0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Yürürlükten Kaldırılan Hükümler

İnfaz Kanunu Madde 122

(1) 13.7.1965 tarihli ve 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun ile 14.6.1930 tarihli ve 1721 sayılı Hapishane ve Tevkifhanelerin İdaresi Hakkında Kanunun 3, 4 ve 6 ncı maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır.



İnfaz Kanunu Madde 122 Gerekçesi

Madde ile yürürlükten kaldırılan hükümler belirtilmiştir.


İnfaz Kanunu 122. Madde Emsal Yargıtay Kararları


YARGITAY 7. CEZA DAİRESİ Esas : 2016/11776 Karar : 2017/1427 Tarih : 23.02.2017

  • İnfaz Kanunu 122. Madde

Gümrük İdaresi vekilinin, 17/02/2010 havale tarihli dilekçesi ile temyiz talebinden vazgeçtiği gözetilerek sanık …’ın, sanık … vasisinin, sanık … müdafiinin, sanık …’nun, sanık …’ın, sanık … müdafiinin ve sanık … vasisinin temyiz istemlerine yönelik yapılan incelemede;

Sanık …’ın temyiz istemine yönelik yapılan incelemede;

01/04/2010 tarihinde tebliğ edilen hükmü yasal süresinden sonra 09/04/2010 tarihinde temyiz etmiş bulunan sanığın temyiz talebinin 5320 sayılı Yasa’nın 8/1 maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE,

Sanık …’in, Adana 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce 11/09/2009 tarih, 2009/175 E., 2009/2191 K. sayılı kararla kısıtlanmasına ve hakkında vasi tayinine karar verildiğinin anlaşılması karşısında, vasisinin 16/06/2010 havale tarihli temyiz dilekçesi öğrenme üzerine süresinde kabul edilerek sanık … vasisinin, sanık … müdafiinin, sanık …’nun, sanık …’ın, sanık … müdafiinin ve sanık … vasisinin temyiz istemlerine yönelik yapılan incelemede ise;

Mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olmasının Anayasa’nın 141/3, 5271 sayılı CMK’nun 34, 230 ve 289/g maddelerinin amir hükmü olduğu dikkate alınarak; iddia, savunma, sanıkların lehinde ve aleyhindeki delillerin tartışılması, sübutu kabul edilen veya edilmeyen eylemlerin belirlenerek sanıklara yüklenen suçun yasal öğelerinin gösterilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde gerekçeden yoksun hüküm kurulması,

Kabule göre de;

1-Sanık …’in akıl hastalığı nedeniyle kısıtlanmasına ilişkin Adana 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 11/09/2009 tarih, 2009/175 E. ve 2009/2191 K. sayılı kararı ile dosyadaki sağlık kurulu raporu nazara alınarak 5237 sayılı TCK’nun 32. maddesi uyarınca sanığın suç tarihi itibariyle işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğini etkileyen bir akıl hastalığı ya da akıl zayıflığının bulunup bulunmadığı hususunda Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınıp sonucuna göre hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde eksik araştırma ile hüküm tesisi,

2-Sanıkların birlikte işledikleri atılı suçun toplu kaçakçılık kapsamında kaldığı anlaşılmakla sanıklara mahkemece toplu kaçakçılık hükümleri uyarınca müteselsilen ön ödeme teklifinde bulunulması gerektiği halde eylemin bireysel kaçakçılık kabul edilerek ön ödeme teklif edilmesi,

3-4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 4/a-2 maddesinde atılı eylemin müeyyidesi adli para cezasını, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 3/5 maddesinde ise hürriyeti bağlayıcı cezanın yanında adli para cezasını da içermekte olduğu; kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın 5237 sayılı TCK’nun 50.maddesi gereğince adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara çevrilmesi halinde verilen sonuç ceza itibariyle 5607 sayılı Yasa’nın sanık lehine olabileceği gözetilerek olaya suç tarihinde yürürlükte bulunan 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu ile suç tarihinden sonra 31.03.2007 tarihinde yürürlüğe giren 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun ilgili bütün hükümleri uygulanarak elde edilecek sonuçların birbiriyle karşılaştırılması ve karar yerinde tartışılması suretiyle lehe olan yasanın belirlenmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken denetime olanak verecek şekilde bu husus tartışılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi,

4-5275 sayılı Yasa’nın 122. maddesi ile 647 sayılı Yasa’nın yürürlükten kaldırıldığı gözetilmeden infazı kısıtlayacak şekilde 4926 sayılı Yasa’nın 28/2-3 maddesinin uygulanmasına karar verilmesi,

5-Davaya konu nakil aracının 28/08/2008 tarihli satış kağıdı ile tasfiye edildiğinin anlaşılması karşısında, yazılı şekilde sahibine iadesine karar verilmesi,

Yasaya aykırı, sanık … vasisinin, sanık … müdafiinin, sanık …’nun, sanık …’ın, sanık … müdafiinin ve sanık … vasisinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Yasa’nın 8/1 maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma kararının, sanıkların eylemi toplu kaçakçılık olduğundan temyiz talebinde bulunmayan sanık …’e ve temyiz istemi reddedilen sanık …‘a da sirayet ettirilmesine, 23/02/2017 günü oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 17. CEZA DAİRESİ Esas : 2015/14847 Karar : 2016/921 Tarih : 26.01.2016

  • İnfaz Kanunu 122. Madde

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye uyulan bozmaya ve hakimin takdirine göre; suçun suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.

Ancak;

5275 sayılı Yasa’nın 122. maddesi ile 647 sayılı Yasa`nın yürürlükten kaldırılmış olması karşısında; hükmolunan para cezasının süresinde ödenmemesi halinde, gecikme zammı uygulanmasına karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi,

Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk … … müdafinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak ( BOZULMASINA ), bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasa`nın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından “gecikme zammı uygulanmasına” ilişkin bölüm çıkartılmak uretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ( DÜZELTİLEREK ONANMASINA ), oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 19. CEZA DAİRESİ Esas : 2015/8981 Karar : 2016/135 Tarih : 12.01.2016

  • İnfaz Kanunu 122. Madde

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Hükümlüye verilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilirken kanun maddesinin gösterilmemesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

Yükletilen suçun sanık tarafından işlendiğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,

Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun’da öngörülen suç tipine uyduğu,

Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.

Ancak,

1)5252 sayılı Kanun’un 5. maddesi gereğince ağır para cezalarının adli para cezasına dönüştürülmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

2)5237 sayılı TCK’da nisbi para cezası öngörülmeyip gün adli para cezasının düzenlendiği, bu itibarla nisbi para cezalarının tayininde emvalin miktarı ile 6831 sayılı Kanun’un 91/1-2. maddelerindeki para cezasının çarpımı sonucunda bulunan sonuç para cezası 1 TL’nin altında kalıp, 5335 sayılı Kanun ile Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkındaki 5083 sayılı Kanun’un 2. maddesinde yapılan değişiklik uyarınca 1 TL’nin altında kalan para cezaları hesaba alınmayacağından, adli para cezası tayininin usul ve yasaya aykırı olduğunun gözetilmemesi,

3)Sanık hakkında lehe olduğu gerekçesiyle suç tarihinde yürürlükte olan Kanun hükümlerinin uygulanması kabul edildiği halde, karma uygulama yapılarak, cezanın ertelenmemesinde TCK’nın 51. maddesine dayanılması,

4)01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun’un 122. maddesi ile 647 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmış olup aynı Kanun’da süresinde ödenmeyen para cezalarına ilişkin gecikme zammı öngörülmemesine göre, gecikme zammının uygulanamayacağının gözetilmemesi,

Kanuna aykırı ve hükümlünün temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün BOZULMASINA, bozma sebebi 5320 sayılı Kanun’un 8/1. madde ve fıkrası aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca, yeniden yargılama yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bulunduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktasının; tebliğnameye kısmen uygun olarak, 1 ve 2 nci fıkralardaki “445,61 YTL ve 891, 22 YTL ağır para” ibarelerinin hükümden çıkarılması, 3 üncü fıkradaki “ağır” ibaresinin çıkarılarak yerine “adli” ibaresinin eklenmesi, para cezalarının toplanmasına ilişkin 4 üncü fıkranın hükümden çıkarılması, 5 inci fıkrada geçen “ve bu kısma 6183 sayılı Kanun’un 51. maddesinde öngörülen gecikme zammının yarısı oranında gecikme zammı uygulanmasına” ibarelerinin çıkarılması, ayrıca TCK’nın 51. maddesine dayanılan 8 inci fıkranın hükümden çıkarılması suretiyle hükmün DÜZELTİLMESİNE ve başkaca yönleri Kanuna uygun bulunan hükmün bu bağlamda ONANMASINA, oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ Esas : 2011/11059 Karar : 2011/16541 Tarih : 19.12.2011

  • İnfaz Kanunu 122. Madde

I- Ceza Genel Kurulunun 16.11.2007 gün, 2007/3-167 esas, 2007/222 sayılı kararında belirtildiği üzere, Üst C.Savcısının mülhakat Asliye Ceza Mahkemesi kararlarına yönelik temyiz süresi; 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun kıyasen uygulanan 310/3. maddesine göre tefhimden itibaren bir ay olup, Üst C.Savcısının 05/12/2006 günü verilen hükme yasal süre geçtikten sonra vaki 14/11/2006 tarihli temyiz isteminin CMUK.nun 317. maddesi gereğince oybirliğiyle (REDDİNE),

II- Sanık müdafiinin temyiz isteminin incelenmesinde;

1- Suça konu emanete kayıtlı plaka ile motorlu araç tescil ve motorlu araç trafik belgelerinin sahte olup olmadıkları hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılarak sahte olduğunun belirlenmesi halinde belgede sahtecilik suçundan belgenin aldatıcı nitelikte olup olmadığının tespiti mahkemeye ait olduğundan duruşmada incelenerek özelliklerinin duruşma tutanağına geçirilmesi, gerekçeli kararda aldatıcı olup olmadığının tartışılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

2- Belgede sahtecilik suçunun oluşması için suça konu yazı veya mührün kağıt üzerinde olması zorunlu olmayıp metal üzerine yazı yazılması halinde de 5237 sayılı TCK.nun 204. maddesinde yazılı suçun oluşacağı ve anılan maddenin gerekçesinde belirtildiği üzere araç plakaları da resmi belge olduğu cihetle, somut olayda sahte plaka ile tescil ve trafik belgelerinin değişik tarihlerde düzenlendiği belirlenemediğinden zincirleme suçun oluşması için değişik zamanlarda aynı suçun birden fazla işlenmesi zorunlu olup,

TCK.nun 43. maddesinin uygulanma koşulları bulunmadığı cihetle sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK.nun 204. maddesindeki sahtecilik suçunu oluşturduğu, Belge sayısı, suçun işleniş biçimi, kastın yoğunluğu gözetilerek ceza tayini ile suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK. ve suçtan sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın olaya ilişkin tüm hükümleri uygulanarak sonucuna göre hangisinin sanık lehine olduğunun 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca karşılaştırılmak suretiyle belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,

3- Hükümden önce 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5275 sayılı “Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun”un 122. maddesiyle 647 sayılı Yasanın yürürlükten kaldırıldığı gözetilmeden, 4786 sayılı Yasa ile değişik 5/5. madde ve fıkrası uyarınca ödenmeyen para cezasının gecikme zammı ile tahsiline karar verilmesi,

Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK.nun 321. maddesi gereğince ( BOZULMASINA ), oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 6. CEZA DAİRESİ Esas : 2010/31811 Karar : 2011/6306 Tarih : 2.05.2011

  • İnfaz Kanunu 122. Madde

I- Mala zarar verme suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;

647 sayılı Yasa’nın, 5275 sayılı Yasa’nın 122. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olması ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK’nın 50/5. maddesinde öngörülen düzenlemeye göre, hükmolunan cezanın türü ve miktarına göre, 1412 sayılı CMUK’nın 5219 sayılı Yasa ile değişik 305/1. maddesi gereğince hükmün temyizi olanaklı bulunmadığından, 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK`nın 317. maddesi gereğince sanık Sezer savunmanının temyiz talebinin istem gibi REDDİNE,

II- Yağma suçundan kurulan hükmün incelenmesine gelince;

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulu`nun takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu’nun 27.01.2009 gün ve 2008/6-203-2009/3 sayılı kararında belirtildiği gibi, nitelikli yağma suçunu yaptırıma bağlayan, 5237 sayılı TCY`nin 149. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde “ Yol kesmek suretiyle ya da konut veya işyerinde “ ibaresine yer verilip, ayrıca “ eklentiden “ bahsedilmemesi nedeniyle,

suçta ve cezada kanunilik ilkesini düzenleyen 5237 sayılı TCY`nin 2. maddesinin 3. fıkrasındaki; “ Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz. “ hükmü uyarınca,

konut eklentisi sayılan, apartman merdiveninde gerçekleştirilen yağma suçunun, 5237 sayılı Yasa`nın 149/1-d bendi kapsamında kabulü olanaklı olmadığı gözetilmeden anılan bent ile uygulama yapılarak temel cezanın alt sınırının üstünde uygulanması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık Sezer savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğname gibi ( BOZULMASINA ), oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ Esas : 2008/11831 Karar : 2010/14006 Tarih : 20.09.2010

  • İnfaz Kanunu 122. Madde

1- Sanığın, olay sırasında sivil giyimli olan yakınanların görevli polis memuru olduklarını bilmediğine ilişkin savunması yöntemince tartışılıp reddedilmeden, görevliye sövme suçundan hüküm kurulması,

2- Sanık müdafiinin son ve 01.10.2004 tarihli oturumdaki haksız kışkırtma hükümlerinin uygulanması isteği hakkında, olayın çıkış nedeni ve gelişmesi de değerlendirilerek bir karar verilmemesi,

3- 5275 sayılı Yasada, ödenmeyen para cezalarına ilişkin olarak gecikme zammının öngörülmemesi ve bu Yasanın 122. maddesi ile de 647 sayılı Yasanın yürürlükten kaldırılmış olmasına karşın, gecikme zammına hükmedilmesi,

Yasaya aykırı ve sanık Mustafa H… müdafiinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN ( BOZULMASINA ), yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine ( GÖNDERİLMESİNE ), oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 6. CEZA DAİRESİ Esas : 2006/11279 Karar : 2010/298 Tarih : 20.01.2010

  • İnfaz Kanunu 122. Madde

Sanıkların, yakınanın konutuna açık olan pencereden girmek suretiyle hırsızlık suçunu işlediklerinin anlaşılması karşısında, eylemlerinin hırsızlık suçunun yanı sıra, 5237 Sayılı Yasanın 116/1, 119/1-c maddelerine uyan konut dokunulmazlığını bozmak suçunu da oluşturduğu halde, bu suçtan dava açılmadığının anlaşılmasına göre, ilgili Cumhuriyet Başsavcılığınca işlem yapılması olanaklı kabul edilmiştir.

Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1-Sanıkların, yakınana ait evin 3,5 metre yüksekliğindeki balkonuna, alt kattaki dairenin balkon ve klima demirlerinden yararlanmak suretiyle özel beceriyle tırmanıp, balkonun açık kapısından eve girmek suretiyle hırsızlık suçunu işlemeleri biçimindeki eylemlerinin,

5237 sayılı TCK.nun 142/1 -b maddesine uyan bina içinde hırsızlık suçunu oluşturduğu, zira, yasa koyucu 5237 sayılı TCY’da, 765 sayılı TCK`nun 493/1. maddesinde yer alan “ şahsi çeviklik suretiyle hırsızlık “ suçuna benzer bir düzenlemeye yer vermediği;

ayrıntısı Ceza Genel Kurulu`nun 12.05.2009 gün ve 2009/6-80-2009/123 sayılı kararında belirtildiği gibi,

5237 Sayılı Yasanın 142. maddenin 2. fıkrasının ( b ) bendinde; suçun; elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak suretiyle ya da özel beceriyle işlenmesi hali nitelikli hırsızlık suçu olarak yaptırıma bağlanmış,

aynı fıkranın son bendinde ise ( b )bendinde belirtilen suçun, beden veya ruh sağlığı bakımından kendisini savunamayacak kişiye karşı işlenmesi cezanın ağırlatıcı nedeni olarak belirtilmiştir.

Buna göre, 142. maddenin 2. fıkrasının ( b )bendiyle; elde veya üstte taşınan eşyanın; a )Çekip almak suretiyle, b )Özel beceriyle çalınması, nitelikli hırsızlık olarak düzenlenmiştir.

  1. maddenin 2. fıkrasının ( b )bendinin gerekçesinden yola çıkılmak suretiyle,

” özel beceri “ sözcüğünün “elde ve üstte taşınan eşya” koşulundan soyutlanarak (765 Sayılı Yasanın 493. maddesinin 1. fıkrasının 1. bendindeki) “kişisel çeviklik” halini de kapsadığı yönünde görüşler bulunmakta ise de; madde gerekçelerinin yalnızca yorum aracı olması ve bağlayıcı bulunmaması, metne aykırı olan madde gerekçesinin, maddenin uygulanma alanını genişletmesine olanak sağlamayacağı nazara alındığında ve

142.maddenin 2. fıkrasının ( b )bendinin yazımından; gerek çekip almak suretiyle ve gerekse özel beceriyle gerçekleştirilen hırsızlık fiillerinin, elde veya üstte taşınan eşyaya karşı işlenmesinin öngörüldüğü, anılan 2. fıkranın son cümlesindeki hükmün de bunu destekleyici nitelikte olduğu gözetilmeden, sanıklar hakkında 142/1-b maddesi yerine, aynı yasanın 142/2-b maddesiyle uygulama yapılarak fazla ceza verilmesi,

2- 5237 sayılı TCK’nun 145. maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının; 765 sayılı TCY`nın 522. maddesindeki hafif ve pek hafif ölçütleriyle, her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlanmak dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığı”nın 5237 Sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi, olayın özelliği ve sanığın kastı da gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinmesi kadar ve değer olarak da gerçekten az olan şeylerin alınması durumunda, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği gözetilmeden, somut olayda koşulları bulunmadığı halde indirim yapılması,

3- Sanık Hasan hakkında, hüküm tarihinden önce yürürlüğe giren 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasası`nın 23. maddesi yönünden değerlendirme yapılması gerektiğinin düşünülmemesi,

4- Yargılama giderlerinin her bir sanığın sebep olduğu tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesi gerektiği gözetilmeden, CMK`nun 326/2. maddesine aykırı olarak “müteselsilen” alınmasına karar verilmesi,

5- 5237 Sayılı Yasada, para cezalarının infazı sırasında gecikme zammına yer verilmemiş olması karşısında, 5275 Sayılı Yasanın 106 ve 122. maddeleri de gözetilerek, 4786 Sayılı Yasa ile 647 Sayılı Yasanın 5. maddesinde yapılan değişiklik uyarınca 6183 Sayılı Yasanın 51. maddesi göre para cezasının süresinde ödenmemesi halinde, gecikme zammına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,

6- Sanıklar Kamuran, Yusuf yönünden, 8.02.2008 tarih ve 26781 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 5728 Sayılı Yasanın Geçici madde 1/1. fıkrası yollamasıyla, aynı yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK`nun 231/5-14. fıkraları gereği hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar Kamuran, Yusuf, Hasan savunmanlarının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak ( BOZULMASINA ), oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ Esas : 2006/6926 Karar : 2007/10848 Tarih : 13.12.2007

  • İnfaz Kanunu 122. Madde

1 ) Sanık ( H.C. )’a ilişkin hükme yönelik temyizde; 3/2/2005 tarihinde verilen ilk kararın 1/3/2005 tarihinde tebliğ edilmesine karşın temyiz etmemekle hakkındaki mahkumiyet hükmü kesinleştiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığının 5320 sayılı Yasanın8/2. madde fıkrası uyarınca dosyayı mahalline iadesinden sonra mahkemenin 24/11/2005 tarihli ikinci kararının bu sanık açısından yok hükmünde olduğu, anlaşıldığından, sanık ( H.C. )`nın tebliğnameye aykırı olarak, temyiz davası isteği hakkında bir KARAR VERMEYE YER OLMADIĞINA,

2 )Sanık ( A.C. )`a ilişkin hükme yönelik temyize gelince;

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

Yargılama ve olayın kanıtlanmasına ilişkin gerekçe: Sanığa yükletilen mühür bozma eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Yasaya uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği. özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı:

Hukuksal tanı: Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Yasada öngörülen suç tipine uyduğu, hapis cezası paraya çevrilirken yanlış hesap sonucu meblağ ( 825 ) YTL yerine eksik belirlenmiş ise de, bu yanılgının sanığa kazanılmış hak sağlamayacağı ve bu eksikliğin infaz aşamasında giderilebileceğinden bozma nedeni yapılmamış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.

Ancak;

1/6/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5275 Sayılı Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı hakkındaki Yasanın 122. maddesiyle 647 Sayılı Cezaların İnfazı hakkındaki Yasanın 106. maddesinde süresinde ödenmeyen para cezalarına ilişkin gecikme zammı öngörülmemesine göre gecikme zammı uygulama olanağının kalmadığının gözetilmemesi,

Yasaya aykırı, sanık A.C.’nın temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılık, yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktası tebliğnameye uygun olarak, hüküm fıkrasının ( 5 ), bendindeki ödenmeyen para cezasına 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü hakkındaki Kanun`un 51. maddesindeki “gecikme zammı uygulanmasına” şeklindeki ibarenin karardan çıkarılması, biçiminde DÜZELTİLMEK ve başkaca yönleri Yasaya uygun bulunan hüküm, bu bağlamda ONANMAK suretiyle 5320 sayılı Yasanın 8/1.madde ve fıkrası aracılığıyla 1412 sayılı CYY.nın 322.maddesi uyarınca davanın esasına, oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 3. CEZA DAİRESİ Esas : 2006/11741 Karar : 2007/6984 Tarih : 8.10.2007

  • İnfaz Kanunu 122. Madde

Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine,

Ancak;

1- Ön ödeme ihtaratına riayet etmeyen sanık hakkında verilen hapis cezasının 765 sayılı TCK`nın 119. maddesi gereğince artırıma tabi tutulması gerektiğinin gözetilmemesi,

2- 5252 sayılı Yasa`nın 5. maddesi uyarınca sanık hakkında hükmolunan temel adli para cezasının 450 YTL olarak tayini gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi,

3- 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 122. maddesi ile 647 sayılı cezaların İnfazı Hakkındaki Kanun`un yürürlükten kaldırılmış olması ve aynı kanunda süresinde ödenmeyen para cezalarına ilişkin gecikme zammı öngörülmemesine göre, gecikme zammı uygulanması olanağı bulunmadığının gözetilmemesi,

4- Suça konu emvalin 6831 sayılı Yasa’nın 108/son maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi yerine 765 sayılı TCK`nın 36. maddesinin tatbiki,

5- Satıldığı anlaşılan nakil vasıtası, semer ve baltanın satış bedelinin müdahil idare lehine irad kaydına karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi,

6- Müdahil idare lehine nisbi vekalet ücreti tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Bozmayı gerektirmiş, o yer c.Savcısının ve müdahil idarenin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi ( BOZULMASINA ), oybirliğiyle karar verildi:


YARGITAY 7. CEZA DAİRESİ Esas : 2006/3819 Karar : 2007/4859 Tarih : 18.06.2007

  • İnfaz Kanunu 122. Madde

Hükümlülüğüne, müsadereye ve iadeye dair REYHANLI Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 28.01.2005 tarihli hükmün Yargıtayca incelenmesi müdahil idare vekili ve sanık müdafii tarafından süresinde istenilerek dava evrakı Cumhuriyet Başsavcılığının düzeltilerek onama isteyen 16.03.2006 tarihli tebliğnamesiyle daireye verilmekle dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

I- Karar tarihi itibariyle geçerli olan Avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca, müdahil idare lehine hükmolunan vekalet ücretinin 350 milyon liradan az olamayacağının gözetilmemesi,

Yasaya aykırı ve;

II- Hükümden sonra 13.11.2004 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu”nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 5/1. maddesi ile ağır para cezaları adli para cezasına dönüştürülmüş ve 27.4.2005 kabul tarihli ve 5335 sayılı Kanunun 22. maddesi ile 5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Kanunun 2. maddesine eklenen ve hükümden sonra 01.05.2005 tarihinde yürürlüğe giren 3.fıkra ile; cezaların hesaplanmasında bir Yeni Türk Lirasının ( 1 YTL ) altında kalan tutarların dikkate alınmayacağı kuralı getirilmiş; 29.12.2004 gün ve 25685 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5275 sayılı yasanın 122. maddesi ile 647 sayılı yasa yürürlükten kaldırıldığı cihetle, 5237 sayılı TCK.nun 7. maddesi uyarınca sanık yararına olan bu düzenlemelerin gözetilmesinin gerekmesi,

Bozmayı gerektirmiş olup, müdahil idare vekili ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün ( BOZULMASINA ), 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesi uyarınca bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanık hakkında hükmolunan 1.550.000.000 TL. ağır para cezasının 1.550 YTL. adli para cezasına çevrilerek indirilmesi, müdahil idare lehine 350 YTL. vekalet ücretine hükmolunması ve 647 sayılı yasanın 5/5. maddesi uyarınca ödemeden acz haline ilişkin ibarenin karardan çıkarılması ve sair kısımlarının aynen bırakılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 3. CEZA DAİRESİ Esas : 2005/11219 Karar : 2006/2318 Tarih : 23.03.2006

  • İnfaz Kanunu 122. Madde

Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine; Ancak

1 )Hüküm tarihinden sonra 15.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunun 23. maddesi hükümlerine göre yeniden değerlendirilmesi lüzumu,

2 )Kabule göre de;

5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesine göre lehe ve aleyhe hükmün belirlenmesinde karma uygulama yasağı bulunması karşısında mahkemeye 5237 sayılı Yasanın 62. maddesi yanında 647/4, 647/6. maddelerinin uyarlanması suretiyle hüküm kurulması,

3 )01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 122. maddesi ile 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkındaki Kanunun yürürlükten kaldırılmış olması ve aynı kanunda süresinde ödenmeyen para cezalarına ilişkin gecikme zammı öngörülmemesine göre gecikme zammı uygulanması olanağı bulunmadığının gözetilmesi lüzumu,

4 )29.06.2005 tarihine kadar 12 ile 15 yaş arasında bulunan küçüklerin 5237 sayılı Yasanın 31. maddesine göre yaş nedeniyle indirim oranı 2/3 iken aleyhe şekilde kazanılmış hak kurallarına aykırı olarak indirim oranının 1/2 olarak belirlenmesi,

Bozmayı gerektirmiş sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi ( BOZULMASINA ), oybirliğiyle karar verildi.


UYARI

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Makale Yazarlığı İçin

Avukat veya akademisyenler hukuk makalelerini özgeçmişleri ile birlikte yayımlanmak üzere avukatbd@gmail.com adresine gönderebilirler. Makale yazımında konu sınırlaması yoktur. Makalelerin uygulamaya yönelik bir perspektifle hazırlanması rica olunur.

Paylaş
RSS