0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

İstinaf

İYUK Madde 45

– (Değişik: 18/6/2014-6545/19 md.)

1.İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda farklı bir kanun yolu öngörülmüş olsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak, konusu beş bin Türk lirasını geçmeyen vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar kesin olup, bunlara karşı istinaf yoluna başvurulamaz.

2.İstinaf, temyizin şekil ve usullerine tabidir. İstinaf başvurusuna konu olacak kararlara karşı yapılan kanun yolu başvurularında dilekçelerdeki hitap ve istekle bağlı kalınmaksızın dosyalar bölge idare mahkemesine gönderilir.

3.Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir.

4.Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir. İnceleme sırasında ihtiyaç duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da vergi mahkemesi istinabe olunabilir. İstinabe olunan mahkeme gerekli işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getirir.

5.Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararları kesindir.

6.Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir. (Ek cümle: 20/7/2017-7035/6 md.) Bu kararlar, dosyayla birlikte kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilir ve bu mahkemelerce yedi gün içinde tebliğe çıkarılır.

7.İstinaf başvurusuna konu edilen kararı veren ya da karara katılan hâkim, aynı davanın istinaf yoluyla bölge idare mahkemesince incelenmesinde bulunamaz.

8.İvedi yargılama usulüne tabi olan davalarda istinaf yoluna başvurulamaz.



İYUK 45. Madde Emsal Danıştay Kararları


DANIŞTAY 11. DAİRE Esas : 2016/7266 Karar : 2017/1316 Tarih : 14.02.2017

  • İYUK 45. Madde

Hüküm veren Danıştay Onbirinci Dairesince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca Tetkik Hakimi `ın açıklamaları dinlenildikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`na 6545 sayılı Kanunun 27. maddesiyle eklenen Geçici 8. madde uyarınca halen uygulanmaya devam edilen 45/1-b maddesinde, idare mahkemelerinin; valilik, kaymakamlık ve yerel yönetimler ile bakanlıkların ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının taşra teşkilatındaki yetkili organları tarafından kamu görevlileri hakkında tesis edilen geçici görevlendirme, görevden uzaklaştırma, yolluk, lojman ve izinlerine ilişkin idari işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıklarla ilgili olarak verdikleri nihai kararların, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, itirazen ilgili mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesince inceleneceği; 47. maddesinde, idare mahkemelerinin itiraz yolu açık olan kararlarının temyiz edilemeyeceği kurala bağlanmıştır.

Dosyanın incelenmesinden, dava konusu işlemin, davalı idarenin taşra teşkilatı olan TCDD 6. Bölge Müdürlüğü Lojman Tahsis Komisyonu tarafından tesis edilen işlemin iptali istemine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

Bu durumda, itiraz yolu açık olan idare mahkemesi kararının temyizen incelenme olanağı bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenle, temyiz isteminin görev yönünde reddine; dosyanın Konya Bölge İdare Mahkemesine iletilmek üzere Adana 3. İdare Mahkemesine gönderilmesine, 14.02.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


DANIŞTAY 13. DAİRE Esas : 2016/4974 Karar : 2017/280 Tarih : 20.01.2017

  • İYUK 45. Madde

2577 sayılı Kanun’a 6545 sayılı Kanun`un 18. maddesiyle eklenen “İvedi yargılama usulü” başlıklı 20/A maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde; ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda söz konusu yargılama usulünün uygulanacağı, (g) bendinde ise; verilen nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabileceği kurala bağlanmıştır.

2577 sayılı Kanun’un 6545 sayılı Kanun`un 19. maddesiyle değiştirilen “İstinaf” başlıklı 45. maddesinin birinci fıkrasında; idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabileceği; altıncı fıkrasında bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu, sekizinci fıkrasında ise, ivedi yargılama usulüne tabi olan davalarda istinaf yoluna başvurulamayacağı düzenlenmiştir.

2577 sayılı Kanun’a 6545 sayılı Kanun’un 27. maddesiyle eklenen Geçici 8. maddenin birinci fıkrasında; ivedi yargılama usulü hariç olmak üzere bu Kanunla idari yargıda kanun yollarına ilişkin getirilen hükümlerin, 2576 sayılı Kanunun, bu Kanunla değişik 3. maddesine göre kurulan bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve başlayacakları tarihten sonra verilen kararlar hakkında uygulanacağı, bu tarihten önce verilmiş kararlar hakkında, kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan kanun yollarına ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir. 07.11.2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Bölge Adliye Mahkemeleri ve Bölge İdare Mahkemelerinin Tüm Yurtta Göreve Başlayacakları Tarihe İlişkin Karar” ile, Bölge İdare Mahkemelerinin 20.07.2016 tarihinde tüm yurtta görevlerine başlayacakları ilan edilmiştir. Aktarılan düzenlemelere göre ivedi yargılama usulüne tâbi olan işlemlerden doğan uyuşmazlıklarla ilgili olarak ilk derece mahkemelerince verilen kararlara karşı hangi tarihte verildiğine bakılmaksızın temyiz kanun yoluna başvurulabileceği, bunlar dışında kalan uyuşmazlıklarla ilgili olarak 20.07.2016 tarihinden sonra verilen kararlara karşı kural olarak istinaf kanun yoluna başvurulabileceği, ancak 2577 sayılı Kanun`un 46. maddesinde tahdidî olarak sayılan uyuşmazlıklarla ilgili kararlara karşı istinaf kanun yolundan sonra temyiz kanun yoluna da başvurulabileceği açıktır. 20.07.2016 tarihinden önce verilen (ivedi yargılama usulüne tâbi olan uyuşmazlıklarla ilgili bulunanlar hariç olmak üzere) kararlar için ise kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan kanun yoluna ilişkin hükümler uygulanmaya devam edecektir. Bu bağlamda 20.07.2016 tarihinden önce idare ve vergi mahkemelerince tek hâkimle verilen nihaî kararlara karşı mahkemelerin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemelerine itiraz başvurusunda bulunulabileceği kuşkusuzdur.

Dava dosyasının incelenmesinden; davacının mülkiyeti davalı idareye ait olan A…………. bulunan lojmanın 2886 sayılı Kanun uyarınca ihale yolu ile yapılan satışına katıldığı, ihalenin davacı üzerinde kaldığı, ancak davacı tarafından kredi çekmek için bankaya gidildiğinde taşınmaz üzerinde haciz bulunduğunun öğrenildiği, bu durumun davalı idareye bildirilmesi üzerine davalı idarece ihaleye ilişkin şartname hükümleri gereğince ihale bedelinin 23.10.2014 tarihine kadar yatırılması, aksi takdirde geçici teminatın irat kaydedileceğinin belirtildiği, davacı tarafından ihale bedelinin süresi içerisinde yatırılmaması üzerine geçici teminatın irat kaydedildiği, bunun üzerine de hem geçici teminatın, hem de şartname bedeli ile noter masraflarının tazmini istemiyle dava açıldığı, Ankara 18. İdare Mahkemesi Hakimliği’nce 25.02.2016 tarih ve E:2014/1886, K:2016/410 sayılı kararla dava konusu işlemin iptali ile geçici teminat için davalı idareye başvuru tarihi olan 23.10.2014 tarihinden, şartname bedeli ve noter masrafı için dava tarihi olan 14.11.2014’ten itibaren yasal faiz işletilmesine karar verildiği, anılan kararın incelenerek bozulmasının istenilmesi üzerine Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesi`nin 02.11.2016 tarih ve E:2016/348, K:2016/254 sayılı kararı ile davanın görev yönünden reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

Mahkeme kararına karşı istinaf kanun yoluna mı yoksa temyiz kanun yoluna mı başvurulabileceğinin belirlenmesi için öncelikle dava konusu uyuşmazlığın ivedi yargılama usulüne tâbi olup olmadığının tespiti zorunludur. 2577 sayılı Kanun’a 6545 sayılı Kanun`un 18. maddesiyle eklenen “İvedi yargılama usulü” başlıklı 20/A maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde; ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda ivedi yargılama usulünün uygulanacağı kurala bağlandığından, ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklardan ne anlaşılması gerektiğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

Danıştay ve Uyuşmazlık Mahkemesi kararları ile ihale sürecinde sözleşme öncesi işlemlerin ihale işlemi, dolayısıyla idari işlem olmaları nedeniyle idari yargının görev alanına girdiği kabul edilmiş ve bu yöndeki kararlar istikrar kazanmış bulunmaktadır.

Öte yandan ihale işlemlerine ilişkin idari usulü düzenleyen temel kanunlardan olan 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 4. maddesinde ihalenin “Bu Kanunda yazılı usul ve şartlarla işin istekliler arasından seçilecek birisi üzerine bırakıldığını gösteren ve yetkili mercilerin onayı ile tamamlanan sözleşmeden önceki işlemleri”, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu`nun 4. maddesinde ise “Bu Kanunda yazılı usul ve şartlarla mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinin istekliler arasından seçilecek birisi üzerine bırakıldığını gösteren ve ihale yetkilisinin onayını müteakip sözleşmenin imzalanması ile tamamlanan işlemleri” ifade ettiği belirtilmiş olup, bu kanunî tanımlamalar ve istikrar kazanan içtihatlar dikkate alınarak ihale ilanı ile başlayıp sözleşmenin imzalanması ile tamamlanan süreçte idarece tesis edilen işlemlerin ivedi yargılama usulüne tâbi ihale işlemleri olduğunun kabulü gerekir.

6545 sayılı Kanun`un 18. maddesinin gerekçesinde; “İdari yargıda davaların tümü aynı usul takip edilmek suretiyle sonuçlandırılmaktadır. Ancak idari davaların bazıları, niteliği itibarıyla diğerlerinden farklıdır. Bu tür davaların geciktirilmeksizin karara bağlanması gerekmektedir. Bu bakımdan, gecikerek karar verilmesinde hem idare hem de davacılar bakımından katlanılması zor ya da imkânsız sonuçlar doğuracak sınırlı sayıdaki dava türünün, diğerlerine göre daha ivedi bir şekilde sonuçlandırılması gerekmektedir. Yargısal sürecin, süratle sonuçlandırılması özel önem taşıyan ihale, özelleştirme, acele kamulaştırma uyuşmazlıklarından kaynaklanan bazı davaların ivedilikle sonuçlandırılmaması hâlinde, hukuki belirsizlik doğmasına neden olunmaktadır. Madde ile Avrupa örneklerinde olduğu gibi idari yargılamaya ivedi yargılama usulü kurumu kazandırılmaktadır.” açıklamalarına yer verilmiştir.

Kanun`un gerekçesinde de ifade edildiği üzere, sınırlı sayıdaki dava türü ivedi yargılama usulüne tâbidir. Nitekim gerekçede ihaleyle bağlantılı tüm işlemlerin değil, yargısal sürecin süratle sonuçlandırılması özel önem taşıyan ihale uyuşmazlıklarının bu yargılama usulüne tâbi kılındığı vurgulanmıştır.

Bu itibarla, öncelikle sonuçlandırılması özel önem taşıyan uyuşmazlık olarak nitelendirilmesine imkân bulunmayan teminat, şartname bedeli ve noter masraflarının iade talebinden kaynaklanan uyuşmazlık ivedi yargılama usulü kapsamında yer almadığından, istemin Ankara Bölge İdare Mahkemesi`nce karara bağlanması gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle; başvurunun GÖREV YÖNÜNDEN REDDİNE; dosyanın 2577 sayılı Kanun’un 15. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca, görevli ve yetkili olan Ankara Bölge İdare Mahkemesi`ne gönderilmesine, 20.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


DANIŞTAY 15. DAİRE Esas : 2016/8921 Karar : 2016/5035 Tarih : 20.10.2016

  • İYUK 45. Madde

Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesince 2577 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca hazırlanan Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra gereği görüşüldü :

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinde, idare ve vergi mahkemelerinin tek hakimle verilen nihai kararlarına, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemelerin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine itiraz edilebileceği öngörülmüştür.

Temyiz edilen idare mahkemesi kararının Hatay İdare Mahkemesi’nce tek hakimle verildiği ve Danıştay’da temyizen incelenme olanağı bulunmadığı anlaşıldığından, istemin görev yönünden reddine, yukarıda sözü edilen Yasa hükmü gereğince yetkili Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi’nce itirazen incelenmek üzere dosyanın Hatay İdare Mahkemesi`ne gönderilmesine, oybirliğiyle karar verildi.


DANIŞTAY 5. DAİRE Esas : 2015/577 Karar : 2016/824 Tarih : 18.02.2016

  • İYUK 45. Madde

Hüküm veren Danıştay Beşinci Dairesi’nce 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun 14. maddesi uyarınca ilk inceleme ile görevli Tetkik Hâkimi açıklamaları dinlenildikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:

2577 sayılı Kanun`un 6352 sayılı Yasa ile değişik “İtiraz” başlıklı 45. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; idare ve vergi mahkemelerinin, valilik, kaymakamlık ve yerel yönetimler ile bakanlıkların ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının taşra teşkilatındaki yetkili organları tarafından kamu görevlileri hakkında tesis edilen geçici görevlendirme, ikinci görev, vekaleten atama, görev ve unvan değişikliği içermeyen il içi naklen atama, görevden uzaklaştırma, yolluk, lojman ve izinlerine ilişkin idari işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıklarla ilgili olarak verdikleri nihai kararlara, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemelerin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine itiraz edilebileceği hükmü getirilmiştir.

Posta ve Telgraf Teşkilatı A.Ş. Selçuk Merkez Müdürlüğünde 399 sayılı KHK’ye tabi personel olarak görev yapan davacının, 18.11.2013 tarihli dilekçe ile 2013 yılı yıllık iznini 25.11.2013 tarihinden itibaren kullanmak istemiyle Selçuk Merkez Müdürlüğüne başvuruda bulunduğu, anılan başvurunun cevap verilmemek suretiyle zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davada; dava konusu işlemin iptali yolunda İzmir 2. İdare Mahkemesince verilen 14.10.2014 günlü, E:2014/151; K:2014/1178 sayılı kararın, davalı İdare tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmiş ise de; dava konusu işlemi tesis eden makam ve işlemin konusu bakımından uyuşmazlığın 45. maddenin 1/b fıkrası kapsamında olması nedeniyle, temyizen Danıştay`da incelenmesine olanak bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı Yasa`nın 45/1. maddesinin


DANIŞTAY 12. DAİRE Esas : 2015/4749 Karar : 2015/5706 Tarih : 4.11.2015

  • İYUK 45. Madde

Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 3622 sayılı Kanunla değişik 14. maddesi uyarınca ilk inceleme ile görevli Tetkik Hâkimi Mustafa Kuş`un açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 6352 sayılı Kanun’un 61. maddesi ile değişik 45/1-c maddesinde, İdare Mahkemelerinin; kamu görevlilerine uyarma ve kınama cezası verilmesine ilişkin işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıklarla ilgili olarak verdikleri nihai kararlara, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi mahkemelerin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine itiraz edilebileceği hükme bağlanmış, aynı Kanuna 6352 sayılı Kanun’un 62. maddesi ile eklenen geçici 6. maddenin 2. fıkrasında ise, bu Kanunun 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yazılı uyuşmazlıklarla ilgili olarak ilk derece mahkemelerince verilen nihaî kararlardan, bu maddeyi ihdas eden Kanunun yayımı tarihinden önce verilen kararlar ile Danıştayın bozma kararı üzerine kararı bozulan mahkemece verilen kararların, Danıştayda temyiz edilebileceği hükmüne yer verilmiş, 6352 sayılı Kanun ise 05.07.2012 tarihli ve 28344 sayılı Resmi Gazete`de yayımlanmış ve 61. maddesi de aynı tarihte yürürlüğe girmiştir.

Davacının kınama cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işleme karşı açtığı davada verilen karara karşı, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun 45/1-(c) ve Geçici 6. maddesi uyarınca aynı yargı çevresindeki Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebileceğinden, temyiz isteminin Danıştayca incelenmesine olanak bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, İdare Mahkemesince verilen kararın temyizen incelenmesi isteğinin görev yönünden reddine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun 15. maddesinin (a) bendi uyarınca dosyanın bu kararı itirazen incelemeye görevli ve yetkili olan İstanbul Bölge İdare Mahkemesine gönderilmek üzere İstanbul 1. İdare Mahkemesine gönderilmesine oybirliği ile karar verildi.


DANIŞTAY 2. DAİRE Esas : 2012/11279 Karar : 2013/174 Tarih : 23.01.2013

  • İYUK 45. Madde

2577 sayılı Kanun`un 6352 sayılı Yasa ile değişik “itiraz” başlıklı 45. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, idare ve vergi mahkemelerinin; Valilik, kaymakamlık ve yerel yönetimler ile bakanlıkların ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının taşra teşkilâtındaki yetkili organları tarafından kamu görevlileri hakkında tesis edilen geçici görevlendirme, ikinci görev, vekaleten atama, görev ve unvan değişikliği içermeyen il içi naklen atama, görevden uzaklaştırma, yolluk, lojman ve izinlerine ilişkin idari işlemlerden, kaynaklanan uyuşmazlıklarla ilgili olarak verdikleri nihai kararlar ile tek hakimle verilen nihai kararlara, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemelerin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine itiraz edilebileceği hükmü düzenlenmiştir.

Diğer taraftan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 88. maddesi ile, 3797 sayılı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun’un 56. maddesine dayanılarak hazırlanan ve 13.08.2009 günlü, 27318 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Atama ve Yer Değiştirmelerine İlişkin Yönetmeliğin, “Kapsam” başlıklı 2. maddesinde, bu Yönetmeliğin, Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı eğitim kurumları yöneticiliklerini ikinci görev olarak yürütecek personeli kapsayacağı belirtilirken, “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinde de atamanın, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı eğitim kurumları yöneticiliklerine, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 88. maddesine göre ikinci görev kapsamında yapılan görevlendirmeyi ifade edeceği kurala bağlanmış olup, 190 sayılı Genel Kadro Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’de ise, eğitim kurumları yöneticilikleri için herhangi bir kadronun tahsis edilmediği görülmekle, Millî Eğitim Bakanlığı`na bağlı eğitim kurumları yöneticiliklerinin ikinci görev olarak yürütüldüğü açıkça anlaşılmaktadır.

Dava dosyasının incelenmesinden; Hatay İli, Merkez, … İlköğretim Okulu Müdür Yardımcısı olan davacının, hakkında başlatılan soruşturma sonucunda, ikinci görev olarak yürüttüğü yöneticilik görevinin üzerinden alınarak aynı İl, Merkez, … İlköğretim Okulu Öğretmenliğine atanmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davada, Hatay İdare Mahkemesi’nce verilen 07.08.2012 günlü, E:2011/2075, K:2012/1078 sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmiş ise de; davacının kadro unvanının korunduğu ve müdür yardımcılığı görevinin ikinci görev olarak yürütüldüğü dikkate alındığında, işlemin konusu ve işlemi tesis eden yetkili makam bakımından, uyuşmazlığın, 2577 sayılı Kanun’un 45. maddesinin 1/b fıkrası kapsamında olması nedeniyle, temyizen Danıştay`da incelenmesine olanak bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin görev yönünden ( REDDİNE) ve 2577 sayılı Kanun’un değişik 45/1. maddesi uyarınca dosyanın Adana Bölge İdare Mahkemesi`ne ( GÖNDERİLMESİNE ), oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Uyuşmazlık, disiplin soruşturması neticesinde davacının müdür yardımcılığı görevinin üzerinden alınarak il içinde … İlköğretim Okulu Öğretmenliğine atanması işleminden kaynaklanmaktadır.

Her ne kadar 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinde, valilik, kaymakamlık ve yerel yönetimler ile bakanlıkların ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının taşra teşkilatındaki yetkili organları tarafından kamu görevlileri hakkında tesis edilen ikinci görevden kaynaklanan uyuşmazlıkların temyizen incelenemeyeceği öngörülmüş ise de, eğitim kurumu yöneticiliklerine getirilmede esas alınacak temel ilkelerin başında kariyer ve liyakat, norm kadro esasları ile puan üstünlüğünün gelmesi, diğer taraftan gerek yargı içtihatlarıyla ve gerekse uygulamada müdürlük görevinin ikinci görevden ziyade bir unvan olarak nitelendirilmesi ve bu kendine özgü yapısı nedeniyle müdürlük görevine getirilmede ve bu görevden alınmada atama esaslarının kullanılması karşısında, dava konusu uyuşmazlığın ikinci görevden kaynaklanan bir uyuşmazlık olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle dava konusu işlemin temyizen Danıştay`da incelenmesi gerektiği görüşüyle temyiz isteminin görev yönünden reddi yolundaki çoğunluk kararına katılmıyoruz.-


DANIŞTAY 15. DAİRE Esas: 2016/3550 Karar: 2016/3100 Tarih: 04.05.2016

  • İYUK 45. Madde

Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesince 2577 Sayılı Kanun’un 14. maddesi uyarınca hazırlanan Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra gereği görüşüldü :

KARAR : 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinde, idare ve vergi mahkemelerinin tek hakimle verilen nihai kararlarına, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemelerin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine itiraz edilebileceği öngörülmüştür.

SONUÇ : Temyiz edilen idare mahkemesi kararının Van 2. İdare Mahkemesince tek hakimle verildiği ve Danıştay’da temyizen incelenme olanağı bulunmadığı anlaşıldığından, istemin görev yönünden reddine, yukarıda sözü edilen Yasa hükmü gereğince itirazen Van Bölge İdare Mahkemesince incelenmek üzere dosyanın Van 2. İdare Mahkemesine gönderilmesine, 04.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


DANIŞTAY 12. DAİRE Esas: 2015/4847 Karar: 2015/5858 Tarih: 11.11.2015

  • İYUK 45. Madde

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 54. maddesinde; bölge idare mahkemelerinin itiraz üzerine verdikleri kararlar hakkında bir defaya mahsus olmak üzere kararın tebliğ tarihini izleyen on beş gün içinde taraflarca belirtilen hallerde kararın düzeltilmesinin istenebileceği, 45/5. maddesinde ise, bölge idare mahkemesi kararlarının kesin olup temyiz edilemeyeceği hükümlerine yer verilmiştir.

Öte yandan, 2577 sayılı Kanun’da Bölge İdare Mahkemelerince verilen karar düzeltme kararlarına karşı Danıştay nezdinde temyiz yoluna başvurulabileceğine dair bir düzenleme bulunmamaktadır.

Dosyanın incelenmesinden; Kayseri Tapu ve Kadastro 11. Bölge Müdürlüğü’nde 657 sayılı Kanun’un 4/C maddesi kapsamında personel olarak görev yapan davacı tarafından, 375 sayılı KHK uyarınca tarafına ek ödeme yapılması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin 04.07.2014 tarihli ve 541 sayılı işleminin iptali ile mahrum kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; Kayseri 2. İdare Mahkemesi’nin 28.11.2014 tarihli ve E:2014/950, K:2014/1071 sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı tarafından yapılan itiraz başvursunun Kayseri Bölge İdare Mahkemesi’nin 03.03.2015 tarihli ve E:2015/156, K:2015/132 sayılı kararıyla bozulduğu, bu karar için davalı idare tarafından yapılan karar düzeltilme başvurusunun ise, Kayseri Bölge İdare Mahkemesinin 13.07.2015 tarihli ve E:2015/846, K:2015/940 sayılı kararıyla, karar düzeltme istemi kabul edilerek Mahkeme kararının gerekçe değiştirerek onanmasına karar verildiği görülmüştür.

Bu kez davacı tarafından, Kayseri Bölge İdare Mahkemesinin anılan karar düzeltme isteminin kabulüne ilişkin kararının Danıştay nezdinde temyiz edilerek bozulması istenilmiştir.

Bu itibarla; 2577 sayılı Kanun’da Bölge İdare Mahkemelerince verilen karar düzeltme kararlarına karşı Danıştay nezdinde temyiz yoluna başvurulabileceğine dair bir düzenleme bulunmadığından, davacının temyiz isteminin esastan incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin incelenmeksizin reddine, temyiz giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, dosyanın Kayseri Bölge İdare Mahkemesi’ne gönderilmesine, 11.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


DANIŞTAY 5. DAİRE Esas: 2013/5150 Tarih: 12.10.2015

  • İYUK 45. Madde

Hüküm veren Danıştay Beşinci Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 14. maddesi uyarınca ilk inceleme ile görevli Tetkik Hakimi Metin Gökdemir’in açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, işin gereği düşünüldü:

KARAR : 2577 sayılı Kanununun 45. maddesinin 6352 sayılı Kanunun ile değişik 1. fıkrasının ( b ) bendinde; idare ve vergi mahkemelerinin, valilik, kaymakamlık ve yerel yönetimler ile bakanlıkların ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının taşra teşkilâtındaki yetkili organları tarafından kamu görevlileri hakkında tesis edilen geçici görevlendirme, ikinci görev, vekaleten atama, görev ve unvan değişikliği içermeyen il içi naklen atama, görevden uzaklaştırma, yolluk, lojman ve izinlerine ilişkin idari işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıklarla ilgili olarak verdikleri nihaî kararlara karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi mahkemelerin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine itiraz edilebileceği öngörülmüştür.

Trabzon Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinde radyoloji teknisyeni olarak görev yapan davacı, sağlık izni verilmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin 30.09.2011 günlü, 1326 sayılı işlemin iptali istemiyle açtığı davada verilen kararın temyizen incelenerek bozulmasını istemiş ise de; uyuşmazlık, kamu görevlisi olan davacının izin isteminin valilik tarafından reddedilmesinden kaynaklandığından, işlemi tesis eden makam ve işlemin konusu bakımından, uyuşmazlığın 2577 sayılı Kanunun 45. maddesinin 1. fıkras 1. fıkrasının ( b ) bendi kapsamında olmasından dolayı, temyizen Danıştayda incelenmesine olanak bulunmamaktadır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, dosyanın 2577 sayılı Kanunun değişik 45. maddesinin 1. fıkras 1. fıkrası uyarınca Trabzon Bölge İdare Mahkemesine iletilmek üzere Trabzon İdare Mahkemesine gönderilmesine, 12.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


DANIŞTAY 2. DAİRE Esas: 2015/2592 Karar: 2015/5352 Tarih: 13.05.2015

  • İYUK 45. Madde

Hüküm veren Danıştay İkinci Dairesi’nce 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca ilk inceleme ile görevli Tetkik Hakimi açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:

KARAR : 2577 sayılı Kanun’un, temyize konu kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan ve 6352 sayılı Yasa ile değişik “itiraz” başlıklı 45. maddesinin 1. fıkras 1. fıkrasının ( b ) bendinde, idare ve vergi mahkemelerinin; valilik, kaymakamlık ve yerel yönetimler ile bakanlıkların ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının taşra teşkilâtındaki yetkili organları tarafından kamu görevlileri hakkında tesis edilen geçici görevlendirme, ikinci görev, vekaleten atama, görev ve unvan değişikliği içermeyen il içi naklen atama, görevden uzaklaştırma, yolluk, lojman ve izinlerine ilişkin idari işlemlerden, kaynaklanan uyuşmazlıklarla ilgili olarak verdikleri nihai kararlar ile tek hakimle verilen nihai kararlara, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemelerin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine itiraz edilebileceği hüküm altına alınmış; 47. maddesinde ise, idare ve vergi mahkemelerinin itiraz yolu açık olan kararlarının temyiz edilemeyeceği belirtilmiştir.

Öte yandan, 10/06/2014 tarih ve 29026 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Görevlendirilmelerine İlişkin Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkras 1. fıkrasının ( d ) bendinde, görevlendirmenin, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı eğitim kurumlarında müdür, müdür başyardımcısı ve müdür yardımcısı görevlerini yürütmek üzere, 657 sayılı Kanunun 88 inci ve 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 37 nci maddelerine göre verilen ikinci görevi ifade ettiği belirtilmiş; 190 sayılı Genel Kadro Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’de ise, eğitim kurumları yöneticilikleri için herhangi bir kadro tahsis edilmemiştir.

Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri uyarınca, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı eğitim kurumları yöneticiliklerinin ikinci görevle yürütüldüğü sonucuna ulaşılmaktadır. Dava dosyasının incelenmesinden; Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Görevlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin ekinde yer alan “Görev Süreleri Uzatılacak Eğitim Kurumu Müdürleri Değerlendirme Formu” gereğince yapılan değerlendirme sonucunda davacının 60 puanla başarısız sayılmasına ilişkin işlem ile buna bağlı olarak İzmir İli, Bornova İlçesi,Hilal Necmiye Ataberk Ortaokulu’ndaki görev süresinin uzatılmamasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davada, İzmir 1. İdare Mahkemesi’nce verilen 26/02/2015 günlü, E:2014/1480, K:2015/292 sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmiş ise de; davacının ikinci görev kapsamında Valilik nezdinde yapılan değerlendirme işleminin ve buna bağlı olarak ikinci görev süresinin uzatılmaması işleminin iptali talebinde bulunduğu dikkate alındığında, işlemin konusu ve işlemi tesis eden yetkili makam bakımından, uyuşmazlığın, 2577 sayılı Yasa’nın 45. maddesinin 1/b fıkras 1/b fıkrası kapsamında olması nedeniyle temyizen Danıştay’da incelenmesine olanak bulunmamaktadır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin görev yönünden reddine ve 2577 sayılı Kanun’un 45/1. maddesi uyarınca dosyanın İzmir Bölge İdare Mahkemesi’ne gönderilmesine, 13.05.2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY ( X ) :

Uyuşmazlık; İzmir İli, Bornova İlçesi,Hilal Necmiye Ataberk Ortaokulu’nda müdür olarak görev yapmakta iken yöneticilik görevi sona eren davacının, 10/06/2014 tarih ve 29026 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Görevlendirilmelerine İlişkin Yönetmeliğin ekindeki “Görev Süreleri Uzatılacak Eğitim Kurumu Müdürleri Değerlendirme Formu”na göre yapılan değerlendirme sonucunda düşük puan verilmek suretiyle başarısız sayılması ve görev süresinin uzatılmaması işleminden kaynaklanmaktadır. Her ne kadar 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinde, valilik, kaymakamlık ve yerel yönetimler ile bakanlıkların ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının taşra teşkilatındaki yetkili organları tarafından kamu görevlileri hakkında tesis edilen ikinci görevden kaynaklanan uyuşmazlıkların temyizen incelenemeyeceği öngörülmüş ise de, eğitim kurumu yöneticiliklerine getirilmede esas alınacak temel ilkelerin başında kariyer ve liyakat, norm kadro esasları ile puan üstünlüğünün gelmesi, diğer taraftan gerek yargı içtihatlarıyla ve gerekse uygulamada yöneticilik görevinin ikinci görevden ziyade bir unvan olarak nitelendirilmesi ve bu kendine özgü yapısı nedeniyle bu görevlere getirilmede ve bu görevlerden alınmada atama esaslarının kullanılması karşısında, dava konusu uyuşmazlığın ikinci görevden kaynaklanan bir uyuşmazlık olarak kabul edilemeyeceği, bu nedenle İdare Mahkemesi kararının temyizen Danıştay’da incelenmesi gerektiği oyuyla temyiz isteminin görev yönünden reddi yolundaki çoğunluk kararına katılmıyorum.


UYARI

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Makale Yazarlığı İçin

Avukat veya akademisyenler hukuk makalelerini özgeçmişleri ile birlikte yayımlanmak üzere avukatbd@gmail.com adresine gönderebilirler. Makale yazımında konu sınırlaması yoktur. Makalelerin uygulamaya yönelik bir perspektifle hazırlanması rica olunur.

Paylaş
RSS