0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Yeniden Yargılama veya Hükmün İptali

HMK Madde 380

(1) İnceleme sonunda, dayanılan yargılamanın iadesi sebebi sabit görülürse, yeniden yargılama yapılarak ortaya çıkacak duruma göre verilmiş olan karar onanır veya kısmen yahut tamamen değiştirilir. Ancak, davacının açık veya zımni muvafakati olmaksızın vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması yahut 375 inci maddenin birinci fıkrasının (ı) bendine dayalı olarak yargılamanın iadesi dilekçesi kabul olunursa, başka bir inceleme yapılmaksızın hüküm iptal edilir.

(2) Bu husus, iade yoluyla incelenmesi istenen hükmün bütün nüshalarında gösterilir.



HMK Madde 380 Gerekçesi

1086 sayılı Kanunun 450 nci maddesini karşılamaktadır.

Yargılamanın iadesini isteme şartları oluştuğu takdirde hâkimin yapacağı iş bu maddede açıklanmıştır.

“Yargılamanın iadesi sebepleri” başlıklı 379 uncu maddenin (c) bendinde gösterildiği üzere, davacının açık veya zımnî muvafakati veya talimatı olmadan veya davacının vekili olmayan kimse tarafından dava açılmış olması hâlinde, davacının iradesiyle açılmış bir dava bulunmadığından, bu hâlin tespiti durumunda hüküm iptal edilecektir. Başkaca bir işlem yapılmayacaktır. Ancak davalıyı temsil eden kişinin onun vekili olmaması hâlinde yargılamanın iadesi talebi kabul edildiği takdirde, yargılamaya devam edilecek, sonucuna göre ve birinci fıkranın birinci cümlesinde gösterildiği üzere karar verilecektir. Sözü edilen 379 uncu maddenin (ı) bendindeki hâl gerçekleşirse, kesinleşmiş olan birinci davanın kararı, dava engeli oluşturacağından, ikinci kararın iptali ile yetinilecektir.

1086 sayılı Kanunun 450 nci maddesinin ikinci fıkrasında, aynı Kanunun 445 inci maddesinin birinci fıkrasının (9) numaralı bendine atıfta bulunulmak suretiyle, yasaklı hâkimin davaya bakmış olması hâlinde dahi, hükmün iptali ile yetinileceği gösterilmiş ise de; bu gibi durumlarda usulüne uygun açılmış bir dava bulunduğundan, hükmün iptali ile yetinilmesi, kanunda yasaklanan ve hâkimin sorumluluğunu gerektiren “Hakkın yerine getirilmesinden kaçınmış olmak” niteliğinde görüldüğünden, yasaklı hâkimin davaya bakmış olması hâli, bu maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi kapsamında kabul edilmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında, iptal keyfiyetinin hükmün bütün nüshalarında gösterileceği emredilmek suretiyle kanuna aykırı oluşmuş olan hükmün kullanılmasına imkân bırakılmamıştır.

1086 sayılı Kanunun 452 nci maddesi hükmü, kesin hükmün tabiî bir sonucu olup, temyize ilişkin kural da yargılamanın iadesi davasının diğer davalardan bir farklılaşmasının bulunmaması nedeniyle bu Tasarıda yer almamıştır.


HMK 380 (Yeniden Yargılama veya Hükmün İptali) Emsal Yargıtay Kararları


YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ Esas : 2016/23717 Karar : 2018/5182 Tarih : 17.04.2018

  • HMK 380. Madde

  • Yeniden Yargılama veya Hükmün İptali

Taraflar arasında görülen yargılamanın yenilenmesi davasında verilen hüküm, her iki tarafça temyiz edilmiş, Dairemizin 09.09.2015 tarih 2015/13787 esas ve 2015/15367 karar sayılı ilamıyla, “yargılamanın iadesi talebinin dava şeklinde incelenmesi zorunlu olduğu, önceki bozmadan sonra “velayet” yönünden devam eden dava içinde bu talebin incelenmesinin usule aykırı olduğu, bu bakımdan davacı-karşı davalının, yargılamanın iadesi talebine ilişkin dilekçesinin dosyadan ayrılarak ayrı bir esasa kaydedilmesi ve talebin Hukuk Muhakemeleri Kanununun 379 ve 380’nci maddeleri çerçevesinde incelenip sonucuna göre karar verilmesi” gerektiği belirtilerek erkeğin bu talebi yönünden karar bozulmuş, mahkemece de 26/05/2016 tarihli duruşmada bozma ilamına uyulmasına karar verilerek tefhimle yargılamaya devam olunmuş, ancak yargılamanın yenilenmesi yönünden talep tefrik edilmeyerek davacı-karşı davalı erkeğin yargılamasının yenilenmesi talebinin kabulüyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuştur.

Tüm dosya kapsamından, Dairemizin mahkemece de uyularak benimsenen 09.09.2015 tarih, 2015/13787 esas ve 2015/15367 karar sayılı bozma ilamında belirtildiği üzere davacı-karşı davalı erkeğin yargılamanın yenilenmesi talebinin dava şeklinde incelenmesinin zorunlu olduğu, bu nedenle davacı-karşı davalının yargılamanın yenilenmesi talebini içerir dilekçesinin boşanma davası dosyasından ayrılarak ayrı esasa kaydedilmesi gerektiği dikkate alınmaksızın, bozma ilamının gereğinin yerine getirilmeden, aynı dosya üzerinden yargılamaya devam olunarak davacı-karşı davalı erkeğin yargılamanın yenilenmesi talebi yönünden yeniden işin esasına girilmesi bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, duruşma için takdir olunan 1.630 TL vekalet ücretinin …‘dan alınarak, …‘e verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 17.04.2018


YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ Esas: 2013/9558 Karar: 2014/645 Tarih: 16.01.2014

  • HMK 380. Madde

  • Yeniden Yargılama veya Hükmün İptali

Kadastro sırasında, Karasu İlçesi, Tuzla Köyü 118 ada 41 parsel sayılı ve 08 m2 yüzölçümlü taşınmaz, Ek-4. maddeye göre yapılan kullanım kadastrosu sırasında 12/07/2010 tarihli tutanakla ve tarla vasfıyla 2/B parseli olarak Hazine adına tesbit edilmiş, beyanlar hanesinde herhangi bir kullanıcı belirtilmemiştir.

Dava konusu taşınmaza yönelik ilk olarak davacı Orman Yönetimi tarafından Karasu Kadastro Mahkemesine 27.08.2010 tarihli dilekçe ile çekişmeli 118 ada 41 parsel sayılı taşınmazın eylemli orman olduğu iddiasıyla Hazine aleyhine dava açılmış, mahkemece; 2010/714 Esas ve 2011/51 Karar sayılı ilâm ile; “fen ve orman bilirkişilerinin 01.02.2011 tarihli raporlarına ekli krokide 41/A harfi ile gösterilen 45 m2’lik kısmın 41 nolu parsel olarak tarla vasfı ile Maliye Hazinesi adına tesciline, 41/B harfi ile gösterilen 63 m2’lik kısmın yeni bir parsel numarası altında orman vasfıyla Hazine adına tesciline” karar verilmiş, daha sonra ise çekişmeli 118 ada 41 parsel sayılı taşınmazın kullanıcısı olduğunu iddia eden E. Y. isimli şahıs tarafından Karasu Asliye Hukuk Mahkemesine 03.05.2012 tarihli dilekçe ile, dava konusu taşınmazın 2/B vasfı ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, ancak, taşınmazın beyanlar hanesinde adının yazılmamış olduğu, bu hatanın düzeltilerek taşınmazın beyanlar hanesine kullanıcı olarak E. Y. isminin yazılmasını talep ve dava etmiştir, mahkemece; 2012/355 Esas ve 2012/1133 Karar sayılı ilâm ile; “davanın kabülü ile 12.11.2012 tarihli bilirkişi raporunda 41/A harfi ile gösterilen 66 m2 kısmın 41 nolu parselden ifraz edilerek yeni bir parsel numarası altında tarla vasfıyla Hazine adına tesciline, tapunun beyanlar hanesine; “ parsel 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır, parsel üzerindeki iki katlı betonarme ev ve fındık ağaçları Ali Osman kızı E. Y. ‘ye ait olup, halen kendi kullanımındadır.” şerhinin yazılmasına karar verilmiştir.

Dava konusu parsele ilişkin açılmış bulunan her iki dava dosyasına ilişkin mahkeme kararları kanuni temyiz süreleri geçtiğinden kesinleşmiş ve Karasu Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/355 Esas ve 2012/1133 Karar sayılı ilâmının Karasu Tapu Müdürlüğünce, 14.02.2013 tarih ve 1290 yevmiye numarası ile Sakarya Kadastro Müdürlüğünün beyannamesine istinaden hükmen ifraz olarak tescil edilmiştir. Karasu Kadastro Mahkemesinin 2010/714 Esas ve 2011/51 Karar sayılı ilâmı ise; Sakarya Kadastro Müdürlüğünce 21.03.2013 tarih ve 180 sayılı beyannamesi ile Karasu Tapu Müdürlüğüne gönderilmiş, ancak, tapu müdürlüğünce söz konusu ilâma ilişkin dava konusu yere ait iki ayrı kesinleşmiş mahkeme kararı olduğundan bahisle herhangi bir işlem yapılmamıştır.

Davalı Karasu Mal Müdürlüğü vekili 06.05.2013 tarihli dilekçesi ile aynı parsele yönelik iki ayrı mahkeme kararının bulunduğundan ve her iki kararında kanunî temyiz süreleri geçtiğinden dolayı karaların kesinleştiğinden bahisle, Karasu Kadastro Mahkemesine, yine daha önce Karasu Kadastro Mahkemesince verilen 2010/714 Esas ve 2011/51 Karar sayılı ilâmının ortadan kaldırılması ve fiilî gerçek duruma göre yeniden hüküm kurulması istemiyle yargılamanın iadesini talep ve dava etmiştir. Karasu Kadastro Mahkemesi davanın seyri sırasında kapatıldığından mahkeme dosyaları Sakarya Kadastro Mahkemesine devredilmiştir. Sakarya Kadastro Mahkemesince 2013/100 Esas sayılı dosya üzerinden yapılan yargılama neticesinde; “yargılamanın iadesi talebinin kabulü ile, 380/1. maddesinin 2. cümlesi gereğince Karasu Kadastro Mahkemesinin (mahkememizin) 02/02/2011 tarih, 2010/714 E -2011/51 K sayılı ilâmındaki hükmün iptaline” karar verilmiş, hüküm davacı Orman Yönetimi ve davalı Maliye Hazinesince eksik inceleme ile hüküm kurulduğundan bahisle temyiz edilmiştir.

Yörede 6831 sayılı Kanun gereğince 15.04.1999 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.

6100 sayılı Hukuk muhakemeleri Kanununun 374. maddesinde “yargılamasının iadesi, kesin olarak verilen veya kesinleşmiş olan hükümlere karşı verilebilir” denmektedir. yargılamanın iadesini mümkün kılan sebepleri sayan 375. maddesinin 1. fıkras 1. fıkrasında ise; yargılamanın iadesi sebepleri sıralanmıştır. Anılan Kanun hükmünde;

MADDE 375- (1) Aşağıdaki sebeplere dayanılarak yargılamanın iadesi talep edilebilir:

a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması.

b) Davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki ret talebi, merciince kesin olarak kabul edilen hakimin karar vermiş veya karara katılmış bulunması.

c) Vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması.

d) Karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmî makam önünde ikrar edilmiş olması.

e) İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması.

f) Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması.

g) Lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı delille sabit olması.

ğ) Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması.

h) Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması.

ı) Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması.

i) Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tesbit edilmiş olması.” denilmektedir.

Sonuç: Buna göre; iptali talep edilen kadastro mahkemesinin 2010/714 E. - 2011/51 K. sayılı dosyasında verilen karar, taşınmazın ne kadarlık kısmının 2/B vasfında ne kadarlık kısmının orman sayılan yerlerden olduğu yönündedir (41 sayılı parselin 476,95 m² tarla vasfıyla Hazine adına, 8323.63 m²’si orman olarak Hazine adına tesciline karar verilmiştir.). İkinci dosyada (Karasu Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/355 E.- 2012/1133 karar sayılı ) kişi şerhe yönelik dava açmıştır. Bu dosyanın yargılaması sırasında kadastro mahkemesinin 2010/714 E.- 2011/51 karar sayılı dosyası nazara alınmamış ve tartışılmamıştır. Taşınmazın sicilinin (tapu kaydının) oluşumu Kadastro Mahkemesi kararı ile sağlanmalıdır. Sicilinin oluşumuna esas olacak bu karar infaz edilmeyerek, şerhe yönelik sonraki davada verilen kararın infazının yapılması kanuna uygun değildir. Şerhe yönelik açılan davada kesinleşmiş kararla belirlenen orman alanının daraltılıp; 2/B alanının genişletilmesi de yerinde görülmemiştir. Her iki karar da kesinleşmiş olduğuna göre, 375/I maddesine göre, ancak, sonraki kararın kaldırması istenebilir. Açılan davada, HMK. 375. maddesinde sayılan yargılamanın yenilenmesi şartları mevcut değildir. Hazine, ancak, Karasu Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/355 E.- 2012/1133 karar sayılı dosyada verilen kararın yargılamanın yenilenmesi yoluyla iptalini talep edebilir. Önceki karar kesinleştiğine göre son kararın infazının yapılmış olması gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulması usulü ve kanuna aykırıdır. Bu nedenle, Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 16.01.2014 gününde oybirliği ile, karar verildi.


YARGITAY 14. HUKUK DAİRESİ Esas : 2014/17150 Karar : 2015/4083 Tarih : 14.04.2015

  • HMK 380. Madde

  • Yeniden Yargılama veya Hükmün İptali

Dava satış suretiyle ortaklığın giderilmesine dair verilen hükmün yargılamanın iadesi yolu ile yenilenmesi istemine ilişkindir.

Davacılar vekili, müvekkillerin mirasbırakanı …‘den miras yolu ile intikal eden … parsel sayılı taşınmaz için … Sulh Hukuk Mahkemesinin 2004/384 Esas 2004/1111 Karar sayılı ilamı ile ortaklığın satış yolu ile giderilmesine karar verildiğini, tapu kaydında müvekkillerinin murisinin ismi “…” olarak geçmesine rağmen “…” olarak gösterilip o şekilde araştırma ve ilanen tebligatlar yapılmak suretiyle davanın sonuçlandırıldığını, karara dayalı olarak satış işleminin gerçekleştiğini, ortaklığın giderilmesi davasında davacı tarafın kötüniyetli olarak yargılama ve satış işlemlerini yürüttüğünü ileri sürerek … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2004/384 Esas 2004/1111 Karar sayılı ilamın yargılamasının yenilenmesini istemiştir.

Davalı …, dava konusu taşınmazı ortaklığın giderilmesi davası sonucu ihale ile satın aldığını, sonradan malikinin de değiştiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, yargılamanın yenilenmesi nedenleri bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2011/7493 Esas 2011/12795 Karar sayılı ilamı ile “….ortaklığının giderilmesi istenen taşınmazın tapu kaydında paydaşlardan … ve o davanın davacısı … hariç, diğer paydaşların soyadları yazılı olmadığı gibi, dava dilekçesinde tüm davalıların adreslerinin yazılı olmadığı görülmektedir. Davalıların adres ve kimlik bilgilerinin araştırılması geniş çerçevede yapılması gerekirken, sadece Cumhuriyet Savcılığı kanalı ile yaptırılmış savunma hakkı ile sıkı sıkıya bağlı husus bu şekilde sınırlı tutulmuştur. Öte yandan tapuda açık kimlikleri olmayan kişilerin kimlik bilgilerine de ulaşılamadığı halde bu paydaşlar hakkında 3561 Sayılı Yasa hükümleri uygulanmadan taraf teşkili ilanen tebligat yolu ile sağlanmış, hüküm de bu şekilde tebliğ edilmiş ve temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir. Yukarıda Hukuk Genel Kurulu kararında da özetlenen açıklamalar ve paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davalarının özelliği karşısında yargılamanın yenilenmesini isteyen davacıların tarafı olmadıkları davada verilen satış kararı ile haklarının zedelendiği kabul edilmelidir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece, bozma ilamına uyularak yargılamanın yenilenmesine ilişkin davanın kabulüne, … parsel sayılı taşınmazın ortaklığının satış suretiyle giderilmesine dair verilen hükmün iptaline, 136 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ortaklığının satış suretiyle giderilmesine karar verilmiştir.

Davalılardan … vekilinin temyizi üzerine bu defa karar Dairemizin 2013/10369 Esas 2013/11557 Karar sayılı ilamı ile “…..dava konusu taşınmazın 04.11.2004 tarihli ilamı ile ortaklığın satışı suretiyle giderilmesi kararı verilmesi üzerine dava dışı kayıt malikleri … ile …‘nın mülkiyet durumu da etkilendiğinden bu kişilerin de davada yer almaları gerekir. Mahkemece, 6100 sayılı HMK’nın 27. maddesi hükmüne aykırı olarak hukuki dinlenilme hakkını ihlal edecek şekilde taraf teşkili sağlanmadan davanın esastan karara bağlanması doğru görülmemiştir” gerekçesiyle bozulmuştur.

Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yargılamanın yenilenmesine ilişkin davanın kabulüne, … parsel sayılı taşınmazın ortaklığının satış suretiyle giderilmesine dair verilen hükmün iptaline, … parsel sayılı taşınmazın ortaklığının satış suretiyle giderilmesine karar verildiği görülmüştür.

Hükmü, davalı … vekili ile kayyım vekili temyiz etmişlerdir.

Somut olayda; 6100 sayılı HMK’nın 380. maddesi (HUMK’nun 450. maddesi) gereğince yargılamanın iadesi sebebi sabit görülürse yeniden yargılama yapılarak ortaya çıkacak duruma göre verilmiş olan kararın onanması veya kısmen ya da tamamen değiştirilmesi şeklinde bir karar verilmesi gerekir.

Bu durumda mahkemece yargılamanın iadesi sebebi kabul edildiği halde ortaklığın satış suretiyle giderilmesine ilişkin kararın onanması veya kısmen ya da tamamen değiştirilmesine karar verilmesi gerekirken önceki tapu kaydı dikkate alınarak yeniden ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekili ile kayyım vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 14.04.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.


UYARI

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Makale Yazarlığı İçin

Avukat veya akademisyenler hukuk makalelerini özgeçmişleri ile birlikte yayımlanmak üzere avukatbd@gmail.com adresine gönderebilirler. Makale yazımında konu sınırlaması yoktur. Makalelerin uygulamaya yönelik bir perspektifle hazırlanması rica olunur.

Paylaş
RSS