0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Başvurunun İcraya Etkisi

HMK Madde 350

(1) İstinaf yoluna başvurma, kararın icrasını durdurmaz. İcra ve İflas Kanununun icranın geri bırakılmasıyla ilgili 36 ncı maddesi hükmü saklıdır. Nafaka kararlarındaicranın geri bırakılmasına karar verilemez.

(2) Kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez.



HMK Madde 350 Gerekçesi

Madde esas itibarıyla bugüne kadar uygulanan sistemde temyiz yoluna başvurulmasının hükmün icrası üzerindeki etkisini, istinaf yolu bakımından ve aynı anlayışla düzenlemektedir. Buna göre, hukuk mahkemeleri kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulması, ilk derece mahkemesi kararının icra edilebilir niteliğini ortadan kaldırmamaktadır. Başka bir deyişle, ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olması ilke olarak kararın icrasını durdurmayacaktır. Böylece, getirilen düzenlemeyle, hem mevcut sistemimizdeki ilk derece mahkeme kararlarının kesinleşmeden icra edilebilmesine ilişkin ilke korunmakta, hem de istinaf yoluna başvurulmasının kendiliğinden hakkın yerine getirilmesini geciktirici bir etki doğurması önlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde İcra ve İflâs Kanununun 36 ncı maddesine yapılan yollamayla, istinaf yoluna başvurulması nedeniyle icranın geri bırakılmasına karar verme yetkisi, tek dereceli sistemde temyiz yoluna başvurulmasında olduğu gibi, bölge adliye mahkemesine tanınmıştır. Böylece, istinaf yoluna başvurulmasının bütünüyle haksız olduğunun anlaşıldığı durumlarda icranın geri bırakılması isteminin reddedilmesi olanağı bölge adliye mahkemesine verilmiştir. Buna karşılık, birinci fıkranın son cümlesiyle, nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemeyeceğine ilişkin ilke muhafaza edilmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında, kişiler ve aile hukukuna, taşınmaz mala ve bunlar üzerindeki aynî haklara ilişkin kararların kesinleşmedikçe icra edilemeyeceğine ilişkin ilkenin istinaf yolu bakımından da geçerli olduğu vurgulanmaktadır.


HMK 350 (Başvurunun İcraya Etkisi) Emsal Yargıtay Kararları


YARGITAY HUKUK GENEL KURULU Esas : 2013/8-2200 Karar : 2015/1223 Tarih : 17.04.2015

  • HMK 350. Madde

  • Başvurunun İcraya Etkisi

Talep, şikayet yoluyla icra emrinin iptali istemine ilişkindir.

Yerel Mahkemece, istemin kabulüyle takibin iptaline dair verilen karar davalının temyizi üzerine, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde yazılı gerekçeyle bozulmuş; mahkemece önceki kararda direnilmiştir. Direnme kararını, davalı temyize getirmiştir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; icra emrinin iptaline yönelik şikayetin incelenmesi sırasında takibe dayanak çocuk teslimine dair ilamın kesinleşmedikçe infaz edilemeyeceğine yönelik şikayet olmadığı halde, icra mahkemesince bu hususun kamu düzeninden olduğundan bahisle re’sen dikkate alınarak takibin iptaline karar vermesinin mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

Hemen belirtilmelidir ki, kamu düzenine aykırı olan işlemlere karşı süresiz şikayet yoluna gidilebilir. Bu husus kanunda yazılı değildir. Ancak, doktrin ve Yargıtay, kamu düzenine ilişkin hususlarda, şikayetin süreye tabi olmadığını kabul etmiş ve bu ilke uygulamada yerleşmiştir. Borçlunun, üçüncü kişilerin ve kamunun (ammenin) menfaatini korumak için konulmuş amir hükümlere aykırı olarak yapılmış olan işlemler, kamu düzenine aykırıdır. Kamu düzenine aykırı olan bu gibi işlemlere karşı her zaman (icra takibi bitinceye kadar) şikayet yoluna gidilebilir. (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2. Bası, Ankara 2013 s. 109).

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nun 350. maddesinin 2 nci fıkrasına göre, kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez. Bu durumda çocuk teslimi hakkındaki ilamın icraya konulabilmesi için kesinleşmesi şarttır.

Kesinleşmeden icraya konulamayacak bir ilam, kesinleşmeden icraya konulursa, borçlu buna karşı icra mahkemesinde şikayet yoluna başvurabilir. Bu şikayet üzerine, icra mahkemesi, ilamlı takibin iptaline karar verir (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, s. 926, 927). İlamın kesinleşmeden icraya konulduğuna ilişkin şikayet, kamu düzenine ilişkin olduğundan, süreye tabi değildir, süresiz şikayet yoluna başvurulabilir (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, C. 3, 3. baskı, İstanbul 1993, s. 2224; Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, s. 921, dipnot 31).

Somut olayda şikayetçi vekili çocuk teslimi için Yönetmelikte öngörülen örnek: 3 sayılı icra emri yerine örnek: 4- 5 sayılı icra emrinin gönderilmesi nedeniyle takibin iptalini talep etmiş, mahkemece “çocuk teslimine ilişkin ilama dayanılarak icra takip talebinde bulunulduğu halde İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği’nin 24 üncü maddesinde öngörülen hususları içerir örnek: 3 icra emri yerine örnek: 4- 5 icra emri gönderildiğinden bu yöndeki şikayetin haklı ve yerinde olduğundan icra emrinin iptaline, ayrıca HMK’nun 350/2 nci maddesine göre bu tür ilamların kesinleşmedikçe infaz edilemeyeceği ve bu hususun kamu düzenine ilişkin olup re’sen gözetilmesi gerektiği” gerekçesiyle takibin iptaline karar verilmiştir. Davalının temyizi üzerine Özel Daire tarafından yerel mahkeme kararı “her ne kadar boşanma kararıyla birlikte verilen çocuk teslimine ilişkin ilamlar kesinleşmeden takip konusu yapılamaz ise de bu husus ilgilisi tarafından şikayet konusu yapıldığı takdirde icra mahkemesince incelenebileceği, takibe dayanak ilamın kesinleşmedikçe infaz edilemeyeceğine yönelik şikayet olmadığı halde sözkonusu ilamın kesinleşmedikçe infaz edilemeyeceği ve bu hususun kamu düzeninden olduğundan bahisle re’sen dikkate alınarak takibin iptaline de karar verilmesinin isabetsiz olduğu” gerekçesiyle bozulmuştur.

Yukarıda da açıklandığı üzere HMK’nun 350. maddesinin 2 nci fıkrasına göre kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez. Bu durumda çocuk teslimi hakkındaki ilamın icraya konulabilmesi için de kesinleşmesi şarttır. Kamu düzenine ilişkin olan bu konunun mahkemece re’sen dikkate alınması ve kesinleşmeden icraya konulan ilam nedeniyle takibin iptaline karar vermesi usul ve yasaya uygundur.

Görüşmeler sırasında bir kısım üyeler tarafından, kesinleşmeksizin infaz edilemeyen bir ilamın icraya konulması halinde borçlunun şikayetinin 7 günlük süreye bağlı olduğunu, diğer bir deyişle süresiz şikayete tabi olmadığını, bu nedenle 7 günlük süre geçtikten sonra borçlunun bu hususu ileri sürmesinin mümkün olmadığını, somut olayda da süresi içerisinde infaza konu ilamın kesinleşmeden icraya konulamayacağı yönünde bir şikayet olmadığını, Yerel Mahkemece bu hususun kamu düzeninden olduğundan bahisle re’sen gözönüne alınmasının mümkün olmadığı belirtilerek yerel mahkeme kararının bozulması yönünde görüş beyan edilmiş ise de, Kurul çoğunluğu tarafından bu görüş benimsenmemiştir.

Hal böyle olunca, Yerel Mahkemece kesinleşmeden infaz edilemeyecek bir ilamın icraya konulması durumunda bu hususun kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle re’sen gözönüne alınarak takibin iptaline karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun olup, yerel mahkeme kararının onanması gerekir.

Davalının temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle (ONANMASINA), oyçokluğuyla karar verildi.


YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ Esas: 2016/4798 Karar: 2016/22785 Tarih: 01.12.2016

  • HMK 350. Madde

  • Başvurunun İcraya Etkisi

Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine başlandığı, borçlunun şikayeti üzerine icra mahkemesince takibin iptaline karar verildiği, borçlunun bu kararı ibraz ederek hacizlerin kaldırılmasına dair talebinin icra müdürlüğünce reddedilmesi üzerine, haczin kaldırılması istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

HMK’nun 350. maddesine göre, kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara dair kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez 363 ve sonraki maddelerinde ise, icra mahkemesince verilecek kararlardan temyizi kabil olanlar belirlenmiş, ancak, bunların infaz edilebilmesi için kesinleşmesi gerektiğine dair bir hükme yer verilmemiştir. Bir başka deyişle, icra mahkemesi kararlarının infazı için kesinleşmesi zorunlu değildir.

Somut olayda, İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2015 tarih ve 2015/84 E.- 2015/144 K. sayılı kararı ile İcra Dairesi’nin 2014/622 Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibin iptaline karar verildiği, borçlunun bu karara dayanarak hacizlerin kaldırılması isteminin icra müdürlüğünce reddedildiği görülmektedir.

Bu durumda mahkemece, borçlu hakkındaki takibin iptaline karar verildiğine göre, icra müdürlüğü işleminin iptali ile hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile istemin reddi isabetsizdir.

SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulüyle mahkeme kararının yukarıda yazılı sebeplerle 366 ve 428. maddeleri uyarınca ( BOZULMASINA ), peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01.12.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ Esas : 2015/8629 Karar : 2016/3598 Tarih : 4.04.2016

  • HMK 350. Madde

  • Başvurunun İcraya Etkisi

Davacı vekili, davalı ….olağanüstü genel kurul toplantı tutanağının tescili taleplerinin reddedilmesi üzerine mahkemeye başvurduklarını, mahkemece genel kurul toplantı tutanağının tesciline karar verildiğini, ancak bu mahkeme kararının kesinleşmediği için davalı …‘ne yaptıkları başvurunun reddedildiğini belirterek, anılan red kararının itirazen kaldırılmasını ve mahkeme kararının kesinleşmesi beklenmeksizin tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müvekkili kurumun yaptığı işlemin TTK ve Sicil Yönetmeliği’ne uygun bulunduğunu, tescili istenilen mahkeme ilamının kesinleşmemiş olup HMK’nın 350. maddesine göre kişiler hukukuna ilişkin kararların kesinleşmeden icra edilemeyeceğini belirtilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, talep konusunun ticaret siciline tescil ile ilgili olup sicilin doğru ve gerçeğe uygun bir şekilde tutulması kamu düzeni gereği olduğu, TTK’nın 32. maddesi ile Ticaret Sicili Yönetmeliği’nin 34. maddesi ile tescile yetkili müdürlüğe tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını inceleme yükümlülüğü getirildiği, HMK’nın 350/2. maddesindeki düzenlemede dikkate alındığında kişiler hukuku ve sicil oluşturmayla ilgili mahkeme kararlarının kesinleşmeden infazına- tesciline yasal düzenlemenin imkan vermediği, Ticaret Sicili Yönetmeliği’nin 40 maddesinin son cümlesinde “…kesinleşmiş olan hüküm sonucuna göre işlem yapılır.” denmek suretiyle sicile tescili emreden mahkeme kararlarının işleme alınabilmesi için kesinleşmiş olmalarının şart olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 01,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 04.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


UYARI

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Makale Yazarlığı İçin

Avukat veya akademisyenler hukuk makalelerini özgeçmişleri ile birlikte yayımlanmak üzere avukatbd@gmail.com adresine gönderebilirler. Makale yazımında konu sınırlaması yoktur. Makalelerin uygulamaya yönelik bir perspektifle hazırlanması rica olunur.

Paylaş
RSS