında, mevcut haliyle eylemin sadece çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu oluşturduğu gözetilmeden, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da mahkûmiyet kararı verilmesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı, suça sürüklenen çocuk müdafii, katılan mağdure vekili ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gözetilerek 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 14. CEZA DAİRESİ Esas: 2017/2091 Karar: 2017/3063 Tarih: 05.06.2017

  • TCK 103. Madde

  • Çocukların Cinsel İstismarı Suçu

Sanık hakkında mağdureler … ile … yönelik çocuğun basit cinsel istismarı suçundan ( dört kez ) kurulan mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesinde;

Delillerle iddia ve savunma; duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatları yapılmış bulunduğundan, sanık ile müdafii, katılan mağdureler vekilleri ve katılan Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazları ile sanık müdafiin duruşmalı inceleme sırasındaki sözlü savunmasının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,

Sanık hakkında mağdureler …’ ya yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ( dört kez ) kurulan mahkûmiyet hükümleri ile mağdure … yönelik çocuğun basit cinsel istismarı suçundan verilen beraat kararının temyiz incelemesine gelince;

Sanığın 11.04.2015 günü saat 18.00 sıralarında evinin bulunduğu binaya giren mağdure … arkasından gelip kapıyı tutarak içeri girdiği, peşinden merdivenlerden çıktığı mağdureyi kollarından tutup kendisine çevirerek sarıldığı ve mağdurenin çığlık atması üzerine binadan çıktığı olay ile 09.05.2015 günü saat 15.40 sıralarında anneannesinin oturduğu binaya gelen mağdure … birlikte binaya girdiği, kendisini beden eğitimi öğretmeni olarak tanıtan sanığın, konuşarak merdiven boşluğuna doğru ilerleyen, mağdure merdivenlerden çıkmaya başladığı sırada bir anda durup onu bir kaç basamak indirdikten sonra basit cinsel istismar eylemini gerçekleştirdiği olayda; basit cinsel istismar suçunun işlendiği sırada ve eylemle sınırlı süreyle mağdurelerin iradesiyle hareket edebilme imkanının ortadan kaldırılmasının kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmayacağı, kişinin vücudunun suçun konusu olması sebebiyle, mağdurelerin hareket edebilme özgürlüğü ortadan kaldırılmadan bu suçun işlenemeyeceği, dosya kapsamına göre de sanığın, mağdurelerin hürriyetini kısıtlayan başkaca bir hareketinin bulunmadığının anlaşılması karşısında, mevcut haliyle eylemlerin sadece TCK’nın 103/1-1. cümlesi kapsamında kalan çocuğun basit cinsel istismarı suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da mahkumiyet kararı verilmesi,

Sanığın 25.05.2015 günü saat 18:40 sıralarında evinin karşısında bulunan apartmanın önünde oturan mağdure … yanına gelerek kendisini öğretmen olarak tanıttığı, okul ve boyu hususunda konuştuğu, mağdurenin önünde oturduğu apartmanda bir öğretmen arkadaşının oturduğunu ve onu bulamadığını belirterek yardım istediği mağdurenin, sanıkla birlikte binaya girdiği, birinci kata kadar beraber yürüdükten sonra mağdurenin elinden tutarak en üst kattaki merdiven boşluğuna çıkartıp basit cinsel istismar eylemini gerçekleştirdiği olay ile 06.04.2015 günü saat 12.00 sıralarında okuldan evine gitmekte olan mağdure … arkasından gelen ve öğretmen olduğunu söyleyen sanığın, yakındaki bir binada oturan yaşlı bir karı-koca olduğunu, birisinin öğretmen olduğunu söyleyerek onları tanıyıp tanımadığını sorduğu mağdurenin tanımadığını söylemesine rağmen, mağdureden yukarı çıkıp son katta sol tarafta oturan daireye bakmasını istediği ve birlikte binaya girdikleri, 3. kata kadar çıkardığı, mağdurenin daha fazla çıkmak istememesi üzerine arkasına geçerek belinden tutup cinsel organını mağdurenin kalçalarına sürtmek suretiyle basit cinsel istismar suçunu işlediği olaylarda, mağdureleri hileli hareketlerle cinsel eylemlerini gerçekleştirdiği yere kadar götürdüğü anlaşılan sanığın … ile … yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan dolayı 5237 Sayılı TCK’nın 109 /2. maddesi yerine suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde aynı Kanunun 109/1. maddesi uyarınca mahkûmiyetine karar verilmesi,

15.07.2015 günü saat 12.45 sıralarında kurs gördüğü okuldan evine dönen ve bakkal dükkanına girmek üzere olan mağdure … yanına gelen sanığın mağdureye seslenerek bir binayı işaret edip “apartmanın çatı katında bir öğretmen kalıyor, benimle gel” diyerek mağdurenin kendisinin arkasından yürüyerek binaya girmesini sağladıktan sonra merdivenlerde mağdurenin boyunu ölçme bahanesiyle ona yaklaştığı sırada gelen sesler üzerine yanından ayrılarak binadan çıktığı olayla ilgili olarak sanığın, savcılıkta müdafii eşliğinde verdiği savunmasında yaklaşık sekiz-on yıldır yaşı küçük kız çocuklarına zaafı olduğunu, okşayıp temas ettiğinde rahatladığını, olay günü eğer kapı açılıp birisi bulundukları yere gelmeseydi cinsel yönden temasta bulunmaya niyetli olduğunu beyan ettiği nazara alındığında, eylemine uyan TCK’nın 103/1-2. cümle, 35. maddeleri gereğince mahkûmiyeti yerine yazılı gerekçeyle beraatine karar verilmesi,

Katılan … lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanık … müdafii, mağdureler …, … ile … vekilleri ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz itirazları ile sanık müdafiin duruşmalı inceleme sırasındaki sözlü savunması bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gözetilerek 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 05.06.2017 tarihinde üyeler … ile …‘in sanık hakkında mağdure … yönelik eylemi sebebiyle kurulan hükmün anılan fiilin TCK’nın 103/1-2. cümle kapsamında kalması sebebiyle bozulması gerektiği yönündeki karşı oyları ve oyçokluğuyla, diğer hükümler yönünden ise oybirliğiyle karar verildi.

KARŞI OY :

Sanığın mağdure … peşinden apartmana girip merdivenlerden çıktıkları esnada, mağdureyi kollarından tutup kendisine çevirerek beline sarıldığı ve mağdurenin çığlık atması ile de binadan çıktığı olayda; sanığın mağdurenin cinsel bölgelerine temas etmeyen ve dosya kapsamı itibariyle üç-beş saniye sürdüğü anlaşılan eyleminin sarkıntılık düzeyini aşmadığı kanaatinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılmıyoruz.


YARGITAY 14. CEZA DAİRESİ Esas: 2016/12449 Karar: 2017/2328 Tarih: 02.05.2017

  • TCK 103. Madde

  • Çocukların Cinsel İstismarı Suçu

Suça sürüklenen çocuk hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından dolayı ceza verilmesine yer olmadığına dair verilen hükümlerin incelenmesinde;

Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle ceza verilmesine yer olmadığına dair verilen hükümler usul ve kanuna uygun olduğundan, suça sürüklenen çocuk müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,

Sanık … hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;

Sanık …‘nin mağdureye yönelik basit cinsel istismar sırasındaki tutma ve sarılma şeklindeki eyleminin basit cinsel istismar suçunun hareket unsurlarını oluşturduğu anlaşıldığından, tebliğnamede bozma isteyen düşünceye katılınmamıştır.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Hükümden sonra 24.11.2015 günlü, 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 Sayılı TCK’nın 53. maddesi yönünden kısmi iptal kararı verildiğinden, anılan husus nazara alınarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş, O Yer Cumhuriyet Savcısı, sanık müdafii ve katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gözetilerek 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu hususun yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetki uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümde yer alan TCK’nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili bölümün çıkartılarak yerine “Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Sayılı iptal kararı da nazara alınmak kaydıyla sanık hakkında 5237 Sayılı TCK’nın 53. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarının uygulanmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Sanık … hakkında çocuğun basit cinsel istismarı suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz incelemesinde;

Sanık …‘nin eylemine diğer suça sürüklenen çocuk …‘in TCK’nın 37. maddesi uyarınca doğrudan fail olarak katılmadığı anlaşıldığından, tebliğnamede bozma isteyen düşünceye katılınmamıştır.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Dosya içeriği ve kabule göre sanığın, mağdureye yönelik basit cinsel istismar eylemini cebirle gerçekleştirdiği gözetildiğinde hakkında koşulları oluştuğu halde TCK’nın 103/4 maddesinin uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayini,

Hükümden sonra 24.11.2015 günlü, 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 Sayılı TCK’nın 53. maddesi yönünden kısmi iptal kararı verildiğinden, anılan husus nazara alınarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,

SONUÇ : Kanuna aykırı, O Yer Cumhuriyet Savcısı, sanık müdafii ile katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gözetilerek 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 02.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 14. CEZA DAİRESİ Esas: 2017/1527 Karar: 2017/1788 Tarih: 04.04.2017

  • TCK 103. Madde

  • Çocukların Cinsel İstismarı Suçu

Sanık ile suça sürüklenen çocuk …‘ın kendi eylemleri yanında diğerinin eylemine de iştirak etmesi sebebiyle haklarında TCK’nın 103/2. maddesine göre belirlenen cezanın zincirleme suç hükümlerine göre aynı Kanunun 43. maddesi gereğince arttırılmaması, aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.

Sanık hakkında atılı suçlardan ve suça sürüklenen çocuk … hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri ile suça sürüklenen çocuk … hakkında müsnet suçtan verilen beraat kararının incelenmesinde;

Delillerle iddia ve savunma; duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, beraati ve sübutu kabul olunan fiillerin eleştiri dışında unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatları yapılmış bulunduğundan, sanık ve suça sürüklenen çocuk müdafileri ile katılan mağdure vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazları ile sanık ve suça sürüklenen çocuk … müdafilerinin duruşmalı inceleme sırasındaki sözlü savunmalarının reddiyle, sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve suça sürüklenen çocuk … hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulup kısmen re’sen da temyize tabi mahkûmiyet hükümleri ile suça sürüklenen çocuk … hakkında müstehcenlik suçundan verilen beraat kararının ONANMASINA,

Suça sürüklenen çocuk … hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün temyiz incelemesine gelince;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 Sayılı TCK’nın 103/2,3-a. maddeleri gereğince hükmedilen 24 yıl hapis cezası üzerinden, aynı Kanunun 31/3. maddesi uyarınca 1/3 oranında indirim yapıldığında bulunan 16 yıl hapis cezasının, aynı maddenin son cümlesindeki düzenleme gereği 12 yıldan fazla olamayacağı ve TCK’nın 62. maddesinin de bu ceza üzerinden tatbiki gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılması neticesinde fazla ceza tayini,

SONUÇ : Kanuna aykırı, suça sürüklenen çocuk … müdafiin temyiz itirazları ile duruşmalı inceleme sırasındaki sözlü savunması bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gözetilerek 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu hususun yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye istinaden düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, anılan hükümdeki TCK’nın 31 /3. maddesinin uygulanmasına dair bölümde yer alan TCK’nın 31/3. maddesi gereğince cezasından 1/3 oranında indirim yapılarak 16 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ibaresinden sonra “… ve TCK’nın 31/3-son maddesi gereğince 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına” ibaresinin eklenmesi ve TCK’nın 62/1. maddesinin uygulanmasına dair bölümdeki “13 yıl 4 ay hapis” ibaresinin çıkartılarak yerine ‘‘10 yıl hapis’’ ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 14. CEZA DAİRESİ Esas: 2017/191 Karar: 2017/1578 Tarih: 27.03.2017

  • TCK 103. Madde

  • Çocukların Cinsel İstismarı Suçu

İlk derece mahkemesince verilen hükümlerin sanık ile müdafii tarafından duruşmalı temyiz edilmesi üzerine, dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle, 22.03.2017 Çarşamba saat 09.30’a duruşma günü tayin olunarak sanık müdafiine çağrı kâğıdı gönderilmişti.

Belli günde Hakimler Kurulu duruşma salonunda toplanarak Yargıtay Cumhuriyet Savcısı hazır olduğu halde oturum açıldı.

Sanık müdafiine çağrı kağıdının gönderildiği, parçasının döndüğü ancak sanık müdafiin duruşmaya katılmadığı anlaşılmakla;

Suç vasfı ve ceza miktarı nazara alındığında 5271 Sayılı CMK’nın 150/3. maddesi gereği kendisine müdafii tayini zorunlu olduğundan, Yargıtay Cumhuriyet Savcısının istemine uygun olarak CMK’nın 156. maddesi uyarınca sanık … için Ankara Barosundan zorunlu müdafii görevlendirilmesi için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına, duruşmanın 22.03.2017 saat 13.30’a bırakılmasına oybirliğiyle karar verildi.

Belli günde Hakimler Kurulu duruşma salonunda toplanarak Yargıtay Cumhuriyet Savcısı hazır olduğu halde oturum açıldı.

Yapılan tebligat üzerine sanık … adına Ankara Barosundan görevlendirilerek gelen Avukat huzura alınarak duruşmaya başlandı.

Duruşma isteğinin süresinde ve yerinde olduğu anlaşıldıktan sonra uygun görülen talep ve mütalaa dairesinde sanık … hakkında DURUŞMALI inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek tefhim olunduktan sonra işin açıklanmasına dair raportör üye tarafından düzenlenen rapor okundu.

Raportör üye rapora ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirdi.

Sanık müdafii temyiz layihasını açıklayarak savunmada bulunup müvekkili hakkındaki hükmün BOZULMASINI istedi.

Yargıtay Cumhuriyet Savcısı tebliğname içeriğini tekrar etti.

Son sözü sorulan sanık müdafii savunmasına ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirmekle dosya incelenerek karar verilip tefhim olunmak üzere duruşmanın 05.04.2017 Çarşamba günü saat 09.30’a bırakılmasına oybirliğiyle karar verildi.

Bugün dava evrakı ele alınmakla 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda değişiklik yapan 6545 Sayılı Kanun ile 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 Sayılı Kanunla getirilen düzenlemeler de gözetilerek aşağıda yazılı karar ittihaz olundu:

KARAR : Sanık hakkında mağdure … yönelik çocuğun basit cinsel istismarı suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;

Okul servis şoförü olan sanığın, eylemlerini koruma ve gözetim yükümlülüğünü kötüye kullanarak gerçekleştirmesine karşın hakkında TCK’nın 103/3. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Hükümden sonra 24.11.2015 günlü, 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 Sayılı TCK’nın 53. maddesi yönünden kısmi iptal kararı verildiğinden, anılan husus nazara alınarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiin temyiz itirazları ile sanık müdafiin duruşmalı inceleme sırasındaki sözlü savunması bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gözetilerek 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu hususun yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetki uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümlerde yer alan TCK’nın 53 . maddesinin uygulanması ile ilgili bölümün çıkartılarak yerine “Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Sayılı iptal kararı da nazara alınmak kaydıyla sanık hakkında 5237 Sayılı TCK’nın 53. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarının uygulanmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Sanık hakkında mağdure Havva’ya yönelik beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Okul servis şoförü olan sanığın, eylemlerini koruma ve gözetim yükümlülüğünü kötüye kullanarak gerçekleştirmesine karşın hakkında mağdure … yönelik kurulan hükümde TCK’nın 103/3. maddesinin uygulanmaması,

Sanığın, mağdure … yönelik anlık olarak gerçekleştirdiği kalçaya tokat vurma, sarılma ve yanaktan öpme eylemlerinin zincirleme şekilde sarkıntılık suretiyle çocuğun basit cinsel istismarı suçunu oluşturduğu gözetilerek, hükümden sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 Sayılı Kanun’un 58,, 59,, 60, 61. maddeleri ile 5237 Sayılı Kanun’un 102,, 103,, 104, 105. maddelerinde yer alan cinsel dokunulmazlığa karşı suçların ve 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 Sayılı Kanun’un 13. maddesiyle TCK’nın 103. maddesinin yeniden düzenlenmesi karşısında, 5237 Sayılı TCK’nın 7/2. madde-fıkrasındaki “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü gözetilerek lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi, her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime imkan verecek şekilde kararda gösterilmesi ve 24.11.2015 günlü, 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 Sayılı TCK’nın 53. maddesi yönünden kısmi iptal kararı verildiğinden, anılan hususlar nazara alınarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,

Sanık hakkında mağdure Berna’ya yönelik beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı, mağdureler … ile … yönelik çocuğun basit cinsel istismarı suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesine gelince;

Mağdureler … ile … suç tarihinde onbeş yaşından büyük olmaları, sanığın mağdurelere yönelik eylemlerini cebir veya tehditle gerçekleştirdiğine dair bir delil veya iddia bulunmadığı gibi eylemlerin birden fazla işlenmesine karşın mağdurelerin bu durumu okul veya ailelerine intikal ettirmedikleri, mağdure … yönelik ise gerçekleştirilen yanaktan öpme ve sarılma eylemlerini cinsel amaçla gerçekleştirdiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayıp mağdurenin de savcılık ifadesinde ilk başta bu eylemleri kötü düşünmediğini beyan etmesi karşısında, sanığın mağdureler …, … ile … yönelik atılı suçlardan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine hükmedilmesi,

Kabul ve uygulamaya göre de;

Okul servis şoförü olan sanığın, eylemlerini koruma ve gözetim yükümlülüğünü kötüye kullanarak gerçekleştirmesine karşın hakkında mağdurelere yönelik kurulan hükümlerde TCK’nın 103/3. maddesinin uygulanmaması,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanık ve müdafiin temyiz itirazları ile sanık müdafiin duruşmalı inceleme sırasındaki sözlü savunması bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gözetilerek 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 14. CEZA DAİRESİ Esas: 2016/12059 Karar: 2017/1008 Tarih: 28.02.2017

  • TCK 103. Madde

  • Çocukların Cinsel İstismarı Suçu

İlk derece mahkemesince verilen hükümlerin sanık ve suça sürüklenen çocuklar … ile … müdafileri ve O Yer Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmesi ve sanık müdafiince incelemenin duruşmalı yapılmasının talep edilmesi üzerine, dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle, 22.02.2017 Çarşamba saat 09.30’a duruşma günü verilerek sanık müdafiine çağrı kâğıdı gönderilmişti.

Belli günde Hakimler Kurulu duruşma salonunda toplanarak Yargıtay Cumhuriyet Savcısı hazır olduğu halde oturum açıldı.

Yapılan tebligat üzerine ibraz ettiği yetki belgesine dayanarak sanık … adına gelen vekili huzura alınarak duruşmaya başlandı.

Duruşma isteğinin süresinde ve yerinde olduğu anlaşıldıktan sonra uygun görülen talep ve mütalaa dairesinde sanık … hakkında DURUŞMALI inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek tefhim olunduktan sonra işin açıklanmasına dair raportör üye tarafından düzenlenen rapor okundu.

Raportör üye rapora ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirdi.

Sanık müdafii temyiz layihasını açıklayarak savunmada bulunup müvekkili hakkındaki hükmün BOZULMASINI istedi.

Yargıtay Cumhuriyet Savcısı tebliğname içeriğini tekrar etti.

Son sözü sorulan sanık müdafii savunmasına ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirmekle dosya incelenerek karar verilip tefhim olunmak üzere duruşmanın 08.03.2017 Çarşamba günü saat 09:30’a bırakılmasına oybirliğiyle karar verildi.

Belli günde oturum açıldı. Dava evrakı incelenerek gereği görüşülmüş olduğundan aşağıda yazılı karar ittihaz olundu:

KARAR : Suça sürüklenen çocuk … hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı suçundan kurulan beraat hükmünün incelenmesinde;

Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükmü usul ve kanuna uygun olduğundan, O Yer Cumhuriyet Savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,

Sanık ile suça sürüklenen çocuklar … ve … haklarında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerinin temyiz incelemesine gelince;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Mağdurenin 5-6 kişilik bir erkek grup tarafından zorla sürüklenerek eve sokulduğuna dair ihbar tutanağı, Ümraniye Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 27.08.2010 tarihli raporunda tespit edilen yaralanması ve tüm dosya içeriğine göre, eylemlerini birden fazla kişiyle birlikte ve cebirle gerçekleştiren sanık ile suça sürüklenen çocuklar haklarında, çocuğun basit cinsel istismarı suçundan hüküm kurulurken TCK’nın 103/3,, 103/4. maddelerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan karar verilirken de eylemlerinin aynı Kanunun 109/2. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu nazara alınmadan, aynı maddenin birinci fıkrası ile mahkumiyetlerine hükmedilmesi suretiyle cezaların eksik tayini,

Hükümlerden sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 Sayılı Kanun’un 58,, 59,, 60, 61. maddeleri ile 5237 Sayılı Kanun’un 102,, 103,, 104, 105. maddelerinde yer alan cinsel dokunulmazlığa karşı suçların ve 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 Sayılı Kanun’un 13. maddesiyle TCK’nın 103. maddesinin yeniden düzenlenmesi karşısında, 5237 Sayılı TCK’nın 7/2. madde-fıkrasındaki “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü gözetilerek lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi, her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime imkan verecek şekilde kararda gösterilmesi ve 24.11.2015 günlü, 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 Sayılı TCK’nın 53. maddesi yönünden kısmi iptal kararı verildiğinden, anılan hususlar nazara alınarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanık ve suça sürüklenen çocuklar … ile … müdafilerinin temyiz itirazları ile sanık müdafiin duruşmalı inceleme sırasındaki sözlü savunması bu itibarla yerinde görüldüğünden, ceza miktarları itibariyle kazanılmış hakları saklı kalmak kaydıyla hükümlerin 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gözetilerek 1412 Sayılı CMUK’nın 321, 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 28.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 14. CEZA DAİRESİ Esas: 2016/12265 Karar: 2017/804 Tarih: 20.02.2017

  • TCK 103. Madde

  • Çocukların Cinsel İstismarı Suçu

Sanık … hakkında mağdurlar …, …, … ile …‘a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma; mağdurlar … ile …‘e yönelik çocuğun basit cinsel istismarı; mağdur …‘e yönelik ırza geçme suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümleri ve mağdur …‘e yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eylemi hürriyeti tahdit kabul edilerek zamanaşımı sebebiyle kamu davasının düşmesine dair karar ile sanık … hakkında mağdurlar …, … ve …‘a yönelik reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan açılan kamu davalarının şikayet yokluğu sebebiyle düşmesine dair kararların incelenmesinde:

Hükümlerden sonra 5237 Sayılı TCK’nın 53. maddesiyle ilgili olarak 24.11.2015 tarihli, 29542 Sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı ilamıyla verilen iptal kararının mahkûmiyet hükümleri yönünden infaz aşamasında nazara alınması mümkün görülmüştür.

Delillerle iddia ve savunma; duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, düşme ve sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatları yapılmış bulunduğundan, sanıklar müdafileri ile O Yer Cumhuriyet Savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, sanık … hakkında mağdurlar …, …, … ile …‘a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma; mağdurlar … ile …‘e yönelik çocuğun basit cinsel istismarı; mağdur …‘e yönelik ırza geçme suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümleri ile mağdur …‘e yönelik hürriyeti tahdit suçundan görülen kamu davasının zamanaşımı sebebiyle düşmesine dair karar ile sanık … hakkında mağdurlar …, … ve …‘a yönelik reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan açılan kamu davalarının şikayet yokluğu sebebiyle düşmesine dair kararların ONANMASINA,

Sanık … hakkında mağdurlar …, …, …, … ile … ‘a yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan ( beş kez ) kurulan mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesinde:

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Sanık hakkında mağdurlar …, …, …, … ile …‘a yönelik eylemlerinden dolayı hükümler kurulurken TCK’nın 43. maddesi uyarınca yapılacak arttırımın, aynı Kanunun 103/2, 103/3. maddeleri gereğince belirlenen ceza üzerinden yapılması gerektiği gözetilmeden söz konusu arttırımın TCK’nın 61. maddesindeki sıralamaya aykırı olacak şekilde 103/2. maddesi üzerinden yapılması suretiyle cezaların eksik tayini,

Kanuna aykırı, sanık … müdafii ile O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gözetilerek 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu hususun yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye istinaden düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümlerde TCK’nın 43, 62. maddelerinin uygulanmasına dair bölümlerin karardan çıkartılarak yerlerine “… sanığın cezasında TCK’nın 43/1. maddesi uyarınca takdiren ¼ oranında arttırım yapılarak 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına” ve “… TCK’nın 62/1. maddesi gereğince cezasında takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın neticeten 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına” ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Sanık … hakkında, mağdurlar … ile …‘a yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı ( iki kez ), kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ( iki kez ); mağdur …‘a yönelik çocuğun basit cinsel istismarı ( bir kez ) ve mağdur …‘a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ( bir kez ) suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümleri ile mağdurlar … ve …‘e yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ( iki kez ) verilen beraat kararlarının incelenmesinde;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Mağdurlar … ile …‘un beyanlarında, sanığın kamu davasına konu eylemleri kanunda öngörüldüğü şekilde cebir, tehdit ya da hileyle gerçekleştirdiğine dair anlatımlarının bulunmayışı ve eylemler sırasında mağdurların onbeş yaşını doldurup doldurmadıkları hususunun şüphede kalması hususları nazara alınıp mevcut şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi suretiyle,

sanık hakkında … ile …‘a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraat kararı verilmesi ve çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan açılan kamu davalarına dair eylemlerin ise TCK’nın 104/1. maddesinde düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturması karşısında bu suçtan hükümler kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkûmiyet kararları verilmesi,

Sanığın, mağdur …‘ı cinsel istismarda bulunmak amacıyla değişik zamanlarda klüp tesislerine gelmesini sağlama ve mağdur …‘i de aynı amaçla …‘ta bulunan depoya götürme şeklindeki eylemleri ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği anlaşılmakla, …‘a yönelik TCK’nın 109/l,, 3-f,, 5,, 43 ve …‘e yönelik 109/1,3-f,, 5. maddeleri uyarınca mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden dosya kapsamına uygun düşmeyen yazılı gerekçeyle beraat hükümleri kurulması,

Sanığın, mağdur …‘a yönelik çocuğun basit cinsel istismarı eylemlerini, 02.07.2013 tarihinde diğer sanık … ile cinsel ilişkiye girmesini sağlama ve 05.07.2013 tarihinde de mağdurun dudağını öpüp vücudunu okşama şeklinde zincirleme şekilde gerçekleştirdiği gözetilmeden, hakkında TCK’nın 103/1. maddesi uyarınca belirlenen cezada aynı Kanunun 43/1. maddesiyle arttırım yapılmaması neticesinde eksik ceza tayini,

Sanığın, mağdur …‘a yönelik zincirleme olarak işlediği kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu “gelmediği takdirde, lisansını vermeyeceği” şeklinde tehditle işlediği gözetilmeden, temel cezanın TCK’nın 109/2. maddesi yerine 109/1. maddesine göre belirlenmesi suretiyle eksik tayini,

Kabule göre de;

5237 Sayılı TCK’nın 103/2,, 103/3,, 103/4. maddeleri5237 Sayılı TCK’nın 103/2, 103/3, 103/4. maddeleri uyarınca verilen ceza 15 yılı geçse dahi, suçun sonucunda mağdur …‘ın ruh sağlığının bozulmasından dolayı neticenin ağırlığına göre tayin edilen cezanın aynı Kanunun 49/1 ve 103/6. maddeleri gereğince 20 yıla kadar arttırılmasının olanaklı bulunduğu nazara alınarak, anılan kanun maddeleri gereğince hakkaniyet kuralları gözetilip uygun bir cezaya hükmedilmesi gerektiği halde, 103/6. maddenin uygulama dışı bırakılması suretiyle eksik ceza tayini,

Sanık hakkında mağdur …‘a yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan hüküm kurulurken TCK’nın 43. maddesiyle yapılacak arttırımın, aynı Kanunun 103/2, 103/3,, 103/4. maddeleri gereğince belirlenen ceza üzerinden yapılması gerektiği gözetilmeden söz konusu arttırımın TCK’nın 61. maddesindeki sıralamaya aykırı olacak şekilde 103/2. madde üzerinden yapılması suretiyle cezanın eksik tespiti,

Sanık … hakkında mağdurlar …, …, …, …, … ile …‘a yönelik özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan ( altı kez ) kurulan mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesinde;

Sanığın, çocuk olan mağdurların cinsel ilişki sırasındaki görüntülerini kaydetmesi eyleminin TCK’nın 226/3. maddesindeki suçu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan mahkûmiyet hükümleri kurulması,

Sanık … hakkında müstehcenlik suçundan ( bir kez ) kurulan hükmün incelenmesinde;

Sanığın, müstehcen görüntüleri hangi mağdura ne şekilde gösterdiği karar yerinde tartışılmadan yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi,

Sanık … hakkında mağdurlar … ile …‘a yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan ( iki kez ) kurulan mahkûmiyet hükümlerinin temyiz incelemesine gelince;

5237 Sayılı TCK’nın 103/2. maddesinde5237 Sayılı TCK’nın 103/2. maddesinde düzenlenen çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle işlenebileceği, dolayısıyla erkek olan mağdurların kadın olan sanık ile vajinal yoldan cinsel ilişkiye girmeleri şeklinde gerçekleşen olayda ise sanığın eylemlerinin aynı Kanunun 103/1. maddesinde düzenlenen çocuğun basit cinsel istismarı suçunu oluşturduğu gözetilerek hüküm kurulması gerekirken, suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkûmiyet hükümleri kurulması,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanıklar müdafileri ile O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gözetilerek 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 20.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 14. CEZA DAİRESİ Esas: 2016/7710 Karar: 2017/727 Tarih: 16.02.2017

  • TCK 103. Madde

  • Çocukların Cinsel İstismarı Suçu

Sanık … hakkında fuhuş suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;

5237 Sayılı TCK’nın 53. maddesiyle5237 Sayılı TCK’nın 53. maddesiyle ilgili olarak 24.11.2015 tarihli, 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı ilamıyla verilen iptal kararının infaz aşamasında nazara alınması mümkün görülmüştür.

Delillerle iddia ve savunma; duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, sanık … müdafii ile mağdure vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,

Sanıklar haklarında çocuğun basit cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesine gelince;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Olayın intikal şekli ve zamanı, savunmalar, sanıkların kendileri arasında ve mağdure ile olan telefon konuşma içeriklerine dair tape kayıtları, mağdurenin annesi ….’nın beyanları, kolluk araştırma ve inceleme tutanakları ile tüm dosya kapsamına göre, sanıkların mağdureye yönelik eylemlerini cebir veya tehdit kullanmak suretiyle işlediklerine ve mağdurenin, sanık …‘ın evine cebir, tehdit veya hile sonucu girdiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gözetilmeden haklarında TCK’nın 103/4. maddesinin uygulanması, sanık … hakkında ise TCK’nın 109/1. maddesine göre hüküm kurulması yerine aynı Kanunun 109/2. maddesine göre hüküm kurulması suretiyle fazla ceza tayini,

Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 16.05.2014 ve 22.12.2014 tarihli raporlarında “ifade tutarsızlıkları sebebiyle sanık …‘nın eylemine bağlı olarak mağdurenin ruh sağlığının değerlendirilemediği” görüşünün belirtilmesi karşısında, sanığın eylemleri sebebiyle mağdurenin ruh sağlığının bozulduğu hususunda şüphe oluştuğu anlaşıldığından hakkında TCK’nın 103/6. maddesinin uygulanamayacağı nazara alınıp lehe aleyhe kanun değerlendirmesininde buna göre yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması yerine yazılı şekilde uygulama yapılması,

Çocuğun basit cinsel istismarı suçunun işlendiği sırada ve eylemle sınırlı süreyle mağdurun iradesiyle hareket edebilme imkanının ortadan kaldırılmasının kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmayacağı, kişinin vücudunun suçun konusu olması sebebiyle, mağdurun hareket edebilme özgürlüğü ortadan kaldırılmadan bu suçun işlenemeyeceği, dosya kapsamına göre de sanık …‘nin mağdureye karşı araç içinde gerçekleştirdiği eylemi sırasında hürriyetini kısıtlayan başkaca bir hareketinin bulunmaması karşısında, mevcut haliyle eylemin sadece TCK’nın 103/1. maddesi kapsamındaki çocuğun basit cinsel istismarı suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da mahkumiyet kararı verilmesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı, O Yer Cumhuriyet Savcısı, sanıklar müdafileri ile mağdure vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gözetilerek 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 16.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 14. CEZA DAİRESİ Esas: 2016/10328 Karar: 2017/590 Tarih: 09.02.2017

  • TCK 103. Madde

  • Çocukların Cinsel İstismarı Suçu

Sanık hakkında mağdure …‘ya yönelik beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan beraat hükümlerinin incelenmesinde;

Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan, mağdure vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,

Sanık hakkında mağdure …‘a yönelik beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından (her bir suç için ikişer kez) kurulan mahkumiyet hükümlerinin temyiz incelemesine gelince;

Yapılan yargılamaya,toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Tüm dosya kapsamına göre, sanığın 2012 yılları içinde muhtelif zamanlarda iş yerine gelen mağdure …‘a yönelik çocuğun basit cinsel istismarı niteliğindeki eylemlerinin bütün halinde zincirleme şekilde çocuğun basit cinsel istismarı suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde TCK’nın 103/1. maddesinin iki kez tatbiki suretiyle mahkumiyet hükümleri kurulması neticesinde fazla ceza tayini,

Çocuğun basit cinsel istismarı suçunun işlendiği sırada ve eylemle sınırlı süre ile mağdurenin iradesiyle hareket edebilme imkanının ortadan kaldırılmasının kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmayacağı, kişinin vücudunun suçun konusu olması sebebiyle, mağdurenin hareket edebilme özgürlüğü ortadan kaldırılmadan bu suçun işlenemeyeceği, dosya kapsamına göre de sanığın, son eylemi haricinde mağdure …‘ın hürriyetini kısıtlayan başkaca bir hareketinin bulunmaması karşısında, mevcut haliyle sanığın 2011 yılındaki eylemleri ile 2012 yılındaki son eylemi hariç diğer eylemlerinin sadece TCK’nın 103/1. maddesi kapsamındaki çocuğun basit cinsel istismarı suçunu oluşturduğu, 2012 yılındaki son eylemi sırasında ise mağdureyi hileyle dükkanın kasa bölmesine gönderdikten sonra ona karşı basit cinsel istismar niteliğindeki eylemleri gerçekleştirdiği gözetilmeden, sanığın bir kez TCK’nın 109/2,, 109/3-f,, 109/5. maddeleri gereğince cezalandırılması yerine yazılı şekilde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan (iki kez) mahkumiyetine karar verilip ayrıca hakkında 109/3-f. maddesinin uygulanmaması,

Hükümlerden sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 Sayılı Kanun’un 58,, 59,, 60, 61. maddeleri ile 5237 Sayılı Kanun’un 102,, 103,, 104, 105. maddelerinde yer alan cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçların ve 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 Sayılı Kanun’un 13. maddesiyle TCK’nın 103. maddesinin yeniden düzenlenmesi karşısında; 5237 Sayılı TCK’nın 7/2. madde-fıkrasındaki “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü gözetilerek lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi, her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime imkan verecek şekilde kararda gösterilmesi ve 24.11.2015 günlü, 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 Sayılı TCK’nın 53. maddesi yönünden kısmi iptal kararı verildiğinden, anılan hususlar nazara alınarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,

Kabule göre de;

5237 Sayılı TCK’nın 61/4-5. maddelerinde5237 Sayılı TCK’nın 61/4-5. maddelerinde gösterilen sıralamaya göre sanık hakkında sırasıyla aynı Kanunun 103/1, 103/4,, 103/6 maddeleri tatbik edildikten sonra 103/1,, 103/4. maddelerinin uygulanması sonucu bulunan ceza miktarı üzerinden aynı Kanunun 43/1. maddesinin tatbiki ile bulunacak arttırım miktarının 103/6. maddesiyle belirlenen cezaya eklenmesi suretiyle sonuç cezanın tayin edilmesi gerekirken bu sıralamaya aykırı şekilde hüküm kurulması neticesinde eksik cezaya hükmedilmesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanık müdafii ile mağdure … vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gözetilerek 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 14. CEZA DAİRESİ Esas: 2016/10994 Karar: 2017/495 Tarih: 06.02.2017

  • TCK 103. Madde

  • Çocukların Cinsel İstismarı Suçu

Müşteki Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekiline 02.05.2016 tarihli duruşma için çağrı kağıdı gönderildiği halde kovuşturma evresinde davaya katılma talebinde bulunmadığının anlaşılması karşısında, 5271 Sayılı CMK’nın 234/2. maddesi uyarınca hükümleri temyize hakkı bulunmadığından, vaki temyiz isteminin 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gözetilerek 1412 Sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,

Kovuşturma evresinde beyanının alındığı tarihte onbeş yaşını doldurmuş olan mağdure …‘un sanıktan şikayetçi olmadığını ve davaya katılmak istemediğini beyan etmesi karşısında, mağdureye yaşı sebebiyle tayin edilen vekilin mağdure adına kamu davasına katılma ve kurulan hükmü temyize hakkı bulunmadığından, mağdure … yönünden temyiz isteminin 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gözetilerek 1412 Sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,

Delillerle iddia ve savunma; duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş beraati ve sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatları yapılmış bulunduğundan, sanık müdafileri ile katılan mağdureler …, …, …. vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle sanık hakkında mağdureler … ve …‘ya yönelik çocuğun basit cinsel istismarı suçundan ( iki kez ) verilen beraat kararları ile mağdure …‘e yönelik cinsel taciz ve mağdure …‘ya yönelik çocuğun basit cinsel istismarı suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerinin ONANMASINA,

Sanık hakkında mağdureler … ile …‘ya yönelik çocuğun basit cinsel istismarı suçundan ( iki kez ) kurulan mahkûmiyet hükümlerinin temyiz incelemesine gelince;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Mağdure …‘in, sanığın eylemlerine dair anlatımları, savunma ile tüm dosya kapsamına göre sanığın, mağdureye yönelik eylemlerinin ani, kesintili ve süreklilik arzetmeyen nitelikte olan sarkıntılık suçunu aştığına dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delil bulunmadığı gözetilerek eylemine uyan 5237 Sayılı TCK’nın 103/1-2.cümlesi, 103/3-d,, 43/1. maddeleri gereğince mahkûmiyeti yerine yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle fazla ceza tayini,

Sanığın, mağdure …‘ya yönelik eylemini gerçekleştirdiği tarihte mağdurenin biyoloji dersi almadığı için öğretmeni olmadığı gibi idare kısmında da görevinin olmadığı anlaşılmakla, adı geçen mağdure yönünden eğitici-öğretici vasfının bulunmadığı gözetilmeden TCK’nın 103/3-d. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanık müdafilerinin temyiz itirazları ile duruşmalı inceleme sırasındaki sözlü savunmaları bu itibarla yerinde görüldüğünden, kısmen re’sen de temyize tabi hükümlerin 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gözetilerek 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 14. CEZA DAİRESİ Esas: 2016/8383 Karar: 2017/62 Tarih: 10.01.2017

  • TCK 103. Madde

  • Çocukların Cinsel İstismarı Suçu

Sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;

Olay sebebiyle ruh sağlığının bozulduğu belirtilen ve son eylem tarihinde yirmiyedi yaşı içerisinde bulunan mağdure … hakkında … Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Polikliniğinde düzenlenen 23.12.2015 tarihli adli tıp kurul raporunda konunun uzmanı olan ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı bulunduğundan, ayrıca dosya içeriğine göre, sanığın mağdure …‘ya yönelik eylemlerine 2002 yılından başlayıp 12.11.2015 tarihine kadar, mağdure Büşra’ya yönelik eylemlerine ise 2010 yılında başlayıp 2014 yılı Ağustos ayına kadar geçen uzun bir dönemde gerçekleştirmesi ve mağdure ile tanık …‘nin beyanları dikkate alındığında tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Sanığın, çocuğun nitelikli cinsel istismarı şeklindeki eylemlerini 5237 Sayılı Kanun’un 53/1-c maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında, hakkında TCK’nın 53/5. maddesinin uygulanmaması,

Sanığın, mağdure Büşra’ya yönelik işlediği çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan mahkumiyet hükmünde, süreli hapis cezasını gerektiren suçtan dolayı TCK’nın 61. maddesi hükümlerine göre belirlenen sonuç cezanın, aynı maddenin yedinci fıkrası gereğince 30 yıldan fazla olamayacağının gözetilmemesi,

Kanuna aykırı, sanık … müdafii ile katılan bakanlık vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gözetilerek 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu hususların yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetki uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasındaki ‘‘42 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına” ibaresinden sonra gelmek üzere ‘‘ancak TCK’nın 61/7. maddesi uyarınca ceza miktarı 30 yılı aşamayacağından sanığın neticeten 30 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına’’ ibaresinin eklenmesi, ayrıca çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükme “TCK’nın 53/1-c maddesindeki yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle atılı suçu işleyen sanığın aynı Kanunun 53/5. maddesi gereğince cezanın infazından sonra başlamak üzere, verilen cezasının yarısı olan 15 yıl süre ile bu hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına” ibaresi ile beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükme de “TCK’nın 53/1-c maddesindeki yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle atılı suçu işleyen sanığın aynı Kanunun 53/5. maddesi gereğince cezanın infazından sonra başlamak üzere, verilen cezasının yarısı olan 12 yıl süre ile bu hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan re’sen de temyize tâbi hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (iki kez) suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelemesine gelince;

Tüm dosya kapsamına göre, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun işlendiği sırada ve eylemle sınırlı süre ile mağdurun iradesiyle hareket edebilme imkanının ortadan kaldırılmasının kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmayacağı, kişinin vücudunun suçun konusu olması sebebiyle, mağdurun hareket edebilme özgürlüğü ortadan kaldırılmadan bu suçun işlenemeyeceği, dosya kapsamına göre de sanığın, kızları olan mağdurelere yönelik nitelikli cinsel istismar eylemlerini beraber yaşadıkları evde gerçekleştirdiği, ayrıca mağdure…‘nın sanık tarafından çalışma bahanesiyle ormana ve tarlaya götürülmesi şeklinde bir eyleminde iddianameye konu edilmeyip sanığın, mağdurelerin hürriyetini kısıtlayan başkaca bir hareketinin bulunmadığı, mevcut haliyle eylemin sadece TCK’nın 103/2. maddesi kapsamındaki çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da mahkumiyet kararları verilmesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanık … müdafii ile katılan bakanlık vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gözetilerek 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 10.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 14. CEZA DAİRESİ Esas: 2016/4726 Karar: 2016/8477 Tarih: 13.12.2016

  • TCK 103. Madde

  • Çocukların Cinsel İstismarı Suçu

İlk derece mahkemesince bozma üzerine verilip kısmen re’sen de temyize tabi hükümlerin sanık … müdafii, mağdure vekili ile O Yer Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmesi ve sanık … müdafiince incelemenin duruşmalı yapılmasının talep edilmesi üzerine, dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle, 30.11.2016 Çarşamba saat 13.30’a duruşma günü tayin olunarak sanık … müdafiine çağrı kağıdı gönderilmişti.

Belli günde Hakimler Kurulu duruşma salonunda toplanarak Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından … hazır olduğu halde oturum açıldı.

Yapılan tebligat üzerine sanık müdafiin gelmediği, ayrıca bir talepte de bulunmadığı, anlaşılmakla Yargıtay Cumhuriyet Savcısının uygun görülen talep ve mütalaası dairesinde DURUŞMASIZ inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek, vaktin darlığına binaen dosyanın incelenmesi başka bir güne bırakılmıştı.

Bugün dava evrakı incelenerek aşağıda yazılı karar ittihaz olundu:

5271 Sayılı CMK’nın 260/1. maddesine5271 Sayılı CMK’nın 260/1. maddesine göre katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolunun açık olduğu, suçtan zarar gören mağdurenin şikayetçi olduğu, yaş küçüklüğü sebebiyle tayin edilen vekilin de sanıkların cezalandırılmalarını isteyip mahkemece verilen hükümleri temyiz ederek açıkça katılma iradesini ortaya koyduğu, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.10.2010 gün ve 2010/9-149 Esas, 2010/205 Sayılı Kararında da belirtildiği üzere mağdurenin katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gördüğü konusunda araştırma yapmayı gerektirecek bir tereddüt bulunmadığı görülmekle, CMK’nın 237/2. maddesi uyarınca suçtan zarar gören mağdure …‘in davaya katılmasına ve vekilinin katılan mağdure vekili olarak kabul edilmesine karar verildikten sonra yapılan incelemede gereği düşünüldü:

KARAR : Sanık … hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde;

Mağdurenin aşamalarda sanık …‘nin anal yoldan organ soktuğunu beyan etmesi, bu anlatımı doğrulayan Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinin 07.01.2009 tarihli raporunda anal bölgede tespit edilen skarın akut livatanın maddi delili olduğunun bildirilmesi karşısında tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiş, ailesinin izni ile ev işlerinde kendisine yardımcı olmak üzere evinde kalan mağdure üzerinde koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan sanığın cezasında TCK’nın 103/3. maddesi uyarınca arttırım yapılması gerekmekte ise de, 05.06.2012 tarihli ilk hükme yönelik olarak aleyhe temyiz bulunmaması karşısında sonuca etkili olmadığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Sanık hakkında mahkemenin 05.06.2012 gün ve 2009/26 Esas, 2012/189 Sayılı ilk kararında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı suçundan 5237 Sayılı TCK’nın 103/1,, 6,, 43,, 62. maddeleri gereğince 13 yıl 4 ay hapis cezasına hükmedildiği, sanık müdafiin temyizi üzerine hükmün Dairemizce incelenerek 09.03.2015 tarihli bozma kararının verildiği, aleyhe temyiz olmaması sebebiyle bozma öncesi tayin edilen 13 yıl 4 ay hapis cezasının sanık yönünden ceza miktarı itibariyle kazanılmış hak oluşturacağı gözetilmeksizin bozma kararı sonrası mahkemece yapılan yargılama neticesinde kurulan ikinci hükümde 1412 Sayılı CMUK’nın 326/ son maddesine aykırı olarak sanık hakkında fazla ceza tayini,

Kanuna aykırı, sanık … müdafii, katılan mağdure vekili ile O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gözetilerek 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu hususun yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye istinaden düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanık … hakkında atılı suçtan kurulan hüküm fıkrasına “1412 Sayılı CMUK’nın 326/ son maddesi uyarınca ceza miktarı itibariyle kazanılmış hak ilkesi gözetilerek sanığın 13 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan re’sen de temyize tabi hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Sanık … hakkında müsnet suçlardan kurulan beraat hükümleri ile sanık … hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün temyiz incelemesine gelince;

Mağdurenin aşamalarda özü itibariyle birbiriyle çelişmeyen tutarlı anlatımları, olay yerini göstermesi, savunma ile tüm dosya kapsamından, olay tarihinde sanık …‘in yolda gördüğü mağdureyi yıkık, harabe bir eve götürerek basit cinsel istismarda bulunmak suretiyle üzerine atılı beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği anlaşıldığından, 28.06.2014 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda değişiklik yapan 6545 Sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeler de gözetilerek, sanığın eylemlerine uyan TCK’nın 103/1,, 103/6,, 109/1,, 109/3-f,, 109/5. maddeleri uyarınca mahkûmiyeti yerine oluşa uygun düşmeyen yazılı gerekçeyle beraatine karar verilmesi,

Mağdurenin, anne ve babasının rızasıyla sanık …‘nin evinde kaldığı olayda, cinsel istismar eylemlerinin işlendiği sınırlı zaman diliminde mağdurenin hareket etme olanağının ortadan kaldırılmasının, çocuğun cinsel istismarı suçunun unsuru olduğu, zira mağdurenin hareket etme olanağını ortadan kaldırmadan bu suçun işlenemeyeceği, dosya kapsamına göre sanığın, çocuğun cinsel istismarı suçunu gerçekleştirmeye yönelik eylemi dışında mağdurenin hürriyetini kısıtlayan başkaca bir eylemi de bulunmadığı anlaşılmakla ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun oluşmayacağı gözetilmeden bu suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine hükmedilmesi,

Kabule göre de;

Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 05.06.2012 tarihinde kurulan ilk hükme yönelik olarak aleyhe temyiz bulunmadığı gözetilmeyip bozma sonrası kurulan hükümde fazla cezaya hükmedilmesi suretiyle CMUK’nın 326/ son. maddesine aykırılık yapılması,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanık … müdafii, katılan mağdure vekili ile O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gözetilerek 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.12.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 6. CEZA DAİRESİ Esas: 2013/6356 Karar: 2016/3091 Tarih: 06.04.2016

  • TCK 103. Madde

  • Çocukların Cinsel İstismarı Suçu

Katılan …vekilinin temyiz talebinin, sanıklar … hakkında yağmaya kalkışma suçundan kurulan beraat; Cumhuriyet Savcısının temyizinin ise; sanık … hakkında cinsel saldırı suçundan suç vasfına, yağma suçundan verilen hükümler; sanık … savunmasının cinsel taciz suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik olduğu anlaşılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;

I-Sanık…hakkında yağmaya kalkışma suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik katılan vekilinin temyiz itirazlarına gelince;

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulu’nun takdirine göre, katılan … vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve yasaya uygun bulunan hükmün tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,

II- Sanık … hakkında cinsel taciz suçundan kurulan mahkumiyet, yağma suçundan verilen beraat kararlarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1 ) Olay günü yolda yürümekte olan katılanın yanına aracı ile yaklaşan sanığın “çok güzelsin, gel istediğin yere bırakalım” diyerek suç tarihi itibari ile 15-18 yaş grubu içinde bulunan katılana yönelik taciz eylemlerinde bulunup eylemlerini sürdürüp, çantasından tutarak devamında onu araç içine çekmeye çalıştığı, katılanın bu istem dışı davranışa karşı koyması üzerine sanık … tokat atarak olay yerinden ayrılması şeklinde gelişen eyleminin kül halinde 5237 sayılı TCK’nın 103/1-b maddesinde tanımlanan suçu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,

2 ) Bir başkasının kendisinin veya yakının hayatına, vücut ve cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinde ya da mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişinin eylemi yağma suçunu oluşturur.

Malın taşınabilir olması, mal sahibinin rızasına olmaması, malın alınması, faydalanma kastı yönünden hırsızlığa benzer ise de failin malı alma veya feri zilyedin malın alınmasına sükut etmesini sağlama bakımından cebir, şiddet veya tehdit kullanması ile ayrılır. Bu yönü ile çok hareketli birleşik suçtur. Olayda maldan yararlanma kastı yok ise bu halde suçun dönüşen hali ile uygulama yapılması zorunludur.

Somut olaya gelince;

Yağma cürmünü işleme kastının sabit olmadığı durumda suçun dönüşen hali ile hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yağma suçundan beraat, kasten yaralama suçundan suç ihbarında bulunularak hükümde çelişkiyle duraksamalara neden olunması,

3 ) Sanığın hapis cezalarının infazı tamamlanıncaya kadar TCK’nın 53 /1-a-b-c-d-e maddesinde yazılı hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına; ancak, TCK’nın 53/3. maddesi uyarınca koşullu salıverildiği takdirde, kendi altsoyu üzerinde TCK’nın 53/1-c bendinde sayılan hakları kullanmaktan yoksunluğunun sona erdirilmesine karar verilmiş ise de; 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 gün, 2014/140-2015/85 Esas ve Karar sayılı kararı ile TCK’nın 53/1-b maddesinde yazılı, “seçme, seçilme ve diğer siyasi hakları kullanmaktan” ibaresinin iptal edilmiş olması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanık … savunmanı ile Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 06.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 14. CEZA DAİRESİ Esas: 2016/360 Karar: 2016/3317 Tarih: 05.04.2016

  • TCK 103. Madde

  • Çocukların Cinsel İstismarı Suçu

Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Hükümden sonra Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 günlü, 29542 Sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 Sayılı TCK’nın 53. maddesi yönünden kısmi iptal kararı verildiğinden, anılan husus nazara alınarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ile katılan mağdur vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gözetilerek 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu hususun yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetki uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümde yer alan 53. maddesinin uygulanması ile ilgili bölüm çıkartılarak yerine “Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Sayılı iptal kararı da nazara alınmak kaydıyla sanık hakkında 5237 Sayılı TCK’nın 53. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarının uygulanmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Mağdurun aşamalarda alınan beyanlarında; olay tarihinde kendisinin sokakta bulunduğu sırada sanığın kolundan tutarak yanına çektiğini ve devamında kendisine aşık olduğunu söyleyerek dudağından, yanağından ve pantolonunu çıkartarak cinsel organından öptüğünü, ayrıca eliyle cinsel organını oynadığını, sanığın bu olaylar sırasında, cinsel organını vücudunun herhangi bir yerine sürtmediğini belirtmesi, kamera görüntülerinde de sanığın sadece mağdurun dudağından ve yanağından öptüğü ve ayrıca sanığın eliyle mağdurun cinsel organına dokunduğunun görünmesi, Adli Tıp Kurumu Grup Başkanlığının raporunda mağdurun vücudunda yeni oluşmuş bir lezyonun bulunmadığının belirtilmesi, savunma ve tüm dosya içeriğine göre, olay tarihinde sanığın sokaktan geçen mağduru kolundan tutarak yanına çektikten sonra dudaklarından ve cinsel organından öptüğü, devamında da eliyle mağdurun cinsel organına dokunduğu anlaşılmış ise de; cinsel organını mağdurun anüsüne soktuğu veya sokmaya çalışırken ciddi bir engel sebebiyle sokamadığına dair kesin ve inandırıcı herhangi bir delil elde edilememesi karşısında, mevcut haliyle kanıtlanan eyleminin çocuğun basit cinsel istismarı niteliğinde olduğu gözetilmeden, TCK’nın 103/1. maddesi yerine aynı maddenin ikinci fıkrası ile cezalandırılmasına karar verilmesi,

Hükümden sonra Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 günlü, 29542 Sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 Sayılı TCK’nın 53. maddesi yönünden kısmi iptal kararı verildiğinden, anılan husus nazara alınarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanık müdafii ile katılan mağdur vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gözetilerek 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 05.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 14. CEZA DAİRESİ Esas: 2016/440 Karar: 2016/2823 Tarih: 22.03.2016

  • TCK 103. Madde

  • Çocukların Cinsel İstismarı Suçu

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Tüm dosya içeriğine göre; sanığın farklı tarihlerde dört kez mağdurenin bacaklarını ve kalçasını, yine farklı tarihlerde iki kez mağdurenin göğüslerini okşaması şeklindeki eylemlerinin sarkıntılık düzeyini aşarak çocuğun basit cinsel istismarı suçlarını oluşturduğu gözetilip 6545 Sayılı Kanunla değişik TCK’nın 103/1-1. cümlesi gereğince cezalandırılması yerine, suç vasfında hataya düşülerek cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kaldığından bahisle TCK’nın 103/1-2. cümlesi gereğince mahkûmiyetine karar verilmesi,

Hükümlerden sonra Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 günlü, 29542 Sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 Sayılı TCK’nın 53. maddesi yönünden kısmi iptal kararı verildiğinden, anılan husus nazara alınarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, ceza miktarları itibariyle kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla hükümlerin 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gözetilerek 1412 Sayılı CMUK’nın 321, 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 22.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 14. CEZA DAİRESİ Esas: 2016/245 Karar: 2016/1621 Tarih: 22.02.2016

  • TCK 103. Madde

  • Çocukların Cinsel İstismarı Suçu

Sanık hakkında mağdureler …, … ve …‘ya yönelik çocuğun basit cinsel istismarı suçundan ( üç kez ) kurulan hükümlerin incelenmesinde;

Hükümlerden sonra 5237 Sayılı TCK’nın 53. maddesiyle ilgili olarak Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 tarihli, 29542 Sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı ilamıyla verilen iptal kararının infaz aşamasında nazara alınması mümkün görülmüştür.

Delillerle iddia ve savunma; duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatları yapılmış bulunduğundan, sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,

Sanık hakkında mağdurelere yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ( dört kez ) ve mağdure …‘ya yönelik çocuğun basit cinsel istismarı ( bir kez ) suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesine gelince;

Sanığın, güvercinleri ile yumurtalarını görmek için kümese giren mağdure …‘yı kucağına alıp “gördün mü?” diye sorması, mağdurenin olumsuz cevabı üzerine yere indirip belinden tutmak suretiyle tekrar havaya kaldırması, yine güvercinleri göremediğini belirten mağdureyi yere bırakması ve mağdurenin kümesten ayrılması biçiminde gerçekleşen eyleminde, cinsel arzuları tatmin amacıyla hareket ettiğine dair savunmasının aksine mahkûmiyete yeter her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmakla, mağdure …‘ya yönelik çocuğun basit cinsel istismarı suçundan beraati yerine dosya kapsamına uygun düşmeyen yazılı gerekçeyle mahkûmiyetine hükmedilmesi,

Tüm dosya kapsamına göre, olay günü güvercinleri ile yumurtalarını görmek niyetiyle kümese giren mağdurelere yönelik olarak çocuğun basit cinsel istismarı suçunun işlenmesi sırasında ve bu eylemlerle sınırlı süreyle mağdurelerin iradeleriyle hareket edebilme imkanlarının ortadan kaldırılmasının, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmayacağı, kişinin vücudunun suçun konusu olması sebebiyle, mağdurelerin hareket edebilme özgürlükleri ortadan kaldırılmadan bu suçun işlenemeyeceği, sanığın mağdurelerin hürriyetlerini kısıtlayan başkaca bir hareketinin de bulunmaması karşısında, mevcut haliyle eylemlerin sadece TCK’nın 103/1. maddesi kapsamındaki çocuğun basit cinsel istismarı suçunu oluşturduğu ( kaldı ki mağdure …‘ya yönelik böyle bir eylemin dahi bulunmadığı ) gözetilmeden, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da mahkûmiyetine hükmedilmesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gözetilerek 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY CEZA GENEL KURULU Esas: 2015/14-145 Karar: 2015/303 Tarih: 06.10.2015

  • TCK 103. Madde

  • Çocukların Cinsel İstismarı Suçu

Çocukların cinsel istismarı suçundan sanık …‘ın 5237 Sayılı TCK’nun 103/1-6,, 62, 53. maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin, Karabük Ağır Ceza Mahkemesince verilen 24.12.2010 gün ve 2008/59-2010/261 sayılı hükmün sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 14. Ceza Dairesince 20.02.2013 gün ve 2012/7823-2013/1608 sayı ile onanmasına karar verilmiş,

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 2013/192126 sayı ile;

“… Daire ve Başsavcılığımız arasında eylemin oluş ve sübutuna dair bir ihtilaf bulunmamaktadır. Ancak mağdurenin bir çok kez beyanına başvurulmasına karşın olayı net olarak anlatamamakla birlikte, tüm dosya içeriğine göre şüphelinin işlettiği bakkal dükkanına ekmek almaya gelen mağdurenin kalçasını ve göğsünü ellediği, bunun üzerine mağdurenin ‘ne yapıyorsun ya’ diyerek sanığın omuzuna vurarak bakkal dükkanından koşarak ayrıldığı anlaşılmaktadır.

Diğer yandan dosya içeriğindeki bilgilere göre ruh sağlığının bozulması, mağdurenin ailevi yapısı, sosyal durumu, eylemin gerçekleştiği ilçenin küçüklüğü ve eylemden sonra gerçekleşen kavga olayları ve bu konuların duyulması ve mahallede çok konuşulması gibi, suç tarihi sonrası gelişen olaylar sebebiyle mi, yoksa sanığın eylemi sonucu mu olduğu hususunun da hükme esas alınan raporlarda tam olarak açıklanmadığı gözetildiğinde, 23 Temmuz 2010 tarihli Adli Tıp 6. İhtisas Kurulu raporuna dayanılarak sanık hakkında 5237 Sayılı TCK’nun 103/6. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi doğru görülmemiştir…”,

Görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.

5271 Sayılı CMK’nun 308. maddesi5271 Sayılı CMK’nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 14. Ceza Dairesince 17.12.2014 gün ve 2014/11730 - 2014/14453 sayı ile; itiraz nedenleri yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:

KARAR : Suçun sübutuna ve nitelendirilmesine dair bir uyuşmazlık bulunmayan somut olayda, Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında 103/6. maddesinin uygulanmasının isabetli olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.

İncelenen dosya kapsamından;

Sanığın, 17.09.2007 tarihinde işlettiği bakkala ekmek almak için gelen onbir yaşındaki mağdurenin kalçasını ve göğsünü elleyerek cinsel istismarda bulunduğu, mağdurenin olayı anlatması üzerine annesinin ve ablasının sanığın işlettiği bakkala giderek sanıkla tartıştıkları, daha sonra farklı tarihlerde bu olay sebebiyle sanık ile mağdurenin ailesi arasında iki tartışmanın daha yaşandığı, son tartışmanın kolluk görevlilerine intikal etmesi üzerine sanık hakkında cinsel saldırı suçundan soruşturmaya başlanıldığı,

Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Kastamonu Şube Müdürlüğünce düzenlenen 25.03.2008 tarihli raporda; mağdurenin maruz kaldığı iddia edilen olay nedeni ile post travmatik stres bozukluğu tespit edildiği bu sebeple beden ve ruh sağlığının bozulduğunun belirtildiği,

Adli Tıp Kurumu 6. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 23.07.2010 tarihli raporunun 03.12.2008 tarihli muayene kaydı bölümünde; olaydan sonraki günlerde başlayan ve halen şiddeti azalmış olsa da devam eden uyku bozukluğu, travmayı çağrıştıran durumlardan kaçınma, olayı sık sık anımsama, gece kabusları olduğu, korku sebebiyle okul değiştirdiğinin öğrenildiği, travma sonrası stres bozukluğu belirtileri taşıdığı, beden ve ruh sağlığının olumsuz etkilendiği,

14.04.2010 tarihli muayene kaydı bölümünde; sanıkla bir daha karşılaşmamak için taşındığı, gece rüyalarında girmeye başladığı, başka erkekleri o olarak gördüğü, olayı anımsatan ve sembolize eden konularda rahatsızlık hissi olduğu, travmaya dair etkinlik ve ortamdan kaçındığı, uykuya dalmada güçlük çektiği, görüşmede oldukça sıkıntılı davrandığı, post travmatik stres durumu ve ruh sağlığı bozukluğunun olduğu,

Sonuç bölümünde ise; 17.09.2007 tarihinde mağduru olduğu, çocuğun basit cinsel istismarı olayı sonucunda düzenlenen tıbbi belgelerin tetkikinde ve 14.04.2010 tarihinde kurulumuzca yapılan muayenesi sonucunda olaya bağlı beden ve ruh sağlığının bozacak mahiyette post travmatik stres sendromu denilen psikiyatrik bozukluğun tespit edildiği bilgilerinin yer aldığı,

Anlaşılmaktadır.

5237 Sayılı suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 103. maddesinde çocukların cinsel istismarı suçu;

“1 ) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismar deyiminden;

a- ) Onbeş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,

b- ) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar, anlaşılır.

2- ) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

3- ) Cinsel istismarın üstsoy, ikinci veya üçüncü derecede kan hısmı, üvey baba, evlat edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, sağlık hizmeti veren veya koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan diğer kişiler tarafından ya da hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle veya birden fazla kişi tarafından birlikte gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

4- ) Cinsel istismarın, birinci fıkranın ( a ) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehdit kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

5- ) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna dair hükümler uygulanır.

6- ) Suçun sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması hâlinde, onbeş yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur.

7- ) Suçun mağdurun bitkisel hayata girmesine veya ölümüne neden olması durumunda, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur” şeklinde düzenlenmiştir.

6545 Sayılı Kanun ile değiştirilmeden önce maddenin 6. fıkrasında cinsel saldırı suçunun fiile bağlı neticesi sebebiyle ağırlaşmış halleri düzenlenmiş, fıkranın gerekçesinde; “söz konusu suçun işlenmesi suretiyle mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulmasına neden olunması, daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektirmektedir” denilmiştir.

Ceza Genel Kurulunun 12.02.2013 gün ve 14-50 Sayılı kararında da açıklandığı üzere; ilgili fıkranın uygulanabilmesi için cinsel istismar ya da saldırı sonucuna bağlı olarak mağdurenin beden veya ruh sağlığında bozulma meydana gelmeli ve sanığın eylemi ile ortaya çıkan sonuç arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Mağdurenin ruh veya beden sağlığının bozulup bozulmadığı hususunda mutlaka adli rapor alınması gerekmekle birlikte, ruh sağlığındaki bozulmanın cinsel saldırı sebebiyle mi, yoksa olay sonrasındaki dedikodu, oluşan çevre baskısı ya da sair etkenler sonucu mu meydana geldiğinin tespiti noktasında rapor alınması gerektiğine yönelik olarak madde metni ve gerekçesinde bir düzenleme veya açıklama bulunmamaktadır. Ayrıca mağdurenin yaşadığı sosyal çevrede oluşan dedikodu ve maruz kaldığı eylem sonrasında gelişen olayların etkisi ile ortaya çıkmış olması halinde de, sanığın cinsel saldırı fiili ile mağdurenin ruh sağlığının bozulması arasındaki illiyet bağının kesilmeyeceğinin kabulü gerekir.

Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;

Olay tarihinde 11 yaşında olan mağdurenin, mahallelerinde bulunan bakkaldan ekmek alırken göğüslerini ve kalçasını elleyen sanığın cinsel istismarına maruz kaldığı ve adli raporlar ile olay sebebiyle ruh sağlığının bozulduğunun hiçbir tereddüde yer bırakmayacak biçimde tespit edilmesi karşısında, cinsel saldırı eylemi ile mağdurenin ruh sağlığının bozulması arasındaki illiyet bağını ortadan kaldıran herhangi bir neden de bulunmadığından mağdurenin ruh sağlığındaki bozulmanın olay sebebiyle mi, yoksa olaydan sonra gelişen olaylardan mı kaynaklandığı yönünde ayrıca bir rapor alınmasına gerek bulunmamaktadır.

Aksinin kabulü, dört kez muayenesi yapılan mağdurenin sonuca etkili olmayacak şekilde yeniden adli raporunun alınmasını gerektirecektir ki, bu durum mağdurenin yeni bir travmaya maruz kalmasına ve unutmaya çalıştığı olayları iç dünyasında yeniden yaşamasına neden olacak ve ceza muhakemesinin maddi gerçeğe uluşma amacına hiçbir faydası bulunmayacağı gibi mağdure açısından bir haksızlık da oluşturacaktır.

Bu itibarla; haklı nedene dayanmayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;

1- ) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,

2- ) Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.10.2015 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 14. CEZA DAİRESİ Esas : 2018/4320 Karar : 2018/5544 Tarih : 27.09.2018

  • TCK 103. Madde

  • Çocukların Cinsel İstismarı Suçu

Sanık müdafiin kanuni süresinden sonra yaptığı duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1 maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 318. maddesi uyarınca reddiyle, incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

Delillerle iddia ve savunma; duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 27.09.2018 tarihinde üyeler … ile …‘nun sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı TCK’nın 103/6. maddesinin uygulanmaması gerektiğine ilişkin karşı oyları ve oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Tüm dosya kapsamından olumsuz bir çevre ve aile hayatı olan mağdureye ilk olarak henüz on yaşındayken annesinin erkek arkadaşı olan… ismindeki bir erkeğin cinsel istismarda bulunduğu daha sonra on iki yaşındayken erkek arkadaşı … tarafından nitelikli cinsel istismara uğradığı, bu eylemden sonra arkadaşı kendisini aldattığı düşüncesiyle bunalıma girdiği, ardından hayat kadını olan … ile tanıştığı bu kişinin mağdureyi farklı kişilere pazarladığı ve mağdurenin…‘ın istismarı olayından sonraki iki buçuk yıllık süreçte en az yirmi yedi kişinin cinsel istismarına maruz kaldığı anlaşılan olayda sayın çoğunlukla görüş ayrılığımız sanık hakkında TCK.’nın 103/6 madde ve fıkrasının uygulanıp uygulanmayacağına yönelik olarak çıkmıştır.

Her ne kadar Adli Tıp Kurumu (ATK) raporlarında… ve …‘ın eylemleri nedeniyle mağdurenin ruh sağlığının bozulmadığı belirtilmiş ise de mağdurenin suç tarihlerinde on ve on iki yaşında olması ve…‘in eyleminin nitelikli olması dikkate alındığında bu eylemlerle birlikte tüm eylemlerin mağdurenin ruh sağlığını bozacak nitelikte olduğuna kuşku bulunmamaktadır.

ATK 6. İhtisas Dairesi 20 Mayıs 2012 günlü raporunda mağdurenin ruh sağlığındaki bozulmanın …dışındaki tüm sanıkların eylemlerinin birlikte etkisiyle oluştuğunu tespit etmiştir. Bunun üzerine mahkeme ilk kararında sanık hakkında TCK.nın 103/6 madde ve fıkrasını uygulamış ancak bu karar Dairemizin 02 Kasım 2015 günlü kararında “Her bir sanığın işlediği suç yönünden mağdurenin ruh sağlığının bozulup bozulmadığının tespiti gerekir” gerekçesiyle bozulmuştur. Bunun üzerine tekrar ATK dan rapor aldırılmış. ATK Genel Kurulu 01 Eylül 2016 günlü raporunda ‘‘Ruh sağlığını cinsel istismarda bulunan tüm sanıkların birlikte bozduğu sanık ayrımının yapılamadığını’’ tespit etmiştir.

Görüleceği gibi ATK 6. İhtisas kurulu raporu ile ATK Genel Kurulu raporu arasında esasen bir fark bulunmamaktadır. Her ikisi de sanıkların eylemlerinin birlikte ruh sağlığını bozduğunu kabul etmektedir. Oysa TCK 103/6 madde ve fıkrasının uygulanabilmesi için bozma kararında da belirtildiği gibi sanığın eylemi (Her bir sanığın eyleminin ayrı ayrı) sonucunda mağdurenin ruh sağlığının bozulduğunun açık ve net olarak, şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespitinde zorunluluk vardır. Ruh sağlığının tüm eylemlerin etkisiyle bozulması ya da eylemlerin birlikte ruh sağlığını bozmuş olması TCK 103/6. madde ve fıkrasının uygulanması için yeterli değildir. Her eylemin ruh sağlığını bozma potansiyeli var bu nedenle her eylem ruh sağlığını bozmuştur denemez. Hangi eylemin ya da eylemlerin ruh sağlığını bozduğu tespit edilememiştir. Bu nedenlerle sanığın eylemi sonucu mağdurenin ruh sağlığının bozulduğunun şüphede kaldığı, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanık hakkında TCK.nın 103/6 madde ve fıkrasının uygulanamayacağı düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.


UYARI

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Makale Yazarlığı İçin

Avukat veya akademisyenler hukuk makalelerini özgeçmişleri ile birlikte yayımlanmak üzere avukatbd@gmail.com adresine gönderebilirler. Makale yazımında konu sınırlaması yoktur. Makalelerin uygulamaya yönelik bir perspektifle hazırlanması rica olunur.

Paylaş
RSS