0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Tavzih Talebi ve Usulü

HMK Madde 306

(1) Tavzih veya tamamlama, dilekçeye tarafların sayısı kadar nüsha eklenmek suretiyle hükmü veren mahkemeden istenebilir. Dilekçenin bir nüshası, cevap süresi mahkemece belirlenerek karşı tarafa tebliğ edilir. Cevap, tavzih veya tamamlama talebinde bulunan tarafa tebliğ olunur.

(2) Mahkeme, cevap verilmemiş olsa bile dosya üzerinde inceleme yaparak karar verir; ancak gerekli görürse iki tarafı sözlü açıklamalarını yapabilmeleri için davet edebilir.

(3) Mahkeme tavzih veya tamamlama talebini yerinde gördüğü takdirde 304 üncü madde uyarınca işlem yapar.



HMK Madde 306 Gerekçesi

1086 sayılı Kanunun 456 ve 457 nci maddelerindeki düzenlemelere karşılık gelen bu maddeyle tavzih usulü düzenlenmiştir. Mahkeme tavzih talebini yerinde gördüğü takdirde, “Hükmün tashihi” başlıklı 308 inci (yasada 304 üncü) maddede öngörülen usule göre gerekli düzeltmeyi yapar.


HMK 306 (Tavzih Talebi ve Usulü) Emsal Yargıtay Kararları


YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ Esas : 2018/4237 Karar : 2018/8561 Tarih : 4.07.2018

  • HMK 306. Madde

  • Tavzih Talebi ve Usulü

Tavzih, dilekçeye taraftarın sayısı kadar nüsha eklenmek suretiyle hükmü veren mahkemeden istenebilir. Dilekçenin bir nüshası, cevap süresi mahkemece belirlenerek karşı tarafa tebliğ edilir. Karşı tarafın cevabı da tavzih talebinde bulunan tarafa tebliğ olunur (HMK m. 306/1) ve Hukuk Muhakemeleri Kanununun 306/2-3. maddeleri uyarınca inceleme yapılarak, gerek görülürse iki taraf sözlü açıklamalarını yapabilmeleri için davet edilip tavzih hakkında bir karar verilmesi gerekir. Mahkemece, tavzih isteyenin dilekçesi karşı tarafa tebliğ edilip gerekli usul işlemleri tamamlanmadan yazılı şekilde karar verilmesi usûl ve yasaya aykırı olup, tavzih kararının bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Temyize konu tavzih kararının yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 04.07.2018 (Çrş.)


YARGITAY 1. HUKUK DAİRESİ Esas : 2015/9630 Karar : 2018/9074 Tarih : 12.04.2018

  • HMK 306. Madde

  • Tavzih Talebi ve Usulü

Dava, tavzih isteğine ilişkindir.

Davacılar, tapu iptali ve tescil istemiyle açtıkları davanın kabul edilerek, kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiğini, ancak dava konusu tüm taşınmazlarda davalıya ait 2/12 payın tapusu iptal edilip, 1/12 payın davacı … ‘, 1/12 payın ise diğer davacılar adına tesciline karar verildiğini, diğer davacılara dağıtılan paylar toplandığında 1/96 payın açıkta kaldığını yanlışlık olması nedeniyle hükmün tapuda infaz edilemediğini ileri sürerek, hükmün tavzihine karar verilmesini istemişlerdir.

Mahkemece, yasal koşulların oluşmadığı gerekçesi ile tavzih talebinin reddine karar verilmiştir.

Bilindiği üzere; 6100 sayılı HMK. nun 305. maddesinde “Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.” Ayrıca 306. maddesinde “Tavzih, dilekçeye tarafların sayısı kadar nüsha eklenmek suretiyle hükmü veren mahkemeden istenebilir. Dilekçenin bir nüshası, cevap süresi mahkemece belirlenerek karşı tarafa tebliğ edilir. Cevap, tavzih talebinde bulunan tarafa tebliğ olunur. Mahkeme, cevap verilmemiş olsa bile dosya üzerinde inceleme yaparak karar verir; ancak gerekli görürse iki tarafı sözlü açıklamalarını yapabilmeleri için davet edebilir. Mahkeme tavzih talebini yerinde gördüğü takdirde 304 üncü madde uyarınca işlem yapar.” düzenlemelerine yer verilmiştir.

Somut olayda, kesinleşen kararda davalı adına olan 2/12 pay iptal edilmiş, bundan 1/12 payın davacı … adına tesciline, kalan ½ payın ise diğer davacıların mirasbırakanı olan Vedat’ın davayı açan mirasçıları adına tesciline karar verilmiş, hükümle 1/96 pay açıkta kalmıştır. Bu hususun tavzih yoluyla düzeltilmesi gerektiği açıktır.

Hal böyle olunca HMK’nın 306. maddesinde yer alan prosedür izlendikten sonra tavzih isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

Davacıların yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 12.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ Esas : 2016/222 Karar : 2017/5682 Tarih : 20.06.2017

  • HMK 306. Madde

  • Tavzih Talebi ve Usulü

2004 yılında yapılan kadastro sırasında … ili, … ilçesi, … köyü 273 ada 80 sayılı 26.477,55 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle fındık bahçesi niteliği ile … adına tesbit edilmiştir.

Davacılardan …; 273 ada 80 ve dava dışı taşınmazların ırsen intikal ettiği, miras payının bulunduğu iddiasıyla kadastro mahkemesinde 2004/37 Esas sayılı davayı açmıştır. Daha sonra 273 ada 80 sayılı parsele ilişkin dava ayrılarak yukardaki esasa kaydedilmiştir. …; 273 ada 80 sayılı taşınmazın eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarında … olarak gözüktüğü, eylemli … niteliğinde bulunduğu, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla kadastro mahkemesinde 2004/58 Esas sayılı davayı açmıştır. Mahkemece … açtığı dava temyize konu dosya ile birleştirildikten sonra …’ın davasının reddine, … davasının kısmen kabulüne, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptal edilerek … ve fen bilirkişi tarafından düzenlenen 06.10.2010 tarihli krokili raporda (A) harfi ile işaretlenen 13289,83 m2 ve (B2) ile işaretlenen 3696,08 m2 bölümlerinin … niteliği ile … adına, (B1) ile işaretlenen 9491,64 m2 kesiminin davalı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hükmün davacılardan … tarafından (B1) ile işaretlenen bölüm yönünden temyiz edilmesi üzerine hüküm Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 13.10.2011 tarih ve 2011/8504-11491 K. sayılı kararı ile onanmış, davacı … karar düzeltme talebi üzerine ise Dairenin 13.02.2012 tarih ve 2012/166-1722 karar sayılı kararı ile karar düzeltme isteğinin reddine karar verilmiş ve karar kesinleşmiştir.

… Kadastro Müdürlüğünce verilen 29.01.2013 tarihli dilekçede; karar gereği ifraz işlemi yapılacakken fen mühendisi tarafından ibraz edilen 19.07.2010 tarihli raporda Düzköy mahallesi 273 ada 80 sayılı parselde (B2) olarak belirtilen miktarın 3696.08 m2, (A) harfi ile belirtilen yerin 13289.83 m2 ve (B1) ile belirtilen yerin 9491.64 m2 olarak hesaplandığı, koordinatlar üzerinden hesaplama yapıldığında toplam yüzölçüm 80 sayılı parselin yüzölçümü olan 26477,55 m2 olduğu, ancak, (B2, B1 ve A) olarak belirtilen yüzölçümlerin farklı olduğu sehven hatalı yazıldığı maddi hata oluştuğu, koordinatlarda bir değişiklik olmadan (B2) olarak belirtilen yerin miktarının 3687.29 m2 ve (A) harfi ile belirtilen yerin miktarının 13289.83 m2 (B) harfi ile belirtilen yerin miktarı 9491.64 m2 olarak hesaplandığı belirtilerek hükmün düzeltilmesi gerektiği, infazın ancak bu şekilde mümkün olduğu bilirilmiştir.

Mahkemece taraflara tebligat yapılıp duruşma açıldıktan sonra kadastro müdürlüğünün tavzih talebinin kabulüne; mahkemenin 2007/6 Esas ve 2010/290 Karar sayılı 13/02/2012 kesinleşme tarihli kararın l nolu fıkranın (A) bendinde Harita Mühendisi … …

06/10/2010 havale tarihli teknik raporundaki (A) harfi ile işaretli 13289,83 m2’lik kısmın tashihen 13299,82 m2 olarak düzeltilmesine, teknik raporun (B2) ile gösterilen 3696.08 m2’lik kısmın tashihen 3687,29 m2 olarak düzeltilmesine, teknik raporda (B1) raporla işaretli 9491,64 m2`lik kısmın tashihen 9490,44 m2 olarak düzeltilmesine karar verilmiş hüküm, davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dairenin 30/10/2014 tarih ve 2014/5238 - 8935 E. K. sayılı kararıyla hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “Her ne kadar; mahkemece, tavzih talebinin kabulüne karar verilmiş ise de dosya incelendiğinde; kadastro müdürlüğünün 29.01.2013 tarihli yazısı üzerine, mahkemece talebin kabul edilerek, hükmün tavzihi yoluna gidildiği anlaşılmaktadır.

Hükmün tavzihinin hangi şartlarda ve nasıl yapılacağı HMK`nın 305 ve 306. maddelerinde (HUMK m.455 - 457) düzenlenmiştir. Buna göre, hükmün tavzihini, ancak, davanın tarafları isteyebilir. O halde, somut olayda olduğu gibi, davanın taraflarınca yapılmış bir tavzih talebi bulunmadığından, uyuşmazlığı çözümlemekle yükümlü olduğu tartışmasız olan mahkeme hakiminin, hükmü kendiliğinden tavzih etmesi olanaksızdır. Doktrinde de kabul edildiği üzere, ilgili kurumlarca, hükmün tavzihini gerektiren hususların tesbit edilmesi halinde, bu kurumlarca, hükmün tavzihi için talep hakkı bulunan taraflara bildirimde bulunulması gerekir. Hal böyle olunca; mahkemece, davanın tarafı olmayan kadastro müdürlüğünün tavzih talebinin aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsizdir” denilmektedir.

Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra tavzih talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından temyiz edilmiştir.

Dava dilekçesindeki açıklamaya ve dosya kapsamına göre dava, kesinleşen mahkeme kararının tavzih yoluyla düzeltilmesine ilişkindir.

Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 20/06/2017 gününde oy birliği ile karar verildi.


YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ Esas : 2017/2124 Karar : 2017/3685 Tarih : 13.06.2017

  • HMK 306. Madde

  • Tavzih Talebi ve Usulü

Davacı vekili, davalı ile kısmi bölünme sözleşmesi imzalandığını, davalının kiremit fabrikaları işletmelerinin bölünme konusu yapıldığını, genel kurulların sözleşmeyi onayladığını, 25.01.2007 tarihinde ticaret sicilde tescil edildiğini, ancak davalı şirkete ait bir kısım taşınmazlar ile “…” markasının devrinin gerçekleşmediğini, bölünme işleminin ticaret siciline tescille beraber geçerlilik kazandığını ileri sürerek, dava konusu taşınmazların ve markanın davacı adına tescilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, taşınmazlar yönünden davanın kabulüne, taşınmazların tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, marka yönünden pasif husumetten reddine dair verilen karar temyiz incelemesinden geçmek suretiyle kesinleşmiş ve daha sonra davacı vekilinin talebiyle tavzih kararı verilmiştir.

Tavzih kararını davalı vekili temyiz etmiştir.

1- İstem, mahkeme hükmünün tavzihine ilişkindir. HMK 306. maddesine göre tavzih dilekçesinin cevap süresi belirlenmek suretiyle karşı tarafa tebliği, mahkemece gerekli görülmesi halinde her iki tarafın sözlü beyanda bulunması için çağrılması gerekmekte olup, mahkemece tavzih talebi üzerine yukarıda belirtilen maddedeki usul kurallarını gözetilmeden, karşı tarafa tavzih dilekçesi tebliğ edilmeden dosya üzerinden karar verilmiştir. Bu durumda mahkemece, HMK 306. maddesi uyarınca, tavzih ve verilirse cevap dilekçelerini karşı tarafa tebliğ edip, gerekli görülmesi halinde iki tarafı sözlü beyanda bulunmaları için davet ederek karar verilmesi gerekirken açıklanan usule uyulmadan karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 13/06/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ Esas : 2017/20501 Karar : 2017/8964 Tarih : 25.05.2017

  • HMK 306. Madde

  • Tavzih Talebi ve Usulü

1- Gerekçeli karar başlığında dava tarihinin “26.07.2013” yerine “12.10.2015 “ olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hata kabul edilmiştir.

2- Mahkemece yapılan yargılama sonunda oluşturulan gerekçeli kararda davalı Bakanlığa harç yükletilmiş, davacı vekilinin talebi üzerine 17.01.2017 tarihli “ TASHİH ŞERHİ “ başlıklı yazı ile;

” Mahkememizce yapılan resen inceleme sonucunda;

Her ne kadar gerekçeli kararın hüküm kısmında “ davacı tarafından yatırılan 92,65 TL. harcın davacıdan alınarak davacıya verilmesine “ yazılmış ise de;

Davalının … olması ve harçtan muaf olması sebebiyle hükmün bu kısmının;

” Davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına;

Olarak düzeltilmesine dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi. “ denilerek tashih kararı şeklinde bir karar verilmiştir.

Davacı vekilinin 01.02.2017 tarihli “ harçların iadesine karar verilmesi talebini “ içeren tashih şerhinin düzeltilmesine ilişkin dilekçesi üzerine 20.02.2017 tarihli “ TASHİH ŞERHİ “ başlıklı yazı ile bu kez;

” 17.01.2017 tarihli tashih şerhinde hata yapıldığı anlaşıldığından 17.01.2017 tarihli tahsis şerhinin iptal edilerek;

Her ne kadar gerekçeli kararın hüküm kısmında “ Alınması gerekli 273,24 TL. karar ve ilam harcının peşin alınan 68,35 TL. harçtan mahsubu ile bakiye 204,89 TL. nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına “ yazılmış ise de;

Davalının … olması ve harçtan muaf olması sebebiyle hükmün bu kısmının;

” Davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına; olarak düzeltilmesine dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi. “ denilerek tashih kararı şeklinde bir karar verilmiştir.” Şeklindeki karar ile tashih şerhi düzeltilmiştir.

Mahkemenin bu kararları HMK. nun 304, 305 ve 306. Maddelerine aykırıdır.

Basit yargılama usulünde hükmün nasıl tefhim edileceği HMK. nun 321. maddesinde, hükmün unsurlarının neler olduğu HMK. nun 297. Maddesinde detaylıca açıklanmıştır.

6100 Sayılı HMK. na göre Mahkemece karar verildikten sonra kararda değişiklik yapılabilmesi iki halde kabul edilmiştir.

Bu hallerden ilki 304. maddede düzenlenen “ hükmün tashihi, diğeri 305. maddede düzenlenen “ hükmün tavzihi “ dir.

Mahkemece “TASHİH ŞERHİ” adı altında karar verilirken HMK. nun 306. maddesindeki usullere uyulmamıştır.

Mahkemenin “tashih şerhi” adı altında yaptığı düzeltme “ davalıya yüklenen borçların değiştirilmesidir”

Hüküm altına alınan karar ilam harcı ile harç masrafının tashih yolu ile düzeltilmesi mümkün değildir.

Hüküm altına alınan karar ilam harcı ile harç masrafına ilişkin yapılan hatanın HMK. nun 305. Maddesinde belirtilen “ hükmün tavzihi “ yoluyla düzeltilmesi de mümkün değildir.

Hükmün tavzihinin sınırı HMK. nun 305/2. maddesinde özellikle belirtilmiştir.

HMK. nun 305/2. maddesine göre “Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.”

Mahkemenin “tashih şerhi” adı altında yaptığı düzeltme “ davalıya yüklenen borçların değiştirilmesidir” Davacının kabulü ile de olsa hükümde bu anlamda hiçbir değişiklik yapılamaz. Bu husus tashih yolu ile düzeltilebilecek bir hal değildir.

Mahkemenin 17.01.2017 ve 20.02.2017 tarihli tashih şerhi adı altında yaptığı düzeltmeler HMK. nun 305/2. maddesine açıkça aykırıdır.

Bu düzeltmelerin yapılabileceği kabul edilse bile yapılan düzeltmeler şekil itibarı ile de usule uygun olmayıp, yetersizdir. Hükmü düzeltmemektedir.

Açılan davada davalının/davalıların tamamının harçtan muaf olduğu hallerde davanın kabul yada kısmen kabulüne karar verildiğinde karar ilam harcı ile davacının yaptığı harç masraflarına ilişkin olarak;

“– Davalı/davalılar harçtan muaf olduğundan davalı/davalılar aleyhine harca hükmedilmesine yer olmadığına,

-Davacının yatırdığı başvuru harcı, peşin harç ( ve varsa ) ıslah harcının karar kesinleştiğinde ve isteği halinde davacıya iadesine” şeklinde karar verilmelidir.

Davada harçtan muaf olan davalının yanında harçtan muaf olmayan davalı/davalılar var ise karar ilam harcı ile davacının yaptığı harç masrafları harç masrafının kabul redde göre oranlanmayacağı gözden kaçırılmadan harçtan muaf olmayan davalı/davalılara yükletilmelidir.

Mahkemece her iki tashih şerhinde de davacının yatırdığı harçların ne olacağına ilişkin bir karar verilmemiştir.

Sonuç olarak Mahkemenin HMK. nun 304, 305 ve 306. maddelerine aykırı olan “17.01.2017 ve 20.02.2017 tarihli tashih şerhi adı altında yaptığı düzeltmelerin yok hükmünde sayılmasına,

492 Sayılı Harçlar Kanunu’ nun 13/j maddesi uyarınca harçtan muaf olan davalı Bakanlığa harç yükletilmesi hatalı olup, bozma sebebi ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün HMK. nun geçici 3/2. maddesi yollaması ile HUMK. nun 438/7. Maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.

Sonuç:

Hüküm fıkrasının harca ve harç masrafına ilişkin paragraflarının tamamen çıkartılarak yerine;

“- Davalı Bakanlık harçtan muaf olduğundan Bakanlık aleyhine harca hükmedilmesine yer olmadığına,

-Davacının yatırdığı başvuru harcı ile peşin harcın karar kesinleştiğinde ve isteği halinde davacıya iadesine “ paragraflarının yazılmasına, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 25.05.2017 oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ Esas : 2016/20254 Karar : 2016/15045 Tarih : 22.06.2016

  • HMK 306. Madde

  • Tavzih Talebi ve Usulü

1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanunî gerektirici sebeplere göre, davalı … Üniversitesinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Mahkemece davalı Üniversitenin 2547 Sayılı Yasa’ nın 56/b maddesi uyarınca harçtan muaf olduğu gözetilmeden hüküm kurulmuştur.

Davalı Üniversite vekilinin temyiz dilekçesini ibrazından sonra gerekçeli kararın arkasına tashih şerhi yazılarak, harca ilişkin paragrafın silinip HMK.304/1 maddesi gereğince maddi hata kabulü ile düzeltildiği ayrıca vekalet ücretinin de aynı taraftan alınıp aynı tarafa verildiği belirtilerek maddi hata yapıldığının kabulü ile bu hususun da aynı madde gerekçesi ile düzeltildiği belirtilmiştir.

Hükmün tashihi ( maddi hataların düzeltilmesi ) HMK. nun 304. maddesinde hükmün tashihi başlığı ile;

“ MADDE 304- (1) Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir.

(2) Tashih kararı verildiği takdirde, düzeltilen hususlarla ilgili karar, mahkemede bulunan nüshalar ile verilmiş olan suretlerin altına veya bunlara eklenecek ayrı bir kâğıda yazılır, imzalanır ve mühürlenir.” şeklinde düzenlenmiştir.

Tavzih müessesi HMK. nun 305. maddesinde hükmün tavzihi başlığı ile ;

MADDE 305- (1) Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir.

(2) Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez. şeklinde,

Tavzih talebi ve usulü ise HMK.nun 306. Maddesinde;

“ MADDE 306- (1) Tavzih, dilekçeye tarafların sayısı kadar nüsha eklenmek suretiyle hükmü veren mahkemeden istenebilir. Dilekçenin bir nüshası, cevap süresi mahkemece belirlenerek karşı tarafa tebliğ edilir. Cevap, tavzih talebinde bulunan tarafa tebliğ olunur.

(2) Mahkeme, cevap verilmemiş olsa bile dosya üzerinde inceleme yaparak karar verir; ancak gerekli görürse iki tarafı sözlü açıklamalarını yapabilmeleri için davet edebilir.

(3) Mahkeme tavzih talebini yerinde gördüğü takdirde 304 üncü madde uyarınca işlem yapar. “ şeklinde düzenlenmiştir.

Mahkemece yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda tavzih yolu ile düzeltilmesi gereken hususun hatalı olarak tashih yolu ile düzeltildiği, düzeltme usulüne ilişkin HMK.nın 306. maddesine de uyulmadığı, ayrıca yargılama giderine de peşin harç ile başvuru harcının da dahil edildiğinin gözden kaçırıldığı anlaşılmakla, belirtilen hatalar bozma sebebi ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün HMK. nun geçici 3/2. maddesi yollaması ile HUMK. nun 438/7. Maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.

Sonuç:

-Hüküm fıkrasının karar ilam harcına ilişkin “Alınması gereken 29,20 TL ilam harcından peşin alınan 25,20 TL`nin mahsubu ile bakiye 4 TL ilam harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,” şeklindeki paragrafın çıkartılarak yerine;

“Davalı Üniversite 2547 Sayılı Yasa’ nın 56/b maddesi uyarınca harçtan muaf olduğundan harca hükmedilmesine yer olmadığına,

Davacının yatırdığı 25,20 TL başvuru harcı ile peşin harcın karar kesinleştiğinde ve isteği halinde davacıya iadesine,” paragrafının yazılmasına,

-Hüküm fıkrasının yargılama giderine ilişkin “Davacı tarafından yapılan 102,00 TL mahkeme masrafı ile 25,20 TL peşin ve başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” paragrafının çıkartılarak, yerine;

“ Davacının yaptığı harçlar hariç toplam 102,00 TL. yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,“ paragraflarının yazılmasına, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 22.06.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ Esas : 2016/13089 Karar : 2016/11965 Tarih : 20.06.2016

  • HMK 306. Madde

  • Tavzih Talebi ve Usulü

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplerle ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-Davalı-davacı kadın dava dilekçesinde düğünde takılan 22 ayar 50 gram set takımı, 22 ayar 20’şer gram 5 adet burma bilezik, 12 gram 1 adet bilezik, 45 gram 14 ayar bir adet bileklik, 2 adet zincir, 1 adet yüzük toplamı 207 gram altın ile bir adet altın saatin aynen iadesine veya 15.000,00 TL’nin yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. Davacı-davalı erkek yüzük dışındaki ziynet eşyalarını kabul ettiğini aynen iade edeceğini beyan etmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonrası verilen kararda davacı-davalı erkeğin kabul etmediği yüzüğün iadesine de karar verilmiş, öte yandan iadeyi kabul ettiği, saat konusunda iadesine karar verilmemesi doğru olmamıştır.

3-Mahkemece verilen ilk hüküm, tarafların temyizi üzerine Dairemizce 02.12.2014 tarihinde esasa ilişkin noktalardan kısmen bozulmuştur. Davacı bozmadan sonra 01.12.2015 tarihinde verdiği dilekçe ile ziynetlere ilişkin talebini ıslah etmiş, ıslahla talebini arttırmıştır. Islah tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir. (HMK m. 177/1). Yargıtayca hüküm bozulduktan sonra bu yoldan faydalanmak mümkün değildir (04.02.1948 tarihli 10/3 sayılı İçt. Bir. Kararı). Bu husus nazara alınmadan ıslaha geçerlilik tanınarak başlangıçta talep edilen miktarın aşılması suretiyle hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

4-Davalı-davacı kadının ziynet alacağına ilişkin talebi kabul edildiği ve kendisini vekille temsil ettirdiği halde davacı-davalı erkek yararına vekalet ücreti takdir edilmesi doğru görülmemiştir.

5-Tavzih, dilekçeye tarafların sayısı kadar nüsha eklenmek suretiyle hükmü veren mahkemeden istenebilir. Dilekçenin bir nüshası, cevap süresi mahkemece belirlenerek karşı tarafa tebliğ edilir. Cevap, tavzih talebinde bulunan tarafa tebliğ olunur. Mahkeme, cevap verilmemiş olsa bile dosya üzerinde inceleme yaparak karar verir; ancak gerekli görürse iki tarafın sözlü açıklamalarını yapabilmeleri için davet edebilir (HMK m. 306/1-2). Davalı kadının tavzih talebi hakkında açıklandığı şekilde usulüne uygun işlem yapılarak sonucuna göre karar vermek gerekirken, bu husus gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2., 3., 4. ve 5. bentlerde gösterilen sebeplerle ( BOZULMASINA ), bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ( ONANMASINA ), temyiz peşin harcının istek halinde yatıranlara geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ Esas : 2016/8437 Karar : 2016/9966 Tarih : 6.06.2016

  • HMK 306. Madde

  • Tavzih Talebi ve Usulü

Tavzih talep eden davacı Hazine vekili, 05.06.2015 tarihli dilekçesinde özetle; mahkemenin 18/04/2012 tarih 2012/79 esas 2012/113 karar sayılı kesinleşmiş ilamı ile 314 ada 3 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan 562,626 m²’lik kısmının tapu kaydının iptali ile tespit dışı bırakılmasına karar verildiğini, söz konusu kararın infazı için Kadastro Müdürlüğü’ne başvurduklarını, ancak Kadastro Müdürlüğü`nün 23/09/2013 tarihli cevabi yazısında; mahkeme kararındaki tapu kaydı ve parsel koordinatlarının sınırlandırmasının Müdürlüklerince yapılan yenileme çalışmalarından önceki kayıtlarla alınmış olmasından dolayı kararın infazında uyumsuzluk oluştuğunun ve kararın mevcut haliyle infaz edilemediğinin belirtildiğini açıklayarak karardaki tapu miktarı ve koordine değerlerinin tavzih yoluyla düzeltilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; talep edilen tavzih içeriğinin maddi hata niteliğinde olmayıp, hükmü değiştirecek nitelikte olduğu, bu nedenle de yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle tavzih talebinin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz istemi, 23.06.2015 tarihli tavzih talebinin reddine ilişkin ek karara yöneliktir. Tavzih talebinde bulunulduğunda nasıl işlem yapılacağı 6100 sayılı HMK`nın 306. maddesinde gösterilmiştir. Anılan maddenin 1.fıkrasında tavzih dilekçesinin bir nüshasının mahkemece cevap süresi de belirlenmek suretiyle karşı tarafa tebliğ edileceği, 2. ve 3. fıkralarında ise inceleme usulü ve kararın şekli gösterilmiştir. Tavzih dilekçesinin bir nüshası karşı tarafa cevap süresi belirlenerek tebliğ edilmeden karar verilmiştir. Bu nedenle temyiz edilen hükmün kanunda gösterilen şekilde işlem ve inceleme yapılmak üzere bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün (ek karar) 6100 sayılı HMK’nın geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK`nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

06.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ Esas : 2015/18144 Karar : 2016/7676 Tarih : 28.04.2016

  • HMK 306. Madde

  • Tavzih Talebi ve Usulü

Dava, kredi kartı sözleşmesine dayanan banka alacağın tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.

Mahkemece, davalının davacı bankaya olan kredi kartı borcunun aksaması nedeni ile borcun yapılandırılarak ödemelerin taksitlendirildiği, hesabın kat edildiği ancak davalıya tebliğ edilmeden davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı, takip tarihi itibariyle muacceliyet şartının gerçekleşmediği, takibin icra tarihine kadar vadesi gelmiş borçlar üzerinden devam etmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Temyize konu edilen kararın 3 nolu bendinde “6. İcra müdürlüğünün kararının tazminat talebinin reddine” şeklinde hüküm kurulmuş, daha sonra tashih şerhi`` başlıklı tutanak ile bir kısım eklenerek kısa hüküm fıkrasının 3. Bendinin alacak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına yazılması gerekirken hata yapıldığı ve “ 3. Bendinde

“6. İcra müdürlüğünün kararının tazminat talebinin reddine” şeklinde yazıldığı anlaşıldığından kısa hüküm fıkrasının “3. Bendinde alacak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına” şeklinde tashihine karar verildiği 04/06/2015 tarihinde belirtilmiştir.

6100 sayılı HMK’nun hükmün tashihi başlıklı 304.maddesinde “Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece re`sen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir. Tashih kararı verildiği takdirde, düzeltilen hususlarla ilgili karar, mahkemede bulunan nüshalar ile verilmiş olan suretlerin altına veya bunlara eklenecek ayrı bir kâğıda yazılır, imzalanır ve mühürlenir.“, hükmün tavzihi başlıklı 305.maddesinde “Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez. “, tavzih talebi ve usulü başlıklı 306.maddesinde “Tavzih, dilekçeye tarafların sayısı kadar nüsha eklenmek suretiyle hükmü veren mahkemeden istenebilir. Dilekçenin bir nüshası, cevap süresi mahkemece belirlenerek karşı tarafa tebliğ edilir. Cevap, tavzih talebinde bulunan tarafa tebliğ olunur.Mahkeme, cevap verilmemiş olsa bile dosya üzerinde inceleme yaparak karar verir; ancak gerekli görürse iki tarafı sözlü açıklamalarını yapabilmeleri için davet edebilir. Mahkeme tavzih talebini yerinde gördüğü takdirde 304 üncü madde uyarınca işlem yapar.“ hükmü bulunmaktadır.

Yukarıda anılan 6100 sayılı HMK’nun ilgili maddelerine göre gerek tashih yoluyla ile gerekse tavzih yolu ile hüküm fıkrası sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez. Bu durum 6100 sayılı HMK`nun 304-305-306 maddelerine aykırılık teşkil etmektedir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 28.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 14. HUKUK DAİRESİ Esas: 2014/14418 Karar: 2015/10422 Tarih: 16.11.2015

  • HMK 306. Madde

  • Tavzih Talebi ve Usulü

Dava, yazılı sözleşme ile yükleniciden temlik alınıp bedelinin ödendiği ve davacıya teslim edildiği ileri sürülen, tapuda davalı adına kayıtlı bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile davacı adına tescili, mümkün olmadığı takdirde ödenmiş olan satış bedelinin yasal faiziyle tahsili isteğine ilişkindir.

Davalı vekili, davacının yazılı sözleşme gereğince bakiye 7.000,00 TL bedeli ödemesi halinde dava konusu 10 no’lu dairenin tapusunu davacıya vermeye hazır olduğunu beyanla davanın reddini savunmuş, birleştirilen dosyada davacı R. Ö. aleyhine bakiye satış bedelinin tahsili için İnebolu İcra Müdürlüğünün 2012/659 Esas (Bozkurt İcra Müdürlüğünün 2012/119 Esas sayılı) icra dosyasında borçlunun yapmış olduğu itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemiyle açmış olduğu davanın kabulünü istemiştir.

Mahkemece, taraflar arasındaki yazılı satış sözleşmesi gereğince davacının bakiye 7.000,00 TL satış bedelini ödediğine yönelik tanık ile ispat talebinin reddine; davacıya 11.02.2014 tarihli celsede verilen, bakiye bedelin depo edilmesi kararına rağmen depo etmediğinden, ayrıca davacı tarafından teklif edilen yemini davalının eda ederek bakiye 7.000,00 TL’yi davacıdan tahsil etmediğine dair imzalı beyanı nedeniyle davacının kusurlu olduğuna; davacının cebri tescil veya satış bedelinin iadesine yönelik davasının reddine, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.

Hükmü, davacı ve birleştirilen dosyada davalı vekili temyiz etmiştir.Dava, yüklenicinin bağımsız bölüm temlikine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmaz ise satış bedelinin tahsili, birleştirilen dava ise icra takibine itirazın iptali ve inkar tazminatı isteğine ilişkindir.

Dosya içerisindeki belge ve delillere ve taraflar arasındaki satış sözleşmesine göre bakiye bedelin ödenmediği sabit olup, yüklenici bu bedel için icra takibi yapmakla tercih hakkını bedel ödendiği takdirde davacı R. Ö.’e dava konusu bağımsız bölümün mülkiyetini devredeceği yönünde kullanmıştır. Bu durumda takibe itirazın iptaline karar verildiğine göre birlikte ifa kuralı gereğince asıl davanın konusunu oluşturan ve davalı adına kayıtlı bulunan bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

Ayrıca, HMK’nın 305,306 maddelerinde düzenlenen tavzih, bir hükmün yeterince açık olmaması, icrasında tereddüt uyandırması veya birbirine aykırı fıkralar ihtiva etmesi halinde hükümdeki gerçek anlamın meydana çıkarılması için başvurulan bir yol olup bu maddelere göre açık olmayan, icrasında tereddüt uyandıran veya çelişik fıkralar içeren hükümlerin tavzihi istenebileceğinden tavzih yoluyla talebin ve buna bağlı olarak hükmün ya da doğrudan doğruya hükmün esasının değiştirilmesi mümkün değildir.

Mahkemece tüm bu hususlar gözardı edilerek tavzih kararı ile yazılı şekilde yeni hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.11.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ Esas: 2014/7674 Karar: 2014/6795 Tarih: 05.05.2014

  • HMK 306. Madde

  • Tavzih Talebi ve Usulü

Dava, hasımsız olarak açılan vasiyetin tenfizi ve davacının vasiyeti tenfiz memuru olarak atanma isteminden ibarettir.

Mahkemenin, davanın reddine dair kararının davacı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 1.3.2011 tarih ve 2011/3017-2988 Sayılı kararı ile; “davacının muris tarafından vasiyeti tenfiz memuru olarak atandığı, bu sebeple davacıya vasiyetnamenin tenfizi konusunda yetki verilmesi gerekir” gerekçesi ile bozulmuş olup, mahkemece, bozma ilamına uyulmak suretiyle davacıya vasiyetnamenin tenfizi için yetki verilmiştir. Bozmaya uyulmak suretiyle oluşturulan hükmün 2. paragrafında davaya asli müdahale dilekçesi veren mirasçı M. Sencer ile Milli Eğitim Bakanlığının davaya asli müdahil olarak katılma taleplerinin reddine karar verilmiş, bu hüküm kesinleşmiştir.

Aynı davada Ankara İl Özel İdaresinin de asli müdahale istemi bulunmakta olup, mahkemeye müracaat ederek bu konuda karar verilmesi istenilmiş, mahkemece, 10.10.2013 tarihli tavzih kararı ile 29.9.2011 tarihli kararın ına “Ankara İl Özel İdaresinin de asli müdahale talebinin reddine dair karar verilmiş, bu karar süresinde asli müdahale talep eden Ankara İl Özel İdaresi tarafından temyiz edilmiştir.”

6100 Sayılı HMK’nın 305/1.maddesi gereğince taraflardan biri, hüküm yeterince açık değil veya icrasında tereddüt hasıl oluyor ya dabirbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar tavzih suretiyle hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir.

Ancak, aynı maddenin 2.fıkrası hükmü uyarınca, hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez. Somut uyuşmazlıkta, mahkemece, tavzih suretiyle Ankara İl Özel İdaresinin asli müdahale talebinin reddinekarar verilmesi anılan yasa hükmüne aykırı olup tavzihe konu olamayacağı gibi esasen HMK’nın 306.maddesinde düzenlenen tavzih usulüne uyulmaksızın karar verilmesi de doğru olmamış, tavzih kararının bu sebeple bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde temyiz edene iadesine, 05.05.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 23. HUKUK DAİRESİ Esas: 2013/8209 Karar: 2014/1797 Tarih: 11.03.2014

  • HMK 306. Madde

  • Tavzih Talebi ve Usulü

Davacı vekili, müvekkili ile davalı yüklenici arasında imzalanan 17.09.2007 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin ile bu sözleşmeden önce imzalanan 23.01.2007 tarihli sözleşme taslağına göre, yapılacak olan binanın isminin A… Plaza olacağının kararlaştırıldığını, ancak davalının binanın değişik yerlerine astığı üç ayrı tabelada S…& A… ismini kullanarak sözleşmeye aykırı davrandığını ileri sürerek, bu tabelaların kaldırılarak, yerine ‘‘A… Plaza’’ ismini içeren tabelaların asılmasını talep ettikleri davada, Mahkemece davanın kabulüne ilişkin verilen kararın kesinleştiğini, fakat ilamın infazına ilişkin Bursa 15. İcra Müdürlüğü’nün 2013/6101 Esas sayılı takip dosyasındaki 28.08.2013 tarihli kararında, ilamın bir adet tabelaya ilişkin olduğu, garaj kapısında ve çatıya yakın bölümdeki tabelalarla ilgili ilamda bir hüküm bulunmadığı gerekçesiyle bu iki tabelaya ilişkin olarak ilamın infaz edilmediğini, ilamın icrasında tereddüt meydana geldiğini, bu nedenle ilamın açıklanması gereği doğduğunu ileri sürerek, 6100 sayılı nın gereği hükmün tavzihini talep etmiştir.

Mahkemece, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; 04.09.2013 tarihli kararla, davacı vekilinin dava dilekçesinde; taraflarca imzalanan 23.1.2007 tarihli sözleşme taslağının : tabela olarak A… Plaza isminin kullanılacağının kabul edilmesine rağmen, davalı şirketin inşaata astığı üç tabelada S…&A… ismini kullandığını, söz konusu üç adet tabelanın kaldırılmasına, yerine A… Plaza ismini içeren tabelaların asılmasına karar verilmesini talep ettiği, gerekçeli kararda A… Plaza marka tescil belgesine uygun olarak taşınmazdaki S…&A… tabelasının indirilerek yerine altınoğlu plaza ismini içerir tabelanın asılmasına karar verildiği, hükmün infazı sırasında tereddüt oluştuğu, hükmün ifası açısından açıklanmasında yarar bulunduğu gerekçesiyle, talebin kabulü ile Mahkemenin 12.01.2012 tarih ve 2010/675 Esas, 2012/692 Karar sayılı gerekçeli kararının hüküm bölümünün ının “A… Plaza marka tescil belgesine uygun olarak … ili, … ilçesi, … mahallesi, … caddesi, 3399 ada, 12 parsel sayılı taşınmazdaki S…& A… yazılı bulunan 3 tabelanın da indirilerek, yerine A… Plaza ismini içerir tabelanın asılmasına” şeklinde tavzihine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1- ) 6100 sayılı HMK’nın 306. maddesinde “ ( 1 )Tavzih, dilekçeye tarafların sayısı kadar nüsha eklenmek suretiyle hükmü veren mahkemeden istenebilir. Dilekçenin bir nüshası, cevap süresi mahkemece belirlenerek karşı tarafa tebliğ edilir. Cevap, tavzih talebinde bulunan tarafa tebliğ olunur.

( 2 ) Mahkeme, cevap verilmemiş olsa bile dosya üzerinde inceleme yaparak karar verir; ancak gerekli görürse iki tarafı sözlü açıklamalarını yapabilmeleri için davet edebilir.

( 3 ) Mahkeme tavzih talebini yerinde gördüğü takdirde 304 üncü madde uyarınca işlem yapar.” hükmü yer almaktadır. Mahkemece, anılan hüküm gereği tavzih dilekçesinin diğer tarafa tebliğ edilmesi, tavzih istemine karşı varsa beyanlarını sunma olanağının tanınması, bundan sonra tavzih istemi hakkında bir karar verilmesi gerekirken, anılan hükümde yer alan usule uyulmadan, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.

2- ) Bozma nedenine göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


UYARI

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Makale Yazarlığı İçin

Avukat veya akademisyenler hukuk makalelerini özgeçmişleri ile birlikte yayımlanmak üzere avukatbd@gmail.com adresine gönderebilirler. Makale yazımında konu sınırlaması yoktur. Makalelerin uygulamaya yönelik bir perspektifle hazırlanması rica olunur.

Paylaş
RSS