0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Senette Çıkıntı, Kazıntı ve Silinti

HMK Madde 207

(1) Senetteki çıkıntı, kazıntı veya silinti ayrıca onanmamışsa, inkâr hâlinde göz önünde tutulmaz. Bu tür çıkıntı, kazıntı veya silinti mahkemece senedin geçerliliğine ve anlamına etkili olacak nitelikte görülürse, senet kısmen veya tamamen hükümsüz sayılabilir.



HMK Madde 207 Gerekçesi

Maddeyle, senedin güvenilirliğinde tereddüt doğuracak şekilde çıkıntı, kazıntı veya silintinin var olması hâlinde, geçerliliğine ilişkin hüküm gösterilmiştir. 1086 sayılı Kanunun 298 inci maddesi hükmü daha açık ve net bir hâle getirilmiştir. Burada özellikle belirtilmesi gereken husus, kazıntı veya silinti bulunması hâlinde, kazıntı veya silinti ile ortadan kaldırılan senet kısmının dikkate alınması gerektiğidir.


HMK 207 (Senette Çıkıntı, Kazıntı ve Silinti) Emsal Yargıtay Kararları


YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ Esas : 2016/17156 Karar : 2017/9056 Tarih : 8.06.2017

  • HMK 207. Madde

  • Senette Çıkıntı, Kazıntı ve Silinti

Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;

Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan icra takibinde, borçlunun icra mahkemesine yaptığı başvuruda, sair nedenlerin yanında takip dayanağı bono altındaki imzanın kendisine ait olmadığını, bedel bölümünde de tahrifat yapıldığını ileri sürerek takibin iptaline ve tazminata hükmedilmesini talep ettiği, mahkemece; takibe konu senette tahrifat yapılmış olması nedeniyle senedin kambiyo vasfını yitirmiş olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile anılan takibin borçlu yönünden iptaline ve alacaklı aleyhine tazminata hükmedildiği anlaşılmaktadır.

Somut olayda; borçlunun icra mahkemesine başvurusu, imzaya ve senedin bedel bölümünde tahrifat yapıldığına ilişkin borca itiraz niteliğindedir. İmza itirazına yönelik olarak mahkemece yaptırılan ilk bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 16.09.2014 havale tarihli raporda; takip dayanağı senedin tanzim esnasında, ödeyecek bölümüne isim ve adres bilgilerini ihtiva eden yazı ve rakamların borçlu tarafından yazılıp, üst tarafındaki haneleri boş bırakılarak iki adet borçlu imzasının da yine borçlu tarafından atıldığı`` tespit olunmuştur. Tahrifat iddiasına dair yine mahkemece yaptırılan diğer bilirkişi incelemesi sonucu, Adli Tıp Kurumunca düzenlenen ve hükme esas alınan 25.05.2015 tarihli raporda da senedin bedel bölümünde 8.500 rakamı yazılı iken bedel kısmının 88.500 haline dönüştürülerek tahrif edildiğinin bildirildiği görülmüştür.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 207. maddesinde; “Senetteki çıkıntı, kazıntı veya silinti ayrıca onanmamışsa, inkar halinde göz önünde tutulmaz. Bu tür çıkıntı, kazıntı veya silinti mahkemece senedin geçerliliğine ve anlamına etkili olacak nitelikte görülürse, senet kısmen veya tamamen hükümsüz sayılabilir” hükmü yer almaktadır (1086 sayılı HUMK`nun 298. maddesi). Buna göre, mevcut olan çıkıntı veya senet metni altındaki hak ve silinti ayrıca tasdik edilmemiş ise, inkar halinde yok hükmündedir. Bir başka anlatımla, senet üzerinde yapılan değişikliklerin geçerli olabilmesi için, düzenleyen tarafından imza veya paraf edilmek suretiyle onanması gerekir. Onanmamış çıkıntı, kazıntı veya silintinin tespit edilmesi halinde, senedin düzeltme öncesi durumuna göre değerlendirme yapılır.

Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre takip dayanağı bononun bedel bölümünde tahrifat yapıldığının saptanması halinde, senedin tahrifattan önceki miktar için geçerli sayılması gereklidir (HGK`nun 14.05.2003 tarih ve 2003/12-347 E., 2003/345 K. sayılı kararı).

Öte yandan borca itiraz hakkında uygulanması gereken İİK`nun 169/a maddesinin 5. fıkrasında; “İtirazın kabulü kararı ile takip durur” hükmüne yer verilmiştir.

O halde, mahkemece, yargılama sırasında alınan 16.09.2014 tarihli ilk raporda takip dayanağı senet altındaki imzaların borçluya ait olduğu tesbit edilmiş olup, … Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi’nin 25.05.2015 tarihli raporunda ise, senette tahrifat olduğu belirlendiğinden ve bononun bedel kısmında yapılan düzeltmeye ilişkin olarak düzenleyenin paraf ya da imzası bulunmadığından, bu durumda senedin değişiklik(tahrifat) öncesi durumuna göre değerlendirme yapılması zorunlu olduğundan İİK’nun 169/a-5. maddesi gereğince, borçlunun borca itirazının kısmen kabulü ile 8.500 TL ve fer`ilerini aşan kısım yönünden takibin durdurulmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ:

Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile ( BOZULMASINA ), oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ Esas : 2016/14316 Karar : 2017/5704 Tarih : 6.04.2017

  • HMK 207. Madde

  • Senette Çıkıntı, Kazıntı ve Silinti

Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;

Alacaklı tarafından çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takipte, borçlunun yasal süresinde icra mahkemesine yaptığı başvuruda, sair itirazlarının yanı sıra 5.000 TL olan bono bedelinde tahrifat yapılarak 155.000 TL üzerinden senedin takibe konulduğunu ileri sürerek borca itiraz ettiği ve takibin iptalini istediği, mahkemece, bilirkişi raporu ve tüm dosya içeriği birlikte değerlendirilerek davanın kabulü ile borçlu yönünden takibin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 207. maddesinde; “Senetteki çıkıntı, kazıntı veya silinti ayrıca onanmamışsa, inkar halinde göz önünde tutulmaz. Bu tür çıkıntı, kazıntı veya silinti mahkemece senedin geçerliliğine ve anlamına etkili olacak nitelikte görülürse, senet kısmen veya tamamen hükümsüz sayılabilir” hükmü yer almaktadır (1086 sayılı HUMK`nun 298. maddesi). Buna göre mevcut olan çıkıntı veya senet metni altındaki hak ve silinti ayrıca tasdik edilmemiş ise inkar halinde yok hükmündedir. Bir başka anlatımla, senet üzerinde yapılan değişikliklerin geçerli olabilmesi için, düzenleyen tarafından imza veya paraf edilmek suretiyle onanması gerekir. Onanmamış çıkıntı, kazıntı veya silintinin tespit edilmesi halinde, senedin düzeltme öncesi durumuna göre değerlendirme yapılır.

Takip dayanağı bonoda tahrifat yapıldığının saptanması halinde, senedin tahrifattan önceki miktar için geçerli sayılması gerekir (HGK`nun 14.05.2003 tarih ve 2003/12-347 E., 2003/345 K. sayılı kararı).

Tahrifat iddiasının çözümü ise, HMK`nun 266. maddesi gereğince, özel ve teknik bir bilgiyi gerektirdiğinden, hakim tarafından bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın tahrifatın olduğu ya da olmadığı sonucuna varılamaz.

Öte yandan borca itiraz hakkında uygulanması gereken İİK`nun 169/a maddesinin 5. fıkrasında; “İtirazın kabulü kararı ile takip durur” hükmüne yer verilmiştir.

Somut olayda; muteriz borçlu, icra mahkemesine başvurusunda, takip konusu senet miktarının 5000,00 TL olmasına rağmen, sonradan yapılan tahrifat ile miktarın 155.000,00 TL’ye dönüştürüldüğünü iddia etmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 18.01.2016 tarihli raporda da, senedin ilk düzenlenmesinde miktarın 5.000,00 TL olarak yazıldığı, sonradan tahrifat yoluyla 155.000,00 TL`ye dönüştürüldüğü tespit olunmuştur.

O halde mahkemece, şikayetin kısmen kabulü ile İİK’nun 169/a-5.maddesi gereğince takibin 5.000,00 TL ve fer`ilerini aşan kısım yönünden durdurulmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle takibin tümden iptali yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ:

Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile ( BOZULMASINA ), oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ Esas : 2015/11443 Karar : 2017/102 Tarih : 17.01.2017

  • HMK 207. Madde

  • Senette Çıkıntı, Kazıntı ve Silinti

Davacı avukat, davalı ile Iğdır İcra Müdürlüğü nezdindeki icra takipleri, … İdare Mahkemesindeki kamulaştırma iptal davası gibi dava takiplerinde avukatlık hizmeti konusunda anlaştıklarını ve aralarında yazılı avukatlık ücret sözleşmesi imzalandığını daha sonra davacının imzasını inkar ettiğini ve sözleşme gereği kararlaştırılan 15.000,00 TL ücretin ödenmediğini, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine de haksız itiraz ettiğini ileri sürerek vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

Davalı, takip dayanağı ücret sözleşmesinin çelişkiler ile dolu olduğunu, avukatlık ücret sözleşmesinin 1. Maddesinin 3.paragrafına göre 5.000 TL olduğunu, kamulaştırma işleminden idare tarafından feragat edildiğini, sözleşmenin hükmüne göre kamulaştırma işleminin her hangi bir nedenle iptal edilmesi halinde avukatlık ücretinin 5.000,00 TL olarak ödeneceğinin taraflarca kabul edildiğini, davalının bunu ödemeyi kabul ettiğini, davacının bunu kabul etmeyerek 15.000,00 TL’yi talep ettiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, avukatlık ücretinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Mahkemece, mevcut 15/08/2005 tarihli avukatlık ücret sözleşmesinin incelenmesinde, avukatın davacı, müvekkilin davalı olduğu, sözleşme hükmüne göre, mahkememizin 2004/204 esas sayılı dosyasının bitiminde davanın reddi halinde 15.000 TL kabulü halinde kamulaştırma bedelinin % 25 i oranında ücret ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davalı tarafça imzaya itiraz edilmediği, sözleşmenin geçerlilik şartlarını taşıdığı, son maddesinin el ile yazılmış olmasının tek başına sözleşmenin geçerliliğine etki etmediği, mahkememizin 2004/204 esas sayılı dosyanın incelenmesinde, davalı … vekilinin avukat … olduğu, feragat nedeni ile davanın reddine karar verildiği, sözleşme şartlarına göre davacının ücrete hak kazandığı, ücretin ödendiğine dair davalı tarafça yazılı delil sunulamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında düzenlenmiş 15.08.2005 tarihli “Avukatlık Ücret Sözleşmesi” başlıklı belgenin 1. maddesinde ücret olarak 5.000,00 TL yazılmışken sonuç bölümünde elle “kamulaştırma halinde miktarın % 25’i, davanın reddi halinde 15.000,00 TL (onbeşbin TL) ödenecektir.” şeklinde ilave ibarenin yazılı olduğu anlaşılmaktadır. 6100 S. HMK’nun 207 maddesinde “senetteki çıkıntı kazıntı veya silinti ayrıca onanmamışsa inkar halinde gözönünde tutulmaz. Bu tür çıkıntı, kazıntı veya silinti mahkemece senedin geçerliliğine ve anlamına etkili olacak nitelikte görülürse, senet kısmen veya tamamen hükümsüz sayılabilir” şeklinde düzenleme yapılmıştir. Buna göre, mahkemece taraflar arasında imzalanan sözleşmenin sonuç kısmına elle yazılı miktarın HMK’nun 207. maddesi kapsamında değerlendirilmek suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17/01/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 21. CEZA DAİRESİ Esas : 2015/6305 Karar : 2016/2167 Tarih : 8.03.2016

  • HMK 207. Madde

  • Senette Çıkıntı, Kazıntı ve Silinti

1-Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik incelemede;

Senedin düzenlendiği tarihte yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 688. maddesine göre, bir senedin bono sayılabilmesi için; “senet metninde (bono) veya (emre muharrer senet) kelimesini ve senet Türkçe`den başka bir dilde yazılmışsa o dilde bono karşılığı olarak kullanılan kelimeyi, kayıtsız ve şartsız muayyen bir bedeli ödemek vaadini, vadeyi, ödeme yerini, kime ve kimin emrine ödenecek ise onun ad ve soyadını, senedin tanzim edildiği gün ve yeri, senedi tanzim edenin imzasını, ihtiva etmesi gerekir. 689. maddeye göre ise; vadesi gösterilmemiş olan bono, görüldüğünde ödenmesi şart olan bir bonodur. Yine, açıklık bulunmadığı takdirde senedin tanzim edildiği yer, ödeme yeri ve aynı zamanda tanzim edenin ikametgahı olarak kabul edilir. Ayrıca, tanzim edildiği yer gösterilmeyen bir bono, tanzim edenin ad ve soyadı yanında yazılı olan yerde tanzim edilmiş sayılır. (Aynı düzenlemeye, 14.02.2011 gün ve 27846 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanununun 776 ve 777. maddelerinde de yer verilmiştir.)

Düzenleme tarihinde yürürlükte olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 298. maddesi de; “Senette mevcut bulunan çıkıntı ve kezalik senedin metninde veya hamişindeki hak ve silinti ayrıca tasdik edilmemiş ise inkar halinde keenlemyekündur. Yalnız bu kabil çıkıntı, hak ve silinti mahkemece senedin sıhhat veya manasına müessir olacak mahiyette görülürse senet kısmen veya tamamen hükümsüz addolunabilir.” şeklindedir. (Aynı düzenleme, 04.02.2011 gün ve 27836 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu`nun 207. maddesinde de yer almaktadır.)

Buna göre; “bono” ile ilgili olarak “resmi belgede sahtecilik” suçunun oluşabilmesi için sahteciliğe konu edilmiş belgenin, Türk Ticaret Kanunu’nda sayılan unsurlarının tümünü taşıyan bir “bono” olması zorunludur. Suçun hukuki konusu, “TTK`na göre düzenlenmiş olan bono”dur. Bu itibarla, unsurlardan bir veya birkaçının eksik olması durumunda, belge bono vasfını yitireceğinden, artık resmi belgede değil, “hukuki bir değer” taşıması şartıyla, özel belgede sahtecilik suçundan bahsedilebilir.

Aynı konuyu düzenleyen, 1086 sayılı HMUK’nın 298, 6100 sayılı HMK`nın ise 207. maddeleri ile yerleşik Yargıtay Kararlarına göre; senette (bonoda) mevcut bulunan çıkıntı, silinti, vs. suretle yapılmış değişiklik ayrıca onaylanmamış ise senet “bono” olma vasfını kaybeder.

Somut olayda;

Sanığın kendi adına unsurları tam olarak düzenleyip ancak takibi zorlaştırmak amacıyla kendisi ile aynı ismi taşıyan amcasının oğlunun T.C. kimlik numarasını da isminin altına eklediği 05.09.2010 vade tarihli senette; yapılan bu eklemenin unsurlardan herhangi birisini geçersiz hale getiremeceği gibi senedin bono vasfını da etkilemeyeceği cihetle, unsurları tam olan suça konu bononun sahteliğinden veya sahteleştirildiğinden söz edilemez.

Belirtilen nedenlerle; somut olayda, kullanıldığı anlaşılan senedin, TTK uyarınca “bononun” tüm unsurlarını taşıdığı anlaşıldığından; yüklenen resmi belgede sahtecilik suçunun maddi unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,

2)Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükmünün incelenmesinde;

Sanığın müştekiden aldığı üzümlere karşılık olarak verdiği, unsurlarında bir eksiklik bulunmayan bonoda herhangi bir sahtelik olmaması, zarar veya borcun kandırıcı nitelikte davranışlar sonucu doğmaması karşısında,dolandırıcılık suçunun maddi unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,

3-Sanık hakkında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik incelemede;

Sanığın katılan …‘tan satın aldığı üzüm bedelinin bir kısmını karşılamak üzere verdiği bonoya kendisi ile aynı kimlik bilgilerini taşıyan amcasının oğlu katılan …`ın T.C. kimlik numarasını ve bu bağlamda kimlik bilgilerini yazarak hakkında icra takibi yapılmasına sebebiyet verdiği ancak herhangi bir soruşturmaya neden olmadığı anlaşılmakla,atılı suçun maddi unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,

Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK`nun 321. maddesi uyarınca kısmen istem gibi ( BOZULMASINA ), 08.03.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.


YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ Esas : 2015/17551 Karar : 2015/29536 Tarih : 26.11.2015

  • HMK 207. Madde

  • Senette Çıkıntı, Kazıntı ve Silinti

Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;

Alacaklı tarafından 6 adet bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile başlatılan icra takibinde, borçlunun, örnek (10) numaralı ödeme emrinin tebliği üzerine yasal süre içerisinde icra mahkemesine başvurusunda diğer itirazları ile birlikte “2”, “3” ve “7” nolu senetlerde tahrifat olduğunu ileri sürerek takibin iptalini talep ettiği, mahkemece; Dairemiz bozma ilamı sonrasında yapılan inceleme neticesinde faize ilişkin itirazın kabulünün ardından “2” nolu senedin keşide ve vade tarihlerinin tahrifat öncesi hali ile değiştirilmesine karar verildiği görülmektedir.

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu`nun 207. maddesinde; “Senetteki çıkıntı, kazıntı veya silinti ayrıca onanmamışsa, inkar halinde göz önünde tutulmaz. Bu tür çıkıntı, kazıntı veya silinti mahkemece senedin geçerliliğine ve anlamına etkili olacak nitelikte görülürse, senet kısmen veya tamamen hükümsüz sayılabilir” hükmü yer almaktadır (1086 Sayılı HUMK 298. madde). Buna göre, mevcut olan çıkıntı veya senet metni altındaki hak ve silinti ayrıca tasdik edilmemiş ise inkar halinde yok hükmündedir. Bir başka anlatımla senet üzerinde yapılan değişikliklerin geçerli olabilmesi için, düzenleyen tarafından imza veya paraf edilmek suretiyle onaylanması gerekir. Onaylanmamış çıkıntı, kazıntı veya silintinin tespit edilmesi halinde, senedin düzeltme öncesi durumuna göre değerlendirme yapılır.

Tahrifat konusunda mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen Adli Tıp Kurumu`nun 17.07.2014 tarihli raporunda; “2” nolu, 04.07.2006 tanzim tarihli, 06.08.2006 vade tarihli bononun, tahrifat öncesinde vade tarihinin 06.09.2006, keşide tarihinin ise 06.08.2006 olarak düzenlendiği belirtilmiş; aynı husus savcılık tarafından aldırılan 10.06.2010 tarihli ekspertiz raporunda da tespit edilmiştir. Yine, ATK tarafından düzenlenen raporda “3” nolu, 04.07.2006 tanzim, 06.09.2006 vade tarihli bononun da tahrifat öncesinde vade tarihinin 06.07.2006 olduğu tespit edilirken, savcılık tarafından aldırılan raporda da vade tarihinin daha evvel 06.01.2006 olduğu belirtilmiştir.

Somut olayda, “2” ve “3” nolu senetlerin ödeme tarihi başlığı altında yazılı vade tarihlerinde tahrifat yapıldığı belirlenmiş olup, düzeltmenin yanında keşideciye ait paraf ya da imza bulunmadığından ve dolayısıyla yapılan düzeltme geçersiz olacağından senetlerde yer alan ödeme tarihinin düzeltmeden önceki tarih olduğunun kabulü gerekir.

TTK`nun 778. maddesinin göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanunun 703. maddesine göre, çift vadeli olarak düzenlenen senetler, bono vasfında sayılamaz.

Buna göre; takip dayanağı “2” nolu bonoda “ödeme tarihi” kısmında yer alan tarihin 06.09.2006 olarak yazıldığı, senet metninde ise vadenin “Ağustos 2006” olarak gösterildiği; “3” nolu bonoda ise “ödeme tarihi” kısmında 06.07.2006 yazıldığı, senet metninde ise vadenin “Eylül 2006” olarak gösterildiği, bu durumda çift vade bulunması nedeniyle her iki senedin kambiyo senedi vasfını haiz olmadığı anlaşılmaktadır. (Her ne kadar savcılık tarafından aldırılan ekspertiz raporunda “3” nolu senedin vade tarihinin 06.01.2006 olarak düzenlendiği tespit edilmiş ise de bu hali ile de senet metninde yer alan tarih esas alındığında çift vade olduğu görülmektedir.)

O halde; mahkemece, borçlunun tahrifat iddiası hakkında da İİK`nun 170/a maddesi gereğince “2” ve “3” sıra nolu senetler yönünden takibin iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile hüküm tesisi isabetsizdir.

Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK`nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ Esas: 2016/1992 Karar: 2016/15636 Tarih: 02.06.2016

  • HMK 207. Madde

  • Senette Çıkıntı, Kazıntı ve Silinti

Alacaklının, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlattığı takipte, borçlu icra mahkemesine yaptığı başvurusunda, senet bedeli ve vadesinde tahrifat yapıldığını, gerçek vade tarihi olan 07.12.2011 tarihine göre senedin zamanaşımına uğradığını, senet tanzim tarihinin sonradan eklendiğini ileri sürerek imzaya, borca ve faize itiraz ettiği ve senedin kambiyo vasfı bulunmadığına dair şikayette bulunduğu ve takibin iptaline karar verilmesini istediği; mahkemece davanın reddine ve borçlular aleyhine tazminat ve para cezasına hükmedildiği anlaşılmaktadır.

Senet tanzim tarihinde yürürlükte bulunan 6762 Sayılı Kanun’un 690. maddesi ( 6102 Sayılı TTK’nun 778. maddesi ) göndermesiyle uygulanması gereken 6762 Sayılı Kanun’un 615. maddesi ( 6102 Sayılı TTK’nun 703/c maddesi gereğince bononun vade tarihinin “keşide gününden muayyen bir müddet sonraya” ait bulunması zorunludur. Aksi takdirde dayanak belge kambiyo senedi vasfını taşımaz.

Bonoda vadenin 6762 Sayılı TTK.nun 615, 616. maddelerine ( 6102 Sayılı TTK’nun 703, 704. maddelerine ) aykırı olarak düzenlenmesi ve vade tarihinin tanzim tarihinden önceki bir tarihi taşıması halinde senet, bono vasfını yitirir. Bu kuralın tespitinde ve yukarıda yazılı hükümlerin uygulanmasında senedin tahrifattan önceki durumu geçerli kabul edilir ( HGK. 14.05.2003 tarih ve 2003/12-347 E. 2003/345 K. ).

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 207. maddesinde6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 207. maddesinde; “Senetteki çıkıntı, kazıntı veya silinti ayrıca onanmamışsa, inkar halinde göz önünde tutulmaz. Bu tür çıkıntı, kazıntı veya silinti mahkemece senedin geçerliliğine ve anlamına etkili olacak nitelikte görülürse, senet kısmen veya tamamen hükümsüz sayılabilir” hükmü yer almaktadır ( 1086 Sayılı HUMK’nun 298. maddesi ). Buna göre mevcut olan çıkıntı veya senet metni altındaki hak ve silinti ayrıca tasdik edilmemiş ise inkar halinde yok hükmündedir. Bir başka anlatımla senet üzerinde yapılan değişikliklerin geçerli olabilmesi için, düzenleyen tarafından imza veya paraf edilmek suretiyle onanması gerekir. Onanmamış çıkıntı, kazıntı veya silintinin tespit edilmesi halinde, senedin düzeltme öncesi durumuna göre değerlendirme yapılır.

Borçlunun bononun tanzim ve vade tarihinde tahrifat yapıldığına yönelik iddiası, 170/a maddesi kapsamında şikayettir. Takip dayanağı bononun tanzim ve vade tarihinde tahrifat yapılması kambiyo vasfını etkilemiyorsa takibin iptalini gerektirmez. Ancak tahrifat öncesi tanzim tarihlerinin, bonoların vade tarihinden sonrasına dair olduğunun belirlenmesi halinde ise senet kambiyo vasfını kaybedeceğinden 170 /a maddesi uyarınca takibin iptali gerekir.Somut olayda, takip dayanağı senette yer alan tanzim tarihi 20.08.2011 olup, vade tarihi 17.12.2011’dir. Mahkemece dosyanın bilirkişiye tevdii üzerine bilirkişi tarafından düzenlenen 12.10.2015 havale tarihli raporda; senedin sağ alt köşesinde yazılı bulunan ( keşide tarihi ) tarih rakamlarından yıl ifade eden rakamlardan 11 rakamının alt kısmında yazılı bulunan orijinal rakamların kazınarak silindiği ve başka bir kalemle yerine halen mevcut ( 11 ) rakamının yazıldığı, tahrifatın yapıldığı kalemle diğer rakamlar üzerinden geçildiği, mekanik kazıma işleminde kağıt elyafı da bütünüyle kaldırıldığından orijinal rakamların okunmasının mümkün olmadığının bildirildiği görülmektedir.

Yapılan bu tahrifat ile oluşturulan değişikliğin, keşidecinin imzasını veya parafını taşımadığı anlaşılmaktadır. Aynı raporda senedin diğer bölümlerinde herhangi bir tahrifat emaresinin mevcut olmadığı belirtilmiştir.Bu durumda, bilirkişi raporuna göre, senedin tanzim tarihi yıl hanesinde tahrifat yapıldığı ve tahrifattan önceki tanzim tarihinin ne olduğu, buna bağlı olarak da vade tarihinin tanzim tarihinden sonraya ait bir tarih olup olmadığı belirlenemediğinden, bu belirsizliğin borçlular lehine değerlendirilerek senedin kambiyo vasfının ortadan kalktığının kabulü gerekir. Hal böyle olunca kambiyo senedi niteliğini taşımayan bu belge ile kambiyo takibi yapılması mümkün değildir.O halde mahkemece, borçluların borcun kabulüne veya imza itirazından vazgeçmeye dair bir beyanlarının da bulunmadığı nazara alınarak 170/a-2. maddesi gereğince takibin iptaline karar verilmesi gerekirken, açıklanan bu hususlar gözardı edilerek yazılı şekilde istemin reddine yönelik hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ : Borçluların temyiz itirazlarının kabulüyle mahkeme kararının yukarıda yazılı sebeplerle 366 ve 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre borçluların sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ Esas: 2014/28187 Karar: 2015/3316 Tarih: 19.02.2015

  • HMK 207. Madde

  • Senette Çıkıntı, Kazıntı ve Silinti

Alacaklı tarafından, bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine başlandığı, örnek 10 numaralı ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun yasal sürede icra mahkemesine yaptığı başvuruda, borca ve imzaya itirazı ile birlikte ve senedin tanzim tarihinde tahrifat yapıldığına yönelik şikayette bulunduğu görülmektedir.

Bononun tanzim tarihinde tahrifat yapıldığına yönelik iddia, 170/a maddesi kapsamında şikayettir. Takip dayanağı bononun tanzim tarihinde tahrifat yapılması kambiyo vasfını etkilemiyorsa takibin iptalini gerektirmez. Ancak tahrifat öncesi tanzim tarihinin, bononun vade tarihinden sonrasına ilişkin olduğunun belirlenmesi halinde ise senet kambiyo vasfını kaybedeceğinden 170/a maddesi uyarınca takibin iptali sonucunu doğurur.

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 207. maddesinde6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 207. maddesinde “Senetteki çıkıntı, kazıntı veya silinti ayrıca onanmamışsa, inkar halinde göz önünde tutulmaz. Bu tür çıkıntı, kazıntı veya silinti mahkemece senedin geçerliliğine ve anlamına etkili olacak nitelikte görülürse, senet kısmen veya tamamen hükümsüz sayılabilir.” hükmü yer almaktadır. Buna göre mevcut olan çıkıntı, kazıntı veya silinti ayrıca tasdik edilmemiş ise inkar halinde yok hükmündedir. Bir başka anlatımla senet üzerinde yapılan değişikliklerin geçerli olabilmesi için, düzenleyen tarafından imza ve paraf edilmek suretiyle onaylanması gerekir. Onaylanmamış çıkıntı, kazıntı veya silintinin tespit edilmesi halinde, senedin düzeltme öncesi durumuna göre değerlendirme yapılır.

Tahrifat iddiasının incelenmesi ise 266. maddesi gereğince çözümü özel ve teknik bir bilgi gerektirdiğinden, hakim tarafından bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın tahrifatın olduğu ya da olmadığı sonucuna varılamaz.

O halde; takip dayanağı bonodaki tanzim tarihinde tahrifat bulunup bulunmadığı bilirkişi raporu ile belirlenerek yukarıda anılan ilkeler ışığında yapılacak değerlendirme ile bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile ve yazılı şekilde itirazın reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

Sonuç: Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle 366 ve 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19.02.2015 gününde oybirliği ile, karar verildi.


UYARI

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Makale Yazarlığı İçin

Avukat veya akademisyenler hukuk makalelerini özgeçmişleri ile birlikte yayımlanmak üzere avukatbd@gmail.com adresine gönderebilirler. Makale yazımında konu sınırlaması yoktur. Makalelerin uygulamaya yönelik bir perspektifle hazırlanması rica olunur.

Paylaş
RSS