0 212 652 15 44
Çalışma Saatlerimiz
Hafta İçi 09.00 - 18.00

Sanık veya Hükümlünün Aleyhine Yargılamanın Yenilenmesi Nedenleri

CMK Madde 314

(1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış olan bir dava aşağıda yazılı hâllerde sanık veya hükümlünün aleyhine olarak yargılamanın yenilenmesi yolu ile tekrar görülür:

a) Duruşmada sanığın veya hükümlünün lehine ileri sürülen ve hükme etkili olan bir belgenin sahteliği anlaşılırsa.

b) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek nitelikte olarak görevlerini yapmada sanık veya hükümlü lehine kusur etmiş ise.

c) Sanık beraat ettikten sonra suçla ilgili olarak hâkim önünde güvenilebilir nitelikte ikrarda bulunmuşsa.



CMK Madde 314 Gerekçesi

Tasarı, sanığın veya hükümlünün aleyhine yargılamanın yenilenmesi nedenlerini 1412 sayılı Kanuna göre daha da sınırlandırmış olup, yalnızca, duruşmada sanığın veya hükümlünün yararına kullanılan ve hükme etkili olan bir belgenin sahteliğinin anlaşılması veya hükme katılmış hâkimlerden birinin, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir cezayla hükümlülüğünü gerektirecek nitelikte sanık veya hükümlü yararına görevini yerine getirmekte kusurlu olması yahut sanığın beraat ettikten sonra suça ilişkin olarak hâkim önünde güvenilebilir nitelikte ikrarda bulunması hâllerinde istenebileceğini kabul etmiştir. Böylece Batı kanunlarında kabul edilmiş esaslara yaklaşılmıştır.


CMK 314 (Sanık veya Hükümlünün Aleyhine Yargılamanın Yenilenmesi Nedenleri) Emsal Yargıtay Kararları


YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ Esas : 2016/397 Karar : 2017/1825 Tarih : 11.05.2017

  • CMK 314. Madde

  • Sanık veya Hükümlünün Aleyhine Yargılamanın Yenilenmesi Nedenleri

Adalet Bakanlığı’nın, ….2015 tarihli yazısı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık …. hakkında Kayseri ….. Sulh Ceza Mahkemesi`nin ………/2015 tarihli ve 2013/….. E., 2013/….. K. sayılı ek kararı ile verilen kamu davasının düşmesine dair kararın kanun yararına bozulmasına yönelik talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca ……/2015 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi. Gereği Görüşülüp Düşünüldü:

Sanık hakkında “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçuna dair Kayseri …… Sulh Ceza Mahkemesinin ……../2013 tarihli ve 2013/……E., 2013/……K. sayılı kararı ile 5560 Sayılı Kanun ile değişik TCK`nın 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği ve kararın yasa yoluna başvurulmadan kesinleştiği,

Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uyduğunun bildirilmesi üzerine, Kayseri …… Sulh Ceza Mahkemesince ek karar ile 5560 Sayılı Kanun ile değişik TCK`nın 191/5. maddesi uyarınca sanık hakkındaki kamu davasının düşürülmesine karar verildiği ve kararın yasa yoluna başvurulmadan kesinleştiği anlaşılmıştır.

Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, “….sanık hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına 27/01/2014 tarihinde başlandığı, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri süresinin 26/02/2015 tarihinde sona erdiği, Erzurum …… Asliye Ceza Mahkemesi`nin ……/2015 tarihli ve 2014/….E., 2015/…..K. Sayılı ilâmından sanığın tedavi ve denetimli serbestlik süresi içinde ……./2014 tarihinde uyuşturucu madde bulundurmak suçunu işlediği anlaşılmakla, sanık hakkında davaya devam edilerek hüküm kurulması yerine yazılı şekilde davanın düşmesine dair karar tesis edilmesinde isabet görülmemiştir.”, denilerek, Kayseri …… Sulh Ceza Mahkemesinin …../2015 tarihli ve 2013/…..E., 2013/…..K.sayılı ek kararının bozulması istenmiştir.

Sanık hakkında Kayseri …… Sulh Ceza Mahkemesi’nin ……./2013 tarihli kararı ile verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında, Erzurum Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün ………2015 tarihli yazısı ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazının ……..2015 tarihinde tamamlandığının bildirilmesi üzerine mahkemece ………./2015 tarihli ek karar ile 5560 Sayılı Kanun ile değişik TCK’nın 191/5. maddesi uyarınca sanık hakkındaki kamu davasının düşürülmesine karar verilmiştir. Ancak daha sonra, esasen sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında başka bir soruşturma kapsamında ……….2014 tarihinde yeniden esrar kullandığı şüphesi ile gözaltına alındığı ve yapılan idrar tahlilinde esrar kullandığı tespit edilerek bu eylemi sebebiyle Erzurum ….. Asliye Ceza Mahkemesi`nin 2014/…….E. sayılı dosyasında yargılandığı ancak bu durumun tedavi ve denetimli serbestlik dosyasına yansımadığı anlaşılmıştır.

………./2015 tarihli düşme kararından sonra bu durumun mahkemesine bildirilmesi üzerine, mahkeme verdiği düşme kararının hatalı olduğunu farkedip kendi kararına karşı kanun yararına bozma ihbarında bulunmuştur. …… sanık hakkındaki kamu davasının düşme koşulları oluşmadığı halde mahkemece düşme kararı verilmesi olup, karardaki hukuka aykırılık mahkemece delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülmesine dayanmaktadır. Başka bir deyişle, mahkeme karar tarihi itibari ile varlığından haberdar olmadığı sanık aleyhine bir delili sehven değerlendirme dışı bırakarak düşme kararı vermiştir. Bu nedenle, delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülmesine dair hukuka aykırılığın kanun yararına bozma olağanüstü kanun yoluna konu olamayacağı, ancak mahkemesince hüküm tarihinde bilinmeyen ve sonradan ortaya çıkan bu durumun CMK`nın 314. maddesinde düzenlenen “Sanık veya Hükümlünün Aleyhine Yargılamanın Yenilenmesi Nedenleri” kapsamında değerlendirilebileceğinden, kanun yararına bozma talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlere göre; “sanık hakkındaki kamu davasının düşürülmesine” dair Kayseri ……. Sulh Ceza Mahkemesi’nin ……/2015 tarihli ve 2013/……E., 2013/…..K. Sayılı ek kararına yönelik kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, dosyanın Adalet Bakanlığı’na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı`na gönderilmesine, 11.05.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ Esas : 2014/4187 Karar : 2014/15160 Tarih : 18.06.2014

  • CMK 314. Madde

  • Sanık veya Hükümlünün Aleyhine Yargılamanın Yenilenmesi Nedenleri

Taksirle öldürme suçundan sanık hakkındaki kamu davasının reddine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Sanığın sevk ve idaresindeki araç ile 10/12/2002 tarihinde mağdur yaya B. Ö..’a çarparak yaralamasından dolayı açılan taksirle yaralama suçundan yapılan yargılama sonunda, mahkece 21.10.2003 tarihinde, 2002/558 Esas ve 2003/331 Karar sayı ile verilen mahkûmiyet hükmünün temyiz incelemesinden geçmeden 30/10/2003 tarihinde kesinleşmesinden sonra, mağdur B. Ö..’ın 10/07/2005 tarihinde öldüğü ve 12/09/2007 tarihli adli tıp raporuyla olay ile ölüm arasında illiyet bağı bulunduğunun saptandığı anlaşıldığından, sanık hakkında taksirle öldürme suçundan kamu davası açtırılması sağlanıp yapılacak yargılama sonucunda mevcut delillere göre sanığın bu suçtan cezalandırılması halinde taksirle yaralama suçundan önceden verilip kesinleşen cezanın mahsubu gerekirken, gerek Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 28.09.2009 tarihli 2009/7301 - 9322 Esas ve Karar sayılı ve gerekse Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 27.04.2012 tarihli 2012/2472 - 11235 Esas ve Karar sayılı bozma ilamlarına uyulduğu halde bozma gerekleri yerine getirilmeden ve taksirle öldürme suçundan açılmış ayrı bir kamu davası bulunmadığı, iş bu dosyanın yargılamanın yenilenmesi talebi üzerine yürütüldüğü, 5271 sayılı CMK’nın 314. maddesinde yargılamanın yenilenmesi için öngörülen koşullar oluşmadığından, aynı Kanun’un 315/2. maddesindeki “Hatanın giderilebilmesini sağlayacak başka bir yol varsa, yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilemez” hükmü de dikkate alınarak, CMK’nın 314, 315. maddeleri gereğince davanın reddine karar verilmesi yerine, açılmış ayrı bir kamu davası varmış gibi hatalı değerlendirme yapılmak suretiyle mükerrer dava olduğundan bahisle CMK`nın 223/7. maddesi gereğince kamu davasının reddine karar verilmesi,

Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK`un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak ( BOZULMASINA ), oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ Esas: 2013/27509 Karar: 2014/17702 Tarih: 23.06.2014

  • CMK 314. Madde

  • Sanık veya Hükümlünün Aleyhine Yargılamanın Yenilenmesi Nedenleri

Olay yerinden temin edilen ve kanıt niteliği taşıyan parmak izleri, yargılamayı yapan mahkemece değerlendirilip, sanığa ait olup olmadığının tespiti yönünden, Adli Tıp Kurumundan rapor istenmiş, Fizik İhtisas Dairesince yapılan parmak izi karşılaştırması sonucunda düzenlenen 21.01.2008 gün ve 9916 sayılı raporda, parmak izlerinin sanığa ait olmadığının belirtilmesi üzerine, konusunda uzman bilirkişiler tarafından düzenlenen bu rapor mahkemece hükme esas alınarak sanığın beraatine karar verilmiş, hükmün kesinleşmesinden sonra, asıl failin belirlenmesi için yapılan soruşturma sırasında, Jandarma Genel Komutanlığından alınan 09.11.2010 tarihli aksi yönde görüş içeren bilirkişi raporuna dayanılarak yerel C.Savcılığınca sanık aleyhine yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunulmuştur.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.03.2014 gün ve 2012/3-909, 2014/121 sayılı kararında da belirtildiği üzere, hükmün kesinleşmesinden sonra yargılamanın yenilenmesine dayanak olarak ileri sürülen bilirkişi raporu, mahkemenin yargılama sırasında temas ettiği, bilgi sahibi olduğu, incelediği ve değerlendirmeye tabi tuttuğu bir konuya ilişkin olduğu takdirde sonuca etkili yeni bir delil niteliğinde olmayacaktır. Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin hükme esas alınan raporunun sahteliğinin de ileri sürülmemesi karşısında, anılan CGK kararında da değinildiği üzere, kesin hükümden dönülmesini gerektirecek, duruşma açılmasını haklı ve gerekli kılacak ciddiyette yeni delil ve olayların ortaya konulmuş olması halinde duruşmalı incelemeye yönelmek gerektiği de dikkate alınarak, CMK.nın 314. maddesinde sayılan yargılamanın yenilenmesi koşullarından hiçbiri oluşmadığından, yerel mahkemece, CMK.nın 318. maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesi isteminin kabule değer olmadığına karar verilmesi gerekirken, istem kabule değer bulunup, duruşma açılmış olması karşısında, bu aşamada, CMK.nın 323/1. maddesi uyarınca önceki hükmün onaylanması gerektiği halde, daha önce üzerinde değerlendirme yapılan parmak izi kanıtı hakkındaki farklı bir raporun hükme esas alınması suretiyle sanığın mahkumiyetine karar verilmesi,

2- ) Kabule göre de;

5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkra 1. fıkra ( c ) bendinde yer alan hak yoksunluğunun sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverme tarihine kadar, diğer kişilere karşı yetkileri yönünden ise mahkum olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar geçerli olacağı gözetilmeden, kişiler yönünden ayrım yapılmadan c bendindeki yoksunluğun koşullu salıverme tarihine kadar uygulanması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 23.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


UYARI

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Baran Doğan’a aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir.

Makale Yazarlığı İçin

Avukat veya akademisyenler hukuk makalelerini özgeçmişleri ile birlikte yayımlanmak üzere avukatbd@gmail.com adresine gönderebilirler. Makale yazımında konu sınırlaması yoktur. Makalelerin uygulamaya yönelik bir perspektifle hazırlanması rica olunur.

Paylaş
RSS